UNO, İyi yaşamak için, iyi ekmek UNO sloganı ile karikaturist Erdil Yaşaroğlu, oyuncu Hale Caneroğlu ve sporcu Çağla Kubat ile yeni seri reklam serisini haftasonu televizyonda yakaladık.
Favorim tabiki çok sevdiğim eski patronum Erdil Yaşaroğlu ile haylaz çocuk reklamı :)) Özellikle karakterlerin çizim yerine kağıtımsı olmasına bayıldım. Anima'nın da ellerine sağlık demek istiyorum aynı zamanda :)))
Erdil Yaşaroğlu ve Hale Caneroğlu'nun filmlerini çok beğendim. Haylaz çocuk ve büyümeyen çocuk yakıştırmaları cuk oturmuş. Bir de izlemesi zevkli, kendini defalarca seyrettirebilir. Çağla Kubat'ın filminde ise farklı bir hava var, Görüntüler UNO reklamından daha fazlasını vadediyor gibi. Sonunda çünkü kartım American Express diyecek sandım bir an. Bir de Çağla Kubat'ın sporcu kimliği ön plana çıkarılıyor ama her alanda var olmaya çalıştığı için algı zorlanıyor. Sitesini incelediğinizde anlayabilirsiniz.
Kendi alanlarında başarılı ve meşhur olan kişileri ilk defa bu kadar naif kullanmayı başardıkları için emeği geçenlerin ellerine sağlık, teşekkürler...
filmler çok güzel ama uno leş. Hemen bayatlıyor (zaten genelde bayat oluyor) hemen küfleniyor. Sağol almiym biz Migros'un noname günlük taptaze ekmek çeşitleriyle besleniyoruz.
unoyu korumak gibi olmasın ama ekmek konusunda hepsi öyle yahucum. cuma günü aldığımız uno olmayan tam buğday ekmek pazar günü küfleri ile kahvaltımızdaydı. Rakı gecesinde settar'a onu kakalamışım ama ertesi gün tabi sabah sabah gözümüze takıldı küfler :) Ev mi çok rutubetli diye düşünmeye başladım bak sen de böyle diyince...
ben açıkçası am-ex'e dair en ufak bir çağrışım alamadım.. hoş filmin sonuna dek "bu ne reklamı yahu, erdil yeni bi talk-show filan mı yapacak" demedim değil, bir ürünü tanıtmak için fazla dolaylı bi yol olmuş, ama çok keyifli yine de.. keşke erdil yaşaroğlu'nun böyle dağ gibi bi adam olduğunu da vurgulasaymış reklam, büyüme kavramına daha iyi bir gönderme olurmuş..
öte yandan, "büyüme" çağındaki çocuklar erdil yaşaroğlu'nu nerden bilecek diye de düşünmedim deil.. hale caneroğlu ve çağla kubat o anlamda daha iyi seçimler olmuşlar..
numero dieci..:P valla... bunlar koca koca çocuklar insanlar.. milka süt çubukları reklamı değil ki zati.. reklam aslen bizim için..değil miydi.. ama eminim bizim ufaklıklardan da yakında duyarım, içindeki çocuğu besle gibi laflar..:))
cagla kubatin reklami haric, hepsi cok basarili. en azindan alameti farika isleri gibi produksiyonu kotu degil (sinan cetin). Art direction vs hepsi yerinde. tebrikler yapanlari.
erdilinki biraz zorlama olmuş evet ama yine de şirin.. ama konu tam büyükmek deilmiş galiba yanlış değerlendirmişim sanırım, "içimdeki çocuk" filan, yetişkinlere sesleniomuş.. o zaman erdil fikir olarak iyi ama uygulama biraz zorlama.. bi de evet, biz de alıyoruz ekmekleri buzdolabında bi ay bile duruyor hiçbişi olmadan, sizinki nasıl küfleniyor öyle hemencecik merak ettim..
evet erdilinki zorlama olmuş ama pek çok kişinin erdil yaşaroğluna olan sempatizanlığını düşünürseniz çok da önemli diil. kimse ona dikkat etmiyo zaten erdil yaşaroğluna ve çizimlerine bakıyorlar. çağla kubat'ınki aralarında sırıtıyo gerçekten, soğuk ve negatif bi havası var ama hale caneroğlu başarılı, daha sıcak ve sıcak olması bana daha mantıklı geliyo. neticede ekmek yani bu....
ayrıca bence o uno'yu çürüten takım buzdolabında saklamıyolar ondan öyle oluyo. çünkü ekmeğin içinden alacağınız kadarını alıp buzdolabından hiç çıkarmamanız gerekiyor. birkaç saat bile dışarda kalsa ondan sora fazla dayanmıyo çünkü. eskiden ben de hep çürütürdüm öyle uno'ları...
açıkcası ben prodüksiyonları oldukça beğendim. Kendi özelinde hepsi başarılı bence. Ayrcı erdil yaşaroğlunun kendi karikatürleri içerisinde dolanma fikride oldukça iyi ve güzel kotarılmış bir fikir. Ama bütün bunların UNO ile alakası ne konusuna gelecek olursak bende arada bağlantı kurmakta zorlanıyorum. Aynı durum şu an tv'lerde dönmekte olan lipton reklamlarında da var. Hani şu genç oğlan lipton içer sonra yolda yürürken bir kıza laf atar köşede eşya taşıyanlarla çarpışmasını önler, dev satranç oynayan çocuklara ata binermiş gibi yapıp tiyo verir vs... vs... ne alaka yani? erdil uno yiyor diye bende yemeliyim, yada satranç oynamak için lipton içmeliyim gibi bir durum mu var? ne olurdu yani lipton 2005'te yeni çeşitlerini tanıttığı ve Nikita parçasını hayatımıza soktuğu, gibi sade ama vurucu bir reklam yapsaydı. Hala millet o şarkıyı lipton'nun şarkısı diye arıyor sağda solda. bence bu bile yeterli...
Bu kampanyada bir taşla iki kuş vuruluyor aslında. Ünlü kullanılan reklamları kendi kategorilerine göre ayırabiliriz. Birazını ayırmaya çalıştım ama konusuna ve amacına göre çoğalabilir...
- Ünlünün elinin değdiği, başka bir tiple oyunculuğunu konuşturduğu ve hikaye bütünlüğü olan reklamlar: Cem Yılmaz'lı tüm reklamlar, Recep İvedik'li Turkcell reklamları..vb
- Ünlünün markanın yüzü olduğu ve senaryo gereği oynadığı reklamlar: Havuç'lu Ufo, Hümeyra'lı Taç reklamları..vb
- Ünlünün marka vaadini tüketiciye açıkladığı reklamlar: İbrahim Tatlıses'li Merinos, Sibel Can'lı Kaşmir Halı reklamları..vb
- Ünlülerin izlenirliği ve konuşulurluğu artırmak için kullanıldığı reklamlar: Coca-Cola Brr kampanyasındaki Müslüm Gürses, Cüneyt Arkın, Koray Candemir, Pamela Spence..vb
- Bir de ünlülerin gerçek yüzleriyle ve hayat hikayeleriyle yer aldığı samimi(ya da naif) reklamlar var: UNO bu kategoriye giriyor.
Diğer reklam türlerinde nasıl o ünlünün mesajı size bir şey vadediyor; burda daha fazlasını yapıyor. Topluma bir şekilde malolmuş birisi(karikatürist, oyuncu, sporcu, yazar, müzisyen..), ünlü, tanınıyor, belli kesimler tarafından seviliyor. Üzerine iyi yaşamak için, iyi ekmek olan UNO'yu yiyorum diyor. Onun da üzerine marka, somut ve soyut olan beslenmeler arasında bir köprü kurdururak ünlülerden UNO ekmekten değil :) , UNO ekmek ile beslendiklerini söylemelerini istiyor. Sonuç ortada. Fikrin stratejisi de kendi de uygulaması da gayet mantıklı, güzel.
UNO'nun filmleri diğer ünlü reklamlarına nazaran daha bağlantılı en azından. Başarılı kişileri örnek alan ve onlar gibi yaşamak isteyen o kadar çok insan var ki, marka da ünlüleri belirlerken bu kriterleri süzgecinden geçirmiş olabilir. En azından izlerken ben öyle düşündüm.
filmleri çok sevdim. fikir bence iyi oturmuş, prodüksiyon başarılı. ama ekmek konusu şakaya gelmez. lezzeti de çok önemli. taze taze çıtır çıtır, yanında da kaşar :)
yahu elbette en güzeli taşfırın ekmeği:) onunla uno'yu karşılaştırmam bile.. ama fırın ekmeğinin bile bazısı sası oluyor bazısı çok güzel oluyor, onda bile bir standart yok maalesef.. uno ise ekmeğin bittiği durumlarda bir b planı olarak duruyor dolapta..
burakargın ve boraniye American Express stilinden dolayı katılıyorum. güzel başlıyor ama sonunda eeee dedirten cinsten reklamlar gibi geldi. müzik ve çekimler Erdil hariç kesinlikle buram buram American Express kokuyor.
Bunun dışında ünlü seçimleri çok yerinde. Eskimemiş dışarda adı kaliteli yerlerde anılan yüzü eskimemiş ünlüler olduğundan tebrikler. UNO'yu onlar gibi kaliteli bir yere konumlandırıyor.
sanırım ilk defa türkiyede bir seri reklam birbirinden bu kadar alakasız oluyor. Bu yüzden türk reklamcılığı için vizyon açıcı ama UNO için fazla cesur kampanyalar olduğuna inanıyorum.
uno'nun herşeyi elleyen adamlı reklamı fırın ve taş fırın ekmeklerine yönelikti.. yine hijyeniklikten, küflense bile, içinde ne olduğunu bildiğiniz şeyi yiyin fikrinden vurmak istemişler.. küf işte, o da bi organizma..:P
hale ve çağla versiyonlarını yeni izleyebildim zaman bulup... ne kadar alakasız yarabbim erdil versiyonuna göre..
reklamları iyi kotu diye yeriyoruz/ovuyoruz; bu isten anlayan biri de kampanyadaki bu korkunc heterojenliği açıklayabilir mi? genel havasına, yönetimine filan bakarsak çağla havyar, hale de pamuk şekeri ve pastayla besleniyor zira.. erdil reklamının da beslenmeyle uzaktan yakından ilgisi yok zaten...
not: şimdi gördüm yönetmenlerin farklı oldugunu:)....
aslında ben heterojenlik bilerek yapıldı diye düşünmek istiyorum. klasik seri filmlerinde hep aynı renkler aynı tatlar kullanılır. Böylece o seriden herhangi birini izlemiş biri diğer reklamları sonuna kadar izlemesede onun o markanın reklamı olduğunu bilir ve bilinçaltına zap yaptığı saniyeden daha kısa bir sürede işlenir. Mesela Anadolu sigorta filmlerini hatırlarsak. Aynı renkler, aynı çekim taktiği,aynı müzik, aynı dış ses, farklı oyuncu ve konular vardı. kusursuz ve çok eğlenceli bir seri reklamdı.
Burada ise olayı daha duygusal yakalayıp herkes şahsına münasır tiplerdir, aynı tip değildir ama hepsi uno ile besleniri daha dolaylı ve duygusal vermek istemişler gibi. ama hala sonunda eeeeee diyorum ben.
tem tatlı hem tuzlu, karaktersiz ekmekler üretiyo uno niyeyse. kepekleri fena değil ama onlar da lastik gb.
haricinde, üstelik bir de dışarda tutup 4. gününde bayatlamayan bir ekmekten söz ediyorsanız zaten yemeyin onu, çok fena (:
ben bonelli'nin cevizli çavdarına aşığım. ankara şeysi bu sanırım. ayrıca yine ankara'da musluk suyu sıkıntısı olduğundan suya dokunmamış şeyler yemeye çalışıyoruz biz genelde..
-relamları izlemeyip sadece yorum okuduğum belli oluyor di mi? yaşasın bigucanlar! (((: )
Geçen pazar Uno, Marmara Yelken'de bloggerları toplayıp brunch yaptı :) Brunchta genel konuşulan konular senede 1 kişinin ortalam 150 kg ekmek beslediği ve senelik olarak bakıldığından ana yediğimiz yemek ekmek, diğer yediklerimizin hepsi ekmeğin yanında yan öğün kalması idi.
Konuşmanın geneline bloggerlar ile ekmek konusunda nasıl bilinçlendirilme yapılabileceği konuşuldu. Uno ekibinin genç ve dinamik yapısı açıkçası beni çok etkiledi.
Kocaman bir çantada bize hediye edilen ekmeklerimizi alıp eve geldik. Yakın zamanda "fabrika gezisi" ile Uno ekmeklerinin detayını yayınlayacağız :)) Uno Blogger Sofrası blogu
Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.