Anasayfa

 

Gitmek İçin Doğru An!


Pin It
RunPee.com isimli site, sinemada hangi filmin hani dakikasının tuvalet ihtiyacınızı gidermek için en ideal vakit olduğunu, ne kadar sürenizin olacağını size bildiriyor.  Ve dilerseniz kaçıracağınız bölümde geçen olay ve diyalogları öğrenebilirsiniz.
Mesela Star Trek için 50. dakika diyorlar...


Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Yalçın (settar) Pembecioğlu (26 Mayıs, 2009 16:35 Salı)
Haha nefis bir hizmet. Film arası bizde de kalksa da güzel güzel faydalansak.


dozdenoir (26 Mayıs, 2009 16:44 Salı)
Amerikadaki sinema izleyenleri görünce hollywood'un çektiği filmleri daha iyi anlamıştım. Laf edemez olmuştum. Spider man, catwomen gibi yapımlarda millet dan dun çıkıyor tekrar geliyor, alkışlıyor, bağırarak konuşuyor. (zaten çıksın demiştim ben de)  Ama independant film yayınlayan yerlerde ise insan öksürmeye korkuyor...
Bu site sinema severler için efsane bir uygulama olmuş. Festivallere gelecek filmlere bakarız biz de bu siteden ona göre hareket ederiz...

ARTanubis (26 Mayıs, 2009 17:06 Salı)

son x-men'in tamamında tuvalette bile oturulabilir aslında ama verdikleri runpee moment de fena degil gercekten...


cemgul (26 Mayıs, 2009 17:43 Salı)
abi gidin işeyin girmeden, izlerken de XL boy kola içmeyin olsun bitsin. En kötü filmin 5 dakikası bile çıkıp işemeye değmez bana göre. O kadar kötüyse de film çek git geri gelme zaten. Bu site antin soruna kuntin çözümden ibaret.

nick (26 Mayıs, 2009 20:28 Salı)
ben yazicaktim  Cem benzerini yazmis.

film izlerken;

konusulmaz (kulaga dogru gereksinizm dahilinde minimal bilgilendirme olabilir.)
cise kakaya gidlmez
ayaga kalkip dolasilmaz
ses cirarilmaz
telle konusulmaz
alkislanmaz.
anirarak gulunmez
sesli aglanmaz
hisirti cikartacak poset cips ambalaji olmaz
misirlar tane tane yenir. karp kurp ses olmaz


film izlemek bir torendir, filmden bunu anlamayan, izlemesin, sinemaya gitmesin. sirf insanlarla film izlemekten biktigim icin eve home cinema kurmus bir insanim.

esenlikler dilerim.

mezzoalto (27 Mayıs, 2009 01:03 Çarşamba)
nick ve cem'e katılmamak elde değil.. bunu eleştirel bazda söylemiyorum ama şaşırıyorum sürekli: bazı kadınların mesaneleri ya çok küçük, ya anneleri küçükken çok korkutmuş "çiş tutulmaz evladım, geldi mi hemen yapıcan" diye ya da kronik sistit durumları var.. 3. çoğul kullanıyorum çünkü maaşallah bendeki mesane fil büyüklüğünde olmalı ki sürekli su içmeme, ve bişi içmeden bir lokma dahi yutamamama rağmen günde iki max 3 kere tuvalete gitmem yetiyor, ama öyle arkadaşlarım var ki saat başı tuvalete koşturuyor.. o yüzden arasız film olayını bizde düşünemiyorum.. festivalde nefes bile almadan 4 saatlik belgeseli arasız izlemişliğim var, bu arkadaşlar için bu söz konusu dahi olamaz sanırım..

telefon meselesi ise bambaşka.. ben mesaj atmak zorunda filan kaldıysam bile ışığından millet rahatsız olmasın diye paltolar altına saklanarak ışık hızıyla halletmeye çalışıyorken, milletin açıp telefonla konuşması ve bunu "FISILTI" sandıkları bi sesle yapmalarına deli oluyorum.. bi de film boyunca her sahneye dair hissiyat paylaşımı içinde olanlar var ki, ne siz sorun ne ben söyliim..

ama gülme, ağlama, alkış konusunda bişi diyemiyorum yapmışlığım vardır (hele bi deep impact izlemem var benim, asabım mı bozuktu bilmiyorum ama bi insan bi filmin 2. yarısı boyunca ağlar mı be kardeşim..), hoş deil tabi ama insanlık hali işte:) ben herşeye rağmen sinema salonunda izlemenin törensel tadını hiçbir janjanlı ev sineması sisteminde bulamadığımdan, sinemaya gitmeyi tercih ediyorum.. o atmosferi verebilecek bir ev henüz görmedim:)

cemgul (27 Mayıs, 2009 13:15 Çarşamba)
ışıklar söner, perde aydınlanır, birbirini tanımayan yüzlerce insan toplanıp oturur, 2 saat susar ve izler. Kapı çalmaz, telefon çalmaz, kalkıp mutfağa, tuvalete gidilmez, ütü yapılmaz, bak gördün mü zuhahaha denilmez, boş konuşulmaz, sinemanın büyüsü burada. TV ile karıştırmayalım. TV insanları susturdu evdeki sohbet bitti denildi doğrudur ama sinemada sohbet yoktu olmazdı zaten.
2 saat çişini tutamayan hatunlar 7 saat uyurken yatağa mı kaçırıyor merak ediyorum :)


Yalçın (settar) Pembecioğlu (27 Mayıs, 2009 23:54 Çarşamba)
çabuk ve sık çiş gelmesi metabolizma hızıyla alakalı. ayrımcılık yapmaya gerek yok. bazı insanların daha çabuk çişi gelebilir. ben son 6 ayda 2 saat süren toplantılarda 2 kez çıkıp işemeye başladım (çok su içiyorum).

her filmde çişe gitmek dışında, tesadüfen de olsa, kafede koca bardakta kahveleri içip, son dakikada girilmiş bir filmde de birden çiş gelebilir. illa filmde kola içmeye gerek yok.

nick, insanlardan kaçıp evde izlemek konusunda sana katıldığım noktalar da var, katılmadıklarım da. sinemada etkileyici bir anı onlarca kişiyle sessizce paylaşmanın da garip bir tadı var bence.

sinemada geçirdiğim en kötü anlardan biri: The Croaching Tiger, Hidden Dragon'da benim pek duygusal ve etkileyici bulduğum sahnelerde arkada bir gurup kızlı erkekli üniversite öğrencisinin kıkırdamalarıydı -film boyunca hiç durmadan-. Bir de bir kaç kişiyi susrutmuşluğum var ayı gibi konuştukları için. En komiğiyse, Tomorrow Never Dies'a gelen salak adamın yanındaki karıya "çok saçma" gibi laflarla filmi eleştirmesiydi. James Bond lan bu?!?! Tabi ki abartı olacak!!!

nick (28 Mayıs, 2009 08:17 Perşembe)
insanlarla izlemek guzel settarim, ama secilmis insanlarla! heheh.

Ben de spider2'de, onumde  bir turlu susmayan 4 yasindaki cocuga film arasinda, eger uslu durur ses cikartmazsan, baban sana cikista orumcek adam kostumu alicakmis demistim. Akli cikti cocugun, evet babasinin da. ehehe.

mezzoalto (28 Mayıs, 2009 09:59 Perşembe)
nick süpermiş, bi dahakine ben de denicem.. hoş burada ebeveynlerle ilgili de bir sorunsal söz konusu, if'te animasyon olmasına rağmen çocuk filmi olmakla uzaktan yakından ilgisi olmayan sita sings the blues filminde yanımda iki küçük çocuk oturuyordu.. çocuklar ve anneleri fransız, film ingilizce üstüne türkçe altyazılı.. gene de edepli çocuklardılar hani epey bi vıngırdadılar yerlerinde ama çok ses çıkarmadılar benimse analarını dövesim geldi.. bir başka örneği de fransızca üstüne türkçe alt yazılı "imparatorun yürüyüşü" adlı belgeseli "aaa penguenler var süper" denilerek getirilen ve çoğu okuma yazma bilmeyen bir dolu çocuk ve akıl düzeylerini sorgulama ihtiyacı duyduğum ebeveynleri ile izleme denememizdi.. nişantaşı afm'de sabah 11 seansı bu açıdan riskli bi seçimdi tamam ama be kadın çocuk bu, "nooooolduuu annne noooooolduuu penguenn öldüüüü müüü annneeee" diye sorup duracak ve sesinin tonunu ayarlayamayacak belli ki, az bekle dvdsini alır evinde izlersin!

massattack (28 Mayıs, 2009 10:10 Perşembe)
Bu arada yakında siteye bir özellik daha ekleyeceklermiş. Filmlerde "işte tam runpee'lik bir yer" gibi görünüp de aslında kesinlikle kaçırılmaması gereken sahnelerin de yerleri verilecekmiş. =)

massattack (28 Mayıs, 2009 10:23 Perşembe)
Özellikle ayrı yazıyorum şimdi yazacaklarımı çünkü apayrı bir konu. Sanırım hayatımda en çok sinemalarda kavga etmişimdir.

Nedendir bilinmez sinema benim için hayatımı alternatif olarak yaşayabildiğim bir kaç yerden biridir. Diğerleri FRP oynamak, sahnede müzik yapmak ve bir şeyler yaratmak için düşünmek.

Durum böyle olunca hayal ettiğim o alternatif dünyaya giren her türlü dış etken beni inanılmaz rahatsız ediyor. Bambaşka bir insan oluyorum sinemada gösterimdeki filmin dışında ses çıkınca. Yangın çıkışını gösteren soluk ışıklar bile huzurumu kaçırıyor. Perdeyi hafif açılı görmek, çok yakın olmak ya da çok uzak olmak beni delirtiyor.

Manasız şekilde gayet ciddi bir filme getirilen çocuklar, bitmek bilmeyen soruları, ebeveynlerin umursamaz tavırları, çalan telefonlar, çalmasa bile ışığı ile bütün konsantrasyonunuzu bozması, birilerinin girip çıkması, aşırı gürültülü yenen patlamış mısırlar benim için ölümden farksız. Büyük ıstıraplar çekiyorum.

Hele bir durum var ki! Eminim en azından bir kere başınıza gelmiştir. Ben çok sık sinemaya gittiğim için sık sık rastlar oldum. Normalde bir arabaya, muhtemelen BMW, 5 kişi tıkışıp caddede "piyasa" yapması beklenen kirli sakallı, NYC şapkalı, eşofmanlı gençlerin harala gürele şakalaşmaları, film esnasında kendilerince komik espriler yapmaları ve uyarınca da kabadayılık yapmaları beni çıldırtıyor.

Bu tip insanlar gereksiz yere bir gerginlik yaratıyor salondakiler üstünde. Kimse bir şey diyemiyor. Ancak benim gibi ağır sinema tutkunları çıkıp laf edince herkes coşuyor birden. Oysa modern toplum denilen sosyal yaşam platformunda yazılı olmayan kurallara herkesin uyması beklenir. Peki bunun eğitimi nerde veriliyor? Evde! Evet evet evde. Anne-baba dediğimiz ilk öğretmenlerden alınıyor bu eğitim. Peki öğretmenler iyi olmayınca ne olur? Gol olur...

nick (28 Mayıs, 2009 11:41 Perşembe)
heheh, mass o gencleri tartakliyorsun abicim. Seni de gordum vesselam, zorluk yasayacagini sanmiyorum. ; ) Unutma dinsizin hakkindan imansiz geliyor!

phoenixia (28 Mayıs, 2009 12:19 Perşembe)
toplum halinde yaşamanın genel adaplarıyla beraber sinemanın kendine özel durumları tabii olabilir..

sonuçta sinemada rahatsızlık boyutunda davranışı olan kişiler muhtemeldir ki yolda yürürken de bizleri rahatsız eden davranışlara sahip.. (acayip genlleme yaptım...):D

ama herkes sinemayı diğer herkesle aynı algılayıp, aynı kefeye koymayabilir..
keyiftir, eğlencedir başkalarının çok özel kurallarına uymak için gitmez sinemaya...
şimdi sakın oldu senin arkanda oturan kişi dizini kafana dayasın da göreyim gibi şeyler demeyin, ilk paragrafım gayet açık..:)

çiş gelme konusunda da settar'a katılıyorum...:D
iyi seyirler...:P

nick (28 Mayıs, 2009 13:00 Perşembe)
ilk paragraf gayet acik degil.

sinemada uyulmasi muhtemel kurallarin goreceliliginden dem vuruyorsun, ancak bazi kurallar goreceli degil. Goreceli olan herkesin sinemadan ayni keyfi almayabilecegi, ya da sinemayi ayni derecede onemsemeyebilecegi.

Sinema bir baskasi icin, basit bir eglence  aktivitesinden ibaret olabilir, ancak bu durum o kisiye kendi ongordugu deger yargilari ile daha rahat davranma luksu vermez.

massattack (28 Mayıs, 2009 13:00 Perşembe)
@nick
Maalesef yapıyorum nick, sürü psikolojisini iyi yönetince cesaret her zaman 1-0 önde başlıyor maça. =) Ancak şöyle de bir durum var, neden buna ihtiyaç duymalıyım? Ben huzur istiyorum, eğlenmek istiyorum, keyif almak istiyorum ama birileri buna galiz şekilde mani oluyor. Üzülüyorum.

phoenixia (28 Mayıs, 2009 14:42 Perşembe)
yoo bence gayet açık..:) ilk paragraf açık değilse sonrakiler ne demek istediğimi netleştiriyor...
(senin son paragrafındakiyle aynı şeyi söyledim, kelimelerim farklı sadece)

alisureyyatorun (28 Mayıs, 2009 16:10 Perşembe)
nick ve cem abiye katiliyorum.

mayki (07 Temmuz, 2009 11:37 Salı)
komik ve güzel bir site olmuş :)

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.