Yorumlar
Yalçın (settar) Pembecioğlu (07 Şubat, 2007 00:22 Çarşamba)Yeri de iyiymiş, Mısır Apartmanı 4. kat... Ben şimdi gidelim görelim derdim ama viki arkada aportta bekliyor üstüme atlamak için. Hiç bulaşmıyorum...
ferhat can (07 Şubat, 2007 00:30 Çarşamba)son dakika bileti diye bir uygulamaları var. normalde 30 ytl iken son dakika listesine isim yazdırıp boş yer kalmasını bekliyorsunuz. kalırsa 15 ytlden alıyorsunuz.
özel tiyatrolar için ne kadar güzel bir sistem !
ARTanubis (07 Şubat, 2007 00:49 Çarşamba)evet ben de 30 verdikten sonra web sitesinde öğrendim:) ama söylemem gerek bu oyun cmts aksamı 15 dk kala bile full insan doluydu...
bu arada DOT'un Bug ve Frozen'ı hakkında da süper duyumlarım oldu, gidile...
efe efeoğlu (07 Şubat, 2007 01:52 Çarşamba)geçen senenin oyunu gitmek isteyenler acele etsin sonra şanslarını kaybedebilirler
nick (07 Şubat, 2007 04:16 Çarşamba)Kulis Sanat Evi' nde de guzel oyunlar oluyor duydugum bildigim kadari ile.. Anadolu yakasindakiler icin alternatif.Biletix de biletleri satilmakta.
adres bigumigu_997 (07 Şubat, 2007 11:59 Çarşamba)DOT güzeldir... iyi hissettirir.. hatta akşamüstünden gidin hemen yanındaki dairede sergi gezin (sanart tabii ki) oyuna kadar da "ara cafe" de hellim salata ve naneli limonata.. üzerine oyun.. tadından yenmez.. hala istanbul'da olanlar.. tadını çıkarın çok özel bir şehirde yaşıyorsunuz... ühühü :)
bigumigu_997 (07 Şubat, 2007 12:01 Çarşamba)sanart diil tabii ki.. galerist... kafamda iki isim aynı cell de duruo da :) karışıo bazen
Polka (07 Şubat, 2007 12:14 Çarşamba)fazla sert ya da gıcık ya da anlayışsız olabilir şimdi soracağım soru ama biri bana lütfen tiyatro'dan ne tip bir keyif alınabilineceğine dair bir ipucu verebilir mi? İzleyicilerine saygı duymakla birlikte kesinlikle hiç bir anlamda bana haz vermeyen, tamamen gereksiz buldugum bir etkinliktir. Sinemada olduğu gibi bir empati ortamı yaratmaz, alıp sürüklemez, farklı bir gerçeklik sunamaz olanaklarından dolayı. Yani her dakikasında ben "oynandığını" bilirken, sadece oyuncunun kanlı canlısını görmek için mi giderim izlemeye? Değilse 1 saat boyunca aynı sahneye baktıran şey nedir?
slayerrrr (07 Şubat, 2007 12:28 Çarşamba)anooooov böcek bitmiş mi şimdi yani?
bigumigu_997 (07 Şubat, 2007 12:33 Çarşamba)keyif nasıl anlatılabilir ki.. insan bişeyi yapmayı sever veya sevmez.. hele "saygı" nın konuyla bence hiçbir ilgisi yok, niye saygı duyman gereksin ki.. sergiye gitmek, sevişmek, bir yemek vs vs.. iyisi vardır kötüsü vardır... "yaşadıktan" sonra iyi hissetiriyorsa misyonunu tamamlamıştır.. bir eylem hakkında bu kadar düşünürse insan zaten ondan zevk alamaz.. anlatabildim mi? :)
bigumigu_997 (07 Şubat, 2007 12:39 Çarşamba)not: tiyatrodaki "olanaksızlıklar" onu daha güzel yapar.. çünkü reklamcılıktaki gibi, sorun çözmektir tiyatro oyununu sahneye koymak.. sınırlıdır çünkü.. o sınırı aşmak için yapılanlar insanı etkiler çoğu zaman.. aynı 40 saniyelik reklama veya bir bilboard'a sığmaya çalışan onlarca mesaj gibi... ayrıca bilboard gerçek ve daha kısıtlı diye kötü, tv reklamı hareketli ve teknik imkanları daha fazla diye daha iyi midir? veya daha mı inandırıcı?
bella donna (07 Şubat, 2007 12:41 Çarşamba)sinema ve tiyatro mu? herhangi bir kıyaslama yapmak mümkün mü? albüm performansıyla canlı performansı kıyaslamak gibi... ha bu olayda playback yok o ayrı pek tabii 8)
ARTanubis (07 Şubat, 2007 13:55 Çarşamba)1- klasik metin tiyatrosu beni de çok bayar
2- sinema gerçeklik duygusu verir çünkü imkanlar sonsuzdur, tiyatro neyi farklı yapabilirim diye sürekli düşünmeyi gerektirir
3- modern tiyatro (elbette iyi kotarılabilirse) sinemadan daha da "vayy be" dedirtebiliyormuş
4- bellacım playback dedin de Sansürcü'deki bazı sahneler aklıma geldi, sansürcünün sürekli videoyu başa alması, bazı sahneleri tekrar tekrar izlemesi gibi oyunda 3-4 kez 2dk lık sekansları birebir aynı oynadılar, çok farklı ve zevk veren bir deneyimdi.. (örn: oyun akıyor karşılıklı itişiyoruz bağırıyoruz, son itmeden sonra oyuncu ilk pozisyonuna geçiyor ve aynı itişme ve bağrışmaları tekrar birebir izliyoruz...çok ustaca geldi bana)
5- Çoğu grubu canlı performansla izlemektense CD den dinlemeyi tercih ederim
sadi (su geçirmez balık) tekin (07 Şubat, 2007 13:59 Çarşamba)art, bi çırpıda sana katılıyorum, ama diğer çırpıda farklı düşünüyoruz. söyle ki, modern tiyatronun o performansa kaçan ve sınırları zorlayan "yeni" kurgusu bana da keyif veriyor ama (burası diğer çırpı) klasik tiyatrodan da vazgeçebilecek gibi değilim. haa, bir tiyatro manyağı değilim, keşke her oyunu kaçırmadan takip edebilsem ama olmuyor, olamıyor..

Polka (07 Şubat, 2007 14:38 Çarşamba)hehehh evet sonunda biraz karismis....
nerden baslasam... bastan bakalım...hmm
sgb:
ikisi de gerçek değil. Farklı bir gerçeklikten bahsediyorum, sanal bir gerçeklikten, bir sanrıdan. Bir yanılsamadan. Tartıştığım bu yanılsamayı ne ölçüde neyin yaşatabildiği...
bella donna:
mümkün. Herhangi birşeyi başka birşeyle kıyaslayabilirim. Herhangi iki şeyde bir ortak nokta bulabilecegim gibi. Ya da tıpkı albümle canlı performansı kıyaslayabileceğim gibi (ki bu pek de örtüsen bir örnek olmadı kanımca) ikisinde de bir anlatım söz konusu, göreceli olarak işlenmiş bir hikaye, olay, konu söz konusu. Eğer mecra farklılığından bahsediyorsan, bir oyun metni ile oyunun kendi, ya da uyarlaması yapılan bir romanı filme çekilmiş hali ile kıyaslayamamamızdan da bahsedebiliyor olman gerek.
older:
"saygı"dan kasit, benim bu olayı severek takip edenlere duydugum seydir. Tiyatroya degil. Benim anlamsız buldugum birseyi anlamlı bulanlara karşı bir gıcığım yok. Düşüneyim tabii ki eylem hakkında... Öbür türlü, oldu bitti, sevdim sevmedim den başka bi sonuca varamayacağım. Genel olarak yapılan yorumlarla ilgili en rahatsızlık duydugum nokta da bu zaten. Bunu sevdim bunu sevmedim, eeee? Bu yazıyı da o yüzden yazdım buraya. Sevenin neyi niye sevdigini anlamak için.
Kesinlikle katlıyorum, olanaksızlıklar yaratıcılığı kamçılar. Pek çok alanda da böyle olduğunu düşünüyorum. Aslında bilboard vs tv örneginde ilk basta biraz bulandi kafam, hmmm dedim... lakin ciddi bir fark var arada, o da zaman. Birinin an içerisinde donmuş bir kare olduğunu düşünücek olursak biri digerine göre daha etkili ya da inandırıcı diyemeyiz, haklısın. Sadece tiyatronun "canlı" olmasının, anlık ya da doğaçlama olmasının getirisi nedir, onu göremiyorum.
Evet belki de yeterince iyi bir örnek izlememiş olduğum için bu kanıdayım (hala daha) gel gör ki bu bu konuyu tartışmama bir engel oluşturmuyor henüz.
phoenixia (07 Şubat, 2007 14:59 Çarşamba)algı, hayal ve düşünce gücü... ve lezzet duyularına hitap etme ve tercihler..
zevklerle alakalı soruları kendimize sorduğumuzda aldığımız cevapları, başkalarının cevaplarıyla doğrulamak/yanlışlamak da ne derece doğru.. sonuçta verilen her cevap, benzetme, cevap verenin bu iki olayı algılayışı, sevip sevememesiyle bağlantılı olarak değişecek, göreli olacak..
tiyatroyu sevmemiş,sevememiş birinin tiyatro seven bir başkasının yönlendirme ve cevabıyla tiyatrosever olması mümkün olabilir mi..
ve tiyatro ve sinemayı karşılaştırmak kadar(polka) benzeşiyor bence, diğer kişilerin(bella,older) kendi dünyalarında yaptıkları betimleme ve mukayese...
ekok: ikisini de severim... sebebini sorgulamadım..ve ikisinin de müdavimi değilim o ayrı...:)
bigumigu_997 (07 Şubat, 2007 15:26 Çarşamba)"üzerine düşünmekten" kastettiğim kavram üzerine düşünme eylemiydi.. içerik üzerine tabii ki düşünmek gerekir.. bence de iyi bir örnek görsen en azında "hmmm enteresanmış" derdin bence.. istanbula yolun düşerse DOT a uğra mesela.. pişman olacağını sanmıyorum.. ;)
phoenixia: ben tiyatroyu sevdirmeye çalışmıyorum tabii ki.. isteyen sever isteyen sevmez... Polka, "neden?" dedi biz de kendimize göre cevap verdik.. tabii ki fikirler göreli olacak.. adı üzerinde fikir :) benim fikrim senin fikrin onu fikri.. forum.. vs..
ikisini de çok severim etrafta varsa kaçırmamaya çalışırım ama sevmeyeni ayıplamam, hor görmem, parmakla göstermem :)
ARTanubis (07 Şubat, 2007 15:27 Çarşamba)beğenilerimizin iyi ve kötü örnekleri ne kadar çok izlediğimizle ve o andaki bilgi, görgü, görenek düzeyimizle de ilişkili olduğunu düşünüyorum..
opera çok seven bir insanım, lise ve üniversite boyunca sürekli gittim ancak bu konuyla yarıprofesyonel ilgilenmeye başlayınca, ders alınca, iyi solisti ve yapımı kötüden ayırabilen bir göze kavuştuktan sonra artık beni kesseniz Türkiye'de operaya gitmem...
tiyatro çok da ahkam kesebileceğim bir sahne sanatı değil, ancak yeni ve orijinal fikirler görünce hoşuma gidiyor...
polka ne güzel yazmıssın zevkle okudum...ben corporate bir adamım oyle uzun uzun yazamıyorum, kısa yazınca da aynı etkiyi yaratmıyorum..mıf..
elifbb (07 Şubat, 2007 15:40 Çarşamba)amanın... ellerim kaşınıyooooor :)))) ehöm
tamamen yaşa ve ona göre karar ver bölgesindeyiz sanki. topluca bir dalı veya bu dalın bir alt kategorisini genelleyerek seviyorum ya da sevmiyorum diyemiyorum ben. her ne kadar şimdiye kadar gittiğim balelerde çığlık atmak istemiş olsam da, gittiğim operalarda bir beğenip bir beğenmeyip allak bullak olsam da, gittiğim tiyatrolarda kurgu senaryo oyuncular dekor ışık toplukıyamet üzerime gelince bile gülümseyerek çıksam da, sinemada bir kerelik bile olsa tıklım tıklım kızılırmak salonunun ortasında dışarıya çıkamadan baştan sonra bir filmi karın ağrılarıyla izlerken "allaam şimdi beni ışınla al bişi yap" diye yalvarmışlığım varsa da... zor be yav, çok konuşası gelio insanın ooyff :))))
art: gölge gül şekeramber

Polka (07 Şubat, 2007 16:26 Çarşamba)devam edelim;
settar:
Dogville'i izledim, manderlayi ne yazikki izleyemedim.
Dogville i begendim de üstüne üstlük inanmassınız... Nedenine gelince...
Dogville'deki "sahne" mantığı, sinemanın içine girince "sinema" açısından bi naiflik ya da farklılık barındırıyor. Dogville i oyun olarak izleseydim çok farklı olurdu eminim. Yukardaki tüm söylemimden yalınlık kötüdür anlamı çıkmasın. Sinema ile tiyatroyu karşılaştırdığım nokta etkileyici görsel efektler ya da bu efektlerin yoksunluğu da değildir.
Phoenixia, belki gözden kaçtı, belki tam ifade edemedim ama benim sorduğum şey niye beğeniyorsunuz dan ziyade nedir benim göremediğim gibi birşeydi. Ve "tiyatroyu sevmemiş,sevememiş birinin tiyatro seven bir başkasının yönlendirme ve cevabıyla tiyatrosever olması mümkün olabilir mi?" soruna evet olabilir, neden olmasın diyorum.
tabi burada "sevmemiş, sevememiş" biraz horgörür bir yere çekilebilir nitelikte olmuş gibi gibi...:P.. Phoenixia'yı kızdırdım sanırsam bilmeden...
Belirtmeliyim ki, benim argümanım biraz deneme yanılma üzerine dayanıyor.
İşin aslı geleneksel anlamda tiyatro bana eski yüzlü geliyor. Leonardo ya da Rembrandt gibi, en iyisi bile bugün bakmak/seyretmekten haz verdirtmiyor. Leonardoyu ancak resimlerinin tabiri caizse alt okumasını ya da bir resmi yaparken beraberinde neler üzerinde çalıştığını okuyunca/öğrenince ilgi çekici bulabiliyorum. Daha modern anlamda ise, evet, ilgi çekebilecek bir örnek izlemedim.
Ben kendi gözümle, kendi bildiğimle, birikimimle, araştırdığımla farklı şekilde bakmanın bir yolunu bulamadım, burada tartışıyorum ki görebilen başka gözlerin de görüşünü alabileyim, yani bir "taraf"ı temsil etmiyorum, bilmiyorum anlatabildim mi?
PS: ART, ne güzel dile getirmişsiniz efenim halihazırdaki sıkıntımı, "yeni ve orjinal fikir" diye... :) Ben buna ek olaraktan yeni ve orjinal fikrin iyi bir biçimde uygulanmasını da ekliyorum.
phoenixia (07 Şubat, 2007 16:47 Çarşamba)yine log out oluyoruz galiba... :(
epey yazmıştım... alınganlık geldi üzerime...:(
copyleyemiyorum işyerindeyken.. bilahere tekrar yazarım ya da evde yapıştırırım...:/
phoenixia (07 Şubat, 2007 18:01 Çarşamba)estağfurlah, kızdırmak falan..estetik yaptırıcam, bööyle sert bi "ifadem" var galiba..:)
"sevmemiş, sevememiş" yazarken demek istediğimin tersi olarak algılanabilir dedim kendime de..
cümlelerim genellemeli olsa bile, polka senin deneyim ve tecrübelerini ve bunlar çerçevesinde muhakeme ettiğini düşünerek, tahmin ederek kurdum o cümleyi aslında.. yani yerme değil, yükseltme taşıyordu aslen..
yani mesnedsiz konuşmayan, eylemleri ve düşünceleri üzerinde kafa yoran bir insanın, sağlam dayanaklara oturmuş bir görüşüyse eğer ifade ettiği, bir başkasının onun tersini söylemesiyle de değiştirmez şeklinde düşündüm ve "mümkün olabilir mi" diye ondan sordum...(polka için)
ha insanların düşünceleri değişken olabilir,ama senin ifadelerinden, çok kereler test ettim ve böyle net bir sonuca ulaştım, kararım hakkında da soru soruyorum gibi geldi..
ben yanlış "okumuş" olabilirim...:)
older..yanlış anlamış olabileceğini düşündüğüm şeyi düzelteyim.. fikirler görelidir, tartışılmaz demiyorum... niye sevdirmeye çalıştınız, hiç demiyorum...
hatta ben bişi demiyorum..:)
ARTanubis (07 Şubat, 2007 21:10 Çarşamba)ulu rabbim....phoenixianın bitmek tükenmek bilmeyen cümlelerden oluşan bilgece yorumlarını okumak çok zevkli yaw... sen kitap yazsana?? ya da yazdın mı acep??
phoenixia (07 Şubat, 2007 22:01 Çarşamba)doz aşımından ölücem birazdan..:))uzmanlık alanının psikoloji olmadığına emin misin art..:):)
ARTanubis (07 Şubat, 2007 22:06 Çarşamba)yooo ama psikiyatriyle yakinen ilgilenmiştim (ruh sağlığı normal olmayan her doktor gibi:)) niye sordun??
phoenixia (07 Şubat, 2007 22:27 Çarşamba)manic hale geçtim de...:))
öngörülü her doktor gibi diyelim.. konuyla bağlantılı olarak da "doğaçlama" yapıyoruz..
**vıızuuvvt** -flashback efekti-art henüz tıp öğrencisidir...
-hımını hımını hımını...
-ne okuyosun abi...
-hiiiç..psikiyatriye sardım bu ara..
-hayırdır, anestezi falan diyodun..yön mü değiştiriyosun..
-yok ya..ilerde belli mi olur, deli manyak insanlarla dolu bi siteye üye falan olurum,lazım olur...
ARTanubis (07 Şubat, 2007 23:00 Çarşamba)ilaç sektörüne geçeceğimi öngörüp okumuşumdur belki de, iyi de etmişim; iş, ev, arkadaşlar, üyesi olduğum siteler...heryerde işe yarıyor

MioCaro (07 Şubat, 2007 23:13 Çarşamba):) tam yeri tam zamanı kim tutar polka'yı
tamam hepsi benim suçum, değişik zamanlarda, değişik oyunlara onu zorla, baskıyla, kimi zaman santajla götürdüm. Yo yooo sadece galalara değil, provalara da.
zaten hoşlanmam dediği tiyatroya olan soğukluğu daha da müzmin bir hal aldı ki, pişmanım. sevgiler.
nick (08 Şubat, 2007 10:53 Perşembe)nefis muabbet potansieli varmis, bencelere heba olmus.
Polkanin tavri nefis, ota boka sanat diye aa cokgsel vs. deyince sanatin kalitesi dusuyor. Hakkaten tiyatro ne, neden bole tiyatro deyince ooo aaa oluyor, iyisi var kotusu var, su an dunyada iyisi fazla yok, cunku alternafler cok fazla, neden ve kim mesai harcasin iyi bir is ortaya koymak icin.
Tiyatro bende sevmem, hitab etmesi icin eglencelik bisiler olmali sinemaya vs alternatif olacak. bana ne canli performans dan dogaclamadan meraklisi gitsin izlesin, izleyip aa neguzel mimik yapti sahnede mi diycem. Yani derim tabi kide, ama demek icin tiyatroya gidilmez. Cem yilmaz da tiyatro iste, deliler yasaklar neden gise yapti bu ulkede; eglenceliydi cunku.
@Art: olm napiyorsun, blog yazarak dunya huzurna yeterince kastediyor zaten kiz, ne kitabi? heheh
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.