Anasayfa

3986_8408.jpg Resimleri
 

Exotic: Nar mevsimi henüz gelmemiş!


Pin It
Sıkılmış, şişelenmiş meyve suyunun en cicisi Exotic Nar Suyu mevsiminde geliyormuş...

Ajans: TBWAFUSION




Kategoriler: reklam
Etiketler:

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


dozdenoir (03 Aralık, 2008 12:50 Çarşamba)

Çok zevkli bir iş olmuş. üstelik  Exotic'in sıkma meyve konseptine bir de "seçiciyiz" imajı eklenmiş. Müşteride ya kocaman  standın bir rafını nasıl boş bırakız yapmayın etmeyin dememiş : )) 
ona da aferim : )) böyle bir işi es geçmediği için...


penny (03 Aralık, 2008 13:22 Çarşamba)
Uygulamadan ziyade ürün hakkında üç beş kelime etmek isterim.

Yalnızca suyunu sıktık tarzında hoş bir sloganları var. Ancak ben evde portakal suyu sıksam değil 1 gün, bir kaç saat hangi ortamda olursa olsun dayanması zorken, bu ürünlerin en az 2-3 belki de 5 (eve giderken bakıcam) günlük tüketim süreleri var. Dolayısıyla içerken %100 meyva suyu tadını alıyor olsam da, bu ürünün %100 doğal olduğunu ve sadece suyunun sıkıldığını düşünmüyorum. Öte yandan içindekiler kısmında herhangi bir koruyucudan bahsedilmiyor.

Bir de %100 meyva suyuna ezelden beri pet ambalajı yakıştıramıyorum.

goksan ozman (03 Aralık, 2008 13:45 Çarşamba)
 Guzelmis.

hopçikitangasamuray (03 Aralık, 2008 13:57 Çarşamba)
Penny'e katılıyorum. benimde marka konusunda ciddi üretim şüphelerim var. Yani bu aslında benzer sektörün tüm markaları için geçerli %100 deyip  meyva suyunu kutulara doldurmak biraz abestle iştigal. En basitinden dolumu yapılan malzemeyle bile uyum sağlaması açısından ek kimyasallara ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum kaldı ki birde uzun ömründen bahsediyoruz. , Ortadaki algı farklılığı tamamen duruş  ve hedef kitle seçimi.
Mesela bana exotic daha genç bir hedef kitleye sahip gibi duruyor. Yani Dimes gibi annelerin (o ne iğrenç bir müziktir)  alacağı değil bizlerin tercih edeceği bir meyva suyu gibi. 

Aygül Pembecioğlu (03 Aralık, 2008 14:11 Çarşamba)
Resimlere tıklayınca büyükleri açmasını tıklamayı unutmuşum, yeniden düzenledim artık büyük resimleri görebilirsiniz üzerlerine tıklayarak :)

sonuç (03 Aralık, 2008 14:43 Çarşamba)
Fikir güzel de...
Bu içeceğin portakallısı (portakal olanı mı desek) vapurlarda yaz kış satılıyor...portakalın mevsimi yok mu yani. Ya da yaz kış satılmıyor da ben mi yanlış hatırlıyorum?

buraKargın (03 Aralık, 2008 14:48 Çarşamba)
Ali Saydam'ın Exotic iletişimi üzerine bir yazısı var, merak ettiklerinize çare olabilir, iyi özetlemiş.

hopçikitangasamuray (03 Aralık, 2008 15:38 Çarşamba)
Ali bey oldukça emin görünüyor ürün bazında
ama basit bir kurgu yaptığımızda plastik şişenin içine tıkılan bir meyva suyunun uzun raf ömrü mantığı içerisinde doğal olduğuna nasıl itimat edebiliriz. Tamam dolum teknikleri çok gelişmiştir ve hava ile temas etmediği sürece bir içecek veya yiyecek belli bir süre kendini koruyabilir fakat gel gelelim her zaman bu teknikler tek başına işe yaramaz ekstradan bir dış etkiye maruz kalır. O yüzden kimse çıkıp da biz %100 doğalız diyemez. Ancak iletişimde farklılaşır ki bunu da exotic iyi yapıyor.
Reklamlardan artan sektör ilgisini görünce acaba neden beyaz eşya üreticileri çıkıpta geçin palavrayı en doğalı kendisidir tadında  bir stratejiyle meyva sıkacağı ürünlerini pazarlamıyorlar anlamış değilim

hopçikitangasamuray (03 Aralık, 2008 15:49 Çarşamba)
bu arada benim bu doğallık konusunda hala inanılmaz şüphelerim var.
Tamam portakal dı, çilekti, nar dı topluyosun sıkıyorsun. Peki bu topladığın tedarik ettiğin ürünler ne kadar kaliteli? Belki elde patlamış, çürümüş, avrupadan aşırı hormondan dolayı geri dönmüş meyvalardan topluyorlardır. Olur olur valla bu ülkede iş yapan her bireyden şüphe ederim. (ltfen boş milliyetçilik yapmayalım)

penny (03 Aralık, 2008 16:04 Çarşamba)

hopçikitangasamuray: Starbucks'ta portakal suyu istediğinizde gözünüzün önünde sıkılıyor ve portakallara bir dikkat edin. Tipi ve rengi kaymış halde çoğu. "Sıkma portakalı" dedikleri bu mu yoksa ? Sözde doğal ve taze %100 meyva sularını düşününce, nedense hiç gözümün önüne o manavda veya reyonlarda gördüğümüz pırıl pırıl meyvalar gelmiyor. Açıkçası gezmek isterdim tesislerini bir gün.


nagehan (03 Aralık, 2008 16:14 Çarşamba)
uygulama süper.Kıskandım diye dolanıyorum ortalarda bir beş dakikadır ..Fakat yukarılarda bır yerlerde de söylediğiniz gibi başka meyvaların yokmu mevsimi.ben havuçu sürekli görüyorum raflarda.Ve kesinlikle %100 doğal değiller.Çok güvensiz gibi gelecek ama ben reklamlarda ve ürün etiketlerinde  verilen rakamların hiçbirine inanmıyorum,

hopçikitangasamuray (03 Aralık, 2008 16:19 Çarşamba)
İşte bu kadar paranoyanın içinde ben doğalım demek kimsenin haddine değil. Böyle bir marka vaadi, mottası olamaz. Ha bu benim içmediğim anlamına gelmiyor tabi, içeriyorum ama elimden geldiğince evde sıktığım ürünlerden tedarik gerçekleştiriyorum. Benim sorunum tamamen pazarlama noktası.

dozdenoir (03 Aralık, 2008 17:03 Çarşamba)
%100 doğal tamamen saçmalık bencede bir kere nasıl hep aynı tutturuyorlar... !!! 

benim aynı anda aldığım bir portakal ile diğeri tutmazken
hatta çoğu zaman aynı ağaçtan kopardığım (taa vakti zamanında)  portakalların tadı tutmazken bu abiler nasıl hep aynı tatta ürün üretebiliyorlar... %100 doğal tüketici yanıltıcı bir söylem değil mi? 

Stand işi güzel ama... : ))


sonuç (03 Aralık, 2008 17:21 Çarşamba)
 Meyve suyu demişken İnnocent

Aygül Pembecioğlu (03 Aralık, 2008 18:11 Çarşamba)
innocent bizde şurda ve şurda konuşulmuştu :) Eğlenceli sevdiğimiz marka kendileri.

gigilicious (03 Aralık, 2008 21:02 Çarşamba)
stand cok guzeeelll =)))

ama ben zaten boyle meyve sularini sevmiorum,icemiorum...

ARTanubis (03 Aralık, 2008 21:16 Çarşamba)
stand uygulamasi cok basarili...

ama yeri gelmisken exotic`in yeni brandingine bir turlu alismadigimi da soyleyeyim...


phoenixia (03 Aralık, 2008 21:32 Çarşamba)
tabii ki diğer meyvelerin de mevsimi vardır, amaç dikkat çekmek raflarda-gerçekten raf uygulaması mı bu- fark yaratmaktır.. haaa bak napmışlar, ehehe dedirtip ayrıntıyla marka sempatisi oluşturmaktır.. sanıyorum.. :)

zerey (03 Aralık, 2008 23:18 Çarşamba)
Stand müthiş olmuş, tebrik ederim...

Fusion'a geçmeden önce gidip İstanbul'daki üretim yerlerini görmüştüm. Gerçekten iddia ettikleri gibi %100 doğallar. Bu yüzden de içeceklerin tadı mevsimsel olarak değişiyor. Bazı meyveler için şok ısıtma ardından da şok soğutma yaparak tazeliğini korumaya çalışıyorlar. Fakat her meyve aynı reaksiyonu göstermediği için şişe üzerine yazılan son kullanma tarihleri de değişiklik gösteriyor. Yani gerçekten organik bir ürün. O yüzden de marketlerde hiçbir zaman meyve suyu standlarında konumlandırılmıyor. Genellikle sebze meyve reyonuna yakın bir yerlerde kendi dolabında satılıyor.

Aydın (tetanoise) Gürer (03 Aralık, 2008 23:32 Çarşamba)
reklamcı zihnimden arınıp, tüketici zihnime bürünüyorum... ve diyorum ki; mesajı aldım tamam ama, ben bu ürünlerin açık dolaplarda satılmasını "organik" olması ile bir türlü bağdaştıramıyorum... gidiyorum beşiktaş'taki taze meyve sucumdan 9 ytl'ye taze taze buram buram posalı portakal suyumu alıp içiyorum. kaldı ki bira alan bir tüketici bile açık önlü bir "soğutmalı raf"tan almayı tercih etmez, varsa eğer direkt olarak kapalısına yönelir. sözkonusu olan %100 doğal bir içecek. hoş pekçok migros'ta 40cmX40cm (tahminen) özel dolaplarda satılıyor exotic ama ne bileyim. bu topluluğa hitap eden uygulama için önü açık dolap cinsi pek hoş gelmedi (dediğim gibi tüketici bazında.) Reklamcı zihinme bürünürsem, "çok zekice, düşünen ve kabul ettirip uygulayanları tebrik ederim" diyebilirim. ama dediğim gibi geceleri yarı vampir bir reklamcı olarak yaşamak için taze sıkılmış "nar suyu" na ihtiyacı oluyor bazen insanın... nihahaha (viki vampir bigucan smiley istiyoruz! :))

tiryaki (04 Aralık, 2008 00:22 Perşembe)
çam şişesiz doğal meyva suyu -1, cappy nin doğal olduğu iddia edilen siyah kapakları -2, raf uygulaması +2, ama gönlüm isterdi ki; ibb ramazan çadırlarında naturamaks çorba dağıtsın da, naturamaks da hakettiği yere çıkabilsin. bu arada hem exotic in hem doğal çorba markası naturamaks ın organiklik iddiası yok. doğallık iddiası var. ancak ambalajından fiyatına görünümünden hazırlanmasına naturamaks doğal gıda kısmında beni benden alan ender yeni girişimlerden bir tanesi. arkasında ibb gibi ta....lı bi müşterisi de yok. size naturamaks ın yetersiz websitesine link bırakarak selamlıyorum sevgili bigucanlar...
ayrıcana da; büfede 3-5 liraya içtiğim sıkma portakal ın yarısını perakende noktasında 1 ytl ye elde etmek bana hiç bi zaman zevk vermedi, aksine "boya lan bu" algısına katkı yaptı.
ayrıca bim den ucuza aldığım tamek cam şişe doğal meyva suyu, senden tiksiniyorum. bu kadar şeker doldurulmuş, bu kadar yapay bi ürün olamaz. 

Aygül Pembecioğlu (04 Aralık, 2008 00:27 Perşembe)
@tetanoise; wampiri sen yap ben ekliyim siteye :)

gckprenses (04 Aralık, 2008 00:35 Perşembe)
hazir herkes suphelerini belirtmisken ben de eklemek istedim. bazi gida muhendisleri exotic'in uretim asamasinin yeterince hijyenik olmadigini iddia ediyorlar. bana da pet sisede portakal kadar ciddi asitli bir sey saklama fikri cok saglikli gelmiyor. daha once de exotici dolabimizda unuttugumuzda 5. gunde patlamisti, ustelik temizlenmesi mumkunatsiz bi sekilde (ogrenci buzdolabi :)). Icindekilerin bir gunde o hali almadigi asikar, demek ki beklettigimiz her gun bi miktar zararli bir hal aliyor, pet sisedeki bazi maddelerin cozunmesine neden oluyor olsa gerek. oyleyken de kalkip beni dogal saglikli misler gibi olduklarina hic inandiramiyorlar. cam sisede sera meyvesi bilmemne meyvesi suyu daha masum duruyor.

mezzoalto (04 Aralık, 2008 01:02 Perşembe)
exotic organik değil doğal ürün satıyor, ve organik olma hormonsuz olma gibi bir iddiası da yok.. evinizde sıktığınız portakal ne kadar hormonluysa onun portakalları da o kadar hormonlu muhtemelen.. burada doğallıktan kast edilen şey "suyla karıştırılmış portakal ekstratı değil hakiki sıkma portakal suyu".. son derece kısa son kullanma tarihi olan ve yukarıda belirtildiği üzere tadının standart olmayışından bile sıkma olduğunu anlamanın mümkün olduğu bir ürün.. ekstra posasından ayırıyordur belki daha dayanıklı olması için, çünkü geçenlerde elma suyunu denedim ve okulun karşısında sıkılmış elma suyu satan adamınkinden daha güzel olduğunu üzülerek gördüm.. sıkma elma suyu istediğimde, nereden alırsam alayım bardağın hatırı sayılır bir kısmı köpük posa vs oluyor.. süper hızlıca da kararıyor.. bu ürünün ise tadı gözümün önünde sıkılmışla birebir aynı ve posa derdi yok.. ben şahsen çok başarılı buluyorum..

tiryaki ben de naturamaksı seviyorum ama çok avantgarde çorbalarla işe girişmiş olmaları kötü bir seçim olmuş bence.. bir kaç tanesini denedik evde ben sevdim ama ahali burun kıvırdı etli çorbaya.. kavanozları da çok hoş, yıkayıp saklıyorum..

penny (04 Aralık, 2008 09:06 Perşembe)

Zerey: Ürün organik olmamakla birlikte, bunun gibi bir nedenden dolayı sebze & meyve reyonunda konumlandırılmıyor. Sebebi gayet açık, pazarlama stratejisi. Organik ürün ise zaten bambaşka bir şey.

Bu arada tesisi gezdiğin için sormak istiyorum, portakal suyu, portakallar sıkıldıktan sonra şişeye doldurulması ve kapağının kapatılmasından sonra rafa mı geliyor ?

Evde portakal suyu sıktığımda 2 dakika içmezsem posası üste çıkıyor, iğrenç bir görüntü oluşturuyor. Exotic ürünlerinde bunu görmedim. Sürekli bunları çalkalayan birileri mi var ?


vanessa (04 Aralık, 2008 10:18 Perşembe)

Başarılı bir çalışma olmuş. Fakat bir konuya değinmeden edemeyeceğim. Bu duyarlılıklarını plastik şişe kullanımına da gösterseler çok daha anlamlı olurmuş.
Yine de çamur atmıyoruz, tebrik ediyoruz müşteriyi de ajansı da.


hopçikitangasamuray (04 Aralık, 2008 13:17 Perşembe)
Öyle ya da böyle ortada hangi marka olursa olsun bence büyük şaibe içerisinde. Zaman ve mekan sınırlandırması dışında ağzıma sürmem.

Beyaz eşya üreticilerine de seslenmek istiyorum :) neden duruyorsunuz ? Bu kadar meyva suyu reklamı arasından "bildiğiniz, seçtiğiniz" kendi mamüllerimizin suyunu içmeye hala neden teşvik etmeye çalışmıyorsunuz anlamıyorum.

dozdenoir (04 Aralık, 2008 13:49 Perşembe)

Duruyorlar çünkü standart meyve sıkacağı veya benzeri aletler kolay ve ucuz bir şekilde bulunan satılan ürünler. Her ne kadar doğal olsa da orada önemli olan insan emeği yani "tembellik". Hazır yapılmışı varken büyük bir kitle meyvesini al, posasının at, şekerini koy kıvam için su ekle gibi işlerle uğraşmaz (mesela ben) uğraşsam da kırk yılda bir...
Ayrıca reklam yap, teşvik et o kadar kolay değil nereden baksanız ciddi yayın bütçeleri ilanlar, masraflar demek. he yapan yok muydu vardı.  Mesela Moulinex yapmıştı zamanında sonuçları ne bilmiyorum ama bir daha görmediğime göre çok da parlak değil. Ayrıca kendisinin katı meyve sıkacağı piyasada 129 YTL'ye satılıyor. Zebellah gibi bir alet, temizlemesi, yer kaplaması, çıkardığı ses, yıkanması açıkça bana paramla rezil oluyorum dedirtiyor. Otomatik naranciye sıkacakları 40-45 YTL civarında... yine aynı dertler. Hadi geç otomatiği 5 YTL 'ye sıkıcak da satılıyor, al, iç diyorsun O zamanda her meyveyi sıkamayacaksın.... sıkıysa elma suyu iç, sıkıysa nar sık... Bu durumda sadece endüstriyel anlamda büfeler, restoranlar dışında çok da büyük bir kitlesi olduğuna inanmıyorum...


hopçikitangasamuray (04 Aralık, 2008 14:12 Perşembe)

Abi sen olaya bence daha çok kendi hayatının açısından baktın gibi geldi bana. Şu an en basitinden tasarım olarak bile çok hoş bir mutfak objesi haline gelen bu zımbırtılar ürün faydasının yanında hem görselliği hem de sundukları pratiklikleri sayesinde senin bahsettiğin dönemleri arkalarında çokkktan bıraktılar. Son zamanlarda insanlrın yeni lezzetleri evlerinde  kendilerine ve misafirlerine sunmaları açısından artık bu tür aletlerin revaçta olduğunu düşünüyorum. Hatta ilginçtir bu konuda en profesyonel ve kalitelisi hangisiyse insanlar onlara yöneliyor. Ha tabi bu kişiden kişiye göre değişir. Sen yapmazsın ama ben bir hafta sonu 1 saatimi ayırıp evdeki cam şişelere portakalımı greyfurt umu elmamı sıkar keyfime bakarım. Ayrıca bu tür aletler kullanım açısından sadece meyva sıkmaya değil dahil edilen eklentileriyle farklı lezzetlerede imza atabiliyotlar. Açıkcası bi kesimin tutup çim suyunun bardağına 8-9 milyon verirken böyle bir olaya heves yapıp kendi içeceğini hazırlaması kaçınılmaz bir durum.
Ayriyetten herhangi bir TV programında bir doktorun veya gıda mühendisinin çıkıp pet ve karton kutularda aldığınız içecekler katkı maddeli demesi bile hedef kitleyi anında geliştirebilir. ki bundan kolay ne var, Erman Toroğlu gibi bir adamın bile Tavuklar antibiyotikli demesiyle neredeyse batmakla karşı karşıya kalan markaları hepimiz biliyoruz.
Bilmiyorum ben olaya bu açıdan bakıyorum kaldı ki insanların kriz ortamında evlerinde daha çok vakit geçirdiklerini düşünürsek taze sıkılmış bir nar suyu ile vodkayı fresh bir şekilde arkadaşlarınıza sunmak sanırım uğraşmanız bakımından daha çok taktir toplar.

Yalnız bu arada kendimi mağaza da ürünü pazarlamaya çalışan satış temsilcisi gibi hissettim :)


dozdenoir (04 Aralık, 2008 14:21 Perşembe)

Herkes şahittir hopçikitangasamuray votka nar partisi veriyormuş : )) ben de diyordum ne zamandır ev yapımı bir şeyler içmiyorum  : p

Respact...

hopçikitangasamuray (04 Aralık, 2008 14:37 Perşembe)

Ne demek, sıkacağı alayim bide sponsor vodka markası bulduk mu seve seve 100 küsür kişiye hizmet ederim :D


penny (04 Aralık, 2008 16:50 Perşembe)
Bana da bu aletler süper pratik geliyor.
Atıcaksın meyvaları istediğin kombinasyonda içine, hop diye anında bardağa akıyor zaten. Eh yan tarafında da musluğa aletin kabını tuttunmu zaten hemen gidiveriyor posası vs, yağlı değil bi şey değil, temizlenmesi en kolay mutfak aletlerinden biridir sanırım.

Yazıma devam etmeden bir durdum da.. Exotic diyorduk, nereden geldik mutfak aletlerine ?..

Neyse öyle işte, Moda Kırıntı, Starbucks gibi arada bir taze sıkılmış portakal suyu aldığım yerler veya kendi sıktığım portakal suyu dışında içtiğim hiç bir portakal suyunun tadı bunlar gibi olmuyor. Ama netekim hepsi %100 doğal, saf vs. Katkı maddesi yoksa da bi şekilde üretim sırasında ürüne müdahale ediliyor gibime geliyor.

mezzoalto (04 Aralık, 2008 17:54 Perşembe)
penny acaba bu tad farkında önyargılı olmanın da bi etkisi olabilir mi? çünkü ben gerçekten aynı tadı alıyorum ve ağız tadı konusunda da hassas biriyimdir.. belki de bir sefer kör tadım yapmalısın..

ben mevye sıkacaklarını seviyorum ama dozdenoir'in şahane bir biçimde ifade ettiği gibi hem "zebellah" gibi olduklarından mutfak tezgahında çook fazla yer kaplıyorlar -ve bazıları çok pahalılar-, hem ayırıp yıkaması temizlemesi her daim iş, hem de meyvayı al-soy-dilimle-sık işleminden çok daha kolay geliyor sıkılmışını almak (biri kendisine soyup doğramazsa mevye yemeyen biri söylüyor tabii bunları).. ki bu çözüm sadece evde içme konusunda katkı sağlayabilir.. oysa ki hayatımızın önemli bir kısmı işyerlerinde, ev dışında geçiyor ve her yerde taze sıkılmış meyve suyu erişimi olamayabiliyor..

artı bazı meyvelerle başa çıkması çok zor.. bir muz fırt diye soyulurken bir narı leke yapmadan parçalamak, efendim bir kavunu ortalık yapış yapış olmadan bölüp soymak bayağı bi hadise.. yoksa elbette evde "janjanlı" kokteyller yapmak için çok şık ekipmanlar bunlar, taze kavunun suyuyla votkanın karışımı da nefis olabilir:)

ben gidip karşıdaki dükkandan bi elma suyu sıktırayım kendime, resmen aşerdim yahu:) bi de exotic yetkililerine selam ederim, bakınız ürünlerini can siparane bir biçimde savunmaktayım, ay lav egzotik:)


hopçikitangasamuray (04 Aralık, 2008 19:09 Perşembe)
Mezzalto bilmiyorum ama senden tam bir lezzet gurmesi tadında bir yorum beklerdim. :) Tamam zaman ve mekan konusunda bende seninle aynı noktadayım. Zaten bu tür ürünleri tüketmemin ilk asıl sebebi budur ama gel gelelim hala tasarımında iddalı olduğunu düşündüğüm meyva sıkıcakları ile yapılacak bir tüketimin hem lezzet hem sağlık hem de mutfaj objesi bakımından çok başarılı duracağına inanıyorum.
Ama dediğimiz gibi bu ürünlerin zaten çıkma nedeni zaman ve mekan ve insan karakterlerinden çıkan fırsatlar. Aslında burada sıkıca savunmamız gereken şeyin hiç birinin doğal olmadığına inanmamız yoksa meyva sıkacağı sadece konunun alternatifinde hazır böyle bir zemin varken sende bir şeyler söyle demekten öte bir şey değil. Ben bu markaların ham madde tedariklerinden kutuya konanki sürecine kadar olan üretim bandı aşamasını görmediğim sürece %100 doğal olacaklarına inanmıyorum.

phoenixia (04 Aralık, 2008 20:52 Perşembe)
yahu evinizde keyifle oturuyorken zati soyun meyveyi yiyin, niye sıkıyorsunuz, hem meyveyi hem canınızı...
meyve suyu ihtiyacı bence sizin de yorumlarda belirttiğiniz ama ayrı bir yere koyduğunuz zaman/mekan bağlamı sebebiyle oluşmuş... dışarıda kola, ice tea içmektense meyve suyu içmeyi tercih edenlere hitab eden ürünler...
valla bak...

hem vitamini kabuğunda...
:)

bir de mezzoyu şaşırtayım biraz..:P aynı fikirdeyim..:)

mezzoalto (04 Aralık, 2008 22:38 Perşembe)
pho valla aklımdan o dediğini demek de geçmedi değil:) yani zaten meyvayı soyacak enerjiyi bulursam suyunu sıkmam direkt yerim:) ben de sana o bağlamda katılıyorum:)

hop (sana ben de art gibi hop diebilirim di mi:P), teşekkür ederim, lezzet konusunda hakikaten hassasımdır, o yüzden nasıl sizin ayırt ettiğinizi ben edemiyorum bilmiyorum.. kör tadımda ısrarlıyım:) hatta sana ve penny'e hususi bi tane ayarlayayım ben:) ve elbette evde o şık makinalar olsa (hatta sırf katı meyve presi de değil hamur karma makinasııı, ekmek makinasııı, daha neler neler, her esse'ye gidişimde "allahım burada yaşamak istiyorum ben" diyorum:D) dışarıda pek sıkılmayan konvansiyon dışı meyve suları için bile şahane olur.. yani ben "ne gerek var preslere" demiyorum ama bu kadar da harcamayalım egzotik arkadaşları diyorum:)

bir de ben sanırım üretim süreçleri konusunda çok hassas olmayan biriyim, sokak besini diye deliren, en süper salaş mecralarda da yemekler yemeye bayılan biri olarak exotic ürünleri tükettiğim en sağlıklı ve hijyenik şeyler bile sayılabilir yani:) "yok şu kanserojenmiş, bu kalp sağlığına zararlıymış, yok bu hormonluymuş" demiyorum pek, tadı güzelse, değişikse güzel ve iyidir benim için, gözüm görmezse de üretim koşullarını gönlüm katlanır:D

bigu bizi exotic üretim tesislerine götüür:)

dozdenoir (04 Aralık, 2008 23:40 Perşembe)

bu arada ne neden nasıl gibi sorduğumuz bir çok sorunun cevabı internet sitesinde sorun söyleylim kısmında açıkça güzel bir dille yazmışlar...

Özellikle neden cam şişe kullanmıyorlar sorusunu iyi kıvırmışlar  açıklamışlar... Çünkü bekleyen konsantre ürünlerin patlama riski var : O  (bu arada acaba üretim tesisi videosu gibi bişey var mıdır diye baktım bahçelerinin resmini bile bulamadım) 

penny (05 Aralık, 2008 09:44 Cuma)
Mezzo, vallahi aynı tadı almıyorum. Kör test yapsınlar, ayıramazsam kör olayım. Zira Efes'in 5 ayrı fabrikasından gelen 5 birayı kör testte ayırt edebilen bir insanım. ehe.

Kimisi daha asitli, keskin oluyor. Kimisi de daha tatsız, şekersiz. Tabi haliyle bu adamların portakalları aldığı tedarikçi, onunda portakalı aldığı hal, il, bahçe farklı olabilir. Ama çarşıdan pazardan portakal aldığım zaman üç aşağı beş yukarı aynı tadı alıyorum, sözde saf olan meyva sularından farklı olarak.

mezzoalto (05 Aralık, 2008 11:35 Cuma)

penny, seninle bi rakı  muhabbetimiz olmuştu, alkollü içki dünyasında çalıştığını hatırlıyorum, ben oradan zaten referansla "kör tadım" konusuna girdim:) 5 ayrı fabrikadan gelen birayı ayırt etmek nasıl bişi bilemiyorum tabi, korktum:) art, sen daha mısır cipsi ile patates cipsini ayırt edeme, neler var duyuyor musun:) bi de bana hassas derler:)

evde/dışarıda taze sıkılmışı da olsa böyle şişelenmişi de olsa mevsimine göre zaten tadı farklılaşıyor portakal suyunun, ekşi oluyor sonra tatlı oluyor sonra gene ekşi oluyor.. mesela yazın buzhane portakalı sıkıldığından ve buzhaneye tatlıyken konduğundan portakallar daha tatlı portakal suyu içmek mümkün starbucks gibi yerlerde, ama kış başında her yerde mide delici ekşilikte oluyor daha turfandası olduğu için.. zaten kış yaz mevsimlerini tam idrak edemiyorum artık, aralığın 4ünde sokakta oturup bira içilebiliyorsa asmalımescitte, ve keza aynı tarihte rakının yanına bal gibi kavun gelebiliyorsa meyhanede bu iklim olayının tadı kaçmış, rotası şaşmış demektir bence..


meyvemerkezi (24 Aralık, 2008 13:27 Çarşamba)
Özellikle exzotik'în patlaması bir ürün için çok vahim. Şöyle diyebilirmiyiz bilemiyorum ama .

Güzel bir bilmece sorusu olabilir.
Marketten alıpta buzdolabında patlayan nedir?
Sizden cevabı alalım....

penny (26 Aralık, 2008 15:00 Cuma)
Alkolsüz cam ve pette satılan çoğu ürün buzdolabında, daha doğrusu buzlukta patlıyor.

Çabuk soğusun diye buzluğa atıp, bilgisayarın başında bir şeylere daldığımdan ve bunu çok fazla tekrarladığımdan dolayı bir çok ürün için test etme fırsatım olmuştu.

Keşke bir de fotoğraflarını çekseymişim, ilginç bir koleksiyon elde edebilirdim belki de.

mezzoalto (26 Aralık, 2008 17:07 Cuma)
bira da patlıyor:)

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.