Anasayfa

2266_4497.jpg Resimleri
 

Hiç tanımadığınız biri size kurabiye verirse şaşırmayın


Pin It

Diyelim emlak işine girdiniz ve semtinizdeki insanlara kendinizi tanıtmak istiyorsunuz. Ne yapardınız?

İzmirli Tülin Kılıç içinde kendi pişirdiği kurabiyeler ve kartvizitinin bulunduğu minik poşetleri semt sakinlerine dağıtarak tanıtımını yapıyor.

Biraz külfetli bir yol ama hoşuma gitti. Ne dersiniz?



Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Yalçın (settar) Pembecioğlu (27 Temmuz, 2007 12:36 Cuma)
Kurabiyeleri kendisini yapmis olmasi ilgincmis, aksi taktirde hicbir degeri olmazdi calismanin. Samimi bir is olmus, kiralik ev bakacagim zaman bana kurabiye pisiren kadini hatirlayip ona gitme ihtimalim yuksek. Tabii kurabiyenin tadi iyi degilse tum kampanyayi cope atmak gerekecek :P

maral meral (27 Temmuz, 2007 12:42 Cuma)
offf iş çığrından çıktı.. 
umarım çabaya değiyordur.

abdulaziz (creaziz) şahin (27 Temmuz, 2007 12:48 Cuma)
rakip abla da,buna nispet limonata dağıttı mı, değmeyin keyfine

bella donna (27 Temmuz, 2007 12:58 Cuma)
biz de ev aranıyoduk. napsak. izmirden mi baksak şimdi. ama bi kurabiyeyle boyayamaz gözümüzü. açsın şöyle bi mantı. 8)

phoenixia (27 Temmuz, 2007 13:16 Cuma)
ya kurabiyeler(çörek onlar aslında) ilaçlıysa... ya aslında emlakçı değilse..

rakunzell rakkadar (27 Temmuz, 2007 13:19 Cuma)
rrrrrr! o kurabiye 300 ykr tutmazken gidip şahsına, yaptığı 'hiçbir şey' için en az 450 ytl bayılmak ne kadar mantıklı? ah pardon kurabiye yapmıştı.. ne incelik! almıyorum kardeşim emlakçıdan ev, evimi de emlakçı vasıtasıyla satmıyorum! sülük yaradılış..

fair (27 Temmuz, 2007 13:19 Cuma)
kesinlikle akılda kalıcı.. gerçi poşettekiler dondurulmuş puf börekleri.. soğuyunca pek de iyi olmuyorlar ama yine de iyi fikirmiş.

phoenixia (27 Temmuz, 2007 13:25 Cuma)
puf böreği değil onlar.. pastanelerde çatal ismiyle satılan, tuzlumsu tatlımsı uzun süre dayanıklı şeyler...

rakunzellcim.. aradığın semtte ve aradığın nitelikte bir ev bulmak için yeterli zaman ve enerjin yoksa emlakçıya başvurmak durumunda kalabiliyor insan.. aynı şey sen mülk sahibiysen de geçerli tabii.. 
sülüğü de,emlak işiyle uğraşanları da aşağılamayalım...
:)

rakunzell rakkadar (27 Temmuz, 2007 13:34 Cuma)
aşağılamak ne kelime, doğanın bir oluşu olarak ortaya koyuyorum. (: iyi ve kötü her zaman tartışmaya açıktır.. ayrıca genelde her apartmanın bir hizmetlisi oluyor ve bu amcalar rahatlıkla ev gösterme görevini üstlenebilecek kişiler. (bedeli karşılığında yine ama duruş farklı..) üstelik bugün internetten -ki kullanıcıları aldı başını gidiyor, hürriyet emlak diye bir şey var, canavar gb de çalışıyor- ev bulan insan sayısı az değil. koy fotoğrafını evin, abi değerlendirsin, boşuna da çalmasın vaktini.. ya da olsun başka bir formül olsun ama emlak sektörünü gerçekten sevmiyorum. sigorta tartışmasına dönmesin diye de susmak istiyorum bu konuda. ama fikrim budur. açımı da genişletmeyeceğim 80'i toplanıp gıcırdasa.

phoenixia (27 Temmuz, 2007 13:42 Cuma)
genişletme canım, öyle bir talebim,isteğim,çabam da yok.. :)herkesin tercihi kendine.. kaldı ki, herhangi bir iştigali olan insanlar en sevdikleri iş o olduğu için değil, mecburiyetten de yaparlar, başkalarını sömürmeyi sevdikleri için de yaparlar, ellerinden başka bi iş gelmediği için de yaparlar.. 
ben tercihleri ve yaptıkları işler yüzünden insanları aşağılamanın çok da doğru olmadığını-bazen doğru yani:D- düşündüğüm için-ki senin de bu konuda farklı düşündüğünü sanmıyorum- sözüne sözle karşılık verdim.. sektörü sevdiğimden değil.. ;)

rakunzell rakkadar (27 Temmuz, 2007 13:50 Cuma)
(: phoenixia, nehir tınısı..

Cadlar (27 Temmuz, 2007 14:56 Cuma)
Cevre sakinlerine sadece kartvizitini vermek yerine kendisini hatirlamarlni saglayacak bir hosluk katmasi cok basarili olmus. Hizmet olarak farklilasamiyorsan musterinin gozunde farkli algilanmani saglayacak 1seyler yapmak lazim ki bu kurabiyelerde bunu yapiyor. Hem devam kamanyalari da super olur yavas yavas pastalara dogru bir kayma fena olmaz... 

1e1 iletisimi seviyorum...

ARTanubis (27 Temmuz, 2007 15:47 Cuma)
238297829 tane remax görevlisinden sadece tülin hanımı konuşuyorsak bence başarılı olmuştur bu iş... 

yer miyim? hayır!!:)

bilalbal (27 Temmuz, 2007 20:48 Cuma)
ama sahiden de koyuyo emlakçıya yıllık kiradan 12% komisyon vermek, 1000 ytl ev kirası mesela, 12 000 ytl yıllık kira, bunun 12%'si 1440 ytl, kiradan da fazla. bunu 12 ye bölün, 120 ytl, evde de 1 yıl kalacaksınız diyelim, aslında ev size 1120 ytl'ye patlıyo. yani sahibinden başka bi ev bulsanız 1120 ytl'lik eve eşdeğer oluyo. 

yazık günah valla. ne yapıyo, git iki şip şap resim çek, o da becerebilene.. 

sonra as tükkanının camına "meçitiyekövde nutubetsiz dayre, yerler lambidat barke!"... hey babam hey...

 


lulu (27 Temmuz, 2007 21:02 Cuma)
böyle kadınların adı da hep tülin olur yaw di mi? yani hamur işi gibi işlere yatkın aynı zamanda ortalama başarılı kadınlar...ortalama başarı da nası bi şeyse

ARTanubis (27 Temmuz, 2007 22:07 Cuma)

lulu saptaman hakkaten doğru yaw:))) hamur işi dedi ya...böyle bir tülin daha tanıyorum...


sibel (sibos) sezgin (27 Temmuz, 2007 23:08 Cuma)
3 kurus için deger mi bu kadar mikiliğe dedirten atılım....

phoenixia (27 Temmuz, 2007 23:40 Cuma)
artcım bilmemkaçtane remax temsilcisinden birini konuşuyor olmamız yaptığı farklılık sebebiyle.. farklılığın işine ya da remax'a bir getiri,bir artı sağlaması ise sözümüzün konusu değil..dolayısıyla başarıdan söz edemeyiz bence..

lulu (28 Temmuz, 2007 12:31 Cumartesi)
çocuklarının okulunun okul aile birliğinden de çıkmaz tülin ismindeki bu kadınlar bunu da ekleyelim

abdulaziz (creaziz) şahin (28 Temmuz, 2007 12:35 Cumartesi)
tülin, dışında hülya&aysel ikilisi de ilk beşe aday

Sabretooth (28 Temmuz, 2007 13:36 Cumartesi)
yani güldüm ama sonra nasıl yani dedim, cesur bi iş olmuş umarım malzemelerin tarihi felan geçmiş olup kimse zehirlenmez, sıcaklar yaptı beni böle sanırım :) ben daha çok dağıtırken ne dedi yani müşterilerine onu merak ettim, belki iş büyüyüp emlakçı ve pastane  sentezi yeni bir iş kolu, diyorum ya sıcaklardan

rakunzell rakkadar (31 Temmuz, 2007 17:49 Salı)
bu insansilara o kadar beddua ettim, ev ariyorum simdi. ((: ve fakat omuzunda kanaryalarla kapiyi açan 85 yasinda tonton teyzelerle tanisma sansina nail oldum. çarpik gülümsemeli emlakçilari ise sülükten ziyade ev hirsizi gb görüyorum su ara.. hiç deginmedigim su haberdeki abla da catering isine girsin, aklaniversin bari.. ama ambalaj üstüne çalismasi lazim. plastik conta torbasi kilikli posetlerle olmaz o is...

dozdenoir (31 Temmuz, 2007 20:20 Salı)

Tülin'e biri iyi akıl vermiş...
Amerikada çok sık uygulanan bir yöntem olmakla beraber, Türkiyede ilk kez görüyorum... Amerikadaki resimlerini bulsaydım koyacaktım yarım saat aradım ancak bulamadım. (demek ki resmetmelik değeri bile yokmuş adamlar için)
Her neyse sonuçta başarılı bir reklam, ama devamını nasıl yapar bilemem. yani Tülin Kılıç adına yaptığı her broşürde bir de börek resmi mi koyacak... hani o börek dağıtan bendim diye... Tanıtım o anlık  "aferin kadına" diyor ama ben profesyonel emlakçıyla çalışmak isterim. Oturup börek çörek için saatlerce evde hamur işi fırın bekleyen değil... Onunla uğraşacağına benim için yeni portföyler bulsun derim. Çünkü emlakçının iyisi, çalışanı adamı kral eder. (sadece bir kerelik ev almak için değil yatırımcılar gözünden bakmak da lazım)

ayshequl (31 Temmuz, 2007 23:58 Salı)
kurabiyeler o paketlerin içinde sanki numune olarak alınımışlar da incelenmeye götürülüyorlarmış  gibi gözüküyorlar. samimi ve değişik bir fikir tabi

ozgur250 (06 Ağustos, 2007 02:57 Pazartesi)
bana kalırsa tülim apla nın asıl derdi para değil.bişeyleri ispat etmeye,kocasına üstün çıkmaya çalışan bir tipmiş gibi geldi bana.ama fikir hoş .hangi semtte acep?sabah oradan geçsek barii.

kurtyiyenkırmızıbaşlıklıkız (07 Ağustos, 2007 09:02 Salı)
kim bilir belki de onlar büyülüdür, yiyen kişi direk işi düştü mü  başka emlakçıya değil de oraya gitsin diye

işin şakası bir yana , bana biri böyle çörek vermye kalksa teşekkür eder giderim . bilmediğim kişinin -hatta bazen bildiğim kişilerin bile - yaptığı şeyi yemem durumundan da değil sadece , hareketin antipatikliğinden de .. meslek etiği denen bir şey var , o ne ola ki öyle  extra alakasız hizmetle öne çıkmaya çalışmalar filan ; mesleğiyle , ona dair yaptığı işlerle öne çıksın herkes haklı rekabet çerçevesinde gerçek iyi hizmet verme konusunda yarışsın yarışcaksa meşlektaşlarıyla
yoksa böyle ben de bilirim yarın bir gün iş yerime gelen hastaya  pasta yapıp dağıtmayı gene gelsin diye ; hatta diyabetik - diettekiler için düşük kcal li - depresyonda olanlara kek kısmı pasifloralı vb.  böyle kişiye özel üretime de girerim filan ,ne var ki onu yapmaya  ..

mezzoalto (07 Ağustos, 2007 12:02 Salı)
kykbk, bak sana özel yazıyorum:) 

emlakçının kurabiyeli tanıtım yapması asıl işini olması gerektiği gibi yaptığı sürece neden haksız rekabet olsun ki? ben her sınavda öğrencilere şeker dağıtıyorum, ofis masamda jelibondan kuruyemişe, kurabiyeden kağıtlı şekere kavanozlar dolusu ikramlık var.. elbette hoca-öğrenci ilişkisi farklıdır ama teoride onlar da benim "müşterim" değiller mi? ben bunu hocalık açığımı kapatmak için değil, bir fark yaratmak, bir mesaj vermek için yapıyorum: beni düşününce akıllarına şeker gelsin, gülümsesinler, üstelik odaya uğramaları için bir vesile olsun, bir iyiniyet köprüsü oluşturalım.. ve daha bir çok şey.. ders anlatmak yerine şeker yedirseydim, veya Tülin Hanım daha iyi hizmet vermek yerine kurabiye verseydi, dediğin doğruydu, ama bu karşındakini ekstradan umursadığının bir göstergesi bence..

passifloralı kekten alabilir miyim ben gelsem ofisine:) şöyle 3-5 kilo kadar?

kurtyiyenkırmızıbaşlıklıkız (07 Ağustos, 2007 12:47 Salı)
ama öğrenci-öğretmen-şeker trilojisiyle bu emlakçı-çörek börek muhabbeti çok farklı bence . öğrenci zaten gelmiş , tercihini yapmış (ve zaten aslında burdaki tercih kelimem bile uymuyor duruma  birebir karşılaştırılabilir durumlar değiller çünkü). öğretmen-öğrenci arası ilişki manevi bir boyutta ya da en en kötü ihtimal bir çıkardan bahsetcek olursak o da nota dayalıdır, maddiyata değil . ama emlak söz konusu olunca ya da herhangi bir şekilde ticaret girince işin içine o zaman iş değişiyor çünkü maddi bir kazanç var elde edilmeye çalışılan .. kaldı ki gelen kişiye birşeyler ikram edilir  , bi çay ısmarlanır yanında vs. bu OK  ama üzerine kartını zımbalayıp da çöreğini böreğini reklama dönüştürüp dağıtmak oldu mu bence değişiyor herşey ..
belki de emlakçıda eleştirdiğim noktayı öğretmen-öğrenci ilişkisine endekslesem daha açık ifade edebilirim diye düşünüyorum ve diyorum ki , misal ; öğrencilerin şekerlerini paketletip üzerine de özel ders verilir notu iliştirilmiş bir kartvizit zımbalayıp da dağıtmak ..

-
keke gelince, bir kişi için uygun dozu bir dilimi ıslatcak şekilde kullanmıştım , 3-5 kg alır götürür insanı valla başka diyarlara  mezzoalto söyliyim de en baştan

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.