Anasayfa

4504_9524.jpg Resimleri
 

Algida Cornetto aşka gel


Pin It
 
Bedük'ün Aşka gel şarkısını jingle yapan Algida'nın yeni reklamı.
Künyeyi de araştırmaktayım. bilen varsa ekleyebilir. 
Diğer yorumlara hali ile açıktır.

 
Reklamı görünce ilk aklıma nedense fatboy slim'in push the tempo klibi geldi. Çağrışım işte...






Kategoriler: reklam
Etiketler: algida, Bedük, cornetto, aşkagel

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Nisan, 2009 14:03 Salı)
Ben fikri çok sevdim. "ayakları geri geri gitmek" durumu, hoşlanılan kişiye açılma vs durumlarını anlatmak için en güzel tanımlardan biridir. Film de bunu çok naif ve şeker bir şekilde vermiş. İlginç bir şekilde uzun zamandır ilk defa Cornetto'nun bir reklamını beğendiğimi itiraf etmek zorundayım :)

Aygül Pembecioğlu (14 Nisan, 2009 14:05 Salı)
Ajans: Lowe olmalı?

Bu reklam viral çalışmanın devamı diye biliyorum. Hem reklamda hem de klipte emreyaziyor.com adresleri var. Reklamdaki kastları ben pek sevdim :D

Not: Bu aralar pek sevecenim görüldüğü gibi, herşeyi sevebiliyorum.



Aygül Pembecioğlu (14 Nisan, 2009 14:09 Salı)
Fatboy Slim şahane geldi bu arada. Tam öğle yemeğinden sonra kendime gelme şarkısı oldu :D Teşekkürler dozdenoir! :)

katia (14 Nisan, 2009 14:17 Salı)
yaratıcı ajans: lowe
medya planlama: mindshare
çekim yeri: antalya
cast: ispanyol

massattack (14 Nisan, 2009 14:18 Salı)

Bu aralar pek bir canlandı hem viral hem gerilla hem masaüstü hem de tv reklamları. Çok seviniyorum ben sektörel açıdan ama...

Evet aması şu; yahu biz kendimiz özgün bir şeyler yapamaz mı olduk? Ya da ajanslar bu krizde fazla para vermeyen firmalara "al o zaman sana kullanılmış fikir" mi diyorlar nedir?


Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Nisan, 2009 14:25 Salı)
mass, reklamın müzik videosundan esinlendiğini mi düşünüyorsun? ama bu basit bir gimic. fikir ya da strateji değil ki? bu video olmasaydı da "aha, kukla gibi yapmışlar, hiç orijinal değil" mi diyecektik? reklam popüler kültürden beslenir. her türlü popüler kültür figürünü, akımını, lezzetini de kullanmalıdır.

garanti'nin christopher walken'li weapon of choice videosu dururken bu reklama laf söylemek bence çok ağır oluyor.

dozdenoir (14 Nisan, 2009 14:28 Salı)
rica ederim.  Evet benim kurduğum cümle biraz garip olmuş. 
Zaten aligada bedük'e yaptırmış bu şarkıyı. (jingle'ı)
Ben branding açısından düşük buldum bu reklamı. Ortam renk olarakta müzikle birebir uyduramadım kafamda. Sanki gece görmek istiyorum bu syntleri duyunca. Aşkımla erir misin gibi soft bi ortamdan buraya geçiş biraz düşündürdü beni. Ancak konspet devamlılığını kutlamak lazım. Erkek kıza yazacaksa Cornetto almak gerektiğini biliyoruz artık. 
PS: Bedük'ün jingle'a çok sağlam bir klip çekmesi virali baltalamış diyebilirim. 

Aygül Pembecioğlu (14 Nisan, 2009 14:36 Salı)
Bedük'ün klibi:

massattack (14 Nisan, 2009 14:36 Salı)
Yo yo sadece bu reklamla alakalı olarak değil, şu anda gösterimdeki neredeyse bütün ads türevleri bir yerlerden aşırma. Uzun zamandan beri öyle aslında... Ama işte hepsini takip edemiyoruz, pek çoğu ohadiyorum'da bile yok. Biz ikinciyiz neden bizle uçasınız ki den tut maximiles'a, algida'dan tut vivident'e hepsinden bir esinlenme var.

Bu reklamın üstünde değildi aslında söylediklerimin ağırlık merkezi. Hatta bu reklam filmi gayet sempatik geldi bana da. Ancak teknik yine bize ilk bakışta push the tempo'yu anımsatıyor. Reklamı tv'de ilk gördüğümde aha push the tempo dedim, herkes için de aynı sanırım.

Bunu dert ediyorum işte ben :(

Neden push the tempo'ya benziyordan ziyade, neden farklı bir şey arayışında olmuyoruz? Elbette popüler kültürün etkisi markayı etkilediği gibi reklamını da evirecek. Ürün aynı kalmıyor ki reklamı zamana ve popularizme direnebilsin. Bu konuda aynı fikirdeyiz aslında settar. 

Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Nisan, 2009 14:58 Salı)
mass, tanımları biraz daha keskinleştiriyoruz o yüzden.

- bir kampanyayı (Avis #2) olduğu gibi alıp yine benzer bir sektörde uygulamak düpedüz çakma iş yapmak oluyor. bunun esinlenmesi flan yok. (kaka)

- matrix'teki gibi arkaya doğru yatıp kurşunlardan sakınma sahnesine bir gönderme yaparsan bu esinlenme değil, gönderme. (cici)

- iş bankası'ndaki gibi mevcut bir eserin sanat yönetimini, infografik yapısını vs alıp farklı bir şekilde kullanırsan, esinlenme. (cici değil ama kaka da değil)

bu durumda cornetto filmini 3. gruba bile tam sokamıyorum ben. uzuvların istemsiz hareket etmesi esprisini fatboy slim'in müzik videosu icad etmedi çünkü ve birbirlerinden çok farklı hareketlerden bahsediyoruz.

Aygül Pembecioğlu (14 Nisan, 2009 15:02 Salı)
şunu şurda buldum. pek güldüm Bedük'e :)


massattack (14 Nisan, 2009 15:08 Salı)
settar aslına bakarsan ben hiçbirine kızmıyorum. yani istedikleri gibi alıp yorumlasınlar, hatta akıllıca kullanılcaksa olduğu gibi alsınlar.

ama onca fikir insanımız var, bunca zehir gibi genç yetişiyor. beyin göçü dediğimiz şey yüzünden ülkede tutamadığımız insanlar şimdi gidip amerika'da karayip korsanlarının cg takımının başında duruyor.

biz esinlenme, gönderme, parodi derken özgün fikir kaynaklarımızı yitireceği diye korkuyorum.

neden? çünkü ajans artık kendi bir şeyler çıkarmak yerine ya dediğin gibi aşırıyor, ya gönderme yapıyor ya da esinleniyor. Aslında parodi olayına hiç karşı değilim ama ben ce o bile ucuza ve basite kaçmak.

Böyle olunca marka daha ucuza bildiği işi alıyor, ajans daha az performansla bildiği işi yapıyor (çünkü önünde yapılmışı var) böylelikle cillop beyinler işsiz kalıyor. Gerek olmuyor onlara. Belki ben yanlış düşünüyorum... Ya da fazla evhamlanıyorum, ama kendi sektörümde defalarca başıma gelen bir şey bu. 

Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Nisan, 2009 15:34 Salı)
şimdi güzel bir noktaya geldik mass.

reklam ajansının en büyük maliyeti insan kaynağıdır. iletişimin kalitesinden sorumlu olan taraf markadır. marka da reklam bütçesini düşürebilmek için hep ajans maliyetini kısmak ister. bu durumda ajans müşteriyi kaybetmek istemezse ya ucuz elemanla çalışacak, ya da az ama kaliteli elemana bezdirecek kadar çok iş verecektir. iyi fikrin ucuza alınabileceğini sanmak markaların en büyük yanlışıdır ve reklamcılar derneği de bu konuda uyarılar yapan bir kampanya yapmıştı geçmişte.

vasat kalitede reklamlarla ilgili de ajansı suçlamadan önce bu işin siparişini veren, sonra da onaylayan müşteriyi de sorgulamak gerekiyor. bu durum hakkında uğur abi'nin güzel bir yazısı vardı. melih abi de gönderme yaptı hatta buradaki yorumunda.

massattack (14 Nisan, 2009 16:17 Salı)
Hah şimdi benim ağıma düştün settar efendiii .

Zaten en başından beri söylemek istediğim şey bu. Üstteki yazımda da belirttiğim gibi bu ucuzcu sistem içindeki onlarca çarkın birbirine bağlı şekilde dönmesiyle işliyor.

Bu çarklardan en küçük olanı (yani en hızlı dönüp en çok güç üreteni) ajanslar. Sektöre ivmeyi veren ajanslardır diye düşünüyorum.

Elbette her reklam verenin hayali en ucuza en geniş kitleye ulaşayım fikridir. Dediğin gibi bunu sağlamak için de az parayla çok şey isteyecekler. Netice itibariyle iş yine ajanslarda bitiyor. Ama sen de bunun karşılığında rekabet piyasasında ajansın eli kolu bağlı kalacaktır diyeceksin, ben de evet haklısın deyip susacağım.

Ya ajans geçmişi olanlar bilir, ajanslarda çalışanlar hele çok daha iyi bilir; köle gibidir iyi elemanlar ajanslarda. İş çıkaran adam zincirle bağlanır masasına. Yazık... çok yazık.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Nisan, 2009 16:24 Salı)
yorumumun sonundaki uğur abi yazısına da dikkat ama. her kurum hakettiği reklamı alıyor sonuçta. bu işe yatırımı doğru dürüst yapan şirketler gerçekten marka sahibi oluyorlar işin sonunda. reklamı pazarlama iletişimi değil de çığırtkanlık olarak gören bir grup da kendileri çalıp kendileri oynuyor, güzel güzel maliyetlerini kısıyor.

massattack (14 Nisan, 2009 16:27 Salı)
Ne zaman değişecek peki bu? Görebiliyor musun önünü?

cleanclothes (14 Nisan, 2009 18:05 Salı)
ezik, fazlasıyla çekingen erkek karakterden vazgeçilmiş olması ayrıca güzel olmuş... en azından o an için dile gelemeyen bir yoğunluk içindeki erkeğin, kendini en güzel tarifine denk getirilmiş algida... ki bu da "aş kendini" ile dile gelmiş...

reklam filmlerinde çok az dikkat (örnek çok) edilen; tekrar izlenilebilirlik, bu filmde dikkat edilmiş bir öğe...
oyuncu seçimi, müziği, aktivasyonu, art direksiyonu uyumla ve iyi çözülmüş... ilk izlerken samimiyetinden şüphe etmemiştim hala etmiyorum... reklam bir yalan olsa bile...

güzel bir reklam, umarım algida bu reklamı dış pazarlarda da izlettirir... 

"aş kendini gel aşka" nefis...

Ozzy (14 Nisan, 2009 22:21 Salı)
Bedük'ün şarkısı kesinlikle cuk. Pek bi keyifle izliyorum :)

phoenixia (15 Nisan, 2009 18:42 Çarşamba)
gaza geldim..tamam.. tek eksiğim cornetto'ymuş...:)

Yalçın (settar) Pembecioğlu (15 Nisan, 2009 21:41 Çarşamba)
reklam başarıya ulaşmış bakıyorum pho! :D

pinaria (16 Nisan, 2009 10:50 Perşembe)
bedüğü aile dostumuzun oğlu olduğu için midir bilmem başarılarını gördükçe pek bi duygulanıyorum sanki benimde katkım varmış gibi beleş bilet isteyenler benle iyi geçinsin dermişimm

reklam hoş ama fatboyslimin yıllar önce beni ekrana kitleyen klibiyle çok benzerlik gösteriyor bi de cornetto aşk bağlantısına da kılım kaç yıldır böle reklamlar yapıyolar sıkılmadılar mı? kız tek başına cornettosunu yesin mutlu olsun kardeşim! ben öle yapıyorum

başka bi benzerlikde burda: elmaaltshift.com/2009/04/11/algida-vs-levis/

phoenixia (17 Nisan, 2009 10:45 Cuma)

reklamın gerçekten başarıya ulaşıp ulaşmadığını bilahere iletirim..;D


Aygül Pembecioğlu (17 Nisan, 2009 12:31 Cuma)
pho neler oluyor :)) geri geri ayakların mı gidiyor bakiiim :D

phoenixia (17 Nisan, 2009 21:25 Cuma)
ben böyle olacak insan kişisi miydim..ahh ahhh... aşk işte..:P yok abartıyorum tabii...
hem ben niye yapıyorum ya,o yapsın..:D:D

pinaria (21 Nisan, 2009 15:46 Salı)

reddeath (17 Mayıs, 2009 12:14 Pazar)

arkadaşlar bu cornetto reklamında oynayan erkek ile kızın adını bilen var mı?


Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.