Anasayfa

3536_7299.jpg Resimleri
 

Tüm Reklamcılara, Reklamverenlere ve Herkese Duyuru!


Pin It
Ülke olarak sürekli gündemimiz meşgul. Sınır ötesi operasyondu, kapatılma davasıydı, Ergenekon'du... Sıra başka şeylere gelemiyor, görece olarak daha önemsiz görünen konular hasır altı ediliyor. Aslında bu hasır altı edilen konular öyle büyük önem taşıyor ki.... Son günlerde giderek artan bir baskıyla gelen sansürü düşünelim mesela. En temel insan haklarını ihlal eden sansürün sinsice, güya çaktırmadan gelişi, bilgi alma özgürlüğümüzün kısıtlanması, neyi seyredip neyi seyredemeyeceğimize başkalarının karar vermesi...

Bunun sonu nereye gidiyor? Bugün televizyonlarda ve internette giderek artan baskılar kitaplara, sanata, filmlere de sıçrarsa halimiz ne olacak? Hiç düşünüyor muyuz? İnternet için bulmuşuz bir iki yol, halimize şükrediyoruz, “biz giriyoruz hala o sitelere” deyip kendimizce uyanıklık yapıyoruz. Peki, güzel de, o yolların önü kesilirse ne olacak? O yollarla girenler bir takım suçlamalara maruz kalırsa ne olacak? Hep yeni yollar mı geliştireceğiz?

Porno siteleri, Google groups, Wordpress, YouTube derken... Sıra şimdi de Dailymotion’a geldi. Bunun sonu nereye gidecek, kendimize soruyor muyuz? Sansür, Türkiye’nin gündemindeki en önemli, en temel konudur çünkü bağımsız bilgiye ulaşamayan bir toplumda, en büyük yayın organlarının iktidarın elinde olduğu bir toplumda bilinçli kararlardan, bilinçli seçimlerden bahsedilemez. Bilgisiz kalan bir toplum, elindekiyle yetinmek zorunda kalacaktır, sorularına cevap alamamayı hayatının gerçeği haline getirecektir. Bu yüzden, sansür bir zihniyetin habercisidir ve çok geç olmadan dur demenin zamanı şimdidir. Kaldı ki biz reklamcıların hiç sesini çıkarmadığı bu zihniyetin bir başka yönü daha var. Eğlencesini geçelim, dünyadaki yeni reklamları, yönetmenlerin portfolyolarını, kısa filmleri ve bir sürü başka bilgiyi bir arada sunan bir arşiv, bir kaynak olmasının yanı sıra, video paylaşım siteleri bizler için aynı zamanda vazgeçilmez bir mecradır da. Özellikle günümüzde yükselen ve giderek önem kazanan, hatta reklamın geleceği olarak görülen viral ve gerilla pazarlama uygulamaları bu tip sitelerden beslenmekte ve yayılmaktadır.

Bu sitelere erişim engellendiğinde, hem reklamveren hem de reklamcılar açısından büyük sıkıntı yaratmaktadır. Ayrıca, geocities gibi web serverların toptan kapatılması da internetteki reklam alanlarını kısıtlamakta ve bazı sitelere verilen reklamların görülememesine sebep olmaktadır. Tüm bunlardan dolayı, bizim reklamcılar olarak, bu konuya bu kadar sessiz kalmamız ilginç. Hele ki sektör olarak, sesimizi çıkaracak, bangır bangır bir kampanya yapacak, insanları bilinçlendirecek güç, kaynak ve yeteneği ellerimizde tutarken bizim de herkes gibi DNS ayarları değifltirmeye eyvallah dememiz şaşırtıcı. Bu hepimizin hem mesleki hem de sosyal sorumluluğu değil midir? Neyi bekliyoruz? Önemli olan maddiyat değil diyorsak, prensipte karşıysak sansüre, o zaman durum ortada?

Mesele maddiyatsa da, sansür kazancımızı, işimizi de etkilemeye başlamıştır. Sansür insana hakarettir. Daha ne kadar sineye çekeceğiz?


Kategoriler: Bigumigu
Etiketler:

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Yalçın (settar) Pembecioğlu (31 Temmuz, 2008 18:17 Perşembe)
ithalatın yasaklanması gibi bir şey aslında bu tam olarak.

braincircle (31 Temmuz, 2008 18:23 Perşembe)
(censored)

Cnk (31 Temmuz, 2008 18:43 Perşembe)
kesinlikle çok rahatsız edici, küçük düşürücü... peki ama ne yapmalıyız? ne yapılabilir? önerileri burdan tartışabilir ve topluca hareket edebiliriz.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (31 Temmuz, 2008 19:56 Perşembe)
Dugumkume'nin "Bilincli Bilincsiz Site Kapatmalara Cozum Arayisi" adli yazisini incelemenizi oneriyorum. Yasanin ve mahkemelerin bu konuda nasil calistigini goreceksiniz. Ozellikle yorumlari da okuyun.

Webrazzi TechCrunch Meetup'ta Avukat Basak Purut site kapatmalar hakkinda moralimizi iyice bozdu zaten. Wordpress'in avukati olmamasina ragmen Wordpress'in acilmasini saglayan kisi olan Purut, Wordpress davasinda bilirkisinin ve hakimin bir domain'e erisimi engellemeden sub-domain'e erisimin engellenebilecegini bilmiyorlarmis mesela. Buradaki videolari bir inceleyebilirsiniz.

buraKargın (31 Temmuz, 2008 20:54 Perşembe)

Kampanya konusunda hemfikirim.
 
RYD bu konuda bir şey yapamaz mı? Mesela bir sonraki Dersarası yarışmasının konusu 'İnternette Sansür' olabilir.

RD ajanslarla işbirliğine giderek bu konuyla ilgili bir organizasyon yapamaz mı? Her ajans sansürü boykot eden bir ilan yaparak gönderir ve sansüre inat(!) halka açık sergi yapılabilir.

RV farklı sektörlerden insanları bir konferansta buluşturarak etkinlik düzenleyemez mi? 'Yıl 2008: İnternetin Gücü ve Sansüre Bakış' başlıklı bir konferansla eğitim kurumlarını, medyayı ve özellikle internetten beslenen meslek kuruluşlarını bir araya getirebilir. Konferans notlarını da Marketing Türkiye, MediaCat, Kırmızı...vb gibi dergilerde ve çeşitli gazetelerde haber yaparak PR etkisi oluşturabilir.

Biz de bloglarımızda bu anlamlı yazıyı ağızdan ağıza yayabiliriz... Peki başka ne yapabiliriz?


tinca (01 Ağustos, 2008 10:45 Cuma)
insanlar kendi kendilerine tepki veriyor ama bir ise yaramiyor. rd, ryd ve rv gibi kuruluslarin onayak olmasi, bu tepkiyi tetiklemesi lazim bence. dediginiz gibi, her ajansin sansuru boykot edecegi bir kampanya ve sergi fikri bence de cok guzel ve ilgi de cekerdi.

MioCaro (01 Ağustos, 2008 13:30 Cuma)
Boiling frog-- tepki gösterilmediği sürece bu böyle sürecek.

bcaglar (01 Ağustos, 2008 14:54 Cuma)
Burası türkiye yok öyle... tebrikler valla tepki göstermek bile saçma gibi geliyor bana artık.

firat® (01 Ağustos, 2008 18:35 Cuma)
Yukarıda dediğiniz gibi mutlaka ama RVD ve RD tepkisini koymalı. Özellikle de reklamverenler. Çünkü yavaş yavaş, kullanılan birçok mecra yasaklanmaya çalışılıyor. Ve bunların en başında da internet mecrası geliyor biliyorsunuz. Biz artık müşterilerimize, "işte bu kampanyanın şöyle de bir viral ayağı var" demeye çekiniyoruz çünkü o ayakların tümü yavaş yavaş kesiliyor. Demokrasiden bahsede bahsede demokrasi tanımının değiştiğini, sadece ve sadece AKP demokrasisinin işlediği bir ülkeye dönüşmeye başladık farkındaysanız. Eğer YouTube türban gibi bir şey olsaydı emin olun kapatmazlar, aksine bunu yüceltirlerdi. Maalesef yandaki yazı, yazdığımız yorumlar sadece buralarda kalacak ve hiçbir şekilde etkili olamayacak. Çünkü her ne kadar reklamverenlere çağrı yapıyor olsak da, ekonomiyi tamamen kontrol eden AKP'nin bu yasakçı zihniyetine karşı bir şeyler yapabileceklerini sanmıyorum. Ve biz de bir yolunu bulup, mutlu bir şekilde girdiğimiz sitelerle avunup, bu yasakları hayatımızın bir parçası haline getirmeye başlayacağız. Maalesef durum bu. Ben mesela MarketingTürkiye gibi dergilerin bu konuda bir şey yapabileceğini sanmıyorum. Biraz düz bir mantık gibi gelebilir ama, yazıişleri müdürünün Zaman gazetesinde köşesi olan bir dergi ne kadar tepki gösterebilir ki?

Aydın (tetanoise) Gürer (01 Ağustos, 2008 19:05 Cuma)
Fırat ne güzel demişsin; demokrasi tanımının değiştiğini, sadece ve sadece AKP demokrasisinin işlediği bir ülkeye dönüşmeye başladık... diye ama bence başlamadık çoktan dönüştük. yani evrim tamamlandı artık ve evet en karşıt, en isyankar arkadaşlarım, tasarımcı dostlarım bile ellerini kaldırıp manzaranın seyrine daldılar... (buna bende dahiilim tabii) çünkü her taraf çevrelendi. Kurum ve Kişilerin kayırılması, kadrolaşma, medya'nın tarafsızlığını yitirmesi vs, vs... Her ne olduysa, bişeyleri çoktan kaybettik. O yüzden sesinin duyulmayacağını bile bile bağırmak anlamsız gelir oldu...

tinca (01 Ağustos, 2008 19:15 Cuma)
ben bu kadar karamsar olmamamiz gerektigini dusunuyorum. ya de yanlis soyledim karamsar olalim tamam, supheci olalim peki, ama bir sey degismeyecek nasilsa bezginliginde olmamak gerek. once az bi ses duyulur belki, once bizim sesimiz olur belki sadece, ama sonra birileri uyanir ve sesler yukselir, daha guclenir. hatta sonra daha guclu birileri katilir ve nihayetinde bi geri adim atilabilir bence. ne de olsa bu dunyada, para konusuyor oyle degil mi? sen kalkip sansurunle milletin kazandigi paraya comak tutmaya baslarsan, eninde sonunda bir takim gucleri sinirlendireceksindir. iste bu yuzden bunu saglamaliyiz bence. sansurun nerelere dokunabilecegini, beklemedigin umursamadigin sitelerin kapatilmasinin, gun gelip seni kicindan isirabilecegini gostermeli reklamcilar herkese. "aman canim you tube da neymis, isim olmaz" basitliginde degil bu olay, bin turlu sonucu var...

leyla (01 Ağustos, 2008 19:20 Cuma)
Asıl yazıişleri müdürü Zaman'da olan biri sizi yardımcı olabilir diye düşünmekteyim ben firat® ..

Birşeyi istemezseniz, sadece söylenirseniz size bunu kimse vermez.. Yasakçı Ak Parti zihniyeti nasılki o yasakçı zihniyetiyle Türkiye'nin % 70-80'nin istediği, uygun gördüğü başörtüsü özgürlüğüne müsade ettiyse elbetteki mahkemenin habire kapattığı video sitelerine de bir çözüm bulacaktır (Yukarıda verdiğim yüzdelik oranı Ankethane Araştırma Şirketi tarafından Türkiye'de bu konuda ilk kez yapılan şekliyle başıörtülü bayanlar, başı örtülü olmayan bayanlar ve erkekler arasında yapılmış ankettendir)

Şimdi reklamcılar bu yasak için birşey yaptımı şimdiye kadar elle tutulur? Biz başörtülüler 10-15 yıldır bunun için uğraşıyoruz da yasa çıktığı halde hala uygulanamıyor, aynı tas aynı hamam neredeyse.. Peki reklamcılar bu video sitesi yasağı için ne yapmış şimdiye kadar? Bence bu doğrultuda buraKargın'ın gösterdiği yolda ilerlenebilir.. Ses çıkarılmalı, ses duyurulmalı !!!.. Ben bunun alternetif yollarını reklamcılardan daha iyi kimsenin yapacağını sanmıyorum. Reklamcısınız arkadaşlar bunu unutuyorsunuz sanırım.. :) Yapmayın.. Kimbilir güzel ve bir fabrika gibi işleyen beyinlerinizden neler çıkarırsınız böyle bir kampanya için, ben buradaki yazılarını, yorumlarınızı okuyunca o potansiyeli görüyorum. Siz hele bi start verin bakalım, destekçiniz muhakkak çıkar.

Aydın (tetanoise) Gürer (01 Ağustos, 2008 19:26 Cuma)
mesele youtube'un yada dailymotion'ın bloklanması/kapatılması değil sadece... Bu baskı o kadar çok arttı ve çapını öylesine büyüttü ki ve bağırdığımız zaman da öyle kavgalar ettik, öyle güzel anlatmaya çalıştık derdimizi ve anlatamadık ki, bu hallere geldik... Zihniyet değişiyor, herşey değişiyor, herşey kapanıyor yavaş yavaş farkında mıyız? Ve bağırdığınız zaman siz de örgütçü siz de terörist oluyorsunuz... Terörist'lere sayın denen bir ülkede neden bahsediyoruz allahaşkına? Hangi optimizm? Hangi umutlar?
Çok öteye gitmeye lüzum yok, hemen hatırlayalım Milli Gazete'nin müthiş reklamcılık çakallığını? Bu zihniyete mi laf anlatmaya çalışacağız?... ya da çalışsak da anlatamıyoruz, ben onu bildim artık.

Uğurkan (GoDLESS_FroG) Hafızoğlu (01 Ağustos, 2008 20:46 Cuma)
bi tepki vermeli aslında ama nasıl?
yok mu aramızda hukukçu, şimdiye kadar onlarca kapatılıp açılan site oldu, bunları örnek gösterip de karar mekanizmasının yanlış çalıştığını ıspat edecek biri?

kampanya.org.tr nin yaptığı kampanya vardı mesela, birkaç bilişim kuruluşu da destek vermişti, sonuç çıkmaz mı ondan?

ya da şöyle bir şey yapsak. herkes kendi sitesini engellese bir süreliğine.
ya da sadece bi intro koysa.

burda (http://www.godlessfrog.com) olduğu gibi.
mesela.

imot (01 Ağustos, 2008 21:27 Cuma)
Herkes siyaseti vs. karıştırıyor birbirine  aslında ama istenmeyen tarzda yazan bir kişi çıkınca 'burada siyaset yapmak, dinden carttan curttan konuşmak yasak kardeşim' şeklinde ahkam kesiliyor.

Neyse ben daha fazla susamıyorum ve ilk olarak bir çözümün bulunduğunu haber vermek istiyorum.

YouTube için çözüm yolu bulunmuş!

Evet gelelim yapılan en büyük yanlışlığa; YouTube olsun başka bir site olsun bunların tümünü iddia ettiğiniz gibi Akp hükümeti değil, T.C. Devleti'nin savcıları kapattırıyor!

Sanıldığı veya iddia edildiği gibi ülke biryerlere gitmiş olsaydı eğer Akp hükümeti hiçbir ceza almazdı. Fakat gelin görün ki karşımızda kurtulmuş aklanmış bir parti yerine öldürülmekten daha beter hale getirilmiş felç olmuş kötürüm bir parti var.

Ben Türkiye'de yanar döner konuşmalardan bıktım usandım. Herşeyi istediği gibi kullanan, sömüren kişiler, kurumlar çıkıp ta bıdı bıdı ettiği zaman sinirlerim tepeme çıkıyor. Hiç kusura bakmayın, herkes içindekini rahatça söylerken ben melül melül bakamam. Onun için de, olmayan, bitmeyen şeyleri olmuş gibi gösterip durmayın Allah aşkına! Kısa bir süreliğine samimi olun yahu.

Kapatılan anlı şanlı YouTube Atatürk için kapatıldı. Ee sorun nerede? Atatürk Atatürk diye sokaklara dökülüp mitingler yapan zihniyet neden şimdi Atatürk için yapılan bir şeyi beğenmiyor? En komiği ise laik sistemin düşmanı vs. gösterilen bir hükümet neden Atatürk'ü korusun? Sizi böyle düşünmeye iten nedir anlamıyorum ki?

Son olarak, daha fazla rahatsızlık vermeyeceğimi belirterek herkese samimi düşüncelerle dolu, sağlıklı, mutlu, huzurlu bir ömür diliyorum.

İyi akşamlar!

mezzoalto (01 Ağustos, 2008 23:29 Cuma)
benim bildiğim kadarıyla savcılara internette istedikleri siteye gönüllerince müdahele etme hakkını tanıyan, erişim kapatmayı çok kolay hale getiren yasa akp döneminde çıkarıldı, zaten aynı partiydi hakim atamalarında kadrolaşmayı mümkün kılan tüm yasaları da çıkaran.. aynı parti bu yasayı atatürk filan için de değil çocuk pornografisi sitelerine anında müdahele edebilmek için çıkardı ama elbette araya kimsenin okumaya, okusa da değerlendirmeye gerek görmediği maddeler sokuşturuldu, iktidar partisi çıkardığı tüm yasalarda yapıyor bunu (mesela vakıflara sponsorlukla ilgili öyle bi yasa çıkarıveriyor ki türk silahlı kuvvetlerine destek vakfına yapılan sponsorluk desteği vergiden düşülemezken deniz feneri'ne yapılanlar düşülebiliyor).. 

"Atatürk Atatürk diye sokaklara dökülüp mitingler yapan zihniyet neden şimdi Atatürk için yapılan bir şeyi beğenmiyor?", üzgünüm ama uzun zamandır burada bu kadar saçma bi cümle okumamıştım.. miting yapanlar, sizin gibi düşünmediğinden olsa gerek nasıl miting esnasında gidip mesela Vakit gazetesi binasını yakıp yıkmıyorsa, Atatürk aleyhtarı görüntüleri de yayınlayan sitenin kapatılmasını talep etmemişti, söz konusu videonun kaldırılmasını istemişti, bunu da sitenin yöneticilerinden istemişti zaten.. youporn da, dailymotion da Atatürk için kapatıldı değil mi? Youtube'un kapatma kararlarının pek çoğu Adnan Hoca için alınmadı mı? her ne kadar melül melül bakmadığını iddia edenler göremese de laik sistem düşmanı hükümet Atatürk'ü korumaya filan çalışmıyor, sadece o kisve altında bireylerin haberleşme özgürlüğünü engelliyor o kadar.. Atatürk diye mitinglerde yürüyen zihniyet de aptal yerine konmaya çalışılmasına rağmen öyle olmadığı için herşeyi görüyor anlıyor biliyor.. anlamayanlara biraz açık hava öneriyorum, zihin açar..

yanar döner konuşmalar benim de asabımı bozuyor.. dillerinden demokrasi, özgürlük, adalet laflarını düşürmeyenlerin kaypaklıklarından, herşeyi kendilerine yontmalarından, bi de üste çıkmaya çalışmalarından bıktım usandım.. sürekli bir mağduriyet edebiyatından, sürekli acındırma söylemlerinden yetti artık bana.. ben de samimiyet istiyorum, inanmadıkları şeyleri söylemesin insanlar, sevmedikleri benimsemedikleri kavramları dillerine pelesenk etmesinler istiyorum.. çok şey istiyorum herhalde..

 


leyla (02 Ağustos, 2008 10:44 Cumartesi)
Ben öyle görüyorumki 100 tane reklamcı pazarlamacı varsa bunların 90 tanesi sadece mızmızlanacak, birilerine, kurumlara, hükümete saldırıp tabiki hekes gibi ne düşünüyorsa onu söyleyecek. Geri kalan 10 tanesi de konunun aslına dönecek ve "ne yapabiliriz?"i düşünecek. Herkes kendinden bilir de örnek verir. Mağduruyet nedir, yasak nedir, "ulan ne oluyor lan, bu nasıl olur? ne hakla?" diye insan böyle düşünür..

imot; konu siyasi konulara rahatça girilebilecek bir konu. Sanırım yapılacak yorumlar tahmin edilerek yazılmış ve onaylanmıştır. Yoksa zaten her platformda siyaset bi şekilde konuşuluyor, mide bulandı artık, konuşmaktan da cevap vermektende haklısın. Bu arada Osman Yağmurdereli vefat etmiş. Duyunca neyine senin Osman Abi dedim, sen kanserden yeni kurtulmuşsun gittin siyasete girdin.. Kim için? üzüldüm.

buraKargın (02 Ağustos, 2008 21:10 Cumartesi)

Tavsiye üzerine reklamcılar, reklamverenler ve herkes için bir site: sevenload


manu (02 Ağustos, 2008 22:55 Cumartesi)
az önce friendfeed'de de yorumlarda belirttim, burda da söylüyorum.

bence facebook veya msn messenger'ı engelletmeye çalışalım. sizce bu mümkün mü? nasıl, nereye başvurabiliriz? bilgisi olan var mı?

eğer bu ikisinden birisi kapanırsa çok büyük bir tepki doğar diye düşünüyorum. kullanmayan insan evladı yok çünkü türkiye'de.

şantiye (02 Ağustos, 2008 23:45 Cumartesi)

komünikasyon yetkilileri youtube un tr uzantılı hali için youtube yetkilileriyle görüşüyorlarmış.buradaki amaç kontrolu daha fazla artırabilmek içinmiş.abd tabanlı olarak kullnıcıların girme ihtimaline karşılık şöyle bire uyarıda bulunmuşlar.''hassasiyetleri olan kullnıcılar youtube a tr uzantısıyla girsinler'':..
ayrıca bir ihbar siteside kurulmuş adını hatırlamıyorum.

her iki tarafında geri adım atmaması,tek çözümün çözümler olduğunu yineliyor.
bencede öyle,yoksa bu böyle sürüp gidecektir.devlet ve intrnet kelimeleri oldukca..

ayrıca youtubeden bahsettim çünkü yasak kelimesi şu sıralar ençok youtube ile anılmakta


penny (03 Ağustos, 2008 00:17 Pazar)
Ayda $15 gözden çıkartıp VPN kullanıyorum. Kimse özgürlüğümü elimden alamaz !

nilep (03 Ağustos, 2008 00:23 Pazar)
özgürlük para ile alındığında adı pek özgürlük olmuyo sanırım=)

selimyc (03 Ağustos, 2008 01:32 Pazar)
üst makamlardan birinin tanıdığı bi video sitesi falan acıcak galiba, herkesi ona yönlendirmek amacıyla tek tek bütün video paylaşım siteleri kapatılacak heralde.

Uğurkan (GoDLESS_FroG) Hafızoğlu (03 Ağustos, 2008 03:15 Pazar)
ben o tanıdık video sitesini de söyleyeyim.
vidivodo

Uğurkan (GoDLESS_FroG) Hafızoğlu (03 Ağustos, 2008 03:25 Pazar)
ben şöyle bir öneri sunsan mesela devlete.
türkiyede kaç tane servis sağlayıcı varsa onlara bir filtre programı yapılsa siteye erişimi o filltre engellese ve hassasiyeti olan kullanıvı o filtreyi kapatmadan kulllansa, benim atatürke biri gay deyince sallamadan geçebilme gibi bir kabiliyetim varsa o filtreyi kapatabilsem mesela?

madem hassas kullanıcı youtube'a tr uzantısıya girsin isteyen normal girsin deniyor. bu dfagenele yayılmış hali.

MadDog (03 Ağustos, 2008 23:43 Pazar)
bence porno siteler engellendikçe, vatandaş doğal ihtiyacını (lan herkesin ihtiyacı değil mi sanki, her b.ka da gözümüzü kulağımızı kapayalım, seks var evet!) kolay yoldan karşılayamıyor ve tecavüz olayları artıyor. sen bir milletin sekse ihtiyacı olduğunu bilmek duymak istemezsen, suç oranı artar. böyle de bağladım işte iki sorunu birbirine, heheh.

MioCaro (04 Ağustos, 2008 12:23 Pazartesi)

not1. bu durumun reklamcılar, pazarlamacılar veya patatescilerle bir ilgisi yok. belli bir meslek grubunun, belirlenmiş bir kesimin "tekel"inde değil internet. bu durumun demokrasi ve "insan" hakları ile ilgisi var. siz evinizde oturup bir kitap okurken birinin "dışarıdan" gelip elinizdeki kitabın bazı bölümlerini kesip gitmesinden farklı değil olan veya sabah kapınıza bırakılmış gazetenizin bazı makalelerinin kesip çıkarılmış olmasından. (haber başliığında olduğu gibi herkesin sorunu)

not2. bir siteyi erişime kapattığınızda sadece gözlerinizi kapatmış oluyorsunuz. bütün dünya her ne ise o kapatılma nedeni onu izlemeye devam ediyor. çok ilkel ve cahilce bir yöntem!

nilep (04 Ağustos, 2008 14:45 Pazartesi)
MioCaro; yorumun çok etkiledi gerçekten durumu öztleyen bir yorum olmuş elinize sağlık gerçekten. 
ve tüm kalbimle katılıyorum. 
sansürsüz bir dönem yok sanırım,  zamanla uygulama şekli değişiyor o kadar ve bir çok bahanesi olabiliyor, takiyede de sınır yok nede olsa. ( şimdiki bahnelerine baktığımızda takiyede sınır tanımadıkları aşikar) iktidar olan kendi ideolojileri doğrultusunda bir şekilde sansürlüyor istediklerini ve istedikleri mecraları. 
toplu hareketse başarılı şekilde apolitekleştirilmiş toplumuzda biraz zor gibi duruyor.


meriç (zalambodont) kara (05 Ağustos, 2008 08:02 Salı)
YouTube, vb. komüniteler aynı zamanda birer iletişim platformudur, çünkü içerlerinde mesajlaşma fasiliteleri vardır. Bu durumda, yapılan "engelleme"nin doğrudan iletişim hakları ihlali olduğunu ispatlayabilecek babayiğit bir avukat varsa, çıkalım davalarımızı açalım, devlete karşı, Türkiye'de zaten bir yanıt alamayacağız, Avrupa İnsan Hakları mahkemesine başvuralım, yüklü bir miktarda tazminat alacağımız zaten garanti. Alınan tazminat ödemesiyle ile yurtdışında proxy sunucular satın alalım, ve TC Kimlik bilgilerini teyid ettiğimiz tüm kullanıcılara bedava Proxy dağıtalım. İnternette kendi salak memur zihniyetleri ile sansür uygulayamayacaklarını öğrensinler, eğer birşeyleri öğrenebilecek kapasiteleri kaldıysa tabi. Bu konu globalde Ermeni sorunundan daha çok yıpratır Türkiye'yi, ancak bu site engelleyenler İnternet'i sadece "porno" izlemek için kullandıklarından olsa gerek, algılayabileceklerini sanmıyorum.

nilep (05 Ağustos, 2008 09:18 Salı)
zalabodant; önerilerin gerçekten kulağa hoş geliyo ancak, tk bir noktda takıldım.
o da AİHM konusu, kendi söküğümüzü her dikemediğimizde alın bakalım siz dikin bir karar verin bizde yapalım demek bana ağır geliyor. evet bu ülkenin Cumhurbaşkannın eşi bile bir dönem hakkını o mevkilerde aramaya kalktı - ki bence bir millet için dönemin dışişleri bakanının eşinin bole bir hak arayışı içine girmesi çok üzücü-
insanların her basıkıştığında gel ver bir karar kes cezasını demek bana yanlış geliyor.
belki ben fazla milliyetçilik yapıyorum bilmiyorum...

nilep (05 Ağustos, 2008 09:29 Salı)
zalambodont,  adını biraz yanlış yazmışım çok üzgünüm...
çok ayıpladım kendimi

Cnk (05 Ağustos, 2008 18:38 Salı)
yasaklarla ilgili bir afiş sergisi düzenlesek, kimse bize sergi salonunu bedelsiz kullandırmaz mı? (sanırım buraKargın da sergi önerisi getirmişti) daha yumuşak bir tepki olur ve ilgi de görür diye düşünüyorum. belki basında da yer buluruz.

sadi (su geçirmez balık) tekin (05 Ağustos, 2008 18:51 Salı)
sanırım daha sivri bişiler yapmak lazım..

meriç (zalambodont) kara (05 Ağustos, 2008 22:43 Salı)
pelin, bırak allaşkına ikincisini de düzgün yapamadın... :p kendi söküğümüzü sence dikebilecek miyiz? bence milliyetçilik yapmamak lazım, sonuçta ispanyalı bir futbolcunun italyan bir takımda top koştururken fransız bir kupa maçında gol attığında sevinen insanların da yaşadığı bir milletiz. o golün tekrarını izleyemedikten sonra (YouTube ya da başka platformlardan) kusura bakma ama sçarım kendi söküğümü dikme isteğime.

nilep (05 Ağustos, 2008 23:30 Salı)
tamam bende zalambodont dedim işte =) ( tekrar kusura bakma )

neyse gelelim konumuza, bilemiyorum ben yinede kendi çapımızda bir şeyler yapma taraftarıyım, genel olarak yorumlara bakıldığında çok hoş fikirler var bence, mesela Cnk sergi fikri çok hoşuma gitti teknik anlamda değil ama sergi solonu araştırma anlamında yardımcı olabilirim ben mesela, araştırırım, ( malesef grafik bilgim yok denecek kadar az, o yüzden) mesela okullar bunun için hoş olabilir. sonuçta internet özellikle üniv. öğrencileri için oldukça önemli akdemik anlamda da destek bulacağına inanıyorum ben.

sadi (su geçirmez balık) tekin (06 Ağustos, 2008 00:17 Çarşamba)
kusura bakmayın ama sergi açılışnda şarap içip birbirimizi mi tebrik edicez? bırakın böyle bişeyi, herhangi bi serginin bu ülkede ne kadar ilgi görebileceğini düşünüyorsunuz.. aynı mahkeme bi başka kararla o sergiyi de kapatır, kararın üzerine kırmızı harflerle yazıldığı bir çelenk göndermek  suretiynen..

israr ediyorum, daha sivri bişiler yapmak lazım, pasif de olmadan.. ama ne o, bilmiyorum, düşünelim..

nilep (06 Ağustos, 2008 00:27 Çarşamba)
valla daha sivri bir şeyler vardır aklada gelemiyo değil ama sanırım pek sivri.
hem sivriliklerden bu haldeysek daha düzeyli usturuplu ders niteliğinde tepkileri savunuyorum ben.
hem medya hem reklam öğrencisi olarak, bence iyi bir medya ayağı ve tanıtım la sergi işi ses getirir.
ama sergden kanepe yanında şarap anlaşılıyosa o başka tabi...

sadi (su geçirmez balık) tekin (06 Ağustos, 2008 01:06 Çarşamba)
ah evet kanepeyi unutmuştum.. o kadar da çatal çizdik settara..

nilep (06 Ağustos, 2008 01:19 Çarşamba)
 =) ne diyim bilemedim.
sivri fikirlerinizi merak ve heycanla bekliyor olucam =)

meriç (zalambodont) kara (06 Ağustos, 2008 09:35 Çarşamba)
benim sivri fikrim: bu davaları açan başsavcılıklar önünde gerilla yapalım, flashmob falan. böyle habersiz basın duyurusuz gizli bir şekilde örgütlenip, davacı savcılıklar önünde elimizde "internetimi öğreniyorum: internette sansür neden yapılamaz" kapaklı kitaplar okuyalım ama ansiklopedi büyüklüğünde bir cilde sahip kitaplar olmalı.

kitapların içeriği de düzenlenen bir imza kampanyasında toplanan imzalar olabilir. (yüzbinlerce imza bırakılacağına eminim) karşı dava dilekçeleri (key ödemeleri rezaleti ve ortaya çıkan kişisel bilgileri hatırlatmak istiyorum) de olabilir. (kişisel bilgimi internete döktünüz, siteleri bloklamadan o bilgileri silmenizi ve doğabilecek her türlü zararı karşılamanız vb.) gibi ay bilemedim.

leyla (06 Ağustos, 2008 10:19 Çarşamba)
SGB'ye sergi konusunda çok hak verdim. 3 yıl boyunca izmirde açtığımız tezhip-hat sergilerine olan talep gözlerimi yaşartmıştı doğrusu :) bir de merak edip yolu düşenlerin azımsanamayacak kısmı "ne güzel fotokopiler bunlar" diye hayran hayran bakması gecelerimizi verdiğimiz çalışmaları bir anda gözümüzde değersiz kılacak kadar kahredici olmuştu bizim için.. Tabiki düşünülen herkesin ilgi duyamayabileceği bir Türk-İslam sanatları sergisi değil :) Okkalı çalışmalar barındırabilir bu sergiler, açılışlarında zalambodont'un dediği cinsten basının dikkatini toplayabileceğimiz atraksiyonlar olabilir.. Ama ben sergi olayının ana yaptırım değil ancak kardeş organizasyon olması taraftarıyım, zira sanmıyorumki yalnızca sergilerle dikkat çekilebilsin..

MioCaro (06 Ağustos, 2008 14:38 Çarşamba)


öneriler:
1.eyleme katılan herkes tüm ttnet aboneliklerini iptal ettirsin.

2. katılımcılar türk telekom aboneliklerini dondursun

3. web siteleri hack edilsin ve "mahkeme kararıyla kapatılmıştır" ibaresi bir korsan piktogramı eşliğinde yayınlansın. (tabi ki seçilmiş siteler) (ne mahkemesi be? diye soran olursa heyyy looo! take what u want give nothing back! u got it. denilsin)

4. eylemci katılımcılar internette 24 saat spam milyor tane mail göndersin. hatta programlansın bu. belli noktalara her saniye milyorlarca spam gitsin. kilitlensin yani sonuçta serverlar


hey sen de kimsin? ne polisi? nasıl girdin ofisime? durun durun! nereye götürüyorsunuz beni? bi saniye açıklayabilirim. senin amirin kim bakiim onla konuşcam çağır asabımı bozmadan. hey sen ordaki! dokunma bilgisayarıma bozacaks›n fena olacak bak! kime söylüyorum mac o maaaac!

Cnk (06 Ağustos, 2008 14:39 Çarşamba)
sivri öneriler bekliyoruz, yok mu? sanırım MioCaro ile aynı anda yazmışız ben yazarken onun önerilerini görmemiştim.

leyla (06 Ağustos, 2008 14:41 Çarşamba)
e yani bunu yaşamak muhtemeldir MioCaro :)

tinca (06 Ağustos, 2008 15:36 Çarşamba)
bence gayet sivri super eylemler bunlar. miocaro, özellikle hack eylemine bayildim :) zalambodontun kitaplari da ilgi cekici olur. aceba nasil organize olmali? nasil nasil?

Yalçın (settar) Pembecioğlu (06 Ağustos, 2008 15:39 Çarşamba)
içinizde oy kullanmış olan varsa kendi bölgesinden seçilmiş milletvekiline (sizi temsil etsin diye gönderdiniz onu oraya) yazarak konuyu anlatması da makul bir çaba olabilir. bir milletvekili konunun "yenilikçi"liğini ve oy potansiyelini keşfedip üstüne atlarsa konunun üstüne eğilinir.

mezzoalto (06 Ağustos, 2008 15:45 Çarşamba)
o milletvekilleri keşke böyle düşünebiliyor olsalardı be settar:)

leyla (06 Ağustos, 2008 22:47 Çarşamba)
settar okkalı bir metin hazırlarsanız ben mutlaka gönderirim.  sırf oy verdiğim ak partiye değil, herşeye muhalefet olmaya meraklı (tabiki işini yapacaklar,adı üstünde muhalefet, tebrik ediyorum) partililiere de gönderirim. bunu da muhalafet etsinler mecliste, işleri ne? ordan birşeyler çıkar. o dediğim okkalı metin konusunda buraKargın'ın bir çalışması olacaktı sanırım.. ama sanırım kendisi yola çıkmıştı :) (bu yol tatilmidir bilemeyeceğim)

sadi (su geçirmez balık) tekin (07 Ağustos, 2008 03:05 Perşembe)
site hack etmek bence de fena fikir değil.

peki ya bi aralar yapılmış bayrak eylemi gibi, herkes evinin bi penceresine "bu pencere mahkeme kararıyla kapatılmıştır" şeklinde bez afiş assa pencereyi komple kaplayacak şekilde..

ya da çeşitli yerlere asılabilir, dev brandalar "bu sokak mahkeme kararıyla kapatılmıştır" "bu parka erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir" gibi. bu brandalar oralarda çok kalmasa da, fotografları dolaşır nette, maillerde, bloglarda.. haber olur gazetelere, tvlere..

düşünüyoruz..

nilep (07 Ağustos, 2008 08:40 Perşembe)
sgb'nin önerisine katılmanın aaa bak buda güzel fikirmiş dememin akabinde, aklıma şole bir şey geldi, trafiğin akıcı olduğu bir anda tehlikesiz bir şekilde kontak kapatıp ( arkadan gelenlere zarar vermemek şart tabi, maksat trafiği kitlemek) ardında sgbnın dediği gibi afiş ve brandayı arabanın üzerine bırakıp beklese en azından 10 dakika beklese ( 1o dk ist. trafiğinde çok mu büyük işkence yoksa), insanlar iyi isyan eder. böylece sansürün hayatı nasıl etkilediğine temsili bir hareket olur belki.

Cnk (07 Ağustos, 2008 09:33 Perşembe)
bence kaş yapalım derken göz çıkarmamak önemli. insanların canını sıkacak şeyler yaparsak destekten ziyade köstek olurlar bize. yine mecra olarak interneti kullansak, bir site yapılsa her gün bilmem kaç tık alabilecek? içeriği nasıl olur bilemedim düşünmek gerek.

leyla (07 Ağustos, 2008 10:21 Perşembe)
Ben pencereye branda asarım  :) Mahallede tam odak olurum!  Şaka bir yana gerçekten de branda iyi fikir. Bence buradaki fikirlerle biri başı çeksin bir organize etsin ve bigu'da başlasın olay, start verilsin bu kampanyaya.. İnanıyorumki çok çabuk yayılacaktır..

nilep (07 Ağustos, 2008 11:03 Perşembe)

evet insanların canını sıkmamak önemli, ancak burada günlerdir bir hayli konuşuluyor ve hala gerçekten şunumu yapsak adına bir şey çıkmadı. ( bence) bu durum yavaş yavaş bir Türkiye klasiğine doğru gidiyor sanırım; konuşuyoruz ama eylem yok.
bu gidişle sanırım sadece içimizi döktüğümüzle kalıcaz.
ohh konuştuk rahatladıktan başka elimize bir şey geçicek mi merak ediyorum.


mezzoalto (07 Ağustos, 2008 11:09 Perşembe)
branda fikrini çok tuttum.. miocaro'nun önerileri de çok başarılı ama yerini bulması zaman alır.. yoksa aslında bu kapitalist dünyada en güzeli "kullanmıyorum senin hizmetini, al başına çal" demek olur..

firat® (07 Ağustos, 2008 11:26 Perşembe)
Biz de çalışmalara başladık. En yakın zamanda sizlerle paylaşacağız.

tinca (07 Ağustos, 2008 12:13 Perşembe)

firat® (07 Ağustos, 2008 13:50 Perşembe)
"Pornografik içerikli DVD, VCD, video gibi görüntü taşıyıcıların üretilmesi, ithalatı, ihracatı ve iç piyasada satılması izne bağlı olacak. Bu sektörde faaliyet gösteren işletmeler, satış yaptıkları noktaları ve bayi listelerini içeren noter onaylı özel bir defter tutacak. Pornografik içerikli görüntü materyallerini satan işletmeler de, sattıkları materyallerin karşılığında tüketicinin TC kimlik numarası ve imzasını alacak, aynı şekilde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne yazılı olarak verecek." Yani bu durumda her pornografik ürün alan tüketici fişlenip, devlet tarafından takip altına alınacak. Bu durum da en az internete getirilen sansür kadar düşündürücü aslında. Yani porno bir ürün alan kişi fişlenip, sapık muamelesi mi görecek? Pornoyu yasaklarsan bu insanlar cinsel dürtülerini nerede tatmin edecekler hiç düşündüler mi? Bu kadar tecavüz vakası, kadınların aşağılanması, taciz edilmesi vs. bunlar fazlalaşmaz mı? YouPorn örneği mesela. Kime ne zararı vardı? Ama bu ve benzeri sitelerin yasaklanması, dergi alırken kimlik numarası istenmesi ileride çok daha sapıklıklarla karşılaşacağımız anlamına geliyor bence. Zaten Türkiye'de yeterince bastırılmış ve patlama noktasına gelen bir cinsellik sorunu var. Eğer sen bu sorunu bu gibi yollarla biraz da olsa hafifletmezsen, akabinde bir dolu sapıkcığımız çıkacak. Bu hükümetin ne yapmaya çalıştığını, bu hükümeti destekleyenlerin de yapılmaya çalışılan yasakları şakşaklamalarını anlayamıyorum. Ne kadar çok şey yasaklarsan insanlar o kadar bunun tersini yapmak isteyecekler, insanın doğasında olan bir şey. Bunun farkında değiller mi? Ayrıca (çocuk pornosu dışındaki) pornoları serbest bıraksan bu millet sapık mı olacak? Ben gençliğimde birçok defa seyrettim bu 'sapık şeyi'. Ama sapık bir adam olmadım. O yüzden bana "Çocukları koruyoruz!" saçmalığını söylemesinler artık.

mezzoalto (07 Ağustos, 2008 15:26 Perşembe)
oha diyorum artık hakkaten diyorum yani.. bu bir fişleme politikasından başka birşey değil gerçekten.. demokrasi havarilerine selam ediyorum!

nilep (07 Ağustos, 2008 15:39 Perşembe)
hepsi kendine has skandallar, intert kafeler ve okullarda ibadet hane hakkındaki düşünceleri beni benden aldı. 
bravo valla davadan hiç bir msj çıkarmamışlar aynı tas aynı hamam.

sadi (su geçirmez balık) tekin (07 Ağustos, 2008 17:37 Perşembe)
peki neden Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'ne bildiriliyoruz? 19 mayıs törenlerinde statlardan isim listeleri mi okunacak?

Yalçın (settar) Pembecioğlu (07 Ağustos, 2008 17:46 Perşembe)
ismi okunan arkadaşlar birbirini alkışlardı negzel :)

sadi (su geçirmez balık) tekin (07 Ağustos, 2008 18:28 Perşembe)
sonra da sahadaki yarı çıplak(!) gençler el birliğiyle taciz edilirdi. :)

nilep (07 Ağustos, 2008 21:09 Perşembe)
kanal D'de eylemin mimarı hanfendi !! uzun uzun açıklama yaptı ve sosyal devlet olmanın görevlerinden bahsetti.
yasakların cocuklara değil, söz konusu hizmetleri veren kurum ve kişilere olduğunu belirtti, ailelerden de bahsetti tabi.
spiker Deniz Arma'nın tepkisini gerçekten taktir ettim; yani şimdi gençlere 18 yaşına kadar her şey yasak, yanlarında aileleri olsa bile sınırlamalar var, ancak derece gözetmeksizin tüm eğitim kurumlarında ibadethane serbest, siz bunu mu demek istiyosunuz?
ve karşıdan gelen cevap tekrar tekrar sosyal devlet açıklaması.
ehh sosyal devletide bu gün itibari ile öğrenmiş oldum!!!

leyla (08 Ağustos, 2008 10:29 Cuma)
yazmayayım yazmayayım diyorum yok kendimi tutamıyorum :) şu porno vs. engellemesi saçma olmuş. ne adına? kişinin ne isterse onu izleyebileceği, takip edebileceği özgürlüğü adına. yasağı saçma bulanlar gibi ben de saçma buldum. ama kalkıp kanald gibi bir kanalın spikerinin demagojinin kralını yaparak bir porno serbestisi ile ibadet mekanı serbestisini bir kefede tutup örnek vermesi kadar saçmalık olamaz.

şimdi kalkıp biri şöyle diyebilir "kimisiin ibadet özgürlüğü olur, kimisinin istediği yerde dondurma yeme özgürlüğü, kimisinin kravat takma özgürlüğü, hede özgürlüğü, hödö özgürlüğü, kimisinin de pornografiye ulaşma özgürlüğü, özgürlük özgürlüktür!" anlarım, haklıdır da.. ama müslüman olsun-musevi-hristiyan olsun ibadet odurki dünyadanin her yerinde herhangi bir özgürlükten yada pornografiye ulaşma örgürlüğünden ölçü verilemeyecek kadar daha saygın ve kutsaldır. bu yüzden yıllardır sırf ortalığı karıştırmak adına işlerine gelmeyen her yasak, sınırla artık adı ne olursa bunu din ile ilgili bir durumla karşılaştırarak savunma yapanlara şaşıyorum, hala mı aynı savunma şekli? artık tiiye alınıldığının farkında değiller mi? ibadet diyoruz ya, ibadet. Bir Yaratan var ve o Yaratan'a karşı ibadet.. camide, kilisede, sokakta,evde, okulda farketmez.. Öyle komik haberler yapılıyorki sanki okullarda cinayet işleniyor, terör kamplarındaki dersler veriliyor yada ne bileyim bu duruma öyle çok sinirleniyorum ve komik buluyorumki abuk bir örnek vermek için düşünüyorum neyle karşılaştırılıyor diye.. flaş flaş flaşş! "okulda namaz kılıyorlar!!" bak bak bak.. sanırım bizim ülkemizde olduğu kadar hiçbir ülkede ibadet edene yapılan saygısızlık bu kadar değildir.. çok üzülüyorum.. herşeyin bu kadar çarpıtılmasına. şimdi lütfen bana git o zaman başka ülkeye demesin yine birileri, avrupada orda burda yaşayıp, Türkiye'de yaşayan birine hadi sen şuraya git buraya git demek pek gülünç..

evet, ordan burdan hayıflanmayı bırakıp birşeyler yapma zamanı. nilep'in dediği gibi sanırım lafta kalacak gibi yapalım edelim dediklerimiz.. en azından blogu olan arkadalar elmaaltshift'deki yasak banner'ını bloglarına ekleyebilirler.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (08 Ağustos, 2008 10:38 Cuma)
ibadet özgürlüğünü porno özgürlüğünden daha kutsal görmek özgürlük kavramını tam algılamamak olabilir mi? bu, herkes eşittir deyip, sonra da bazıları daha eşittir demekten farksız. ayrıca kavramları kutsal yapan ona inanandır. islam, inançlı biri için olduğu kadar kutsal değil benim için. bunu anlamak bu kadar zor mu? ben kendi değerlerimi "dokunmayın ona, kutsal o, saygı gösterin" diye bağırmıyorum.

bir de ibadet özgürlüğü ve islam dayatması aynı şey değil. ben malatya'da okudum liseyi. okulda ermeni ortodoks arkadaşlarım vardı. okulumuzda bir mescit (adı konulmamış olsa da) vardı ama ortodoks ibadetleriyle ilgili bir şey yoktu.

people vs larry flint davasını -ve filmini- hatırlatıyordu dün bazı ekşi yazarları. larry flint'in suçlamalarla nasıl mücadele ettiğini ve hakkını -toplumun da hakkını- savunduğunu hatırlamak güzel oldu benim için.

leyla (08 Ağustos, 2008 11:05 Cuma)
Özgürlük kavramıyla ilgili bir sıkıntım, anlayamama durumum olduğunu düşünmüyorum settar. yaşadığından örnek vermişsin, benim de yaşadıklarım var özgürlük ile ilgili bu yüzden nedir-ne değildir biliyorum, anlayıp tartabiliyorum. benim ifade ettiğim çok açık. pornografik özgürlükle ibadet özgürlüğünün aynı kefeye konulması. bir inancın senin için kutsal olmaması, onu değersiz kılmaz toplum gözünde. eğer birey olarak, her bireyin kendi devleti varmış gibi değilde şu an yaşanılan gibi toplum olarak yaşıyorsak (ki öyle) saygı duyulması durumu ayrıdır, kutsal sayılması durumu ayrı. Geçin Türkiye'yi, ibadet özgürlüğü ile porgografik özgürlüğü aynı saygı-kutsallık vs çerçevesinde dünyanın tartışabileceğini düşünmek.... konu sapıyor yine sanırım. konu saptırmakta da üstüme yok canım! :)

"pornografi özgürlüğü benim için daha saygın ve kutsal!" diyene, eyvallah diyeyim, ne diyim..

tinca (08 Ağustos, 2008 11:17 Cuma)
ozgurlukler tartisilirken bu daha kutsal, bu daha degerli gibisinden kiyaslamalara girmemiz zaten sacma olan degil mi? pornofrafi ozgurluguyle, ibadet ozgurlugu ayni kefede olmayabilir ama gercekten konu o degil ki. konu ibadet ozgurlugu istenirken diger ozgurluklerin de oldugunun hatirlatilmasi. turbana ozgurluk denirken, escinsel hak ve ozgurluklerinin hice sayilmasi mesela. ozgurluk tektir, daha kutsala ozgurluk, daha bilmemneye ozgurluk yoktur. zira en kutsal kavram ozgurlugun kendisidir. kaldi ki okullara ibadethane yapilmasinin ibadet ozgurluguyle alakali oldugunu dusunmuyorum. sonucta zaten bu ulkede ibadet ozgurlugu var, camiler var, mescitler var, isteyen namazini kiliyor, isteyen orucunu tutuyor, kimse de karismiyor. ibadet ozgurlugu budur. her yeri camilestirmek degil. biz de pornoya ozgurluk derken, her yer genelev olsun, her yer strip bar, millet sokakta seks sov yapsin olsun demiyoruz zaten. isteyen, istiyorsa ulasabilmeli diyoruz. hepsi bu. ayrica okullarda ibadethane olmasi inanmayanlar acisindan bir yaptirim yaratacaktir, ayrim yaratacaktir ve kolaylikla kotuye kullanilabilecektir okul bu tip empozelere yer verilmemisi gereken bir yerdir. sonucta inanca ozgurluk derken, inancsizliga da ozgurluk tanimak gerekir. din derslerinin zorunlu olmamasi gerekirken, bi de okullara ibadethane (ki bunun kilise oldugunu hic sanmam) konmasi bence hic ama hic dogru degildir.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (08 Ağustos, 2008 11:18 Cuma)
sevgili leyla, kendi değerini kutsal görüp başkalarının değerlerini küçük görmek özgürlükçülük değil, düpedüz dogmatizm. benim inancıma yanıt olarak kendi görüşünü değil de "toplumun gözünü" sunmansa aslında birey olarak değil, "çoğunluk" olarak tartıştığını gösteriyor.

bir birey olarak senin başın kapalı üniversiteye gitme özgürlüğün ve benim pornoya ulaşma özgürlüğüm de hakkımız. bu haklarımızı "öncelikli, daha kutsal, toplum gözünde daha değerli" gibi bir sıralamaya koyarsan o zaman özgürlükçülük değil, popülizm yapmış olursun.

a.k. partisi başörtüsü konusunu özgürlükçü bir anayasa değişikliği gündeminde tartışsaydı ağzımı açmayacak, sevinecektim. konu özgürlük olsaydı tutum bu olurdu.

firat® (08 Ağustos, 2008 11:21 Cuma)
Ben şunu merak ediyorum, Leyla beni aydınlatabilir belki. Ne zamandan beri ibadetinizi özgürce yapamıyorsunuz? Ne zamandan beri yasaklar geldi buna söyler misin? Yani öyle bir abartı durum yaşatılıyor ki bu ülkede, laikleri dinsiz, dininde imanında olanları da aşırı dinci yapılmaya başlandı. Bunun da nedeni (hala AKP'ye tapan arkadaşlar bunun farkında olmasa da) maalesef klişenin en büyük söylemiyle, Amerika'nın Büyük Ortadoğu Planı. Yani daha önce ne yapmaya çalıştı bu adamlar? Komünizm kötüdür, dinsizliktir, gulyabanidir dendi, tüm solcular baskı gördü, öldürüldü. Sonra Türk-Kürt savaşı çıkarılmaya çalışıldı, başarıyı olunamadı. Sırada ne kaldı? Tabii ki din. Yavaştan yavaştan, başa AKP getirildi (AK Parti değil), kadrolar aşırı dincilere verildi, laik sistemin müslümanlığı aşağıladığı empoze edildi, türban gibi garip bir kıyafet ortaya çıkarıldı ve işte sonuç. Artık insanlar çok kolay tepki verebiliyor, çok kolay sinirlenebiliyorlar. Bu o kadar başarılı bir strateji ki, daha önce ön yargılı bir şekilde bakmadığım şeyler konusunda bile tepkili ve sinirliyim artık. Lütfen ama lütfen okullarda ibadeti meşrulaştırma veya desteklemek için destekli atmayın. Zaten toplam kaç saat ders görüyorlar ki okulda? Gidip eğitimlerini alsınlar, sonra da camide veya evde, nerde isterse ibadetini yapsınlar. Artık 'benim zamanımda' yaşına geldim sonunda. Evet benim zamanımda okulda ibadet isteği, böyle garip türbanlı kızlar, bu sıcakta paltoyla dolaşmalar yoktu. Başörtüsü vardı, ananem de takardı, istediği zaman da ibadetini yapardı. Şimdiki gibi dini ayrılıklar yoktu. Ama ne zaman bu kendilerini dindar gösteren (ama karıları Harvey Nichols'ı kapatıp milyarlarca liralık harcama yapan, ki Müslümanlıkta böyle israf var mıdır bilmiyorum), ama dolar dindarı olan bu zat-ı muhteremler geldi iktidara, böyle sorunlar baş gösterdi. O yüzden lütfen ama lütfen burada ibadet özgürlüğümüz yok vs. palavralarını sıkmayın. Yurtdışını da örnek göstermeyin artık. (Cümleler bozuk olabilir belki, dönüp okumayacağım çünkü.)

leyla (08 Ağustos, 2008 11:22 Cuma)

yanlış anlaşılıyorum sanırım, ben pornografiye ulaşma özgürlüğüne karşı değilim, saçma bulduğumu söyledim. doğru bulmadığım şey insanlığın genelinin gözünde (aklınıza tüm dinler ve inanç sistemleri gelsin rica edicem) saygın ve kutsal olan ibadet özgürlüğü ile bir tutulmasından rahatsızlığımı dile getirdim. okullarda ibadethaneler olup olmama konusunu değinmeyeyim, zira konu çoooooooook sapar, ben susayım :)


firat® (08 Ağustos, 2008 11:29 Cuma)
Zaten sorun da bu. Her şey konusunda rahatsızsınız. Ama bu ülkede ne zaman Atatürk yok sayılır (sizin Dışişleri bakanınız Ali Babacan'ın yaptığı gibi), Ankara Tahran olur, İstanbul eski Osmanlı'da olduğu gibi başkente dönüşür, işte o zaman rahatlarsınız. Yani kıssadan hisse bir 100 sene geri gidelim derim ben. Nostaljiyi sevenler buyursun! Ben şimdiden fes takmaya başladım bile.

tinca (08 Ağustos, 2008 11:30 Cuma)
ben de sunu soyluyorum inancsizliktir da en az inanc kadar bir haktir. ben inancsiz isem, cocugumun da kendi dinini kendisinin secmesini istiyorsam, din konusundaki secimleri konusunda hic bir sey empoze etmek istemiyorsam, 18 yasin altindaki cocugumun bi okula gidip de ibadet ozgurlugu kisvesi altinda, bir mescite goturulmesini, garip garip ahiret filmleri seyrettirilmesini, cehennem korkulariyla doldurulmasini benim kutsalima saygisizlik olarak gorebilirim. Zİra benim icin ozgur secim, rasyonel dusunce ve hur iradedir kutsal sey, tanri değil. din dersi dediginiz, ateizmden budizme tum inanclarin tarihleriyle, ogretilmesi gereken bir ders iken, okullarimizda musluman dualari ogretiliyor. bu mudur ibadet ozgurulgu? peki benim musluman olmama ozgurlugum nerde? sunu anlayamiyorsunuz. Siz inanabilirsiniz istediginiz gibi ama inancsiz bir cocuga gidip, inanmazsan cehennemde yanarsin, gunahtir bilmemne demek baskidir. inanca saygiysa, inancsiza da saygi lutfen. sonuc bu ulkede ibadet, ozellikle de musluman ibadet, zaten ozgurdur. turbandir tam olarak ne oldugu belli olmayan, karistirmayalim. okullara ibadethane konulmasi ve pornografinin, ickinin, web sitelerinin yasaklanmasi ise tamamen ayri seyler.

leyla (08 Ağustos, 2008 11:34 Cuma)
Fırat, saptı sapacağı kadar madem sorduğun soruya cevap vereyim. Liseden mezun olalı çok oldu,şimdi sanırım okullarda namaz kılmak isteyenler -okul müdürünün insafına kalmış artık- genelde sıkıntı yaşamıyorlar. ama benim zamanımda bu sıkıntı had safhadaydı. okulda ders dinlensin, namazıı evde-camide kılsın demek kimseye düşmez. Zira namaz vaktinde kılınması gerekir -aşırı zaruri durumlarda kazaya bırakırsın- eğer tenefüslerde abdestiyle beraber bir namaz ibadeti 5 dk. tutuyorsa bunu engellemeye kimin hakkı var? Okulda hristiyan öğrencilerde vardır, talepleri olur "biz nasılki bir oda mescit olarak ayrıldıysa bir odanında bizim dinimize göre düzenlenmesini ve bize tahsis edilmesini istiyoruz" derlerse bu ayarlanmalıdır. Eğerki devlet mescide tamam, alın size para ayarlayın diyorsa bence diğer dindeki öğrenciler içinde bir ayarlama yapmalıdır. sordun ve fikrimi söyledim, benim fikrim budur. İsraf sadece başında örtü olana değil, her müslümana haram.. Önce dönüp kendimize bakalım, benim inancım ahirette sen esnaf eşisin, sen fabrikatör hanımısın, sen cumhurbaşkanı eşisin diye ayrı kategorilerde hesap vermeyeceğimizi, hepimizin BİR tutulacağını söylüyor. Bu yüzdendirki, herkes kendi hesabını verecek.. Böyle hatırlatmalara artık doymuş olmamız lazım. Birde 'o garip türbanlı kızlar, türban gario kıyafet" yakıştırmaları nedir öyle ya? :S garip..

leyla (08 Ağustos, 2008 11:38 Cuma)

Sevgili Fırat, ben ülkemin şehirlerinden, ankaradan, istanbulun şimdiki halinden, ülkemden memnunum. bırak geriye gitmeyi, artık yakın Türkiye tarihindeki gibi yerimizde saymak yerine inşallah ileriye gittiğimizi düşünüyorum. Umarım da yanılmıyorumdur.


Cnk (08 Ağustos, 2008 11:43 Cuma)
ben de anlamıyorum bu savunulan seyleri. su an yasadigimiz türkiye'de imam hatip liselerine sadece o okulun kiz ögrencilerini tasimak üzere belediyenin (İETT) otobüsü tahsis ediliyor. hangi özgür olmama durumundan bahsediliyor? böyle bir ayrimcilik örnegi daha hic bir davada görmedim. haksizlik her zaman haksizliktir. sizin yarariniza oldugu zaman da buna tepki gösterebilmelisiniz. bildigim kadariyla hic bir inanc sistemi bizimki gibi yasakci ve ayrimci degil. (cinsiyet üzerine kurulu yasaklardan bahsediyorum) niye kadin ve erkek yanyana gelemiyor ki? ne olacak gelirse? artik nasil bir sey varsa zihninde yanina geldiginde korkuyor. eskiden sokaklarda bu kadar cübbeli, acayip sakalli görünce korkacaginiz cinsten insanlar dolasmazdi. kesinlikle akp nin marifetleri. adamlar artik her yerdeler söküp atmasi da o kadar zor ki! kitleleri yönetmenin tek yolu dindir. cahil insana allah kitap dedin mi kardesini bile öldürebiliyor. cok güzel kullandilar ve herkes de buna cok güzel inandi. görmüyorlar ki her seyin altinda para var baska bi sey değil! youtube da yasaklarlar, saçma sapan rektör atamasi da yaparlar, kanal da kapatirlar, cankaya'da tarihinde görülmedigi kadar harcama da yaparlar, her mahalleye 10 tane cami yaparlar 1 okul zor bulunur, okullara da mescit yaparlar!!! madalyonun öteki yüzünü göremedigimiz sürece bu böyle sürüp gider! (biraz sinirliyim sacmalamis olabilirim kusura bakmayin)

firat® (08 Ağustos, 2008 11:46 Cuma)
Evet garip çünkü hatırladığım kadarıyla kadın cinsini de Allah yarattı değil mi? Ve yarattığında bu kadar mı nefret ediyor ki, kadına 'kapanacaksın! saçının teli gözükmeyecek" deyip, erkeğe de 'istediğini giyebilirsin, bu yazda tişört giyebilirsin ama karın giymeyecek, örtünecek!" gibi bir emirde bulunuyor. İşte bu bana garip geliyor. Yani Allah bu kadar mı çok nefret ediyor sizden ki her tarafınızı örtünüyorsunuz. Tabii bunun da nedeni var, o da benim cinsimdeki herkesin sapık olması, ve sizin saç tellerinizden tahrik olmamız. Bunun dışında, Hristiyan öğrencilere de ibadethane açmakla, Baykal'ın başbakan olacağını söylemek arasında hiçbir fark yok çünkü ikisi de deli saçması! Sen gerçekten inanıyor musun ki mescidin yanında şapel açılacak? Ne zaman görülmüş bu? Bu ülkede 35 kişi din adı altında yakıldı! Böyle bir ülkede böyle bir şey yapılabilir mi? Doğru herkes kendi hesabını verecek ahirette ama maalesef bu hesabı benim cebimden verecekler. O yüzden bu demagojiyi bırakalım istersen. Hala şu adamları koruyorsunuz ya bravo!

tinca (08 Ağustos, 2008 11:47 Cuma)
leyla, ben bu platormda bu tartismalara cok girmek istemiyorum ama sahsi fikrim sansurle, yasaklarla pek de ileriye gidemedigimiz yonunde. dunya internet internet diye calkalanirken. herkes internete yatirim yaparken biz interneti yasakliyoruz. bu mudur ileriye gitmek?

leyla (08 Ağustos, 2008 11:51 Cuma)
wooww İETT mi tahsis etmişler özel.. niye acaba? gerçekten bunu duymamıştım şaşırdım, hangi şehirde olmuş? acaba kızlar okul bahçesine girmeden servislerinde yada sokakta başörtülü insanlar ortasında eşarplarını açarken rencide olmasınlar, kameralar onların kafasına üşüşmesin diye mi? eğer bunun aksi ise ne gereksiz ve masraflı bir uygulama!

ben lisedeyken ortalığın karışık olduğu 1-2 ay özel servisimiz olması, okuldan uzaklaşmış olmamıza rağmen eve yakın yerde başınızı kapatın diye emir gelmişti. okul önünden tanklar (evet bildiğiniz askeri tanklar!) geçiyor, askerler devriye geziyor, okul kampüsü etrafından askeri denetim tam takım işliyordu. ve biz lisede idik.. şimdi ise böyle bir hizmet..

tinca (08 Ağustos, 2008 11:53 Cuma)
uzgunum ama resit olmamis bir lise ogrencisinin basinin kapatilmamasi gerektigini dusunuyorum ben.

Cnk (08 Ağustos, 2008 11:57 Cuma)
kartal imam hatip lisesi. 2003-2004 öğretim yılı olsa gerek. yeni bir uygulama değil. hala devam edip etmediği konusunda bilgim yok. malum kartal da müthiş medyatiktir, her daim kameralar sokakta dolaşır orda. önlem almalı(!)

leyla (08 Ağustos, 2008 12:00 Cuma)
Fırat ben başörtüsü kullanan biri olarak Allah'ın benden nefret ettiğini düşünmüyorum, başörtüsü kullanan hiçbir tanıdığımdan da böyle birşey duymadım. Bunu ilk senden duydum. Başörtüsü takmak, cennetlik olmak değildir. Başörtüsü takmak, tamam ben başka birşeye dikkat etmesemde olur değildir. Bunu düşünen başörtülüler Kuran'ı okumayan ve anlamayan başörtülülerdir. Ama bu demek değildirki başörtüsü olmaması gereken birşeydir. Sadece HERŞEY DEĞİLDİR demek istiyorum ve şu başörtüsü konusunu bu güzel reklamcılık-pazarlama sitesinde tartışmayayım diyorum. Bu isteğime saygı duyacağını umuyorum. Ama yok tartışalım dersen blogumda e-mail adresim var, elbette konuşur tartışırız.

leyla (08 Ağustos, 2008 12:03 Cuma)
tinca; üzülme bence, bu kötü birşey değil. zorla kapatılmasın kimse tabiki, ben zorla kapatılmadım, kendimi tüm tacizlere rağmen mutlu hissediyorum. her güzelliğin bi zorluğu var sanırım :S

Cnk; illa kameralar mı olmalı biz kızın rencide olması için? dedim ya sebebini merak ettim niye böyle bir hizmet (!) vermişler.

tinca (08 Ağustos, 2008 12:06 Cuma)
evet bence de konuyu geri dondurelim ana noktaya, bu yasakci zihniyet, sansurcu zihniyet tehlikeli diyorduk, ne yapmali ne etmeli diyorduk? bence hack, branda bunlar super oneriler.... aihme gitme icin turkiyedeki butun hukuk yollarini denemek gerekiyormus bu arada, ancak ondan sonra aihme basvurulabiliryormus, bilginize,

leyla (08 Ağustos, 2008 12:09 Cuma)
ben bloguma Fırat'ın sitesindeki bannerları ekledim (izin almadan ekledim ama sanırım birşey demezsin diye düşündüm). işlerden kafamı kaldırabilirsem bir yazı yazmayı da düşünüyorum. arkadaşlar aslında arasak buluruz ama hani işi-gücü dolayısıyla elinde hükümetteki kurumlara ait (ilgili-ilgisiz olabilir bence) ve bakanlara ait mail adresleri toplu şekilde olan varsa burda yayınlasa.. hepsine mail yollasak?

tinca (08 Ağustos, 2008 12:13 Cuma)
leyla, legal olarak cocukluktan ciktiktan sonra, oy verebilecek yasa geldikten sonra yani 18ini bitirdikten sonra isteyen tabii ki basini ortsun, kendi kararidir. ama dedigim gibi 18 yasin altinda bence basortusu kabul edilemez, madem derdimiz cocuklari, gencleri korumak... cunku henuz cocuk yasta birinin, zorlama olmasa dahi, ailesinin etkisinde kalmadan bu secimi yapabilecegine inanmiyorum. Kaldi ki zaten halen cocuk kabul edilen bir kizin cinsellestirilmesi ve kapatilmasi gerektiginin dusunulmesi de biraz acaip geliyor bana. her neyse ama konumuz bu degil. uzatmayayim daha fazla.

Cnk (08 Ağustos, 2008 12:18 Cuma)
Leyla, kameralardan sen bahsettin ben değil. ben de inatla diyorum ki kimse başötülü, türbanli olduğu için rencide edilmiyor hatta baş tacı ediliyor. bu adamlar sizin bu zaafınızı, daha fazla kazanmak için kullanıyorlar. buna izin vermeyin lütfen.

leyla (08 Ağustos, 2008 12:21 Cuma)
Güzide televizyonlarımız ve aile kontrolü olmadan girilen internet sayesinde küçük yaşta çocuklar arasında yaşanan cinsel tacizi, tecavüzleri hesaba katarsak ne yazıkki 80lerde 90lardaki masum çocukluğumuzun olmadığı görürsek bu yüzden başörtüsü tercihinin çocuk yaşta sayılabilecek bir kızın (15 yaşındaki kızlarımıza bir bakın etrafınızda yüzde kaçı çocuk gibi gidiyor okullarına, alışveriş merkezlerinde salınıyorlar) cinselleştirilmediğini de anlarız diye düşünüyorum. Aslında konunun buraya gelmiş olması iyi oldu zira şöyle bağlayabiliriz. Devlet kafasına göre sansürlemeyi bırakıp internet ve bilgisayar konusunda bilgisiz ve ne yazıkki hayat şartları cahil kalmış ailelelere kurslar verse ya! bütçesinden buna da pay ayırsa.. Evet, belki aileleri bir pc kurdu yapamaz ama en azından çocukların isteyerek yada istemeyerek (çocukların diyorum, korunması gereken çocukların) pornografik görüntülere maruz kalması belki engellenebilir.. Böylece hür iradesi ve aklıyla istediğini izlemede özgür olan yetişkinlere de bu gereksiz yaptırım ortadan kalkar. yine eğitime geldik.. bu sefer anne-babaları eğitmeye ama..

sadi (su geçirmez balık) tekin (08 Ağustos, 2008 15:25 Cuma)
emir çok açık aslında, "edep yerlerinizi örtün". bunun dışında kutsal kitap baştan sona anlayarak, tercihan türkçe okundu mu merak ediyorum ben.

okullardaki ibadete gelince. acaba iiçnizden biri de çıkıp neden üniversite çağına kadar tek tip üniforma giyiliyor diye düşündü mü? bunu kuvvetle savunduğumdan değil ama bir sebebi var ve belki bu sebep bize referans olabilir diye düşünmekteyim.

bi dakka bi dakka. aile kontrolü olmadan girilen internet yüzünden tecavüzler mi yaanıyor bu memlekette? tama anlayamadım? nedir bu? neyi nasıl nereye bağyalayacağımı şaşırdım ben şu anda? sansürü savunmaya gitmez mi bu görüş?

leyla (08 Ağustos, 2008 15:46 Cuma)
hayııııır yanlış anlaşılmayayım aman aman :) ben en iyisi kendi kardeşim ve yiğenimden örnek vereyim. internette bir ödev araştıracak erkek kardeşim. google malum.. yazıyor arayacağı şeyi, karşısına pornofrafik dünya kadar site çıkıyor sanki içinde aradığı varmışçasına.. Ben onun temiz gözlerinin ve beyninin böyle görüntülerle dolmasını istemiyorum. daha 13 yaşında bir çocuk.. ki kardeşimi aldığımız okulda daha 12-13 yaşındaki bir erkek arkadaşı diğer birkaç erkek arkadaşına cinsel tacizde bulunuyor.. Anne-babası ilgisiz bir çocuk, tv karşısında büyüyen, saat kavramı olmadan internet alemine dalan.. Pedagoji biliyorsunuzdur, zararlarını tek tek anlatmama gerek yok. Bu olay okul yönetimi tarafından okula laf gelmesin diye üstü örtüldü. Biz kardeşimi iyiki o okuldan almışız dedik.. 10 yaşında kız yiğenime gelince.. 15 günde bir babasında kalmaya gittiğinde gece yarılarına kadar internette bu çocuk.. Sevgili (!) babası kızı orda kendini mutlu hissetsin diye her konuda sınırsızlığı sunuyor. Yiğenimin msn iletisinden örnek;" prenses dediğin pamuk gibi mi olur, prenses dediğin taş gibi olur." soruyorum bunun anlamı ne nereden çıktı. sevdiği dizinin (kavak yelleri) kahramanlarının fotolarını ararken girdiği bir sitede gördüğü söz! içinde pamuk prenses varya 10 yaşındaki kıza gayet kullanılabilir gözüküyor. o sanatçıların resimlerini bulmak için girdiği sitelere bakıyorum. üstünde, altında, sağında, solunda dünya kadar pornografik reklam.. ben çocuk bir beynin pornografik görüntülerle böyle haşır neşir olmaması taraftarıyım. eminimki bigu'da bir psikolog yada pedagog vardır, bunun bilimsel açıklamasını yapacak. Çocukta merak duygusu, heleki kendi cinselliği ile başlayan cinsellik duygusu yanlış arkadaş ile nasıl kötü yöne giderse ben anne-baba kontrolu olmadan kullanılan internetinde kötü bir arkadaştan farksız buluyorum. Tekrar altını çizmek isterim, çocuklardan bahsediyorum. Eğitimli anne-babadan bahsediyorum.. Devlet saçma bir çözümle toptan engelleyeceğine, işin köküne insin ve bilinçsiz anne-babaya eğitim versin diyorum. He isteyen veli alır eğitim isteyen almaz. Alan da ister kontrol eder çocuğunu ister etmez.. İşte o tasarruf bize bırakılsın diyorum, devletin tsarrufu olmasın diyorum. Ayyyyyy niye bi türlü anlaşılamıyorumm? :)

MioCaro (08 Ağustos, 2008 16:01 Cuma)

tinca (08 Ağustos, 2008 16:12 Cuma)
cinsel taciz ve tecavuzun porno sitelerle ya da tv ile hic alakasi yok, bilakis cinsel acliktan, egitimsizlikten ve bastirlmis duygulardan kaynaklaniyor. dolayisiyla, porno siteleri kapamak cozum olmadigi gibi bu bastirilmis acligin iyice koruklenmesine sebep olacaktir. esas tehlikeli olan da budur. sen ayipla seksi, ahlaka aykiri de, cirkin de, gunah de sonra insanlar sapitmasin, merak etmesin... yok oyle bir sey. cinselligin dogal bi sey oldugunu ne zaman kabullenecegiz yahu? kaldi ki 80'lerde ben de cocuktum, sandiginiz kadar masum degildik pek cogumuz, internet yoktu belki ama yine de pornoya maruz kaldik. hicbirimiz sorunlu, sapitik insanlar da olmadik. masumiyet iki meme bi popo gormeyle yitirilecek bir sey degildir, ki emin olun pornodan daha tehlikeli, cirkin seyler var su hayatta.

nilep (08 Ağustos, 2008 16:37 Cuma)
bahsettikleri sosyal devlet anlayışı keşke cocuk yaşta evelendirilen tacize uğrayan, sokağa atılan gençler için bir şeyler yapsa da alkışlasak. keşke aileleri yanında olan cocoukları eve tıkmaya çalışnmak yerine 24 saatini sokakta geçiren genler için bir şeyler yapsa. okula gönderilmeyen, şiddete mağruz kalan zorla evlendirilen cocukların ailelerine ağır yaptırımlar uygulusa. eğitim dört dörtlük olsa mesela. okullara ibadethane açmak yerine öğretmensiz okulların öğretmen sorunlarını çözse boş ders diye bir şey olmasa. 18 ama tüm bunlar yerine 18 yaşına kadar hayatı kısatlanırmaktan bahsediliyor, pek hoş bu sayede sağlıklı genlikmiş gülüyorum, çünkü bu sayede sadece sosyal hayata entegre olamamış kendine güvenmeyen ve kendi kararlarını kend vermekten aciz bir genlik yaratacaklar. eh onların istediğide o zaten yoksa nasıl devam ederler. pasifleştirebildiğim kadar pasifleştiriyim millleti, bilimle, sanatla değil dinin dogmalar ile yetişsinler.

leyla (08 Ağustos, 2008 17:02 Cuma)
Aile koruma şifresini bilen aile sayısı? Bu yüzden ailelere eğitim verilmesi, video sitelerini kapatmaktan daha mantıklı diyorum. Nedense aynı şeyleri konuşuyoruz ama leyla isimli bigucu sanırım Akp sözcüsü falan olarak görülmekte.. Önyargısız okumanızı isterdim yazdıklarımı.. Sanırım burda boşa konuşuyorum anlamak isteyen yok.. tinca; bu başlık altında aynen sizin gibi konudaki yasaktan hoşnut olmadığımı, bunu kaldırmanın bir yolu olmalıyı söylememe rağmen eğerki çocuklarında pornografiyle haşır neşir olmalarında bir sakınca yok dersen işte o noktada senden ayrılırım. Çocuğunuz varsa yada ilerde olduğunda, yada kardeş-yiğen-kuzen artık ne varsa onları çocuk yaşlarında pornografiyle tanıştırın, yada buna dikkat etmeyin, bu da sizin tasarrufunuz. Ama eğer bu konuda dini dinlemeyi uygun bulmuyor, kabul etmiyorsanız bari pozitif bilmi kabul edin, çünkü siz görüştekiler bari bunu yapıyor. Bi sorun bakalım çocukların pornografi ile haşır neşir olması onların ruh-beden sağlıkları için ne kadar faydalı? Ben o kadar cümlemde çocuklara cinsel eğitim-bilgi vermeyin, onlara cinsel konuda baskı uygulayın demedim. Sadece onların korunmasından bahsettim. Bu da devletin değil ailenin işi, bu yüzden şu anki uygulama fazlasıyla saçma dedim! dilimde tüy bitti, pes ya...

Cnk (08 Ağustos, 2008 17:19 Cuma)
akp sözcüsü olarak görüldüğünüzü düşünüyorsanız, Leyla, şu sözleri söylediğiniz içindir: "...Birşeyi istemezseniz, sadece söylenirseniz size bunu kimse vermez.. Yasakçı Ak Parti zihniyeti nasılki o yasakçı zihniyetiyle Türkiye'nin % 70-80'nin istediği, uygun gördüğü başörtüsü özgürlüğüne müsade ettiyse elbetteki mahkemenin habire kapattığı video sitelerine de bir çözüm bulacaktır..." "...okkalı bir metin hazırlarsanız ben mutlaka gönderirim. sırf oy verdiğim ak partiye değil, herşeye muhalefet olmaya meraklı..." ayrica eminim herkes de dediklerinizi anlıyordur. yalnız ben burada ne konulduğunun tarafınızdan anlaşılmadığı kanaatindeyim. konudan da iyice uzaklaştık, umarım hızlıca bu konuda bir şeyler yapmak üzere birleşiriz. hep birlikte ama hepimiz, bilmem anlatabildim mi? :)

tinca (08 Ağustos, 2008 17:20 Cuma)
merak etmeyin, ben farkindayim youtube yasagi sacma dediginizin, akp sozcusu olarak da gormuyorum sizi. aile egitimi konusunda tabii ki haklisiniz,toplum olarak egitimsiziz zaten, sadece aileler degil ki. ve sadece internet ve porno konularinda degil, daha pek cok konuda egitime ihtiyac var bu gercek. benim karsi ciktigim porno goruyolar, tecavuz artiyor turu dusunceler. cocuklar porno seyretsin, cok iyidir faydalidir demiyorum tabii ki ama o kadar da paranoyakca korkulacak bir sey degil diyorum, biz de gorduk sapitmadik diyorum. o sapitan, tecavuz eden insanlar porno gorduler diye oyle olmuyorlar diyorum, baska sebepleri var diyorum. saglikli hic kimse bi film seyretti diye okul taramaz, kimse porno gordu tecavuz etmez. bunlar arkadaki buyuk resim gorulmesin diye bir kılıftır, sucu baskasina atmaktir "ay hep bu bilgisayar oyunlari, rock muzik falan bozuyor bu gencligi" turunde konusmak. esas sorun baska degil mi? ha bi de sunu diyorum 15 yasinda bir cocugun porno seyretmesi yasaksa, o cocugun cinsellige ilgisi olmamali diyorsak, basini kapatmasi da yasak olmali, cunku basini kapattiginiz zaman siz o kiz cocugunun cinsel bir varlik oldugunu kabul etmis oluyorsunuz. o olmaz ama bu olsunculuk da, bana ahlakli gelmiyor. hepsi budur. uzatmaya, yanlis anlamaya hic gerek yok. zaten burasinin konusu da bunlar degil.

MioCaro (08 Ağustos, 2008 17:30 Cuma)
evine internetin girmesine izin verip, cocuklarini da korumak istiyorsan bir zahmet aile koruma paketini en yaygın servis sağlayıcının verdiği bir hizmet olduğundan bilirsin. ailelerin eğitilmesi gerekmiyor bu kadar basit bir mesele ile ilgili olarak. veya devlet meselesi haline de gelmesi gerekmiyor. ayrıca her zaman ilgisiz anne babalar olacaktır. hangi çağa gelirsek gelelim. bu gibi örnekler genellemeler için kullanılmamalı. genelleme demişken aklıma geldi internet gibi bir konuyu konuşurken de biraz daha makro bir ölçekten değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum ayrıca.

firat® (08 Ağustos, 2008 17:55 Cuma)
İşte bir sansür haberi daha. Daha önce Milli Gazete Arçelik reklamındaki annelerin etek boylarını uzatmış, gömleklerini 'düzeltmişti'. Bu sefer de Zaman gazetesi Emre Ulaş'ın Avea için yaptığı ve birçok gazetede yayınlanan karikatürlerini sansürlemiş. Evrim teorisini anlatan maymun ve ayağa kalkmış insan resminden maymunu çıkartmış, Böylelikle müthiş bir gazetecilik örneği daha yaşanmış olmuş. İlgili link şu: http://www.medyatava.net/haber.asp?id=46552

firat® (08 Ağustos, 2008 17:57 Cuma)


leyla (08 Ağustos, 2008 17:59 Cuma)
Cnk; Akp'ye oy vermiş biri akp sözcüsü neden olsun? Çok garip.. Sözcülük demek benim verdiğim örneklerle nasıl ilşkilendirilebilir? hayret.. Ben doğru bulduğum Akp'ye oyumu verdim -yine verebilirim yeni bir seçimde- ama bu tüüüümmm yaptıklarını tasvip edip, her ortamda onların gençlik kollarında çalışan biri gibi sözcülüklerini yapacağım-icraatlarını anlatacağım anlamına gelmez. Ama dediğiniz gibi, benim de dediğim gibi bu konuda ortak birçok şey yapabiliriz. Bana önyargıyla bakmazsanız :)

MioCaro; işim gereği çok sık gözlemlediğim şeyden örnek verdim, aileler bilmiyor, bilmedikleri gibi ilgisiz ve bilgisizler.. ne yazıkkı sizin dediğiniz gibi değil o işler.. keşke olsaydı..

Evet beyler, bayanlar kaç kişi blogunda -varsa- yazı yazdı, banner ekledi, arkadaşlarından bundan bahsetmesi için ricada bulundu? En ufak ilk adım bu. Yapalım..

Yalçın (settar) Pembecioğlu (08 Ağustos, 2008 17:59 Cuma)
OMG!

leyla (08 Ağustos, 2008 18:02 Cuma)
yuh! ben de dün mü bugün mü hatırlayamayacağım, bu karikatürü gördüm, bu resimde bi saçmalık eksik ama ne diyordum.. maymuncukmuş eksik olan..

MioCaro (08 Ağustos, 2008 18:09 Cuma)
soru: başka birinin eserine müdahale etmek suç değil midir? bu bir karikatür de olabilir. bir dergi ilanı da.

buna da tepkisiz mi kalınmalı? Bir gazete hedef kitlesinin zeka seviyesini bu kadar aşağılamayı nasıl açıklayabilir okuyucularına?

bu ülkede farklı dünyalar yaşanması iyi birşeyken bu dünyaların fiziki sınırlarının olması korkutucu.

birşey daha var aklıma takılan. fikirlerimizi, düşünce ve önerilerimizi konuşup tartışıyoruz, bağrış çağrışlar, çemkirmeler bile oluyor zaman içinde. savunduğumuz kişiler, kurumlar, durumlar oluyor ancak kime oy verdiğimizi (politik reklam belki de) yazdığımızı ve yinelediğimizi hatırlamıyorum biguda. birşeyler mi değişti?

leyla (08 Ağustos, 2008 18:15 Cuma)
yaptığım yorumda konuyu açıklamak adına, o an yazmak durumda kaldığım için yazdım. Değişen birşeyler olduğunu sanmıyorum burada. 

edit: ayrıca akp'nin reklama yada benim ihtiyacım yok. reklamlık bir durumum yok şükür. öyle sade bir vatandaşım.

Zaman'a okkalı bir dava gelecek gibi görünüyor..

 


Cnk (08 Ağustos, 2008 18:19 Cuma)
şunu söylemeden duramayacağım, bazı açıklamalar samimiyetsiz geliyor bana. arada derede, ne orada ne burada. ılımlı islam kavramı gibi...

mezzoalto (08 Ağustos, 2008 18:25 Cuma)
psikolojik danışmanlık mezunuyum ve pedagoji dersleri veriyorum.. üzgünüm leyla hanım ama sizin o süper masum addettiğiniz çocuklar 3-4 yaşlarındayken mastürbasyon yapmaya başlıyorlar.. internet-tv şu bu olmaksızın.. çünkü cinsellik bir ihtiyaç, doğamızın en temel dürtülerinden biri ve erojen bölgelerini keşfeden çocuk haz almayı öğreniyor.. cinsel haz dinle engellenebilecek birşey değildir, çünkü din kavramını öğrenmeden çok önce öğreniriz.. belki de o nedenledir ki türkiyenin en muhafazakar illeri, en yoğun cinsel oyuncaklar ve pornografik materyal tüketimin olduğu illerdir.. bu toplum cinselliği kötücül algıladığı için çocuk pornografisi aratan ülkeler arasında 2. sıraya çıkacak kadar hastalıklıyız toplum olarak.. ehli mümin yazar torunu yaşındaki kızı taciz ediyorsa, yasak-baskı-engel-din korkusu vb şeylerin insanın özünü "terbiye" edemediğini artık anlamış olmanız gerekir.. o yüzdendir ki islam ülkelerinden gelenler burada açılıp saçılıyor, iç çamaşırı mağazalarında akla hayale gelmeyecek şeyler satın alıyorlar.. üstü örtüldükçe alttaki çukur görünmez hale geliyor belki ama yok olmuyor..bunu göremeyenlere birşey anlatmak zaten mümkün değil..

"prenses dediğin taş gibi olur" lafından gücenirken, daha ortada internetin bile olmadığı zamanlardan beri babaların çocuklarına küfretmeyi öğrettiğini unutuyorsunuz herhalde.. çocuklar "taş gibi olma" kavramını webden değil önce evden sokaktan öğreniyorlar.. eğer fanuslar içinde pamuklara sararak büyütmeyecekseniz bir çocuğu elbette küfre de, cinsel göndermelere de maruz kalacaktır.. hani toplum toplum diosunuz ya.. bu toplum her küfüründe anaya bacıya giydiren, bunu da bebelerinin yanında yapan bir toplum.. eşcinselliği travestiliği hastalık ahlaksızlık olarak görüp sonra travestilerin fahişelik yaptığı barlardan çıkmayan insanların olduğu bir toplum.. başına kuran kursu yıkıldı diye çocuklarını şehit sayan, canlarının hakkını aramayan, Allah verdi Allah aldı diye geçiştiren bir toplum.. hangi masumiyetin korunmasından bahsediyorsunuz kuzum allahaşkına, bu kadar ikiyüzlülükte ne masumiyeti? aptal mı çocuklar, görmüyor mu anlamıyor mu tüm bunları..

her memeyi her popoyu pornografik algılamak da neyin nesi onu da bilemiyorum.. çocuk için ayıp diye bir kavram yoktur.. ayıbı sizden öğrenir.. siz çıplaklığı tükaka hale getirirseniz, onun için de öyle olur.. getirmezseniz, tvde gördüğü bedeni de pornografik algılamayacaktır, ve zihni karışmayacaktır.. 

tv-gazete-medya her yerde beden sergileniyor, ama doğru ama yanlış.. ve hepimiz çocukken bir çok şeyi merak ettik, gördük, hiçbirimiz de ahlaksız terbiyesiz sapık olmadık, bu argümana da içtenlikle katılıyorum.. merak eden çocuk, merak ettiği konuya öyle veya böyle ulaşacaktır, engellemeye çalışmak sadece onu daha cazip kılar, bunu bilmek için de pedagog olmaya gerek yok zaten.. şimdi lafı gene dolaştırmayın diye açıkça diyeyim: bu çocuklarınıza oturup porno film izlettirin, "ateşli geceler" hatlarını aramalarına izin verin, iyidir demek değil.. elbette ki çocuklarımızı gerek sanal ortamdaki canlı kanlı sapıklardan, gerekse yaşlarına uygun olmayan cinsel içerikli malzemelerden korumamız gerekir ama bu da bireysel bir tercihtir, bireysel cinsellik-pornografi tanımlarını barındırır.. ve gerçekten de çocuklarımız pornodan çok daha büyük tehlikelerle karşı karşıyadırlar: aile içi şiddet, taciz (ülkemizde ne çok ama ne çok ensest vakası olduğunu bilemezsiniz), uyuşturucu.. bunun yanı sıra üzgünüm ama çocukların hırsızların, uğursuzların, katillerin cezasız kaldığı, hatta bunların millete vekil bakan diye başımıza dikildiği, hiçbirşey yapmadan para kazanmanın zeka göstergesi olarak algılandığı bir toplumda yaşadıklarını algılamaları, yani ahlaksızlığı, sahtekarlığı yanlarına kar kalacak bir hal olarak görmeleri, jenna jameson'dan çok daha zararlıdır.. bir çocuğun masumiyeti, yanında söylediğiniz ilk yalanda, verip de tutmadığınız ilk sözde, "sen sus otur anlamazsın çocuksun" cümlesini ilk sarf ettiğinizde, "ben büyüğüm yaparım benim hakkım var" dediğinizde bozulur zaten.. hani pedagojiye meraklısınız ya, belirteyim dedim..

keza ebeveyn olarak siz kendi çocuklarınızın neye ne kadar maruz kalacağını kontrol etme hakkına sahipsiniz, buyrunuz ediniz, isterseniz 11 yaşındaki kıza cinsel meta muamelesi yapıp örttürünüz, isterseniz 15 yaşındaki çocukları evlendiriniz, batıda pozitif bilimlerde "pedofili" algılanan şeyleri burada "töre-gelenek-namus" başlığı altında yapınız, isterseniz dini tek ve yegane kriter alarak yetiştiriniz, bu sizi ve sizin aile anlayışınızı, inanç mekanizmanızı bağlar.. ama ben kendi çocuğumdan ve kendimden mükellefim ve devletin bana veya çocuğuma herhangi birşey dikte etmesini kabul edemem.. eğer bir ana baba evladının gördüklerini kontrol etme gereği duymuyorsa bunun tasası size düşmez leyla hanım, devlete hiç düşmez.. üçer beşer çocuk doğurmayıp ilgilenebilecekleri kadarını yapsınlar onlar da.. ahlak eğitimi bütüncüldür, siz eğer doğru yetiştirirseniz çocuklarınızı neyi görüp neyi görmemeleri gerektiğini bilirler,  bilmeyebilecekleri noktada önlem alırsınız.. alamıyorsanız ebeveyn olmamalısınız, ve olmanız konusunda teşvik edilmemelisiniz zaten.. doğum kontrolü iyi birşeydir.. devlet sosyal madem, madem sorumlulukları var, o zaman bireylerinin ahlakıyla değil öncelikle beden ve akıl sağlıklarıyla ilgilenmelidir, ahlak gibi görece kavramlar değildir neticede bunlar.. eğitimi anne babaya vermeden önce asıl eğitim alması gerekenlere tam vermekle başlayabilir işe mesela.. devlet çocukların internette popo görme olasılıklarıyla değil, olasılık ve istatistik öğrenecekleri matematik derslerinin sağlıklı bir biçimde verilmesiyle ilgilenmelidir, evrensel anlamda en önemli görevlerinden biri budur..

ayrıca hayır ibadet özgürlüğü herhangi bir özgürlükten daha üstün filan değildir, bunun hiçbir bağlamda tartışılacak bir yanı yoktur.. ama illa "toplumu" ve çoğunluğu kriter olarak alacaksak, rakamları çok seviyorsak, biliniz ki yeryüzünde düzenli ibadet eden / etme ihtiyacı duyan insanlardan sayıca çok daha fazla insan pornografiyle ilgileniyor / pornografiye ihtiyaç duyuyor.. bu durum sizin hoşunuza gitmeyebilir ama sadece google arama kriterlerine bakarak bile bunu görmek sanırım mümkün.. ve devlet hristiyan öğrenciler için şapel açınca da konu bitmez (ki burada özne olan devlet, apartman içindeki bir evcikten ibaret şapelleri, dinini yaymaya çalışmak sanki suçmuşcasına misyonerlikle itham ederek kapatmaya çalışırken, kayıtsız ruhsatsız kuran kurslarına el sürmeyen devlet, ama "özgürlükçü" ve "demokrat" devlet, lütfen sakın başka bişi sanmayın).. ibadet çok türlü ve çeşitlidir, okullarda doğru düzgün öğretmen yokken -ama binlerce camii ve imamımız varken-, bilgisayarı geçtim, tahtası tebeşiri olmayan okullar varken, her okula bir mescit, bir şapel, bir sinagog, bir cemevi.. budist tapınağı da yapalım mı? sonra herkes kendi ibadet saatinde gitsin ibadet etsin.. peki inanmayanların, dine maruz kalmama hakları ne olacak? onlara da ayrı binalar yapalım.. zaten okula da ibadetten artan zamanlarda eğitim almak için geliyoruz değil mi? sen bana sabır ver ya rabbim.. 

son olarak leyla hanım pes diyecek bir haliniz de yok.. porno yasağı/teftişi uygulamasından bahsederken spikeri demagojik olmakla suçlayan, konuyu oradan ibadet özgürlüğüne getiren, oradan ibadet özgürlüğünün nasıl daha bi önemli olduğunu popülizme dayandırarak ifade eden, oradan çocukların kapanması, açılması, vb derken en sonunda internete dönen sizsiniz.. siz mevzuuyu bu kadar dağdan bayırdan dolandırmasaydınız, ne dediğiniz belki anlaşılacaktı.. ama işte bu da sizin gibilerin tipik yaklaşımı zaten: önce ortamı provoke et, ve bunu bile bile isteye isteye yap, hatta bu provokasyona "ezber bozma" gibi entelektüel anlamlar yükle, sonra haklı olarak cevabını alınca da "ben bunu diyorum ama siz bunu görmüyorsunuz, beni anlamıyorsunuz, önyargılısınız, mağdurum mız mız mız" diye sızlan.. insaf yahu! kusura bakmayın ama siz hala sıkılmadınız mı bu hallerinizden?

MioCaro (08 Ağustos, 2008 18:46 Cuma)
mezzo'nun konuyu çok iyi özetlediğini düşünüyorum.

nilep (08 Ağustos, 2008 18:52 Cuma)
doğru söze ne hacet, muhteşem bir açıklama olmuş.

leyla (08 Ağustos, 2008 19:10 Cuma)
Ben pedagoji ile yalnızca okuduğum kitaplardan örnek verebilirim, bilgim akademik değil, her bireyin kişisel gelişim adına okuduğu kadar 3 eksik 5 fazla belki.. . Merakım bundandır, işinize soyunacak değilim mezzoalto.

Yazdıklarınızı teek tek okudum, ama sizin gibi tüm yazdıklarınıza cümle cümle cevap verip,sizin kadar uzatmak istemem. ama şunu bilin isterim. burada yapılan onca yorumda amaç sadece ne yapabiliriz olmalı iken o dediğiniz dallanıp budaklanmalara aynen karşı bir yorum yaptım. dallanıp budaklanmanın, konunun hayıflanmaktan öteye gidemediğinin yoruma yorum getirdiğini bu da konunun uzayacağını-artacağını-değişeceğini ve daha da büyüyeceğini gösterir-ki öyle oldu. O dediğiniz dallanıp budaklanma yoruma yorum yapmam- diğer üyelerin bana karşı yorum yapması- benim onlara yorum yapmam uzatın uzatabildiğiniz kadar.. Aralarda siz de yorumlarınızla girdiniz zaten fikrinizi belirttiniz. Ben de sizin için "kişilerin fikirlerine tahammülsüz, illaki kendi fikrini kabul ettirmeye hevesli, anlaşılmadığını düşündüğü için ısrarla tekrar edenlere hep mızmızmızzcı yakıştırması yapan" diye düşündüğümü yazsam inanın şu son paragrafınızdan hiçbir farkı olmaz. Ben de aynı şeyi düşünüyorum siz sıkılmadınız mı bu hallerinizden? Çok tuhaf ya, muhabbete bak nereye geldi.. Bir daha cevap verirsem 3 olsun.. Yine diyeceğim üzgünüm ama pes....! Kaç defa konuya dönmeye çalıştıysam gördümki neredeyse kimsenin derdi bu değil..

nilep (08 Ağustos, 2008 19:28 Cuma)
mezzo'nun tüm görüşlerini desteklemekle birlikte, herkes konuya dönmek istiyor ee o zaman niye dönmüyoruz.  diye dünüşüyorum sonra diyorum ki zaten konunun taaa içindeyiz. aslında bölesi daha iyi sorunlar açıkça anlaşılmadan bir çözüm nasıl bulunur ki?
sansür için ve bu tasarı için yapılacak bir şey var mı elimizde (sonuç vericek şekilde), hem gerçek hemde sanal hayattaki sansüre karşı protesto içerlikli bir aktivete olucak mı ? 5- 10 yorum öncede dediğim gibi  sadece içimizi döküyoruz. ohh ne güzel konuşup rahatlıyoruz da mı kalıcak yoksa?

leyla (08 Ağustos, 2008 19:34 Cuma)
nilep buraKargın'ın ve fırat'ın sitesinde ilk adımlar var. Yasağı protesto için bannerlar ve birkaç yazı. blogun varsa belki sen de kendin yazdığın yada onlardan aldığın o yazı taslağını ekleyebilirsin. blog tutmuyorsan blog yazan arkadaşlarından rica edebilirsin. Bence belli bir süre internet ortamında buna dikkat çekilmeli. Bunun süresinin ne kadar olması konusunda ben fikir belirtmeyeyim çünkü uygun zaman nedir bilemiyorum, en uygunu ne kadardır ve sonra ne yapılmalıdır? Partiler ve hükümete ait ilgili-ilgisiz kurumların mail adresleri elinde toplu olarak olan var mı diye sormuştum, cevap gelmedi. Tekrar rica ediyorum elinde böyle bir bilgi olan varsa, paylaşırsa güzel olur.

nilep (08 Ağustos, 2008 19:46 Cuma)
ben bu solediklerinizin etkili olacağını düşünmüyorum leyla! ama tabi hiç yoktan iyidir. bloglarda bu konuya yer vermek gerçekten çok saygı duyulacak bir davranış, tabi kide taktir ediyorum. ama ses getirecek önerilerde dönmiştü bu yorumlar arasında, hem bence artık sadece internet ortaındaki sansürden değil sokaklardaki sansürden de bahselmeli yapılacak olan çalışmalarda.
çeşitli konularda bir çok imza kampanyasına katıldım ( hatta bazısına karşı büyük inancım vardı aşkla destek verdim) ama sonuç malesef olumsuz.  keşke bireysel hareketler yerine toplu bir şeyler yapılabilse.

leyla (08 Ağustos, 2008 19:53 Cuma)
nilep, ben bu yeterli demedim.. en başta olmalıdır, dedim.. eğer dışarda,sokakta birşey yapacaksan bunu ya basın yoluyla duyuracaksın, yada internetten. her ikisinde de insanlara "bu sesi niye çıkarıyoruz? biz bu yasağı niye protesto ediyoruz?" un açıklamasını yapmalısın. internette, gazetede anlatmak bu yüzden gerekli. Şu an bunu gazetede açıklattıracak bağlantıları, gücü olan arkadaş varsa o birşeyler yapabilir. Ben yalnızca internetten yapabileceğim için böyle söylemiştim.

 


nilep (08 Ağustos, 2008 23:11 Cuma)
eeh en iyi bildiğin yol bildiğin yoldur diğe boşuna dememişler, peki kolay gelsin...

leyla (09 Ağustos, 2008 00:37 Cumartesi)
bireysel olarak birşeyler yapılacaksa haklısın, en iyi yol bildiğin yoldur diyelim hadi.. ama ben burada toplu olarak birşeyler yapılmasından bahsediliyor sanıyordum. ki bloglarda her ne kadar kişi tek başına da, kendi isteğiyle de yayınlamış olsa yazıyı-banner'i bu toplu bir harekettir. yukarıda bahsettiğimi de ilk düşünen arkadaşlar başlattı zaten. ben düşünüp, akıl etmiş değilim. arada bir yerlerde fırat bazı çalışmaları olduğundan bahsetmişti. kısa zamanda burada paylaşır sanırım.

sadi (su geçirmez balık) tekin (09 Ağustos, 2008 04:43 Cumartesi)
bu arada yukarıdaki karikatürle ilgili açıklamayı paylaşmak istiyorum.

ZAMAN Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Mehmet Kamış, reklamına sansür uygulanması için şu açıklamaya yaptı: "Karikatür gündüz gelmesine rağmen gözümden kaçmış, görmemiştim. Gece yazı işlerinden aradılar, söz konusu karikatüre okuyucuların yarın büyük tepki gösterebileceği konusunda beni ikaz ettiler. Ben de karikatürün biraz belirsizleştirilebileceğini söyledim. Ancak gecedeki arkadaşlar abartmışlar. Yapılan şey güzel olmamış."

yani "arkadaşlara sansürleyin dedim onlar da sansürlediler". e biz ne dedik. salak mı bunlar.

meriç (zalambodont) kara (09 Ağustos, 2008 10:52 Cumartesi)
bu siteleri kapatan insanlar emin olun ki burak'ın ya da fırat'ın sitesinden dağılan bannerları görmeyecek insanlar. yasa koyucular da öyle. teknoloji ile en üst düzey ilişkileri ms word olan insanlardan bahsediyoruz. bu insanlara ancak geleneksel yöntemler ile ulaşabilirsiniz, internet ya da etkileşimli medya üzerinden değil. şu at gözlüklerinizi çıkarın artık, o kadar farkında değilsiniz ki sizi yönetenlerin, iki üç jpg ya da swf ile birşeyleri değiştirebileceğinizi sanıyorsunuz.

phoenixia (09 Ağustos, 2008 21:40 Cumartesi)
yapılan yorumlar niklerinden bağımsız, fikri düzeyde okunup eleştirilmediği sürece fikir değil kişiler konu oluyor bence..
gerçek yaşamla ne kadar benzer.. şu gazeteci yazmış sil, bu çizmiş boz.. onun düşünme şekli yanlış benimki doğru.. hele denetim seviyesindeyse.. kaldı ki bahsedilen denetimsizlik değil sansür..

bigu'da zaman zaman yaz partisi, yarışma falan için banner çalışılır.. bloglara banner ben de varım demek için güzel olabilir.. ve hareketin birliği için burada birileri banner hazırlasa bizler de koysak.. hatta bigu'da da koyabilir miyiz? bu habere yönlenir falan filan..

en somut hareket,en azından buradan konuşularak yapılacak en elle tutulur şey bu göründü bana... konuşulacak ve kalacak..sa eğer bari öyle bişi yapalım.. bilinirlik arttırmak için facebook grubu da kurulabilir..
gülmeyin be, gayet aktivist önerilerin de destekçisiyim.. ama gerçekleşebileceğine inancım yok nedense..

sadi (su geçirmez balık) tekin (11 Ağustos, 2008 11:53 Pazartesi)

Yalçın (settar) Pembecioğlu (11 Ağustos, 2008 11:56 Pazartesi)
firefoz 3.0'le link ekleyince iki kere düzeltin dostlarım. böcek var sitede.

nilep (13 Ağustos, 2008 12:28 Çarşamba)
ne yapılabilir konuşmaları üzerine biraz araştırma yapmaya başlamıştım. özellikle sergi olabilirmi diye, olabilir yanıtını duymadan burada bir şey söylemek istemedim. ama bu gün öğrendiğim kadarı ile evet sergi yapılabilir. eğer hala dışarıda bir şey yapılma fikri varsa diye dedim.


MioCaro (13 Ağustos, 2008 13:11 Çarşamba)
evet sergi olabilir. mesela çok önemli bir sergi, yurtdışından getirtilmiş, medyanın ilgi odağı haline gelmiş, mühim insanların açılışında görünmek isteyecekleri bir sergi geldiğinde...

işte o serginin açılışında "bu sergi mahkeme kararıyla izlenmeye kapatılmıştır" sloganlı pankartlar sergi salonunun girişine, afişlerinin, duyurularının üstüne yapıştırılarak gerilla uygulamalı bir tepki verilebilir.

tepki veren insanların sergi açması pek dolaylı ve kişilerin biraz da olsa kendi "sanat"larını duyurma çabalarına yönelik bir eylem bence. sıkıcı bu nedenle de. bir de bu sitelerin erişime kapatılmasından sadece "sanatçı"lar mı rahatsız? sanmıyorum.

Cnk (13 Ağustos, 2008 13:30 Çarşamba)
ben başından beri bir sergi olabilir diyorum. basında yer bulmak açısından uygun bir yol.

sadi (su geçirmez balık) tekin (13 Ağustos, 2008 13:38 Çarşamba)
ben de başından beri sergi tek başına yeterli olmaz diyordum :)

bence bu pankartla birleştirilmiş hali oldukça ses getirebilir. hatta o pankart içinden girilebilir sergiye. o hep durur..  serginin adı bile olabilir o cümle..

yannız tabi bütün buları yukardaki yorumumda verdiğim haber linkindeki gelişmelerden önce yapmak lazım yoksa bi anlamı kalmaz. çözüldü o olay olur.

boğaz köprüsünü trafiğe kapamayı düşünelim bence.. çünkü hiç bi farkı yok aslında iki durumun..

MioCaro (13 Ağustos, 2008 13:42 Çarşamba)

yok ben yanlış anlaşıldım. neyin sergisini açıyoruz arkadaşlar? uzun zamandır elinizde birikmiş işler mi var bakabaka doyamadığınız da şunu halkla paylaşayım tutmayın beni dediğiniz? biz bir protestodan söz ediyoruz. yanlış bir politikaya, uygulamaya, eksik bilgili bürokratlara tepkimekten söz ediyoruz. sgb sen yazmıştın napıcaz açılışta şarap içip sohbet mi edicez diye.

not. çözelmesi bir daha olmayacağını göstermez :)

sadi (su geçirmez balık) tekin (13 Ağustos, 2008 13:46 Çarşamba)
evet tekrarlanmayacağı anlamına gelmez, tekrarlanacaktır. youtube çözülür, burda ofis açar, dailymotion kapanır. zihniyet kapanmadıktan sonra. ama hazır sıcak bi durumken eyleme geçmek lazım, dikkat çekmekse verdiğimiz tepkinin amacı. yoksa badem bıyıklarının altından sırıtarak "açtık la işte yutufu, daha ney" derler tükürükler saçarak..

MioCaro (13 Ağustos, 2008 13:48 Çarşamba)
sayın sgb badem sevdiğimiz bir e vitamini kaynağıdır. kendisinden soğutmayalım benzetmelerimizle rica ediyorum.

sadi (su geçirmez balık) tekin (13 Ağustos, 2008 13:49 Çarşamba)
ahahhahaaa.. bademin ezmesini severiz, kavrulmuşunu severiz, bıyığını sevmeyiz :)

Cnk (13 Ağustos, 2008 13:57 Çarşamba)
bu bir sergi olur, biri video yapar, biri performans, biri enstalasyon yapar. ama hepsinin konusu "yasak" "engellenme" vs. olur. girişine pankart da asılır başka oyunlar da yapılır. bunlar hepimizin elinden gelen şeyler. ama organizasyonu zor. bir de herkesin inanması lazım ki yapılabilsin...

braincircle (13 Ağustos, 2008 14:05 Çarşamba)
Bu kişiye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir tisörtleri yapalım bi de üstüne.

MioCaro (13 Ağustos, 2008 14:07 Çarşamba)
Cnk, bizim açacağımız bir sergi, muhteviyatındaki çeşitlilik ne olursa olsun belli bir gruba hitap edecek. Bazı insanların dikkatini çekecek. Oysa asıl sorun bence özgürlüklerin ihlali, duyarsızlık, bilgisizlik, yeni medyaya eski uygulamalar. Yani toplumun her kesimini ilgilendiriyor.

Bizim bir sergi açmamamız çok çok başarılı bir halkla ilişkiler çalışması ile birkaç ana haber bülteninde 60 saniyelik habere çıkmamız demek. Ne haberi? Bir grup "sanatçı internet yasaklarına tepki sergisi açtı" Bu kadar. Oysa konuya daha farklı bir noktadan yaklaşmak gerekiyor. Böyle bir sergi kişilerin de kendi reklamlarını yapmaları gibi bir dert barındırıyor ister istemez. Tepki gösterilecekse "ey bürokrat, sayın politikacı bak sen benim için çalışıyorsun hesapta ama benim haklarımı ihlal ediyorsun bre kendin bilmez, ben biliyorum sen bihabersin, topla kendini" denilmeli. Sadece. Tek bir mesaj. Bir soruna çözüm istemek,  soruna işaret etmek gerek. Bu da ancak rutini bozarak dikkat çekmekle mümkün. Ancak bu sayede köpeksiz bir köyde olmadıklarını anladıklarından onlar da kendilerine birer değnek edinirler.

sadi (su geçirmez balık) tekin (13 Ağustos, 2008 14:16 Çarşamba)
hav!

Cnk (13 Ağustos, 2008 14:51 Çarşamba)
MioCaro, katılıyorum söylediklerine ama o tür bir eyleme bence katılım az olacak hatta öyle bir rutini bozma durumu yapılamayacaktır. daha yumuşak, insanların korkmadan katılabilecekleri ve elimizden gelen bir şey yapmak adına böyle sanat sepet diyorum... neyse düşünelim bakalım.

sadi (su geçirmez balık) tekin (13 Ağustos, 2008 15:15 Çarşamba)
kermes düzenleyelim

MioCaro (13 Ağustos, 2008 15:29 Çarşamba)
Cnk haklısın insanlar bu gibi eylemlere katılmaktan çekinirler. Ancak böyle bir gerekçe nedeniyle işe yaramayacak tepkiler gösterilmesi de amaca uygun olmayacaktır. Elbette ki burada izinsiz bir gösteriden söz etmiyorum ben de. Geniş kitleleri bilgilendirecek, ses getirecek bir tepkinin iş göreceğini söylüyorum.

nilep (13 Ağustos, 2008 15:32 Çarşamba)
sergiyi yarın açalım haydi herkes tüm işlerinig etirsin gibi bir şey anlaşıldı sanırım. organize olmak bence ilk hedef olmalı.
eylemlere neler yapılacağına karar verileceği noktada sergi açmak istersek ve herkes bir şey çıkarmaya çalışırsa ( tepkisini anlatacak) karma bir sergi yapabilir miyizi öğrenmeye çalıştım öğrendim rahatladım ve sizlerle paylatım. 
yani uzun lafın kısası, daha önce konuşmalar arasında geçen sergi fikri, olabilir durumda mekan olarak alternatifler mevcut mekanda sıkıntı olmaz gibi duruyor. ücretsiz olarak mekanını açabilcek duyarlı insanlar var neyseki.

sadi (su geçirmez balık) tekin (13 Ağustos, 2008 15:34 Çarşamba)
kermesi o mekanda yapalım o zaman..

nilep (13 Ağustos, 2008 15:58 Çarşamba)
sergi salonunda kermes fikri nasıl olur bilemiyorum.
bence kermes denilen şey halka açık olur sokakta olur, hani herkesin görmesinden bahsediliyorya belli bir kesime hitap etmemesinden, o yüzden kermesi salonlara sıkıştırmak bana pek mantıklı gelmedi.

Cnk (13 Ağustos, 2008 16:12 Çarşamba)
yerli malı haftası yapalım kermes diyince aklıma geldi :)

MioCaro (13 Ağustos, 2008 16:21 Çarşamba)
:) evet böylece yabancı menşeli sitelerin erişimini de dert etmeyiz yerli siteleri kullanırız.

mezzoalto (13 Ağustos, 2008 21:53 Çarşamba)
bu haftaki uykusuzda memo'nun muhteşem bir yazısı var.. bir linki olsa eklicem ama yok, bir zahmet alın dergiyi, kapağı da çok sarsıcı zaten.. memo yazısında pornografik materyale erişim özgürlüğünün nasıl da başka özgürlüklerden daha önemsiz olmadığını olağanüstü bir dille anlatmış..

mezzoalto (13 Ağustos, 2008 21:54 Çarşamba)
bi de kermes olursa ben de kurabiye börek pişiririm:) parasıyla avukat tutar, dava açarız, "iletişim özgürlüğümüzün engellenmesine karşı tazminat" istemiyle:) nasıl fikir ama?:)

sadi (su geçirmez balık) tekin (13 Ağustos, 2008 22:29 Çarşamba)
daha iyi bi fikrim var. keki böreği sen yap, biz yiyip olayı kınayalım bi yandan çayımızı yudumlarken.. anca bu kadar aksiyon yapabilecez gibi görünüyor baksana sergiler falan..  içimizden saydırırız, beddua ederiz, daha bile etkili olur..

nilep (13 Ağustos, 2008 23:06 Çarşamba)
garip çünkü yıllardır bu millet ya hep susuyo tepkisiz, oturduğu yerden mualefet, ya da sokağa çıkıp bağırıyor, sonra arkasında duramayıp eline yüzüne bulaştırıp yerine oturuyor. ve şimdi anladığım kadarıyla siz farksız bir şey demiyosunuz ( bir kaç istisna isim dışında)
ha birde şu var bu milleti fazla hafife alma burnu kaf dağında olma durumu, bence anahaber bültenlerinde bir kaç sanatçı kendince eylem yaptı diye değil, bir grup duyarlı insan siteme tepkisini gösterdi, faaliyete özellikle gençlerin katılımı dikkat çekti olurdu. ama siz bir grup insanı illede sanatçı olarak nitelendirmek istiyorsanız buyurun.
kaldıki sansür geniş bir konu altında incelenirse bence büyük ses getirirdi. malum sansür 2000 li yılların teknolojisinin bir getirisi değil, uzun zamandır hayatlarımızda var. internetle sınırlı kalırsa zaten ortalama olarak bakıldığında ülkenin çeyreği internet kullanıcısı ehh büyük çoğunluğu sadece msn le yetiniyor. zaten sadece internette sansürü konu alan eylemler oldukça kısıtlı bir alana hitap eder. ( matemetiksel olarak bole) o yüzden ne tür bir eylem yapılırsa yapılsın sadece internette sansürü konu edinirse, gerçekten sanatçı eylemi olur =)
çay masasında rakı masasında ülkeyi kurtarmay adöndü bu iş, konuş konuş bitmez. sadece masada da kalır, durum onu gösteriyor !!!

buraKargın (13 Ağustos, 2008 23:09 Çarşamba)

Öncelikle şunu söylemeliyim ki; halka açık bir sergi olacak ama sansürcülüğe karşı, özgürlüğünü yaşamak isteyen ve koyduğu tepkilerde somut davranabilen bir halktan bahsediyoruz. Elbette sergiyi gezme amacı 'düşünelim, tartışalım' olmayacak. Sansürcü zihniyetin arkasında yatanları, ileride doğabilecek vahim sonuçları ve çocuklarımızı bekleyen geleceği ortaya dökebilecek kimi tüyler ürpertecek kimi 'Amaaan sen de!' dedirtecek çalışmalar olacak. 

Bence bu sergi sadece reklamcılara ve reklamverenlere yönelik olmamalı. İşin ekonomik tarafında değil sosyal tarafında olmalıyız. Reklamcılar ilanlarıyla, gazeteciler haberleriyle, yazarlar yazılarıyla, fotoğrafçılar fotoğraflarıyla, ressamlar resimleriyle, mizahçılar karikatürleri ve iğneleyici yazılarıyla, sanatın yedi dalıyla ilgilenen herkesi içine çekebilecek bir çalışma olmalı. 

Serginin yeri sabit olursa ilgili kişiler gelir ve amacına ulaşamayabilir. Bu konuda aklıma tek çare üniversiteler geliyor. Nasıl ki bazı çalışmaları üniversite üniversite gezerken görüyoruz. Bunu da o hale getirmeliyiz. Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Bursa, Gaziantep, Kayseri, Trabzon..vb gibi büyükşehirlerdeki büyük üniversitelere sergiyi kazasız belasız götürme şansımız olursa ve çalışmalar rektörlerin sansüründen geçerse o zaman öğrencilerin desteğiyle bu konuda gelişme kaydedilebilir. 

Diyeceksiniz ki; bu söylediklerini yapmak kolay mı? O kadar insanla iletişime geçilmesi, çalışmaların toparlanması, serginin düzenlenmesi, amacının ve içeriğinin belirlenmesi, üniversite üniversite gezilmesi, izinlerin çıkması, falanı filanı... En önemli sorun bütçe ve gönüllüler. Bütçe konusunda bu işe yanaşan sponsorlar bulunabilir. Sponsorluk için sansüre karşı çıkabilecek markalar(Eczacıbaşı/OK, Boyner/T-box, bazı gazete dergi grupları/FHM ve Boxer, Anadolu grubu/Efes Pilsen ilk aklıma gelenler), bu işin dağıtımını ve alt yapısını oluşturacak ajanslar(özellikle PR ve gençlik ajansları) ve üniversitelerin kulüpleriyle(işletme ve mühendislik kulüpleri) temasa geçilebilir.

Anlattıklarımdan bu çalışmanın CowParade İstanbul gibi bir sanat etkinliğine dönüştürülmesini düşünmeyin. Sanat etkincisi değil, sanat sözcüsü bir zihniyetle yola çıkılmalı ki; sonuçlarına bakıldığında ekonomik ve kültürel etkilerinden çok sosyal etkileri konuşulmalı toplumda. Belki de hayal kuruyorum, ama hayali bile çok güzel geldi şu an. Hayalimdeki bu sergiyi gözlerim kapalı dinlemek isterdim...

 


nilep (13 Ağustos, 2008 23:15 Çarşamba)
konu ile ilgili kendime  boşuna hayal kurmuşsun dediğim bir anda, gerçekten muhteşem bir düşünce, tekrar hayal kurmama yardımcı oldun ( konu ile ilgili olrak) valla saol buraKargın =)

Gulyadkin (13 Ağustos, 2008 23:38 Çarşamba)
elmaaltshift an itibariyle İhap Hulusi'ye hakaretten, Bülent Erkmen'e lölö yapmaktan, Alametifarika'ya yan bakmaktan dolayı kapatıldı.


şaka.


gibi.

Gulyadkin (13 Ağustos, 2008 23:39 Çarşamba)
Fırat kardeşime çok geçmiş olsun diyorum bu arada.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Ağustos, 2008 00:24 Perşembe)
Gulyadkin, mahkeme kararinin sebebini biliyor musun? Sok oldum gercekten...

buraKargın (14 Ağustos, 2008 00:54 Perşembe)
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir
^
^
^^
^^^^
^^
^^^
^^
^^^^^
^^
^
^^^^
^^
^^
^
^
^
ı
ı
ı
ı
ı
ı
ı
ı
.
noktayı unutmuşlar.

mezzoalto (14 Ağustos, 2008 01:19 Perşembe)
dehşet içindeyim.. düşündüklerimi ifade edecek kelimelerim var ama bigu da kapatılır diye korkuyorum.. en son beyoğlu belediyesinin halka hizmet olarak sunduğu wireless aracılığı ile bu habere ulaşılamadığını öğrendiğimde benzer hislere kapılmıştım -mevzu sansür olduğu için değil içinde porno kelimesi geçtiğinden ulaşılamıyormuş.. yalnız aklıma şu takıldı: bu acaba fırat'ın protesto planının bir parçası mı? bizi bilgilendirirse sevinirim doğrusu..

phoenixia (14 Ağustos, 2008 02:19 Perşembe)
salvador dali sergisi açılış gününde ve mütemadiyen, vardiya ile, üzerimizde "mahkeme kararıyla engelli" baskılı tişörtlerle dolanalım..

çelenk koyalım üzerinde "mahkeme kararıyla engelli" bandı olsun..-çelenk nereye koyulmalı bulamadım-

stiker hazırlayalım.. mağaza, kitapevi kapılarına yapıştıralım..


braincircle (14 Ağustos, 2008 09:35 Perşembe)
(censored!)

Cnk (14 Ağustos, 2008 09:37 Perşembe)
şok oldum bu ne şimdi? nasıl kapatılır elmaaltshift. sebebini bilen söylesin lütfen... edit: yoksa fırat kendisi mi kapattı protesto etmek için?

Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Ağustos, 2008 12:23 Perşembe)
elmaaltshift'in öncülük ettiği viral büyük bir hızla yayılıyor:

elmaaltshift.com
anafikir.com
fevkalade.org
merickara.net

http://anafikir.com/sansur/ buradaki kodu site giriş sayfanıza kopyalayarak siz de viralin yayılmasına destek olabilirsiniz.

MioCaro (14 Ağustos, 2008 13:17 Perşembe)
pho, iste sözünü ettiğim eylemler bunlar. ancak böyle farkına varabilir insanlar birşeylerin ters gittiğinin.

birbilenedanismali

Yalçın (settar) Pembecioğlu (15 Ağustos, 2008 10:03 Cuma)
Mezzo, Uykusuz'da Memo'nun yazısını okudum. Muhteşem bir yazı olmuş gerçekten. Çok fena hissettim kendimi. Sonra da sabah Boxer dergisinin artık muzır neşriyat sayılacağı ve poşette satılacağı haberini aldım.

sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Ağustos, 2008 11:26 Cuma)
oha, boxer öyleyse slibi düşünemiyorum.

buraKargın (15 Ağustos, 2008 12:38 Cuma)
Ayrıca  ''Bu suretle damgalanan eserler; açık sergilerde ve seyyar müvezziler tarafından satılamayacak, dükkanlarda, camekanlarda ve benzeri yerlerde teşhir edilemeyecek, bir yerden bir yere teşhir maksadıyla açık bir surette nakledilemeyecek ve müvezziler tarafından bunlar için sipariş kabul edilemeyecek. Söz konusu dergi, ilan edilemeyecek, satışı için reklam ve propaganda yapılamayacak. Para karşılığı veya parasız küçüklere gösterilemeyecek, verilemeyecek ve hiçbir suretle okul ve benzeri yerlere sokulamayacak.''  mışşşşş...

nilep (15 Ağustos, 2008 12:42 Cuma)
bu şartlar altında bu dergilerin yaşamları pek bir zor sanırım.

buraKargın (15 Ağustos, 2008 17:24 Cuma)
Konuyla ilgili güzel bir yazı...
Bir Erişim Engeli de Dailymotion’a

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.