Yorumlar
Aygül Pembecioğlu (12 Nisan, 2009 16:37 Pazar)YKB herhangi bir konkur yapmadan bir süre önce Marka'ya geçti. Bu iş sanırım Marka'nın işi.
Ben geçen ay hesabımı ve kredi kartlatımı kapatıp ADIOS dedim YKB'ye :)
Melih Cılga (12 Nisan, 2009 17:41 Pazar)"Her reklamveren layık olduğu reklam ajansıyla er ya da geç buluşacaktır."
- Kızılderili atasözü -
mezzoalto (12 Nisan, 2009 17:56 Pazar)birisi ne zaman bu berbat kampanya hakkında yazacak diye bekliyordum.. hala ykb'den pes etmemiş bir müşteriyim, ama bu kadar mı düşülür hakikaten, bu kadar mı banal reklamlar yapılabilir yahu.. bi de insanın aklına takılıveriyor müziğin yakalayıcılığından dolayı ve saçma sapan bir biçimde insanın beyninde dönüyor offf yaaa..
meriç (zalambodont) kara (12 Nisan, 2009 20:01 Pazar)Konkur monkur yapmadan pıt diye ajansı neden değiştirdiği belli, böyle bir reklama onay verecek müşteri ile ben de çalışmam. İstediği kadar Yapı Kredi olsun, dilerse Bank of America olsun...
nick (12 Nisan, 2009 21:01 Pazar)reklamin kotulugu mevzu olmamali, cunku bu ulkede nitelik is yapmiyor, bu durumda bu reklam tr ye fazla bile.
reklamin basarisini feedbackle akilda kalmasi ile, coluk cocuk herkesin adios nedir bilmesi - soylemesi ile olcun. ben reklami 1 kez dahi seyretmemistim ofiste millet adios madios diye dalga gecerken adios diye bir kart oldugunu ogrenmis oldum. bu durum = basari.
ancak tabi nedendir bilemiyorum ama, Koc tum sirketlerinde ciddi kan kaybediyor son 5 senedir. (nitelikli eleman anlaminda) tabi bu durum illa ki bir seylere gozle gorulur olcude sirayet ediyor... hayirlisi diyorum ancak gidisat oyle gozukmuyor.
karaasa (12 Nisan, 2009 21:28 Pazar)bobiler de akp ye uyarlanmış hali çıktı
Aygül Pembecioğlu (12 Nisan, 2009 21:30 Pazar)reklamın iyi ya da kötü olması değilde, tiryaki'ninde belirttiği gibi 1 sene önce o kadar lansman yap, kartlara havalı olaylar ekle, sonra 1 sene sonra tüm diğer bankalarla aynı mantıkta yeni sadece seyahat üzerine bir kart çıkar.
Türkiye için fazla karışık gelmiş anlaşılan geçen sene hayata geçen havalı kart sistemi.
yalçınbeydilli . (12 Nisan, 2009 21:40 Pazar) Dil açısından da "yoz"laşı"yoz"... Mu acaba?

ARTanubis (12 Nisan, 2009 23:09 Pazar)geliyos, gidiyos gibi kelime `sirinlik`lerinden nefret ediyorum sanirim...
gectigimiz gunlerde reklama muzik olarak secilen dean martin klasigi that`s amore`yi dugunlerinde ilk dans sarkisi olarak benim soylememi istemisti bir arkadasim... bu reklamdan sonra vazgecebilecegini dusunuyorum...
Yalçın (settar) Pembecioğlu (12 Nisan, 2009 23:43 Pazar)ekşi sözlük'te çoğunluğun bu reklamı yerden yere
vurduğunu, ama bir grup insanın da özellikle İş bankası'nın
maximiles kartının reklamıyla karşılaştırıp çok beğendiğini gördüm. M.A.R.K.A. muhtemelen tam olarak böyle bir etki vadetti ve Yapı Kredi'yi öyle aldı. Şirkette ve ajansta herkesin reklamdan memnun olduğunu tahmin etmek zor değil.
Ben filmi gördüğüm anda ilk aklımdan geçen: "Aa, üst lige oynayan küçük bankalardan birisi agresif bir film yapmış herhalde" düşüncesi oldu. İş Bankası'nın ve Finansbank'ın iletişim dili olarak ayrışma başarıları onları Garanti'ye yaklaştırırken Yapı Kredi başka bir boşluğa oynuyor anlaşılan. Ben bu filmden bir şey alamadım:
- Adios bir veda kelimesi, bana seyahati değil, ayrılığı çağrıştırıyor
- yapıyos, ediyos'lar oldukça samimiyetsiz bir durumda kullanılmışlar bence
- Kredi kartları arasında bazı değerlerin sahiplenilmesi şu şekildedir: avantaj-advantage, kazandırır-axess, hayat maksimumda-maximum, BEDAVA-BONUS. Adios kıytırık bir seyahat kartı. Bonus kadar iletişim yatırımı yapabilecek mi BEDAVA kelimesini sahiplenebilmek için acaba? Yoksa günün sonunda bu kimliksiz, markasız, garip reklam algıda Bonus'a kadar gider mi? Bilemiyorum, abarttığıma eminim ama tüketici algısının nasıl çalıştığını özellikle neuro-marketing alanındaki çalışmalara baktıkça daha şaşırarak izliyoruz.
cleanclothes (13 Nisan, 2009 01:19 Pazartesi) müşterinin bir konkur yaparak ajansını seçmesini... fakat 6 ay sonra kararının doğru olmadığını düşünmesini... 6 ay önceki konkura katılan bir başka ajansa kucaklama atlamasını, geri dönmesini... ajansını değiştirmeye karar vermesini... tüm bunların sağlıksızlığını, ben bi tarafa bırakıyorum... alan razı veren razı diyorum...
adios reklamının prodüksiyonunun ne kadar kötü olduğunu farkettiniz mi... üç tipleme, üç zevzek tiplemenin kötü planlarda varoluşlarının ne kadar üfürük yapıldığını... tatile çıkan çiftin ne kadar özensiz seçildiğini gördünüz mü... zevzek üçlünün sudaki haline artık bakamıyorum bile...
reklam; doksanların ilk yılları gibi... müzik akılda kalsın, dile pelesenk olsun, tüketici gün boyu sesle söylemese de sözleri ne kadar saçma olsa da melodisini aklının içinden saydırıp dursun...
adios; ne eski advantage card şakacılığında, ne de şu anki maximum card cıvıklığında... eminim bu kart da kendi tüketicisini bulacaktır çünkü bir dönem turkcell'in şehirli abonelerinin aklını çelemeyeceğini farkeden avea'nın yurdumun köylerine yönelip dedelere OH BE! dedirtmesi, başka boşlukları doldurma çabası gibi geliyor adios...
adios "adios" benle işin olmaz... benim de senle...
kemal (KAghast) şahin (13 Nisan, 2009 01:36 Pazartesi)yaw kart tasarımı da çok kötü. Kim ister ki kartının üzerinde bir seyahat çantası olsun?x! anlam veremiyorum...
mezzoalto (13 Nisan, 2009 02:14 Pazartesi)nasıl bir algı bu filmin maximiles filminden daha iyi olduğunu düşünüyor çok merak ediyorum.. yani neresinden bakınca daha iyi görünüyor? hatta bunun "daha iyi" görünebileceği toplam kaç reklam olabilir?
byparlak (13 Nisan, 2009 06:02 Pazartesi)muzik italyan..gurup meksikali gibi..adios ispanyolca..bu kadar alakasiz olamaz herhadle..cok sacma degil mi?
nick (13 Nisan, 2009 07:02 Pazartesi)Recep ivedik filminin 4 milyon hasilati olan bir ulkede, begeni duzeyi, kalite anlayisinin ne kadar egilip bukulebilir hale geldigi ortada.. iyi ve kaliteli isler, ancak kisisel ugraslar, masturbatif hevesler ya da idealist yonetimler sayesinde cikiyor artik.
Recep ivedik i asagilayan tayfadan olmadim hicbir zaman, evet komik, ben de izleyip gulerim, ama ortadaki senaryo ve produksiyon, film degil tv skeci cikartir ancak. Kalite duzeyi bu.
Serdar ortaclarin, ibolarin, eh iste doktorluktan 3. sinif tenorluga terfi etmis popcularin fink attigi ulke burasi.. O anlamda yerden goge dogru yazilmis tespit ve yorumlar, bu isin haddi degil, bu ise fazla bile.
Kisaca reklam anlamindaki basarisi olsa dahi, herseyiyle ustune konusmaya dahi degecek bir is degil bu.
Adios madios, yeni degil, uzuuun suredir kreatif anlamdaki her iste kor tuttugunu zkiyor bu ulkede..
karaasa (13 Nisan, 2009 08:53 Pazartesi)reklamı bende beğenmedim ama biraz fazla anlam yüklemiyormuyuz sonuçta reklam içinde her ne kadar estetik bir bakış barındırsa da sanatsal değil ticari faaliyet eh bu bağlamda başarı kriteride müşteriye uygunluğu olmalıdır
ARTanubis (13 Nisan, 2009 09:06 Pazartesi)@nick: mukemmel yorum!! eline saglık..
Yalçın (settar) Pembecioğlu (13 Nisan, 2009 09:29 Pazartesi)Karaasa, yorumumu okudun mu? Reklamın algıda rakibinin işi yarıyor olabilme ihtimalini irdelemiştim orada. sanat-ticaret geyiği yapmıyorum, tam tersi, ucuz tüccar zihniyetiyle ticari kayıp tehlikesinin doğmasını irdeliyorum ben.
Hatırlanan /sevilen reklamın sattıran reklam olması gerekmez. bu hata hep yapılır ama . Mesela bir ünlü kullandığınızda reklam sevildiyse bunun ürününüze de yansayacağından asla emin olamazsınız. Cem Yılmaz'lı Telsim reklamlarına kim kötü diyebilir? Tüm anketlerde en çok hatırlanan, en çok sevilen reklamlardı o filmler. Telsim'in o zamanki performansında harcadığı reklam yatırımına göre ne kadar geri dönüş oldu peki? O reklamı sevip Telsim'e geçen tanıdığı olan var mı?
Hele kredi kartı markası gibi bir yatırım yapılıyorsa önümüzdeki yıllarda satılacak yeni plastikler, o kartlardan yapılacak ciro önemlidir ve bunu zaten tek bir kampanya ile yapacağını zannetmemiştir Yapı Kredi de sanıyorum. Bu yüzden de bu kampanya sadece film olarak değil, bir markanın doğuşu olarak da haklı bir şekilde masaya yatırılmaktadır.
Müşteriye uygunluk reklamı başarılı yapmaz, müşteriye uygun yapar sadece. O konuda en güzel yorumu en tepede Melih yapmıştı zaten.
karaasa (13 Nisan, 2009 09:45 Pazartesi)ben zaten onu birazda nickin söyledikleri için söylemiştim reklamın kreatif anlayışı marka konumlandırması markaya getireceği kar/zarar konusundaki yorumlarına katılıyorum ancak böyle insanlara böyle reklam anlayışını biraz yadırgadım
Yalçın (settar) Pembecioğlu (13 Nisan, 2009 09:52 Pazartesi)"böyle insanlara böyle reklam" uygulamasında şöyle bir yanlış var;
abd'de de leşo komedi filmleri, rezil sabah programları, beter bir popüler kültür var. apple ya da nike o amerikan vatandaşlarına reklam yaparken jerry springer'ı oynatmıyor ama. buna rağmen oldukça başarılılar. reklamın toplumu eğitmesi saçma bir fikir, ama toplumun genel estetik anlayışı yerlerde diye reklamda da estetik anlayıştan uzak olmak kesinlikle hatalı bir marka stratejisi. sonuçta recep ivedikçilerin de aşkmarkaları bizim markalarımızdan farklı değil.
dozdenoir (13 Nisan, 2009 10:20 Pazartesi)Reklam çıktığından beri kendi çevremde yaptığım kamuoyu araştırmalarında ilginç sonuçlar çıktığını görmekteyim.
1- Herkes adios diye bir kart olduğunu biliyor
2- Hemen herkes adios'un yapıkrediye ait bir kart olduğunu biliyor.
3- Hemen herkes adios'un uçuş,seyahat ile ilgili bir kart reklamı olduğunu biliyor.
4- 30 yaşın altı, (tek-tük bir kaç kişi dışında) reklamdan tiksiniyor.
5- 30 yaşın üstü (tek-tük sektör çalışanları hariç) reklamı çok eğlenceli ve pozitif buluyor.
6- Kimse daha adios kartına başvurmadı.
kendi kartını değiştireceği zaman adios'a değil başka bir karta geçeceğini söylüyorlar. (Yapı kredi'nin bankacılık anlayşını sevmeyen baya bir kitle varmış.)
Benim gördüğüm, algıladığım bunlar, bu mantıkta bu reklamın "marka" bilinirliğini arttırdığı, ancak ürün satışı sağlamayacağını analiz edebiliriz.
Önümüzdeki günlerde ne kadar satış olduğunu öğreniriz belki içerden bilgilerle...
Opt (13 Nisan, 2009 10:42 Pazartesi)Ölü doğan markalar diye bir klişe vardır ya...
(Diğer kötülükler yukarıda sıralandığı için değinmiyorum)