Anasayfa

2991_6035.jpg Resimleri
 

Ross Lovegrove'dan Geleceğin Otomobili


Pin It
Efendim karşınızda Vitra - Artema'nın su yönetimi uzmanı, yani tasarım dehası Ross Lovegrove' un tasarladığı araba. Araba dediğime bakmayın; öyle ki park halindeyken altından çıkan bir şeyle de kocaman bir sokak lambası gorevi de yapabiliyor. Hatta uydu kontrollü harekete sahip ve enerjisini de üzerine yerleştirilmiş olan panelden sağlıyor. Yıllar once seyrettiğimiz Jetgiller'in kullandıkları arabalara benzettim ben.






Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Yalçın (settar) Pembecioğlu (07 Şubat, 2008 14:24 Perşembe)
Ted'deki bu konuşmasında da bahsetmişti bu projesinden. Tek kişilik sokak lambası olan araç şeklinde bir prototipin görsellerini de göstermişti. Taşıtın yeni hali iyice garipleşmiş.

meriç (zalambodont) kara (07 Şubat, 2008 15:00 Perşembe)
bu tasarımcılarda bazı sinir bozucu şeylerin olduğunu tüm mühendisler biliyor artık. o tekerler nasıl hareket edecek? motoru nereye koyacaksın arkadaşım? peki ya o incecik çubuk gibi bıdık nasıl bu aleti havada dengeli tutacak? hadi tuttu diyelim rüzgar esince nasıl stabil kalacak. bir de bu makine ne ile çalışacak kanka? çalışsa bile nasıl yönlendirilecek? itici gücü tekere ne yönlendirecek? enerjisini üzerine yerleştirilmiş panelden alacakmış, bak sen... lan 10 santimlik arabayı yürütmek için 3 metrekare güneş paneli kullanmak zorunda bu mühendisler, hangi panel? nerdeki panel?!?!? böyle ibnetor beyaz sakallı tasarımcıları gördükçe kafalarını kırasım geliyor.

ARTanubis (07 Şubat, 2008 15:03 Perşembe)
dur kızma zalambodont yaw:))
 ama kafasını kırmaya gidersen 1-2 tokat ta benim için at... bende de aynı hissi yarattı...

rakunzell rakkadar (07 Şubat, 2008 15:17 Perşembe)
hiiiiiiiiii zalambodont ne dediiiiiiiiiiiiii!

byparlak (07 Şubat, 2008 15:45 Perşembe)
jetgiller demisken sunuda belirtmek istiyorum, cizgifilmdeki su bina chicago daki cok eski bir binadan esinlenmistir:





kat kat otapark..katina park edip evine giriyorsun :)

Yalçın (settar) Pembecioğlu (07 Şubat, 2008 15:57 Perşembe)
Bir de şu proje vardı byparlak senin gösterdiğin ve benim ağzım açık baktığım bu binalarınki gibi.

nkizkapan (07 Şubat, 2008 16:18 Perşembe)
Fanusun içinde ki balık gibi insanlar ... Bu haberi gonderirken "zalambodont" gibi bi seyler yazacaktım.. Settar msj bölümüme haberinizi değiştirdik biraz diye bi msj atar diye yazmadım:))) hadii dedim biri yazar benim yerime...

Yalçın (settar) Pembecioğlu (07 Şubat, 2008 16:47 Perşembe)
nkizkapan aslında çok beğenmişti tasarımı, haberi ben değiştirdim böyle yaptım. al bakalım, manipülasyonun babasını yaparım, kızdırmayın beni :)

nkizkapan (07 Şubat, 2008 16:54 Perşembe)
amaaa settar rencide oluyorum:)

ARTanubis (07 Şubat, 2008 17:25 Perşembe)

hemen altından tekneyle gecerken cekmiştim ben de:)) mimar olmadığıma pişman eden bir turdu benim için o.. ArtDeco gökdelenler unutulacak gibi değil...(arabayı ve tasarımcısını sevmedim ya konuyu değiştiriyorum:))


byparlak (07 Şubat, 2008 18:11 Perşembe)
Art ayni turu bende almistim. Hehe

dasaaa (07 Şubat, 2008 18:54 Perşembe)
Paul Arzens'in 1942'de tasarladığı L'Oeuf Électrique'in bir model üst versiyonu gibi duruyor.

gandy.phoebus (07 Şubat, 2008 21:09 Perşembe)
çok şükür dünya mühendisler sayesinde mükemmel bir yer ki ibnetor tasarımcılar ancak kafalarını kırıp stres atmaya yarıyor... gerçi ben olsam hepsini meydanlarda sallandırırdım, ne hadlerine vizyon sahibi olmak falan. bir de bilimkurgu filmleri var ki, onlar için de yeni bir autodafé dalgası gelsin istiyorum. uçan arabalar falan, yakacaksın işte hepsini.

eferdk (07 Şubat, 2008 21:44 Perşembe)
Beyaz sakallı amca çok şekil poz vermiş :) Çenesini ileri iterek konuşan babacan bir profesör gibi adeta :) Araba tasarımına gelince bunlardan teleferik yapılsa çok güzel olurmuş :)

mehmet (07 Şubat, 2008 22:03 Perşembe)
bu tasarımcı ve mühendis kavgası bana fallik dönemdeki çocukları hatırlattı... önce kız ve erkek çocukları kavga etmeden birbirleriyle oyanayabilsinler diye bin tane takla atılır (yavrum oynasana arkaşınla, yavrum çekmesene saçını, tekmeleme yavrum, oha yavrum, dur yavrum, hehe çocuk işte çek elini ordan yavrum, eve gidiyoruz yavrum) zira iki cinsiyet de hem merak eder hem de birbirine kıl olur.

Ardından birbirlerinin doğru noktalarına dokunmayı öğrendiklerinde ayırmaya kalksan canını alırlar adamın mazallah :)))

cinsiyetten girince, tasarımcı daha erkek, mühendis daha kadınmış gibi geldi (bu açıdan bakmadan önce aksi gibi düşünürdüm heralde, düşünmemişim) erkek devamlı dan dun bişiyler yapar ve kızı farkettiğinde sahip olduğu kendinden alınacakmış gibi hisseder (kastrasyon korkusu) mimarların yaptığı acayip işlerin, mühendisler tarafından "bu haliyle ayakta durmaz" diye maymun edilmesi gibi...

ve ortak bir ürünün ortaya çıkabilmesi için (ortaklık olmazsa çıkmak zaten bişey ortaya) ne olursa olsun son noktada mühendisin yeterlilik onayı gerekir :)))

gandy.phoebus (07 Şubat, 2008 22:17 Perşembe)
anahtar tamlamayı unutmuşuz, üç kere "mühendislik harikası" demezsek elifbb katılmaz tartışmaya :D yeterince kapsamlı veya tutarlı sayılmayacağının bilincinde olarak, tasarıma "sorun çözmek" mühendisliğe "ihtiyaç karşılamak" diyerek bir nüans yakalamaya çalışıyorum kimi zaman, beğenen ve beğenmeyen tasarımcılar da oldu, mühendisler de... mehmet, seksist bir gözlemle, senin kadın-erkek benzetmene de uygun sayılır bu tanımlar ;)

mehmet (07 Şubat, 2008 22:33 Perşembe)
ben de en çok "tasarımcılar bir problem üretir, mühendisler onu çözer"i severim. gelgelelim hedeci hödöcü tanımlarından epeydir hazzetmiyorum, zira bu devirde her disiplin birbiriyle her pozisyonda sevişmek, birbirine karışmak durumunda. bunlar kişi tanımları değil, yaklaşım tanımları aslında.

öte yandan bugün bir kitapevinde raslantı eseri tanıştığım birisiyle binary mantık üzerine bir sohbet yaptık (deleuze'den girip, spinoza, foucault, delanda, nietzsche derken, binary ve fuzzy logic'ten çıktık ve inanmazsınız sıkıcı diildi :) bir felsefe doktoruyla, yazılımcı gayet anlaşabiliyo)
insan evladının karşıtlıklar koymadan bi mevzuyu ele alamadığından dem vurduk. şimdi düşünüyorum da bunun sorumlusu pipi olabilir mi acaba?

(bu arada yukarıdaki yazının sonuna 'elifbb bu durumda transseksuel sayılır' diye not eklicektim vazgeçtim, bir anda senin yorumda görünce neşeyle 'hey gidi anılacağı varmış kişinin' diye hoplayıverdim, gelsin koysun noktayı artık)

elifbb (07 Şubat, 2008 22:54 Perşembe)
Haberdeki Jetgiller benzetmesini çok sevmiştim ki yorumlarda başlığı terk etmiş buldum kendimi. O yüzden "makina mühendisleri günümüzde neler neler yapabiliyor yahu, o güneş panellerini hap haline getirip fitil niyetine verirler gerekirse" diyemeden uzaklaşmışım. Biraz derli toplu yazmam gerekir düşüncesindendir belki. ehm...

Bu tasarımcı-mühendis durumu kaç başlık daha sürecek, hangi aşamada birbirimize giricez ay ne kadar heyecanlı :))))

Erkek-kadın olayına bayıldım, ama bizimkilerin pek bayılacağını sanmıyorum heheheh... Transseksüele ne diyeceğimi bilemedim. Teşekkürler?! :))))

Sorun çözmek-ihtiyaç karşılamak kısmından tam emin olamasam da oralarda geziniyorum ben de. Temel öğretilen bir şey var ki optimum çözümü bulmak. Optimum için koşarken fiziki olarak imkansız bir şey karşınıza çıkınca ister istemez diyorsunuz "yenge ben oraya üç kolon koyarım en az" veya "o tekerlekleri iki aksa bağlayalım gel bacım" diye.

Ama böyle söyleyen mühendisler var diye, senelerdir çoğu hesap sistemi değişmedi diye, "statik hesabın statik beyinlileri" diye de yenilikten korkacak değiliz ya :) Mühendislik ve tasarımın kaynaşabildiği noktalarda atılım denen şeyler nasıl yapılmış belki dönüp bakmak gerek. Zamanında ne küfürler savurmuşlardır eminim o fikirlerle çıkan beyaz sakallılara.

mehmet (07 Şubat, 2008 23:29 Perşembe)
"tasarımcılar bir problem üretir, mühendisler onu çözer" bu sunumda geçiyomuş, burdan kapmış olabilirim. bu habere de pek yakıştı, kaçırmayınız, izleyiniz efenim :)


agarhasan (08 Şubat, 2008 00:31 Cuma)
Biraz önyargılı dalacağım kusruma bakmayın. Çözülemezden ziyade niye çözülmesi gerekli bence esas soru. Sırf hepimiz ufaktık bu çizgi filmlerle büyüdük, hadi öyle bir taşıt yapalım der gibi duran bir çıkış noktasından dolayı, oturup çözülmeye çalışılmaz. Benim direk gördüğüm sahne ise şu tadda bu durumlara rastladığımda, 
" bakııın ben gelceeğin araçlarını çizdimmm, ama maalesef bugün üretilemiyo. fakat görün bakın bir gün üretilecek teknolojimiz yetkin olduğunda. hay allah ben teknolojinin ve bilimin önde gidiyorum, tüh tüühhh "
Yoksa çözülme gerekliliğini hakediyorsa, emin olunki eninde sonunda çözülecektir.

http://www.youtube.com/watch?v=CjcyHicm3NA

Omer Azak (08 Şubat, 2008 01:40 Cuma)
bence ross efendi intema icin yaptigi o armatur tasarimlarindan sonra derin bi nefes alip bisi tasarlamasa bi 10 sene falan daha iyi olabilir.

espirimate (08 Şubat, 2008 08:40 Cuma)
bu ne be, ne çelik jant takılır, ne spoyler, 17 inç jant olmadıktan sonra isterse aladdinin sihirli  lambasına dönsün ne işe yarar...arkadan itiş mi? önden çekiş mi?

Yalçın (settar) Pembecioğlu (08 Şubat, 2008 09:57 Cuma)
mehmet, gandy ve elifbb aynı haberde konuşuyor ve ben kaçırıyorum. Şopar Bowl finali gibi bişey olmuş burda adeta!

elifbb (08 Şubat, 2008 13:39 Cuma)
Yenilik getiren bir adımın mutlaka öncelik olarak derdi "neden bunu çözmem gerekiyor" diye düşünmesi değildir bence. Bu bir kriter olabilir, ancak böyle düşünerek "dur yahu şimdi ne gereği var" diyip durmak gerekseydi şimdi nasıl yaşıyor olurduk bilemiyorum.

Her fikir bir yenilik olacak, bir atılım getirecek, çığır açacak değildir belki. Ama tarihte bazı fikirlerin çok alakasız dururken işe yaradıkları sonradan görülmüştür. Pek çok buluşta "neden bunu çözmeliyiz" sorusu sonradan cevaplanmıştır. Kendi tarih diliminde tüm hesaplamalara rağmen genel olarak imkansız kabul edilen "havada hareket kontrolü" aman canım manyak mısınız diye kesilip atılsaydı, Alman amcanın biri bilimsel tarafı güvensiz olmasına rağmen "dur bir saniye içimde bir his var" diyerek omurgasını bu uğurda parçalamasaydı, iki hayalperest bisiklet üreticisi üç boyutta hava hareketini bulamayacaktı. Buluş bir fikirler zinciridir. Her fikir birbirini besler. Hepsi tek başına muhteşem olmayabilir, ama kime nasıl kaynak oluşturacağını bilemeyebiliriz.

Gelelim filmlere ilhamlara saçmasapan bilimkurgulara...

Çok çocukça geliyor olabilir belki Jetgillere bakıp "aaaanneeeee ben böyle bir araba istiyorum" denmesi. Böyle olup olmadığını bilemeyeceğiz tamam. Ama şunları biliyoruz ki, Star Trek'te hayalgücü geniş ölçekli bir amca teknoloji uydurdu diye üniversitelerin araştırma bölümlerinde hala çalışmalar yapılıyor. Ufak bir örnek; göğsündeki bir zıvırtıya basıp "evladım köprüde her şey sağlıklı mı? gelen giden uzaylı var mı" diye muhabbet eden Trekçilerimiz bugün bas-konuş, hands-free teknolojilerini tetikleyen kaynaklar. Tetiklemesinin ilk adımı filmden etkilenen bir manyakken, eminim ona da ilk aşamada "ne kadar gerekli" sorusunu sormuşlardır, MITdeki bilimadamları olayın farkına varana kadar :)

Bir örnek daha veriyim tutamıyorum kendimi :))) Arthur C. Clarke denen muhteşem yaratık 2001: A Space Odyssey'de HAL 9000'i bilimadamlarından duyduğu "hmmmm olabilir belki ama zor ama belki ama sanki" laflarından yola çıkarak yaratmasaydı, HAL'den etkilenerek yapay zeka çalışmalarına ağırlık veren bilimadamı hala sandalyesinde oturup ilham bekliyor olur muydu? Space Odyssey'e saygı duruşu şeklinde Minority Report'ta da izlediğimiz "hop ekranda tut o tarafa çek, hop burdan dosyayı tut büyüt" görüntüsü hiç hayal edilmeseydi Sony DataTiles denen bir şeyi duymuş olmayacaktık.

Şimdi dönüp baktığımızda "aman canım o fikir mantıklıymış ama" dememizin en büyük sebeplerinden biri sonucunu görmüş olmamızdır. Vaktiyle tarla yanında Wright'ların fotoğrafını çekmeye çalışan gazeteci bile şüpheliydi eminim ve eğlence için çekiyordu o fotoğrafı.

Tekrarda fayda var: her fikir muhteşemdir demiyorum, hangisinin kime muhteşem görüneceğini ve nelere yol açacağını kestirmek zordur diyorum :)

makedonna (14 Şubat, 2008 22:44 Perşembe)
onu bunu bilmem, ben buna binmem.

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.