Anasayfa

4365_9224.jpg Resimleri
 

rüzgarda uçup kaçmayan şapkalı mont


Pin It
Şemsiye taşımayı sevemedim bir türlü. Nedense evden çıkarken bir de onu taşımak nasıl bir yük geliyor anlatamam.

Bir kaç gündür ev dışına çıkan biri olara yağmur ve rüzgar konusunda bir hayli acılar çektim (şemsiye kullanmaya ikna olmak üzereyim). Hali ile bu durumda kapişonlu şeyleri kullanıyorum ama o zamanda ilkokul öğrencisi gibi olma gibi bir sendrom oluyor uçmasın diye kenarlarından sıkıştırınca kapişonu.

Uzun lafın kısası Fubiz'de ilkokul öğrencisi gibi olmadan biraz can simidi tadında şişirilebilen bir versiyon gördüm. İşte gördüklerim ta taaa...





Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


tiryaki (11 Mart, 2009 12:34 Çarşamba)

Aygül Pembecioğlu (11 Mart, 2009 12:36 Çarşamba)
alakasız olarak bana şunu da hatırlattı

Yalçın (settar) Pembecioğlu (11 Mart, 2009 13:22 Çarşamba)
Sevdim bu işi. Rüzgar karşıdan geldiğinde kapüşon kafayı soğuktan korumaktan çok 360 derece üşüten bir şey oluyor. İyi bir girişim olmuş çözüm için.

agresif koala (11 Mart, 2009 13:26 Çarşamba)
zoro mu olcaz yani tek çaresi bu mudur

big mac (11 Mart, 2009 15:59 Çarşamba)
 bende ıslevsel olrak begenıp montun kendısını begenmemıstım...

phoenixia (12 Mart, 2009 00:27 Perşembe)
settar ya..hakkaten nasıl bir cereyan oluyor öyle, sağdan gir soldan çık.. gıcık bir durum.. ohh bu böyle ıscak ıscak..:)) ama işte bunlar da duyma kaybı oluşturuyor..

şemsiye gıcık ama mecbur oluyorsun, kapişonlu bile olsa kıyafetin ıslanıyor, içine su çekebiliyor, dolmuşta orada burada oturduğunda oturduğun yer ıslanıyor falan filan...

Yalçın (settar) Pembecioğlu (12 Mart, 2009 00:37 Perşembe)
Pho, bu uzun uzun tarif ettiğin şey Ankara'da yok mesela biliyo musun? :) Oraların soğuğu daha bir delikanlı. Giyindin mi sorun yok. Rüzgar esti, nem yüksek soğuk içime işledi yok.

phoenixia (12 Mart, 2009 00:48 Perşembe)
ama deniz yok ankara'daaa..:/

bella donna (12 Mart, 2009 02:01 Perşembe)
Evim İstanbul'un bir tepesinde, okulum bir diğer tepesinde. Hani yedi tepeli şehrin bütün tepelerini dolaştım, sonunda da Yeditepe'li oldum.. Bilenler bilir okul Allah'ın dağında (tepe demiyorum artık). Yaşadığım yerin soğukluğundan dem vururken, şimdi evimin bulunduğu yerle bile ciddi derece farklılıkları bulunan bir yerde okuyorum. Daha ilk kışta -sadece okul içinde kullanarak- iki şemsiye kırdım, farenjitim 3 defa azdı ve kendimi kar botları, kaz tüyü montlar ve koruyucu kulaklıklarla robokop misali ortalıkta dolanırken -aslında dolanamazken- buldum -beni tanıyanlar bir canlandırsınlar gözlerinde.

Velhasılı kelam... Hadi kışı atlattık, atlatıyoruz bir şekilde; ama o hain rüzgar ne baharda ne yazda rahat bırakmıyor adamı okulun meydanlarında, yokuşlarında. Hani hayran kaldım bu ürüne, derim ki içinde giysi satan dükkan bile bulunan okulum anlaşsın getirtsin bundan (ya da ben okulun önüne bir tezgah atayım) bakın nasıl gidiyor bunlar 8)))

mezzoalto (12 Mart, 2009 12:40 Perşembe)
kafam yağmurdan sırılsıklam da olsa şemsiye kullanmam, sağa sola çarpıp durmasından nefret ediyorum.. ama bunu da kullanmam, çirkin yahu.. içi polarlı bere diyorum, üstüne de kapşonu geçirdin mi miss..

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.