Anasayfa

1929_3829.jpg Resimleri
 

Satılana bak, bir de yediklerimize!


Pin It
Özellikle restaurantlarda sıkca başıma gelen bir olayın haberiyle karşılaştım.

Menülerden seçerek sipariş verdiğimiz yiyeceklerin, eve, ofise yada masamıza özensizce, menüdeki görüntüsünden eser kalmamış eksik malzemelerle hazırlanmış bir halde gelmesini konu alıyordu.

Benim gibi dışarıda yemeyi seven, midesine düşkün bir kişi için çok sinir bozcu bir olay. Görüntüsünü geçtim içindeki malzemeleri eksik koyan birçok ÜNLÜ yere rastladım.

Hele ki sipariş verdiyseniz vay halinize...


Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


tam yedi tane z (30 Nisan, 2007 09:40 Pazartesi)
sosyal içerikli bir haber daha Adamlarda haklı hepsine aynı özeni gösterseler ve içerik olarak aynı gramajda  malzeme kullansalar nice olurdu halleri...

fair (30 Nisan, 2007 10:09 Pazartesi)

rest sana katılıyorum.. özellikle son zamanlarda çok rastlar oldum bu tarz durumlara... ben kendi payıma bir daha gitmiyorum.. sıklıkla gittiğim kuruçeşmede aşşk cafe diye bir yer var.. birtek orası çizgisini bozmadı şimdiye kadar.


restless (30 Nisan, 2007 10:28 Pazartesi)
Bende ztn dayanamadım haber olarak ekleyim dedim.

Daha bu haftasonu X bir dondurmacı da böyle bir durum başıma geldi. Menüde krokanlı, gofretli ve bilumum ağız sulandırıcı malzemeleriyle servis edilen bir kokteyl sipariş ettik adam masaya bildiğimiz 3 top dondurmalı az bi çikolata sosuyla bezenmiş alakasız bişi getirdi.

Aradaki farkı gösterip sebebini sorunca da "abi malzeme kalmamış" diye cvp aldım. :)

fair (30 Nisan, 2007 10:34 Pazartesi)

nerde kaldı müşteri memnuniyeti merak ediyorum.. biz arkadaşlar arasında bunlara doymuş esnaf diyoruz.. yani çok şımarıklar.. verilecek tek ceza bir daha gitmemek


gence arslan (30 Nisan, 2007 10:49 Pazartesi)
eskiden müptelasıydım da, artık spor fitness falan derken bıraktım buralardan yemeyi...zaten ABD 'de KFC 'nin bir şubesindeki fareleri görünce tövbe etmiştim...iyi ki de etmişim...

müşteri memnuyeti olayına gelince...valla bizim ayvalık tostçuları daha çok memnun ediyor...yanına da limonata..oh mis

tam yedi tane z (30 Nisan, 2007 11:15 Pazartesi)

ayvalık tostu gibi varmı ya hiç bozmazlar :) ama yerinde yemek lazım yoksa farkı hemen hissediyorsun


ARTanubis (30 Nisan, 2007 11:47 Pazartesi)

çok güzel bir konu bu restless tenk yu...

yiyecek fotoğrafçılığı neredeyse "ayrı bir sanat dalı" olmaya başladığı için geliyor bunlar başımıza... pişmemiş fasulyeler, sıcak suya söyle bir sokup çıkarılmış tupturuncu havuçlar, parlak görünsün diye 1e1 sulandırılmış kırmızı şaraplar, parlasın diye saç spreyi sıkılan tavuklar sayesinde gördüğümüz ile yediğimiz arasında fark olması malesef kaçınılmaz...


restless (30 Nisan, 2007 12:05 Pazartesi)
rica ederim art...

fair (30 Nisan, 2007 12:10 Pazartesi)
bu sadece fotoğraf meselesi de değil bence... tamam fotoğraftaki gibi canlı olmayabilir ama gösterilen birtakım şeylerin rest'in de başına geldiği gibi "abi malzeme kalmamış" şeklindeki durumu hiç hoş değil.. .

tam yedi tane z (30 Nisan, 2007 14:19 Pazartesi)

tabac (30 Nisan, 2007 14:20 Pazartesi)
Falling down da Michael Douglas ın oynadiği karakter cinnet geçirmesinden bir süre sonra bi fastfood dükkanında aynen bu konuyla ilgili serzenişlerini ortaya koyar, ama hali hazırda elinde silah olduğu için daha bi sözü dinlenir kendisinin

çok zaman oldu izleyeli, yanlış detaylandırmış olabilirim ama buna benzer bi sahne vardi o leziz filmde

mezzoalto (30 Nisan, 2007 15:24 Pazartesi)
bu çook güzel bir konu, daha doğrusu benim de kişisel olarak çok dertli olduğum bir konu.. özellikle de benim gibi yemek için yaşayan, menülerde "heyecan verici" şeyler arayan, ve icabında garnitürüne göre yemek seçen insanlar için bu resim-ürün çelişkisi çok ciddi bir sorun.. resimli olmayanlarında da çok oluyor: bakıyorum menü uzun uzun anlatmış yemeğin başından geçenleri, "şöyle marine edilip şöyle pişirilmiş; bilmemne usulü bilmemne garnisi ve şu ile".. siparişi veriyorum; gelen şey ancak yazılanla 2. dereceden akraba olabilir ve muhtemelen onu ben evimde daha iyi pişiririm..

yemek fotografçılığında yemeğin doğasıyla oynamak çok yaygın, o yüzden resimle birebir örtüşmeyi beklemiyorum hiçbir zaman ama en azından andırmalı ve bir menüde yazan ürünler tam olarak getirilebilmeli masaya.. ama şu da var, kimse bu konuyu çok umursamıyor.. pek çok insan için yemek yemek yaşamayı sürdürmek için gerekli olan bir etkinlik ve doyuruculuk-hijyen-lezzet gibi temel hususlarda asgari performansı sergiliyorsa yemek, pek üstünde durmuyorlar.. bir kaç kişi geri gönderse gelen yemeği "anlattığınız/gösterdiğinizle getirdiğiniz aynı değil" diye, belli bir standardı tutturma konusunda daha duyarlı olur işletme sahipleri..

bi de şu beni hasta ediyor: "o yemeği artık yapmıyoruz efendim".. kaldır o zaman menünden yahu!

sucukluyumurta (30 Nisan, 2007 15:37 Pazartesi)
fotoğraftakiyle birebir aynı yemek beklemekdir belkide hayal kırıklığı yaratan...
artında dediği gibi yemek fotoğrafı kendi içinde hileler içeren birşey.Ayrıca yemek fotoğrafları çekilmeden önce iyi stylingcilerin elinden geçiyor o yemekler. yemek fotoğrafı çekerken yemeğe dahil olmayan belkide yanyana tadları hiç güzel olmayacak ama renkleri güzel bi kombinasyon yaratıyor diye bile malzeme kullanılabiliyor.
o yüzden görüntü olark aynısını beklemek pekde akıllıca değil.o fotoğrafdan önce o yemeğe 2 saat makyaj yapılıyor
ama içerik olarak aynı olması beklenebilir tabi.

kısadan hisse beklentilerimizi sorgulamalıyız bu konuda.

saygılar efendim 

ayvalık ii fikir öğle yemeği için =)

restless (30 Nisan, 2007 16:22 Pazartesi)
Yemek fotoğraflarından, x fotoğraflarının çekimine bizimde ufakkk tecrübelerimiz var :)

Başka kategoriler için de ürünleri süsleyip püsleyip fotoğraflar çekiliyor hatta çekildikten sonra üzerinde daha da fazla makyaj yapılıyor. Bu hileler nerdeyse her ürün için yapılmakta fakat yiyecek kategorisinde abarmış durumda.

Ayrıca bazı restaurantlar fotoğraf gibi tabaklarda getirebiliyor demek ki buda mümkün. (Ufak tefek işletmeleri bu konudan ayrı tutuyorum.) Bir dünya para veripte önüme malzemesi eksik, aceleyle hazırlanmış görüntüsü kaymış bir yemek gelmesi pek hoşuma gitmiyor.

Menüde sapsarı görünen patates kızartmaları yanmış bir şekilde önüme gelirse yada menüde yağsız cillop gibi görünen bir bifteği tabağımda tam tersi bir şekilde görürsem işte o zaman çıldırıyorummmm :)

fair (30 Nisan, 2007 17:50 Pazartesi)
evet tamam resimdekiyle birebir örtüşmesini bekleyemeyiz anladık ama tamamen alakasız birşey gelirse de külahları değişip itiraz ediyorum yanicim aaaa

Alp (pimoka) Esin (30 Nisan, 2007 21:14 Pazartesi)
açılın ben fotocuyum, :) Hemen işi fotoğrafçıların üstüne yıkmışınız arkadaşlar teessüf ederim yani. Bi kere o fotoları fotoğrafçı tek başına çekmiyorki, kalabalık bir ekiple ve ajansların denetiminde gerçekleşen işler bunlar. Yanii bir iletişim hatası varsa, bu sonuç olarak öncelikle müşterinin sonrada ajansın hatası olabilir. sonra kullanılan tekniklere gelince, basit bir yağ paketi bile olduğu haliyle çekilmiyor mokap(maket) yapıyoruz dimi ? yeri gelmişken anlatıyım türkiyede fotoğrafçılık yapan bir arkadaşımın ingilterede yaşarken başına gelen bir kate mosela karşılaşma hikayesi vardı hep beraber çok gülmüştük. çok ünlü bir ingiliz fotoğrafçıya asistanlık daha doğrusu hiyerarşik sırayla üçüncü asistanlık yaparken 45 dakka kadar katele aynı minibüste seyahat ediyorlar, bizimki çekim başlarken fark ediyor yol boyunca karşısında oturan kate mose :) Şimdi gerçek hayattaki halini bilemediğimiz için sağlıklı tüketici olarak soramıyoruz tabi neden böyle diye ? (sonuç kate mose için utanc verici olabilirdi dimi :) ) Neyse şaka bi tarafa bir çok ciddi yemek işiyle uğraşan yerler mutfaklarında ayrıca bi fotoğrafla tespit edilmiş şablon tabak bulundurur kii bi yediğinizi bir daha aynı şekilde servis edebilsin, yoksa şefler unutabiliyo bazı detayları insan işte :)

agarhasan (30 Nisan, 2007 21:41 Pazartesi)
rest

al gülüm bu dondurmayı, bizdede para kalmamış deyip tutuşturucan tabagı adamın eline. kalkıp gidicen
mümkünse hemen bitişiğindeki dondurmacının bahçesine oturup, yedi sülalenide arayıp mekana dolduracaksın. masayıda doldurup akşama kadar kalkmıycan, üstüne bide bağara bağara 100 ytl vericen bahşiş diye

ama küçük dünyaları küçük bırakmakta ayrı bi çözüm, hep ders hep mesaj yorar bünyeyi

restless (30 Nisan, 2007 21:45 Pazartesi)
puhhaaaha, bi daha ole yaparız.

ferhat can (01 Mayıs, 2007 00:08 Salı)
bir de menüsü bile olmayan a4 dosya kağıdından, eşantiyon kağıda sipariş yazdığınız yerler var. bunlar garson sayısını, az tutup yemekleri kaliteli yapıyorlar. ve o kadar lezzetliler ki...

mezzoalto (01 Mayıs, 2007 00:28 Salı)
ferhat, çok güzel söyledin, işte bu tip yerlerde hiçbir hayal kırıklığına da uğramazsın.. çünkü bildiğin tencere yemeğidir pişirdikleri; karnıyarık, dolma, ıspanak, pilav.. ve o dolmayı başından türlü türlü maceralar geçirmeden, anne usulü pişirdikleri için de ansiklopedi gibi bir menüye gerek yoktur; hiçbir sürprizle karşılaşmadan yersin.. hatta bazılarında menü ve kağıtlı sipariş bile yok, direkt gidip vitrinden baka baka seçiyorsun, sonra da servis elamanı arkadaşa söylüyorsun, 1 dakika içinde geliyor ve herhangi bir kafede bir porsiyon fiyatına dünyaları yiyip çıkıyorsun

sadi (su geçirmez balık) tekin (01 Mayıs, 2007 02:00 Salı)
efem bu şekil kuzguncuktaki asude'yi tavsiye edebilirim.

(hiçbir organik bağım yoktur)

fair (01 Mayıs, 2007 09:47 Salı)

bu şekilde bir tane de taksimde tavanarası var.. orası da nefistir.. benim de bir organik bağım yok


tospik (01 Mayıs, 2007 10:17 Salı)
hele hele öyle yerler var ki; ne menü var, ne garson ne de başka bir şey. kendin alıyorsun etini, kendin pişirip yiyorsun; adlarına da "kendin pişir, kendin ye" diyorlar. 

ancak oralarda bile mangalın başındaki arkadaşın yeteneğine bağlı olarak düş kırıklığı yaşanabilir, uyarmadı demeyin.

fair (01 Mayıs, 2007 11:25 Salı)

zaten orda bir vaad yokki... kendin pişir kendin ye... çok da leziz olur.. ama öte yandan bir dünya para verip gittiğimiz yer bize vaadettiğini getirmeyip alakasız şeyler getirirse yine külahları değişirim alala..


restless (01 Mayıs, 2007 12:03 Salı)
Fair, sen benden daha hassas çıktın bu konuda :)

fair (01 Mayıs, 2007 14:22 Salı)

 kesinlikle hassasım.. ara sıra da olsa geliyor başıma böyle şeyler çünkü... haber için de seni kutluyorum ayrıca.


restless (01 Mayıs, 2007 14:30 Salı)
teşekkürler :)

tam yedi tane z (01 Mayıs, 2007 15:06 Salı)
:D

rakunzell rakkadar (01 Mayıs, 2007 15:26 Salı)
fast food yemeyen bünye olarak yakınlaşabileceğimin en fazlası annemin hazırladığı pide içinin pideciden az kıymalı pide olarak dönüşüdür ki bu da pek hoş bir hissiyat bırakmıyor insanda.. :P

ferhat can (01 Mayıs, 2007 17:15 Salı)
taksimde tavanarası nefisti. artık maalesef dayayıveriyorlar ellerine geçeni. ben biralarımızdan kaşık kaşık köpük atıldığını gördüm. sonra o biraların yanında kayış misali karışık et getirdiler. karışık ette sosis vardı ! sucuk vardı ! pirzola ve çöp şiş yoktu vs vs. taksimde bu şekilde lezzetli ama ucuz yemek yenecek yerler (max : 10 ytl) sabırtaşı üçüncü mevki canım ciğerim (hadi 15 olsun :D) hayri usta mangal keyfi zaten hepsi bilinen yerler aslında. bir de benden duymuş olun.

restless (01 Mayıs, 2007 19:45 Salı)
Ben bilmiyordum bu mekanları (bir kaçını duymuştum arkadaşlarımdan ama gitmek nasip olmadı), yazdığın iyi olmuş.

Taksim'de çok çeşiltli yerler var fakat artık eskisi gibi gezip yeni yerlerde keşfetmeye vakit olmadığından sürekli aynı yerlere gidiyoruz programlanmış gibi... 

Bide bu mekanları deneyelim bakalım :)

ferhat can (01 Mayıs, 2007 20:15 Salı)
canım ciğerim asmalı mescitte trtye yakın. sabır taşı liseyi geçince sağda caddede. bu ikisine kefilim ben :) diğerlerini baya ucuz olduğu için yazdım. yine de lezzet açısından bir sorunları yok.

ARTanubis (01 Mayıs, 2007 23:27 Salı)
ferhatt söylüyorsa güvenirim ben:)... en kısa zamanda gidip deneyelim.. mezzo not ettin mi mekanları??

mezzoalto (02 Mayıs, 2007 17:50 Çarşamba)
art sanki sen ciğer yersin de:) mezzo bilmiyor mu ki bu mekanları; sabırtaşı'nı da geçenlerde söyledim ben size ama ferhat söyleyince daha bir güzel oluyor galiba artı senin ruhun aristokrat annem, sen böyle salaş yerlerde yemek yiyemezsin, tavanarası bile salaş sana.. hele üçüncü mevki, süper sevimli, süper salaş:)

tavanarası demişken, orası garsonların küçük dağları yarattıklarını zannetmedikleri, menüleri insanların kafasına atar gibi önlerine atmadıkları, gülümsemeyi unutmadıkları, homurdanmadıkları ve müşterilerini biraz yüksek sesle güldüklerinde "gidin burdan biz sizin gibi müşteri istemiyoruz, siz bizim müşteri profilimize yakışmıyorsunuz" gibisinden cümlelerle kovmadıkları zamanlarda güzel bir yerdi.. şimdi maalesef güzel yemekler yapan ama gitmeyeceğimiz bir mekan.. artık pek ucuz da olmaması cabası.. 

bu habere de böyle bir misyon yüklesek? gidip yediğimiz, beğendiğimiz beğenmediğimiz yerleri yazsak? olur mu?

restless (02 Mayıs, 2007 18:00 Çarşamba)
Süper olur 

sadi (su geçirmez balık) tekin (02 Mayıs, 2007 19:16 Çarşamba)
kaçınılmaz olan olacaktır ondan kaçılmaz işte..

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.