Anasayfa

4290_9049.jpg Resimleri
 

De Lijn - otobüs kullanın...


Pin It
İ.E.T.T'nin otobüs, tramway, metro kullanımına bizleri yönlendirmeye çalışmasının yurtdışı De Lijn firması versiyonu.

Animasyon olduklarından içim ısındı :))




It’s smarter to travel in groups. Take the bus.

Penguenleri benim gibi çok sevdiyseniz, şurdan duvar kağıtlarını da indirebilirsiniz.

Kategoriler: reklam
Etiketler:

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


big mac (18 Şubat, 2009 15:54 Çarşamba)
 huehaha cok sekerler...

deepersense (18 Şubat, 2009 16:02 Çarşamba)
 çok keyifli...tebrik etmek gerek..

ARTanubis (18 Şubat, 2009 16:16 Çarşamba)
çok sevimli olmuş... ama artık bir kere daha aptal suratlı komik penguen(ler) görürsem kusacağım... ne büyük potansiyel varmış şu hayvanda komedi alanında yaw...

agresif koala (18 Şubat, 2009 18:57 Çarşamba)
hehee süper komik tipler.. ancak; bi kere balinalar penguen yemezler.. heç de bizi yemeyin.. ayrıca, ilk intiba, sandım ki; otobüs kullanın, daha az gaz salınmasına neden olun ve buzulların erimesine daha az neden olun, kiiii penguenler suya düşmesin diyecek.. demedi.. ateşböceğine ise demiyorum bişi.. öteki grup kıçları önce mi uçuyor da ön tarafları aydınlanıyor.. peh.. çok şirin ama..

siz hiç ateşböceği yediniz mi?

big mac (18 Şubat, 2009 19:23 Çarşamba)
penguen yıyen katıl balınalar var fok fılanda yıyolardı... artı yemese de olsun....

agresif koala (18 Şubat, 2009 19:24 Çarşamba)
araştırdım ben, yemiyoruz dediler.. medyanın abartması dediler..

maral meral (18 Şubat, 2009 19:49 Çarşamba)
çok tatlılar yaa.. bayıldım. :)

phoenixia (18 Şubat, 2009 20:57 Çarşamba)
penguenler kayıp suya düşer ki..nıt.. olmamış..

Ugur Abi (18 Şubat, 2009 22:10 Çarşamba)
Konuyu biraz değiştireceğim.

Geçen hafta... Havaalanına indim. HAVAŞ otobüsünü buldum ve "Kozyatağı'na saat kaçta servis kalkıyor" diye sordum.
- Kalkmıyor" dediler.
- Nasıl olur, daha 2 gün önce onunla geldim.
- Geliş var, ama Kozyatağı'na gidiş yok...

Hani var ya... "Nasıl yani" oldum. Oradan buraya geliş var, ama dönüş yok. "Otobüsler dönerken oradan geçmiyorsa, nasıl geliş oluyor. Madem öyle, neden gidiş yok" gibi 2 bilinmeyenli denklemler beynimden aktı, geçti...

Bunların bir kısmını, HAVAŞ şoförüne sormayı becerdim.

Belediye yasaklamış. Neden? Belediye Yeşilköy - Kadıköy hattını açmış ve Havaş'ın Kozyatağı'na yolcu almasını yasaklamış.

Yanlışların sayısı o kadar çok ki:
- Rakipsiz olmaya çalışan bir kurum (Bunun Belediye olması üzücü...)
- Bu kurumun yaptırım gücü olması
- Ekonomik kurallara aykırı davranması
- Bizim tercih hakkımızı elimizden alması.

Yasaklama erkini elinde tutan otoritenin bu gibi girişimleri, serbest piyasayı öldürür. Ey pazarlama ve reklam camiası, ekmeğiniz elinizden gider.

Otobüse binin. Biz gençken "dolmuşa binme" derdik, "otobüste uyu, hiç değilse yatak parası vermezsin" derdik, "hem ayakta uyuyor, hem de otobüs parası veriyor" derdik...

Otobüse binmek zorunludur. Ya seve seve, ya da S2 (S1 = seve seve)

Aygül Pembecioğlu (18 Şubat, 2009 22:39 Çarşamba)
, trajik bir durummus bu anlattiginiz ugur abi :))

Yalçın (settar) Pembecioğlu (18 Şubat, 2009 22:53 Çarşamba)
Ugur Abi, Ankara Derebeyi'nin boyle bir yasaklamasi sonucu otobus firmalarinin servisleri iptal edildi. Varan'la da gitsen ASTI'ye iniyorsun, oradan toplu tasima ya da terminal taksisi...

Serbest piyasanin yerel yonetim diktatorleriyle ezilmesi halkcilik oluyor sonra. Yap metronu, zaten kimse kullanmayacak bu servisleri o zaman belki.

Aygül Pembecioğlu (18 Şubat, 2009 22:57 Çarşamba)
, metro da neymis? metrobus yap :p bogaz koprusunun oralardaki calismalari dusundukce aglayasim geliyor. poff

Ugur Abi (18 Şubat, 2009 23:04 Çarşamba)
Akşamın geç saatinde havaalanına iniyorsun. Diyorlar ki "belediye otobüsü az önce gitti"

Sonuç: Taksi... "Belediye" yükü parayı taksiye vermek zorunda kalıyorsun.

Rakip diye taksiyi kaldırmıyor. Ama daha verimli araçları kaldırarak, benim nefretimi, taksicilerin oylarını kazanıyor.

Aklıma içinde bol miktarda belediye olan cümle geliyor.

- Sizce hangi belediye başkanını belediye zehirlesin diye bir anket yapmalı mı acaba?...
- Çalış adam ol baban gibi belediye olma...
- Belediye belediyeyi ödünç kaşır.
- Belediyenin dünyası, gözlerinin gördüğü kadardır.
- Belediye altında hizmet arama.

Buyrun ekleyin

ARTanubis (19 Şubat, 2009 00:43 Perşembe)
Bir sabah kalkacaksiniz belediyeniz degisecek!
Bu vatan daha iyi belediyeleri hakediyor!
Bu belediyeye br aksam daha dayanamayacagim!
...

phoenixia (19 Şubat, 2009 21:24 Perşembe)
bir aralar da taksiciler havaş'a karşı eylem yapıyordu, ekmeklerini ellerinden alıyor diye.. hemen her taksinin arka camında havaş hede hödö falan yazıyordu...

ben şunu anlamadım.. tek seçenek olması, alternatifsiz belediye/halk otobüsü kullanma zorunluluğu durumu sıkıcı ama...
belediye otobüsüne de para veriliyor, havaş'a da para veriliyor-belediye otobüsüne verilenden daha çok...
ve ikisi de toplu taşıyor..

öyle çimciklik yapmak istedim...

Ugur Abi (19 Şubat, 2009 21:58 Perşembe)

Evet, phoenixia… Taksi daha da pahalı.

Ama taksiye binmek nasıl serbest ise, Havaş’a binmek de serbest olmalı.   


tiryaki (20 Şubat, 2009 10:19 Cuma)
 toplu taşımanın verimsizliği yüzünden istanbul'da;
trafik sorunu oluşuyor, hava kirleniyor, belediye de özel teşebbüste maddi zarara uğruyor, halk zarara uğruyor, küremiz ısınıyor, vaktimiz çalınıyor, belediye şöforleri bir polisten daha çok para kazanıyor, lastik üreticileri bayram ediyor (bugün bir ikarus da dunlop lastik gördüm), asfaltlar yaz sıcağında şekil değiştiriyor, kapkaç yankesicilik olayları yaşanıyor, parfüm ve benzeri kokulandırıcı ürünüler alamayanlar ile yıkanmayı ihmal edenler insanları rahatsız ediyor, yağmur yağdığında otobüsler sıkış tepiş oluyor, yaz aylarında boş beleş çalışıyor, vs.vs.vs.
istanbul taksiciler kooperatifi... zamanı parayla satın alabileceğiniz bir yer varken taksiye binin, çünkü dünyaya bir kez geliyorsunuz.

valerie (mana) kozmonovic (20 Şubat, 2009 11:08 Cuma)
itiraf ediyorum otobüs fobim var.
öğrencilik hayatım boyunca bile toplasam 3 kere falan otobüse binmişimdir.
dolmuş ya da minibüs fobim yok. ama otobüs var.
insanların saygısızlıklarına, tahammülsüzlüklerine, bencilliklerine, mutsuzlularına, asık surat ve tacizlerine çok daha fazla maruz kaldığımı düşünmem olabilir otobüslerden nefret etme sebebim. ya da kışın ayrı yazın ayrı bi güzel kokmasından da olabilir. ne biliyim ben.
çok dalga geçildim çok itildim toplum dışına bu yüzden ama sonunda itiraf ettim!
evet ben bir otobüsfobiğim!  istanbul'da otobüsfobik olduğum için başka bir şehirde ya da ülkede de otobüse binmek benim için ızdırap oluyo . çok mağdurum :(
(bana da çocukken penguenli otobüse binin reklamı izletselerdi belki böyle olmazdım?)

tiryaki (20 Şubat, 2009 11:27 Cuma)
 ya ben; peki ya ben... ilk defa tek başıma eminönü'ne otobüsle gittiğimde ilkokul iki'ye gidiyordum. sokak çocuğu gibi resmen... peki ya sonra. 1997'den bu yana her allahın günü otobüse biniyorum. favori otobüs numaralarım filan var. 28, 127, 110 evvelden 86 vardı... 90... otobüsteki çiftlere gıcığım... çünkü otobüsteyim ve hep tek başımayım... otobüs duraklarını resmedip "home sweet home" yazılı eserlerim bile vardı... anahtarım olmadığında otobüs duraklarında eve birilerinin gelmesini bekliyorum. herkes çeşme meydan muhallebici ya da kahve evi ni buluşma için adres gösterirken ben durakları tarif ediyorum. adresleri verirken duraklardan örnek veriyorum. araba kullandığımda otobüs hatlarını içgüdüsel olarak kullanıyorum... arkadaşlarımın gönlünden istanbul un toplu taşımadan sorumlu bakanı ilan edilmem boşuna değildir. istanbul a başkan olursam toplu taşımayı en iyi ben çözerim! çünkü benn, kağıttepede oturmuyor, saray muhallebicisinden muhallebi yemiyorum. ahmet vefik alp i destekliyorum!

stQrm (20 Şubat, 2009 13:01 Cuma)
" herkes çeşme meydan muhallebici ya da kahve evi ni buluşma için adres gösterirken ben durakları tarif ediyorum. adresleri verirken duraklardan örnek veriyorum." tiryaki okurken koptum ya :)  bende aynı durum fırınlarda var biri adres sorsa fırınlradan tarif ederim, bulusma noktalarını fırınlardan seçerim, fırınlarla midemden geçen güçlü bir bağlantım var

valerie (mana) kozmonovic (20 Şubat, 2009 13:24 Cuma)
duraklarla bir problemim yok. onları tenzih ederim.
duraklarda insanlar gayet normal (istanbul'da olduğu kadar işte), yardımsever vs olabiliyorken, otobüse binildiği anda bir "evil"leşme" bir kötü kötü bakmalar, hayattan nefret ediyorum, annemi babamı doğrayacağım ifadeleri falan.. ı-ı... yoo yo... hoş değil. taksicilerden de hiç hazetmiyorum genelde ama onlarla başa çıkabiliyorum. toplu taşımadaki mutsuz teyzeyle baş edemiyorum psikolojik olarak. ben galiba çok mutsuzum bu şehirdeki insanlardan :( geçen gün bankacı çok nazik ve babacandı bankadan çıkarken ağlıyordum resmen. galiba gidicem buralardan :( benim derdim otobüs değilmiş galiba...çok yalnızım be bigum :P

agresif koala (20 Şubat, 2009 13:27 Cuma)
bi kutu meyva suyu al, iyi gelir..

valerie (mana) kozmonovic (20 Şubat, 2009 15:23 Cuma)
fordçumusun be sen? nereye yorum yazsam arkamda duruyosun.

agresif koala (20 Şubat, 2009 15:29 Cuma)
alttayım ben arkada değil.. çok reca ederim, burası nezih bi site..

o değil de, meyva suyu haberi nereye gitti?   tamam tamam gelmiş geri..

mezzoalto (22 Şubat, 2009 23:57 Pazar)
en son bir otobüse bindiğimde yanımdaki teyze tarafından sinir harbine maruz bırakıldığımdan kelli, mecbur olmadıkça otobüse binmeyenlerdenim.. taksi-dolmuş-vapur-motor-metro herşeye razıyım ama otobüs, hele de şehir içi otobüse hayır.. 2 sene kadar bahçeşehir'e gittim otobüsle o şehirlerarası gibiydi, onu saymıyorum:)

en çok kullandığım araç taksi olmasına rağmen, havaalanı taksilerine muazzam gıcığım.. korsan taksi kullanın, şiddetle öneriyorum.. karşıya filan da çok uygun fiyatlarla geçiyorlar, açgözlü, ukala, suratsız havaalanı taksilerine katlanmaya hiç gerek yok.. havaşla taksim yapıp, taksimden karşıya geçmek bile daha iyidir..

o değil de, reklam çok başarılı, penguenlerin hastasıyız..

Yalçın (settar) Pembecioğlu (23 Şubat, 2009 00:15 Pazartesi)
besiktas - bebek arasi guzel bir otobus yolculugu yaptim ben 3 hafta once. kalabalikti ama muzikle falan guzeldi.

agresif koala (23 Şubat, 2009 01:54 Pazartesi)
taksicilere ben de gıcığım.. öyle böyle değil.. taksi plakası bu kadar pahalıyken taksici ehliyeti de pahalı ve alması zor olmalı..

o değil de settar, şehrin en elit hattında otobüse binmişsin tabi hoşuna gider.. gıcır mersedesler yeşil yeşil, saati de uyduysa hele oh mis..

phoenixia (23 Şubat, 2009 20:12 Pazartesi)
hah ağzımdan aldın.. otobüsler hurda bile olsa hat(manzara) ve hattın yolcuları fark oluşturuyor..

taksiciler ayrı bir haberin konusu olabilecek olsa keşke.. taksici reklamı yapılsa biz de atıp tutsak bir güzel..:))müşteri seçmeler,sen istediğinde durmamalar istemediğinde üzerine çıkmalar, mesafe beğenmemeler..oyh..

tiryaki (25 Şubat, 2009 00:24 Çarşamba)
 sahilden giden sarıyer otobüsleri ile diğer gerdana kolye olan ortaçeşme otobüsleri arasında inanılmaz farklar vardır. pho nun da dediği gibi mercedesler gıcırdır ve yol tenha olduğunda otobüs insan yoğunluğu da az olduğu için seyahat kalitesi mükemmele yakındır. özellikle sabah erken saatler ile pik saatler sonrasında bu hatlar zevklidir. pik saatlerde öğrencilerin de tercih ettiği bu hatlar gürültülü ve zevksiz olacaktır. bir detay daha bu hat boyunca çalışan halk otobüslerinden (tıpkı pek çoğundan olması gerektiği gibi) uzak durmak gerekecektir. anadolu da ise durum başkadır. beykoz, paşabahçe, ve daha ötesine sıkça yolcu taşıyan bu otobüsler anadolu yakasının mahkum edildiği ıkaruslarla kat edilir... ıkarus seyahat kalitesi namına ilginç özellikler barındırır. mercedeslerdeki haydin kardeşler bir olalım havası ıkaruslarda "ben yalnızım ben yalnızım" şekline dönüşür ya da "siz dördünüz geçin karşıma hmm" moduna geçer... ayrıca avrupadaki denize hem rakım hem de mesafe açısından denize sıfırlık burada aranamaz. otobüslerin birbirini hususi otoların da otobüsleri sollayabileceği tek düzlük kuleli düzlüğüdür. onun dışında bu yol ulaşım amacı dışında kullanılacaksa otomobille hafta içi sair zamanlarda tercih edilmelidir. halk otobüslerini eğer sabah işe herkesle aynı saatte ve aynı yöne doğru gidiyorsanız tercih etmeniz menfaatiniz icabıdır. aksi her durumda otobüsünüz varış çizgisine 1/4~1/5 durak kala hızlanacaktır. şehirdeki pek çok yere otobüs ile ulaşım mevcut. peki ya hız... hız söz konusu olduğunda ne yapmalıyız? taksi mi... kesinlikle hayır. yüce devletimizin imkan sunamadığı köylerde henüz eşekle tanışmış olan arkadaşlar malesef otomobil gibi kompleks bir taşıtı sizi taşımak için kullandığında sonuç oldukça verimsiz olabiliyor. profesor zafer tunca derdi ki, eğer otomobil i ithal ediyorsanız onun kültürünü de ithal etmelisiniz. otoan kültürü, adres bilgisi kültürü, navigasyon kültürü, en kısa yol, en hızlı yol vs. vs... ama eşek kültürüyle taksicilik de bu kadar oluyor. (istanbul da ulaşım rehberi s~112-118, tiryaki)

mezzoalto (25 Şubat, 2009 00:37 Çarşamba)
otobüsler, hayattaki tüm sorumlu vatandaşlık bilinci  otobüslerde, herhangi bir fren sistemine gerçekten etkisi olup olmadığı bile belli olmayan -hatta muhtemelen olmadığı için şöförlerin huzur içinde uzun uzun kullandığı- cep telefonunu kullanan / kullanmak zorunda kalan insanları söz ve mimikleriyle terörize etmekle sınırlı olan teyze ve amcalarla dolu olduğu sürece, binmek konusunda muazzam çekimser olacağım.. bu konuyla cık cıklamak ve tepki göstermek için gösterdiğin hassasiyeti herhangi başka bişey için göstersen çok daha güzel bir şehirde yaşıyor olurduk yahu.. evim-işim-okulum-gezdiğim yerlerin hepsi birbirine yakın, dolayısıyla ay lav taksi, ay lav minibüs-metro..

tiryaki (25 Şubat, 2009 18:05 Çarşamba)

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.