Anasayfa

4262_8971.jpg Resimleri
 

Örtülü Gerçekler


Pin It
Arkadaşlar,
Geçen akşam bayadır uzak kaldığım siteleri takip ederken bizden ilginç bir işle karşılaştım. Hem uzun zamandan beri bu gerçeklikte fakat abartıya kaçmış iş görmemiştim hem de uluslararası reklam bloglarında konu olup sıkı bir şekilde tartışmaya vesile olacağımıza inanmamıştım. Evet aslında çalışmanın fikir noktasından ziyade, adsoftheworld'deki yorumların çeşitliliği benim ilgimi daha çok çekti diyebilirim.

Çalışmayı

+İslama hakaret olarak algılayanlar
+Seksi hatunun bu şekilde tasvir edilmesinin gerçekçi kaçmadığını savunanlar
+Türkiye'yi zaten bu şekilde zanneden cahil Avrupa ve Amerika toplumunun önyargılarını pekiştirdiğimize

kadar bir çok fikre tanıklık edebiliyorsunuz.

Açıkçası benim görüşüm,
Çalışmanın uygulama noktasında gözüme tanıdık gelmesinin verdiği tepkisizlik psikolojisinin gerçekleri dile getirmesi noktasında iyisinden hallice şeklinde bir kanaate ulaşmama vesile olmasıdır. Derginin hedef kitlesi bakımından düşündüğümüzde normal, fakat biraz dışarı çıktığında anormal bir görüntü sergilemesi ise işin handikabı olmuş.

Sizlerinde değerli görüşlerinizi çok merak ediyorum.

İşin künyesi:
Fikir babası: Hulusi Derici :)
Advertising Agency: M.A.R.K.A
Art Director: Çağlar Cengiz
Released: February 2009



Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


firat® (12 Şubat, 2009 12:10 Perşembe)
Fikir babası Hulusi Derici'nin değil bu arada. İş tamamen sanat yönetmenine ait.

Aygül Pembecioğlu (12 Şubat, 2009 12:21 Perşembe)
Burda da hakkı yenilmiş sanat yönetmeninin :(

mezzoalto (12 Şubat, 2009 12:40 Perşembe)
yorumları okuyunca dehşete düştüm, epey de utandım..

dozdenoir (12 Şubat, 2009 13:44 Perşembe)
mediacat 2009 yılında şok konseptini kullanacakmış kapaklarında... cidden şok.  ben beğendim aslında brief şok ise cidden şok. bütün yorumları okuyamadım açıkçası ama şöyle bi göz gezdirdiğimde gene sığ ve ne savunulduğu belirsiz şeyler gördüm. Çok türkiye içinden bir bakış gibi algılıyorum bu kapağı, biraz günümüz portresi var. o yüzden yurtdışından gündem bilgisi olmayanları yorumları havada kalıyor. Her zaman hulusi derici'nin işlerini ilginç bulurum. her zaman kendinden bahsettirir. Bu şok da insanlarda travma yaratıyorsa amaca hizmet ediyor demektir.

aynasilgisi (12 Şubat, 2009 14:31 Perşembe)
 fotoğrafçı kim acaba, künyede onun da yer alması gerekir

aynasilgisi (12 Şubat, 2009 14:37 Perşembe)
 bari ads of the world'e "dindar tüketiciler" i ingilizce gönderselermiş, göz rengi de çok yapay olmuş.

hopçikitangasamuray (12 Şubat, 2009 14:41 Perşembe)
İş sanat yönetmenine aitse, Mediacat'in olayı Hulusi Derici üstüne kurgulaması çok saçma. Neden böyle bir şey yapmışlar acaba?Reyting çabası mı diyeceğim ama yani ne gerek var ki, sonuçta çok sansasyonel bir fikir değil.
Bunu da açıkçası sürekli olarak önümüze çıkan ve sıklıkla işlenen çarşaf, türban, takkeci, takunyacı imgelerinin beyinde yaratmış olduğu alışkanlığa bağlıyorum

valerie (mana) kozmonovic (12 Şubat, 2009 16:32 Perşembe)
sayfa altındaki ikinci başlığı okuyamıyorum.
o yüzden mi hiç yaratıcı gelmedi aceba bana?
eee?? demek istiyorum.
belki örtünün altından çok pahalı görünen bi gerdanlık çıksaydı aceba daha mı anlamlı olurdu?
(içeriği bilmiyorum ama... )
anlamadım cidden eee? yazıyı okuyabilen biri söylesin neymiş?

karaasa (12 Şubat, 2009 16:57 Perşembe)
 dindar tüketiciler sanırım

valerie (mana) kozmonovic (12 Şubat, 2009 17:45 Perşembe)
yok o diil.
onun yanındaki karede sayfa altında da bi'şey yazıyo sanki.
eğer sadece o yazıyosa ee yani?
dindar tüketiciler ve örtü açılır memeler görünür bu mudur?
tüketim/meme ilişkisini mi çözemedim aceba ben nedir?
ne anlatıyo allah rızası için biri bana söylesin.
amin.

Melih Cılga (12 Şubat, 2009 17:53 Perşembe)

Türkiye’deki dindar kesimin belirli bir grubunun “sınıf atlamaya çalışarak kapitalizmle barışma yolculuğu”, tartışılması gereken bir konu:
Örneğin, parası olan dindar kadınlara yönelik özel kuaförler, güzellik salonları, tesettür defileleri vs. ile yepyeni bir endüstri oluştuğu bir gerçek. Londra’daki Harrods mağazasından ipek haşema sipariş edip Antalya’daki beş yıldızlı otellerin haremlik sahilinde denize girebilmek, bugün birçok orta sınıf kadının hayalini süslüyor...

Son yirmi yılda sermayenin paylaşımında ve yeni para kazanma olanaklarının dağılımında ibrenin kendilerine doğru dönmesi, dindar kesimdeki girişimci-esnaf-eşraf grubunu ister istemez evrim geçirerek “ikiye bölünmüş bir hayat” yaşamak mecburiyetinde bıraktı: İnanç ve değer sistemlerinde Doğulu, tüketim alışkanlıklarında Batılı olan, ikili bir yaşam tarzı... Nesillerden beri ait oldukları sosyal sınıfı terk edip nihayet öykünmeye başladıkları burjuva sınıfına ait “tüketim özgürlüğü”nün tadını çıkartıyorlar şimdilik.

Ama bu ekonomik değişimin beraberinde “demokrasi bilinci”ni ve “kendilerinden farklı olana hoşgörü”yü de getirdiğinden epeyce kuşkuluyum... “Kamusal alanda kendini ifade etme özgürlüğü”nün hem dindarlar hem de laikler için gerekli ortak bir ihtiyaç olduğunu her iki tarafın da kabul edebilmesi için, uzun bir demokrasi mücadelesi bekliyor Türkiye’yi...

Öte yandan, “ifade özgürlüğü”nü bir kenara bırakıp yeniden “tüketim özgürlüğü”ne dönecek olursak, parası olmayan dindarların Batılı tüketim alışkanlıklarından bir şey ödünç alma şansları da yok haliyle. Onlar dünya nimetlerinin değil, ibadetin nimetlerinin tadını çıkarabiliyorlar, Çetinkaya mağazası ya da Bereket Döner vs. formatıyla sınırlı temel tüketimlerinde "din kardeşliği dayanışması"na sarılarak şehir hayatına tutunabilme mücadelesiyle meşguller...

Bu arada, özellikle birkaç yıl önceki “Takva” filminin, bu tartışmanın popüler gündeme taşınmasında bir kırılma noktası olduğunu da hatırlatmak isterim: Paranın karanlık cazibesine hazırlıksız yakalanan bir Müslüman’ın çaresizliğini hepimiz şok halinde seyrettik. Öte yandan, cemaati ve ticareti yönetmeyi aynı anda taşıyabilenleri de gördük... Önümüzdeki yıllarda “onları” daha yakından tanımaya devam edeceğiz gibi görünüyor...


dozdenoir (12 Şubat, 2009 18:09 Perşembe)
Extreme Islamic consumers yazıyor orada mana ingilizcesi yani. Ben düz mantıkta düşündüğümde Karaçarşafın altından çıkan iki dolgun meme insanı şok edebilir. Derinlemesine bir anlam bakmamak lazım sanki.  brief ŞOK etmek üstüne olduğundan öyle yorumlandığında anlamlı oluyor bence.

Aygül Pembecioğlu (12 Şubat, 2009 19:03 Perşembe)
Bu çalışma Mediacat dergisinin kapağı idi. Ve evet mana dediğin gibi örtü açılır memeler görünür şeklinde.

Derginin alt kısmı kıvrık aslında kapalı, sonrasında o kısmı aşağıya doğru açınca memeleri görüyoruz konu bitiyor :)
Tek metin var "dindar tüketiciler"

valerie (mana) kozmonovic (12 Şubat, 2009 20:30 Perşembe)
e ingilizcesinde extreme daha bi toparlayıcı olmuş da (meme insanı extreme yapıyosa burdaki yarımız extremiz valla baya :))
türkçesi için konuşuyorum başta;
diyelim ki şoke olduk  bunun tüketiciyle, tüketimle ne ilgisi var? bi dolu şoke eden dindar görseli bulabiliriz. ne diyo bu kapak? "dindar tüketici de taş gibi vallaha ha!" mı diyor? yoksa dindar tüketici silikon mu yaptırmış? push up mı ya da? oha müslümanların da göğüsleri varmış! mı? (burada kibarlaşmak istedim).

melih bey'in yazısı çok güzel bir özet ve başlık "dindar tüketici" ise insan bunlara dair birazcık bir şeyler sezmek istiyor görselde de.
yüzyılların klişeleşmiş karikatürüdür ya "çarşaf açılır meme görünür." bomboşşş...
hulusi vespucci.

(viki ve dozdenoir açıklamalar için teşekkürler)

hopçikitangasamuray (13 Şubat, 2009 10:12 Cuma)


Melih Bey'in anlatmak istediğinin bir nevi özeti.
Bu arkadaşlar, Fatih'de türban ve diğer İslami(!) kıyafetler satan ve hedef kitlesi tarafından sıkı bir şekilde tutulan sağlam bir mağazaydı. E, hükümetin pırlanta ve diğer değerli taş ürünlerine yaptığı vergiden muaf olma fırsatıyla,  zenginleşen yeşil sermayenin gücü, zamanında haram saydıkları bir takım dünyevi süslere hem ticaret olarak hem de edinme maksadıyla sıkı sıkıya sarıldı.
Yani güven problemi aşılıp, MElih Bey'in dediği gibi kapitalizmin getirdiği sıcak paranın zevkini almaya başladılar.

Sonuç; zamanında millete münafık diyenler şimdi altın varaklı seccadelerle namaz kılıyorlar(!)

phoenixia (14 Şubat, 2009 01:08 Cumartesi)
altın ya da değerli eşya kullanımı benim bildiğim, islam'da haram(yasak) değil.. özellikle de kadınlar için değil..
ama ziynet eşyasının kişi üzerindeki kullanımı-teşhiri- konusunda dikkat çekilen birtakım uyarılar var..

hatta değerli taşlar ve ticarette de kullanılabilcek değerdeki maddelerin(altın gibi) evde süs eşyası(biblo, ayna vb) olarak -istenen birşey değil aslen bu-bulunması halinde bile o eşyalara ait zekatın verilmesi gerekliliği gibi mevzular vardı hatırladığım.. yani ekonomide likit halde bulunması daha işlevsel olan birşeyi stok halde tutuyorsan-ki tutmamalısın diyordu- ekonomi içindeki hareketliliği adına bir pay ödemek diyebiliriz buna...-emin değilim hatırladığım kadarıyla bu-
ticaret de yasak demezsiniz sanırım...:)

guruk (14 Şubat, 2009 12:51 Cumartesi)
Adsoftheworld’deki yorumları okuyunca propagandanın gücüne birkez daha taptım, insanlarda derin izler ve önyargılar bırakan bir dönemden geçiyoruz ve bu izlerin silinmesi bence çok uzun zaman alacak. Bu, iletişimci bakış açısıyla baktığımda tartışmaların karşılıklı anlamsızlığı ile ilgili yorumumdu, en seviyeli ve anlamlıları bigumigucuların yorumlarıydı elbette.
Bu işteki çarpık zeka ürünü olan detayın, yani “örtü açılır, memeler görünür” durumundan daha karmaşık hale getirenin, örtü açma işinin okuyucuya paslanmış olmasıdır. Göstergebilimsel çözümlemesi daha keyifsiz bir yere doğru sürükler gibi geliyor.
Çalışma, profesyonel anlamda, bir fetişin gelişimine katkı yapacağa, teşhirin ve teşhirciliğin tarihçesine yeni bir soluk katacağa benziyor

cagatay (tortilho) karakoc (02 Nisan, 2009 08:36 Perşembe)


Kendi halkını bile öldürmekten çekinmeyen bir devletin başkanıyla ile Atatürk ü bir tutmak!

Sansasyon etkisi ne kadar büyükse Satış da o kadar büyük olur düşüncesinde Atatürk olgusunu " Yıkalım artık Atatürk tabusunu"  bahanesiyle bu seviyeye düşecek kadar hor kullanmak hangi akla amaca uyar ki? Böyle bir zamanda bu tabuyu yıksan eline geçecek?

Hangi akla,Hangi zihniyete,kime fayda bu?

Yazık!


viki ve settar sonuna kadar haklısınız, haber yapıpda onların amacına hizmet etmenin mantığı yok.



valerie (mana) kozmonovic (02 Nisan, 2009 15:56 Perşembe)
bunun ayrıca haber yapılması gerek sanki?

Aygül Pembecioğlu (02 Nisan, 2009 16:01 Perşembe)
mana'cım her ay mediacat'i ana sayfada reklamını yapmak istemiyoruz :)) burda konuşalım konuşmak istersek dedik :D

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.