Yorumlar
Aygül Pembecioğlu (05 Kasım, 2006 21:11 Pazar)Sanırım bu zaman zaman başarılı olma durumu benim senin yanında olup olmamam ile ilgili dimi cnm settar'ım?
ne bu haber yaaaaaaaaaaaaa?!?!?!?! evli barklı adam yapar mı boyle haber hıh! 
nick (06 Kasım, 2006 11:54 Pazartesi)hehheh, yaa yersin lafi bole yengeden. Ben sahsen hic tasvip etmiyorum bu tip erotik dantelli haberleri, kiniyorum settarim seni.
alisureyyatorun (06 Kasım, 2006 12:32 Pazartesi)viki indir kafasina vazoyu :P
ben haberi tasvip etmekle kalmayip sevmiyorum bu tip "sanat"sal isleri yahu. ne bileyim cok cosmus. hani metal muzigin turleri vardir heavy, soft gibisinden. buda tam "heavy nue" sel bir calisma gibim bisi.
phoenixia (06 Kasım, 2006 13:36 Pazartesi)pc'nin önüne kendimi siper edip açtım ilkten sayfayı.. anasayfaya dönmeye çalışırken sayfa kilitlenmez mi... kilitlendi... tırım tırım oldum valla...
"saygıdeğer müdürüm valla bildiğiniz gibi değil, sanat açısından....otel..richard...yaktın beni settar...!.."
eheheh..:))
bella donna (06 Kasım, 2006 15:01 Pazartesi)settar'ım savunmanı merak ediyoruz 8)
c (06 Kasım, 2006 15:47 Pazartesi)ehehe evliler kulübüne hoşgeldin settar. bi ara evli bigucu erkekler zirvesi düzenleyelim. sergi mergi gezeriz. kızmazsın di mi viki. : )))
Polka (06 Kasım, 2006 16:08 Pazartesi)evet günümüz sanat anlayişinin güzide bir örneği.
Çektim ablanin poposunu sonra da donunun yanina astim fotosunu... Sanat mi sanat iste... Bu kadar, yaptim, oldu. Kimbilir hangi engin görüş/fikir çerçevesinde gerçekleşmiş bu güzel abimizin sanatsal eylemi. Merak etmeden duramiyorum.
MioCaro (06 Kasım, 2006 18:07 Pazartesi)Egon Schiele'den söz etsek anlarım gerçekten. Adımın tablolarına baktığınızda bunu görebilirsiniz. Ama günümüzde, tam da bu global çağın göbeğinde herhangi bir nesneyi veya objeyi doğal ortamından çıkarıp sergi salonuna koyunca bunun adı sanat olmaz kanaatimce. Ayrıca Hegel ne demiş; modern çağda sanatın yozlaşması kaçınılmazdır." Biz artık postmodernizmi de geçtik. Bencil çıkarların kör kavgası üzerine kurulmuş toplum/toplumlar, -gelişmesi doğrudan doğruya mekanik bir "istekler baskısı"na bağlı bir toplum yani, gerçek sanatsal üretkenliği besleyecek toprak olamaz diyerek bu bahsi açan arkadaşlara teşekkür ediyorum.
alisureyyatorun (06 Kasım, 2006 19:35 Pazartesi)settar klavye basinda kara kara dusunuyo sanirim hehehe.
phoenixia (06 Kasım, 2006 21:12 Pazartesi)yaw belki bu eleştirel bi yaklaşımdır..hah bakın sanat diye bunu yapsak iyi mi yani, gibi..olmayana ergi,tümden hiçliğe geçiş gibi...:)) hem yüklenmeyin ya... moderatör,editör, küratör, herşeytör olarak nabzı bazen yükseltmek, bazen düşürmek gerekir...:P
Yalçın (settar) Pembecioğlu (06 Kasım, 2006 21:26 Pazartesi)Yahu arkadaslar, diyecegimi net bir sekilde haber icinde soylemisken neye cevap vermemi bekliyorsunuz anlamadim?
(Ah! Vurma Vikicim kafama, tamam, kapattim ekrani!)
c (07 Kasım, 2006 09:48 Salı)MioCaro, Benim düşüncem bugün herhangi bir şeye sanat demenin mümkün olmadığı yolunda. Ama buna karşın da herşey sanat olabiliyor. Ayrıca sanatta orjinallik diye bir kaygının da kalmadığını düşünüyorum. Aynısını tekrar sunmak da sanat olabilir. Yani sadece izleyici'nin bakışı ve okuduğu önemli.
cemgul (07 Kasım, 2006 13:24 Salı)settar arkandayım güzel popo güzel sanat gönülden destekliyoruz muhahah

MioCaro (07 Kasım, 2006 17:32 Salı)sevgili c, ben de bundan söz ediyorum. Bugün artık gözümüze hoş gelen, estetik olduğunu düşündüğümüz (subjektif görüş) bir şeylere sanat diyemeyeceğimize inanıyorum. çünkü artık modernizmi geçtik, postmodernizmi de geçtik, küreselleşmenin (çağ olarak) göbeğinde yaşıyoruz. Sanat yok sadece tasarım var.
Resmi, videoyu, fotoğrafı beğenmek, beğenmemek ayrı bir konu. Senin de dediğin gibi izleyici ile sunulan şey arasında kalmış bu.
not. bu düşüncelerime birkaç arkadaşım dışında katılan herhangi bir akademisyen bile yok. ama bu benim buna inanmama asla engel olmuyor

Polka (07 Kasım, 2006 18:34 Salı)phoenixia, o dedigin yapildi yapilali da çok oldu, tekrar tekrar yapilmasina da gerek yok. "Bakin sanat bu mudur?" elestirisinin en güzelini zaten Duchamp yaptı, dahasi var mi?
Ayrıca... Güzel popo güzel sanat diyen cemgülü siddetle kiniyorum.. Çok ayip yani... Sen de böyle dersen... yani... teessüf ederim...
pınar (d.p.g) gvn (07 Kasım, 2006 21:02 Salı)evet Duchamp pisuvara imzanısını atıp sanat budur dedi kayışlar koptu...
buyrun bi dönüm noktası olarak pisuvar...
"Duchamp pissoir"
cemgul (07 Kasım, 2006 21:29 Salı)doğru pardon güzel sanat olması için poponun güzel olması şart değil

bknz Rubens-Nude Angles;

Bunu ben söylemiyorum çoktan söylenmiş. Popo ve sanat birarada olabildiği sürece ayıp değil, ama tek başına sanatın ayıbı olmazken popo ayıp bişeydir haklısınız.
phoenixia (07 Kasım, 2006 22:40 Salı)anlayamadım..kapasitemi aştı herhalde...
bu tip tartışmaları sizlerin yapması pek tabii ki daha yerinde olur...
fikrimin oluşması bile hata sayılabilir... mazallah diyim...buyrun platform sizindir...
cemgul (08 Kasım, 2006 00:39 Çarşamba)estagfurullah cnm, şunun şurasında 2 popo muhabbeti yapıyoruz hepsi bu. Buyrun platform sizindir

Erman Sinan (08 Kasım, 2006 05:43 Çarşamba)(yorum yazsam mi ki? yok yok yazmiyim olmaz simdi... popo filan demisler, pisuvar girmis icine ben karisirsam iyice karisir ortalim en iyi sessiz kalmak)
c (08 Kasım, 2006 09:04 Çarşamba)mioCaro, evet aynı görüşteyiz. fakat ben bu durumda her çağdaş sanat nesnesinin de eleştirilere karşı dokunulmaz olduğunu düşünüyorum. yani bu da sanat mı demek bir şekilde aslında eski sanat anlayışının özlemini ifade ediyor. sonuçta bence bu iş için en iyi yorumu izleyici veriyor. cemgul mesela... : )
Polka (08 Kasım, 2006 11:00 Çarşamba)sanat-ticaret iliskisi çerçevesinde "popo"nun daha çok sattigini düsünebilir miyiz acaba? O yüzden mi popo hep sanat olmus ki?
MioCaro (08 Kasım, 2006 11:41 Çarşamba)işte tamda bu noktaya "çağdaş sanat nesnesi" iki açıdan bakmak gerek bence.
1-çağdaş sanat nesnesi nedir? (Duchamp)
2- çağdaş veya klasik olsun sanat nesnesi eleştrilere kapalı mı olmadır?
3- sanayi devrimi sonrası üretim tekniklerinin gelişmesi ile sanat ve biriciklikten söz edebilir miyiz?
Eskiden olana sanat demekten ziyade günümüzün sosyal, ekonomik, siyasal ortamının sanatsal yaratım için artık uygun olmadığını düşünüyorum. Sanayi devrimi (mekanik çağ) ile başlayan modernizmin sanatsal yaratım için uygun bir ortam olmadığı inanıyorum hepsi bu.
"Skill without imagination is craftsmanship and gives us many useful objects such as wickerwork picnic baskets. Imagination without skill gives us modern art."
cemgülün sanatsal çalışmalarını ise 4 gözle bekliyoruz

c (08 Kasım, 2006 13:07 Çarşamba)sanayi devrimi ile başlayan modernizm'in sanatsal yaratıma uygun olmadığını düşünmen beni şaşırttı. çünkü aksine bu dönemden sonra gerçek sanatın ortaya çıktığını düşünüyorum. sonuçta ondan önceki yapıtlar aklın değil, elin/gözün becerisiyle üretilmiş işlerdi. bugün ben bu işleri ancak illüstrasyon olarak nitelendirebiliyorum. sonuçta estetik olduğunu düşündüğümüz şeylere sanat demek de senin bir önceki post'unda yazdığın gibi modernizm sonrası sanatın bir kriteri hiç değildir. aksine önceki dönemlerin bugüne kalmış gölgesidir.
bence zamanın sanatsal yaratım için uygun olmadığı doğru değil. sadece sanat ile sanat olmayan arasında artık belirleyici çizgi olmadığı için ayırtedilmez hale geldi. o yüzden sanata şüpheci bir şekilde yaklaşıyoruz. sonuçta herhangi bir kişi herhangi bir işi sanat diye sergilediğinde bunu değerlendirebileceğimiz kriterler, geçmiş sanatsal referanslar ve tanımlar olamıyor. çünkü hiç bir zorunluluk yok. hatta o kadar yoğun bir iş üretimi var ki, artık takip etmek bile çok zor.
bir zamanlar sanat denilen kelime nasıl önceki anlamını kaybedip yeni bir anlam yüklendiyse, sanırım 'çağdaş sanat' dediğimiz sanat da kendi işaret ettiği anlamdan sıyrılmış durumda. kendi içinde sorgulayacakları tükenmiş...
ancak sanat tükendiği noktada kitlelerce tüketilmeye başlıyor hep. şimdi de o durumda. bugün çağdaş sanat ar-ge'si bitmiş piyasaya sunulmuş bir ürün aslında.
sanat kelimesinin anlam değiştirmesinden bahsetmiştim. bu sonuçta toplum içinde yüzyıllarca uzlaşılmış anlamı olan bir kelimeyken modernizm bu kelimeye farklı bir anlam yüklemiş, ancak tüm dünyayı haberdar etmeyi başamamıştır. o yüzden bugün sanat üzerine derin bilgisi olmayan bir kişi size sanat olarak ancak modernizm öncesi işleri gösterecektir.
olduğumuz noktada sanatı sadece çağdaş veya eski kafalı olarak sınıflandırabiliyorum. onun dışında da genellemeler yapmaktan kaçınıp işleri tek tek deniyorum. ve açıkçası sanatın anlamını sanatın içinde araması gibi bir dönem bile aşıldığına göre, artık benim yaşadığım deneyim haricinde bir anlamı yok işlerin.
biriciklikten kastın tam ne anlayamadım. ama hayır biriciklikten bahsedemeyiz. bahsetmeye de gerek yok. sonuçta önemli olan fikir ise sanatın nesne olması bile gerekmiyor. yani maddi değeri yok sanatın.
senin yaptığın alıntı modern sanatı hor görüyor gibi geliyor. ancak bence beceri (skill) dediğimiz şeyin tanımını bir daha düşünmek gerek. sanat ve zanaat ayrılalı çok oluyor. bir işi ne kadar ustaca yaptığımızın önemi yok. (el becerisi anlamında)
alisureyyatorun (08 Kasım, 2006 15:15 Çarşamba)alt tarafi popo yahu bu kadar buyutmenin ne anlami var hehehe...
cemgul (08 Kasım, 2006 23:56 Çarşamba)Sanatı sadece çağdaş veya eski kafalı olarak sınıflandırıyorsak eğer, modern sanata da modernizm öncesi sanata da objektif bakamayız. İkisini ayırd etmeden hor görmeden tarafsız bütün bir bakışı ancak eleştirmenler yapabilir herhalde. İzleyici ve sanatçı tarafsız hiç olamadı hala da olamaz dönemlerden illa ki birini seçer diğerini tutmaz.
"c" de neyi beğendiğini çok açık ifade etti. Eski sanat eserlerini illüstrasyon diye değerlendirmesi de bir horgörmedir o bakış açısıyla, bu bir tercihtir saygı duyulur ama genel bir bakışa sahip olmadığını anladık. Eskiyi veya yeniyi horgörmek pek marifet değil aslında kim neyi isterse beğenir, sever, üretir, tüketir. Yoksa bu sanat mı değil mi kavgası hala devam ediyor. Biz de devam edelim mi?
Benim şahsi fikrim ise şu, iyi bir figüratif, kötü bir abstreden daha iyiydi hala öyle. Sergilere bienallere gidiyorum, çağdaş sanat my ass. Modern dönemdeki akıl becerisi bence hala Rönesanstaki el ve görme becerisi düzeyine ulaşamadı. Sırf "modern" diye bir çağdaş sanat taraftarı olmak ise futbol takımı tutmaktan farksız.
Erman Sinan (09 Kasım, 2006 02:38 Perşembe)"Benim şahsi fikrim ise şu, iyi bir figüratif, kötü bir abstreden daha iyiydi hala öyle"
Cem abi, Burada demek istediigni pek anlayamadim...
"kötü bir abstreden" kastin nedir?
1- Her abstre kotudur
2- Iyi abstre iyi bir figurden iyimidir?
3- Iyi bir abstre nedir?
c (09 Kasım, 2006 08:53 Perşembe)hor görmek gibi bir bakış açısı değil aslında benimki. ben picasso kim lan dedem de yapar diyen tiplerdendim eskiden.
fakat bahsettiğim gibi sanat kelimesi artık farklı bir anlam ifade ediyor. resmi, illüstrasyon olarak tanımlamamın sebebi bu. bence illüstrasyon çok iyi güzel bir şeydir bu arada ben çok severim illüstrasyon, illüstrasyon benim canım ciğerim.
cemgul (10 Kasım, 2006 00:57 Cuma)Ermancım en basit haliyle anlatmaya çalışayım sanat hakkında ahkam kesmek bana düşmez. Okulda okuduk ama ne kadarı kaldı aklımızda acaba? Güzel sanatlarda abstraksiyon için kitaplar bulabilirsin eğer iligini çekiyorsa.
Modernizm öncesi yaygın eğilim olan -c'nin deyimiyle göz ve el becerisine dayanan- "görüneni olduğu gibi aktarmak" eyleminden sıkılan "Yeniler" abstraksiyona "giriş"tiler. Ama bunlardan iyi becerenler de olmuş beceremeyenler de. Ancak abstre eserlerin karşısına geçip bakarak anlamak pek kolay olmamış (hala öyle). Her ne kadar anlaşılamamış ise de yeni bir dışavurum biçimi olarak değer ve takdir görmüş zamanla değeri anlaşılmış (öldükten sonra değeri anlaşılan ressam geyiği)

Oysa figüratif eserleri sıradan bir insan bile doğaya bakarak kritize yapabilir ve en azından "evet bu güzel bir at resmi" diyebilir. Bu bağlamda iyi bir figüratif, soyutlanması başarısız olmuş bir figüratiften daha iyidir demek istedim.

"Abstre somut olanın sonucu olarak ortaya çıkmıştır", direk fırçayı tuvale savurup "ben soyut sanat yaptım" diyemeyiz, "Anlaşılmaz" tanımı kesinlikle yanlıştır", "Somut olmadan soyutun varlığı düşünülemez" gibi sözleri çok okuduk. Doğrudur. Picassonun kübizme gelene kadar 6000 (altıbin) figüratif çizim yaptığını okumuştuk okuldayken. Bizden aklımda kalan ilginç bir örnek ise, süper abstre takılan ressam Zafer Gençaydın'ın zamanında bir tek soğanı 96 saat boyunca kurşunkalemle etüd ettiğidir. Ohadır.
Bir de Picasso'nun hayatını anlatan bir filmdeki olay çok hoştu, ne derece doğru bilemem. Yanılmıyorsam Renoir'ın figüratif bir resmini, Picasso, şahitler önünde gözü bağlı olarak yaptıktan sonra, "ben bunu gözü kapalı çizebiliyorum, şimdi Renoir gelip benim bir eserimi (kübist) gözü açık çizsin" demişti. Bu meydan okumadan da anlaşılacağı gibi abstraksiyon, figüratif'in bir adım ötesidir, zordur. İyi yaparsan değerlidir, ama kötüyse iyi figüratif daha değerlidir. Herkes böyle düşünmeyebilir ama bu benim şahsi tercihim ve modern sanattan çok klasik sanata ve rönesansa olan bencil hayranlığımdandır.

örnek abstre at heykeli;
http://www.castaluminumart.com/graphics/images/2006aPrancing.jpg
örnek figüratif at heykeli;
http://www.crystal-fox.com/webart/products/3243_b.jpg
ikisine de bakıp hangisini beğendiğimizi pek kolay söyleyebiliriz ama hangisinin daha değerli olduğunu söylemek pek kolay değil.
Erman Sinan (10 Kasım, 2006 05:32 Cuma)himm anladim...
tesekkur ettim degerli yorumlar icin...kavramasi daha kolay oldu boyle anlatilinca...
zaman alici oldu yalniz biraz senin icin kusuruma bakmazsin umarim

c (10 Kasım, 2006 10:21 Cuma)aslında sanat ve resim kavramlarının birbiriyle özdeşleşmiş olması insanları resim sanattır gibi bir yanılgıya düşürüyor. ancak bir tek şey söyleyebiliriz. taklit sanat değildir. yorum sanattır. sonuçta abstre resmin sanatta son nokta olduğu dönemde bile onun sanat veya sanat olmaması durumu vardır.
resim sanatını çok kısa özetlemek istiyorum evrim olarak:
ilk insanlar doğada gördüklerini resmediyor. doğadan başka referansları yok zaten. aslında bu insanın doğadan kopuş hikayesinin sadece bir bölümü. sonuçta doğa ile iç içe yaşayan insanlar doğa desenleri çizerken, endüstriyel devrim ile çok hızlı bir sosyolojik değişim yaşanıyor. bu da onun hikayesi...
_2_1488_XX_florence.jpg)
rönesan öncesi ve erken rönesans resimleri bilindiği gibi duvar resimleri. genelde kilise duvarları. rönesans ile birlikte perspektifin dışında çok önemli başka bir buluş yapılıyor: yağlı boya ve
tual. böylece önceden kilisede okuma yazma bilmeyenlere anlatım değeri olan resimleri yapan sanatçılar ilk kez taşınabilir bir meta yaratmaya başlıyor. böylece resmin ait olduğu mekanla ilişkisi kalmıyor. yani daha önce bulunduğu yerle bir anlam bütünlüğü varken artık kendi başına bir anlam taşıyıcısı oluyor.

bundan sonra modernizm öncesine kadar giderek ustalaşan resim tekniğini anlatmaya çok gerek yok. ancak empresyonistler ile resmin üzerine gördüğünü değil düşündüğünü çizme gibi bir yorum öne çıkıyor. yani hikaye olarak değil ama renkler, detayların değil, fırça darbelerinin göze battığı işler.

bu nokta özellikle önemli çünkü resim daha önce naiflikten çıkıp gerçekçiliği aramıştı. burada artık gerçekliği bırakmaya başlıyor. bunda sanırım en önemli etkenlerden biri de fotoğrafın keşfedilmiş olması. artık dünyayı birebir tuale aktarmak ihtiyacı yok.
expresyonistler daha da ileri gider ve iyice naif ve içe dönük işler yaparlar. artık estetik kaygısı yoktur.
buna karşın fovistler resmi neredeyse formdan arındırıp renk ile ifade ederler.
bu sırada picasso ve braque çıkar ve perspektifi kendince yorumlayan kübist resimleri yaparlar. picasso'nun resimlerinin değerli olmasının sebebi bence bu resimleri yapmanın zorluğu değildir. yıktığı kuraldır. gerçek dünyanın resim ile ilişkisi kopmuştur. yani resim sanatı artık anlamını kendi içinde aramaktadır. resim tekniği resmin kendisi olmuştur. tam bu düşünce de bizi soyut(abstre, abstract) sanata götürür.
soyut sanatın önemi, gerçek dünyadan referans almamasıdır. sadece form ve renk ile bir arayış içindedir. tek tek soyut işlere baktığımızda hiçbir şey anlamamamız doğaldır. çünkü birşey anlatmak gibi bir derdi yoktur. isimleri bile abstract no.5 gibi tamamen koddur. mondrian sadece kare formunu kullanarak işler yapmaktadır. kandinsky ne olduğu anlaşılmaz şekiller kullanmaktadır. pollock ise şekil bile kullanmamaktadır.

artık resim gerçek dünyayı içine hapsetmeyi bırakmış kendi iç dünyasını yaratmıştır. kendi dili vardır ve bizim gördüğümüz hiçbir şeye benzememektedir. moholy-nagi telefonla arayarak tarif ile tablo yaptırmıştır. resim bir düşünce platformu olmuştur.
resim, giderek öğelerinden kurtulmuş, renk, doku ve kompozisyon olarak da minimalleşmiştir. malevich "siyah kare" ile son noktayı koyar. sadece dümdüz siyaha boyanmış kare şeklinde bir tablodur bu. bu resmin bittiği andır. resim doğmuş büyümüş ve ölmüştür.
bütün bu gelişmeler olurken, aslında bir kaç dönem geriden takip eden ve yenilikçi harekekete karşı sanatçılar hep olmuştur. yani resim yapılmaya devam edilmektedir. hala portreler yapılıp satılmaktadır. ancak resim evrimini tamamlamıştır. artık ilham ve beceri değil, fikir sanat haline gelmiştir.
sanatın anlamını değiştirmesinin hikayesi bu aşağı yukarı hatırladığım kadarıyla. bir çok önemli noktayı atlamışımdır kesin. zaten çok daha geniş bir bağlamda anlatmak gerek. eğer endüstriyel devrim ve dış etkenleri anlamazsak o dönemdeki hiçbir şey ifade etmeyebilir.
Erman Sinan (10 Kasım, 2006 10:30 Cuma)Bu bilgiler cok guzel bilgiler...
Kitaplardaki gibi basma kalip olmayan, anlatilip, sindirilmis ve bunlari anlayan biri tarafindan tekrardan sindire sindire anlatilmasi, okuyana buyuk haz veriyor...
Tesekkurler yeniden!
Fixx (10 Kasım, 2006 11:12 Cuma)Uğraşın için çok teşekkürler c

. Güzel olmuş

MioCaro (10 Kasım, 2006 14:06 Cuma)sevgili c, uzun yorumlarını okuma zamanım oldu ancak yanıtlamak olmadı. cemgülün yazdıkları aslında söylemek istediklerimi yansıtıyor. buna ek olarak ben dönemlerden ve işin sosyolojik etkilerinden, Walter Benjamin'in aurasından da sözediyorum alt okumalarda. Biriciklik kavramı da bununla ilgili... Aralık başına yetiştirmem gereken bir makale var tam da bu konu ile ilgili. Bitiridiğimde hala ilgiliysen bir pdfini memnuniyetle gönderirim ne demek istediğimi daha açık anlatmak adına..
c (10 Kasım, 2006 14:12 Cuma)makaleni mutlaka isterim okumak MioCaro. ; )
cemgul (10 Kasım, 2006 14:43 Cuma)muhahah ortama bak "popodan makaleye"
"c" resim sanattır yanılgısı dedin kopardın beni. Aman diyim seni topa koyup rumeliden atarlar hehe.
c (10 Kasım, 2006 14:58 Cuma)"popo sanattır"dan daha iyi bir önerme yine de ehüehüeh : )))
alisureyyatorun (10 Kasım, 2006 16:41 Cuma)insan poposunu dinozor poposuna cevirdiniz. popo, kıx, xöt iste yahu. bırakın popoyu sanatla bagdastırmayı. popoyu alın sevin. ne sanati :D
Polka (10 Kasım, 2006 17:01 Cuma)sanat popodur, ya da popom sanattir veyahut sanat popomdur...
MioCaro (10 Kasım, 2006 17:02 Cuma)sanatınızı icra ederken ilhamınızı nerden alıyorsunuz sorusunun cevabıdır.
cemgul (11 Kasım, 2006 00:01 Cumartesi)nihohaha çağdaş sanat my ass dedim ya tersi de geçerli.
Erman Sinan (11 Kasım, 2006 05:35 Cumartesi)"kicima kas goz cizersem sanattir" demek istiyorum...
Ali de donup dolasip sanattan lafi kica getiriyor kopuyorum burada

bella donna (08 Ağustos, 2008 23:59 Cuma)Öhöm... Ayrı bir haber yapmak istemedim; iç çamaşarı falan hangi etkiket sözcük arattıysam da uygun başlık bulamadım (aslında görünmez tangayı arıyordum) ol nedenle "külot" etiketinden çıkan ilk habere ekliyorum. Beyonce'un totosuna sahip olmak için
tıklıyoruz.
bella donna (09 Ağustos, 2008 14:06 Cumartesi)Url'yi düzelttim.
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.