Anasayfa

4287_9043.jpg Resimleri
 

Buyology kitabının yazarı Martin Lindstrom 6 Mart’ta İstanb


Pin It
NY Times’da gecen hafta best seller olan Buyology kitabını alalım, unutmayalım derken Alametifarika'nın katkıları ile Martin Lindstrom 6 Mart 2009 Cuma günü İTÜ Ayazağa Kampüsü-Maslak'a geliyormuş!

Temiz kalpliyiz sanırız :))

Buyology kitabı nedir diyenlere:

Martin Lindstrom, tüketicilerin satın alma motivasyonlarını üç yılda tamamlanan ve toplamda 7 milyon dolar harcanan neuromarketing araştırmasında inceliyor. Beş ülkede 2.000 tüketiciyle yapılan araştırmanın sonuçlarını içeriyor kitap.




Senpozyum sabah 9'da Serdar Erener açılış konuşmasıyla başlayacak.
Program oldukca yoğun görünüyor :)

09:00 Serdar Erener-Açılış Konuşması
09:15 Brands on the Brain
10:35 Kahve Molası
11:00 Want to know a secret?
12:00 Smash Your Brand 2.0
13:00 Öğle yemeği
14:30 God Inc.
15:45 Kahve Molası
16:05 RevolYOUtion
17:10 The Mind Game, No More Secrets
17:30 Kapanış

Bilet fiyatları 500 TL+KDV.

Biletler konusunda iletişime geçeceğiniz kişi: ozgeyilmaz@alametifarika.com.tr

Bu arada unutmadan aynı konferans bi hafta sonraya Amsterdam'da 995 EU, ay sonuna New York'ta 795$.

Alametifarika kriz döneminde nasıl bu kadar indirimli sempozyumu ayarlayabildi hayran kaldım. Bu arada unutmadan sponsorlar: Garanti, Ülker ve Digiturk.



Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Aygül Pembecioğlu (17 Şubat, 2009 21:55 Salı)
Buyology ile ilgili daha detaylı bilgi ekleyeceğim, bunlar ilk bilgiler :))

Kitabın ücretsiz bir bölümünü okumak istiyorum diyenler PDF olarak şurdan download edebilirler.


Aygül Pembecioğlu (17 Şubat, 2009 22:32 Salı)
Buyrun bu da Martin Lindstrom'ın soru cevap röportajı:


Melih Cılga (17 Şubat, 2009 23:29 Salı)

Lindstrom’un bu yeni projesinin temelinde Neuromarketing kavramı var: Nöroloji, beyindeki karar verme süreçlerinin MR’la görüntülenmesi, davranışsal psikoloji vs. üzerinden marka tercihlerinin analizi gibi epeyce tartışmalı konuları biraraya getirmeyi deneyen, disiplinlerarası bir yaklaşım bu...
Lindstrom’un bu projeye yatırımcı aramaya karar vermesindeki ilham kaynağı da 2004 yılında yapılmış bir Coca Cola – Pepsi lezzet karşılaştırması amaçlı blind test (hikayesi yukarıdaki linkte var)...

Buyology, öyle devrim mevrim falan diyerek fazla heyecanlanmamak ve önümüzdeki yıllarda geleneksel kalitatif – kantitatif araştırma yöntemlerinin pabucunun tamamen dama atılacağını falan düşünmemek şartıyla, güvenli bir mesafeden ilgi gösterilmesi gereken yenilikçi ve iyi niyetli bir bilimsel macera gibi görünüyor (Martin kardeşimizin projesini pazarlamaktaki başarısına ise saygı duymamak zor)...

Meraklısı için, Buyology’ye “yapıcı eleştiri” gözlüğüyle bakan bir yazı burada...


Aygül Pembecioğlu (18 Şubat, 2009 08:22 Çarşamba)
Cola & Pepsi olayını Pepsi ile çalışırken müşteri bize anlatılmıştı. Hangi durumda dinledim ama hatırlamıyorum :)

Amazon reviewları çok garip, ya çok kötü ya da çok iyi vermişler. Baya tepki almış kitap. Merak ediyorum bir hayli ama Melih abi dediklerin aklımda izleyeceğim :D

Sitesinde yer alan teaser'ı da alta ekleyelim.


Melih Cılga (18 Şubat, 2009 10:28 Çarşamba)

Ta 2003 yılındaki BrandChild projesinden beri "güvenli bir mesafeden" takip ettiğim Martin’in yaptıklarına sempati duymamın sebebi, ortalıkta binlerce araştırma, veri ve rakamın uçuştuğu karmaşık ve tartışmalı konuları herkesin anlayabileceği basitlikte özetleyebilme ve showman cazibesiyle anlatabilme yeteneği...

Bir tarafta, temeli cognitive-science’a dayanan derin bir konunun ahlaki yönleri hakkında kilise papazlarından bile görüş alarak, best-seller olmaya uygun nitelikte bir “popüler bilim” kitabı yazabilmesi, diğer tarafta Ipsos ve Millward Brown gibi iki dev araştırma şirketini projesini desteklemeye ikna etmesi vs. bunlar az buz başarılar değil...

Öte yandan, Martin’i bir kenara bırakacak olursak, geleneksel pazar araştırma yöntemlerinin sınırlarının sorgulanması neden önemli ve gerekli bir konudur, bunun cevabını yıllar önce David Ogilvy vermiş zaten:
The problem with market research is people don’t think how they feel, they don’t say what they think and they don’t do what they say they do.

Sonuçta, insanların reklamlar ve markalar hakkındaki “gerçek” duygularının fotoğrafını çekmekten başlayıp “human-machine interface” uygulamalarına kadar uzanan fütüristik çerçevesiyle Neuromarketing, son yılların en çekici ve tartışmalı konularından birisi:
Belki bu konuda daha sağlıklı bir fikir edinebilmek için, geçen yıl İngiltere’deki Warwick Üniversitesi’nin düzenlediği Neuromarketing Konferansı’ndaki konuşmacıların videolarına bakmakta da fayda olabilir...


pintush (18 Şubat, 2009 13:35 Çarşamba)
Bu arada APG Istanbul üyeleri Buyology sempozyumu biletlerini %15 indirimli alabiliyorlar.
Bilmeyenlere duyuralım APG, Account Planners Group anlamına geliyor. APG Istanbul Reklamcılık Derneği tarafından da destekleniyor.
APG'ye senelik üyelik 100 TL. (artı giriş aidatı var bir kez verilen. O da 100 TL)
Üye oldum, faydasını görüyorum, tavsiye edilir.
www.apgistanbul.org


buraKargın (18 Şubat, 2009 14:55 Çarşamba)
Bu arada Martin Lindstrom hakkında biraz bilgi verelim: Avustralya doğumlu Lindstrom, 12 yaşında kendi reklam firmasını kuran bir pazarlama gurusu. Kurduğu BBDO Interactive sayesinde 27 yaşında Asya’nın en büyük web ajansının CEO’su olan guru, daha sonra aynı başarıyı BBDO Interactive Avrupa’yı kurarak tekrarladı. Adage’de her hafta düzenlediği video raporları, yazılarıyla 30 ülkede 4 milyondan fazla kişiye ulaşıyor. Yılın 300 gününü yollarda geçiren Lindstrom, aynı zamanda pek çok şirketin de yönetim kurulu üyesi. Müşterileri arasında Disney, Mars, Pepsi, American Express, Mercedes-Benz, Reuters, McDonald’s, Kellogg’s, Yellow Pages ve Microsoft yer alıyor.
 
Lindstrom’a göre tüketicinin gerçekten ne istediğini anlamak için, onları dinlemek, saha analizleri yapmak ya da milyarlar harcanarak yapılan modellemeler, analizler yeterli değil. Çünkü tüketici uzun zamandır söylediğini yapmıyor, inkâr ettiğini kucaklıyor. Bu yüzden Lindstrom ve araştırma ekibi kaynağa, yani beyne giderek satın alma kararlarının nasıl verildiğini ölçüyor, inceliyor.

Kitaba ismini veren “buy-ology” terimi, alışveriş yaparken vücudumuzun gerçekte neler hissettiğini ve neler istediğini anlama bilimi anlamına geliyor. Kısacası tüketiciler bilerek ya da bilmeyerek bize yalan söyleseler de, beyinleri hep doğruyu söylüyor.

Duyguların ve mantığın kesiştiği noktada buluşuyor. Bize beynin karar verme sürecinin nasıl geliştiğini ve bu durumdan markaların nasıl yararlanabileceğini anlatıyor. Üretim-tüketim alanında emek veren herkesin dikkatini çekebilecek bir sempozyum olacak.

Aygül Pembecioğlu (18 Şubat, 2009 16:27 Çarşamba)
Tüm bildiklerini ve fikirlerini bizimle paylaşan Melih Abi ve buraKargın'a çok çok teşekkür etsem :)))

Bigu'da bir konu başlıyor, herkes bilgisini ekliyor. Sanırım en sevdiğim yanı bigu'nun bu :)

agresif koala (18 Şubat, 2009 19:28 Çarşamba)
bigu indirimi yok mu?

peki şimdi reklamcılık hakkında tüm bildiklerimiz yanlış, ve bunu sadece 500 liraya mı öğrenicez.. artı kadeve.. doğrusunu da öğretecekse fiyat iyiymiş..

buraKargın (19 Şubat, 2009 01:26 Perşembe)
Melih Abi'nin dediği gibi Martin Lindstrom 'un projesini sahiplenişine ve pazarlamadaki inancına+başarısına saygı duymak gerek. Şu sözleri bu konuya neden merak saldığını ve bu işe giriştiğini yeterince açıklıyor:

“I have spent years talking with brand fans; from obsessed Harley Davidson riders to young Japanese Hello Kitty admirers (one of whom, incidentally, owns more than 12,000 pieces of Hello Kitty merchandise), to devoted Irish Guinness beer drinkers. I’ve, time after time, been struck by the apparent parallels between the power of religion and of brands over followers. But, in reality, would such a claim possibly hold up? Is it possible that some brands have managed to create their own religion by, coincidently or deliberately, adopting triggers and tactics from the world of religion? The question became an obsession for me.”

Daha fazlasını merak edenler için ChangeThis'de daha detaylı bir PDF dosya var, buradan indirebilirsiniz.


espirimate (19 Şubat, 2009 09:07 Perşembe)
Daha önce Türkiye'ye geldiğinde konferansına gitmiştim.
O zaman ki konu " brand sense " idi. Notları hala durur. İsterseniz paylaşabilirim. Bu adam Danish yalnız. Kendisi de hatta belirtmişti,  " Benim İngilizcem Danish aksanlı ve beni anlamakta zorluk çekebilirsiniz " demişti.

Her neyse, bu konu yeni bir konu değil zaten."  Tüketici nasıl düşünür " kitabında yanılmıyorsam Gerald Zeltman bunu teorik olarak baya güzel şekilde açıklamıştı. Bilinçaltı ve %95 olayı.


Bu da tabi eğlenceli kısmı. Harvard'ın profesörü çıkıp böyle anlatacak değil. Çünkü bu adam gerçekten show yaparak anlatıyor. Yanında bir de nörolog getirirse şaşırmamak lazım...




AddWork (19 Şubat, 2009 12:38 Perşembe)
Martin Lindstrom, bu ay ilk sayısı çıkan The Brand Age 'de de yazıyor.
www.thebrandage.com

buraKargın (26 Mart, 2009 15:43 Perşembe)
Erol Batislam der ki; buy.ology, my.ology



Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.