Anasayfa

1867_3695.jpg Resimleri
 

Levi's Flagship


Pin It
Levi's®, Türkiye'deki Flagship mağazasını İstanbul’un kalbi, Beyoğlu’nun simgesi İstiklal Caddesi’nde açtı. Ama öncelikle, nedir bu "Flagship" olayı, ona değinceğim...

Flagship dediğin, Londra’da Bond Caddesi, Paris’te Rue Saint Honaire, New York’ta Fifth Avenue gibi yerlede açılan özel mağazalar oluyor. Genelde yaygın mağaza ağı bulunan markalar tarafından uygulanıyor. Böyle caddelerdeki kiralar ve diğer masraflar uçuk olduğundan genelde karlı bir dükkan sayılmazlar. Ama zaten flasgship'lerin birinci amacı marka ve ürünleri iyi sunup hedef kitleyle iletişim kurmak.

Bu kriterlere bakınca, Levi'ın çok başarılı bir flagship işi çıkardığını söyleyebiliriz. Birincisi mekan konusunda, ikincisi mağazanın şahane iç ve dış tasarımı konusunda, üçüncüsü de mağazaya kurulan DJ kabini hususunda...

Mağaza dört katlı ve 400 m2'lik bir alan üzerine kurulu. Giriş katında sadece, Levis'ı Levis yapan 501 ürünleri sergileniyor,  hemen akabinden göreceğiniz asma katta ise DJ kabini bulunuyor ve Levis'ın 1873'den günümüze olan tarihini  özetleyen bir sergi yer alıyor. İkinci katta erkek, üçüncü katta ise hanım koleksiyonu var. Tasarım da bu ayrıma göre yapılmış; örneğin hanımların koltukları pembe ve yuvarlak hatlıyken, erkeklere verilen koltuklar daha köşeli ve lacivert tonlarında. (tabi iş sadece koltukta bitmiyor =P örnek verdim sadece :P )

Dördüncü ve sonuncu katta ise Premium katı var. Özel olarak üretilmiş olan bazı Levi's koleksiyonlarını Türkiye'de sadece bu katta görebilirsiniz. Ağırlıklı olarak Blue serisi yer alıyor ama Rewire (i-pod), Capital ve yıl yıl (1937, 1947, 1950 ... vs) Vintage serisi gibi ağzınızın sularını ve cebinizdeki parayı rahatlıkla akıtacak seriler bulunmakta. Ayrıca bu katın tasarımı da bir o kadar janjanlı yapılmış, kendinizi çırağanın kral dairesine girmiş gibi hissediyorsunuz.

Bunların yanında mağazada Levi’s®’ın desteklediği sanat projeleri ve genç sanatçıların eserleri sergilenecekmiş. Daha önce söylediğim gibi, asma katta profesyonel bir DJ kabini yer alıyor. Her cumartesi 16:00 - 18:00 saatlerinde farklı bir DJ pikapın başına geçip, müşterilere bir yandan müzik ziyafeti sunuyor.

Bu arada haberimi bitirirken mağazanın dış cephesinde yaşanan ufak krizden de bahsedeyim. Aşağıda, mavi çerçeve içinde gördüğünüz bu mağaza, daha düne kadar spot resimde gördüğünüz afişteki gibi, Levi's kırmızısı idi. Bu halinin çok çarpıcı göründüğünü sanırım kimse inkar edemez fakat Beyoğlu belediyesinin mağaza tabelalarına getirdiği standarlara uymadığı için şu anda sansürlenmiş durumda. Mağaza çalışanları bana yeni bir düzenleme yapıldığını söylediler, umarım levi's yazısını küçültürler de o kırmızı orda kalır. Hem mavi'den daha güzel duruyor, hem de Vakko kapandı kapanalı İstiklal'e bir sembol gerekiyor bence :)

Dip Not : Bu arada Vakko semboldü sembol olmasına, ama binası çok çirkindi :S İşin kötüsü, içinde Vakko markası olmayınca hepten iğrenç görünüyor.
Başka dip not : Fotoğraflar Bigu'ya özel resimlerdir, mağaza müdürü Esra Hanım ve Fuat Beyden özel izin alıp da çektik :D (ilk haberim için fazladan emek harcayayım dedim :P sonrakilerde savsaklarım =P )
Bambaşka dip not : Bu  haber için Levi's bana herhangi bir ödeme yapmadı :D












URL : www.levis.com.tr
Kategoriler: mimari
Etiketler: levis, flasgship, mağaza, beyoğlu, istiklal

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


braincircle (11 Nisan, 2007 10:53 Çarşamba)
mekan içinde tasarım, tasarım içinde mekan... tadından yenmez; gitmek görmek lazım...

phoenixia (11 Nisan, 2007 10:59 Çarşamba)
haberin hazırlanışındaki özen,haberin önüne geçmiş..;) eline sağlık..
levi's hakkaten sağlam duruyor istiklal'de.. yanlış bilmiyorsam istiklal levi's ın işletmecisi diesel'in de türkiye distribütörü..

bu arada vakko'nun yeri de mango olacak sanırım, hatta iddiası en büyük mango mağazası olması...

fair (11 Nisan, 2007 11:04 Çarşamba)
fantasticc süper haber yapmışsın ellerine sağlık... levis kesinlikle fark yaratmış.. mekan nefis olmuş görünüyor.. hemen gidip görmek istedim..

tam yedi tane z (11 Nisan, 2007 11:25 Çarşamba)
hımmm! Senden hep böyle haberler bekliyoruz! Ohh ya ne güzel olmuş birde sansür yemeseymiş tam olcakmış! Umarım hafta sonu canlı performansın yapıldığı zamanlarda müşteri olarak alt kültür cluberları ortaya çıkmaz

mezzoalto (11 Nisan, 2007 11:26 Çarşamba)

ben sirf bu haber icin sarf edilen emegin hatirina giderim gezerim, olay harbi muhabirlige dönmüs resmen, tebrikler.. nitekim bu haber olmasa gitmezdim de zaten, çünkü disaridan o kadaaar siradan görünüyor ki magaza..


phoenixia (11 Nisan, 2007 11:35 Çarşamba)
mezzoalto.. sıradan mı görünüyor.. kocaman levi's yazısı ve vitrin düzeni bile değişiklik sinyalleri vermişti bana halbuki..:)

yedi z.. istiklal'deki centro mağazası ilk açıldığında mağaza mı,club mı anlam karşıklığı yaşamıştım.. ama bahsettiğin şekilde bir amaçla kullanıldığını görmedim şimdiye kadar.. burada da olacağını sanmam..

bella donna (11 Nisan, 2007 11:39 Çarşamba)
pho'ya katıldığımı söylemeliyim evvela. tebrikler ediyorum efendim haber için. "ne flagship'i abicim ya" derken açıklamayla karşılaştım birden, sevindirik oldum 8)

istiklal'deki değişim gözle görülür bir şekilde ortaya çıktı son günlerde. merakla takip etmekteyim bu kalkındırma çalışmalarını.

rakunzell rakkadar (11 Nisan, 2007 11:43 Çarşamba)
(haber cidden sağlam elinize sağlık efem.. )

sanat projesi katı harika!!
bi cafesi eksik mekanın gayet ala.. yakında onu da iliştirirler belki civara..

bi de kırmızı beyaz leviz çerçevesi daha iyi duruyor. niye böyle karartmışlar ki ist da?

mezzoalto (11 Nisan, 2007 11:51 Çarşamba)
siradan derken herhangi bir Levi's magazasindan farkli görünmüyor anlaminda söyledim; vitrine bakinca "vaaay" dedirtmiyor.. soldaki ilk resimde de "içeride 4 katli devasa bir magaza var, önüm arkam sagim solum tasarim, içeride sergidir müzedir dj kabinidir hersey var" diyen, düsündüren pek bisi göremiyorum zaten.. en son önünden gecisimde dikkatimi çeken tek sey "beyoglu belediyesinin güzellestirme calismalarini destekliyoruz" gibisinden bir yaziydi -sanirim resmin sag kösesindeki mavi zemin üstündeki yazi bu-.. simdi haberi okuyunca okudugumu yanlis mi anlamisim, kinaye miydi yoksa gerçek miydi onu da bilemiyorum tabi:)

bir de.. levi's hangi renge bürünürse bürünsün bir istiklal caddesi sembolü olamaz, olmamali bence.. Vakko'nun kapanmasi hala üzüyor beni ve ondan sonra sembol olabilecek tek seyin Ali Muhiddin Hacibekir magazasi oldugunu düsünüyorum, bir de Inci.. hele Vakko yerine Mango.. hislerimi sadece su ifade edebilir:

fair (11 Nisan, 2007 12:25 Çarşamba)
evet mezzo katılıyorum sana neymiş o vakko yerine mango.. hiç uyuyor mu yanicim cıkcıkcık

yecee (11 Nisan, 2007 12:54 Çarşamba)
haber için tebrikler ilk önce.
mağazanın içine henüz girmedim ama gerçekten hoş gözüküyor. dıştasarımı ise abartılı bence, belediye sansüründen sonra nasıl bir uygulama gelir bilemiyorum ama,  ilk hali insanın gözünü çıkartıyordu... bir de, ben istiklal caddesi'nin sembolü olarak levi's görmek istemiyorum doğrusu... bu kadar özellikli bir yerin sembolü mümkünse bir kot mağazası olmasın...  hazır başlamışken, aksanat'ın giriş katındaki galeriyi kaldırıp teknosa yapan, sayın akbanklı büyüklerime de buradan geç  kalmış teessüflerimi gönderiyorum....

phoenixia (11 Nisan, 2007 13:13 Çarşamba)
istiklal caddesi'ne tek "standardı" tabelalarla getirmeseler keşke.. 
yecee ben de üzülmüştüm,aksanat'ın teknosa olmasına, ama daha aşağılardaki çetinkaya mağazasını görünce nasıl düşünsem acaba diye durakladım... 
bu yoğunluktaki diğer dünya kentlerini düşünmeye çalışarak... makul mü görmek lazım, eleştirmek mi, bilemiyorum... 

mezzoalto (11 Nisan, 2007 13:30 Çarşamba)
fantasticc, İstiklal'de trafigin açilmasini isteyen tek magaza Vakko değildi ki, şu anda da orada bulunan pek çok mağaza bunu ister.. arti Vakko Beyoğlu'nun güzelleştirilme çalışmalarına epey katkıda bulunmuştu.. cadde trafiğe açılsın mı, açılmasin tabi, yürünebilir haliyle çok daha güzel ama yani ticaret erbabı için problem yaratiyor.. ve zaten cadde şu anda teorik olarak trafige kapali, pratikte bir sürü sivil ve resmi polis araci, belediye araçları, uyanik taksiciler caddede seyir halindeler.. tarlabaşi-siraselviler arasını bağlayan sokaklarda da trafik var.. herhangi bir noktada kalabaligin içinde ilerleyen bir de tramvay var.. onu da çok seviyorum ama yine de trafik işte

bir de ben Vakko'nun kattigi mimari değerden bahsetmiyordum, sembolik değerden bahsediyordum.. ki mimari değerlerden bahsedecek olursak, şimdi Levi's mağazasi vitrini ve dekoruyla içinde bulunduğu bina ile çok mu uyumlu?

yecee hosgeldin teknosa konusunda daha hemfikir olamazdim.. yani özetle binanın güzel olması pek yetmiyor, göz hizasındaki vitirinler binaya uymadığı sürece dam ve saksağan durumu değişmiyor..

tuuba (11 Nisan, 2007 14:29 Çarşamba)
haber çok güzel, çok detaylı, resimler, açıklamalar....
Emeğine Sağlık...
Gidip görmek için sabırsızlanıyorum :))

ARTanubis (11 Nisan, 2007 15:43 Çarşamba)
bu nasıl haber yaw... vay be... en özenli Biguözel haberi oldu bu sanırım son 6-7 aydaki...settar-viki yok mu özel ödülünüz filan??:)

mağaza konusunda mezzoya katılıyorum, dışından hiç böyle bir izlenim vermediği gibi "olmuş mu şimdi bu koca logo ve istiklalde cayır cayır bağıran kırmızı" bile demiştim... "flagship" konseptini bilmiyordum, en azından bir amacı varmış....

tam yedi tane z (11 Nisan, 2007 17:00 Çarşamba)
phoenixia ... sağol içime su serptin umarım söylediğim amaçla kullanılmaz, müşteri kitleside o olmaz

Fixx (11 Nisan, 2007 17:08 Çarşamba)
Fantasticc teşekkürler bu özenli haber ve bilgiler için.

sunipeyk (11 Nisan, 2007 23:31 Çarşamba)
Bu mağaza levis mi? ermenegildo zeigna mı?
bence olmamış.

( haber güzel ve itinayla hazırlanmış o ayrı )

firat® (15 Nisan, 2007 04:36 Pazar)


Bugün (Pazar) saat 15:00'ten itibaren.

byparlak (15 Nisan, 2007 19:17 Pazar)
Avrupayi bilmem ama Amerikada bu tarz dukkanlar on yillardan beri var. DJ booth undan, flagship olayina kadar her firma boyle. Ulkeme daha daha yeni geliyor oldugundan haber oluyor boyle seyler galiba..

byparlak (15 Nisan, 2007 19:23 Pazar)
the hall..workshop kelimeleri falan yukardaki ilanda..hani bide ingilitere ingilizceside degil..amerikan ingilizcesi kullaniyolar..tehlikenin farkindamisiniz diye ba bas bagiriyorlar cumhurbaskanligi secimlerinde ama amerikan emparyalizminin tehlinesinin farkinda misiniz?

darknes (01 Mayıs, 2007 02:16 Salı)
merhaba ben beyoğlu levis mağazasında çalışan biri olarak mağazayı çok başarılı buluyorum.geneldede aldığımız eleştiriler hiçde fena değil hatta oldukça ii,zamanla dahada oturacağı kesin.ama çok üzüldüğüm bişey var oda beyoğlu belediyesinin o canım beyoğluna renk getiren ve gören herkezin dibinin düştüğü işte buraların en güzel mağazası dedirten tabelasına kafaya takmasıdır hadi mağazanın girişindeki basamakları kırdınız yol ihlal oluyor die tabeladan ne istediniz:(:(evet marka amerikan markasıdır ama levisi olmayan biride yoktur heralde aramızda herkezin sevdiği bildiği ve kullandığı bi marka nedense beyoğluna giriş yapınca çekilemedi. Aldığım duyumlara göre belediyeye bir sürü yazı gönderilmiş yok efendim siz amerikalılara uşaklı ediyosunuz yok bunlar kim biz yıllardır burdayız böle rezalet görmedik v.s v.s gereksiz saçma yazılar ve yorumlar eşliğinde güzelim mağzayı görünüş olarak kötüleştirdiler bu kötüleştirme işlemleri yapılırkende bunlara sebep olanlar geçip karşısına kahkahalarla izleyip egoları ve zevklerini tatmin ettiler.diycek bişi yok klasik sığ zihniyet olanlara şaşkınlıkla bakıyor ve izliyorum herşeye rağmen mağaza harika gelin görün derim ve alışveriş yapmayıda unutmayın:):):) saygılarr...

tospik (01 Mayıs, 2007 10:28 Salı)
benim yok aslında levi's'im, little big'i yeğliyorum.

ancak bu tür mağazalara ben de karşıyım; bu mağazalar yerine direk fabrikaları buraya kurulmalı. böylece komünizm geleceği zaman şrrak diye bu kapitalistlerin fabrikasına el koyacaksın nıhahahaa!...örneğin yani.

şaka bir yana levi's gerçekten başarılı bir kapitalsttir, elindekileri kullanmayı iyi bilir ve görünüşe göre görünüşü güzel bir mağaza açmış, yine de üç beş tanesini sallandırsak taksim'de bir daha açamazlar böyle mağazalar.

tam yedi tane z (01 Mayıs, 2007 11:04 Salı)
herkes 18 inde böyle olmak zorunda mı

tospik (01 Mayıs, 2007 11:29 Salı)
böyle olmazsak onsekizinde olmanın ne anlamı kalır ki?

tam yedi tane z (01 Mayıs, 2007 11:37 Salı)
benim kalmamıştı :)

darknes (20 Temmuz, 2007 12:44 Cuma)
               yecee artık kot diye bişi kalmadı jean diye bişi var uyandırim ayrıca beyoğlunun sembolü olabilicek markaları gördük hepsi birbirinden rezil dekorasyonlarla yarışıyolar:(
   
              burası açık bi pazar bence konu levi's değil yapılabiliyosa becerebiliyosa harika bi restaurant da görünüşüyle dış cephesiyle verdiği hizmet ve kalitesiyle beyoğlunun sembolü olmayı hakeder.

              başka yerlerin ünlü caddelerine bakıyorumda bizimkisi hiç bişeye benzemiyo.belediyenin yaptığı o kadar ızdırapa rağmen ortada doğrudürüst bişi yok burası türkiye ve bizim bir tane beyoğlu istiklal caddemiz var ama kapasite bu heralde yapcak bişi yok bu işi belediye değil güvenilir bi dizaynır mimar falan halledebilir hem türkiyeye özgü hemde modern karakterleri birleştirip az çok herkezde eşit bi havayı yakalaması hiç de fena olmaz dışardan bakınca tatlı ve göze hoş gelen bi standartlık ama içeri girince işler değişicek iç konsept tamamıyla markayı yansıtıcak.
 
              amaaan neyse yolları yapcaz die kışın heryeri kazıp milleti çamurdan yürüten heryeri rezil eden aylarca insanları zor durumda bırakan kişiler ne anlar bundan.
     
             sevgiler saygılar...

yecee (20 Temmuz, 2007 13:41 Cuma)
ahaha nooldu ben uyurken kotlar tedavülden mi kalktı
artık ortalıkta "ben bugün ciin gördüm", "anne bana ciin al" diye mi dolaşıyor insanlar... cin ciin cin nereye kadar, çarpılırıs ayol, güneş battıktan sonra filan pek söylememek lazım
şaka bir yana darknes,  bence beyoğlu gibi x bir markadan çook önce yaşamaya başlamış, zaman içinde değişse de hep kendine özgü bir kitlesi, bir kültürü olmuş bir merkezi, bir hızlı tüketim malzemesiyle sembolize etmeye çalışmak son derece boşuna bir çaba...
adına kitaplar yazılmış, düzenli olarak kültür turlarına ev sahipliği yapan bir yerden bahsediyoru burada.
böyle bir yeri sembolize etmek o kadar kolay olsaydı, "3 starbucks'lar mahallesi" diyip de geçebilirdik...
bu kadar önemliyse bu beyoğlu neden sürekli olarak canına okunuyor, o başka bir tartışma konusu, yeri gelir onu da konuşuruz
sevgiler...

mehmet (20 Temmuz, 2007 13:56 Cuma)
bizde kota kot, köte köt derler...

ARTanubis (20 Temmuz, 2007 20:24 Cuma)
neyleyim kotu kötte kötü durunca
ciinler basmış ortalığı böyle ortalığı boş bulunca...

mehmet (20 Temmuz, 2007 21:02 Cuma)
ozan cankut iniler durur kötü kotu kötten bilir sazının beline kor uydurur

ARTanubis (20 Temmuz, 2007 21:14 Cuma)
livaysmış diizılmış farketmez
kötü kota suç bilinmez 
köte kot yakışmazsa
hiçbir pantol giyilmez

mezzoalto (21 Temmuz, 2007 02:13 Cumartesi)

vallahi darkness, bizim buralarda kot kottur, ve o kot kelimesi zaten senin "jean" buyurduğun tüm giyim malzemelerinin temeli olan "denim" kumaşının karşılığıdır.. jean kelimesi "blue jean" kalıbının kısaltılmışıdır ve sadece kot "pantolon"lar için kullanılır.. köken olarak genova kentinden gelir, çünkü blue jean'deki blue "cenova mavisi"dir.. pantolon olmayan kot ürünleri için ne dememizi önerdiğini merak ettim ben şimdi:) (denim kelimesi de fransanın Nimes şehrinden geliyormuş, çünkü kot kumaşının kökenleri her ne kadar italyanlara ait olsa da bildiğimiz anlamdaki denim malzeme ilk kez orada üretilmiş, wikipedia'dan dünya kadar bilgi edinebilirsin bu konuyla ilgili)

çocukluğumuzdan beri kot pantolonn dediğimiz şeye jean deme, - veya mesela cep telefonu numarası yerine "ci es em" isteme, bilgisayar yerine "kompüter" demeyi tercih etme-, bi de üstüne bunu matah bir şeymiş gibi sunup akıl verme haline de doğal olarak biraz gülerim ben.. 

insanın işini sevmesi de güzel birşeydir tabi ama şuursuzlaşmamak da lazım.. eninde sonunda "kot pantolonu satan bir dükkan"dan bahsediyoruz, bir mucizeden veya bir sanat eserinden, bir mimari harikadan değil.. ve bence hangi ülkede yaşadığın ve hangi dili konuştuğun konusunda senin biraz uyandırılman gerekiyor, acilen.. 

bir de levis mağazasıyla kaç yıllık beyoğlu sembolü olan mağazaları karşılaştırmışsın ya, kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlardan biri de bu sanırım.. öyle janjanlı mağazalar, göz alıcıdan öte göz çıkarıcı derecede allı pullu dekorasyonla bitmiyor bu işler.. swatch mağazasının da dekorasyonu güzel, starbuckslar da pek şık ama ne levis ne de diğerleri, tasarımcılar getirip dekore etseler bile mağazalarını bir ali muhiddin hacıbekir, bir maalesef kaybolan vakko, bir saray muhallebicisi , bir çiçek pasajı, galatasaray lisesi veya inci pastanesi olamazlar, olamayacaktırlar.. yapı kredi kültür merkezi bile levi's mağazasından daha yakındır istiklal sembolü olmaya, galerisiyle, kitapçısıyla.. veya bir megavizyon, bir robinson cruseo veya bir denizer kitapevi, d&r'dan çok daha yakındır sembollük mevkii için..

keza istiklal caddesine de laf ettirmem, kötü yönetiliyor olması "hiçbirşeye benzemiyor" denmesini mazur göstermez.. istiklal'in kendine özgü, ve Türkiye sınırlarında hiçbir yerde belki de görülemeyecek denli kozmopolit bir karakteri vardır ve de sefası sürülürken cefası da çekilecektir elbette.. eleştirilebilir, çözüm önerileri getirilebilir tabii ki ama caddeye burun kıvıran, istiklali hakir gören, gidip daha "dizaynır elinden çıkma", steril caddelerde çalışsın, şehrin herşeyinin merkezinde çalışma lüksünü de kadir kıymet bilenlere bıraksın.. 

gece gece sinirlendim durduk yerde..


phoenixia (23 Temmuz, 2007 11:36 Pazartesi)
birinci kulaktan alınan bir ekleme...

istiklal'deki eski levi's ile flagship'in sahipleri sandığım gibi aynı değil farklıymış... ve flagship'in tabelasının değişmesiyle ilgili temel sorun belediye değil, bu iki mağaza sahibinin çekismesinden kaynaklıymış.. birinin diğerini şikayet etmesi vs gibi durumlar sonucu yaşanmış bu değişiklik...
magazin prog. sunuyorum gibi hissettim birden..
:)

mehmet (23 Temmuz, 2007 12:24 Pazartesi)
mühan soysal hoca (toprağı bol olsun) "bu memleketin ilerleyebilmesi için genlerindeki 'haset'le başa çıkmayı öğrenmesi lazım, bilimadamları bu işe eğilmeli, bu kadar aşikarken sosyologlar, tarihçiler neden bunu araştırmıyo" diye içlenir dururdu.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (26 Ekim, 2007 21:24 Cuma)
bu magaza sirketin genel mudurunun ve satis mudurunun basini yemis. buradan

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.