Yorumlar
kenan (zaujas) demir (04 Kasım, 2008 08:28 Salı)solda radikal neyse, sağda da zaman odur.Nedir? Olabildiğince objektifim deyipte aralarda kendi ideolojisini üzerimize boca eden, özgür medyaya vurgu yapıpta içinde özgür bedenlerin, bileklerin olmadığı gazete güruhu. Ama bu söylediklerim hem zaman hemde radikal için geçerli. Hepsi aynı yolun yolcusu.
ghiz (04 Kasım, 2008 09:07 Salı)Kesinlikle reklam başarılı ve vurucu. Bu gazete ki dünyada newsweek, times, dailynews etc. gridleri, layoutlarıyla, tasarım ve tipografisiyle yarışan bir gazete. Bu yonuyle saygı duyduğum ödüllü bir gazete! Objectif olmak gerek reklam basarılı ve gazeteye yakısır bir reklam ama maalesef ki bu reklamı yapan gazete zaman...doğru
zaujas hepsi aynı yolun yolcusu!
bilgi amacıyla...ama fotoda ki tipere de dikkat cekerim 
http://arsiv.zaman.com.tr/2003/03/10/haberler/h1.htm
http://www.snd.org/competitions/best.html
basın ilanlarında sondan 2 tanesi olmamış, öğrenci işi duruyor. reklam filmini desteklemesi açısından en üstteki yeterli bence.
ya takıldım bir de, abicim o adam neden basın ilanından düsecek gibi? asağıdan çeken birileri varmıs gibi duruyor?
neyse... ezberbozan (04 Kasım, 2008 09:31 Salı) Ben beğendim reklamı. Zaman'nın 20 yıllık bir geçmişi var. Nerden nereye dedirtiyorlar. Tasarım ve abonelik sitemi konularında dünya gazeteleri ile yarışıyorlar. Tek kötü yanları, Zaman'nın algısı. Ne yaparsa yapsın üzerindeki yaftadan kurtulması zor gibi görünüyor.
BigCell (04 Kasım, 2008 09:37 Salı)Tam üzerindeki yaftadan kurtulmaya çalışıyor diyecektik ki , haftasonu Hüseyin Düzmez ile ilgili Milli Gazete ve Vakit ile aynı safta durup ne tahliyeden ne de adamın ekranlara çıkıp rezilliğini bin kat artırmasından okuyucusunu haberdar etmedi ve görmezden geldi.
Zaman bu reklam kampanyası ile birlikte potansiyel reklam verebilecek firma yöneticilerine kendi 2007 tasarımlarından oluşan 3 kitap gönderiyor. bana da az önce geldi. Tasarımlar gerçekten çok hoş , Tasarıma , illustrasyonlara ve sanata verdikleri değer gerçekten alkışı hak ediyor ama kafa aynı kafa.
ARTanubis (04 Kasım, 2008 09:50 Salı)zamanın tasarımı layoutu süper, bu reklam da bayagı hosuma gitti... ama ardaerdik ne kadar guzel bir link vermis, zamanla ilgili tüm "yaftalarımın" dogrulugu bir kucucuk jpg ile bu kadar iyi anlatılabilir...
bu arada hata mı oldu ozellikle mi bilemedim ama haberin basligi "yaftalanmadan düşünün" olmuş...
dozdenoir (04 Kasım, 2008 10:37 Salı)
Aslında bana yanlış gelmedi...
Söylediği söz "Yaftalamadan düşünün. Bir de zaman'ı okuyun bir daha düşünün. " bize zaman okuyun demiyor. BİR DE ZAMAN OKUYUN diyor. Tam anlamak için tamamlamak için sloganını da devam ettiriyor. Benim anladığım ve hissettiğim kadarı ile zaman evinizin gazetesiyim demiyor. Evinizin 2. gazetesi olabilirim diyor. Hürriyet mi okuyorsun, sabah mı, milliyet mi, radikal mi, onu oku, bir de beni oku diyor. Tam anla, tamamla diyor. Bu yüzden her ne kadar yukarıdaki ardaerdik'in jpeg'i çarpıcı olsa da reklam çekim kalitesi ve verdiği mesaj ile iyi düşünülmüş bir reklam.
hopçikitangasamuray (04 Kasım, 2008 10:43 Salı)Önyargıya karşı olan bir gazete olduğu için Hüseyin Üzmez'i sapık bir tecavüzcü olarak görmüyor. Bu kadar objektifler !!!!
Bu işler tasarımla, tipografiyle, reklam çalışmalarıyla olmaz. Türkiye'de ki gazete kitlesi artık bir nevi partileşme süreci gibi işlemektedir. Herkes savunduğu ideolojinin doğrultusunda gazete seçimini yapmaktadır. Tabi bunda özgür medya rituelinin kaybolması, hükümetin ve belli cemaatlerin desteklediği (devlet liderlerinin arap sermayesinden sevdikleri bir grup için kredi istemeleri) medya sahiplerinin türemesi buna neden olarak gösterilebilir. Yani son zamanlarda popüler bir terim haline gelen kamplaşma, en çok medya da yaşanmaktadır. Şimdi o, x cemaatinden destek alır, bu, hükümetten destek alır, şu, ağır bir dil kullanarak terör örgütünün işlediği suçları ergenekona bağlarsa, kusura bakmayın ama ağzınla kuş tutsa umurumda olmaz. Çünkü basın, demokrasinin vazgeçilmez bir parçası olarak sahip olduğu değeri korumalıdır. Yani yediği kaba sıçmamalıdır. E, durum böyleyken objektifliğinden şüphe duyduğumuz, üstüne üstlük geri planda hangi karanlık şehlerin, şıhların yönettiğini bilmediğimiz gazetelerin yaptıkları tasarımları, reklamlarında ki stratejileri nasıl samimi bulabiliriz? Bugün reklamında mandacı, işbirlikçi, amerikancı gibi söylemleri insanlara yapıştırmayın, gelin objektif ve hiç beklemediğiniz görüşleri savunan yazarları okuyun diyen gazete; her gün onlarca insanın öldüğü Irak'daki amerikan işgaline ağzını açmaz (hükümetten sopa yememek için), enflasyonun toplu iğnede, bulaşık eldiveninde düştüğünü ama gel gelelim temel ihtiyaç malzemelerinde ki uçuk yükselişi görmezden gelip algı yanılması yaratmaya çalışan ekonomi yazılarına yer vermesi abestle iştigaldir.
Farkında mısınız şu an "demokrasi" terimini en çok kullanan bu cemaatçi ve bölücü zihniyettir. Çünkğ kendi kitlelerini bu şekilde kandırmaktadırlar. Daha dün demokrasinin desinden haberi olmayan insanlar, şimdi bu terimi ağzından düşürmüyorlar. Ağır kadrolaşmalarla iki kelimeyi birbirine getiremeyen adamları devletin televizyonuna şakşakçı yapıldı. Sanırmısınız ki bu adamlar reklamlarındaki savunduğu felsefelere inanırlar.
Zaten açıkçası ben bu çalışmaların hedef kitlesinin bizler olduğuna inanıyorum. Çünkü bu tarz gazeteleri okuyanlar Atatürk'çüleri dinsiz, imansız; sübyancı ve tecavüzcüleri, "komplo kurbanı zavallılar" (üniversite mezunu insanlardan bizzat tanık oldum) olarak görüyorlar. O yüzden reklamdaki bu strateji mevcut kitlesine değil (zaten anlamazlar) bizlere özel yapılmıştır. Bunlar akılları sıra bizden mesajlarla bizi ayartmaya çalışıyorlar.
Ayrıca üye sayısı şaibelerle dolu olan, gel ölçümleme yapalım dendiğinde çamura yatan bir gazete, istediği kadar ödül alsın benim gözümde sıfırdır.
Gerçek demokrasiyi, kendi demokrasisi sananların ne sanatı, ne da tasarımı iplediklerini düşünüyorum.
Hızımı alamadım; ortada dönen yolsuzlukları, büyük ses getiren fener vakalarını gazetesine taşımayan, içini irdelemeyen , arkasındaki isimleri görmezden gelen bir gazete bu kadar iddalı tanımlamaları nasıl kullanır be kardeşim, nasıl? Ben bunu bana edilen bir küfür olarak görüyorum, çünkü o gazeteyi okumadığım için, beni olmadığım şeylerle suçluyor.
Siminya (04 Kasım, 2008 10:44 Salı)Ben çok beğendim empati yapmamızı sağlıyor, herkesten önce kendi okurlarına bir uyarı niteliği taşıyor.
Reklamı zaman gazetesinin yapması ağızda hoş bir aroma bırakmıyor ama kabul edelim bizde çifte standart yapıyoruz.Aynı reklamı başka gazete yapsa bu kadar eleştiri duymazdı, oysa bu yaftalamaları-buna zaman'ın kendiside dahil, cumhuriyet, radikal, vakit, hürriyet, milliyet- dahil hergün mütemadiyen yapıyor.
Umarım reklamdan, önce gazetenin yazarları etkilenip kendilerine gereken çeki düzeni verirler.
Aklıma sorular takılıyor.Yaftalamak ne kadar kötü ? Bu terimleri kaldırsak yerlerine ne koyacağız ? Bir insanı tanımadan önyargılı bakmak yanlış evet, ya tanıdıktan sonra ona solcu,sağcı demek dünya görüşünü nitelendirmek neden kötü olsun ? Darbeciye niçin darbeci demeyelim ? Bal gibi darbeci işte ! Beni sorularımla başbaşa bırakın (biliyorum içinden beni yaftaladın)
sadi (su geçirmez balık) tekin (04 Kasım, 2008 10:57 Salı)katılıyorum siminya.. mesela çocuk tacizcisine, çocuk tacizcisi diyebilmeliyiz.. halbuki bir çocuk tacizcisine, belediye başkanı diyebiliyoruz çok normal bişiymiş gibi..
mezzoalto (04 Kasım, 2008 10:58 Salı)ironik, hem de pek çok açıdan.. birincisi etiketlerimiz düşünce yapımızın temel taşları gibidir, onlar olmasaydı her yeni insan için amerikayı baştan keşfetmek zorunda kalacak, seçme-eleme-değerlendirme yapma sürecimiz çok uzayacaktı, muhtemelen daha fazla hata yapıp, daha yalnız olacaktık.. alışkanlıklarımız-yaşam tarzımız-yetiştiriliş biçmimiz-doğduğumuz yer, doyduğumuz koşullar- okuduğumuz okullar çalıştımız işyerleri ve mesleklerimiz o kadar ama o kadar çok kimliğimiz var ve o kadar çok şey kimliğimizi etkiliyor ki yaftalar olmaksızın yaşanacak kaosu düşünemiyorum açıkçası.. bu yaftaların tartışmasız doğru olduğu veya doğru mantık yürütmelerle ortaya çıktığı anlamına gelmiyor ama özünde işe yarar ve gerekli oldukları ve büyük ölçüde reel kaynaklar ve deneyimlere dayandığı anlamına geliyor..
çünkü hiçbir etiket durduk yerde yapıştırılmaz insanlara.. kimse ortamın en neşeli en konuşkan en hiperaktif adamını kafasında "içine kapanık" "sessiz" kutusuna koymaz değil mi? kimisi için "yalama"dır kimisi için "enerjik" ama bir şekilde gördüğü ve analiz ettiğiyle paraleldir kişinin yapıştırdığı yafta yani herkes yaftalamadan önce mutlaka düşünür ve değerlendirir, ama az ama çok.. farklı yaftaları edinmek için karşı tarafın tüm algı ve değerlendirme sistematiğini değiştirmesi gerekir zaten.. inanılanın aksine istisnai durumlar da bu algıları değiştiremezler, istisnalar için ayrı bir kutu açar ama yaftalarımızı bildiğimiz gibi yapıştırmaya devam ederiz.. zaman'la ilgili yaftalarımız da gökten zembille inmemiştir, şık tasarımlanmış olması, janti ve janjanlı görüntüsü içerikteki "ötekileme" halini maalesef örtmemektedir.. dünyanın en esaslı tasarım ödüllerini alsalar, bir kuruş vermem, yere serip üstüne oturmak için bile olsa..
ayrıca gündemin neresinde yaşıyor bu arkadaşlar, aczimendilerin bile uzun saçlarıyla arz-ı endam eylediğini gördük, kim uzun saçlı erkekleri otomatik olarak "satanist" diye yaftalıyor artık, hatta satanizm tartışmaları gündemden kalkalı çoook olmadı mı, bu ne banal bir klişedir.. ve hatta o görsel bile başlı başına zaman ve okuyucularının zihin perdelerinin bir yansıması değil mi? "bizler aslen uzun saçlı erkekleri ezelden beri böyle yaftalarız ama yaftalamasak daha iyi" demek olmuyor mu?
mezzoalto (04 Kasım, 2008 11:21 Salı)sgb, ben de uzun zaman sordum "bu ne böyle simitçi gibi" diye ama "liberal demokrat" jargonun vazgeçilmez bir terimi olmuş bu, politika doktorası yapan arkadaşlar bile kullanıyor "laikçi" kelimesini.. "dinci" kelimesi gibi kullanıyorlar (düzeltiyorum bizim "dinci" kelimesini kullandığımız gibi kullanıyorlar).. yobazca laik olmak anlamına geliyor sanırım, bilemiyorum:)
hopçikitangasamuray (04 Kasım, 2008 11:38 Salı)kimse yanlış anlamasın, sözüm sadece bu insanlara değil. Örnek oldu bunlara patladım. Benim sözüm toplum içinde tüm kavramlaşmış kalıpların arkasına gizlenip insanları kandırmaya çalışanlara. Kimisi her daim Atatürk'ü kullanarak populizm yapmaya çalışır ama muhalefet olmaktan öteye gidemez, kimisi ben vatanseverim der doğu illerine gidip oradaki zavallı,terör örgütü yüzünden pıstırılmış, gariban halkın sorunlarını dinlemez, kimisi de rütbesini kullanır sınırdaki karakolunun kerpiçten mevzileriyle aslan gibi askerleri kaderleriyle baş başa bırakır.
BigCell (04 Kasım, 2008 11:45 Salı)"LİBOŞ" nedir bilen var mı ?
hopçikitangasamuray (04 Kasım, 2008 11:50 Salı)Benim bildiğim Emin Çölaşan'ın yarattığı, hükümet yalakası dönme (bir hükümet dinci, bir hükümet asker tutumlu, bir hükümet, cumhuriyetçi geçinen) tutarsız yazarlara deniyor.
MioCaro (04 Kasım, 2008 13:45 Salı)Reklamı ilk izlediğimde, henüz pack shot girmeden, çok beğenmiştim. Ancak sonrasında hissettiklerimi en iyi hopçikitangasamuray özetlemiş gerçekten.
feslegen (04 Kasım, 2008 13:54 Salı)"liboş" liberal kelimesinden geliyor.
rakunzell rakkadar (04 Kasım, 2008 14:15 Salı)bu tasarımcılarla neden sadece zaman çalışabiliyor, neden habire zaman ödül alıyor, zaman kendinden şurada şu kadar nasıl konuşturabiliyor nedense bahsi geçen o diğer gazeteler kavrayamıyor.
adamlar, başötüsü dahil her şeyin imajda, imgede bittiğinin bilincinde. çok imreniyorum vallahi.
zaman gazetemiz bu reklamların 2. ayağını matrix temalı yapsın. hiçbir şey göründüğü gb değil sloganı iyi gider. bi tane de sıkmabaş koyup altına müslüman yazabilirler.
feslegen (04 Kasım, 2008 14:59 Salı)Bazen kullanmak kaçınılmaz olsa da yaftalamanın en kötü tarafı genellemeye yol açması. Bir etiketle bir milyon sekiz yüz otuz altı bin üç yüz kişiyi bir kefeye koyabiliyorsunuz. Geriye hak etmediği halde o kaşındırıcı, kesip atamadığı sinir bozucu etiketi taşımak zorunda kalan insanlar kalıyor.
BigCell (04 Kasım, 2008 15:57 Salı)Profesyonel olarak bir tasarımcı tarafından tasarlanan ilk gazete sanıyorum Radikal idi.
Radikal ilk yayına çıkacağı zaman sayfa ve logo tasarımını ödüllü tasarımcı Esen Karol'a yaptırmıştı , ama sonradan hem sayfa düzenini hem de o zaman kırmızı olan logo rengini maviye dönüştüğdüler, orjinal tasarımdan eser kalmadı.
Geçenlerde Radikal'in yeni tabloid boyutunu yeniden Esen Karol'a tasarlattığı ve yeni boyut için Bülent Erkmen'den de görüş aldıkları haberlerini okumuştum , ama o proje hayata geçti mi bilmiyorum , takip etmedim.
rakunzell rakkadar (04 Kasım, 2008 16:18 Salı)evet evet, (hürriyet) kırmızı'da okumuştm ben de radikal değişimini. buldum ve hatta şimdi.16 kasım'da ilk tabloid baskısı çıkacak diyor. -kasım-aralık 2007 sayısında- (:
ben gazete satın almıyorum o yüzden de kaçırmış olabilirim. ama görüp duyduğum tek tabloid gazete büyükşehir belediyesininki. bi de anahaber vardı ekonomi gazetesi onun akibeti belli değil..
bigmuntha (04 Kasım, 2008 16:33 Salı)Gazete reklamı olarak güzel ve yaratıcı bir fikir ama bu reklamın en azından Sözcü Gazete'sinde daha iyi duracağı kanaatindeyim... Zaman kötü.)
manu (04 Kasım, 2008 16:45 Salı)künyesi yok mu bu işin yahu?
dokuz (04 Kasım, 2008 18:00 Salı)Zaman, Ogilvy ile çalışıyor diye biliyorum.
buraKargın (04 Kasım, 2008 18:53 Salı)Bu arada reklam 'Yaftalanmadan düşünün!' değil, 'Yaftalamadan düşünün!' diyor. Anlam bayağı farklı.
cemgul (04 Kasım, 2008 22:48 Salı)Zaman ne izlenim yaratmışsa kafalarda şimdiye kadar, kendisi yaratmış biz değil. Yaftalamayı eleştirmek kendi malum yaftasından kurtulmanın yolu değil. Sen yaz yaz kafana estiği gibi 20 sene sonra bir reklam yap kurtul bütün herşeyden olmaz. Ama bence zaten bu kampanyanın amacı Zaman'ı kendi yaftasında kurtarmak değil.
Yaftalamadan düşünün dedikten sonra "bir de zamanı okuyun, bir daha düşünün" deki "de" ekiyle şunu anlıyorum;
Biz de yaftalıyoruz gibi görünüyor ama gelin bizi bir okuyun hak vereceksiniz çünkü yapıştırdıklarımızın hiçbiri yafta değil gerçekti.
Bu anlamıyla başarılı, ilkeli, objektif bir haberci imzası atılmış bir gazete reklamı izliyoruz, beğeniyoruz ama reklama inanmıyoruz maalesef.
tiryaki (04 Kasım, 2008 22:53 Salı)zaman ın bir diğer iyi diye nitelediğimiz reklam filmi de
burada... zaman bir kaç sene daha bu iletişimi devam ettirirse kendine değişik bir kulvar açacakmış gibi geliyor bana... mesela bu yaftaların tamamı zaman için yöneltilen etiketler.. liboş, işbirlikçi, amerikancı bunların başında. öte taraftan bunun tam tersini ise aradım ama göremedim. aczimendi, nakşi, erbakancı, suudun köpeği, yobaz, sıkmabaş, şeriatçı vs... bunların olmayışı zamanın diğer filmdeki gibi barışçıl ve iyilik meleği edasıyla değil de gerçekten bir de beni deneyin demek için. bak göreceksin içimde farklı farklı ideolojilere yer vermeye çalışıyorum dene bir bak demek için. ama gazete dediğin böyle olmamalı. mesela eğer vakit okuduysam gerçekten damarımdaki kan şeriatçıymışım gibi akmalı arkadaş. birgün okuduysam belirli bir kesimin özgürlüğü için kendimi adamam gerektiği hissine kapılmalıyım. dünya okuduysam, kapitalizme güven duyup üretimin gücüne tapınmalıyım. gazete adı üstünde gaza getirmek içindir...
Ogan Çaylayık (05 Kasım, 2008 00:30 Çarşamba)bu reklamin amaci gercekten bazi tabulari yikmaya yeltenerek insanlarin on yargilarini yikmaya calismak mi yoksa ses getirip bakin biz buradayiz demek mi?
bence ikincisi..
medyanin bir guc olarak kullanildigi dunyada, bizler yazili ve gorsel basin tarafindan dibine kadar kandiriliyorken, manipulasyona ugruyorken gelsin zaman da kendi reklamini sutten cikmis ak kasik olarak yapsin.. ben de yarin sabah bir zaman alayim bari...
byparlak (05 Kasım, 2008 00:51 Çarşamba)bosa Zaman harcamislar..
GillSans (05 Kasım, 2008 01:54 Çarşamba)ghiz arkadaşın verdiği
link'e ithafen:
O fotograftaki '
tiplerin çogunu yakından tanıyan ve saygı duyan bir bir
laikçi olarak soyleyebileceğim şu ki YOBAZ damgası vurmadan once tekrar düşünün, onyargıyla yaklaşmak ne kadar da kolay! Bu yuzden de bu reklamın bu kadar anlamlı, bu kadar yerinde, bu kadar doğu buldum.
Kaldı ki evet Zaman gazetesi sutten çıkmış ak kaşık mı derseniz, tabi ki hayır, ama hangi gazete oyle ki? Sadece verdigi mesaj dogru, ister ses getirmeye çalışıyor olsun ister daha çok tiraj sağlamaya. Tabi anlayana...

Yalçın (settar) Pembecioğlu (05 Kasım, 2008 07:12 Çarşamba)"...ama hangi gazete öyle ki?"
Hiçbiri çıkıp da bu kadar yüksek sesle olmadığı şey üzerinden pirim yapmayı denemiyor ama GillSans. Reklamın iyi olması asla yetmez, iletişimin marka özüne de uyması gerek. Bu kampanya resmen sırıtmış.
baburcum (05 Kasım, 2008 09:05 Çarşamba)"yaftalamadan düşünün" derken,
"yaftalamadan önce bi düşünün" mü demek istelemişler yoksa
"düşünürken yaftalamayın" manasında mı demişler,
yoksa her ikisi de mi acaba?
ghiz (05 Kasım, 2008 10:03 Çarşamba)GillSans fotoda ki tiplere dikkat cekerim derken maksatım aşağılamak değil ve maksatım sana da sataşmak değil. Seninde dediğin gibi ve benim yukarıda dediğim gibi evet "anlayana!"
Herneyse...
Bana kalırsa, bu yaptıkları başarılı rekamla dahi kendi yaftalarından kurtulamayacaklar gibi gözüküyor...En azından benim tarafımdan.
jeyar (06 Kasım, 2008 14:08 Perşembe) Reklam fikri güzel ama gazete yanlış. Ürün, temel vaadin çook uzağında. Zaman deyince kaçımızın aklına 'tarafsız gazete' geliyor. Reklam ürüne sonradan giydirilmiş olduğundan işte böyle sarkık duruyor, çoğumuza inandırıcı gelmiyor. E, sen karşındaki inandıramadıktan sonra, sahici gelmedikten sonra bu reklamı yapmışsın neye yarar!
Yalçın (settar) Pembecioğlu (09 Kasım, 2008 23:06 Pazar)Fayda'nin bir isine benziyormus bu kampanya. Komik olan, Fayda'nin kampanyasi hakkinda atip tutmus Zaman Gazetesi genel yayin yonetmeni daha once. Cumhuriyet
haberiymis.
colette (10 Kasım, 2008 00:21 Pazartesi)jeyar'ın "tarafsız gazete" sözü bana şunu düşündürdü:
bu reklam ile Zaman tarafsız olduğunu iddaa etmiyor. şimdiye kadar hep yaftaladın, ötekileştirdin, ittin, gel şimdi anlamaya çalış demek istiyor. Yoksa bence her gazete taraftır, kabul etmese de. Hatta bence taraf da olmak lazımdır :)
Reklamı görsel ve söylem açısından guzel buldum. Samimi mi bilemem. Petrol şirketlerinin çevre projelerine sponsor oldukları dünyamızda kim samimi, kim tarafsız nasıl emin olabilirsin ki?
tiryaki (10 Kasım, 2008 09:43 Pazartesi) evet taraf da almak lazım arada.
jeyar (10 Kasım, 2008 10:00 Pazartesi)Doğrudur bir gazeteden mutlak tarafsızlık beklemek gerçekçi değil. 'Tarafsız gazete' yerine 'yaftalamayan gazete' demek belki daha doğru olurdu. Ama bu temel sorunu ortadan kaldırmıyor bence. Gazetenin kimliği, zaman zaman ötekileri yaftalayan tavrı (bkz. settar'ın eklediği bobi görseli) bu reklamla örtüşmüyor. Yaftalamadan önce bi' düşünün diyen bir gazetenin en azından kendisinin bunu yapmasını beklerim.
Çevre koruma projelerine destek verenlerin çevreye belki de en çok zarar verenler olması, evet kendi içinde bir çelişkidir. (bkz. adaletin bu mu dünya) Yine de ben, şahsen bizzat kendim olarak 'nasılsa onun gibi başkaları da var' diyerek Zaman'ın çelişkisini görmezden gelemem.
buraKargın (16 Kasım, 2008 04:15 Pazar)Zaman'dan hodri meydan başlıklı haber, herkes birbirini yaftalıyor aslında..
Facebook'ta rastladığım bir
site, Hüseyin Üzmez ile ilgili kararın geri alınması için imza topluyorlarmış.
tiryaki (06 Ekim, 2009 02:30 Salı) zaman gazetesi mesajlarındaki tutarlılığı yeni (gördüğüm) reklam kampanyasında da devam ettiriyor... hem de ufff.. haber olacak o film.
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.
"Bu yıl 1 milyon satış hedefiyle yola çıkan Zaman'ın yeni kampanya filmi "Yaftalamadan Düşünün!" temasıyla yayına girdi. Reklam filminde "Yaftalamadan Düşünün!" sloganıyla insanlara önyargı ve yaftalayarak bakmanın yanlışlığına dikkat çekildi. İnsanların dış görünüşlerine, hal ve hareketlerine, kişisel zevklerine bakılarak onları yaftalamaya kimsenin hakkı olmadığına ima yapıldı. Filmde, Zaman'ı da okuyarak farklı görüş ve yaklaşımlara bakarak 'bir daha düşünme' vurgusu yapıldı. "
Reklam filmi:
Zaman - bigumigu.com
by vikviki