Anasayfa

spsb8mhl_d9znq_qhr6b_vb80t.jpg Resimleri
 

Sosyal Medyadan TV Yarışmasına Uğur Toplama Kampanyası


Pin It
Bizim Ozan (Ozan Sakin) Bloomberg HT'deki Kelime Oyunu'nda yarışmacı oldu. Canlı yayında bir bilgi yarışmasında yarışma fırsatı bulmuşken de, kendi deyimiyle bunu bir "mini transmedya kampanyasına" dönüştürdü.

Perşembe günkü yarışmada birinci olmayı başaran Ozan, yarışmanın sunucusu Ali İhsan Varol tarafından  "İlk defa bir yarışmacım, internet üzerinden uğur topluyor, ilginç bir durum hakikaten" cümlesiyle tanıtıldı. Peki bu internetten uğur toplama da neyin nesiydi? Ozan'dan bilgi rica ettik ve sağolsun, bizi kırmayarak sorularımızı yanıtladı. Bundan sonrasını Ozan'ın ağzından dinleyelim:
 
"Canlı yayında yarışacağımı etrafa söyledikten sonra herkes şaka yollu "TV'den bize selam söyle!" "Oradan bize el salla" demeye başladı. Fırsatını bulup canlı yayına çıkmışken, beni izleyecek arkadaşlarımı, tek tek isimlerini saymadan, nasıl selamlarım diye düşündüm. Bir şekilde, canlı yayın sırasında vereceğim bir anahtar kelime sayesinde, arkadaşlarımı haberdar etmek ve konu etrafında sohbet etmek için açtığım Facebook Event sayfasına göndereyim, yarışmadan döndükten sonra da onlarla sohbete, eğlenmeye Facebook üzerinden devam ederim diye düşündüm. Şöyle bir kurgu yarattım.
 
1) Sunucunun izniyle, canlı yayında seyircilerden Google'da "ozan sakin" şeklinde arama yapmalarını istedim.
2) Arama yapanlar, benim hazırladığım Adwords metinleriyle karşılaşır ve tıklayanlar son attığım Tweet'e yönlenir.
3) O tweet'te - şaka yollu - arkadaşlarımdan, hemen Facebook'a gelip bana oradan kopya vermelerini isterim. (Kurgunun detayları burada)





...ve orada muhabbet devam ederken, hakikaten gelip katıldım, çok eğlendim (sohbetin gelişimine buradan bakabilirsiniz). Beni canlı yayında izlerken, eşzamanlı olarak bu kurguya katılsın, bir ufak selamımı alınca medyadan medyaya zıplayıp eğlensinler istedim.
 
Ozan'ın transmedya tanımlaması da şöyle:
 
Online offline kardeştir, benim motto'm. Sosyal medya konusunda kulak verdiğim abilerden biri Paul Isakson [@pualisakson] şöyle demiş:  “The magic of social media is not what happens in social media but what happens outside of it." Transmedya konusunda da Faris Yakob'a [@faris] kulak veriyorum.

Ozan'ın "internet uğuru'nu anlattığı anın videosu. Peki, Ozan'a uğur getirmiş mi bu kampanya gerçekten?
 

Bu sefer özel bir kampanya yok ama bu sorunun cevabını tam da bu akşam göreceğiz. Hafta birinciliği için tekrar yarışıyorum bugün. (Heyecandan da ölmek üzereyim.) Eğer vaktiniz olursa, (edit: bugün) 28 Ocak Cumartesi akşamı 20:00'de Bloomberg HT kanalında Kelime Oyunu yarışmasını izleyebilirsiniz.
 

Ek bilgi:

Yarışmayı sevenler için, o günkü bölümün linki: http://tvarsivi.com/player.php?y=443&z=2012-01-26%2020:10:00


Ozan Sakin Digiturk'te interaktif pazarlama iletişimi uzmanı olarak çalışıyor. Adwords'te bitişik yazılan "şuan" için peşinen özür diliyor, harfler sığmamış ve bütün bu kampanyayı bir saatte kurgulamış.



Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Aygül Pembecioğlu (29 Ocak, 2012 12:23 Pazar)
Dün gece kalp krizi geçirtti bize. Son dakikada birinci oldu. 2 hafta sonraki finalleri heyecanla bekliyoruz fm :)

ozan sakin (29 Ocak, 2012 22:38 Pazar)
Fun Fact #1 Kendi arkadaşlarıma yönelik yaptığım bu kurguda, mobil ve tablet cihazlardan arama yapıldığında Adwords reklamının çıkmadığını fark ettim. "Ozan iPhone'dan aradık taradık çıkmadı bir türlü?" "Ozan anında iPad'den girdik yok bişi?" Sanırım bu parametreyi bir dahaki sefere dikkate almam gerekecek. Yani, "anlık cevap" "immediate response" istenen entegre kurgularda, mobilin önemi çok daha fazla. Kulağıma küpe olsun.

ozan sakin (29 Ocak, 2012 22:44 Pazar)
Fun Fact #2 Adwords...Ad...Adwö...Konuşamıyorum. Adwords'ün CTR'ı %36 çıktı (!)

Yalçın (settar) Pembecioğlu (29 Ocak, 2012 22:53 Pazar)
kelimeyi değil de reklamı arayınca CTR yüksek çıkar tabii :)

yine de inanılmaz bir oran, kabul ediyorum.

ozan sakin (30 Ocak, 2012 00:50 Pazartesi)
Adwords bir reklam yöntemi olduğu için, reklam dünyasının parametreleriyle konuşunca olay ilginçleşiyor. Şöyle; senin bana attığın maillerin, benim tarafımdan okunma ve açılma oranı da %100. Bunu endüstri standartlatıyla karşılaştıramam mesela (:

Ben de insanların heyecanını, engagement'ını CTR'la ölçemiyorum. Oradaki %36, aslında şöyle bir oran (diye akıl yürütüyorum.)

(T)DN / [(T)dn + (t)DN] where;
(T)=tanıdığım, (t)=tanımadığım
DN=digitally native, dn=non-digitally native.

Anlamlandırmama yardımcı olur musunuz?

Yalçın (settar) Pembecioğlu (30 Ocak, 2012 11:04 Pazartesi)
tabii senin doğrudan yönlendirmeni dinlememiş, ama adını duyup verdiğin zekice yanıtları duydukça seni merak etmiş bir kitle de arama yapmış olabilir :)

ozan sakin (30 Ocak, 2012 12:36 Pazartesi)
#basimabirseygelmeyecekse o kitle arama motoruna değil de, social search'e yönelip Facebook'tan (Feys) arkadaşlık daveti göndererek kendini ifade ediyor Yalçın :) O zaman:

Fun Fact #3 TV'de isim yerine unique code vermeyi düşünüyorum nedense :)

Yalçın (settar) Pembecioğlu (30 Ocak, 2012 12:47 Pazartesi)
QR kodlu tişört giy istersen finalde :)

örnek:



ozan sakin (30 Ocak, 2012 18:20 Pazartesi)
Kusura bakma, QR code'lu etekler benim dress code'uma uygun değil :) O değil de, ben finali de kazanırsam, sen giy... ama tişört giy, etek giyme :)

Yalçın (settar) Pembecioğlu (30 Ocak, 2012 20:32 Pazartesi)
etek bana yakışmaz, çırpı bacağım ben :) 

Melih Cılga (02 Şubat, 2012 09:06 Perşembe)
Gayet zekice kurgulanmış samimi bir mini-kampanya olmuş, çok sevdim. Bir tek, bunu bir “transmedya” uygulaması olarak adlandırmaya takıldım.

Mümkün olan bütün online / offline mecraların entegre biçimde kullanıldığı başarılı bir 360 derece uygulama olduğuna katılırım, fakat “transmedya” diyebilmek için, ayrıca bir de seyircilerin / kullanıcıların hikayenin içerisine farklı derinliklerde ve farklı içerik seviyelerinde dahil olabilecekleri bir ekstra kurgu da olması gerekmiyor mu?

(Yani arka planda farklı derinliklerde kurgulanmış öyle bir hikaye mimarisi olmalı ki, herhangi bir mecrada bu hikayenin bir katmanıyla karşılaşan kullanıcının ancak başka mecralarda keşfedebileceği ve hatta müdahale edip dahil olabileceği farklı katmanlar olması?)

Yoksa o zaman 360 ve transmedya arasındaki fark nedir? 

ozan sakin (02 Şubat, 2012 17:08 Perşembe)
Melih selam, transmedya lafını tam da bu noktaları kaşımak, bu farklar üzerinde düşünmek için kullandım. Gündeme getirmen süper oldu. Kullanıcılar - ki bu durumda benim arkadaşlarım oluyorlar - bu hikâyeye şu boyutlarda katıldılar. Kurgunun son adımı Facebook Event sayfasına yönleniyordu. İnsanlar yarışmayı TV'den izlerken, eşzamanlı olarak Facebook'ta da bu oyunu oynadılar. TV'de soru bana sorulduğunda, ben olduğum yerde kaşınıp bulamazken, insanlar comment'lerde doğru cevapları veriyordu ve kendi başlarına oynuyordu. "Bir veya daha fazla derinlik + Bir veya daha fazla içerik" seviyesini transmedya olmanın önkoşulu sayıyorsak, transmedya diyelim. Olmuyorsa  "TV'yle sosyal medya birleşmiş işte" de denebilir. Ama şakalı Google Adwords candır :)

Melih Cılga (03 Şubat, 2012 11:30 Cuma)
Ozan haklısın, transmedya meselesini kaşımaya ve üzerinde düşünmeye devam etmek gerekiyor bence de. Bu konuyu derli toplu özetleyen bir yazı, birkaç ay önce Taylan Yapıcı çevirisiyle WDO Lab sitesinde yayımlanmıştı, konuya ilgi duyan herkese öneririm o yazıyı.

Ayrıca, senin de söylediğin Faris Yakob bu konuya kafa yoran genç kuşak reklamcılar içerisinde önemli bir adam. Bir kuşak daha eskiye, bu işin ağır abilerine / babalarına gidersek, Henry Jenkins ve Frank Rose’un bloglarını da takip etmekte fayda olduğunu söyleyebilirim.

Bu arada, ah keşke aramızdan bir kahraman çıksa da Jenkins’in “Convergence Culture” ve Rose’un “The Art of Immersion” kitaplarını Türkçeye çevirse. :)
 
 


Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.