Apple Computer'ün kurucu ortağı ve daha sonra yani kendi kurduğu şirketten atıldıktan sonra Next Computer'ün kurucusu ve aynı zamanda Pixar Animation Studios'un kurucusu olan yine bu dönemde The Walt Disney Company'nin yönetim kurulu üyeliğini yapmış Steven Paul Jobs hayata gözlerini yumdu.
1997 yılından itibaren Apple'ın Next'i satın almasıyla birlikte Apple'da Ceo'luk görevini devralan Jobs geçenlerde sağlık problemleri nedeni ile emekliliğini ilan etmişti.
Bana kalırsa bu adamın hayata gözlerini yumması büyük bir tarih olayıdır. Döneminin çok sonralarında dahi ismi zikredilecek olan bu adamın ölümüne rakipleri bile çok üzülmüş olmalı çünkü bilişim sektörü onun vizyonundan nemalanmaktaydı. Sadece kullanılabilirlik yönünden bile ona çok şey borçlu olduğumuzu düşünüyorum. Şu tarihi konuşmayı dinlemeyen kalmamıştır heralde ama olura kaldıysa ona da göz atın;
Sabah 7'de uyandigimizda haberi Yalcin soyled. Akabnde hemen arabaya binip toplantilara gittik. Arabada ikimizde konusamadik. Yakin birini kaybetmisim gibi hissediyorum....
Steve Jobs'ın yaptığı ürün lansmanlarını, meşhur konuşmasını vs izleyerek bir büyük içebilirim bu akşam. Öylesine bir hüzün ve burukluk var içimde sabahdan beri.
56 yıla bunca şeyi sığdırabilmiş olmak ise gerçekten inanılmaz. Şu an geride bıraktığım 29 yılı ve bu sürede neler yaptığımı sorgular vaziyetteyim.
Bigu'da onca Apple haberini düşününce neden sabah bu konuyla ilgili bir haberi yayınlamadım ki, böylece gün içinde herkes düşüncelerini rahat rahat yazabilirdi. Sanırım bunun sebebi anlayamadığım bir şekilde beklenen ölümün beni de sarsmış olması. Sabah 9'da bir sunumdaydık ve orada bu konu açıldığında perdenin önünde ağlamamak için konuyu değiştirmek zorunda kaldım. Bir yakınım ölmüş gibi bir acımı kendi kendime yaşamacılık haline geçtim, Bigumigu'da bu konuyla ilgili konuşmak isteyeceğimiz aklıma gelmedi. Neyse ki öğlen Volkan'laydık da biraz konuşup konuyla ilgili içimi dökebildim. Sabah otomobilde Aygül'ün gözünden düşen yaşlar benim de içime aktılar.
Karanlık çöktükçe karamsarlığım ve hüznüm de onunla birlikte çoğalıyor. Zaten küçüklüğümden beri böyle olur. Vidyoyu izleyip, yazılanları da okuyunca, bir pazar gecesi banyo yaptırılıp da zorla uykuya göderilen, ütü kokusu gitmemiş odada sabah okula nasıl gideceğini düşünüp soğuk terler döken ilk okul zamanlarımdaki tedirginliğime büründüm... Nicedir olmazdı...
Çok ilginç bir histi ve eminim çok kişi bunu hissetti. Sadece haberlerde, internette gördüğüm biri için öldüğünü duyduğumda yakınım biri ölmüş gibi hissettim. Bil gates ölse bu kadar üzülürmüydüm bilmem. Sosyolojik bir açıklaması vardır elbet. Açıklayabilen varsa buradan okumak isterim.