ilk gördüğümde cumhuriyet sandım bu reklamı, hatta sabah kelimesi ile irkildim. Çalıkoğulu devletin parası (kredisi) ile gazete alsın. ihaleyi binbir rezillikle kazansın. Hükümet yalakalığı yapsın,ondan sonra yok yalakalıkmış,rant sağlamakmış, her devrin adamı olmazmış. (ki burada özköke hürriyete taş atıyor) Güzel reklam, güzel metin, iyi seslendirme ama ürünle sıfır örtüşüyor. Sen git 5 kupona çanak çömlek ver sabahçığım bu reklamlar seni bozar...
Sabah Gazetesinin uzerıne yapısan imaj el degistirmedikce kurtulabilecek gibi degil, istedikleri kadar reklam yapsınlar kan kaybını durdurmaları cok mumkun gorunmuyor...
sabah ın söylendiği giibi olmadığını bende kabul ediyorum ama cumhuriyet gazetesi için doğru mu oluyor söylenenler? ben son 10 senedir cumhuriyeti yanlış yorumluyorum sanırım ben hiçte tarafsız, ilkeli, özgür bi yayınını görmedim de...
bu arada animasyon hoş olmuş aklıma bekonun dönen yazılarını getirdi
@hornethido ben reklam ajansı yerine sabah'a laf atmayı uygun bulurum. kampanya gerisinde briefi veren sabahtır, işi onaylayan gene sabahtır. Bir kurum kendi gerçeklerini göremeden atıp tutuyorsa ömrü çok uzun olmaz. @concussion açıkçası ben reklam tarzı ve söylem sertliği bakımından cumhuriyetle bağdaştırdım. Yoksa tarafsız, objektif, ilkeli gibi içi boş kelimeleri herhangi bir gazete ile birleştirmek imkansızdır. Ortada bir yazı, bir yorum varsa, kesinlikle bir taraf, bir ideoloji de vardır. (Haber Sosyolojisi derslerimden bir not ) : ))
kurumun kendi gerçeklerini görmesini beklemek biraz iyimser ama sanırım.. zaman örneğinde de olduğu gibi, bu gazetelerin bu kampanyaları yapma amaçları zaten kendilerine atfedilen özelliklerin dışında olduklarını göstermek.. gazetenin kalkıp "ben akp tarafından desteklenen, ve akp taraftarı bir gazeteyim, haberimi de yorumumu da buna göre veririm" diyecek hali yok ya, elbette ben yağlamam, rant peşinde koşmam, falan filan dicek:) bu tip çalışmalar aslında gazetenin imajının ne kadar sarsıldığının gayet farkında olduğunu ve düzeltme kaygısı duyuracak hale getirdiğinin bir itirafı sadece, hopçiki'nin de dediği gibi bir tür bilinçaltı patlaması.. reklamla düzelecek hali yok tabi bu imajın da, maksat dostlar alışverişte görsün.. o gazetenin barındırdığı iki E.A. yeter zaten ne mal olduklarını ortaya koymaya, başka birşeye gerek yok ki..
ama hakkaten cumhuriyet yapsaymış, ne bileyim vatan yapsaymış bu reklamı keşke:) sabah'ta ekstra derecede gülünç durmuş:)
bunu 3. sayfadan yapıyorsa, o konuda şaşılacak bişi yok tabi, buna benzer benzemez ne örnekler var hemen her gazetede.. ama bu haber anasayfadaysa, hakikaten vatan'ın biraz daha verimli çalışan muhabirlere ihtiyacı var demektir:) bu arada "bu reklamı vatan yapsaydı" derken, "vatan sütten çıkmış bir ak kaşıktır, şahane bir medya organıdır" değil, "sabah'ınkinden daha az sakil dururdu" demek istemiştim:)
vikii, ooof, resim flu olduğundan o detaya hiç dikkat etmemiştim, şahaneymiş, üstelik yalan da sayılmaz haber bu bağlamda:) fakat kadının resmi olmamış:)
@ELOY bu tarz animasyonları sağda solda bolca görebilirsin. Türkiye'de bu işi çok hoş yapan pek yok ama sabahın işi güzel olmuş. bir iki şüpelendiğim biri var bakalım hangisinin çıkacak ya da yeni birileri mi?
Bir çok Türk markası kendini olduğundan daha iyi, daha kaliteli göstermek için reklama para harcıyor. Bu normal. Gazete yalancı evet ama diğer reklamlar da pek gerçek değil ona bakarsan.
uygulama güzel. metinler güzel. seslendirme güzel. geri kalan tartışma reklamın var oluş tartışması zaten. mağara duvarları resimleri kadar eski, küçük bi mübalağa ile. (küçük mübalağa küçük mübalağa kuyruğun nerede?! )
@cemgul, ya tabii ki öyle, belki de reklamın doğasının bir parçası bu "parlatma" işi ama sanırım burada olayın artık çok "kör gözüm parmağına" olmasından kaynaklanan bir durum söz konusu olduğundan bu kadar tartışılıyor:) yoksa hani sabah bağlamından dışarı çıkarsak gayet gaz verici, çarpıcı, dikkat çekici bir reklam..
Artanubis bencede inanılmaz güzel tipografik bir uygulama çok çok beğendim.
sabah mı değil mi konusuna gelince, belki sabah stratejik olarak kendine yeni bir alan seçmiştir. bu söylev alanını boş bırakmamak aslında cumhuriyetin olduğunu düşündüğümüz alanın artık cumhuriyete bırakılmayacağınıda gösteriyor olabilir. bu anlamda bir zamandır temmeli yada temelsiz cumhuriyetin kullandığı söylevin artık her iki anlamdada bir rakibi olup olmadığını devam reklamlarda göreceğiz. Bu arada evet, cumhuriyetin tarafsızlığı konusunun epey su götürür olduğunu bende düşünüyorum.
Tipografinin etkili kullanimi adami boyle carpar iste:)
Yillardir alisik oldugumuz cizginin cok disinda bir elbiseyle cikmis karsimiza. Kumasi, kesimi cok iyi olmasina ragmen onun uzerinde biraz siritmis, bol gelmis.
iyi hatirlattin o eski haberi kargi... orada yazdigim yorum da pek eglendirdi beni:
tipografik reklam uygulamalarını filan da çok severim zaten ama bu beni benden aldı resmen...ne kadar başarılı...vay beee... "Fonnntlarınnn gücü adınaaaa!! He-Font" ben iyi değilim...işten çıkıp evime gideyim artık...:)
ve müthiş yorumlar art arda geliyordu demekten başka elimden yazık ki başka hiçbirşey gelmiyor :) (takdirle kaşılıyor [5 pekiyi aferin] saygılar sunuyorum...)
Not: All Bundy ve Matrix ajanları ikilemesi müthişmiş hakkaten.... Habere yorum yazmak gerekliliği bile görmemiştim ilk zamanlar ama bu kadar "kör gözüne parmak" olunca tutamıyor kendini insan ve "maşşallah" yahu diyor, ne tosunlar yetiştiriyor yurdumun medyaları :)
ilk filme göre daha sıcak bir film olmuş. Tipografiyi kutlamak lazım gerçekten, bu filmin sözlerinin daha yuvarlak olması sabahın konumunu daha iyi yansıtmış zannımca.
böyle temiz tipografik çalışmalar ülkemde genelde şöyle algılanıyor:
"Şu sıralar iki gazetenin birden reklam kampanyası başladı, biri Sabah'ın diğeri yeni çıkacak olan Habertürk'ün. Sabah sadece kelimeleri kullanarak bir imaj kampanyası yapmış. Gazeteye yönelik ‘yandaş medya' eleştirilerine de yanıt veriyor bir anlamda. Ama görsel yönden o kadar zayıf ki, bir izleyenin ikinci kez izlemesi için hiçbir neden yok. Etrafta sadece uçuşan kelimeler var, bu sadece radyo reklamı olarak iyi olabilir. Televizyon görsellik ve prodüksiyon demek. Bu kadar sıfıra yakın bir prodüksiyon benim aklıma tek bir şey getiriyor. İş aceleye gelmiş, Sabah para harcamak istememiş. Gelelim Habertürk'e... Farklı olacak farklı olacak denilen gazete bu mu? Farklı olacak denilen gazete daha ilk imaj reklamında Hürriyet'e, Sabah'a, Milliyet'e, Vatan'a laf atarak işe başlıyor. Peki gazeteyi okuyan şapkalı abi kim orada? Bakın o gerçekten farklı; Türk'ten çok İngiliz'i andırıyor... Hem imajı hem sloganlarıyla okurla ilk buluşma için çok soğuk bir kampanya. Onu bilir onu söylerim, Türkiye'de burnundan kıl aldırmayan reklamcılar iş yaratıcılığa geldiğinde hem Sabah'ta hem Habertürk sloganlarında olduğu gibi “kelime oyunundan” başka bir şey bulamıyorlar. Akılda kalacak “vaay ne güzel düşünmüşler” dedirtecek tek bir şaşırtıcı iş çıkmıyor."
...Ama görsel yönden o kadar zayıf ki, bir izleyenin ikinci kez izlemesi için hiçbir neden yok. Etrafta sadece uçuşan kelimeler var...
kendinisinin beko veya arçelik reklamları hakkındaki yorumunu da merak ediyorum. Ayrıca ipod lansmanı hakkında da fikri sorulabilir. "ne öyle gölgeler fln prodüksyondan kaçmışlar apple batıyo galiba" diyecekti herhalde. (belki de demiştir)
Böyle geri kafalı bir yorumla karşımızda olması vallahi yazık. Çok yazık.
oha diyorum çüşşş diyorum cengiz semercioğluna. geri kafalı değil cahilce. onun yerine utandım okurken cahilliğinden. kişisel beğeni olsa neyse. "ucuza kaçmak, kelime oyunları..." hehehehe popomuzla gülüyoruz cengiz sana. sen bi süre yazma. kendisinin bilgisizce ahkam kesmeleri sadece reklamla sınırlı değildir. ekşi sözlükte onlarca örneğine rastlanabilir.
reklam en azından gazete politikasıyla uyusaydı iyi olurdu.Reklamı izledikten sonra "hadi oradan!" diye tepki veren çok kişiye rastladım.Yaftalamanın daniskasını yapıp, yaftalamayın diye bağıran gazete reklamlarına benziyor.
burada bary sana itiraz etmek istiyorum. Zaten reklamın yapılma amacı el değiştirme sonrası edinilmiş sabah algısını değiştirmeye yönelik o yüzden gazeteyle aynı eksende olmasına gerek yok sanırım
yani "el değiştirsek de biz şöyleyiz böyleyiz" demek aslında evet. "kimsenin gazetesi değiliz." e çok fazla vurgu yapılmış. tabii yersen ama reklamın amacı Karaasa'nın dediği gibi zaten bu algıyı yoketmek ya da en azından yumuşatmak ya da vs e ne deselerdi "bok gibi gazeteyiz ona göre dürüst reklam yapalım, taraf tutuyoruz , dürüst değiliz, kalitesiz habercilik (?) yapıyoruz." falan mı? hm baya ironik olurmuş dürüst değiliz diyerek dürüst davranmak.
bu arada bide işin şu yönü var. Sabah bir gazete ve reklamında bile tipografi kullanıyor buraya kadar güzel ama aynı tipografi oyunları ve sadeliği gazetesinde ve eklerinde kullanmıyor?
yahu psyop, shilo, onesize falan yardırıyo global markalarla oturdukları yerde, biz yapınca "masaüstü film, ucuz film" deyip geçiyoruz. İlla gidip Paris Hilton'un halasının kızını ve eşrafını falan toplayıp Güney Afrika'da 150 kişilik ekiple çekicen, servet harcıcan, o zaman "ah işte ben buna reklam derim bol para, abartı prodüksiyon, reklam budur" oluyor. Ezik ve görmemiş olan sadece bu tercihi eleştiren-eleştirecek gazete yazarları değil masaüstü filmleri ucuz ve kıytırık diye aşağılayan bizim reklamcıların ta kendileri.
@mana haklısın ama reklamda çok abartmışlar, bana aslında öyle olmayan, ama öyle gözükmeye çalışan bir izlenim verdi.Ama inandırıcı olmamış, demek istediğim o.Tabiki -atıyorum- biz kötü, taraflı bir gazeteyiz diyecekleri yok.Ama "kimsenin gazetesi değiliz" mümkün olsa hap olarak dağıtılacak hissi veriyor ve beni izlerken bunaltıyor.
emre haksızda değiller koskoca sabah tutmuş senin eserini ufak oynamalarla kullanmış sen bunun gururunu onurunu yaşayacağına eserini sahiplenmeye kalkmışsın vay özgür ve yaratıcı basın!!!! düşmanı seni
bu arada bu ova alışveriş merkezleri konusuna da uyarmı aslında
"bu ülkeyi biz kurduk" reklamının 28. saniyesideki düşen elma bana ait :) istocka yüklemiştim geçenlerde... sattığına seviniyordum bir yandanda kim alır yahu kesilip düşen elmayı diyordum
ancak ben işte burada teknik bir dilin ortaklığını görüyorum. çünkü sabah kelimelerin anlamlarından ve kavramsal benzerliklerden faydalanmış, pulp fiction videosunda ise ses ve vurgulardan. arada bu noktada çok fark var bence. tipografi de herhalde bu videoyla icat edilmedi değil mi? illa benzeyecekse beko tadına daha yakın örnekteki.
2 filmde de Latin alfabesi haricinde hiç bir ortak yön göremedim. Sabahın filmleri hem fikir hem de prodüksiyon açısından çok başarılı. Peki Sabah'ın ajansı kimdir, hangi prodüksiyon şirketi yaptı bilen yok mu?
Tipografi sanatını tabi ki uçuşan kaçışan harfler olarak görmüyorum :) kullanılan ortak teknik nedeniyle çoğu iş çalıntı damgası yiyebiliyor. Sabah reklamı için de böyle bir ithamda bulunanlar varsa, tasarımla ilgili oldukça dar bilgileri olmalı.