Yorumlar
dozdenoir (23 Ekim, 2009 15:55 Cuma)bir free ol felan yane. : )
Penti zaten pazar lideri, trend ünlülerle çalışmayı da seviyor. Karşısında çok ciddi bir rakip de yok. Bu reklam bütçelerini düşürmediği sürece pazar payını arttırmaya devam eder gibi görünüyor. Ben reklamı, reklam olarak sevdim. Prodüksiyonda ise bazı atlamalar ve sekmeler var. Tarz gibi yapalım demişler ama olmamış gibi... Ayrıca geçen sefer nilin 1.50'lik boyu kadar uzun bacaklarıyla dikkat çeken bacak mankeni yerine hadisenin kendi bacakları kullanılmış bu da bir azman havası yaratmış.
Yalçın (settar) Pembecioğlu (23 Ekim, 2009 16:02 Cuma)Hadise Türk eğlence sektöründe uzun yıllardır eksikliğini yaşadığımız bir seksapele sahip. Kız çocuğu taklidi beceriksiz, dansetmeyi bilmeyen kişilerin yanında Hadise elmas gibi parlıyor. Nil de iyiydi ama artık reklamlarda görmekten bayıldım ben kendisini. Nil reklamı diyorum ben Nil'in oynadığı reklamlara.
insane (23 Ekim, 2009 16:57 Cuma)Bilhassa son kısımdaki abartılı göz kırpma esnasında Hadise'nin ağzının ortasına elinin tersi ile vurmak isteyen yalnız ben miyim? Ayrıca "bi free" nedir yahu, niye zorluyorsunuz....
cemgul (23 Ekim, 2009 18:31 Cuma)Nil uyuzun teki hiç bir reklama çıkmasın mümkünse. Ha Hadise çok mu süper, hayır ama Türk çorabına da uzun bacaklı 2 metre süper model olmaz. Hadise iyi seçim ama şarkı reklam falan yetersiz, revizyonları yap tekrar getir hadi kolay gelsin.
layni (23 Ekim, 2009 18:41 Cuma)Bence de o sondaki göz kırpamama hareketi çoook itici! Nil daha başarılı, reklamda oynamasının yanısıra çoğu reklamın müziğinide kendinin yapması Nil' e has reklam dedirtiyor
maral meral (23 Ekim, 2009 22:46 Cuma)Tabii ki Nil. Penti ye o harika havayı Nil kattı bence -o kadar adi bir çorap olmasına rağmen bir iki giymede bozulan çoraplarına rağmen..- Nil i kaliteli bluyorum. Hadise reklamı çok basit olmuş. Çorabı hissettirmiyor bile.. Nil in yaratıcılığı doğallığı bir başka..
penny (23 Ekim, 2009 23:26 Cuma) O çoraplar neden ele geçiriliyor ? Bacakta daha seksi ve çekici değil mi bu meret ? Mahalle baskısından mı ele geçirip tanıtıyolar ?
tiryaki (23 Ekim, 2009 23:51 Cuma) nil in ekseniyle hadise nin ekseni aynı mı. kesinlikle hayır. peki bu kısa süredeki değişim neden. romantik, duygusal moddan; seksi, gösteriş meraklısı bir tipleme... neden bu kadar tutarsız bi değişim olmuş ki. ben de buna taktım. ayrıca nil i seviyorum. tarzını, kendisini. her neyse; ta ki otobüsteki liseli kızlar "bu daha seksi olmuş ama" diyene kadar böyle düşünüyordum. kızlarda gördüğüm kıskandırma isteği ile iş yapacak diyorum. erkeklere de 14 şubat ta penti satın aldıracak diyorum. ama ruhum hep desen desen... bi de bu hadisenin şarkısını hiç anlamıyorum. zaten hiç bi şarkı sözünü anlamam...
phoenixia (24 Ekim, 2009 01:05 Cumartesi)penti reklamlarındaki nil mi romantik duygusal mod...
bigu'daki eski penti haberine tekrar göz atalım.. yorumlara falan özellikle.. ağızlardan sular akmış resmen..:)
eksenleri farklı değil bence..en azından penti'nin ikisinde de gördüğü ve göstermek istediği çizgi, eksen, yarı çap aynı..
hadise de iyidir...basılı işleri filminden daha çok beğendim..
aslında penti'nin rakipleri var.. yerli markalar değil ama.. o yüzden bu reklamlar gayet yerinde bence..
Omer Azak (24 Ekim, 2009 02:20 Cumartesi)hadise nireee? nil niree? ya her 2 senede bir degistirirlerse 10 sene sonra bulent ersoy falan olur yeni yuzleri..
sonercelik (24 Ekim, 2009 14:17 Cumartesi)eskiden müjde müjde size parizyenden müjde size zarif esnek saglam çorap müjdesize
diye bir reklam vardı orda patenle kayan adam ne ayaktı onu anlamkta zorluk çekiyorum halan esnekliğimi anlatıyordu acaba ?
da burda hadise kulanmaları iyi olmuş hatunda jenfır gibi bacak oldugundan iyi durmuş....
alıp giyesimiz geldi :)
birde pentini göster petini göster gibi oluyor n iyi vurgulamak gerek durma hadi petini göster

jik (25 Ekim, 2009 22:07 Pazar)hem nilin desen desen şarkısı hem de dansları çok daha uygundu.
bağırırcasına şarkı söyleyen hadise...
rastlayınca zap yapıyorum...
ARTanubis (25 Ekim, 2009 23:04 Pazar)reklam filmini gorene kadar kampanya ve hadisenin secimini cok basarili bulmustum.. film herseyi sildi atti.... hadise gozunu kirpmasin diyen 100000 kisi bulabilirim:)
LecuyNac (26 Ekim, 2009 11:11 Pazartesi)o değil de, pekşattan hemen önce "penisini göster" mi diyo' yoksa ben çok mu bi' free oldum?
ghiz (26 Ekim, 2009 17:21 Pazartesi)Her iki celebrity kulanımınında dogru olduğu düşüncesindeyim. Hadise mi Nil mi diye kıyaslamak bile saçma. Çünkü 2 kampanyanında, çoraplarındaki modeller 2 ünlüye de cuk diye oturuyor. İlk kampanyada daha alternatif, canlı renkler ve teenage bir hava vardı. Çorapları da öyleydi. Ki ben 1 tanesini 1 kere giyme cesareti gösterebilmiştim. Bu ikinci kampanyada ise biraz daha kadınsı, iç gıcıklatıcı seksi çoraplar tanıtılıyor.
Bu nedenle 2 kampanyayıda, öncelikle hedef kitleyi düşünürsem kesinlikle çok başarılı buluyorum.
Tabii bu hatunların ikisininde yampirik bacakları için bişi diyemicem. :D
ghiz (26 Ekim, 2009 17:22 Pazartesi)Bir de Nil kalp hareketini daha güzel yapıyor :P
İğrencim.
BigCell (27 Ekim, 2009 11:23 Salı)Bigu ne zaman Hadise'yi haber yapacak kadar seviye düşürdü?
Geçen haftalarda Bigu yapısında bir değişiklik falan oldu da ben mi kaçırdım ?
ghiz (27 Ekim, 2009 11:44 Salı)BigCell senin burada konunun içeriğe nasıl baktığınla alakalı bir durum var gibi? Burada Hadise'nin değil PENTİ'nin başlatmış olduğu ikinci kampanya ve doğru celebrity olup, olmadığı konusunda tartışılıyor.
Sanırım sen fazla hadiseye takılmamışsın, HADİSE'ye takılmışsın? :))
BigCell (27 Ekim, 2009 11:53 Salı)Bu Penti'nin başlatmış olduğu ikinci kampanya değil.
Nil'den önce de Hepsi grubu vardı.
Al birini vur hepsi'ne.
sezyum (27 Ekim, 2009 12:05 Salı) kızlara gittim "pentini göster" dedim, 10 kızdan 9'undan tokat yedim.
1 kızın da pentisi yoktu. nefis tarzında. güneşi gördüm.
digitallunicorn (27 Ekim, 2009 13:30 Salı)
en bombası da hepsiydi zaten :))
-penti yle şıkır şıkır ya sen?

phoenixia (27 Ekim, 2009 19:06 Salı)haber fotosundaki pozun raketlerdeki uygulamasında böyle bir uzaktan bakınca zuhal olcay'a benzetiyor göz..
gullusum (27 Ekim, 2009 19:16 Salı)Ghiz katılıyorum, aynı hedef kitle degil ki aynı kişi kullanılsın. Şarkı guzel, sozleri sacma, reklamın başı saçma, sondaki göz kırpma berbat, ama hadise'nin bacaklar ve kıyafet gayet başarılı (Memlekette bir showgirl varsa, şu an Hadise sanırım). Nil birazcık çarpıktı diye hatırlıyorum ama olsun, severim ben Nil'li reklamları:) o ara çok ortadaydı galiba ondan mı Nil reklamları bay getirdi nedir?
Bu arada ele geçirilen çorap Penti'nin paketlerinde de vardır. Bir de çoraba elde bakmak, deseni dokumayı daha iyi gösteriyor, yani hanımlar, elin bacağı ile benim bacağım bir mi, hele bir açayım bakayım nasıl görünüyor diye düşünürler diye bence (annem, teyzem, ben mesela :) Penti el konseptinde kalmış. Pazardan ince çorap alan kaldı mı yahu bu arada?
Biraz da pentili birleşen eller, ören bayan hanımı gibi alameti farikası olmuş sanki.
valerie (mana) kozmonovic (30 Ekim, 2009 23:11 Cuma)hadise'yi önümüzdeki zamanlarda bi dolu reklam kampanyasında görmeye devam edicez ne yazık ki. bunun sebebini sordum, uzmanımız şöyle cevap verdi: "hadise A'sından B'sine bütün tüketici profillerine sesleniyormuş." bana göre paçoz, onlara göre çikolata.
bir de "peniTini göster" bende bir pelteğin fantastik dünyası çağrışımı yapsa da, yine de son derece heyecansız ve kötü bir reklam.
BigCell (06 Kasım, 2009 18:00 Cuma)AAhanda bugünkü haber :
BACAK DUBLÖRÜ Bir çorap firmasının reklamında oynayan Hadise’nin bacak dublörü kullandığı orataya çıktı. Bir çorap firmasının reklamında oynayan Hadise’nin uzak plan çekimlerde kendi bacaklarının, yakın planlarda ise İngiltere’de yaşayan İngiliz Shelina Gallacher’in bacaklarının kullanıldığı öne sürüldü.
Reklam çekimleri için koreograf asistanı olarak Türkiye’ye gelen Shelina Gallacher, Hadise’nin giydiği çorapların aynısıyla kamera karşısına geçerek “bacak dublörü” oldu.
Shelina’nın bacak bileğinde bulunan dövme de makyajla özenle kapatıldı.
Bu reklamda rol alan ve ismi bizde saklı bir dansçının iddiaları şöyle:
“Hadise masada düz yürüyüş yaptığı sahnede bacaklarını ayırarak yürüyor. Bacakların yakın plan yayınlandığı görüntülerde Shelina catwalk yürüyor. Yani yürüyüş yakın ve uzak planda değişiyor. Dikkatle izlendiğinde bu fark ediliyor. Hadise cephesi bunu kabul etmeyecektir ama ben o reklamda rol alan bir dansçı olarak bu duruma şahidim.”
Vatan'da yer alan habere göre şarkıcı Nil Karaibrahimgil de bir çorap reklamında oynamış, onunla ilgili de böyle bir iddia ortaya atılmıştı. Karaibrahimgil aylar sonra bunu itiraf etmişti.
mezzoalto (12 Kasım, 2009 23:11 Perşembe)benim 3,5 yaşındaki yeğene bakıyorum reklamın tutup tutmadığını anlamak için; nil'de de hipnotize olmuş gibi izliyordu, hadise'de de.. nefesi kesiliyor neredeyse, sonra da utanıp yüzü kızarıyor:) erkek her yaşta erkek, hadise ise daha a la turca zaten..
kurtyiyenkırmızıbaşlıklıkız (15 Kasım, 2009 00:49 Pazar)Nil'li reklamları hatırlıyorum. (ve Nil'deki kronik uyuşukluk hallerini). O dönem hiç
aa reklamdaki şu çorap da iyiymiş dediğimi hatırlamıyorum, ya da reklamın diğer modelleri falan görmek için beni yerimden kıpırdatacak bi merak/ ilgi uyandırdığını.
Gelelim Hadise'li reklamı izleyen kurtyiyenkırmızıbaşlıklıkız a bir de. O gitti direk ihtiyacı olan çorabı, diğer markaları kafadan eleyip, Penti'den aldı geçen gün.
Yani, deneğimizin hareketlerinin de gösterdiği üzre öyle ya da böyle Penti, yeni potansiyel müşterilerini de mağazalara çekmeyi başarıyor Hadise'yle. (ki sırf ben de değil, tıklım tıkış o mağazacık ne zaman görsem).. Ve gerisi de zaten çorap söküğü gibi geliyor olayın. Zira mağazayı gezerken fark ettim ki; aslında Hadise de bahane, çoraplar şahane. Penti kendisi aşmış bu kez kendini.
Ayrıca teşekkürler Penti demek istiyorum;
İsmi lazım değil bir İtalyan çorap markasının beyaz taşlı siyah külotlu çorabının, ona on basar full siyah versiyonunu üretip (hayatımın çorabını buldumm nihayet, şok mutluyumm!) sadece 6da 1'i fiyata sunduğu için!

BigCell (15 Kasım, 2009 01:06 Pazar)@kurt.............kız
Genelde 6da biri fiyata satılan ürünler orjinali ne kadar süre dayanır ise onun 6'da biri süre dayanır. Sonuçta 6 tane alıp cebinden aynı parayı vermiş olursun.
Bu testi de daha sonra hedef kitle ile paylaşır mısın :)
kurtyiyenkırmızıbaşlıklıkız (15 Kasım, 2009 13:51 Pazar)Dediğin çok mantıklı BigCell. Ama bu külotlu çorap için değil.
Şöyle ki Penti'nin çorabının, piyasa ortalamalarının acaip altında olup da insanı ürünün kalitesinden şüphe ettirecek bir fiyatı yok. Gayet 10küsür TL. Bu sözkonusu 1/6 daki koca 6 sayısını Penti'den ziyade diğer markaya borçluyuz.
Ha İtalyanlar da deseler ki biz çelikten dokuduk incecik çorabı, bir ömür kaçmıyor; o zaman tamam diyebilir, sözlerimi de alır bir köşeye çekilirdim ama bildiğin çorap onlarınki de.
Tabiii. Uygulamalı olarak deneyip 2 çorabı da, bunun sonuçlarını da paylaşmayı çok isterdim. Aslında sonucu ne olurdu öyle bir testin ben de merakla doldum taştım şimdi. E ama bir sponsor lazım bu teste, ya da sıradan bir külotlu çoraba 60TL yi gözü kapalı verip geçebilen yeni bir denek

phoenixia (15 Kasım, 2009 21:28 Pazar)bigcell...
penti ucuz ve dandirik ürün satmıyor...
uygun ve güzel ürün satıyor.
orijinalleri dediğin nedir, penti herhangi bir markanın çakmasını üretmiyor,kendisi bir marka...
ve bahsettiğimiz gömlek, pantalon, ayakkabı değil...
söz konusu naylon çorap dediğimiz şey ömrü bir kelebeğinkine eşdeğer olabilecek bir ürün, bir yere takıldı mıydı, el fatiha.
dolayısıyla daha pahalısını alıp da yıllar yılı eskitememe durumu yok muadilleri için de...
içime panter emel kaçmış...kurt yiyenciğim de yazmış olmasına rağmen hırrlamışım... :D
sena (kudra) çınar (16 Kasım, 2009 09:28 Pazartesi)ya sustum sustum oturdum okudum da bu nedir ya! hadise kim abicim ya! tamam yani yerden yere vurmak diil niyetim de bi farklılığı yok hatunun. hadise onbinbeşyüzeellisekiz kopyadan sadece biri. nil'se özgün. ayrıntılar, kampanya vs bunlar evet çok hoş elbette göz önünde bulundurulmalı, olabildiğince fazla tüketiciye ulaşmak, hedef kitlenin büyük çoğunluğunu oltaya düşürmek vs vs vs vs uzaaaarr gider bu. ama yıllrdır sadece bunlar düşünülerek milyonlarca reklam, kampanya vs yapıldı. bugün hala konuşulanlar hangileri? tabii ki farklı ve özgün olanlar. be hadise gibi milyon tane hatun görüyorum hergüm, aynı tarz, aynı saç vs vs vs. ama nil? tamamen kendine özgü bi kız. önemli olan da bu bence. kim daha özgün ve farklı? bi adım öne çık yavrum!
kurtyiyenkırmızıbaşlıklıkız (16 Kasım, 2009 15:25 Pazartesi)Ama ama ben anlam veremedim şuna; Hadise'nin kopyalarıyla doluyorsa ortalık, Hadise'nin suçu mu, Penti'nin suçu mu bu? Ve böyle bir durumdan sebeple Penti, sosyal sorumluluk hissedip de
dur yaa Hadise'yi oynatmayalım reklamımızda mı demeli?

Kendini bulamayan, ve kendine birini seçip onun kopyasına dönüşmeye debelenenlerin kendi sorunu ki bu, başka kimsenin değil. Penti reklamında Hadise değil de Nil oynayınca, bu insanlar düzelecek değildi ya
sena (kudra) çınar (16 Kasım, 2009 15:51 Pazartesi)ya tabii ki insanlar düzelicek diil veya hadisenin kopyalarının olması veya hadisenin başka insanların kopyası olması pentinin sorunu diil. benim anlatmaya çalıştığım, nil'in oynadığı dönemin bi konsepti vardı ve özgünlük açısından da daha ileride duruyodu. hadiseninkiler çok sıradan gözüküyo bana. bi özelliği yok
dozdenoir (16 Kasım, 2009 18:03 Pazartesi)kykbk'ye katılıyorum... Bunlar yıllık kampanyalardır. Geçen yıl imaj olarak renkli desenli ürünlere renkli kişilikti. Ruhum hep desen desen...
Bu sene ise fetiş, cüretkar ürünlere seksi(!) kişilik.
Penti'ni göster. Eğer bahsettiğimiz bir mobilya markası veya bir gıda olsaydı tutarsızlık haklı görülebilirdi. Ama tekstil'de o seneki kreasyona göre her şey değişebilir. Pentinin bir ana çizgisi var. Bu kampanyası bir ara çizgidir. benim beğenime hitap etmiyor ama reklam filmini başarılı buluyorum. bir bayan çorabı kullanıcısı olmayarak duruma daha objektif yaklaşabildiğime inanıyorum. @Kudra sanki Nil'den sonra hadise sende biraz hayalkırıklığı yarattı?
sena (kudra) çınar (16 Kasım, 2009 18:06 Pazartesi)ne nil'e bayılıyorum ne de hadise'ye dozdenoir ama evet hayal kırıklığı hatta kıtlığı yarattığını söyleyebiliriz. söylediklerine de katılıyorum. hepsine ok ama bana zaten bu yaratılmış yeni imaj güçlü gelmedi. belirsiz ve kararsız duruyo biraz. nil'in konseptinin yanında zayıf durduğunu düşünüyorum. yaptığım şey biraz da karşılaştırma aslında
Yalçın (settar) Pembecioğlu (16 Kasım, 2009 18:19 Pazartesi)nil'in konsepti hadise kadar kucaklayıcı değildi ama sanırım kudra. pazarın tamamına konuşuyorsan tüm imajını aykırı olmak üzerine konumlandırmış bir kadındansa genç ve seksi popçuyla daha geniş bir kitleye ulaşabilirsin.
tee, yukarda yazdığım gibi; nil kampanyası iyiydi, hadise ile devam etmek de iyi. hem nil baydı, hem de ikinci sezonda penti nil'le ne yapsa tekrar gibi gelecekti bize.
sena (kudra) çınar (17 Kasım, 2009 11:52 Salı)nil artık baymıştı settar orda hemfikiriz kesinlikle. artık baktırmamaya başlamıştı nil, gözümüz alışmıştı, görmemeye başlamıştık. ama yani ben sevmiyorum bunu işte. meslek hayatım boyunca 'olabildiğince fazla insana ulaşmak' adına böyle klişe ve sıradan işler yapmak zorunda olduğumu bilmek çok sinir bozucu. yaratıcılık görmek istiyorum ben, özgün kopsept görmek istiyorum, bi işe baktığımda ağzım açık kalsın hayretle takdirle ve imrenek bakiym istiyorum. bu tür işler olacak hep maalesef. bu tür işleri görmek ve yapmak zorunda olduğumu bliyorum ama kabullenmek niyetinde değilim. kabullenmem demek yaratıcılığımı kendi ellerimde okyanusta boğmak demek olur. öyle işte yani. iş kötü demiyorum. ben özgünlük arıyorum, hayranlık bıraksın bende bi izi kalsın isterim. o yok sadece. yoksa kapitalist bağlamda başarılı olacağına şüphe yok.
Yalçın (settar) Pembecioğlu (17 Kasım, 2009 12:19 Salı)kapitalist bağlamda derken, ticari olarak mı demek istiyorsun? reklamın ticari olmayan bir amacı yok ki zaten?
sena (kudra) çınar (18 Kasım, 2009 09:37 Çarşamba)reklamın elbette ticari olmayan bir amacı yok. fakat reklam sadece ticari açıdan değerlendirilmez. yaratıcılık, tasarım, özgünlük vb kolları da vardır bu değerlendirmenin. bahsettiğim şey de bunlar. reklamlar salt ticari amaç güdülerek, hiçbir yaratıcılık veya özgünlük çabası sarf etmeden yapılsaydı ne creative director'lara creative sıfatı, ne de art directorlara art sıfatı verildi. meslek başka bi yöne gider sadece ticari amaçla. bugün bi reklamın tek amacı ticari değil ki bu nedenle müştemlerle art'lar zaman zaman takışır ve genel olarak iyi müştem, müşterinin her dediğine koyun gibi tamam demeyendir. :)
sena (kudra) çınar (18 Kasım, 2009 09:38 Çarşamba)yaşasın isyankar müştemler!!! :P
bi de haberimiz ünlü olmuş, kutluyoruz :)
Yalçın (settar) Pembecioğlu (18 Kasım, 2009 10:04 Çarşamba)kudra, şablonlardan daha geniş düşün, sanat yönetmeninin işi yaratıcılık, ama kendisi bir sanatçı değil. o da bu ticaretin bir parçası. örneğin alametifarika gibi ajans yapılarında müşteri temsilcisi olmadan sanat yönetmenleri direkt müşteriyle konuşuyor mesela, o zaman koyun olup olmamak da sanat yönetmenine kalıyor.
bir reklam ticari anlamda başarılı olması demek de o işin tasarım olarak kalitesiz olacağı anlamına gelmiyor, bu da başka bir klişe. iyi reklamcı, müşteriyi iyi anlayıp ona en uygun çözümü en yaratıcı şekilde sunabilendir. ayrıca müştemin senin deyiminle koyun olanının ajansa da müşteriye de faydası olmaz ve hiçbir ajansta bu tip müşteri temsilcilerinin yüceltidiğine şahit olmadım (elbette bilmediğim istisnalar vardır).
öte yandan bir iş yayına geçtikten sonra müşteri bunun geri dönüşünü alamazsa ilk döneceği kişi de müşteri grubudur. bu yüzden işin sorumluluğu ondadır. yaratıcılarımızın aslında yaptıkları güzel işlerin yayınlandıktan sonrasını da merak etmeye ihtiyacı var belki. çalıştığım efsane adamların (ki yaratıcı yönetmen ya da ajans sahibi şu anda pek çoğu) en önemli ortak özelliği iş yayınlandığı anda rahatlamayıp, işin sonuçlarını da takip etmeleriydi.
sena (kudra) çınar (18 Kasım, 2009 18:02 Çarşamba)söylediklerine katılıyorum yani benim karşı olduğum bunlar değil. sanat yönetmeni de sanatçı değil zaten, 'yaratıcı'. burada aslında daha dikkatli okuman gerekti belki de... çünkü bakarsa tüm yazılarımın son derece kişisel olduğunu görebilirsin. bu ne demek? ben reklamcı bi ailenin çocuğuyum, sektörün içinde, ajanslarda büyüdüm. bu mesleğe olan tutkum biraz farklı o yüzden. bu ticari anlamda başarılı olan işlere de başarısız demiyorum zaten. başarılı ama bu durum tamamen kişisel aslında. biraz empatiyle çözebiliriz sanırım. ben hayatım boyunca bu işi yapıcamı biliyodum, baka bi iş istemedim hiç. fakat bunu bilirken aynı zamanda nasıl bir ticaretin içine girdiğimi de farkındaydım elbette ama ticaretin yaratıclığın önüne geçmesi, bu mesleğe karşı olan tutkum bi yana, asla hoşuma gitmeyen bi yönüydü. ve bu çok da haşır neşir olmadığım kavramın meslek hayatım boyunca beni nelere zorlayacağını bilerek, her ne kadar istemesem de, vazgeçmedim mesleğimden. bi iş hem müşteriyi hem de yaratıcısını aynı yüksek derecede tatmin edebilir (edebilmeli). anlatabildim mi derdimi bilmiyorum. umarım anlatabilmişimdir. durum aslında bana çocukluğumdan gelen bi hoşnutsuzluk diyelim ve bu hoşnutsuzluğu bilerek bu mesleğe girmiş olmak. biraz duygusal yönü var yani
onur antep (28 Eylül, 2010 11:42 Salı)
Hadiseli Bannerları buradan izleyebilrsiniz
http://onurantep.blogspot.com :)
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.