Anasayfa

py19j548_5mpju_7leas_e7myg.jpg Resimleri
 

İPZ 2011'de Bigumigu ile İlgili Merak Edilen Konular


Pin It
Bugün İPZ 2011'in kapanış oturumunda sevgili Günseli Özen Ocakoğlu'nun yönetiminde, Refik Çağlayan, Arzu Cihangir, Alemşah Öztürk, Selim Yörük, Onur Yüksel ve ben eski pazarlama blog yazarları olarak 5 yılda neler yaptığımızı konuştuk.

Konuşma sırasında bana sorulan sorular, genel olarak tüm Bigumigu takipçilerini de ilgilendirdiği için buradan yazılı olarak da yanıtlamak uygun olur diye düşündüm (Aygül'ün elinde tavayla tepemde yazıyı zorla yazdırdığını aklınıza bile getirmeyin yoksa :P).

İlk soru dostum Aycan Çevik'ten geldi. Çeşitli dergiler için röportajlar da yapmış, gazetecilik tecrübesi olan bir hınzır olarak gayet ilginç bir soru sordu Aycan: sorusunda yeni kurduğumuz işimizle ilgili olarak, hizmet verdiğimiz markalar dışında ajanslara da trend sunumları yapmanın bir cüret, cesaret işi olup olmadığını, ajansların zaten bu yenilikleri takip ediyor olmalarının gerekip gerekmediğini sordu. Benim bu soruya yanıtım şöyleydi; bugünün pazarlama iletişimi ortamında müşterilerin ajanslarından bu tip sunumları beklemeleri artık biraz naiflik. Ajansların bu tip araştırmalara ayıracak yeterli kaynakları yok ve onların da bu hizmeti dışkaynaklardan temin etmeleri daha uygun oluyor. Biz Aygül'le hem internette belli konularda araştırmalar yapma konusunda, hem de reklam ajansı ve markaların pazarlama bölümlerinde görev yapmanın getirdiği tecrübe ile tüm zamanımızı bu işe verebiliyoruz. Bir ajansta bizim tecrübemizde bu araştırmaları yapabilecek kişilerin o sırada yapacak mutlaka daha önemli işleri olacağından bizim sunumlar kadar geniş kapsamlı ya da derin analizli sunumlar ortaya çıkarmaları kolay değil.

Diğer bir dinleyicimiz de (umuyorum ki buraya yorum yazarak kendini tanıtır, ben sahne heyecanının da getirdiği dalgınlıkla ismini unuttum), Bigumigu'nun eski günlerinde daha yorum içeren analizlerle haberler hazırladığımız ve eskiden haberlerde daha çok yorum olduğuyla ilgili fikrimi sordu. Yorumların azalmasıyla ilgili olarak düşüncem, sizin de tahmin ettiğiniz gibi; Bigumigu'nun kurulduğu ve popülerliğini kazandığı 2005-2008 arasında Facebook çılgınlığının başlamamış olmasıyla doğrudan alakalı. Bireylerin kendi içeriklerini profillerinden paylaşma olanağı olmadığı zamanlarda Bigumigu ve benzeri niş sosyal ağlar, hem iletişim kurmak için, hem de düşüncelerimizi paylaşmak için en uygun alanlardı. Facebook devriminden sonra artık tüm içerikleri kendi profilimize taşıyıp tartışmaları ve yorumları da kendi evrenimizin merkezinden yönetme fırsatı bulduğumuzdan olsa gerek, yorumlarımızı hem Bigumigu'dan, hem de başka blog ve benzeri sitelerden esirger olduk. Bu anlaşılabilir bir durum ve bizim bu konuda ilk aşamada iş listemize aldığımız çözüm, yorumları Facebook'la eşleştirmek. Bu konuda ikinci bir düşüncem de, yorumların azalmasından yakınan Bigumigu dostlarının kendilerinin yorum yazması halinde bu eğilimin yeniden başlayabileceği yönünde. Ne de olsa Aygül ve ben hala zamanımızın önemli bir oranını Bigumigu'da geçiriyoruz ve sizlerle samimi iletişimimizi yorumlardan da sürdürmek bizim için her zaman çok keyifli bir internet eylemi.

Sorunun ilk kısmıyla ilgili olarak da bundan sonra yeniden haberlerimizi daha fazla yorum ve düşünceyle zenginleştireceğimizi, bu konuda önerilerinizin bizim için çok önemli olduğunu söyleyebilirim.

Bugünkü gibi toplantılarda, sunumlarda ilk defa karşılaştığım ama Bigumigu sayesinde hep tanışıyormuş gibi yakın hissettiğim tüm değerli üye ve takipçimize ilgileri ve geri bildirimleri için tekrar çok teşekkürler.


Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Aygül Pembecioğlu (23 Eylül, 2011 00:54 Cuma)
Çok eli maşalı bir kişiliğimdir. Tava da elime ayrıca yakışır :)

Ads Hominem (23 Eylül, 2011 11:58 Cuma)

Güzel, keyifli bir oturumdu, bu asıl konunun totemi olarak şurda dursun.

Benim üstünde durmak istediğim kısım ise Bigumigu'nun içerik üretimi ve kullanıcı yorumlarının azalmasıyla alakalı olacak.

Uzun zamandan beri Bigumigu'luyum. Bir dönem çok aktif olarak site ziyaretçileri arasında yer alırken şimdilerde pek fazla login şansım olmuyor. Ancak bu benim için Facebook bağlantılı bir sonuç değil. Zira Facebook'ta da çok fazla vakit geçiren biri değilimdir. Oysa küçük bir dönemsel kesit alırsak problemin kaynağının Facebook'tan çok daha büyük olduğunu görebiliriz. Hunger for fun!

Bigu'nun hiçbir zaman ortalama bir kullanıcı kitlesi olmadı. Her proje gibi Bigu da hedef kitlesinin "entertainment" ihtiyacını, reklam profesyonellerini bir araya getirip dünyadan sektörel sparkle'ları sunarak sağlıyordu. En azından durum benim için böyle. Peki değişen ne var? Aslında hiçbir şey, ben yine Bigumigu'yu sürekli takip ediyorum. Eminim benim gibi, giriş yapmadan Bigu'yu takip eden bir çok insan var. İşte bu yüzden kullanıcı jeneratörlü içerik sayısında bir azalma görülüyor.

İyi ama neden diye sorar gibi olanlar için şöyle bir açıklama getirmek istiyorum: New Media Relationship!

Yani ilişki yöntemlerinin yeni medya düzeniyle bir kil yumağı gibi elden ele geçerken şekillenmesi neticesinde ortaya çıkan ve ne yazık ki katılaşmaya başlayan heykelcik.

Facebook bunun tek suçlusu değil. Büyük bir suçlu ama asıl hedef değil. Bir piyes gibi anlatalım:

Perde açılır, spotlar parlar ve oyun...

- Ben dünyadan ve ülkemden reklam-pazarlama adına tüm eğlenceli ve dikkat çeken çalışmaları izlemek istiyorum.

- Sadece izlemek değil, izleyenlerle iletişimde de olmak istiyorum.

- Bunun için içerik üretme şansı da verilmiş. Üretiyorum... Kendimi, kendi tarzımla tanıtıyorum. Siteye, sevdiğim ortama katkım oluyor. Daha çok insan geliyor.

- İnsanlar beni seviyor ve izliyor.

- İnsanlar arasında sevdiğim ve izlediklerim var.

- Artık sosyal medya var. İletişim kurabildiğim eksenler değişiyor. İzlediklerim, beni izleyenler başka başka yerlerde. Topic'ler aynı bile olsa "kalabalık restoranda" yemek yemeyi tercih ediyorlar.

- Beni izleyenler azalıyor. İzlediklerim azalıyor.

- İletişimim zayıflıyor.

- İçerik üretmek için motivasyonum kalmıyor.

- Artık sadece sitenin DNA'sından gelen içeriği izliyorum. Yorum bile yapmıyorum. Çünkü artık yorumlar başka yerde, başka anlamlarda. "New Media literally is taken over by the power of influence". Bütün kurgular bunun üstüne... Bütün problemler de.

Çözüm? Bir yerden başlamak lazımdı, ben buradan başladım.

ozgeyalcin (23 Eylül, 2011 12:00 Cuma)
İşte ben yukarıdaki yorumu özlemiştim=)

Yalçın (settar) Pembecioğlu (23 Eylül, 2011 12:14 Cuma)
Ads, güzel bir nokta. Buradan hareketle yeni bir tespit daha yapalım:

2005'te reklam/pazarlama dünyasının gençleri olanlar bugün sorumluluk sahibi pozisyondalar. Seslerini eskisi gibi rahat çıkartamıyorlar malum sebeplerden. Belki de sürekli yeni genç kuşaklara odaklanmak gerekiyor.

Ads Hominem (23 Eylül, 2011 12:28 Cuma)
@settar
Türkçe'sini yazınca hiç havalı olmadı. Hatta sanki kızıyormuşum gibi oldu. O yüzden;

This is exactly what nicknames stand for like a stone. wink

Aygül Pembecioğlu (23 Eylül, 2011 12:34 Cuma)
Özge selam! :) 

Ads Hominem'in yazdıklarına katılıyorum (şahane açıklamışsın, klavyene sağlık :)). 

Seslerini çıkarma ağırlıklı Türk projeler & reklamlar için olabilir, o Bigu'yu çok etkilemiyordur bence. Ama dediğin gibi sorumluluklar arttığından ve zaman sorunu yaşadığımızdan artık yorum yazılması da lüks oluyor. 

Bir çok kişinin blog yazmayı bırakıp, Twitter'ı aktif kullanmasının nedeni bu. Minimum zaman, maksimum kişiye fikirlerini/tespitlerini ulaştırma. Bu durumda yorum yazmanın da motivasyonu kalmıyor. 

Belki de yorum yazıldıkça takip edilmesini daha kolay, yorum yazıldıkça alertlerin Twitter & Facebook ya da eposta ile entegre edilmesi düşünebiliriz.

Diyelim ben Bigu'yu 2 günde 1 takip ediyorum. Geri geldiğimde sayfadaki haberler değişiyor, kim neye yorum yazmış, ben neye yorum yazdım onu takip etmeyi kaçırıyorum. Bu kısımda bir tetikleme belki ama belki yapar?

Hmmm. Sesli düşünüyorum... :))  Çözüm... Hmmm...

Yalçın (settar) Pembecioğlu (23 Eylül, 2011 12:40 Cuma)
ads hominem; yine de bir seviyeye kadar profesyonellerin kendi kariyerlerini zedelemeyecek incelikte ama farklı düşünceleriyle sıyrılıp öne çıkabilecekleri sivrilikte yorumlar yapabilmeleri gerektiğini düşünüyorum. kimi zaman bir mahlasın ardındaki düşünce imzasız mektup gibi hakettiği değeri bulamadan kayboluyor.

sosyal medya yalnız bizi başkalarına değil, bizi bize de gösteren bir mekanizma. bir sosyal ağda çok kötü bir tecrübe sonrası delirip sinirle yazdığım ve bir markaya saldırdığım yazımı silmeyi çok düşündüm zamanında mesela. çünkü en çok eleştirdiğim sızlanan müşteri durumuna düşmüştüm. silmemeyi tercih ettim ama. bana herkesin bir sınırı olduğunu, o sınırdan sonra hepimizin panpişleşebileceğini öğretti, kendime de, çevreme de bakışımı değiştirdim bu olaydan sonra. kimliğimizi ve o kimlikle söylediklerimizi çok değerli buluyorum. küstürdüğüm ve üzdüğüm insanlar da sevindirdiğim, güldürdüğüm insanlar kadar benim bir parçam.

Aygül Pembecioğlu (23 Eylül, 2011 12:47 Cuma)
Yalçın & Ads Hominem konuşur, Aygül araya kara kedi gibi girer :P 

Ads Hominem (23 Eylül, 2011 14:31 Cuma)
Teşekkürler Vikicim. =)

Yalçın, kesinlikle çok haklısın. Hatta bunun bir savunma headline'ı olması bile gerekmiyor bence. Kendi kimliğinle girip bir şeyler yazma konusunda herkesin serbest ve profesyonel davranması çok klas bir durum. Ancak bu bir seçim haline gelmiş durumda. Sen, ben ve bazıları bunu yapabiliyor olsak da otokontrol devreye girip her halukarda frene basıyor bir yerde. Basmadığı zaman da tepki ve demotivasyon kaçınılmaz oluyor. Biliyorsun, bunu yakın zamanda bu platformda ben yaşadım.

Bir şeyden çekindiğim, kaçındığım, iş alamama korkusu yaşadığım için değil kullanıcı tepkileri neticesinde hiç sevmediğim "ağız dalaşına" çekilmeye çalışıldığım için Ads Hominem ile devam ediyorum yazmaya.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (23 Eylül, 2011 14:56 Cuma)
özge sen miydin bu arada o soruyu soran bakiyim? :)

ads, gizemli üye olarak takıl sen, sorun yok :) bu yorumlarının değerini değiştirmiyordur herhalde. fakat pozisyonunla yazdıklarının da ayrı ışık tutacağını kabul ediyorsundur okuyanlara. laf dalaşı konusunda ne kadar kaçarsan kaç bulur seni bir dalaşık; bu konuda da bir yüzleşme ve idare etme yöntemi geliştirmek gerekiyor. böyle zen zen takılıyor gibi görünebilirim ama ben de uğraşıyorum zaman zaman bıkbıkcılarla.

aycan (vic vega) çevik (23 Eylül, 2011 15:51 Cuma)
Benim popom havalarda şu an. Başka bir yorum yapamayacağım. 

Üf, tamam, yapacağım,.. "Gün gelir belki Bigumigu ajans olur" vizyonunun, bence çok daha füturist bir versiyonla hayata geçmesi beni gerçekten mutlu ediyor. Bigu'lar, uzaktan izleyip gurur duyduğum birkaç klandan biri,.. Aklınıza sağlık Bigucan'lar,.. 

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.