Yorumlar
Fixx (19 Ocak, 2007 09:37 Cuma)Onlar tükenmez kalem miymiiiş? Eheh, valla yap tabi nick de, ısınınca onlardan çıkan koku ölümcül olabilir

(mi)?
ardaerdik (19 Ocak, 2007 09:50 Cuma)istanbul modernde venedik bienalinde de tampon'dan avize vardi :)
ben diyim 3 metre, siz diyin 4 metre boyunda..
sadi (su geçirmez balık) tekin (19 Ocak, 2007 09:58 Cuma)arda, öyle söyleyince sanki tampon 4 metreymiş gibi algılanıyor.. insan ürküyor ister istemez.. :)))
ozan can (ocb) bozkurt (19 Ocak, 2007 10:04 Cuma)linksiz, fotosuz, örneksiz hariçten gazellerle olmuyo arda efendi... merak eder bünye!
ardaerdik (19 Ocak, 2007 10:05 Cuma)yorum atlattım :)
avize 4 metre falandi ve üzerinde bir kadına hayati boyunca yetecek kadar "ob" vardi diyim tam olsun :)
Yalçın (settar) Pembecioğlu (19 Ocak, 2007 10:10 Cuma)bir kadına değil, bir mahalle kadına hayat boyu yetecek kadar diye düzelteyim :) ama mahalle Türkiye'de değil tabii. burada pedler tamponları ezdi ve piyasadan attı neredeyse çünkü. Konuyu böyle de pazarlamaya bağlarım yine!

sadi (su geçirmez balık) tekin (19 Ocak, 2007 10:11 Cuma)işin ilginci, işin ingilizce metninde marka "o.b" olarak verilmişken türkçe metinde sadece "tampon" olarak geçiştirilmişti. çok saçma.. peeeh..
phoenixia (19 Ocak, 2007 10:12 Cuma)bugün ağızdan laf alma günü olsun..:))
phoenixia (19 Ocak, 2007 10:21 Cuma)bu ürünün ismi volivik dimi.. lamplanta da ilginç geldi bana( bitki+lamba ikilisi şeklinde çalışmışlar)
Yalçın (settar) Pembecioğlu (19 Ocak, 2007 10:21 Cuma)SGB, o.b dışında bir de Tampax vardı. Onunla karıştırıyor olabilirsin. Allaam, niye her ürüne dikkat etmişim ben böyle ya!
phoenixia (19 Ocak, 2007 10:23 Cuma)her ürün deyip genellemeyelim..:P:D
sadi (su geçirmez balık) tekin (19 Ocak, 2007 10:38 Cuma)settarcım biz bu işi beraber görmedik mi müzede? işin künyesinden bahsediyorum, tampax'ı hatırlamadım orda?
Fixx (19 Ocak, 2007 10:39 Cuma)ahahahahahahahaa

Doolittle (19 Ocak, 2007 10:45 Cuma)bende pek beendim yapıcam eve aynısından..
c (19 Ocak, 2007 10:58 Cuma)Bunu astığın odanın duvarlarına da tükenmez kalem ile bi sürü karalama yapmak gerek.
Doolittle (19 Ocak, 2007 11:01 Cuma)o kolayda ben nasıl yapılacağını bulamadım :( :))
elifbb (19 Ocak, 2007 11:22 Cuma)Kalem için: içim ısınamadı (aaa hadi canım)... Valla bak... Kalem delisi olan bir insan olarak sanırım kalemden yapılan avizenin daha bir modern mi olmasını istedim ya da şu an karşımdaki duvarın diğer tarafındaki avizenin şeklini görünce mi hoşuma gitmedi nedir. Sadece "aaa kalemden mi yapılmış o öyleee" denip, kibritle yaptığımız resim çerçevelerinin kaderini paylaşır ve giderek azalır o kalemler gibime geldi.
Tampon için: Türkiye'de uzun süre daha tamponun pede yaklaşabileceğini sanmıyorum. Ama 4 metrenin bir mahalleye yeteceğini de sanmıyorum

Tampondan avize kullanacağımı da sanmadım bak şimdi (yine kibrit örneğine dönmiyim)
BigCell (19 Ocak, 2007 14:10 Cuma)Bunu ancak ben yaparım, Depoda milyonlarca ve de her renkte kalem gövdesi olduğunu düşünürsek,
YABADABA DUUUUU.
:)
Doolittle (22 Ocak, 2007 00:02 Pazartesi)yahu birisi anlatsın sunun nasıl yapıldığını

zeyna77 (22 Ocak, 2007 00:27 Pazartesi)çok güzel bir fikir, yaratıcı

elifbb (22 Ocak, 2007 09:06 Pazartesi)Doolittle: bak dua et uykusuzluktan çenem düşmüş durumda, bıkmadan anlatıcam. ehöm öhm... şimdi, önce gidip bir tomar tükenmez kalem alıyorsun. eve döndüğünde o kadar kalemin içindeki mürekkebe yazık olacağını farkedip üzülüyorsun ve etraftan kullanılmış kalem toplamaya başlıyorsun. bir yandan da lambanın böyle daha manalı daha derin olacağını düşünerek sevincine sevinç katıyorsun.
Belli bir miktar kalem toparlamanın hemen akabinde genişçe bir yere yayılıyor, sırtını da mümkünse koltuğa falan dayıyorsun, mazallah uzun sürecek tutulur kalırsın öyle. Dur oturma! Kalk önce içerden bir yerden tel bir yuvarlak bul. O ne diceksin farkındayım. Tamam etrafı çember olan bir şey bul yeter, topaliyamicam şimdi bu kısmı tam olarak. Geri gel otur. Bir elinde o çember çevreli şey, bir elinde uhu, önünde kalem yığını. Hazırsın artık. Kalemleri çemberin etrafına teker teker yanyana yapıştırmaya başla. Bu noktada sen de farkedeceksin ki çemberi keşke kullanılan bir şey seçmeseydin, heba oldu. Neyse artık. Daha önemli bir sorunun var zaten. O kalemler uhuyla yapışır mı? Hayret bişey. Neyse, sen devam edicen artık kalkamazsın da bu saatten sonra.
Kalemleri bir tur tamamladıktan sonra (düşenleri bırak rezil olmasın etraf) git bi çember daha bul, bir öncekinden küçük olsun. Aynı şey buna uygula. Tercihe göre kat sayısı kadar çemberle iki ve üçüncü aşamaları tekrarla. Hepsi bitince bana haber ver, gerisini o zaman anlatıcam, yazık bu kadar insana dimi ama... Hadi kolay gelsin. Öpüyorum alnından. Bir sorun olursa başkasını ara, ben muhtemelen bu sefer banlanmış falan olucam :))))
elifbb (22 Ocak, 2007 12:39 Pazartesi)üşenmek ne kelime, zor durdurdum kendimi :))))
Doolittle (22 Ocak, 2007 13:07 Pazartesi)sağol.. :)) denicem evde.
Aygül Pembecioğlu (22 Ocak, 2007 13:24 Pazartesi)ekliycem üşeniyordum!
İstanbul Modern'de şu anda yer alan arda'nın yukarda bahsettiği Venedik Bienali'nin kocamaaaan avizesi.


Bunun tarifini verecek var mı :P
Doolittle (22 Ocak, 2007 13:26 Pazartesi)ilk önce 458 kutu tampon alıyorsun.. sora 300 paket uhu.. :))).... gerisini elif anlatsın o iyi başarıyor :Pp
elifbb (22 Ocak, 2007 13:39 Pazartesi)Valla ben kalem avizeden daha çok sevdim bunu iyi mi :)))) Ama sanki daha bi hani alla alla bravo valla... Doolittle sen bundan yapma güzelim, kaleme devam et. Yazık o kadar tampon mundar olacak, ama ilginç valla bu kadar güzel görüneceğini tahmin etmemiştim. Bir saniye yukarda ne demişiz bakalım hemen....
Hah: Tampondan avize kullanacağımı da sanmadım bak şimdi (yine kibrit örneğine dönmiyim) lafımı aynen geri alıyor, verdiğimiz geçici rahatsızlıktan ötürü özür diliyoruz. Alla allaaa çok güzel görünüyo, görünmüyo mu? Görünüyo valla billa... Ki böyle avize de sevmem ama... Alla alla...
phoenixia (22 Ocak, 2007 14:23 Pazartesi)yok yok muhteşem hakkaten...:)
mahalle dolusu deil ancak 45 yaş ortalamasıyla 3,5kişininkini karşılıyor gibi geldi bana..sağlama yapmadım valla..:))
sadi (su geçirmez balık) tekin (22 Ocak, 2007 14:51 Pazartesi)asumanla münevver altlı üstlü oturan iki ev hanımıdır. yaşları 30. mutfak harçlıklarından biriktirdikleri paralarla istanbul modernde görüp çok beğendikleri bu avizeyi satın alırlar. evdekilerden gizli olarak bi şekilde nerede olduğu önemsiz bir mekanda muhafaza etmeye başlarlar.
gel zaman git zaman asumanı şeytan dürter ve birer ikişer bu tamponları kullanmaya başlar. asumanı şeytan şu şekilde dürtmüştür: "14000 tampon var kızııım, münevver hayatta farketmez bak.."
asuman aldığı bu gazla günde üçer üçer tamponları kullanmaya başlar. her ay 15 güne yakın sürer bu üçlükler. aralardan karışık aşırdığı için de içi rahattır.
lakin münevver de az çakal değildir. birgün işkillenip tamponları saydığında eksikliği doğal olarak farkedecektir. akabinde asumana çemkirmeden ve durumu belli etmeden kendi de kullanmaya başlar.
ancak münevver hem haris bir kadındır, hem de asumanın daha hızlı bir tüketim içinde olduğunu tahmin ettiği için tamponları altışar altışar kullanır..
asumanın bu tüketime duyarsız kalması düşünülemezdir. sonuç olarak iki kadın da birbirlerine tek laf etmeden yaklaşık olarak 9 yıl bu avizeyi kullanacaklardır. 9 yılın sonunda ise ellerine geçecek olan devasa bir strüktürdür..
SGB kurgu merkezi gururla sundu

Doolittle (22 Ocak, 2007 14:55 Pazartesi)sgb benim anlamadığım her ay 15 gün regl olmuyo bu hatunlar... maksimum bi hafta falan sürüyor benim bildigim yanlısmıyım.. :)) ama senaryo güzel islenmis :P
elifbb (22 Ocak, 2007 15:00 Pazartesi):))))) bu asumanla münevveri tanıyo muyuz bi yerden? ben soriyim de...
bu arada doolittlecım, o hatunlar yeri gelirse sana inat bir ay regl olurlar bak bu gidişle. o öyle mi söylenir canım benim. yok yok şimdiki gençler bi acaip... hatunlarmış... :)))))
sadi (su geçirmez balık) tekin (22 Ocak, 2007 15:01 Pazartesi)sevgili DL, acele etme.. herşeyi zamanla öğreniceksin. bir de şimdi bazı şeyler burdan anlatılmaz.

Doolittle (22 Ocak, 2007 15:06 Pazartesi)aman allah korusun :)) hemen düzeltiyorum.. bu hanfendiler...
Doolittle (22 Ocak, 2007 15:07 Pazartesi)neyse utandım bende söledigim seyden.. :Ş konuyu kapıyımm...
figo (25 Ocak, 2007 16:05 Perşembe) phoenixia (25 Ocak, 2007 16:11 Perşembe)naylon kadın çorabı(alternatif bulamadım böle yazdım) mı şunlar..
figo (25 Ocak, 2007 16:13 Perşembe)kaç CD kullanılmış bilmiyorum ama iç içe geçirmek için iyi kafa patlatmış yapan.
diğeri ise şişelere geçirilmiş kadın çorabı gayet basit bir fikir, istediğin çorabı geçir
Doolittle (25 Ocak, 2007 16:42 Perşembe)of bunlarda cok güzelmis... sunların arasından karar verip evde kendime bi lamba yapıcam...
ARTanubis (26 Ocak, 2007 00:55 Cuma)neden bilmem böyle lamba tasarımları bende de lamba yaratma hissi yaratır hep... 6 ay önce böyle ilginç bir lamba gördükten sonra eve gelip apartman kapısında ev sahibimin attigi aptal bir lambayı görüp aşka gelmiş ve siyah izole bant ve gri bir saksı ile şu lambayı yapmıştım...hala da kullanırım..

Erman Sinan (26 Ocak, 2007 01:29 Cuma)
Bunu bilir bunu soylerim

Doolittle (26 Ocak, 2007 11:24 Cuma):))) ahaha.. ŞŞşşş.. karıstırma Sgb.. :P
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.