Anasayfa

4485_9492.jpg Resimleri
 

Gün gelecek, herkes sana sadece insan diyecek...


Pin It
Mana'dan geliyor bu haber...

"İnsanın tüylerini diken diken yapıp, ruh haline göre gözlerinin dolmasına sebebiyet veren Hürriyet Gazetesi reklamı..."


Kategoriler: reklam
Etiketler:

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


nick (08 Nisan, 2009 12:18 Çarşamba)
reklam iyi hos da, Hurriyet gazetesi ne alaka? esitlik insan haklari filan?

Zannedersin Aydin Dogan efendi, greenpeace in basindaki adam. Aydin yavrum insan diycekler sana insan....
zuhaha.

valerie (mana) kozmonovic (08 Nisan, 2009 12:30 Çarşamba)
ben hürriyet'i değil, yazanı/yapanı kutlamak istiyorum. ayrıca aslında reklamveren olarak dokunulmayan laflara/konulara dokunma konusunda cesur davrandığı için ilk kez hürriyet'i de kutlayabilirim.

Levent (tamamen) Gözener (08 Nisan, 2009 12:46 Çarşamba)
ne alakaysa aklıma Daft Punk albümü geldi : human after all

Bence gün gelse, herkes bana daft punk dese daha süper olur ama...


Yalçın (settar) Pembecioğlu (08 Nisan, 2009 13:01 Çarşamba)
Kampanya bilgileri olmadan ekleyince ne alaka gibi durmuş tabii :)

Hürriyet'in 60. yılı, İnsan Hakları bildirgesinin imzalanmasının da 60. yılına denk gelince Hürriyet sosyal sorumluluk projesi olarak İnsan Hakları konusuna eğilmişti. Bu film de onun için çekildi.

oray (08 Nisan, 2009 13:35 Çarşamba)
herkes eşittir!
ama göreceksin, bazıları daha eşittir hayatta!
şaşırma, burası tuhaf bir dünya!
gülümse yinede.
büyüdüğünde eşit yaşaman için çalışan insanlar var burada!
gülümse bebek.
gün gelecek, herkes sana sadece insan diyecek..


Gerçekten de burası tuhaf bir dünya... Sen tut, nişane gibi yıllardır logonun hemen altına "Türkiye, türklerindir." yaz. Sonra da bazılarının daha eşit olmasını eleştiren reklam yap.

Böyle tuhaf bir dünya burası...

cleanclothes (08 Nisan, 2009 13:50 Çarşamba)
yine reklam ajansinin kendisi için yaptığı bir iş... bazen ajans reklamveren ilişkilerinin bu derece sevgiye güvene dayandığı zamanlarda taraflar birbirlerini sömürmeye izin verebiliyor...

ortaya karışık bir iş olmuş, ama her yarışmaya göndeririz biz bunu ödülleri de alırız diye yapılmış... reklamveren de hevesini kırmamış ajansının :) olur böyle şeyler hep tuhaf bi sektördür reklamcılık...

ruprect (08 Nisan, 2009 14:05 Çarşamba)
e eski bu?

nick (08 Nisan, 2009 14:08 Çarşamba)
Reklamla alakali degildi yorumum, reklam 10 numara.
Ancak oyle ya da boyle bir sekilde reklamla celisen bunyeler, markalar, organizasyonlar, kurumlar vs. zikredildigi zaman, gerekli arkadaslara da giydirmek gerekiyor. Yorum bolumu bunun icin. var.

Yoksa sabahtan aksama super isleri koyalim, hepimiz agiz birligi edip super olmus diyelim. 

Kisaca hurriyete gelene kadar, bu konuyu sahiplenip isleyecek cok mecra var, 60 sayisi ortak nokta olmasi hasebiyle   yeterli bir sebep degil nemalanmak icin. Tabi olayin bu kismini da cleanclothes temizce aciklamis.

Reklami yapan arkadaslarin eline saglik, aydin a da odev  gunde 250 kez izlesin bu reklami.

cemgul (08 Nisan, 2009 14:58 Çarşamba)
bunun sonuna ne logo koysan onun reklamı olur. haa var mı bana bir zararı, yok.
Bebek göster, arkaya ver üst oktavdan piyano yallah. Geçsek bunları diyorum ama bizim millete fazla bile.


valerie (mana) kozmonovic (08 Nisan, 2009 15:05 Çarşamba)
ya kaç tane türk reklamında bir transeksüel ya da bi öpüşme sahnesi gördünüz ya da beden ve kadının cinselliğini özgürce yaşamasından bahsedildiğini duydunuz? o açıdan önemli bence. daha önce de tartışıldı sabah, hürriyet vs gibi markaların bu tür reklam yapmaları. elbette adam ben kötüyüm, yanlıyım vs demeyecek. o işin farklı bi yanı. ama bi kız "baba ben dansöz oldum" dedi diye o reklamın yasaklandığı bi ülkede (markanın da gık demeden reklamını hemen çektiği) yaşadığımızı da bi an için hatırlayalım. "aaa negzel duygusal reklam yapmışlar içim ürperdi valla" diye önemli bi reklam diil bu. ben işin müşteri cesareti yönünden bakıyorum daha çok.

Aygül Pembecioğlu (08 Nisan, 2009 15:22 Çarşamba)
ben tv izlemiyorum sanırım, bugün yeni gördüm reklamı bühü :'(

dozdenoir (08 Nisan, 2009 16:28 Çarşamba)
Reklam eski, güzel, kötü bunlar ayrı. Şu palyaçolardan kurtulalım artık ya. Ağlayan hüzünlü palyaçolar ben de mide bulantısı yapmaya başladı. Ayrıca 2 dakikalık filmde tek bir şey anlatmayan kare, palyaço karesi ( palyaçolar üzgün insanlar işte anladık :p) Gayet güzel, cesur bir reklamdı. Yapanların ellerine sağlık gene.

nick (08 Nisan, 2009 18:24 Çarşamba)
o zaman bu reklam senn icin geliyor dozdenoir
http://creativity-online.com/work/view?seed=07672e17

Hüseyin (husows) Ergin (08 Nisan, 2009 19:22 Çarşamba)
the dark knight izle ve kafandaki palyaço imajını yenile :)

Melih Cılga (08 Nisan, 2009 19:40 Çarşamba)

mana’nın söylediği gibi, bu filmin uzun vadede seyircilerin reklam algılama düzeyini (reklamda görsel hikaye kurgusunu takip edebilme yeteneğini) yükseltmek konusundaki olası katkısı, Hürriyet markasının imajına katkısından daha yüksek bir olasılık gibi görünüyor...

yaratıcılık açısından, mesleği reklamcılık olanların hayranlık duyacağı kadar parlak bir iş değil tabii ki, ama reklamcıların bu ülkedeki seyirciye daha güzel görsel hikayeler anlatmasına dolaylı olarak altyapı hazırlayacağı için faydalı bir iş...


salih günay (08 Nisan, 2009 23:31 Çarşamba)
Reklam cok guzel fakat metinler hep bir yerden tanıdık geliyor aaa bunu burda duydum bunu burda okudum  mesel

 herkes eşittir!
ama göreceksin, bazıları daha eşittir hayatta!
George Orwell' in Hayvan Çiftliği kitabından
bütün hayvanlar eşittir fakat domuzlar daha da eşit gibi
nacizane fikrim bu

Yalçın (settar) Pembecioğlu (09 Nisan, 2009 09:29 Perşembe)
slhgny, "çirkin kadın yoktur" gibi lafları kullandığında da bunu daha önce başka birinin söylemiş olabileceğini aklından geçiriyor musun? :)
bazı laflar gerçekten de anonim olurlar zamanla ve eşitlikle ilgili bu sözler de anonimleşmiş durumda. ama güzel hatırladın, Hayvan Çiftliği gerçekten de insan ilişkileri ve yönetim konularında güzel bir eserdir.

cemgul (09 Nisan, 2009 22:54 Perşembe)
filmi de süperdir direk arıza tuaf-komik

massattack (09 Nisan, 2009 23:27 Perşembe)
=) Ya korkarak bir şey söylemek istiyorum; ben hiç beğenmedim bu reklamı . Bir kere her zamanki gibi Hürriyet yine abartarak bir şeyleri dürtmeye çalışıyor bu yanlış.

Yahu sanki insan hakları adına değil de kadın-erkek eşitliği üstüne yapılmış gibi film çoğu yerinde. Bunu da geçtim, genel bir sorunumuz var bizim milletçe, dünyanın en uygar ülkelerinin çoğundan çok daha eşit yaşıyoruz biz bu ülkede.

Her dilden, her dinden, her ırktan insan serbestçe bu ülkede dolaşıp, yaşayıp, çalışıp, eğitim alıp istediğini söyleyemiyor mu?

Ha evet elbette radikal bir kesim var. Ama bu her yerde her düşünce için var. Ben sokakta ayaklarına pranga takılmış insanlar görmüyorum. Ben kapısında şu, şu ve şunlar giremez yazan bir okul, hastane, kütüphane ya da otel görmüyorum. Nedir bu sanki kölelik sistemi ile gidiyormuşuz gibi davranmaklar anlamıyorum.

İnanın sizden farklı düşünmüyorum aslında, ben de bazı şeylerin çok daha iyi olması gerektiğinin farkındayım. Ama böyle şeylerle sanki koca dünyada bir tek biz bu şekildeymişiz gibi bir hava estiriliyor. Ki bu örnekte kaynağımız da Aydın Doğan. =)))

Neyse, hiç gerek yok demek istedim sadece ajitasyon ile var olmayanı varmış gibi ya da olanı olmadığı kadar çokmuş gibi göstermeye.

mezzoalto (10 Nisan, 2009 00:16 Cuma)
massattack, üzgünüm ama aynı ülkede yaşamıyoruz sanırım.. bu ülkede mi insanlar serbestçe istediklerini söyleyebiliyorlar??? youtube'un yasaklandığı bir ülkede yaşadığımızın farkındasın değil mi???

hali hazırda dünyanın hiçbir gelişkin ülkesinde de zaten kapılarda bacalarda şu girebilir bu giremez yazmıyor.. hoş gazze olayları esnasında yurdumun bir kahvehanesinin kapısında köpekler girebilir, yahudi ve ermeniler giremez yazılmıştı ya ona hiç girmeyeyim, veya gene yurdumun özel okulları sonradan kamu baskısıyla geri almak zorunda kaldıkları şahane bir karar almışlardı: engelliler özel okul sınavlarına giremezmiş çünkü özel okulların olanakları devletinki kadar yeterli (!) değilmiş (evet aynen böyle söylediler yüzsüzce).. bunu diyen okullar da robert koleji, alman lisesi filan.. kendi ülkelerinde bunu demeyi düşünseler başlarına neler gelecekken burada böyle bir kararı deklare edebiliyorlar.. eşitlik?

ve zaten ayrım artık bu örneklerdeki kadar kör gözüm parmağına değil hiçbir yerde.. ve üzgünüm koca dünyada vatandaşlarına bizimki kadar değer vermeyen çok az ülke var.. ayrımı sadece etnik veya dini düşünmemek lazım tabi -ki yanındaki arkadaşıyla anadili olan kürtçe konuştuğu için dayak yiyen öğrenciler, oruç tutmadıkları için dayak yiyen öğrenciler, ülkücü öğrenciler tarafından saldırılıp bi de üstüne tutuklanan öğrenciler, travesti olduğu için ölmeleri makul görülen insanlar, eşcinsellikleriyle özellikle medya üstünde dalga geçilen, aşağılanan kadın ve erkekler, kıyafetleri uygunsuz bulunduğu için kezzaplanan kızlar gibi biiisürü şey sayabilirim sana- ama bu etnik-dini-politik bağlamın çok ötesinde sosyoekonomik ayrım bazılarını diğerlerinden daha eşit kılmaktadır dünya üzerinde ve ülkemizde.. parayı verenin düdüğü çalması şirin bir nasreddin hoca fıkrası olmaktan çıkıp bir yaşam realitesinde dönüşmüştür.. kadınların üstündeki cam tavan ve onlara uygulanan düşük maaş politikalarından, meclisimizdeki ve yönetim düzeyindeki kadın sayısının dünyanın pek pek çok ülkesindekinden geride oluşundan, çocukları terörist ilan edip hapse atan bir ülke olmamızdan da bahsedeyim mi? başkalarının politik liderleri çocukları severek puan toplarken, bizimkisi kendisine laf söyleyeni korumalarıyla derdest edip ensesine bi tane patlatıyor.. evet üzgünüm ama bazı şeyler sadece bizim ülkemizde oluyor ve olmaya devam ediyor..

haa bunlardan nasiplenmenin, haktan hukuktan filan bahsetmenin aydın doğan'a kalması.. işte o da tam da bizim ülkemize özgü bir ironi işte..

massattack (10 Nisan, 2009 10:13 Cuma)
Çok doğru şeyler söylüyorsun mezzoalto, ama yazımda belirttiğim şeyi biraz daha açmam gerkecek sanırım.

Söylediğim gibi sizden farklı düşünmüyorum, belki de pek çok konuda çok daha fazla aktif olarak bu işlere karşı geldim. Sokakta görüp "a anarşikler ne yapmış bak" dedikleri pek çok şeyde parmağım vardır.

Kaldı ki allahın bana verdiği bir lanet midir nedir bilmiyorum ama adaletten de uzaklaşamıyorum. Bu ülkede bahsettiğin şeylerin yanında yanlış giden çok daha önemli o kadar çok şey var ki. Ama bu inan eşitlik değil! Dünyanın pek çok yerinde bulundum. Farklı kültürler arasında mukayese şansım da oldu. Evet bir İsviçre, bir Finlandiya değiliz... Ancak reklamları yapılacak kadar da bir Azerbaycan, bir Romanya, bir Şili değiliz. Bunun karşısındayım ben.

Herkesin ne kadar medeni ne kadar gelişmiş ülkeler dediği İngiltere, Fransa, İtalya gibi ülkelerde eşcinseller nasıl karşılanıyorsa bu ülkede de aynı şekilde oluyor. Hatta Amerika'dan daha kayıtsız olduğumuzu iddia ediyorum. Buna ek olarak belirtmek isterim ki %90'a yakını müslüman olan bir ülkeden bahsediyoruz. Ayrımcılığı sadece etnik köken ya da din olarak düşünmemek lazım demişsiniz ancak büyük çoğunluğu bu yüzdendir. 20 yıldır haklı ya da haksız bir savaş veren 10 binlerce insan kaybeden, bunun yanı sıra pek çok zararını içeride ya da dışarıda açık olarak hisseden bir ülke bırakınız da biraz kırgın olsun bir kesime. Yavaş yavaş Kürtçe konusunda da doğru adımlar atılmaya başlandı.

Netice itibariyle söylemek istediğim şey şudur; elbette doğru olmayan şeyler var, elbette eşit olamadığımız çok durum var... Ama bunları yaşayan tek ülke bizmişiz gibi, bunları yaşamadan, atlatmadan muasir medeniyetler seviyesine çıkabilirmişiz gibi kendi kendimizi yermekten rahatsız oluyorum. Unutmayın, her şey kötü, bok, tukaka demek bir eleştiri değildir, yapıcı değildir. Hürriyet'in yaptığı hep bu oluyor.

Ha bu arada aynı ülkede yaşamıyoruz sanırım demiştiniz ya; benim yaşadığım ülkede insanlar "bu ülkede eşitlik yok, konuşma özgürlüğü yok, kahrolsun zincirler" diyebiliyorlar. Benim yaşadığım ülkede kanun hükmünde sabitleşmemiş münferit hareketler ülkenin genel durumuymuş gibi adledilebiliyor. (bkz. Robert Koleji) (bkz. Yurdumun bir kahvehanesi)
Medeniyet dediğimiz Avrupa'da gettolara sıkıştırılmış insanlar hakkında kimse konuşmazken, benim yaşadığım ülkede hala proleterya el üstünde tutuluyor. Benim yaşadığım ülkede insanların sadece 86 senedir Cumhuriyet'i sindirmeye çalıştıkları bir türlü kabul edilememektedir. Benim yaşadığım ülkede tarihin getirdiği ağır bir İslam Devleti hukukundan daha çok yakın bir zamanda Atatürk gibi büyük bir deha sayesinde sıyrıldığımızın farkında olan insanların sayısı çok az. O yüzden üzgünüm ama kesinlikle aynı ülkede yaşıyoruz.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (10 Nisan, 2009 10:22 Cuma)
Mass, yaklaşımını ve "korkuyla yönetme" reklamlarına duyduğun tepkiyi sanırım anlıyorum. Hatta sana katıldığımı da söyleyebilirim.

Fakat bir yandan da verdiğin örnekler ve anlattığın şeyler 2 yanlışın 1 doğru etmesi sonucuna çıkıyor gibi. Başka bir yerde buradan daha köklü eşitlik sorunları olması, buradaki eşitlik sorunuyla mücadele edilmesini engellememeli. Bir de bu eşitlik hikayesi millet/ülke bazında ele alınmamalı. Bunlar evrensel değerler. Yani insan haklarını savunmak demek, bunun için kampanya yapmak demek, dünyanın neresine gidilirse gidilsin bu değerleri korumaya çalışmak demek.

Hürriyet bunun neresine eklemlenebiliyor konusu başka bir konu. Kurumlar ve sosyal sorumluluk kampanyaları başlığında tartışılmalı belki. Bu konuda sevdiğim bir yazı, Eren'in zihin cimnastiği şurada.

massattack (10 Nisan, 2009 10:48 Cuma)
Önce blog'u okudum o yüzden biraz geç yazıyorum. =)

Ben orda yazılanlardan devam ederek Sosyal Sorumlu Kim Olmalı?  başlıklı bir yazıya geçtim. Orda şunu gördüm ki aslında hepimiz iyi insanlarız. =)

Her şey iyi olsun istiyoruz. Belki de problemi doğuran bu. Çünkü herkesin "iyi"si kendisi için "iyi"... Bunun karşılığında her iyi olan şeyin bir uzantısında, sonsuz doğrultusunda kesikli çizgiler birilerinin "kötü"sünü kesiyor.

Bu konu hakkında aynı tarafta olmamıza rağmen tartışıyor olmamızın sebebi belki de bu. Ben, seçimlerde radikal islamcı bir partinin seçilmesine üzülen ama artık kızmayanlardanım. Zaten kabul ettiğimiz demokrasi bunu gerektirmiyor mu? Ha usulsüzlük diyeceksiniz... O zaman söyleyecek şeylerin rengi değişiyor, o yüzden iç girmiyorum.

settar dediğin gibi 2 yanlışın 1 doğru etmesi gibi bir yol izlemek sadece rehavet ve geçici çözümler sunar. Kaldı ki benim yazımda anlatmak istediğim şey de tamamıyla bununla alakalıydı. Bahsedilen bu sorunlar sadece bizim ülkemizin, sadece bizim insanlarımızın sorunları gibi afişe edilmesi bu problemlerin çözümlerini getirmez. Burada dünyanın her yerinde yaşanan problemlerin çözümünü bulmak için sosyal bir hareket platformu oluşturalım mesajından çok "allll!!!! kahretsin!!!!" der gibi bir "bizden adam olmaz" cezası verilmeye çalışılmış.

Yani asla, "ya bırakalım bu işleri beyler, bunların aynısı şurda da oluyor burda da" demek istemedim. Bunlar dini, dili, ırkı, cinsiyeti olmayan konular. Sadece Türkleştirmeye gerek yok.

Yanılıyor muyum?

mezzoalto (10 Nisan, 2009 10:59 Cuma)
mass hala fazla iyimser olduğunu düşünüyorum, hele "münferit" hareketler sözü karşısında diyecek birşey bulamıyorum açıkçası.. neyin münferit olduğunu neyinse yerleşik bir zihniyetin küstahça yansımaları olduğunu gayet iyi bildiğimizi düşünüyorum.. bir kahvehane dolusu insanın dile getirdiği hastalıklı düşünce, onbin kahvehane dolusu insanın aklından geçen şey.. o nedenle o insanlar bunu yazmaktan çekinmiyorlar.. veya robert kolej ismini zikrederken kalan diğer onlarca özel okulun ismini tek tek vermem gerekmiyordu değil mi? amerika'da engellilerle ilgili bırak ayrımcılık yapmayı, bunu çağrıştıracak birşeyler söylemenin bile nasıl bir tazminatla cezalandırılacağı düşünülürse, bunlar sahipsizliğin göstergesidir ancak.. bu devlet vatandaşına sahip çıkmamaktadır.. töre cinayetlerinde ölen kadınlarına, nefret cinayetlerinde ölen insanlarına, veya trafik kazasında ölen insanlarına, bu devlet vatandaşının canına sahip çıkmamaktadır, malına sahip çıkar zaman zaman o kadar.. keza bu kadar kör gözüm parmağına yolsuzluk yapabilmek, pişkince bunları inkar edebilmek, hapisteki insanı milletvekili yapıp dokunulmazlık tanıyarak hapisten çıkarmak, Türkiye'ye özgü değilse ancak bir seri 2. ve 3. dünya ülkesinde yaşanan şeylerdir herhalde..

ayrıca eşcinselliğe kayıtsız olduğumuzu düşünüyorsan, hani amerikadan iyi durumda olduğumuza cidden inanıyorsan, mesela lambda'da bir gün geçirmeni, insanlarla biraz konuşmanı, en yazından mail gruplarına üye olup, gündemden haberdar olmanı öneririm.. ha elbette islam diktalarıyla veya 3. dünya ülkeleriyle karşılaştırılınca daha iyi durumda olduğumuz doğrudur, ve kimse türkiye'den de bir finlandiya olması beklentisinde değildir, ama genel insan hakları bağlamında amerika kadar heterojen bir toplumun dahi bu denli gerisinde olduğumuz gerçeğini lütfen inkar etmeyelim.. 

massattack (10 Nisan, 2009 11:17 Cuma)
İşte zaten sorun bu. Bu ayrımcılık değil. Bizim genel yönet(il)me şeklimiz. Bunu kabul etmememiz lazım. Daha büyük, çok daha önemli sorunlarımız var derken bunu kastediyordum. Benim çok fazla gay arkadaşım var, bunu söylemekten de onlarla zaman geçirmekten de utanmam. İstanbul'daki bütün gay mekanlarını bilirim, bir tanesinde de idd olarak görev aldım büyük bir keyifle. Tekrarlıyorum, Amerika Brileşik Devleri'nin batı eyaletleri ve orta kesimlerinde gay göremezsiniz. Doğu şehirlerinde ise -ki bizim batı şeridimiz gibidir demografik yapı açısından- gay'ler sevilmez. Sürekli gülünür.

Tekrarlıyorum, kalın çizgilerle altını çiziyorum. Bunlar yanlış diye biz de yanlış yapalım demiyorum. Ciddi anlamda bir kültür farkı var aramızda. Kültüre adapte olma konusunda ciddi bir zaman farkı onlarla aramızda. Bunları telafi etmemiz lazım. Bir problemden bahsederken çözümlerini de sunmak elzem diye düşünüyorum.

Amerika'daki insan hakları konusuna gelince. Dünyanın tamamı neredeyse sizinle aynı hatayı paylaşıyor. Amerika dediğiniz şey Amerika kıtasıdır. Biz ABD'den bahsediyoruz. ABD kadar çevresindeki ülkelere zulüm eden insan haklarından uzak bir ülke daha yoktur. Hangi heterojenlik? Vietnam'da yaşattıkları cehennem mi? Kore mi? Afganistan mı? Orta Doğu mu?

aynı heterojenlik bir kahveye asılan notla değil de koca bir savaş çıkarmakla mı sağlanıyor? Lütfen...

Yalçın (settar) Pembecioğlu (10 Nisan, 2009 11:26 Cuma)
mass, anadolu'da eşcinsellik istanbul'daki gibi yaşanmıyor. orada herkes dolapta haberin olsun.

massattack (10 Nisan, 2009 11:31 Cuma)
Ben anlatamıyorum şimdi anladım =)))

İşte diyorum ki bunun ülkeyle, dinle, ırkla, sınırla alakası yok =) Bunun insanla alakası var.

mezzoalto (10 Nisan, 2009 11:36 Cuma)
dış politikalarla iç politikaları birbirine karıştırınca olmuyor ama mass:) ülkelerin başka ülke insanları için kurduğu kumpaslar apayrı bir tartışma konusudur, bense kendi vatandaşına sahip çıkmayan bir ülkeden bahsediyorum.. o insanlar da bu ülkenin insanları, bu topraklarda yetiştiler, o değerleri aldılar.. insanı coğrafyadan bağımsız düşünmeyi anlayamıyorum evet..

not: elbette kırgınlık filan yok, mesaj kutumu temizlemeyi gene unutmuş olmama da bişi diyemiyorum, sarsak mezzo:)

massattack (10 Nisan, 2009 11:38 Cuma)
O zaman bu sefer de dünyayı kurtardığımıza göre sorun yok demektir. =)))

Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Nisan, 2009 15:54 Salı)
BirGün gazetesi Hürriyet'in filminin ilanlarını yapmış :P



Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.