Anasayfa

1423_2752.jpg Resimleri
 

karanlıkta yemek yeme keyfi?


Bigu'yu takip eden ve parası bol gelenler için tabi yeni fikirleri de söylemeden geçmeyelim.

Çin'in ilk karanlık restorantı "Dark Restaurant" açılmış. İlk olarak Almanya'da açılan bu restoran tarzının ana amacı körlerin çalışabileceği bir ortam yaratmakmış. Konsept tutunca dünyanın her yerine yayılmışlar (bana bu fikir kısmı biraz sonradan yazılmış gibi geldi açıkçası, reklam ajansı bulmuş olabilir bu fikri)

Garsonların gece görüşlü gözlükler ile servis yaptığı restoranda, müşteriler özellikle tabaklar kirli, tabağımdan saç çıktı gibi herhangi bir yorum yapamadan gelen yemekleri yemeleri gerekiyor. 

Karanlıkta yenen yemek ve içecekler, daha etkileyiciymiş. Duyularınızı "karanlıktan korkmak" harici tedirgin edebilecek hiç bir şey olmuyormuş etrafta. Yemekler bezelye gibi çok taneli yiyecekler olmuyormuş. Bir de garson size tarif ediyormuş, misal "3 yönünde peynir var" diye :P

İçeri cep telefonunun da giremediğini belirtmeden geçmeyelim. 



Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Mustafa (mıstık) Avcı (06 Ocak, 2007 09:52 Cumartesi)
Sırf karnımı doyuracam diye, bu kadar yoramam kendimi..

Yalçın (settar) Pembecioğlu (06 Ocak, 2007 14:26 Cumartesi)
Yemeklerin lezzeti icin degil de, deneyim yasamak icin gidilir zaten buraya. Mudavimlerinden ziyade meraklilarin ve turistlerin ilgisini ceker. Ben denemek isterdim. Zifiri karanlik korkuttugu kadar buyuluyor da beni bazen.

alisureyyatorun (06 Ocak, 2007 18:54 Cumartesi)
ben denedim valla evde isiklari kapatip iki biftek parcasini yiyeyim dedim ama cx olmuyo... psikolojik olarak sohbet de edilmez yahu.

buraKargın (07 Ocak, 2007 01:02 Pazar)
Yok be olmamış, yaratıcılık ile yırtıcılık karıştı iyice...
Ama kesin köşeyi döner bunu açanlar, farklı olmanın her yolu deneniyor ne de olsa!

elifbb (07 Ocak, 2007 09:32 Pazar)
Mutfak karanlık olmasın da, gider deneriz nolcak...

Yok yok fikir ilginç gelse de, tam verimiyle tat ve koku alamayan üstelik böyle durumlarda aklına binbir saçma fikir gelebilen bir insan olarak benim ne yediğimi görmem şart. Ama merak da ediyor insan... hmpf... settar destekliyoruz, gidin görün deneyin anlatın :)))

gonca (gonja) uncu (07 Ocak, 2007 12:58 Pazar)
bu haftanın en ilgimi çeken haberiydi. fırsat olsa hemen denerdim, çok eğlenceli

phoenixia (07 Ocak, 2007 15:35 Pazar)
görme ve koklama duyusunun yemeğin tadını anlamamızdaki etkisiyle ilgili bi belgesel izlemiştim.. koku duyusu engellenmiş biri yedirilen tarçını talaşa benzetmişti misal..
velhasılı elifcim katılıyorum, zevkle yemek için değil,ama oluşabilecek adrenalini yaşamak için denenebilir..:)

haberin blogundaki, bunu evinde de ışıklarını yakmadan yapamaz mısın gibi bi yoruma,ambiansı yakalayamazsın ama gibi bi cevap yazılmış,hatırladığım kadarınnan...

elifbb (07 Ocak, 2007 15:41 Pazar)
Bu arada az önce kuzenimin bilgilendirmesiyle şöyle bir yazıya da ulaştık. Belek'te de uygulanıyorumuş az kalsın bu iş meğer, ve hatta bu bir modaymış mıymış falan.

irax (08 Ocak, 2007 10:03 Pazartesi)
Herşey iyide. Devekuşu misali. Puff

melekzek (08 Ocak, 2007 10:31 Pazartesi)
catali yanimdakine saplar, ictigim bardagi masa diye corbamin icine sokar, cise giderken yan masayi devirir, elimi kolumu sallaya sallaya heyecanli birsey anlatirken garsonun gecegorus seysini ucurur, hesabi oderken kerdi karti diye ogrenci kimligimi veririm, zaten bunca seyin ustune bana hesabi degil borc senedini imzalatirlar, hayat boyu oderim.....

Yalçın (settar) Pembecioğlu (08 Ocak, 2007 10:45 Pazartesi)
benim ilk duyduğum versiyonda gerçekten de kör garsonlar çalışıyordu(muş). Tuvalete gitmek istediğinizde garsonun koluna girip öyle gidiyorsunuz mesela. Tuvalette loş da olsa ışık varmış ama.

hopçikitangasamuray (08 Ocak, 2007 16:23 Pazartesi)

böyle bir olayı yemekten ziyade daha farklı bir fikir için kullanmak daha mantıklı olur.
Yemek ilk önce gözü doyurmalıdır.


hopçikitangasamuray (08 Ocak, 2007 16:26 Pazartesi)
Gözüm doymazsa, midemde doymaz.
Hesap ödemeden kalkar giderim. Nasıl olsa karanlık. ( tabi bizim gibiler için illaki kasanın orda gece görüşlü kamera falan vardır. üç kağıtçılar siziiii )

sadi (su geçirmez balık) tekin (08 Ocak, 2007 16:37 Pazartesi)
bu da zaten biraz nefis eğitimi.. gözün doymadan yiyeceksin, sofradan da karnın doymadan kalkacaksın..

Polka (08 Ocak, 2007 16:42 Pazartesi)
evet evet bu isi sevdim, tamamen midenin kontrolünde, açgözlülüge son.
hesap ödemeden kaçmaya çalisana da karanlikta bi temiz kötek. Nasi olsa kimin dövdügü de görülmiycek. Sadece garsonlarda var di mi neticede gece görüsü.

phoenixia (08 Ocak, 2007 16:47 Pazartesi)
garsonlar çok eğleniyordur.. ama sırf garson eğlendirmek için de maliyetli bi iş...:P
(kuzuların sessizliği geldi aklıma bir de...)

Polka (08 Ocak, 2007 16:50 Pazartesi)
valla çelme taksa, pandik atsa ne bileyim sümük sürse garson, kim nereden bilecek... Yok yok bu is türke göre bir is degil... Burda gidilmez bu restorana...

sadi (su geçirmez balık) tekin (08 Ocak, 2007 16:50 Pazartesi)
ahaha çok güldüm polka.. cebinde gece görüş gözlüğü gizlesen misal içeri girerken. ya da kavga esnasında garsonun gözlüğü gasp edip onu etkisizleştirsen.. ya da çin'de (nasılsa çok yakın) gece görüş lensleri yaptırıp kapıda ufak bi tezgahta satsan el altından..

sadi (su geçirmez balık) tekin (08 Ocak, 2007 16:53 Pazartesi)
emin ol, bunları burdaki ışıldak ortamlardaki garsonlar da yapabiliyorlar. mutfak denen bi ortamları var kendilerinin, tam allahlık yanii..

Polka (08 Ocak, 2007 17:02 Pazartesi)
yaa evet bu konudaki korku/gerilim mutfak hikayelerini birinci agizlardan dinlemisligim var. O yemeklerin içine neler neler girip çikiyor/çikmiyor, kaliyor, yutuluyor.  Aydinlik karanlik farketmiyor aslinda...

Ama yine de bir türk olarak en çok tezgahta gece görüs lensi satma fikrini begendim tanesi 4 ytlden. 3 tane alirsan 10. üçüncüyü burnuna mi takarsin disine mi, naparsin orasina karismayiz müessese olarak...

hopçikitangasamuray (08 Ocak, 2007 17:42 Pazartesi)
sofradan karnı doymadan kalkan birde üstüne cepteki paranın bir kısmını bırakana, dışarda önümüze gelene bir tekme birde yumruk diye dalıyorlarmış

ARTanubis (08 Ocak, 2007 23:36 Pazartesi)
bunu çeşitlendirmek ve her duyu için farklı restoran açmak istiyorum... kulak tıkanarak girilen ve içerde sohbet edilemeyen, burun tıkalı yemek yemeye çalışılan ve en uç olarak ta tad duyusu kullanılamadığı için ısmarladığınız yemeği sadece koklayıp bakıp mıncıklayabildiğiniz ama yiyemediğiniz restoran...

franchise verebilirim...

bear (08 Ocak, 2007 23:43 Pazartesi)

 Lavaboları da karanlık oluyomudur acaba?

 


Polka (08 Ocak, 2007 23:50 Pazartesi)
ben yemegin minciklandigi ama yenmedigi restorani sevdim, olsa hemen giderim hiç durmam, istedigim kadar acgözlülük yapar minciklarim üstelik kalorisi 0.

tabi lavabonun da karanlik olmasi ciddi bi konu. insan nereye isedigini ya da isendigini bilmek ister.

phoenixia (08 Ocak, 2007 23:54 Pazartesi)
"settar (08/01/2007 10:45:13 AM)
benim ilk duyduğum versiyonda gerçekten de kör garsonlar çalışıyordu(muş). Tuvalete gitmek istediğinizde garsonun koluna girip öyle gidiyorsunuz mesela. Tuvalette loş da olsa ışık varmış ama. "
lavabodan kasıt tuvalet sanırsam...

Polka (08 Ocak, 2007 23:58 Pazartesi)
hani nezaketen bir restoranda çisin geldiginde lavabo nerde diye sorarsin ya, o manada, genel kullanim  
Duymamisim ben settarin konudaki bilgilendirimini... Lakin hala kaygiliyim.

bear (09 Ocak, 2007 00:01 Salı)

Amaç karanlıkta yemek yemekse gözünüzü karartıp  yersiniz.bu kadar.


ARTanubis (09 Ocak, 2007 00:02 Salı)
cok naziksiniz polka hanım:)... ama ne diyim korktum bi an ne bileyim belki kızlar tuvalette lavaboyu kullanıyordur, çok zor olduğundan içerde 20 dk kalınıyordur ve ondan hep dışarda sıra oluyordur filan sandım...

aman uykum geldi saçmalıyorum.. hade iyi geceler

tiryaki (09 Ocak, 2007 02:11 Salı)
gittik diyelim buraya, yan masada taş hatunlar fln oturuo, gülüşmleri duyuyosunuz, zaten mekan A ,A+ diyosunuz; bakımlı güzel ablalar yengeler fln. ben orda garsonu köşeye sıkıştırır gözlüğünü alırım abi.
"-saat 3:45 yönünde sarışın taş bi abla oturuo, uuff.
- ver ulan o gözlüğü" gayet normaldir.
bugün bi çok mekanda bir çok "yalnız" insanın iki hemcins olarak menzili açık ve sissiz bir ortamda en iyi masayı kapatıp çaktırmadan etrafı kestiği vakidir. e o zaman neden biz konseptimizi hafiften buna kaydırmayalım. karanlıkta da olsa; en iyi deneyimi müşterilerimize yaşatmalıyız :)

elifbb (09 Ocak, 2007 02:26 Salı)
efenim üzerinize afiyet o yemyeşil renkli ve fıldır parlak gözlü kıvamda hiçbir ablanın taş görüneceğini sanmıyorum :)

hatta garsonların ruh sağlığından ben genel olarak şüpheliyim. etrafta yeşil, gözler karanlıktan dolayı iyice açılmış ve inadına parlak bakan tipler. fena valla.

bir diğer gece bödürlenmesi de şu olsun: görme engellilerden yola çıkarken amaç koşulların paylaşımı veya anlaşılması gibi bir şeyse sanki o kadar da verimli bir ifade değilmiş gibi geldi. ama dene gör tabi o da ayrı.. hmm...

Erman Sinan (09 Ocak, 2007 02:30 Salı)
Garsonlarin onune flashbang aticaksin...
Cok mu sadistim neyim?

elifbb (09 Ocak, 2007 02:33 Salı)
"stick together teeeeaaaam!!" diye de bağırıcaksak sonrasında ben destekliyorum :))))

Erman Sinan (09 Ocak, 2007 02:39 Salı)
Yahu neden bagiricaz Elif?
Zaten ortamda goren tek insanlarida kor etmis olucaz
Sonra ortami kitler, Tiryaki'ye bi gece gorus gozlugu birakip cikicaz... 
sonrasini o halletsin karanlikta hahah

elifbb (09 Ocak, 2007 02:41 Salı)
Ben... şey... counter... hani strike falan... oyun galeyanı olmuşum. ehöm... neyse niye bağırıyoruz canım zaten deli miyiz. tiryakiye de başarılar falan madem... alla allaa :P

Erman Sinan (09 Ocak, 2007 02:52 Salı)

hahahaha :)


tiryaki (09 Ocak, 2007 03:44 Salı)
haha yok abi ben tedarikli giderim bu haberi okuduktan sonra :) görevi tamamlamanıza gerek yok yani :P

sadi (su geçirmez balık) tekin (09 Ocak, 2007 09:19 Salı)
tiryakicim kapıda gece görüşü lensleri satıyoruz abicim. alıver artık üç beş deme. bize de bi katkı olmuş oluversin..

bu sistem anca şöyle işleyebilir bence; mekana gelen çiftlere gözlük vermiycez. sadece single'lara gözlük serbest. böylece hem gizliden bir kaynaşma ortamı yaratılmış olurken hem de ona baktın buna baktın paranoyaları ve arızalarının önüne geçilmiş olmak mümkün olacaktır. oldu. olsun..

benim bir de değinmek istediğim konu şu. tuvalet, fransızca bi kelime. "toilette": 

1 . Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi:
"Başımı, tuvaletimi ve makyajımı bile ezbere yapacağım, aynada kendi yüzümü görmeyeceğim."- P. Safa.
2 . Abiye:
"Asıl mühimi oyun için bir giyecek şey, yeni, açık bir tuvalet."- T. Buğra.
3 . Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne.
4 . Sidik veya dışkı.
5 . İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer, abdesthane, ayakyolu, yüznumara, hela, kenef, memişhane, kademhane:
"Nerede ise herkesi belediyenin tuvalet çukurlarına kadar takip edeceksiniz."- F. R. Atay. 

peki ne zaman tuvalet kelimesi ayıp bişi oldu. lavabo daha mı kibar. lavaboya gidiyorum diyince ne yapacağını anlamıyor muyuz biz? peki biraz aksanlı konuşsak, "touvalett nerde acaba?" desek kibar olur muyuz. hayır yani, "bi işiyip geliyim ben hayatım" demiyosun ki, tuvalet desen ne çıkar.

böyle efendim.. ben bi lavaboya gidiyim, çişim geldi, sonra devam ederim..

Polka (09 Ocak, 2007 09:50 Salı)
simdi efenim durumu açiklayalim. Tuvalet dediginizde kelimenin çok anlamli olmasi nedeniyle yikanmayi kastedebileceginiz gibi 4. maddede oldugu gibi sidik veya dışkıyı imliyor da olabilirsiniz.

Diger taraftan lavabo da fransizca asilli bir kelime olup;

1. Üzerinde su muslukları bulunan, porselen, emaye, sac vb.nden yapılmış, el, yüz, bulaşık yıkamaya yarar, çukur yer veya eşya
2. Ayakyolu, hela, yüznumara, tuvalet.
3. mecaz  Lokanta, gar vb. yerlerde bu düzenin bulunduğu yer
anlamlarina tekabül etmektedir.

simdi ilkinde direkt olaraktan yapacaginiz eylemi (ister masum bir el yikama olsun, ister hoyrat bir çiş) belirtirken, ikincisinde mecazi olaraktan tüm fasiliteyi, yeri, nesneyi vurguluyorsunuz.

özetle çiş yapip el yikanan aynaya bakilan vs yer nerde? diyorsunuz. Yada daha üstü kapali ellerimi nerde yikiyabilirim diyorsunuz. Genelliyorsunuz, daha güzel oluyor. Kimse orada ne yapmak istediginizi tam olarak bilmiyor, bilemiyor böylece..

sadi (su geçirmez balık) tekin (09 Ocak, 2007 10:01 Salı)
hoyrat çiş ha.. ahahaha...

valla ben direk şunu yapıyroum. ellerimi yıkayacaksam, ellerimi yıkayabileceğim bi yer var mı diyorum. bu bazen müessesenin tuvaletini yapmakta olan insanları beklemeden ellerimi yıkayabileceğim bir çözüm sunmalarına olanak sağlayabiliyor. hoyratça çişimi yapmak istiyorsam (belki biraz da dişimi sıkarak ve belki biraz yaylanarak hafiften) tuvalet nerde diye soruyorum.

bear (09 Ocak, 2007 10:09 Salı)
''Tuvalet dediginizde kelimenin çok anlamli olmasi nedeniyle yikanmayi kastedebileceginiz gibi 4. maddede oldugu gibi sidik veya dışkıyı imliyor da olabilirsiniz. ''



phoenixia (09 Ocak, 2007 10:44 Salı)
"abdesthane" ve "çoklu tuvaletlerde ihtiyaç giderme sorunsalları" isimli yeni başlıklarımızı burda açmamızı ister misiniz..sanırım istemezsiniz,ben de öyle tahmin etmiştim...:)

neyse efenim,"..parası bol gelen.." ve "..yemeklerde çok taneli bezelye gibi şeylerden olmuyormuş.." ifadelerinin dürtmesiyle karanlık restaurantın menüsünü ve fiyatlarını merak ettim..
;)

Polka (09 Ocak, 2007 10:48 Salı)
tamam söz tuvaletten bahsetmeyecegim bi daha.

MioCaro (09 Ocak, 2007 11:21 Salı)
yine de güvenli gelmedi bana gece görüş gözlüklü garsonlar, karanlık tuvalet ortamı. makyaj nasıl (ve tabi niye) tazelenir? ayna var mıdır? varsa tek taraflı mıdır? bütün olanlar kameraya çekilir mi? çekilse o çekimler şaka programlarına satılır mı?

Polka (09 Ocak, 2007 11:26 Salı)
aman allah bi de gece görüsüyle çekilirse zaten gözleri bi tuhaf gözüküyo insanların, ifadeler sapsallasiyo o çekimde, düsünün bu salak ifadenin tuvalet rehavetiyle birlesimini... uuff cok ürkütücü

sadi (su geçirmez balık) tekin (09 Ocak, 2007 11:30 Salı)
işte zaten bu yüzden bu tip yaratıcı fikirleri memleketimizde görmek de ne oluyor efendiiim? mümkün olmuyoooor.. heheh  

Doolittle (09 Ocak, 2007 12:18 Salı)
neyse ben bu fikre çok karsıyım insan ne yedigini bilmeli görmeli diye düsünüyorum.. buna babamın anlattığı bi anısı sonrası karar verdim.. Eskiden hep sinemaların önünde kestaneciler olurmus hala varlar. Ve sinemaya girerken alınan kestaneden hic çürük çıkmazmıs gibi hepsi yenir iceride.. kurduyla kuzusuyla :) neyse dedigim gibi insan ne yedigini bilmeli. Birde bu japonların yemeklerini yemek icin insanın görmüyor ve duymuyor olması gerek...Güzel taktik bence..

phoenixia (09 Ocak, 2007 13:27 Salı)
japon deil onlar çin..
:)

Doolittle (09 Ocak, 2007 13:45 Salı)
farketmez hepsi aynı :))

Mankind (09 Ocak, 2007 15:29 Salı)
Doolittle genelde uzak dogu mutfagini seven birisin diye biliyordum seni:)) yanilmisim:)
Bence onlarin bu tür yaratici fikirlere ihtiyaçlari var diye düşünüyorum:)) Biri bana iskence yapip agzimdan biseyler almak istese herhangi bir uzakdoğu mutafagindan bir tat ile rahatlikla bu bilgiyee ulasir diyorum. Dark Restaurant içinde bütün tad alma sensörlerimi iptal etmeleri gerekir:) görmemek çözüm degil:))

Doolittle (09 Ocak, 2007 15:32 Salı)
tuttum bunu.. :)) Dergilerini vs yapıyoruz ama uzakdoğu mutfağnı pek sevmem ( noodle haric )...

cemgul (09 Ocak, 2007 15:45 Salı)
hep atom bombası yüzünden hep cık cık cık

sadi (su geçirmez balık) tekin (09 Ocak, 2007 16:14 Salı)
mankind, ağzından bişi almak derken? yediğin bişeyi mi? 

Doolittle (09 Ocak, 2007 20:12 Salı)
yok bunlar atom bombasından öncede böyleydi :)) bence laf almak demek istemistir...

tiryaki (09 Ocak, 2007 20:23 Salı)

sgb bak sadece single lara lens vermek akıllıca bi çözüm olmuş :) evet tuttum bunu :) tuvalete giden çiftler de artık birbirlerine destek olurlar :) :)  bunun farklı bi serisini çıkarsak; mesela RayBan bi sezon yapsa bunu. Geceleri de güneş gözlüğü takan insanlar var ki gerçekten var bu kesim hem de idol görünen kesimden insanlar. mesela NurRestaurant -hehe isim nasıl :P- olsa her taraf ışıl ışıl masanın altından ışık fışkırıyor böyle beyaz renk her yerde yıkılıo fln. ve insanlar binlerce lira verdikleri  RayBan Gucci HugoBoss etc. güneş gözlükleriyle yılın her mevsiminde doğası gereği buraya güneş gözlüğüyle geliyo. acaba bir müddet sonra güneş gözlüğü satışında bi artış olur mu?


Doolittle (09 Ocak, 2007 20:55 Salı)
ilginc bi bakıs acısı.. gözlükçü dükkanın falan mı var ? tabi kışın satışlar kötüdür :))

tiryaki (09 Ocak, 2007 21:12 Salı)
yok; toplam pazarlama çözümleri satıyorum :) bunlar beleşe gidenler :)

Mankind (10 Ocak, 2007 02:18 Çarşamba)
Sagol Doolitte tamda ben söyleyecekken agzimdan aldin:))

tiryaki (21 Eylül, 2008 01:55 Pazar)
 e bu gelmiş de haberimiz olmamış... tık tık

Yalçın (settar) Pembecioğlu (21 Eylül, 2008 18:10 Pazar)
off, ne kadar gereksiz bisi ya, diyecektim... diyemedim. adam&eve'e bu yuzden gitmem ama gitmisken de denemek isterim.

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.