Anasayfa

4913_10550.jpg Resimleri
 

Her derde deva sakız!


Pin It
Bu sakızla ekonomiye can verelim.

Ülkemizi teğet geçen(!) küresel mali krizin etkileri hâlen devam etmekte. Hâl bu olunca da; devlet himayesiyle, sivil toplum kuruluşları ya da meslek örgütlerinin dayanışmasıyla kampanyalar düzenlenmekte.

2001 krizi sonrası ilginç bir örneğini gördüğümüz "Bu Ülke İçin Seve Seve" kampanyası piyasayı hafif kıpırdatmıştı. Öyle ki; kampanya logosunun korsan disklerin üzerinde dahi görülmüşlüğü vardı. Ayrıca bu kampanya sonraları Genç Parti'nin de işine yaramıştı.

Şimdilerde ise TOBB'un "Kriz varsa, Çare var" kampanyası ve yine bu kapsamda değerlendirebileceğimiz, Halkbank destekli "Evini yenile Türkiye" kampanyalarıyla Türkiye Reklam Konseyi'nin önderliğinde "Alın, Verin; Ekonomiye Can Verin" kampanyası üstüste geldi...

Evini yenile Türkiye'nin reklam filmi başka bir başlık konusu olabilir.

Kriz öyle teğet geçmemiş olacak ki; reel sektörü hareketlendirmek adına, ekonomiye can verme görevimizi hatırlatan bir kampanya oluşturulmuş. Uykusuz'a da bu hafta kapak olan kampanya, çarpan etkisini halk diliyle anlatan hikayelerden ibaret. KDV'leştirilmeyen alışverişlerin yer aldığı film ve afişlerde Deniz Gökçe, Akın Öngör, Yaman Törüner, Meliha Okur gibi iktisadi kişiler rol almış. Filmlere Jingle House'un bir reklam müziği eşlik ediyorki; yıllarca hatırlanacak cinsten olduğuna inanıyorum. Erol GÜnaydın'ın trafik eğitimi dersi verdiği filmlerdeki kadar hatırlanacak. Anlatım sadeliğiyle de iyi bir alışkanlık kazandıracak cinsten öğretici bir kampanya. Dekorlar, kostümler filan da muhteşem. (malesef o oyuncakçılar yok oldu, bakkallar ise çok azaldı bundan da bahsetselermiş filmde keşke) Sosyal ağ ve paylaşım sitelerinde doğrudan yer almaması da ilginç. Halbuki çok daha yaratıcı interaksiyonlar gerçekleştirilebilirdi.

Üretim gücünün yok edildiği bir memlekette, devletin dahi bu yaklaşımı benimsemesi tepkilere de sebep oldu. Tevfik G. Uras'ın 2 Eylül tarihli yazısı okunmaya değer.

Ayrıca, finansal sistem dışında döndürdüğümüz para hani haramdı, hani kredi kartı kullanırsak cennetle müşerref olacaktık, hani iş bankası kumbaramızı gişedeki ablaya verince güçlü yarınlara yatırım yapmış olacaktık?

Ülke buğday ithalatçısı konumundayken simit alırsak, ekonomi sıcacık olacakmış. O oyuncakları üreten Shaoxing City Sanzhou, o sakızı üreten Cadbury kazansın diye ilave oyuncak, ilave sakız alamam... Hele ki fişsiz alışveriş mi, asla! Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır ve yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı gibi unuttuğumuz değerlerimiz için kampanya yapmak ümidiyle.

Gereksiz mesajlar ile yine uzattım.




Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


dozdenoir (04 Eylül, 2009 15:03 Cuma)
Yılmaz özdil'i çok sevmem ama okuyanlardanım. Bu kampanya ile ilgili biraz ajitasyon yapsa da doğru bir noktaya taşımış bazı şeyleri.... neden kampanyada hep kayıt dışı ekonomi ürünlerinden yola çıkılmış anlamış değilim.  bu da yazısı



JSN (04 Eylül, 2009 19:30 Cuma)
 

Kampanyanın Art Direktörü Michelangelo galiba...

nick (04 Eylül, 2009 19:54 Cuma)
ahaha iyi yakalamissin.

Alp (pimoka) Esin (05 Eylül, 2009 14:20 Cumartesi)
Gereksiz uzattığın kısma katılıyorum tiryaki, her karşıma çıkışında ense kökümden tüylerimin kalktığını hissettiren böyle bir şapşalığa uzun zamandır maruz kalmamıştım.

sadece şu sebeple: insanlara salak muamelesi yaparak nereye?
bide bu işte kullanılan ekonomikist'lerin poz kesmeleri varki tüy dikiyor.

abdulaziz (creaziz) şahin (05 Eylül, 2009 15:40 Cumartesi)
iyi fikir: evet gerçek insanlar olsun
kötü cast: bıneyaw bıneeeee
"çok fazla ağızda sakız olacak bi kampanya değil
kampanya değil"



ARTanubis (06 Eylül, 2009 16:35 Pazar)
harikasin JSN:)

bir reklam kampanyasindan bu kadar tiksindigimi hatirlamiyorum... ha bir de Turkcell 3G var bu aralar...

dozdenoir (08 Eylül, 2009 13:35 Salı)
Nette alın verini doğru ilişkilendirenler de var.
Samsun sigara al, köylü kazansın, tütün eken kazansın, ambalajcı kazansın, dağıtım yapan kazansın. Kanser olursan doktor kazansın, ilaç sektörü kazansın... Ölürsen imam kazansın, tabutçu kazansın, mezar taşı yapan kazansın... : )) 

droidkio (08 Eylül, 2009 18:16 Salı)
bu kampanya ancak bukadar kötü sunulabilirdi heralde. anarşik yapar insanı bunlar.


pinaria (09 Eylül, 2009 00:13 Çarşamba)
garip bi kampanya bana gidip sakız almak ekonomiyi canlandıracak gibi gelmedi..

Untitled (09 Eylül, 2009 17:40 Çarşamba)
Sanki koskoca ekonomistler, banka müdürleri v.b. krizde işsiz kalmış ta, simit yada çiçek satıyor gibi bir izlenim veriyor!

şahin (prodotu) özcan (09 Eylül, 2009 19:55 Çarşamba)
gezegeni mahfeden kapitalizm kanserinin kaynakları tüketen öncü hücrecikleri.

wisuchu (09 Eylül, 2009 22:37 Çarşamba)
amda reklamı ilk izlediğimde aklıma gelen düşünceleri yansıtmısınız. İlk izlediğimde slogana güldüm ve beni oyuncak,simit , cicek vs almam için zerre kadar yerimden kıpırdatmadı. Kim için bu reklam filmi, krizden işsiz kalan binler için mi, ev kirasını ödeyemeyen adam için mi, senin benim için mi yoksa? Her kimin fikriyse sevmedim, sevmedim...

Kobiler teker teker kapanırken bakkalcı rolunde biri.. Hehehe


anyway (10 Eylül, 2009 16:05 Perşembe)
Şair burda kime sesleniyor ? :P
Tvnin karşısında oturan, sormayan sorgulamayan, reklamdakilerin  kim olduğundan bile bir haber ki bu kitlenin bırakın evini yenilemeyi, simidinden kısıp kirasını ödeyen kitleye mi?(üzülerek belirtmek isterim ki sayıları maalesef azımsanmayacak kadar cok)
Yoksa tvyi izlerken düşünen, az da olsa sorgulayan ve bu yüzleri tanıyan kitle midir? Bu kitle evini yenilemeyi düşünebilecek ama ekonominin de  rakamlarla değil cebimize giren para ile döndüğünün farkında olan kitledir,ki onlar da'sakız alın, oyun alın' gibi sseyyar satıcı söylemlerine inanıp gaza gelecek kitle değildir.Heyytt gerginimm birazz :P BU SOSYALL KAMPANYA PATLAMIŞTIR.
eee O zaman sorarım sana eyy izleyici, Şair burda kime sesleniyor?

oray (10 Eylül, 2009 18:03 Perşembe)
 http://www.bobiler.org/monte.asp?m=137085
http://www.bobiler.org/monte.asp?m=137085


phoenixia (11 Eylül, 2009 08:50 Cuma)
şöyle de birşey var, kime sesleniyor kısmıyla alakalı..

ev kirasını ancak ödeyen ve zati yastık altı parası ol(a)mayan kesim sakızından, oyuncağından, simidinden, çiçeğinden kısmıyor ki.. bunlar onun kendi çapında "lüks" tüketimi, hayatına renk katan ayrıntılar...
kaldı ki oyuncak ve sakız hadi neyse de, sokak çiçekleri aslen ekonomi içinde var olmayan değerler... dolayısıyla kayıtlı ekonomide çok anlamı olmuyor..

likiti elinizde tutmayın dolaşımını sağlayın demek isterken, seslendikleri objelerle hitab olunan kesim zati o anlamda ekonomiye can verenler...

işten çıkarmayın, maaş verin, maaş verdiğiniz o adam evini geçindirsin, marketine gitsin,ailesine can versin deselerdi daha mantıklı dururdu...

tims@h (11 Eylül, 2009 15:40 Cuma)


ilyas t (14 Eylül, 2009 01:10 Pazartesi)
yıllardır kayıt dışı ekonomi diye bırbır konuşuyorlardı denize düşen yılana sarılır misali şimdi seyyar satıcı üzerinden reklam kampanyası yapıyorlar, oldu deniz gökçe oldu mu şimdi

sertanarig (17 Eylül, 2009 09:17 Perşembe)
sevmiyorum bu kampanyaları amaan...sıktılar.....

mezzoalto (12 Kasım, 2009 23:38 Perşembe)
sırf birileri daha yazmış mı diye sonuna kadar okudum ama cık.. sanırım oyuncakçıyı oynayan -oynayamayan demeliydim belki- yaman törüner'in karakteri nasıl kötü yarebbim, sevimli oyuncakçı amcadan çok sapık gibi duruyor, nasıl yapmacık belli değil.. akın öngör ise bu dörtlü içindeki belki de en abes isim, üçünün toplam malvarlığından daha fazlasına sahip olduğunu tahmin ediyorum..

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.