Yorumlar
mezzoalto (04 Temmuz, 2008 14:00 Cuma)telsim vodafone olup, bambaşka bir duruş tavır ve söyleme bürününce, avea telsimleşmişti.. turkcell lider olmanın verdiği rahatlıkla daha spesifik hedef kitlelere çalışıyordu anladığım kadarıyla, ama yine de klasını çok bozmadan, vodafone kıvamında değilse de.. şu reklama bakınca anlıyorum ki turkcell de fena halde telsimleşiyor.. ayh ne diim, recep'ten de tavuk'tan da daral geldi be.. ben bu recebi hiiiiç yakıştıramadım turkcell'e..
Ozzy (04 Temmuz, 2008 14:16 Cuma)Settar'ın bugun bu haberi yapmasını bekliyordum dört gözle. Bende dün akşam psikolog ana filmini ilk kez izledim ve gerçekten komikti. Ama Recep İvedik karakteri bence hep böyle kısa reklam veya sikeçlerde kalmalıydı. Filmi tamamen zaman kaybı. Recep İvedik konuyu uzattıkça o komikliğini kaybediyor. Ama reklam gene olmuş bence de :)
GillSans (04 Temmuz, 2008 14:20 Cuma)Ünlü birini reklamda oynatmak bence herzaman kolaya kacmaktir, hele o ünlü kişiyi çıkardıgınızda reklamdan geriye kalan sey koca bir sıfır ise... Nacizane...
gullusum (04 Temmuz, 2008 14:45 Cuma)recep ivedik o kim 500 milyar ister skecinden hiiic cikmayacakti. film oldu felaket, bir de turkcell reklami'nda oynamis offf daha da feci.
yuzume gulumseme dahi getiremiyor bu tipleme, bu reklamlar, cunku artik cok zorlama. hele ki bir onceki vodafone kampanyasinin guzelligini dusununce bu filmler cok ozensiz duruyor.
baburcum (04 Temmuz, 2008 14:52 Cuma)şimdi o kız herkesi arıyo mu böyle? beni de arasa yaa...yıllardrı her turkcell faturası geldiğinde kendimi acayip şekilde kazıklanmış hissediyorum...
skkd (04 Temmuz, 2008 15:35 Cuma)Turkcell kullanmıyor olmama rağmen beni aradılar bikaç gün önce
BigCell (04 Temmuz, 2008 15:36 Cuma)Eğer ki Turkcell kullanıcısı olsa idim bu reklamın ilk lansmanında Sim kartı kırıp çöpe atardım.
Polka (04 Temmuz, 2008 16:17 Cuma)Recep İvedik gibi bir film türkiyede 4 küsür milyon kişilik gişe yapıyorsa reklama sıçraması kaçınılmazdır. Turkcell, ya da herhangi başka bir marka farketmez. Neden Turkcell Recep İvediği kullanıyor reklamda diye düşünmektense neden Recep İvediği izlemeyi tercih ediyoruz diye düşünmek gerekli...
Ozzy (04 Temmuz, 2008 16:21 Cuma)Zaten bence bir de şunu unutmamak lazım. Bu filmin ikinci bölümüde var. Ve bu yaz herkese seyrettirticekler bunu. Turkcell filmede sponsor olmuş olabilir.
şantiye (04 Temmuz, 2008 17:50 Cuma)istediği kadar etki yaratsın,reklam zihinlerde kalma ve ürünü alma isteği uyandırsın,umrumda olmaz,türk telekomun gördüğü her boşluğa cem yılmazı doldurması gibi bunada pek anlam veremiyorum.üç günlük dünya,ne yaptın alametifarika
mezzoalto (04 Temmuz, 2008 17:56 Cuma)polka, işte ben onu da çok düşünüyorum.. neden recep ivedik'i izliyoruz, bi de kim izliyor.. daha da önemlisi, bu 4 milyon küsur kişinin kaçı recep'i böyle olur olmaz her yerde görmek isteyecek kadar arzu ve sevgiyle izliyor.. sırf "aman ne tantana koptu yahu bu filmde" diyerek meraktan izleyen bi dünya insan tanıyorum, ki bir çoğu da bırakın recep ivedik'i sevmeyi, hayatlarında bu adamı andıran bir kişiyle aynı mekanda bulunmak dahi istemeyecek insanlar.. ha elbette ivedik çok abartılı bir karikatür, ve elbette snob olmak güzel bişi değil, ama gerçekten karakterin bir ikon olması için sarf edilen çaba ve parayı üzüntüyle karşılıyorum, muazzam bir çirkinliğin yüceltilmesi bu.. ve turkcell'in gülse birsel-haluk bilginer'den şahan gökbakar'a geçiş sürecini kendi adıma esefle izliyorum.. şahsen tavuktan da çok hazzetmemiştim zaten..
bella donna (04 Temmuz, 2008 19:07 Cuma)2 gün evvel bu adamı Turkcell reklamlarında gördükten sonra birden hattımı değiştirmek arzusuna kapıldığım notunu düşmüşüm bloguma tamamen kişisel konular hakkında gevelerken.
Not: Recep İvedik'e değil antipatim adamın kendisine.
şantiye (04 Temmuz, 2008 20:42 Cuma)bir de şu varki;hadi eldeki mücevheri her alanda işlemeye kalkıyoruz buna eyvallah ama her konuyu ve her gündemi(milli takım) ı her yerde tüketmek zorundamıyız merak ediyorum.gerçekten merak bu,eleştiri değil.bu aymazlık değilmidir bunu da merake diyorum.
Ceyhun Aksan (04 Temmuz, 2008 21:18 Cuma)Bana kalırsa Turkcell, müşteri kitlesine hitaben bu kampanyayı hazırlattı. Vodafone, Avea ve Turkcell, dikkatli bir şekilde incelendiğinde genel olarak hangi markanın ne tür bir müşteri kitlesine hitap ettiğini anlayabiliyoruz. Turkcell son zamanlarda özellikle kurumsal alana yönlenmiş ancak bir yandan da gnctrkcll ile de gençleri boş bırakmamıştı. Ancak bu ikisinin arasındaki kesim ve özellikle bu kesimin 4 milyonluk filmin izlenmesinde payı olan kesim olduğunu düşünürsek, -bir nevi trübünlere oynama durumu- ilgi alanlarından faydalanarak ürünü pazarlama yolunu seçtiğini görebiliriz, göremeyebiliriz de, ama ben gördüm :)
mezzoalto (05 Temmuz, 2008 00:33 Cumartesi)ceyhunaksan işte ben bunların tümünü biraz daha uzuncana (şaşırtıcı deil tabi:P) yazmıştım ama sonra uzatmiim die sildim, yani ben de gördüm amma velakin bu gördüğüm şey güzel deil bence..
bella donna (05 Temmuz, 2008 01:54 Cumartesi)Bu arada o dev tavuktan bir tane gördüm ben bugün Capitol'den köprü sapağına doğru ilerlerken bir binanın tepesinde. Hakkımızda hain planları varmış gibi bir duruşu var. Demeden geçemedim.
eferdk (05 Temmuz, 2008 01:57 Cumartesi)532'li hat kullanmak ne kadar prestijli birşeydi, binlerce dolar fiyat istenen, hatta satılan, turkcell'in elinde bir mücevher, halende geçerli bu, fakat turkcell'in bu son zamanlarda ki markanın seviyesini aşağıya doğru düşürme, yanlış politika gütme işini nasıl oldu da becerebildiler anlamak zor.
Nereye oynamaları gerektiğini kestiremiyorlar mı yoksa bizmi dışarıdan çok yanlış görüyoruz.
Gnctrkcll reklamları ne kadar prestijli ise İştcell reklamları o kadar laubali, bunun tam tersi olması gerekmez mi? Anamarka da oynayan karakter şimdide Recep İvedik. Anlamakta zorlanıyorum. Hitap ettiği kesimleri vodafone ile değiş-tokuş mu etmek istiyorlar acaba?
Numara taşınabilirliği aktif şekilde kullanıma geçtikten Turkcell'in müşteri kaybetmemesi için yapılan şeyler mi bunlar yoksa ünlü kullanmanın cazibesiyle numara taşınabilirliği başladıktan sonra müşteri kaybedeceklerini mi göremiyorlar?
Recep İvedik hiç yakışmadı, dikkat ve heyecan ile takip ediyoruz, bakalım daha neler olacak?
mezzoalto (05 Temmuz, 2008 10:02 Cumartesi)bu arada şu anda turkcell hattı satan mağazalardan 532li hat alabiliyorsunuz, normal herhangi bir hat fiyatına.. zarfının üzerinde "bu hat daha önce kullanılmıştı ancak en az 1 yıldır kullanılmamaktadır" gibisinden bir etiket oluyor..
Ceyhun Aksan (05 Temmuz, 2008 10:29 Cumartesi)mezzoalto, tahmin edilebilir bir analiz neticede.
Ben de tam uzuncana düşünürken bu gittiğim yol, yol değil diyerekten sonunu açık bıraktım, insan korkuyor bur yede uzun yorum yapınca. acaba konunun dışına çıktım mı, yanlış bir şey yazdım mı vs. gibi. "Ben işimi sağlama alırım arkadaş"çılık yapıp, kıssadan hisse çıkartmak en doğrusu :P
cengoman (05 Temmuz, 2008 14:03 Cumartesi)Çok Sayın Tavuğu ve Sayın Recep ivedik karakterini kucak kucağa oturtup, o Recep İvedik filmine gidipte çok güldük diyen arkadaşları...(bakın gidenleri demiyorum çünkü meraktan çok insan gitti)..hepsini bir mekiğe koyup, atmosferin dışına göndermek istiyorum
Polka (06 Temmuz, 2008 02:00 Pazar)cengoman hah bak o zaman muassır medeniyet seviyesine ulaşırız, 400er liralık fedakarlığa gerek olmadan...
Polka (06 Temmuz, 2008 02:12 Pazar)mezzo, 4 milyon kişinin en az 3 milyonu recepi görünce yarılasıya gülüyor, yerlere atıyor kendini, tekrar tekrar onu görmek istiyor... acıklı durum budur. Turkcell'de kullanabildiği ne kadar popüler karakter, tip vs varsa kullanacaktır, işi budur, rakiplerinden geri kalamaz... Bu döngü içerisinde sen ben gibi çaresizler de istemeye istemeye turkcellli hat kullanır, minimalist bir protesto ile recebe gitmez, çorbada 2 dolarlık tuzu bulunmaz, recepli tavuk çıktığında kanalı değiştirir ama bu yüklemeye maruz kalmaktan kurtaramaz kendini...
tiryaki (06 Temmuz, 2008 05:09 Pazar)şahan gökbakar, tv8 deki zokasında kalmalıydı bence... dikkat şahan çıkabilir bile sevimsizleşmişti... hele ki recep. daha bir bomba; fragmandan ibaret... recep in toplumda yer bulması ayrı bir başlık.
ama turkcell in mesaj bombardımanı altında ezilmesi, vaatlerini karıştırması, atış alanını hunharca tüketmesi bana biraz üzücü geliyor. aslında içten içe de seviniyorum, o ayrı.
recep bu reklamdan sonra, turkcell kullanan insanlar receptir, kırodur tanımlaması yaptırdı bana! 2001 den beri aria numara kullanıcısı olarak, turkcell in bu kadar aşağıya inmesi ara gülerin bile içini sızlatmıştır bence... "ben bu kurumun imajını mı oluşturmuşum" diye.
komik ünlü kullanmak telekomunikasyon sektörüne mi hastır? cem yılmaz, yılmaz erdoğan, engin günaydın, furkan kızılay (kendisi bir komedi dizisinde yer bulmuştu).. şahan gökbakar da böyle bir tiple girmiş oldu.
şahan ın garati deki durumu daha kontrollüyken, turkcell de; markayla birlikte karakter eşleştirmesi gibi olmuş. yazık olmuş. artık hep recep olarak anılacak bir turkcell var!
ciddi bi bütçeyle kontrole alınmayacak bir şey de değil tabi.
bir de son bi not; psikolog kesiminden bi tepki neyim yok mu ya?
phoenixia (06 Temmuz, 2008 21:41 Pazar)selamın hello..:))
recep ivedik'in filmini izlemedim, izler miyim bilmiyorum da..
bir skeç karakterinin "ucuz" bir filmde kullanılması ve bu tür filmlerden hoşlanmıyor oluşum asıl sebep izlemeyişimde..
ancak recep ivedik ya da şahan'ın başka "komik" karakterlerinin turkcell'in reklamlarında oynamasıyla, turkcell recep ivedik izleyen kesime hitap etmeyi tercih etti, biz de klası yüksek kişiler olarak yine turkcell kullanalım ama bu reklamı protesto edelim düşüncesini garipsedim.. şahan'ın yaratmış olduğu bir karakterin yaptığı bir espiriye gülebiliyor olmam neden beni avamlaştırsın.. imtina ediyorum ki, filmden bahsetmiyorum, daha farklı açılımları var çünkü bence film konusunun ve izlememe yönünde taraf olmanın...
konu reklam olunca biraz daha başka türlü bakmak lazım gibi geldi..
Mehmet (3Duman) Duman (07 Temmuz, 2008 12:05 Pazartesi)Vodafone'un yeni reklam kampanyasında Turkcell kullanıcılarını prestijli (Yönetmen, Teknik direktör gibi) kimseler olarak göstermesine rağmen, Turkcell tam tersine kendi kullanıcılarını Recep İvedik gibi kro bir tiple temsil ediyor olması beni hayrete düşürüyor.
Bi de "Tavuklar Firarda" filminden fırlamış o tavuk Turkcel'in yeni baz istasyonu tasarımı mı?
mezzoalto (07 Temmuz, 2008 13:30 Pazartesi)turkcell bir takım araştırmalarda fazla snobe ve elit bulunmuş, o üst sınıf müşteriyi zaten ele geçirilmiş saydıkları için halka inmeye karar vermişler.. de bunun tek yolu bu mudur.. halk recep ivedik midir, bu karakter öznesinde halka dair herşey temsil edilmiş midir? oysa ki bunun güzel örnekleri de var: d-smart reklamlarında çok daha tutarlı ve sempatik bir kurgu yakalanabilmişti, karakter seçimi ve temsili de çok başarılıydı.. şahan zaten bizatihi ortalama türk halkına hitap eden bir isim, bir başına varlığı bile yeterdi istenen mesajı varmeye..
öte yandan şahan'da recep ivedik'ten de öte bir problem olduğunu fark ettim cumartesi günü.. tv8deki program tekrarlarından birini yakaladık kardeşimle, hani şu sabah programlarıyla dalga geçen, fonda omen çalan ceviz kabuğu parodisi olan seriden bir bölüm.. her bir skeç komik başlıyor, 2 dakika kadar komedisini sürdürüyor ve orada bitse süper olacak.. ama hayır şahan tekrara doymuyor, bir parodi 5 dakikadan uzun sürüyor, kendini tekrar ediyor, ediyor, ediyor, iç bayıyor, direkt zap.. recep ivedik de, belki 2 dakikalık bir parodi olarak güleceğimiz birşey olabilecekken 2 saatlik film olunca bir kabusa dönüştü ve kabus bitmek bilmiyor..
phoenixia (07 Temmuz, 2008 13:44 Pazartesi)ben de bunu düşünmüştüm işte mezzo.. iki dakikalık skeç olarak algıladığımda reklamı, rahatsız etmiyor, filmden bağımsız düşünüyorum zira filmi bilmiyorum da.. filmdeki herhangi bir unsuru, zevzekliği hatırlatmıyor..
açıkçası turkcell'in tavuğu için recep ivedik'in reklamda verdiği tepki çok yerinde gelmişti..
nedir bu kardeşim binanın tepesinde,androidden bozma tavuk maketi.. tavuğu reklam filmlerinde bile sempatik bulamamışken, heyhüla gibi orda dikiliyo,düşse falan mazallah... ışıklı aydınlatmalar falan bir batman havası hissettirmiş, acaba nedir demiştim.. bişi de değilmiş aslında..
Yalçın (settar) Pembecioğlu (07 Temmuz, 2008 14:26 Pazartesi)bi gözü büyük, kafasında sarı boynuzlar... :)
tavukla hesaplaşma var gibi di mi Pho? Burada yazdıklarına pek katıldım.
oray (07 Temmuz, 2008 15:21 Pazartesi)Benim fikrim şöyle: Saddam'ı ele geçirmenin birden fazla yolu var. Ama eğer ABD isen tüm ırağı yerle bir eder, Saddam'ı ele geçirir, binlerce masumu da öldürürsün. Hedef kitleye, yok imaja vs. ne gerek var. Ver Recep'i, et medyaya tecavüz, bitti, gitti...
Yalçın (settar) Pembecioğlu (07 Temmuz, 2008 15:38 Pazartesi)Popüler kültür ikonlarına elitist yaklaşımı tam anlayamıyorum ben galiba. Bu ülkede mizah adı altında 80'lerin ilkokul ünite dergilerinden çıkma fıkraları "Fıkralarla Anadolu" gibi bir adla ciddi ciddi prodüksiyonlaştırıp skeç haline getiren kanallar var. Recep İvedik komik mi? Komik. Reklam komik mi? Komik. Reklamda beyaz türk, siyah türk kullanımı markaların imajına sandığınız kadar büyük etki etmiyor olsa gerek, kurumlar bütçelerini öyle kolay harcamıyor zira. beyaz türkler hep kendilerine öykünüldüğünü hayal etmek istiyor sanırım ama gerçek şu ki halk kimseye öykünmüyor. Cem Yılmaz GORA'da lumpen kahraman canlandırınca komik, Şahan Recep İvedik'te lumpen yapınca kaka mı oluyor? Sinan Çetin'i hiç sevmem ama dehasına da saygı duyarım. Yıllar önce Akbank reklamında Ferhan Şensoy ve bembeyaz ailesini oynatırken her rengiyle halk bir karakter olan hastabakıcı karakterini "Şerhan Fensoy" repliğiyle meşhur edip numarasını yapmıştı. O zaman da Akbank'a yakıştıramadınız herhalde aksanlı falan konuşan bir elemanın reklamında görünmesini.
Ünlü kullanımının yaklaşık 10 yıldır aynen bu şekilde olduğunu yeni mi farkediyorsunuz ayrıca? Ali Taran 2001'de bir eğitimde karşımda söylemişti: Cem Yılmaz'ı Telsim reklamında oynatmamın birinci sebebi: "Turkcell anlaşmak istiyordu, onlar kapmasınlar diye biz anlaştık". Şu "tamamen duygusal" replikli reklamı yeni çekiyordu o zaman. Keza Fatih Terim'li Telsim reklamı da o dönemde Aria ile lansman yapacak olan Telecom Italia Mobile'nin reklamında kullanması en muhtemel karakteri onun elinden almak için yapılmış bir stratejik hamleymiş (Terim o zaman Fiorentino ya da Milan'ı çalıştırıyordu).
Şu anda Recep İvedik kadar popüler başka bir komik karakter olmadığına göre Turkcell'in bu karakteri kullanması tam olarak hangi noktada yanlış geliyor tekrar izah etmeyi deneyin. Kıroymuş, cahilmiş geyiklerine girmeden ama lütfen. Recep İvedik'in bir parodi olduğunu anlatmak zorunda kalmayalım.
mezzoalto (07 Temmuz, 2008 16:13 Pazartesi)recep ivedik komik mi? üzgünüm ama değil.. belki -o da son derece temkinli bir belki- 2 dakika için, bir komedi programı çerçevesinde.. ama sinemada değil, reklamda hiç deil (üç reklamdan sadece biri, biraz gülümsetti beni o kadar).. ve recep ivedik, en çok da temsil ettiği değerler itibariyle komik değil.. kendisini komik yapmayan şey aksanlı konuşması filan da değil.. olumsuz, banal, pis, kaba ne varsa onu güzellediği için itici.. ve bunları güzelleyen bir karakteri markasını temsil etmek için seçmesi turkcell için yanlış.. yılmaz erdoğan'ın da aksanlı konuştuğu bir reklam hatırlıyorum, hakkarili bir çocukla.. cem yılmaz'ın panasonic reklamı için "benim gocaam peeliivan" dediği radyo spotlarını da hala hatırlıyorum.. hiçbirisi itici değildir, rahatsızlık uyandırmıyordu.. yani beyaz türklükle, elitizmle ilgisi yok bu rahatsızlığın.. ayrıca cem yılmaz'ın yaptığı birşeyin beğenilmesi aynı şeyi şahan yapınca beğenileceği anlamına gelmiyor, maalesef şahan bir cem yılmaz değil, olması da mümkün değil.. her elbise herkese yakışmıyor..
halkın kimseye öykünmediği önermesine de katılmıyorum, öğrencilerim hatta -maalesef- akademisyen arkadaşlar burhan altıntop taklitleri yapıyorlar, bacak kadar çocuklar recep ivedik cümleleriyle konuşuyorlar sokakta.. gayet de normall: "iğrenç bir adam sinemada bunu yapıyor ve herkes ona gülüyor, sempati duyuyor.. demek ki ben yaparsam, tipim de ondan daha düzgün olduğuna göre bana haydi haydi gülerler" diye düşünüyor çocuk.. zaten işin içinde bir modelleme hedefi olmasa reklamlarda neden ünlü kullanılsın? (en azından motivasyonla ilgili benim okuduklarım bunu söylüyor)
tabi bunlar sadece benim düşünce ve hislerim, alanda daha fazla okumuş-yazmış-çalışmış olanlar da var anti-recep cephesinde, belki onlar daha farklı şeyler söyleyeceklerdir..
Trickster (07 Temmuz, 2008 16:17 Pazartesi)Reklam - Etik - Elit - Entel - Sanat - Muhasir Medeniyet ??
Siz ne diyorsunuz kuzum Allah askina.
Settar"a katiliyorum. Ve ayrica bu kisiler kisa film cekmiyorlar ki. Herhangi bir festivale de katilmayacaklar. Hedef kitle de enteller veya en ust seviye degil. Yani sizin hayal ettiginiz kitle Turkiye'de o kadar buyuk bir kitle degil. Saygideger Turk halkimiz da bunu seviyor ve saygi duymamiz gerekiyor. E o zaman reklamin neresi yanlis? Recep Ivedik konusturuyor mu? Konusturuyor. Para kazaniyor mu? Kazaniyor? Akilda kaliyor mu? Kaliyor. O zaman bu kisiler amaclarina ulasmis mi? Bence ulasmis. Bunu burada bu kadar tartismamiz bile amaclarina ulastiklarini gosterir. Ama ideal muhasir medeniyetler seviyesine ulasmis bir Turkiye ister miyiz? Tabii ki isteriz.
Ama elde bulunanlar belliyken kimse daha fazlasini beklemesin derim. Milletimizle barisik olalim yine de :)
Ayirca bir de dunyayi kasip kavuran bir Borat vardi. Ben asil onu hic anlamamistim. Muhasir medeniyet dedigimiz medeniyetler de ona bayilmisti. Bence recep Ivedik bize Borat'tan daha yakin. Ama tabii bana sorarsaniz ikisi de "gereksiz'.
xguest (07 Temmuz, 2008 16:40 Pazartesi)@cengoman: ben de uzaya gönderilecekler arasındayım.
şimdi içinizden bana "lanet olsun! pis popülizm yalakası!" diyenler çıkacaktır muhakkak:) ama reklamla alakalı olmayan, tekniğinden tuknuğundan anlamayan biri olarak şunu demek isterim ki; şu reklamda yani ne bileyim Genco Erkal oynasaydı da deseydi ki "Turkcell'in bu tarifesi gerçekten de üstün." o zaman sorunumuz düzelecek miydi?
dahası turkcell seçkin gsm operatörü olarak 'ııyk' diyen o 1 milyon kişi için en az 4 uluslarası saygın kurumdan ödülü olan bir aktris/aktör mü kullansaydı diğer 3 milyonu boşverip? yoksa şahan'a verdiği parayı bize mi verseydi, biz tok sesimizle, karizmamızla, yüksek kültürümüzle Turkcell'e o kalan 3 milyonu bilgili görgülü kazandırsaydık:)
son olarak tüm dünyada izlenme rekorları kıran bir dizinin yıldızı olarak Josh Holloway(Sawyer) ile çalışan Magnum gibi Türkiye'nin en çok izlenen filminin yaratıcısı ve başrol oyuncusu ile çalışmayıp da benimle mi çalışsaydı?
ayrıca; popüler kültürü seviyorum, malzemesini ekranda görünce ilgileniyorum.
ps: Şaka şaka, haftada iki kez operaya gidip, sevdiğim sanatçıların ilk basım plaklarını toplamaya çalışıyorum. Kemal Sunal'ı tanımıyorum:)
ps2(acı gerçek): Turkcell murkcell tüm bu kurumların amacı para kazanmak; bizi bedavaya konuşturmak, konuştururken düşündürmek, düşündürürken yüceltmek değil. dolayısıyla en uzun süre en fazla parayı nasıl kazanırız diyorlar, ona göre hareket ediyorlar başka da bir naneleri yok.
Yalçın (settar) Pembecioğlu (07 Temmuz, 2008 16:46 Pazartesi)Mezzo, Recep lumpenliğin güzellemesiyse GORA'nın Arif'i nedir? O daha sana yakın güzelleyince Arif'in çakallığı lumpenliği gözüne hoş mu göründü? Recep'i komik bulmamak başka, yaptığını Cem YIlmaz'ın yaptığından daha başka bir şeymiş gibi göstermek başka. Şahan Gökbakar bir Cem Yılmaz değildir benim için de. Burada onu tartışmıyoruz ki?
Engin Ardıç'ın
dediği gibi:
"...Cem'in oynadığı tip, mükemmel bir lumpen tipiydi.
Halkımızın önemli bir kısmı Recep İvedik'te kendini buldu ve onu çok sevdi ya, o köylüsü, bu kasabalısı.
O maganda, bu zonta.
Halkımız Kemal Sunal'ın oynadığı "çarıklı kurmay" tiplerinde nasıl kendini bulduysa, Halıcı Arif'e de bayıldı.
Keloğlan'ı da bunun için sever, Rüştü Asyalı berikiler kadar başarılı olmasa da...
Lütfen Gora'yı bir de bu gözle seyrediniz, sonra dönüp bir de Ferhan Şensoy'un "Pardon" filmini izleyiniz. Şaşacaksınız, belki sanatçılar da şimdi bana kızacaklar ama, bu iki film "birbirini bütünleyen" iki filmdir, bir paranın iki yüzü gibi.
İkisi de "Türk lumpenini" anlatır. Lumpenin iki türünü.
Birincisi yırtık, anasının gözü, üçkâğıtçı, çıkarcı ama "temelde" de iyi kalpli, asla yılmayan, hani şu gecekondu dikip apartmana çeviren, Almanya'ya çarıkla gidip patron olan tip... Gerektiğinde saldırgan, gerektiğinde korkak... Başka bir gezegende bile kendini ezdirmeyen (İstanbul da onlar için başka ve yabancı bir gezegen değil midir?), altta kalmayan, "bir şekilde yolunu bulan" bir uyanık... İkincisi azıcık çemiş, beceriksiz, "hafiften" solcu ama kabız, hiçbir baltaya sap olamayan, hep okkanın altına giden bir zavallı... Asla korkmuyor ama hep kazıklanıyor...
İkisi de abazan ama Arif sonunda "kızları götürüyor", İbrahim hep kalakalıyor.
Biri fazla çakal, öteki fazla saf.
İkisi de kasaba çocuğu, ikisi de cahil ama biri tacir, öteki mesleksiz. Birincisi "Tarzanca" da olsa İngilizce öğrenmiş, üstelik Acun Ilıcalı'dan daha iyi konuşuyor! İkincisi dünyaya kapalı, "12 Eylül öncesinde" kalmış.
Birincisi bir "winner", ikincisi bir "loser" ...
Merakla ve keyifle bekliyoruz, bakalım Arog'da Arif hangi sevimli rezillikleri yapacak? Keşke Ferhan da şu İbrahim'i geliştirse..." xguest (07 Temmuz, 2008 17:02 Pazartesi)@mezzoalto
çocuklar "keşke ben bu hayatın içinde bir recep ivedik olsam." demiyorlar işte, gülünç olmak için o şekilde konuşuyorlar. yoksa hiçbiri gerçekten öyle olmak istemez. o çocuklar becerebilseler sean connery gibi de konuşmak isterler -hatta ben de the godfather'daki marlon brando gibi konuşmak isterdim zaman zaman:D- ama işte maalesef

mezzoalto (07 Temmuz, 2008 17:32 Pazartesi)şimdi şöyle diyeyim: ne gora'yı ne de pardon'u izlemedim.. ama enginardıç'ın yazısını okuyunca bile iki karakter arasında en ufak bir ortak nokta olmadığını anlamak mümkün, ben elbette bu tanım çerçevesinde ibrahim'e arif'ten fazla sempati duyarım.. zaten hani hakkaten konumuz bu değil ama engin ardıç'ın benim nezdimde herhangi birşeye referans olması gibi bir durum söz konusu değil, "şu ekranın zemini beyazdır" dese, iki kez düşünürüm..
neyse zaten "arif"le, "recep"i karşılaştırmıyorum.. genel anlamda cem yılmaz'daki şeytan tüyüne, ve yaptığı her işi çok iyi yapıyor olmasına istinaden söyledim, evet üzgünüm ama o yapınca batmıyor, bunu irrasyonel bulabilirsin yeterince kafa yorsam bu hissiyatı makul açıklayacak bişi bulabilirim ama ona da vaktim yok.. nitekim cem yılmaz naaparsa yapsın, neyi canlandırırsa canlandırsın cem yılmaz, ama şahan kendisini recep'e indirgemiş durumda.. ve şu kadarını diyeyim sadece: can yücel "göte göt" derse bu beni rahatsız etmez, ama sen dersen eder.. murathan mungan derse de eder.. şaban da küfrediyor recep de.. ama şaban ne kadar naifse, recep de o kadar banal ve kaba..
mezzoalto (07 Temmuz, 2008 17:38 Pazartesi)xguest, ama işte bu "recep ivedik"leşmeyi normalliyor, alışılageldik kılıyor.. ayrıca keşke o çocukların becerebilseler sean connery gibi konuşmak isteyeceklerine inanabilseydim, çünkü ekranlarda öykünebilecekleri iyi örnekler de var.. ama maalesef recep olmak daha kolay, daha basit, daha ilgi çekici.. üstelik recep filmin sonunda güzel kızı kapıyor değil mi? bu "recep bile olarak kazanabilirsin, recepliğinden hiç vazgeçmene gerek yok" mesajını vermiyor mu? buna öykünmemek için bir sebep yok ki.. siyah uzun paltolar, beyaz gömlekler, siyah pantolonlarla ortalığı polat klonları basmışken de mesaj buydu: "istediğin kadar öldür, kır, dağıt, yık.. vatan seninle gurur duyar"..
y.a (07 Temmuz, 2008 18:02 Pazartesi)sanat sanat içindir kalıbından yola çıkılmış bir felsefe barındırdığını düşündüren bir çalışma olmuş, hedef kitlemizi seçtik şahan'a para kazandırdık gülenler gülüyor gerisine karışmayın diycek bir yaratıcı ekip çalışması var gibi bu işin arkasında, yeni şeyler yaratımı içine girmektense elde olan zavazingolarla halkı doyurmak midelerini şişirmek ana temayı aspirin gibi sunmak işte reklam ruhu daha ne olsun ...

phoenixia (07 Temmuz, 2008 22:55 Pazartesi)tavuk turkcell'in tavuğu..
eleştiri yine turkcell'in yaptığı bir reklamdaki karakterden geliyor..
evet tavukla bir hesaplaşma,bir kendini yerme, dolayısıyla kendine güven de var bence..
kendi kullandığı bir karakterle-tavuk- yine kendi kullandığı karakter-recep- dalga geçiyor.. (bkz.settar'ın 11 yorum önceki yorumu):)
reklam yapıcıların, recep'in farklı kesimlerdeki imajı ve izlenimini tamamen göz ardı ettiklerini değil, bilakis bunu pozitif olarak kullandıklarını da düşünüyorum..
neyse işte..
BigCell (08 Temmuz, 2008 10:55 Salı) braincircle (08 Temmuz, 2008 10:58 Salı)Tepki vermeseler şaşardım zaten. Hala kendimizle dalga geçemiyoruz len...
Yalçın (settar) Pembecioğlu (08 Temmuz, 2008 11:12 Salı)tepki falan yok, haberturk geyiği (günaydın'ın haberiymiş orijinalde). 4 kişiye yönlendirici soru sorup "tepkiler var" haberi yapmışlar. Dr. Özkan Pektaş reklamı sevmiş ayrıca :)
tims@h (08 Temmuz, 2008 16:21 Salı) mezzoalto (08 Temmuz, 2008 17:34 Salı)bu yazıya çooook güldüm cidden:)
ruprect (08 Temmuz, 2008 18:05 Salı)@settar: recep ivedik komik mi? değil.
Recep İvedik'e komik değil demek de bereyi yan takıp pipo içmekle aynı şey gibi olmaya başladı bu arada. Siz enteller ne anlarsınız komikten.
Yalçın (settar) Pembecioğlu (08 Temmuz, 2008 18:08 Salı)ya ben bu tartışmaların ardından dün gece izledim recep ivedik'i digiturk'te. beklentilerimi iyi ayarladığım için mi nedir, pek güldüm filmde. sinemada sıkıntıdan patlardım muhtemelen ama tv karşısında kemal sunal filmi tadı aldım.
cemgul (09 Temmuz, 2008 00:01 Çarşamba)30 yıl kemal sunala gülen millet, 30 yıl da ivedike gülerse şaşmayın bir gelişme yok demektir. Ama hükümete de gülünüz ve suçlamayınız bakin onlar da baya komik. halk bunu seviyor halk bunu istiyor. tralla la laaa
ruprect (09 Temmuz, 2008 10:50 Çarşamba)kemal sunal'la recep ivedik'i bir tutmak da süpermiş.
Kemal Sunal en azından sinema yapıyordu.
mezzoalto (09 Temmuz, 2008 11:25 Çarşamba)kemal sunal bir nevi charlie chaplin.. şahan'sa bir tür sasha baron'dan başka bişi değil hakikaten..
ARTanubis (09 Temmuz, 2008 11:59 Çarşamba)yaw en azından gülümsesem şu adamı görünce... o da yok..
bu arada saati 150 YTL psikolog-psikiyatrist kelepirmiş.. hemen gidin bence bulursanız.. bu sıralar ünlü psikiyatristlerin vizite ücretleri (saat demiyorum çünkü bir vizit 15 dk da sürebilir) 500-750 YTL civarında...
cemgul (09 Temmuz, 2008 13:55 Çarşamba)asıl Kemal Sunal'la Chaplin'i bir tutmak süpermiş.
mezzoalto (09 Temmuz, 2008 15:18 Çarşamba)yok onu hemen düzelteyim: "kemal sunal türkiye'nin charlie chaplin'idir" değil o cümlede kast ettiğim şey.. bir tür, bir nevi, bir nebze filan..
cemgul (09 Temmuz, 2008 23:37 Çarşamba)haa tamam o zaman :) Sunal'la Hababam'la değil, Chaplin, Laurel & Hardy, Harold Lloyd ile büyüttü canım annem beni iyi de yapmış.
bu arada sinemada osurarak şişe devirmeye gülmemem beni elitist ya da entel yapmaz ama bu osuruktan filme gülen 4 milyon insanın etrafımda yaşıyor olması da hayatımda bir ivedik tipinden daha tiksinç bir gerçek.
Recep İvedik filmi Türk Sineması ve Türk Sinemaseverin gerçeğidir. Hepimiz osuruyoruz ama bunu kameraya çekip sinemada 4 milyon kişiye izletebilmek büyük başarı.
xguest (10 Temmuz, 2008 02:34 Perşembe)bence bu biraz da settar'ın dediği gibi beklentiyle ilgili. belki de o 4 milyon insanın gülmek için zekice donatılmış esprileri destekleyen harikulade bir oyunculuğa ihtiyaçları yoktur da adam "heeüüoo" deyince gülüyorlardır:) 4 milyonumuz da anlamasın canım iyi filmden, sanattan; benim de içinde olduğum 4 milyonluk tiksinç ammenin de zekası ancak buna yetsin yahu ne olacak?:) önemli olan bu gerçekten, kalan 67 milyon insanı kurtarmak bence; filmlerde olur ya bizi bırakın, artık çok geç, kendinizi kurtarın-koşun uzaklaşın burdan... onun gibi işte:))
'bir rüyam var', günün birinde üstün bir yönetmenin komedi 'opus magnum'unu izleyip, katıla yarıla güleceğim ve komedinin -o en güzel tariflerin eksik kalan kısmı gibi- sırrına vakıf olacağım.
ps: opus magnum falan yazdım, belki ilgi çekici olur, 'vay be ne çok şey biliyomuş' derler diye :P
phoenixia (10 Temmuz, 2008 12:21 Perşembe)ben ve ötekiler için çok meraklı ve meyilli olduğumuzu biliyorum ama beni rahatsız eden birşeyler var arkadaşlar..
bu filmi izleyip gülen çok zeki ve espiri yeteneği fazlasıyla gelişkin tanıdığım insanlar var.. ki ben de gülebilirim izlediğimde, siz de..gülmekte garip olan nedir.. illa çok zekice espiriye mi güleriz.. evet boktan espirilere ıyyyk da yaparız, ama gerçekten gülünebilecek kısımları da olabilir filmin.. filmi izleyeni aşağılamak falan yanlış geliyor.. arkadaş arasında ben de yapıyorum, eyvallah.. ama bu gibi yerlerde hoş durmuyor..
filmi değil, izleyeni eleştirmek.. izleyen "profili" üzerinden film eleştirisi yapmak ne derece doğru..
bu filmin izleyici çekmesi asıl rahatsızlık veren diye düşünüyorum, film bile değil kardeşim adam parayı topladı götürdü diye düşündüğümüzden.. tamamdır, anlaşılmıştır, daha evvelinde konuşulmuştur da..
şu sıralar filmi izleyen/izlemeyen kişilerin dilinde reklam replikleri dolanır durumda.. laylaylom, sabun köpüğü,falan filan..ama hayatın içinde..
bu çalışmaların, reklam kriterleri içinde başarılı olup olmadığını bilemeyiz belki.. turkcell'e olumlu geri dönüşü olmuş mudur vs.. ama,
recep ivedik'in turkcell reklamları bence güzeldir.. ilgi çekicidir.. akılda kalıcıdır..
cem yılmaz'ın "doktor bu ne"li doritos reklamları gibi.. ve yine belki onun gibi aslında satışlarda artış, firmaya olumlu geri dönüşü sağlamamıştır.. sadece akılda kalıyordur..
ve osuruğa gülenin osuruk kadar aklı yoktur-o.b- her ne kadar bir üst perdeden bir tespit gibi görünse de.. osuruğa da gülebilir insan.. altı üstü insan ya, nedir ki..
:)
cemgul (10 Temmuz, 2008 16:12 Perşembe)bunun bilgiyle zekayla ilgisi yok ayılık ve ayılığa sempati duymak içimizde var. Sen 67 milyonu boşver kendini kurtar yeter xguest :)
tiryaki (15 Temmuz, 2008 23:49 Salı)o-hay-lıyorum ilanlarında turkcell logosunun konulmamış olması, durumun arz ettiği öneme turkcell tarafında da vakıf olunmasından sanırım. riskli işe ne girersin. kaynak israfı.
ebubekir kaplan (16 Temmuz, 2008 17:50 Çarşamba)benim dikkatimi çeken şu oldu ki; recep kardeşimiz karakteri gereği telefonun karşısındaki operatör bayana bebişim diye seslenirken, hanımefendi bunu normal bir hitap olarak karşılıyor.
ha tamam, adam dümdüz gitmedi ama ne bileyim; sanki ben desem "sapık" tepkisi alacakmışım gibi bir his var içimde.
mezzoalto (16 Temmuz, 2008 19:14 Çarşamba)güzel tespit negrofil:)
phoenixia (16 Temmuz, 2008 23:55 Çarşamba)telefon hizmet yetkililerine hayatım,canım, şekerim şeklinde hitaplarda bulunulabiliyor.. ve müşteri hizmet yetkilisi tarafından 1-2 kullanımın hemen sonrasında "bana nasıl hayatım dersiniz, lütfen" tepkisi verilmiyor, verilemiyor.. fyi...
ayrıca bu reklam..:)
mezzoalto (17 Temmuz, 2008 00:01 Perşembe)adam bebişim diyor yahu:) hayır müşteri temsilcisi olan zavallı arkadaşlar küfürü kalayı basana da bişi demiyorlar, diyemiyorlar, o ayrı da, bu hitabın bu kadar doğallıkla karşılanmasında da abes bir durum yok deil yani:)
xguest (17 Temmuz, 2008 00:46 Perşembe)hadi o muhabbet reklamda geçti.. esas şimdi çağrı merkezini arayan, -filmden önce de- recep ivedik ruhunu taşıyan bir sürü insan(!) bolca kullanır bu hitabı.
tiryaki (17 Temmuz, 2008 00:52 Perşembe)çağrı merkezi çalışanlarının uyması gerekli katı kuralları var ve anlık olarak rastsal değerlendiriliyorlar sürekli. müşteriyle nasıl konuşuyor adıyla hitab ediyor mu, kendini tanıtıyor mu. vs. aynı zamanda zamana karşı da bir yarış içerisindeler. kaldı ki; özellikle bu turkcell in direkt bağlantı numarasında hitapları düşünmek bile istemiyorum. bir kaç kişiyi tanıyorum da, işi halloduğunda "seviyorum seni, hep seninle halledelim işimizi" gibi zor durumda bırakacağını düşündüğü cümleler sarfediyorlar. ama inanın karşı tarafın hiç umrunda değil bunlar. motora bağlamış vaziyettler çünkü, bu da çoğu zaman işlerimizi halledememelerinden belli. ekmek parası nihayetinde, ama emeğe de saygı...
bu arada ben; çağrı merkezi operatörleriyle çağrı merkezi operatörü gibi konuşuyorum, bazen operatörler bana seslerini yükseltecek oluyorlar :))
bilalbal (17 Temmuz, 2008 13:14 Perşembe)çağrı merkezindeki "kadın" arkadaşlar ile görüşürken "bebişim" diye hitap edilirse neden garip kaçacağını ve tepki toplayacağını anlamadım.
aksini düşünüyorum. Turkcell çağrı merkezindeki kişi o an kendi kişiliğinde ya da özelinde olmadığı için "bebişim" denilmesi onu yüceltir diye düşünüyorum. demek ki reklam işe yaramış diye.
sizi tüm müşteri temsilcilerine "bebişim" diye hitap etmeye çağırıyorum. :)
ben açıkçası neden böyle(!) olacağını düşünmediler eleştirilerine hiç katılmıyorum, zira onlarca insanın emek verdiği milyonlarca doların harcandığı bir işte düşünülmedik noktalar şurada kendi halimizde düşünemediğimiz noktalardan daha azdır..
mezzoalto (17 Temmuz, 2008 13:26 Perşembe)hiç bir profesyonel ortamda tanışmayan veya tanışsalar bile mesafeyi koruması gereken insanların birbirlerine "bebişim" diye hitap etmeleri normal bir durum değildir, bunda anlaşılmayacak ne var ben de onu anlamadım (hele bunun yüceltici bir ifade olması iddiasını dumur içinde okudum).. Çağrı merkezi çalışanları bunlara alışkın olabilirler, ama bu alışık olma durumu "işin çilesinin bir parçası" şeklinde "işin hoş güzellikleri" başlığı altında değil.. ayrıca "kadın" tırnaklarını da anlamadım, madem ifade normal, erkek çalışanlara da "bebişim" denilebilmesi gerekir sanırım değil mi? bana sevgilimden başka kimsenin "bebişim" demesine tahammül edemem, o da mümkünse her daim deil tabi..
ben de bigu'yu bundan sonra bilalbal'a bebişim diye hitap etmeye çağırıyorum, madem yüceltici bir ifade..
ve bunun düşünülmemiş olmasından ziyade düşünülmüş olse bile pek umursanmamış olması yönündeki hissiyatım da ağır basıyor.. etki ölçme anlamında tercih bile edilmiş olabilir: "bakalım şimdi kaç kişi turkcell'i bu hitapları kullanarak arayacak?"
vah ki ne vah bir süre recep klonlarıyla cebelleşmek zorunda kalacak olan turkcell call center çalışanlarına.. çünkü iş sadece "bebiş"te kalsa iyi ama bi de bunun psikyatra çemkirme tonlaması var.. erkek çalışanların payına da o düşecek herhalde:)
Yalçın (settar) Pembecioğlu (17 Temmuz, 2008 14:07 Perşembe)alın size devam filmi bebişlerim:
bilalbal (17 Temmuz, 2008 14:39 Perşembe)@mezzo
bir recep klonu olarak sahiden de gülüp geçtim yazdıklarınıza, çok da ciddiye almayarak ironi duygusu ile yazdıgınıza inanıyorum.
çağrı merkezi'ndekilere "kadın" denilmesi benden değil reklamdan çıkmıştır, tekrar izlenmesi dileği ile.. ki o yüzden de tırnak içine alınmıştır.
öte yandan çağrı merkezi de turkcell'in bir parçası olduğu için eminim ki ordaki çalışanlara "bebişim" denilmesi ısrar ediyorum onları mutlu eder, evet efendim yüceltir.
recep klonu: bebişim benim faturaya bi bakıver hadi hayatım?
çağrı merkezindeki "kadın": pardon siz bana ne dediniz? ne bebişi beyefendi bana sadece sevgilim bebişim diyebilir!!!
recep klonu: yuhh be bebişim sen kendi çektiğiniz reklamdan bihaber misin?
bu tarz bi diyalogu bence Turkcell ve alamet düşünmüştür ve bu diyalogların yaşanmasını garipsemezler, aksine recep klonlarının da kendileri ile iletişime geçmekte olduklarına sevinirler!
penny (17 Temmuz, 2008 15:02 Perşembe)peki
looney tunes'un reklamın başında sonunda falan çıkan şu halkalardan haberi var mıdır ?
mezzoalto (17 Temmuz, 2008 22:26 Perşembe)bilalbal, kadın kelimesine değildi vurgum, "bebişim" ifadesi bu denli normalse neden kadınlara sadece böyle seslenilsin, erkeklere de böyle hitap edilebilir'i anlatmak istemiştim.. turkcell'in yaptığı herşeyin, her reklamın veya kampanyanın çalışanlarının her biri tarafından tartışmasız bir inançla benimsediğini düşünüyorsan eğer, hani bu nedenle kendilerini yüceltilmiş hissederler diye düşünüyorsan bu naif iyimserlik karşısında ben de ancak gülüp geçebilirim hakikaten:)
çağrı merkezlerinde bu ve benzer ifadelerle seslenilen insanlar elbette "siz bana ne dediniz" demezler, en azından sesli olarak.. içlerinden neler geçirdiklerini tahmin edebiliyorum, bir kısmını dinlemişliğim var.. sandığınız kadar "yüce" hissetmiyorlar kendilerini, reklamdaki gibi mütebessim filan da olmuyorlar..
ve zaten benim açımdan tartışmanın başına geri döndük son tahlilde.. turkcell'in recep klonlarını hedeflediği son derece aşikar da benim zaten üzüldüğüm nokta buydu.. yeni reklamda da görüyoruz, pijamasıyla sokakta bas bas bağıran bir adam, ona "nooluyor yahu" diyeceğine "abii sen kampanyaya bak" diyen bi güvenlikçi.. şimdi "bu tavuğun velisi kim" cümlesinin komedisi yetiyor mu bu reklamı kurtarmaya.. hele o sondaki sündürülmüş pitbul muhabetti.. ayh! (evet takık durumdayım ivedik'e, ha bir de burhan altıntop karakteri beni bu kadar rahatsız ediyor.. allahtan teb bonus reklamları haber olmadı burda, yoksa ben gene tutamayacaktım kendimi

)
xguest (18 Temmuz, 2008 00:05 Cuma)bana göre ne olursa olsun tanımadığımız birine bebişim diye hitap etmek saygısızlık olur biraz ya. o zaman fiyatı yüksek gelen bir ürün için de satıcıya yuh-çüş-oha diyelim, onore eder belki adamcağızı :) :P Bu adam filmde kötü rolünü oynadı diye sokakta taşlanması gibi bir şey!
öte yandan mezzoalto, işe bir de turkcell'in tarafından bakmak lazım, daha önce de yazdığım gibi, turkcell genel üzerinde antipati yaratmadan son zamanların en popüler figürlerinden birini kullanmış reklamında. 70'ten fazla yorum yapılmış bu habere. Ben son reklamı izledim, aklımda kalan 5 dk.ya 1 kontör oldu. ayrıca takdir edersin sanırım, her şey normal gelişse reklamların %90'ı absürd olur heralde:)) ayrıca recep ivedik'in esprisi bu, olması hemen hemen imkansız bir karakterin başına gelen olması hemen hemen imkansız olaylar:) ama senin tarafından da bakınca tabi son derece antipatik bir karakter her yerde gözünün içine içine sokuluyor tabi ben de istemezdim, tepki gösterirdim:)
bilalbal (18 Temmuz, 2008 10:33 Cuma)@mezzo
reklam sanat mıdır?
reklamda herşey araç edilebilir mi amaç için? yeri geldiğinde ahlak / etik değerler, yeri geldiğinde milliyetçilik, yeri geldiğinde de recep ivedik araç edilebilir mi?
bence tanımlarımızı dökelim ortaya, "reklam nedir / ne için yapılır? neler araç edilir? amaç nedir?" gibi tanımlarda buluşursak devamında da tartışmayız diye düşünüyorum. aynı kaynaktan konuşalım.
ya da reklam "kuralsızdır" ???
mezzoalto (18 Temmuz, 2008 22:59 Cuma)xguest, çok teşekkür ederim.. katılmasan da anlamaya çalıştığın için..
bilalbal.. reklamcı değil tüketiciyim.. ama yine de her mesleğin bir "etiği" olması gerektiğine inanırım, bigu'da içerik ve söylemine takıldığım tek reklam da bu değil zaten.. benim duruşum o anlamda belki reklam kuramı anlamında yanlıştır ama kendi içinde tutarlıdır.. ve ben kuralsızlığa inanmam, hayatın hiçbir boyutunda.. reklam bu anlayıştan muaf bir dal olamaz bana göre.. yani bana göre reklamın iyisi kötüsü olur ve bunu belirleyen tek kriter reklamın temel hedefi olan o ürünü daha satılır/arzulanır/hatırlanır kılma olamaz.. bu işin bencesi..
tiryaki (18 Temmuz, 2008 23:31 Cuma)ben de bi amatör bigucan olarak buraya yazayım bari;
reklamı tek başına alırsanız "benim sanatsal tercihim bu yönde oldu" demenizden farksız olur, ve saygı duyarız. ama reklamı pazarlamanın bir alt fonksiyonu olarak ele alırsanız, yani fotoğrafın bütününe bakarsanız hatta yer aldığı çerçeveyi de değerlendirirseniz olayın değiştiğini göreceğiz. bir tanım der ki; "Pazarlama bütünleşik ilişkilere dayalı dinamik süreçleri yönetme yönlendirme ve bundan katma değer yaratma sanatıdır." eğer dinamik süreçte yönledirmeyi farklı yaparsanız yönetsel problemlerle karşılaşırsınız. recep ivedik in yolladığı sinyalle, 150 liraya pahalı psikolog algısına sahip insanların aynı noktada örtüşmesi turkcell in de kendini orada da bulundurma isteğinden kaynaklanmaktadır. ama turkcell hali hazırda volvo otomobiliyle etilerdeki evine giden mert bey in, mini siyle cumartesi akşamı reina ya giden selin in bırakın telefonunda kalbindeki yerine sahiptir. sen recep le iletişim kur, ama bunu selin in karizmasını da çizdirmeden yap lütfen. (bazı selin ler recep e aşık o ayrı mesele tabi :) bir dönem 0542 amele hattı derdik. kırkh diye dalga geçerdik. arkasından imparator olsun, cem yılmaz olsun, aldılar o operatörü göğe taşıdılar. telsim uzunca bir dönem abone başı getiride en tepede yer aldı. bunları bu şekilde ele almak lazım. turkcell in harcadığı markalar tamamıyle turkcell in yaşattığı mesaj bombardımanı altında hem pazarını hem de tüketicilerini riske atmasından harcanmıştır. vs. vs. bebişimö.
ebubekir kaplan (21 Temmuz, 2008 17:09 Pazartesi)Reklamın spoiler'ı mı olur diyerek yazayım bari; bir sonraki filmde Recep bizzat Süreyya Ciliv'le pazarlık yapacakmış. "CEO diil misin, bi dakka daa vir" gibisinden.
İşte size yepyeni bir bebişik vaka.
Yalçın (settar) Pembecioğlu (21 Temmuz, 2008 17:12 Pazartesi)Ben de
duydum onu :) Asıl yeni açıkhava panoları çok güzel olmuş. Çekemedim daha foto. Recep yandan buruşturarak Tavuğa saldırıyo :)
Yalçın (settar) Pembecioğlu (07 Ağustos, 2008 15:31 Perşembe)Türkcell CEO'su Süreyya Ciliv:
"RECEP İVEDİK’TEN MEMNUNUZ
Turkcell’in reklam filminde oynayan Recep İvedik karakterinin kamuoyunda tartışmalara yol açtığı yönündeki bir soruya karşılık Ciliv, “Turkcell’in 35 milyonunu üzerinde müşterisi var. Dolayısıyla bu geniş kitle içinde beğenen de beğenmeyen de olacaktır. Biz birçok ünlü isimle çalıştık. Her bir isim ayrı bir değeri temsil ediyor. Herkes hem fikir olmayabilir ama biz 5 milyon gişe yapan bir filmin karakteri Recep İvedik fikrini denemek istedik. Yaratıcılığı da bir anlamda ödüllendirmek istedik. Biz Recep İvedik karakterinden memnunuz. Doğru ve temiz kalpli bir karakteri temsil ediyor. Bizim felsefemiz Mevlana’nın herkesi kucaklayan ’Gel, Kim Olursan Gel’ kaynaştırıcı ve birleştirici felsefesi" değerlendirmesini yaptı."demiş BigCell (07 Ağustos, 2008 16:13 Perşembe)Format C: [ENTER]
Sn Ciliv bu demeci ile Marka'nın bugünkü konuma gelmesi için bugüne kadar saçını ağırtmış , gecesini gündüzüne katmış ne kadar insan ve harcanan ne kadar emek var ise hepsinin üstüne

maktan bir sakınca duymuyoruz demiş.
Kendisini tebrik ediyorum.
Şahan ve tavuk ikilisini ise Hancock filminde hapishane sahnesindeki performansını tekrarlaması umudu ile Will Smith'e havale etmek istiyorum.
Konu ile ilgili son yorumumdur.
ps : Yaratımını sıvamaya mevlanayı da alet etmiş ya daha ne diyim.
sadi (su geçirmez balık) tekin (07 Ağustos, 2008 17:31 Perşembe)hadi ordan. mevlanaymış. peh.. popülist siyo.. ben sana siyo olamazsın demedim adamım, samimi olamazsın dedim..
tiryaki (07 Ağustos, 2008 17:46 Perşembe)sonra da tee ceo düzeyinde temizlik yapmaya çalışırlar... mal. hele bu aralar radyoda dönen bir reklamlar var, turkcell komitesindeymiş filan; cem yılmaz ın kılonu gibi. ama kötü bi kılon. yaratıcılıktan da uzak! sevimsiz şeyler...
diğer bir mevlanacı da vakıfbank; hepimizin bankasıymış...
yeni trend bu heralde; ortaya karışık yapıyoruz sonra herkesi davet ediyoruz, bi gidin ya...
phoenixia (07 Ağustos, 2008 22:32 Perşembe)hala cesur buluyorum..
cemgul (07 Ağustos, 2008 23:15 Perşembe)ney cesur, Turkcell'in Recebi kullanma kararı mı? korkacak ne vardı ki, reklamı beğenmeyen herkes hattını mı değiştirdi?
bi gidin ya x 2
phoenixia (07 Ağustos, 2008 23:34 Perşembe)gözümden düştü,senelerdir yapılandırdığı marka imajını sarstı vs şeklinde yapılan yorumları baz alarak, recep'in bu şekilde tepki göreceğini bildikleri halde recep'i kullanmaları cesurca.. kendine güvenen bir marka ancak bu kadar kendini sallayabilecek birşey yapabilir anlamında cesurca.. her markanın kolay kolay kabul etmeyeceği bir reklam kampanyasını uygulamaları sebebiyle cesurca..
nereye gidelim onu da deyiverin bari...
Melih Cılga (08 Ağustos, 2008 00:09 Cuma)Gördüğüm kadarıyla bu reklamı mümkün olan bütün entelektüel / elitist bakış açılarıyla eleştirmeyi denedik yukarıdaki yorumlarda: Kişisel beğenisine göre düşük seviyeli / "kaba saba" bulan da var, ajansın seçtiği celebrity'yi marka imajına yakıştıramayan da, vs...
Öncelikle şunu hatırlatayım: Cell-O (Raga Oktay), Cell-man (Haluk Bilginer), Cell-ma (Gülse Birsel) ve nihayet Cell-o Can çocukların anlattığı kurumsal imaj mesajları serisi (yeni ürün / yeni hizmet haberi duyuruları) ile karıştırılmaması gereken bir reklamla karşı karşıyayız:
Bu kampanya, "anında
satış artırma amaçlı" kampanya duyurusu / promosyon / indirim duyurusu kategorisine giren bir iş...
Yani mesela Cell-o Can çocuğunun sarı boynuzu ile tavuğun boynuzunun ya da Recep'in sakalının tüketicide aynı etkiyi yapması gibi bir beklenti hiç kimsede yok zaten:
Gündelik hayatımızın farklı düzlemlerine yönelik farklı mesajlar veren
farklı "hikaye anlatıcıları" onlar...
Turkcell'in 15 yıllık marka algısını sadece Recep referansıyla eleştirmek başka bir şey, satış artırma amaçlı dönemsel bir kampanyanın / reklamın mesajını "
duygusal" ve "
rasyonel" diye ikiye bölerek incelemek başka bir şey...
Ayrıca, henüz kimse değinmemiş ama, Türkiye dahil birçok ülkede bir TV reklamının "performansının ölçülmesi" söz konusu olduğunda, pazar araştırması yapan firmalarca kullanılan temel kriterler şunlar:
1) Markalı hatırlanırlık (
branded memorability)
2) Stratejiye uygun iletişim
3) Tüketiciden gelecek
rasyonel ve
duygusal tepki seviyeleri
Bu üç kriterin alt açılımları şöyledir böyledir, "farkındalık endeksi" (
awareness index) vs. diyerek, daha fazla sözü uzatmak istemiyorum, ama genel olarak bir "
reklamın performansının ölçülmesi" mekanizması hakkında
şurada uzun uzun anlatılanlar, bir reklamveren için esas olan kriterlerdir diyebilirim...
cemgul (08 Ağustos, 2008 10:21 Cuma)Recep gerçeği, Türkiye ve Turkcell gerçeği, şurda bir grup tepki vermiş olabilir ama aynen sinemadaki gibi enaz 5 milyon kişi memnun reklamlardan. Turkcell 5 milyonluk bir hayran kitlesi fırsatını değerlendirip coşmuştur olay basit, halinden gayet memnun yani. Bu kadar da gözde büyütmeye gerek yok Turkcell'in imajını.
Ugur Abi (08 Ağustos, 2008 20:40 Cuma)Sn.
melih_cilga 'ya açıklamalar için teşekkürler.
Buralarda çok yazdım. Bir kez daha tekrar edeyim.
Reklamın hedefi ne ise, başarı ölçüsü de ona göredir.
Kendi beğenisini "herkes müşteridir, ben de müşteriyim" diyerek öne çıkarmamak gerektiğini bilmek / öğrenmek pazarlama profesyoneli olmak için bir ön koşuldur.
Melih Cılga (08 Ağustos, 2008 22:10 Cuma)Adamlar bu kampanyada bağıra bağıra "
5 dakika 1 kontör"ü satmaya çalışıyorlar, aldıkları brief bu, satmaları gereken mal da bu: Öyle ya da böyle, "Gel vatandaş, sudan ucuz" anlamında "
hard-sell" bir iş yapmak zorundalar...
Rakipleri de buna "
mafya kabadayısı" kılığına girmiş Şevket Çoruh vasıtasıyla, "hafta içi 50 kontör konuşana haftasonu bedava" diye cevap veriyor... Yani her şey olması gerektiği gibi yaşanıyor, ortada elitist ya da feminist ya da başka türlü bir alınganlık göstermeyi gerektiren bir durum yok... :) Sana satmaya çalıştıkları şeyi satın alırsın ya da almazsın, bu kadar basit, kendini satıcının yerine koymaya zahmet etmeksizin sadece oturduğun yerden satıcıya akıl vermezsin...
Şahan'ın magandalığını ya da Şevket Çoruh'un mafya rolünü
her şeye rağmen fazla "kaba saba" bulanlar, isterlerse 180 derece ters yönde davranarak, mesela Halit Kıvanç'ı "
5 dakika 1 kontör" diye bağırtmayı da deneyebilirler, ama ne kadar başarılı olurlar, pek emin değilim... :)
Nedense, birden aklıma geldi, eski Yeşilçam filmlerinde "kötü adam" rolünü oynayan
Erol Taş, gerçek hayatta yolda yürürken tanımadığı insanların sürekli olarak kendisine hakaret etmesinden şikayet ederdi...

BigCell (11 Ağustos, 2008 09:25 Pazartesi)Bana göre konu Reklam / Reklamcılık, Pazarlama Stratejisi / ürün satma vs değil.
TurkCell pazarlama ve reklam bütçesi en büyük şirketlerden birisi.
Bu şirket bu kaynağı Magandalığı , saygısızlığı , terbiyesizliği , haddini ve kendini bilmezliği meşrulaştırmak için harcıyor ise bu çok vahim bir durumdur.
Ve bunu düzeltmek için ister milyon dolarlar harcayın ister senelerinizi başarılı olamazsınız.
Topluma siz ne arz ederseniz toplum onu alır , sindirir ve benimser.
Bir bahar akşamı rastladım size, 'lerden
Murat koyim de tur at 'lara geldiysek ve bu kadar büyük bir bütçe bunun için harcanıyorsa bunun üzerine söylenecek bir şey kalmamış demektir.
Cell-O larla Cell-O Can'larla çocuk kitlenin ilgisini %100 çekmişken ve tüm çocuklar yeni verilecek mesajı beklerken sen Mesaj olarak BU' nu koyuyorsan ortaya yazıklar olsun.
cemgul (11 Ağustos, 2008 10:10 Pazartesi)"ben de müşteriyim" beğenmedim reklamı demeyip "dur bakalım bir bildikleri vardır" demek için pazarlama profesyoneli olmaya gerek yok.
Pazarlama profesyoneli olmakta sadece hedef ve sonuç hesabı yaparak nolursa olsun herhangi bir fikir skora ulaştı diye buna başarı demek değil. Bu futbol :)
big mac (11 Ağustos, 2008 10:22 Pazartesi)reklamlar iyi kotu tamam o bisey diilde bi kanalimizin reklam kusagi basinda ve sonunda cikan garip bisey var ivedik tavugu itiyo filan o nedir nedendir...
konuya okumadan zort die girdim ama.. " _ "
mezzoalto (21 Ağustos, 2008 13:19 Perşembe)molfix reklamını ben hatırlamıyorum bile?!
antinkuntin (03 Eylül, 2008 12:56 Çarşamba)yukarıdaki yorumları uygun bir anımda teker teker okuyacağım.. şuan yazdıklarım konuyla ilgisiz olacağı için üzgünüm...
sadece tek birşey öğrenmek istiyorum...gerçekten cevabını bilmiyorum çünkü...
ankarada bir uyanık girişimci "recep ivedik" ismini tescil ettirmiş şahan'dan önce...mesela turkcell, "recep'in tavuğu" yerine "recep ivedik'in tavuğu" ibaresini kullansaydı,bu uyanık,isim üzerinde hak iddia edebilir miydi turkcell'e karşı?
(nüfus kağıdında "recep ivedik" yazsa hak iddia edemiyorsun ama ismi tescil ettirdiğin zaman sanırım böyle bir hakka sahip oluyorsun?böyle midir acaba?)
antinkuntin (03 Eylül, 2008 12:58 Çarşamba)hatta haberi şöyle alıntılayayım ve cevabınızı beklemeye koyulayım:
"
Ankara’da bir kişi Şahan Gökbakar’ın yarattığı ‘Recep İvedik’ tiplemesinin pantentini aldı, ortaklık karıştı.
Şahan Gökbakar’ın yarattığı ve sinemaya aktardığı ‘Recep İvedik’ karakterinin adı marka oldu.
Turkcell reklamlarında da kullanılan bu ismi marka yapan ise Gökbakar değil, Ankaralı bir girişimci.
Keçiören’de yaşayan uyanık girişimci Türk Patent Enstitüsü’ne başvurarak ‘Recep İvedik’ markasını tescil ettirdi.
Yarattığı karakterin isim hakkını kaptırdığını öğrenen Gökbakar da konuyu araştıracağını ve daha sonra da avukatının tavsiyesi doğrultusunda bir yol izleyeceğini söyledi."
güncel.net'ten alıntıdır
BigCell (03 Eylül, 2008 13:24 Çarşamba)Duraklarda bulunan tavukları da kapkara siyaha boyamışlar.
İyice çığrından çıktı bu iş.
antinkuntin :
Ankaralı uyanık bir hanım "Recep İvedik" kelimesini "Marka" olarak tescil ettirmek için başvurmuş.
Bu çok doğal , dilersen sen de istersen gidip "Tayyip" markasını tescil ettirip bu marka ile klozet fırçası ya da lağım borusu üretebilirsin.
Bu tescil işlemi senden başka bir firmanın aynı markayı kullanarak klozet fırçası ya da lağım borusu üretmesini engeller.
Ama bir başkası gidip "Tayyip" ismini 5 yıldızlı oteli için tescil ettirebilir ya da "Tayyip" markası ile gemicik üretebilir. Bu durumda sen çıkıp da bu benim markam diyemezsin.
Türk patent Enstitüsü başvuru için sadece "şekli" inceleme yapar , yani başvuru formunu doğru doldurup doldurmadığına bakar.
Bunun ardından başvuruyu askıya çıkartır bir itirazı olan var mı yok mu diye. (6 hafta olmalı) Bu süre sonunda itiraz yok ise de tescil belgesini verir.
En son haberlere göre de Şahan bu itirazını yapmış.
Şimdi buradaki asıl soru şu ? Bu Ankaralı kadın bu ismi ne markası olarak tescil ettirdi acaba ?
Buna karşılık şahan'ın tutup her çeşit ürün için tescil ettirmesi gerekecek markasını. Bu işlem için de bir şirket kurup şirketin faliyet alanı olarak tüm o tescilde adı geçen ürünleri şirket ünvanında bulundurması lazım.
antinkuntin (03 Eylül, 2008 13:31 Çarşamba)teşekkür ederim cevabınız için

phoenixia (29 Ekim, 2008 13:11 Çarşamba)şok konusunda ben net değilim arkadaşlar..
gerçekçi gelmiyor bana..
can dündar'a sponsorluk için ilk onay verildiğinde filmin atatürk belgeseli olduğu biliniyor olmasıyla başlıyor inanmazlığım.. yani birincisi, böyle bir çekinceleri olsaydı en başından redderlerdi..
ikincisi turkcell gibi bir şirketin ceosu böyle bir açıklama/red cevabı verecek kadar basiretsiz olamaz..
üçüncüsü turkcell yaşadığı ülkenin sosyal, kültürel, düşünsel dağılımını bilen/takip eden bir şirket.. atatürk'ü sevenler ve sevmeyenler arasında tercih yapmamız gerek gibi basit ve stratejik olmayan bir düşünceyle hareket etmez... yani böyle bir 'art' düşünceleri varsa bile bunu kamuya duyuracak kadar 'saf' olamazlar..
reddin başka bir sebebi vardır... ve olaylar örgüsüne bakın ki, reddedilen proje 'kahramanca' sabancı holding tarafından sahiplenilmiş.. vay...
rakunzell rakkadar (29 Ekim, 2008 17:10 Çarşamba)turkcell'den de recep ivedik'ten de haz etmiyorum.
ayrıca, tv'de reklam izlememeye çaba sarf eden biri olarak sokaklarda aylar boyu kakaya bulanmış gb görünen o tavukla burun buruna gelmekten de bunaldım. (aynı şeyi şu an CIK için hissediyorum)
ve esas şaşırtıcı olan turkcell'in sponsorluğu ilkinde kabul etmiş olması..yyyy!
mezzoalto (29 Ekim, 2008 23:14 Çarşamba)pho, ilk kabul edilen günden bu güne konjüktür değişmiştir, başka hesaplarla başka işbirliklerine girilmiştir, ve bu çerçevede Atatürkçülük ilk vazgeçilen şey olmuş olabilir.. örneklerini çok gördük.. Turkcell CEO'su muhtemelen bunu bir basın açıklaması olarak değil bir toplantı sonunda bir kaç kişiye beyan etmiştir, ucunun buralara varabileceğini, bunun duyulabileceğini hiç düşünmeden.. nitekim akabinde yapılan resmi açıklama da süper komik "film Atatürk'ün özel hayatıyla ilgiliydi o yüzden istemedik".. Ata'nın rakısever olması fikrinden, bu gerçeğin filmde vurgulanmasından hoşlanmamış olabilirler mesela deil mi.. nitekim başka bir sebebi olsa bu kadar tuhaf bir savunmaya gerek duymazlardı diye düşünüyorum..
BigCell (30 Ekim, 2008 08:55 Perşembe)Bundan sonraki Cellocan'lı devam filmlerinde cellocanları abdest alırken , namaz kılarken falan göreceğiz.
Roaming reklamı olarak da Turkcell kullanıcıları kabeyi tavaf ederken peşlerinde cellocan'lar olacak.
"Turkcell Hac'da bile hep yanınızda."
Erman Sinan (30 Ekim, 2008 09:33 Perşembe)Turkcell eger gercekten haberdeki gibi bir tutumda bulunduysa; kas yaparken goz cikarmis...
Yalçın (settar) Pembecioğlu (30 Ekim, 2008 10:04 Perşembe)Dün akşam Kanal D haberde Can Dündar'a canlı yayında sordu M. Ali Birand bu konuyu. Turkcell'e haksızlık edilmesini istemem, sonuçta ticari bir karardır diye başladı konuşmaya Can Dündar kibar kibar ama cümle aralarında şunları da söylemeyi ihmal etmedi:
"...son anda olduğu için gerçekten zor durumda kaldık."
"...Müminleri karşısına almak istememiş olabilir."
sadi (su geçirmez balık) tekin (30 Ekim, 2008 11:57 Perşembe)mümin.. bu kelimeye çok gülerim.. çok sevimli.. allahım, ezan okunmaya başladı.. eşşhedü..
rakunzell rakkadar (30 Ekim, 2008 12:09 Perşembe)aslında taktik uygulamaysa eğer, çok başarılı. ne yardan ne serden di mi.. canım paracıklar canımm!
Siminya (30 Ekim, 2008 15:22 Perşembe)allahım siz reklamcılar süpersiniz :) şu yorumların içeriğine bak ! sırf burada sizi seyretmek için asalak gibi dolaşmaya razıyım :P
mezzoalto (30 Ekim, 2008 17:44 Perşembe)siminya, bi yanlışlık olmasın "siz reklamcılar" diye bişi yok aslında biguda, yazanların içinde reklamcı olmayan çoook insan var:)
tims@h (31 Ekim, 2008 13:43 Cuma)
Turkcell'den yalanlama geldi.

Turkcell'in resmi web sitesinden yaptığı açıklamanın özetinde "
Atatürk’ün liderliğini, dehasını ve kahramanlığını dünyaya tanıtmaktan çok, Atatürk’ün özel hayatına odaklanan bir film olduğunu görünce projede yer almayı tercih etmedik" deniyor. Turkcell açıklamasının tamamını okumak için
buraya tıklayınız.
Beni tatmin etmedi, zira konu Atatürk ise gerisi teferruattır.
mezzoalto (31 Ekim, 2008 14:08 Cuma)daha evvel cemgul'un dediği gibi baştan bilmiyorlarmıymış.. ısmarlama belgesel mi olurmuş.. Atatürk'ün özel hayatında utanılacak, çekinilecek bir durum mu varmış.. buna özrü kabahatinden büyük denir yahu..
BigCell (31 Ekim, 2008 14:38 Cuma)tüy dikmek de diyebiliriz.
elixmix2019 (31 Ekim, 2008 19:15 Cuma)yine dönüp dolaşıp ayni yere geliyorum, sponsor dosyasini okuyan necidir, ne is yapar, hayatinda belgesel seyretmis midir, gectim hayatinda NGC,discovery acip bakmis midir..
bu kadar da iddialiyim..
Ugur Abi (01 Kasım, 2008 00:12 Cumartesi)a) Konu Atatürk ise, en küçük ayrıntı bile önemlidir (gerisi teferruat değildir)
b) İdeoloji her cürümü haklı kılar. Bence ideoloji ile değil, sorgulama ile bakmalıyız.
Turkcell'in gerekçesi, "müminleri darıltmamak" ise, ANA KAVRAMLARDA kesinlikle haklısınız. Bunun bedelini ödemeliler.
Ama kişiyi de ayrıntılar (söylem, uslup, kavramlar, kelimeler, beğeniler, vb...) "adam" yapar - ya da yapmaz.
Atatürk'ün karaladığı satırları (üstündeki karalamaları silerek - yani değiştirerek) kullanan Can Dündar'ı görünce, söylediği diğer konularda da kuşkuya düştüğümü söylemeliyim. Ata hakkında yalan söyleyen (en azından gerçekleri bozan) Can Dündar'ın hangi konularda doğru söylediğini ölçen bir mekanizma var mı?