Anasayfa

4084_8660.jpg Resimleri
 

Bu senin kitabında da yok!


Pin It

Şiddeti artarak devam eden İsrail saldırılarını kınamak maksadıyla yapılan sayısız protesto ve tepki kampanyası gözüme çarpıyor bugünlerde. Bunlar içerisinde içeriğiyle ve üslubuyla dikkatimi en çok çekmiş olan çalışmalar ise "Dayanışma Vakfı" tarafından hazırlanan çalışmalar oldu. Önümüzdeki birkaç gün içerisinde Ulusal TV ve mecralarda yayınlanacak olan çalışmaları sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Umuyorum ki, birileri binlerce yıldır bu topraklar üzerinde yaşadığımız ve yaşamaya mecbur olduğumuz, din, dil, ırk ve kültür ayrımı yapılmaksızın her insanın "insanca" yaşama hakkı olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlar...

   
    
   
   

Afişlerin İngilizce, Arapça ve İbranice'leri de hazırlanmıştı. Onları da paylaşayım dedim. Bu hafta sanırım reklam filmi de dönmeye başlar.



Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


ARTanubis (08 Ocak, 2009 13:08 Perşembe)
dili biraz ağır degil mi bu kampanyanın?

buraKargın (08 Ocak, 2009 13:16 Perşembe)
İsrail'i boykot eden çok kapsamlı bir siteyle karşılaştım geçenlerde. Bu aralar her yerde görüyoruz oluşumları. Belki göz atmak istersiniz.

hopçikitangasamuray (08 Ocak, 2009 14:05 Perşembe)
V alla siyasi yorum yapmak istemiyordum ama iki çift bişeyler söylemek istiyorum izninizle.

Ben bu olayın en büyük sorumlusu olarak İsrail'i görmüyorum. Objektif bakarsak İsrail kadar bu günahın bu pisliğin akan her çocuk kanının günahını Filistin topraklarında faliyet gösteren el-fetih, hamas ve dış destekli hizbullah ın da yer aldığınıdüşünüyorum. Bu denyo araplar zamanında İngilizlerin kışkırtmalarıyla Osmanlıya ayaklanırken bundan 20 yıl öncede topraklarını yahudilere satıyordu. Yani bunların kendi içlerinde millet olma gibi bir kavram yok. Adam toprak sahibi olmak için koskoca imparatorluğun güvenli korumasına isyan ederken, zamanında da para için topraklarını satmaya çalışıyordu. Ha tabi yahudilerin  "bizim kitabımızda buraların kutsal toprağımız olduğu söyleniyor, buraları bize aittir" diye yırtık dondan çıkar gibi çıkması tabiki de abestle iştigal. Bu durum da çıkıp Yunanlıların medeniyet Anadolu topraklarında kurulmuştur burası bize aittir (bazen diyorlar) deyip savaş açmasına(ama yemiyor) benzer. Ama tabi yahudi aklı arap milletinin denyoluğunu çok iyi kullanarak parayla istediği şeye sahip oldu ve onları bir manada ekarte etti. Yani sorunun tüm kaynağı arapların sergilediği tutumdur. Hadi bunuda geçelelim son 2 gündür barış görüşmeleri kabul edildi şartlar oluşturuldu deniyorken bugün birden Lübnan sınırından katyuşa füzeleri İsrail'i vurdu. Demek ki Filistin için savaşan grupların bu kargaşadan nasiplendiği bir şey var ki bu şekilde görüşmeleri aksatabiliyorlar. Kaldı ki bu denyoların iktidar açgözlülükleri kendi aralarında bile birbirlerine düşmelerine neden olmuştur. Küçücük kalmış topraklar üzerinde bile kendi sınırlarını çizip birbirleriyle kavga ediyorlar. Böyle bir salaklık olabilir mi? Bunu da geçelim Hamas Filistin'in özgürlüğü için çabalıyor savaşıyor deniyor ama başındaki adam sürgün bahanesiyle Suriye'nin Şam şehrinde kebapları lüplüyor. Düşünün adamların lideri oturduğu yerden cahil cühelayı gazlayıp "yürü be olum kim tutar sizi" diye boş yere fiştekliyor. Sen bir kere bu işe kelleni koysan seni ortadan ikiye yarsalar bile o toprakları terketmez adam gibi mücadeleni verirsin. Abi bekara karı boşamak kolay. Bunu da geçelim Filistin halkını koruyorum diyen grup ona en büyük zararı vermekte. Sen bu yola baş koysan delikanlı gibi çıkıp ordu kurar savaşını verirsin, ama niyetin farklı sırf acıtasyon yapmak adına küçücük çocukları propoganda uğruna ölüme yollayabiliyorsun. Neymiş İsrail silahla, Filistinli bebeler taşla. Nerede vatan sevgisi nerede millet sevgisi. Küçücük çocuğun attığı taştan mı medet umuyorsun. Bu kadar acizmisin. Senin özgürlükçülüğün bu mu. Kimse imkanlar sınırlı demesin. Şu an Filistinli gruplara en büyük yardımı İran ve Sruiye yapıyor. Gruplar dese ki bize şu kadar bu şu kadar şu lazım alamayacaklar mı? gülerim buna. Türkiye de ki kıçı kırık dhkpc bile bir dönem ülkenin huzurunu allak bullak etti, bunlar mı çıkıp savaşamıyacak. Yanlış anlamayın savaş yanlısı değilim tam tersi arap milletinin ne kadar aptalca davrandığını söylemek istiyorum. Valla ben açık açık bu grupların bizzat çocuklar ölsün diye meydanlara bile çıkardığını düşünüyorum. Çünkü adamlara inancım yok.

İşte bu sebeplerden dolayı bu tür posterlere karşı hiç bir duygu beslemiyorum.

dozdenoir (08 Ocak, 2009 14:20 Perşembe)

İsrail seçimlere hazırlanıyor. Seçim öncesi muhafazakarların oyunu toplamak amaçlı böyle bir işe girişme ihtimalini düşünmek bile istemiyorum.
2005 yılında beri Hamas'ın yaptığı her saldırıya küçük ultimaton cevaplar veren İsrail son saldırı sonucunda topyekün gene savaş ilan etti.

Boykotları yerinde ama fazla buluyorum... Bunun 10 katını yapan Amerika için böyle kampanyaların başlatılmamasını da anlamıyorum. Çok mu alıştık Amerikanın oraya buraya girmesini de ses çıkarmıyoruz yoksa bi başkası yapınca mı batmaya başladı. Somalide ırakta ve benzeri yerlerde yaptığı katliamlar kimseyi alakadar etmezken şimdi onun sidekick'i yapınca batıyor. Oradakilerin müslüman kardeşimiz değil de filistindekilerin müslüman kardeşimiz olması bana biraz fazla yönlü ve politik geliyor.

Ayrıca dünyanın en zenginleri arasında bulunan Arap emirlikleri bile kılını kıpırdatmadan, bayrak yakmadan otururken Türkiye'de kraldan çok kralcıların yaptırımları beni irite ediyor. Gerçekçi gelmiyor... Üniversite birinci sınıfta eylem olsunda çamur da olsun diye oto boka katılan;  Açık görüşlülüğü zayıfın ve ölenin yanında olmak ile sınırlı insanların yaptığı bu bir yere varmayan eylemleri de anlamıyorum.  Müslüman kardeşlerimiz ölüyor diye nara atıp kendi ülkesinin doğusunda yaşananları "tabi canım o bizim hakkımız" diyen empati yoksunluğunu da anlamıyorum. Fazla yeri gelmişken söyleyim Reklamdesign'a sonuna kadar katılıyorum... umarım hatırlarlar ve bizi komplo teorilerinden uzak tutarlar.  İnsanlıktan soğutmazlar...

AddWork (08 Ocak, 2009 15:14 Perşembe)

Çalışmaların künyesi hakkında bilgi eklememişim.

Ajans: Genna MCG
Kreatif Direktör: A. Selim Tuncer / A. Uğur Alparslan
Copywriter: A. Selim Tuncer
Art Direktör: Kayhan Başpınar


hopçikitangasamuray (08 Ocak, 2009 15:19 Perşembe)
Bu arada poster çalışmasındaki referans olarak kullanılan gazeteler ilginçtir ayriyetten dikkatimi çekti. Bunların içinde deniz feneri gibi büyük bir kazığı müslüman kardeşlerimiz diye adlandırdığı insanlara atan, sübyancı tacizciyi bıyık altından kollayan, şu an yaşanan ergenekon şehir efsanesini "ellimize koz geçti bittiniz olum siz " şeklinde başlıklarla gösterdiği hedeflerle aslında dolaylı yoldan davaya müdahil olan, yurtdışında yaşayan en büyük vatan hainini önder olarak benimsemiş bir kaç çapulcu gazetenin birlikteliğinden yapılmış tamamen arkasındaki tiplerin belli olduğu i dayanışma olduğunu farkedebildiniz mi?

Bakın yarın öbür gün bu vakıf Filistin'e yardım diye milletin paralarını hortumlayıp indiregandi yapmazsa şerefsizim

dozdenoir (08 Ocak, 2009 16:00 Perşembe)

Bu kampanyanın bilboardları da aynı... Sarı etiket o kadar küçük ki dayanışma derneği kimdir nedir necidir olduğunu anlamıyorsunuz. Laf sokan bişey işte. Oradakilerin gazete olduğunu yeni okudum... Aydın gazetemiz milliyet de var ama öyle demeyin.... 

hopçikitangasamuray (08 Ocak, 2009 16:08 Perşembe)
Milliyet oradaysa neden Hürriyet yok ya da bir Cumhuriyet ya da bir Vatan.
Ayrıca Milliyet'in gayri resmi bir şekilde vakıfa evet benim bu çerçevede başlığımı kullanabilirsin gibi bir onay verdiğini düşünmüyorum. En nihayetinde başlıktır istediği gibi kullanır diye düşünebiliyorken o gazetelerle ayn karede yer almayacağını düşündüğüm ve danışmadan kullanıldığı zaman başlarına ciddi bela açıcak gazetelerin olduğuna eminim ki Milliyetin hala böyle bir manevi ortak olduğuna inanmıyorm.

buraKargın (08 Ocak, 2009 17:49 Perşembe)
Siminya'nın blogundan konuyla ilgili ilginç hikaye, ve yorumlar tabii ki, okunası: Al sana kırismıs

AddWork (08 Ocak, 2009 17:54 Perşembe)

Konuyu buraya eklerken olayın siyasi boyutunun bu kadar önde tutulacağını tahmin etmemiştim. Böyle bir kampanyanın siyasi bir bakışla değerlendirilmesi de ne kadar doğru bilemiyorum.

Ayrıca çalışmaların alt bantlarında dünya basınından kareler yer alıyor. "Şu gazete neden yok", "O gazete yoksa o halde bu böyledir" gibi yorumların, kampayanın söyleminden uzaklaşmaktan başka bir işe yaramadığı kanaatindeyim.

Parçalanmış bir bebek cesedi karşısında "Hamas da şöyle yapıyor" diye beyanat veren arkadaşları da anlamakta güçlük çekiyorum.

İsrail, nedeni ne olursa olsun o topraklarda bir insanlık suçu işledi ve işlemeye devam ediyor. Bu insalık suçu karşısında "Dayanışma Vakfı" tavrını göstermiştir. Bu kampanya da bu tavrın bir ürünüdür.


tiryaki (08 Ocak, 2009 18:15 Perşembe)
 meydanlarda bağırmaktan yüzlerce kat daha iyi olduğunu söylememek haksızlık olurdu...

hopçikitangasamuray (08 Ocak, 2009 18:18 Perşembe)
Arkadşım osuruktan name yapmak kolay.
Ben tabiki burada İsrail'i savunmuyorum. Ama bilirsin ki atalarımız çok güzel bir laf etmiştir. İğneyi kendine çuvaldızı başkalarına sokacaksın. Filistin'in için mücadele verdiğini beyan eden kim, hangi grup, hangi arap topluluğu gerçek anlamda oradaki zavallı halk için bir şey yapmıştır? Bak bu kadar gereksiz duygusallıklara girme. İnsanlık zaten bu yüzden kaybediyor. Filistinliler bu yüzden kaybediyor. Etrafına biraz daha mantık içerisinde gerçekleri görerek bakarsan mücadele ettiğini zannetiklerinin aslında hiç bir şey yapmadığını görürsün. İsrail nasıl bu katliamın sorumlusuysa buna neden olanlarda en az onun kadar bu durumdan sorumludur. O yüzden tutupa insanlık suçunu tek bir yerde değil, o insanları çaresizlik içinde çözüme yönlendirmeyen şiddete dayalı politikaları sokan insanlarda da aramak lazım.

Ayrıca şu konuda da sana bir açıklama yapıyim. Yabancı basın veya haber ajanslarının olması hiç önemli değil. Bu iş tamamen google açılarak kim ne yazmış mantığıyla oluşturulmuş bir çalışmadır. Yani anlaşılmasın ki bu ajanslar bu vakfın bu çalışmasına gönüllü destekçidir. (Zaman, Vakit, Milli Gazete, Yeni Şafak, Taraf Hariç) Olayın ilan noktası farklıdır ve tamamen derleme yapılmıştır. Fakat totale vurdğumuzda parantez içindeki gazetelerin duruş benzerliği şüphelerin katlanarak çoğalmasına neden olmakta.

Tabi sen desteklemede serbestsin. Hatta vakfın ilk kampanyasındaki para yardımını bizzat yap. Sorun yok.

bella donna (08 Ocak, 2009 18:18 Perşembe)
Naçizane fikrim İsrail'e karşı gerçekleştirilebilecek en sert ve bana kalırsa en manalı protesto olmuş. İsrail gibi yobaz bir ülkenin, inançlarının yıkılmazlığına sığınmış bir milletin bir başka inanca ve inançtan öte insanlığa karşı yaptığı zulüm karşısında bana kalırsa listede adı geçen isimlerine takılmak bana pek manidar gelemiyor. Deniz Feneri gibi oluşumlar için konuşuyoruz, konuşmakta da haklıyız belli ki. Dini bir misyon haline getirerek hareket ederken ve "Hakk için hak" diye insanları kandırırken bu kesimlere karşı cephe almakta haklıyız da; ancak neden sürekli şunu göz ediyoruz: fırsat buldu mu insanoğlu yer! Bunu inkar edecek kadar yürekli miyiz? Türkiye'de yaşanan deprem felaketindeki yardımlarda bunu en yakından deneyimlediğimizi sanıyorum. Bırakın hortumlamayı, Doğu'dan gelip erzak yardımlarını toplayıp evlerine geri döndü millet.

Bizzat oturup TV karşısında "kurban bayramı" süresince Kimse Yok Mu ismindeki bir diğer "dini" derneğin Afrika'daki yardımlarını izledim. Adamlar belki de Deniz Feneri'nin çamurunun kendi üzerlerine yaftalanmaması için kurban kesiminden dağıtımına dek her şeyi görüntülemişler ve yayınladılar. Takdir ettim ve hatta bu uygulamalarından ötürü hayran kaldım.

Uzun lafın kısası diyeceğim o ki; modernizmin sonuçlarından biri de güvenle beraber risk almaksa, aldığımız riskin farkındalığıyla bir şeyler talep etmeyi de bilelim. Yapacağımız üç beş kuruş destek birkaç şerefsiz tarafından hortumlanacak diye o desteği esirgemektense, yapılan desteklerin yerine ulaştığının belgesini isteyelim. Bana böylesi insanın vicdanını daha rahat hissettirecek gibi geliyor, siz ne dersiniz?

gandy.phoebus (08 Ocak, 2009 18:21 Perşembe)
bölge tarihi hakkında bilgi edinelim, kulaktan dolma bilgilerle ahkam kesmeyelim, ve siyasi yorum yapmakla kıraathanede ırkçı muhabbet çevirmeyi karıştırmayalım; "objektif olmak" mümkün olmadığı kadar, olumlu bir davranış da değildir. goddard'ın "objektivite, yahudilere beş dakika, hitler'e beş dakika konuşma süresi tanımaksa kusura bakmayın objektif falan değilim" lafını hatırlatayım. "millet olmayı" bir halt gibi görme yanılgısı bir yana, filistin bilfiil bir millettir. nakba sonrası kader ortaklığıyla bir araya gelen, işgal edilmiş, baskı görmüş ve sömürülmüş halka filistinli denir. kaldı bunların aralarında müslüman da vardır hristiyan da, tam anlamıyla vatandaşlık üzerine kurulu bir birlikteliktir. [bunu, ırkçı bir ideoloji üzerine kurulu din devleti siyonist israil'le karşılaştırınız.] bu noktadan sonra "araplar" diye genellemeler yapmaktan kaçınalım. bölgedeki hiç bir ülkenin, din, dil, veya daha geniş anlamda kültür ortaklığına dayanarak, hele hele üzerilerindeki emperyal hegemonyadan sıyrılarak böyle bir savaşa -bir kez daha- girmesi beklenemez. ve bu çok da yerinde bir tutumdur; savaş yahudi-müslüman veya yahudi-arap savaşı değildir, israil-filistin savaşıdır ve siyasi bir davadır. bunu görmezden gelmek, bu afişlerin arkasındaki dinci odakların ekmeğine yağ sürmektir. yahudilerin bölgede toprak edinimleri çok önceden, 1930'larda başlamıştır, ki bu, gerek ingilizlerin kaşımasıyla, gerek yahudilerin toprakları kendilerine münhasır görmeye başlamasıyla tetiklenen çatışmalardan öncedir. konuyla ilgisi yoktur ve kayda değer bir ölçekte değildir. sorun, israil'in filistin'i yasadışı işgali, halkının ise tutsaklığıdır. toprak alım-satımıyla alakası yoktur! kaldı ki balkanlar ayaklanınca "milliyetçilik dalgası" oluyor da, araplar ayaklanınca neden "britanya kışkırtması" oluyor, onların kaderi sonsuza dek türk buyruğu altında kalmak mıymış, öğrenmek isterim. yunanlıların bahsettiğin iddiası, diğer adıyla megali idea, başarılı bir bağımsızlık savaşı ile rafa kaldırılmış olsa da, filistinlilerin kaderi türklerinki kadar parlak değil görüldüğü üzere... bunda, direniş hareketlerini bir araya getirebilen [mustafa kemal gibi] bir liderin sağladığı avantajdan sözedilebilir elbette... fakat durum farklıdır: filistin'de demokratik seçimler yapılmıştır ve hamas kazanmıştır. hamas'ı dinci-ırkçı tutumu için eleştirebilir ve lanetleyebiliriz, ancak filistin'in içinde bulunduğu umutsuzluk içinde sarıldıkları bayrağın bu olmasını da nispeten anlayışla karşılayabiliriz. [bunu da türkiye'de bu tip bir felakete ihtiyaç duymadan dinci partilerin popüler oluşuyla karşılaştırınız.] yani "iktidar açgözlülüğü ile birbirlerine düşmek" dediğin, bizzat batı'nın küstah ve ikiyüzlü bir biçimde, şantaj olarak kullandığı demokratik araçların sonucudur. daha da ileriye gidersek, filistin yönetimi malesef israil'in avucunda bir oyuncağa dönüştüğü acı gerçeğiyle yüzleşmek bile zorunda kalırız. geriye kalan, silahlı mücadeledir --ama heeey adamım, savaş yanlısı değiliz ki savunalım! kısacası istanbul'daki rahat reklamcı koltuğumuzdan dünyanın en umutsuz köşesinde çocuklarını savaşa yollayan bir milleti eleştirmek kolay gelebilir. ama bu, popülist-liberal tutumun sinik aciziyetinden ibarettir.

hopçikitangasamuray (08 Ocak, 2009 18:26 Perşembe)

Reklamdesign, Burak arkadaşımızın yolladğı linkteki yazıyı en azından olayın içinde olan birisinin tavisyeleriyle tekrar okursan bir takım gerçeklere benim fikirlerimden değil işin göbeğindeki bir kişiden öğrenirsin.


hopçikitangasamuray (08 Ocak, 2009 18:43 Perşembe)
Eh be arkadaşım son cümlendeki tavsiyeyi verirken aslında işin içindeki bir kişinin şimdi öğrendiğimiz gerçekleriyle karşılaştığımızda aynı sorunun içinde senin de olduğunu gördüm. Tek tesellim bağnaz bir şekilde bu gazlamaya tutulmaman BRAVo. Bu arada bu konunun tarihi hakkında zaman geldikçe fikirlerimi paylaşacağım seninle. Not: Millet olma derken kağıt üstündeki okuduğun tarh kitaplarında edindiğin milletlikten değil, şu an kendi içinde barındırdığ çekişmelerin kurbanı olan topluluğun millet olamamaya çalışmasından bahsediyorum. Bir düşman varsa ona karşı millet savaşır, eğer millet değil içerdeki gruplar bu iş yapa_MI-YOR ve birbirlerine düşüp iktidar savaşı veriyorsa bana kralını getirsen de, adamların soyçetelesini önüme döksende mantıkta bana bir millet olduklarını İSPATLAYAMAZSIN.

Bella şu vakıf muhabbeti için şunu demk istiyorum. Avrupa'da vakıf kurma işlemleri en rahat Türkiye'de gerçekleşmektedir. Her ne akdar AB kriterleri açısından dernek, vakıf gibi toplumsal örgütlenmeleri kolaylaştırıcı açılımlar yapılması beklensede aslında işin özünün bu işlerin memlekette yol geçen hanı gibi bir şekilde herkes tarafından yapılabilmesidir. Yani üstüne bir de AB reformları açısından esneklik getirilmesi abesle iştigaldir. MAlum hükümetin duruşu ve ondan nemalanmaya çalışan bin çeşit vakıf bu işte bizzat rol oynarak hiçbir vakıf hukukunda yer almayan bir saçmalığa imza atarlar. Bu saçmalık ne biliyor musun? Yardım bahanesiyle insanlardan para toplama. Böyle bir şey yok. Vakıf'ın yasası gereği üyeler vardır ve ödemeleri gereken aidatlar vardır. Ne yapılırsa bu aidatlar çerçevesinde yapılır. Dışardan vakıfla alakası olmayan kimseden para toplanmaz. Ama bizim bu keneler bu hukuku görmeyip her fırsatı kullanarak hatta kan'ı bile, para toplayıp hiç edebiliyorar. O yüzden tutup şuna güvenmezsek buna güvenmezsek kime yardım edeceğiz noktasına geliyoruz. Bu senin dediğin gibi modernizm'in yarattığı toplumsal güvensizlik ortamının nedenidir. Fakat şöyle bir gerçek vardır ki bu iş hele ki Türkiye gibi bir ülkede hiç bir özel vey tüzel kişiliklerin sorumluluğu tarafından yapılacak bir şey değildir. Devletin yetkili  kurumu gider yardımını yapar baktı yetişemiyor resmi gazetede orada burada işin hukukuna dayanarak tüm şeffaflık ve bilgi açılımı ile toplumdan yardım ister ve merciler bunu ulaştırır. Olayın özü budur. Ülke para verir VAKIF verecekse karşılığında mutlaka HİZMET vermelidir.

gandy.phoebus (08 Ocak, 2009 18:53 Perşembe)
ırkçı, savaşçı, totaliter millet tanımı için on puan, on puan, on puan!!!

hopçikitangasamuray (08 Ocak, 2009 19:18 Perşembe)
Filistin muhabbetine geri döneyim.
Burası bir dönem kutsal topraklar imajıyla yahudi göçüne neden olmuştur fakat ortadoğu bölgesinin sahip olduğu arap nüfusu gelen yahudi göçünden daha fazla olduğu için sorun yoktu. Yani Nüfus olarak herhangi bir yahudi üstünlüğü yoktu. Tabi bu dönemlerde siyasi sınır olarak durum nasıldı diğer önemli noktada budur. Sen her ne kadar bunu kırathane muhabeti olarak tabir etsende Osmanlıdan kopmuş bunu kendi özgüveni ve milli duygularıyla değil tamamen İngiliz Emperyalizm'in etkileriyle gerçekleştirebilmiş bir milletin denyoluklarını ingiliz sömürgesi olarak girdiklerini anlamamalarıyla pekiştirmeleriyle, ortaya ingiliz ağırlıklı bir coğrafya kurulduğunu hepimiz biliriz. Hatta bu dönem sonrasında kerkük ve musul sorunu ortaya çıkmış Atatürk her ne kadar çaba sarf etse de senin bu denyoların, İngilizlerin gazıyla Türk topraklarından tamamen kopmuştur. Şimdi bana burada şu durumlar içerisinde; onlar milletti falan gibi bir laf etme. Sen milletliğini dış bir güç tarafından tamamen onun menfaatleri doğrultsunda kabul ediyorsan millet değilsindir. Neyse devam edelim.

Gel zaman git zaman ingiliz sömürgesinde bulunan topraklar ikinci dünya savaşına doğru daha önce ispanya dan sonrasında savaştan kaçan yahudilerin soykırım durumundan kaynaklanan topraksız kalma, barınamama sorunlarından kendi durumuna sıkışmış avrupanın yarattığı çaresizlik ile, götü tutuşan ingilterenin yahudileri kendi sömürgesi olan Filistin'e yönlendirmek tek çözümü oldu. Çünkü ortada büyük bir nüfus vardı. Şimdi buradan neyi çıkartıyoruz Osmanlıdan sonra filistin hiç bir zaman filistinlilerin olamadı. Ha diyorsan ki osmanlı zamanında da değildi. Haklısın. Ama Osmanlının yönetim biçimi eyaletti ve kesinlikle milliyetçi baskı yoktu. 

Devam edelim bu toplanmalardan sonra ne oldu yahudi sayısı arttı ve savaşın bitmesiylede kamplardan çıkan yahudiler de buralara yönlendirildi. NEDEN? Çünkü İngiliz Sömürgesi. İstediğin tarih kitabını aç okuyacağın bilgi bu.

He ortada ne vardı, açıkçası adamlar eğitimliydi, avrupadan gelmişlerdi ve oradaki halktan bir kaç gömlek üstünlerdi ve bunun yanında ticari akıl ve para silahını kullanarak yavaş yavaş o bölgede hegemonya kurmaya başladılar. Tabi bu araplar içerisinde tepkiye neden oldu.
Neden?
Ne güzel ingiliz sömürgesinde yaşıyorlardı nereden çıkmıştı ki bu yahudiler.

Tabi ingiltere'nin götü yemiyordu tutup orada bir Yahudi ülkesi kurmaya çünkü komşu ülkeler buna tepki gösterecekti ama allam ettiler kallam ettiler yahudiler bu ülkeyi kurdular. Sonra ilginçtir arap ülkeleri bir gaza geldiler bu süreçte. birleşir gibi yaptılar mısır olaya sağlı solu girişmeye başladı. Ne oldu?
Her zamanki gibi araplar birbirini sattı ve Mısır aldı babayı eline, götüm götüm ülkesine döndü. Ve o günden bu güne kadar yaşanan tek şey senin dediğin gibi İsrail ve Filistin savaşına dönmüştür. Çünkü diğer arap ülkeleri çizilen sınırlara daha fazla müdahele etmeye kalkmak istemedi.

Bu arada tabi çaresiz kalan halkın içinden gruplar türedi. İşgal edildik dediler (öyleydi ama öncesinde de işgal içindeydiler, ingilterenin sömürgesiydiler) ne oldu anladılar. yedikleri naneyi farkettiler. sonra ordu olmadığı için ellerindeki imkanlarla saldırıya başladılar. Bu durum kimin hoşuna gitti. İran ve Suriye'nin. Neden? çünkü adamların dibinde yahudi ülkesi kuruldu ve en büyük destekçisi abd oldu. Yani baş düşman. Sonra ver silahı ver katyuşayı ver keleşi. En azından bırakta bir curcuna olsun İsrail güçlenemesin. Tabi bu kadar silaha bu kadar imkana gizli paraya bu sefer kendi içinde bölündüler. Yahu arkadaşım bu adamlar operasyondan öncesine kadar birbiriyle çatışıyordu. Neyden bahsediyorsun sen hala :)
E bugün lübnan da füzeler düştü kimin yaptığı belli değil o ona atıyor suçu öbürü öbürüne.

Neyse sana son lafım; orada yaşamadığımız sürece bu durumların tam olarak izahıtını kırathane muhabbetinden öteye geçiremeyeceğiz. En fazla emin olabileceğimiz bilgi okuduğumuz tarih kitapları olur o da geçmişe dair bir şey ifade eder. Sen x kişiyi okudun x araştırmayı yaptın ben x kişiyi okudum x araştırmayı yaptım aksini idda ettiğin bir şey varsa edindiğin bilginin kitabını benimle paylaşabilirsin ve bundan dolayı çok mutlu olurum

Sağlıcakla kal


Not: Tüm iyi niyetimle muhabbetimi bitirmiştim ama bu tarz sloganların en azından benimle alakası bakımından çok alakasız olduğunu düşünüyorum :) Bu arada benim yazdıklarımın totaliterlikle ne alakası var anlamış değilim. İlla ki okumşundur çünkü güzel süslü laflar kullanıyorsun ama istersen George Orwell'ın 1984  kitabını bir daha oku.

tiryaki (09 Ocak, 2009 14:32 Cuma)
  burası ne kadar dolmuş böyle... ideoloji durağından mı kalktı bu soför bey :) uyuyun, uyuyuun :) şaka bi tarafa şöyle de bir güzel lafımız daha vardır, ne ekersen onu biçersin diye... hatta bir de tarih tekerrürden ibarettir diye de bir lafımız söz konusu. ve bir de, etme bulma dünyası diye... o yüzden şu yazıya göz atılmasını ve şu çin atasözüne kulak verilmesini istiyorum: "planınız bir yıl içinse pirinç ekin, on yıl içinse ağaç dikin, yüz yıl içinse insanları eğitin"

gandy.phoebus (09 Ocak, 2009 14:53 Cuma)
ilk mesajda ciddiye alıp teker teker her cümleyi düzeltmekle yanlış yapmışım, zira görüyorum ki dinleyen olmamış, yine ezberler tekrar edilmiş, tarih hakkında seviyesizce atıp tutulmuş... bu sefer genel sorun üzerinde duracağım: bir bölgenin siyasi etkileşimlerini görmezden gelip, sadece kafalardaki muğlak, duygusal ve son derece kişisel "denyo araplar" "çakal yahudiler" "sinsi ingilizler" gibi şablonlarla değerlendiriyor olman çok çok gülünç. masal mı anlatıyoruz nedir, bir de asil elfler ve korkunç orklardan bahset istersen? neyse, anlaşılan okuduğun muhteşem tarih kitaplarından edindiğin sonuç "denyo araplar şanlı osmanlı imparatorluğuna ihanet ettiler ya, oh olsun hakettiler tüm bunları" şeklinde olmuş. bu eşsiz tarih bilgilerini wowturkey forumlarında da paylaşmanı önereceğim. orada oldukça popüler olacağından hiç kuşkum yok. bugünü anlamanın yolu çarpık tarih bilgilerini çorba yapıp gevelemek değil, siyasi güç dengelerini ve bunların çatışmalarını tarih içinde incelemektir. eh, bu da kırathanede yapılacak iş değil... ama merak etme, bunları tartışabilmek için orada olmak gerekmiyor çok şükür; siyasi buluşmalar, akademik konferanslar, çalışma grupları bu işe yararlar, tavsiye ederim.

hopçikitangasamuray (09 Ocak, 2009 15:41 Cuma)
Bak farkında mısın bilmiyorum ama eleştirilerini sadece bana yönelik yapıyorsun, ben sana bir iyilik yaparak filistin topraklarında gerçekleştirilen oyunları, üzerinde yaşanan insanların aptallıklarını hatta Osmanlı yı bile sömürgeci veya mandacı olduğunu söyleyerek ki o zamanın en büyük ama en adil emperyalist imparatorluğu Osmanlıdır, anlatarak seni biraz bilgi sahibi en azından fikrini söyletmeye çalıştım. Ve farkındaysan bu yazılarımın içinde sana karşı en ufak bir yermede bulunmadım. Demek oluyor ki senin katılmadığın noktada senin hiç bir şey bilmediğini ve çevir kazı yanmasın bare diyerek benim şahsıma faşist demeyi hatta anlattıklarımı gereksiz bir şekilde totolitercileğe bağlayarak boş ukalalık yapabilmeyi kendinde hak gördün. Benim bu sitedeki önceki siyasi yazılarımı okur ve faşistlik, din sömürücülüğü siyasi çıkarcılık hakkında neler düşündüğümü belki anlarsın

Diyorsun ki siyasi etkileşimleri görmeyip kulaktan dolma bilgilerle burda hikaye anlatıyorsun ama sen anlamıyorsun ki benim yazımın baştan sona siyasi sorunlardan kaynaklanan çıkarcı ve menfatçi bir savaşın bu zavallı ama aptal halkı bitirdiğini bir türlü belleyemiyorsun. Dostum sana en basitinden bir teori veriyim; bir ülkenin kuruluşu tamamen gerçekleştirilen stratejik siyasetle meydana gelir. Yani siyasetsiz ülke doğmaz. İsrail'de İngiliz siyaseti ve oyunlarıyla kurulmuştur. Filistin halkı sisyaset yapamadığı için kaybetmiştir. 
Farkındaysan bana eleştirilerinin dışında elinde bir tane teori bir tane elle tutulur blgiyle gelmedin. Ama ben sana bildiklerimi olabildiğince özetlemeye çalıştım. ASlında biliyor musun sen hala seninle beraber aynı fikirde olduğumuzu bile anlamayacak kadar saçmalıyorsun. Sen de en az benim kadar bu katliamda filistin gruplarının olduğua inanıyorsun. Fakat tutturmuşun benim "aptal araplar" denyo filistinliler lafıma takılmışın. Arkadaşım bu faşistlik değil ki :) Ben adama bu dünya da yaşamaya hakkı tanımamazlık yapmıyorum ki  veya Yaşasın Osmanlı yaşasın Türkiye ve Türk ırkı demiyorum ki. Arkadaşım ben o çok milliyetçiyim diye geçinen ama doğuda binbir türlü sorunla başbaşa bırakılmış zavallı halkın peşinden gitmeyen adamlara bile lanet ediyorum ve adamların milliyetçiliğini sorguluyorum. Sence böyle düşünen bir faşist olabilir mi ah benim kalim dostum.
Bu arada Osmanlı olayına takmışın WOW grupları falan demişin. Senin dediğin oyunu hayatımda iki göre gördüm o da arkadaşım oynarken (eğer bahsettiğin o oyunsa) . İnan öyle bir saçmalığa girişecek kadar ne vaktim var ne de kıstılı bir sosyal hayatım var. (aman lütfen şimdi de wow dünyasından bir arkadaş fırlamasın) Osmanlıya herhangi bir sempati falan da beslemiyorum. Tarihimiz olması bakımından incelemişliğim belli bir dönemine kadar başarılı bulduğum fakat sonrasında cıvıttığına inandığım bir imparatorluk. Ama şunu unutuyorsun ki Atatürk bile musul, kerkük ve diğer orta doğu cephelerine şunu demiştir. "Bu insanlar bizi sevmiyor, ikna etmeye çalışıyoruz ama olmuyor" Yani o zaman filistin için dediğimizi kerkük ve musul içinde demeliyiz. Nasıl olsa oralarıda osmanlı toprağıydı. Fakat sen bu olayı işgalcilik olarak İngiliz le aynı kefeye koyuyorsun. Bir kere arkadaşım bu bölgenin tarihi büyük derebeylik devletinden geçer O zamanlarda burada bir ülke tabiri yoktu. Sonra kendi çaplarında imparatorluklara bölünmüş ve daha sonrasından Osmanlının kız alışverişiyle tek bir yere bağlanmıştır. Bundan ne anlıyoruz; yani buradaki halk zaten belli hükümdarlar tarafından yönetiliyor ve bunların hepsinin de Osmanlıyla bir bağlantısı olduğunu söylüyoruz. Yani işin özünde zorla, kılıç, kalkanla katliamlarla ülke fethedilmiş değildir. Tamaman derebeyliklerin kız alışverişiyle yaşanan bir birleşmedir. Kız alışverişini de yanlış anlarsın açıklayayım. Oğluna Alemşahların kızını alıyor otomatikman toprakları birleştiriyor. Olay bu. Şimdi şu duruda senin dediğini gene çürütüyorum.  Ama sen illa diyorsan ki Osmanlı istilacı dır. Öyle düşünmeye devam et ben bişey demem. Ama tarih kitapları böyle yazar.
Sonradan İngilizlerin bu topraklara göz dikmesiyle bu bölgede ki millet ayaklanıp Osmanlı mandacılığından(senin tabirin) çıkıp İngilize girmiştir. Yani ortada millet olma, ülkemizi kuralım sevdası yoktur. Bir mandadan başka mandayı. Yani sana elimden geldiğince anlaşılır konuştuğumu düşünüyorum ama sen bana hala demogoji yapıyorsun. Aç dostum istediğin tarih kitabını aç okuyacakların bunların daha ayrıntılısıdır ama işin özeti bu çerçevedir.

Biliyor musun çarpık tarih bilgileri derken o zaman beni değil başkalarını suçluyorsun. Demek ki senin bildiğin Tüm tarih kitapları doğru bizimkiler yanlış. Arkadaşım yabancı ülkede yaşıyorsun ama senin takip ettiğin Türkçe kitaplar varsa bilki bizde onları okuyoruz. Yoksa ben Tarih veya Osmanlıca mezunu değilim. Tutup bu konuda araştırma yapmam. Beni ilgilendirmez. Sadece bu işle görevli yetkili kişilerin kitabını okurum o da etraftakileri daha iyi anlamak için. Yoksa ukalalık yapma, artislik olsun diye egzantirik cümleler kurmayı düşünmem.

Olayın özü şudur dostum, hiçbirşey aslında ne senin ne de benim dediğim gibidir. Ülke çıkarları ve uluslararası devlet politikaları bizim anlaycağımız şeyler değil ve her an menfaatlere göre şekillenebilir. Sen bugün benim aptal araplar lafıma takılırken bir bakarız ki o araplar bir olup İsrail'e yaptırım yapabilir. Tabi zor bir ihtimal . Neyse bu olayın ana göbeğinde yaşamayan ve uzaktan izleyip takip eden insanlar olarak ne İsrail'in haklı olduğunu ne de Filistinlilerin akıllıca davranamayıp yem olduğunu idda edebilirz. Sadece fikir yürütebiliriz. Ama ya uç sağda ya da uç solda olur. Benim gibi ortadan bakanlar ise faşistlikle suçlanır. Bu arada yazdılarımda İsrail yanlısı bir tutum sergilediğimi falan düşünmeyin. Bende Filistin'in işgal altında olduğunu ve kendi topraklarında bir hiç olmaya zorlandıklarını düşünmekteyim. YALNIZZZZZZZZZZZ benim dikkatimi çekmek istediğim şey başka. Balık baştan kokar. Sana bu tarihin özetini yaprken aslında bu halkın bu belayı davet ettiğini anlatmaya çalıştm ama anlamadın. NEyse teşekkür ederim tartışma için, her ne kadar şahsıma saldırsan da zevk aldım diyebilirim. SAol tekrar

knntr (09 Ocak, 2009 16:23 Cuma)
Maçkadan inerken billboardlarda görmüştüm ama tam olarak okuyamamıştım..Tesekkurler reklamdesign

gandy.phoebus (09 Ocak, 2009 16:44 Cuma)
evet, muhtemelen düşünmeden yazıp, yazdıklarımızı da tekrar okumayınca neyin neye dair olduğunu gözden kaçırıyoruz, ben yine de açıklığa kavuşturayım; "Bir düşman varsa ona karşı millet savaşır, eğer millet değil içerdeki gruplar bu iş yapa_MI-YOR ve birbirlerine düşüp iktidar savaşı veriyorsa bana kralını getirsen de, adamların soyçetelesini önüme döksende mantıkta bana bir millet olduklarını İSPATLAYAMAZSIN." şeklinde yaptığın bir millet tanımı var. yani diyorsun ki milleti millet yapan (i) düşmana karşı savaşması (ii) kayıtsız şartsız birlik olması (iii) [opsiyonel] aynı soydan olmasıdır. ve bu özellikleri taşımayanı da milletten saymıyorsun anlaşılan. ben ne zaten ne diye eleştirmişim? "ırkçı, savaşçı, totaliter millet tanımı". yerine ne önermişim öncesinde? "nakba sonrası kader ortaklığıyla bir araya gelen, işgal edilmiş, baskı görmüş ve sömürülmüş halka filistinli denir." diğer bir deyişle, aidiyet hissiyle bir araya gelen, kendini buna göre tanımlayana millet denir. filistin de, dini (müslüman) veya kültürel (arap) kimliklerinden bağımsız bir şekilde, 1948 sonrası bu tarife uymaktadır. buraya kadar tamam mı? yani gerek islamcıların yaptığı gibi, bunu bir ümmet savaşı, hele hele antisemitizm ile doldurulmuş bir düşmanlık üzerinden tanımlamaya karşıyım, gerek de senin yapmakta olduğun gibi, ve hatta israil'in de yapmakta olduğu, "araplar" genellemesiyle tanımlamaya, dolayısıyla da vardığın sonuçlara, burun kıvırmalara karşıyım. ama en azından sonunda "zavallı halk - kötü yönetim" ayrımına gelmiş olman olumlu bir şey. keza ben de ne demişim; "filistin yönetimi[nin] malesef israil'in avucunda bir oyuncağa dönüştüğü acı gerçeği" wowturkey.com bir forum sitesidir, akıllara zarar nitelikte bir kitlesi vardır, ve hayır, derin nefes al, oyunla moyunla alakası yok, sakinleşebilirsin... osmanlı konusunda, işgalcilikti, milliyetçilikti, ingiliz mandasıydı, vs. vs. tüm bunlar senin laf doldurmaların ve beni zerre kadar ilgilendirmiyorlar, ben sadece tek bir noktaya dikkat çektim; nasıl olur da tarihin akışı içinde çözülmekte olan bir imparatorluğun parçaları hakkında "türk toprakları" diyerek bir çeşit hak iddia edebiliyorsun, ve arapların "genetik denyoluklarını" buna dayandırabiliyorsun? aslında sahiden yanıtlaman gerekmez, ben cevabımı aldım kendimce... sonunda merak edip sorduğun için teşekkür ederim, şimdi anladığım kadarıyla siyasi boyutuna kısaca değinmek istiyorum. bunun için, "filistinliler siyaset yapamamıştır, yanlış kişilerin peşinden gitmiştir" yetersiz bir yanıttır. filistin küresel bir savaştır, ve küresel ilişkilerdeki rolüne dikkat etmek gerekir. sorun, filistin yönetiminin ve halkının doğru veya yanlış hareketinde değil, dünyanın geri kalanının görünüşte kayıtsız, ama aslında israil'e 'zorunlu ortak' oluşudur. bunun sebebi, kimilerinin savunduğu "yahudi lobilerinin gücü" veya "avrupanın soykırım utancı" gibi iddialara dayanmaz. israil dünyanın bir numaralı silah, paramiliter, güvenlik ve izleme (surveillance) teknoloji ve servislerinin sağlayıcısı konumundadır. filistin onun laboratuarı, halkı ise kobayı vaziyetindedir. israil'in filistin'de uyguladığı tüm yöntem ve araçlar, tüm dünya devletlerine pazarlanmakta, dolayısıyla doğrudan bizlere karşı da kullanılmaktadır. filistin'in küresel anlamı budur: devletler kendilerini korumak için israil'e bağımlı kaldıkça, hepimiz sahiden de filistinli sayılırız. son olarak, dönüp dolaşıp kendini nasıl faşist olarak suçlamayı başardın takip edemedim, ama bu noktada, imdadına yetişebilirim; senin tabirinle "ortadan" bakanlar, daha önce dediğim gibi, olsa olsa popülist-liberal olmakla suçlanabilir. bunun popülist yönü kırathane tipi dünya görüşü olup, liberal yönü taraf tutmamacı pasifliktir. tabii diğer taraftan, daha önceleri dediğim gibi; "taraf tutmamak güçlünün tarafını tutmaktır".

hopçikitangasamuray (09 Ocak, 2009 17:53 Cuma)
1- Yapmış olduğum millet tanımını ancak bir savaş halinde kategori içinde değerlendirebiliriz. Yani ben bu tanımı yaparken bir milletin toplumsal dna'sında totaliter, savaşçı, ırkçı bir genin gerekli olmasını değil, savaş halinde toprakları kuşatıldığı anda; özgürlüğüne ve bağımsızlığına sahip çıkıcak bir aidatta ruha sahip olması gerekliliğini savunuyorum. Ama nedense bunu totaliterlikle veya ırkçılıklı bağdaştırıyorsun. Bu dediğin şeyler şu an ki sosyal topluma hiç bir tehlike söz konusu değilken bile insanlar içinde yaşayabileceği bir sendroma giriyor. Ha olaya İsrail açısından böyle bir benzetme yapabilir miyiz? evet, çünkü kurmuş olduğu baskı yapmış olduğu katliamlar tam bir totoliter ırkçı davranışıdır. Hatta senin dediğin gibi ilgimi ayrıa çekti bu konuda araştıra yapacağım, silah ticaretini üstün bir teknoloji içerisinde gerçekleştirip pazarlayan bir ülke konumunda kobay olarak kullndığı filistin halkını düşününce bu tanımın en uygun yeri İsrail oluyor. Bunun yanında dikkatini çekerim yazımın sonunda "balık baştan kokar" dedim. Bunun özeti  Senin nakba olaylarınla bağdaştırmadığın ama asıl o noktada organize olmaya ilk adımları atan arap veya filistin halkının aslında bu çabalara girmelerinden önce tarihleri boyunca Osmanlı'ya veya İngilizlere sömürge olmalarından kaynaklanan siyasetsiz, birlik olamama hukuklarının onlarda bir dirayetsizlik yaratmasını kastetmiştim. Yani İsrail Filistin olayının başlangıcı; İsrail devletinin kurulması değil Osmanlıdan çıkan İngiliz MAndasına giren bir yapıyı benimsemeleri. Tamam :) tepki göstereceksin Osmanlıyı da buna neden katmıyorsun diye, ama bu noktada sana yönetim biçiminde ki farklılığı gösteririm.. ASlında bu iki ülke mandaclığının içinde parmak basmak istediğim nokta şu. Bölge insanları hiç bir zaman nakba gibi ne Osmanlıya ne de İngilize karşı kimliğini savunmak, özgürlüğünü ilan etmek için ayaklanmadı. Sen her ne kadar bu konular beni ilgilendirmeyior desen de bu olayın özünün burada yattığını söylemeye çaışıyorum. Osmanlıya İngilizlerin yalanlarıyla isyan ettiler, sonra ingiliz mandası kaldılar. İngilizler dönemin fransa'dan sonraki en çakal siyasi politikası yapan en güçlü emperylist ülkesiydi. Yani aptal derken şundan basediyorum. Hiç bir zaman mandacılık dışına çıkmaya çaba göstermemiş millet, İsrail'in kuruluşuna anca seyirci kalır.

2-Bir şeyi yanlış anlamışın. Benim söyledklerim de oraları Türk topraklarıydı bizimdi, bizi bıraktılar gittiler, şimdi sürünüyorlar, oraları ger almamız lazım gibi"bir hak idda etmiyorum. Hak idda etsem bizim oralara gitmemiz lazım derim. Ben dönemin mevcut sınırları noktasında yormlarımı yapıyorum.  O zamanlar osmanlı topraklarındaymış ve yorumumu mevcut imparatorluk üzerinden yapıyorum. Yoksa hak idda ettiğim yok. Belki bunu kerkük ve musul'a bağlamış olabilirsin ama bununda çok basit bir mantıklı açıklaması var. Bir ülke sahip olduğu toprakları üstünde savaş veriyorsa bunu her daim koruması gerekliliğinide biliriz. Çünkü savaşın asıl amacı o alana, bölgeye hakim olmaktır. En nihayetinde gösterilen karşı hareketin tüm amacı düşmana toprak kazandırmamaktır. Tabi bir de işin içine o alanın stratejik olması girerse akan sular bile durur. Doğal olarak bu toprakların korunması doğal bir reflekstir. Savaşın gereğidir. Ona bakarsan Atatürk'de Kerkük, Musul ve diğer Orta doğu ülkeleri için çok çaba sarf etmiştir. O zaman onada hak idda ediyor diyebilir miyiz? Sınırlarımız belli ve bunların içinde savaş varsa kendi sınırların için sonuna kadar hak idda edebilirsin. Bu da böyle bir şey. Ha sana ait bi yer değil ama üstüne hak idda edersen İsrail gibi, İngiltere, Amerika, Fransa gibi olursun.

3- Siyaset noktasında söylediğin silah bağımlılığı konusunun şaşırtıcı olduğunu gördüm. Sonunda bana bir argüman verdin. Bu konuda tavsiye edeceğin bir yazar varsa almak isterim. Ama şunu da belirtmek gerekir ki bu senin söylediğin benim söylediğimden sonra gelen a veya b veya 3. seçenektir. Yani dediğin fikir de bu şartların içinde yeşeren bir sorundur. Ama şu da bir gerçektir. Birbirine düşmüş, operasyon öncesine kadar bir birini kesen bir grubun şu çaresizlikte ve seninde dediğin kuram içerisinde neden bunu yaptkları insanın gerçekten kafasını karıştırıyor. Sen bu bağımlılıktan kurtulmak gerekir derken, bu adamlar birbirleriyle liderlik veya çıkar çatışmasına giriyor. O yüzden de hedef kim, amaç ne, yapanların düşünceleri nedir birbiriyle çelişiyor.  Bu nasıl mücadele bu nasıl birlik olmak? Bir şey söyliyim mi İsrail aslında bu tür katliamlarla yanlış bile yapıyor. Tutup bu grupları birbiriyle tokuştursa zaten kendi kendilerinin sonlarını hazırlarlar. Ama dediğin gibi ortada kullanılan kobaylar var.  Ben işte bu yüzden bu halk aslında yanlış kişilerin peşinden koşuyor diyorum.  Hatta bu gruplar bu zavallı halkı açık hedef olmasına bile neden oluyor diyorum Lütfen şimdi seçimle geldiler falan deme. Artık böyle bir kaos içinde doğruluğu ve toplumun cahilliği (tiryaki arkaşımızın yoladığı yazı çok iyi) noktasında ne kadar etkili bir seçim olduğu muamma. Küçücük bölge ikiye ayrılmış. El fetih- Hamas. Bunlar bu halka çözüm mü olacak?

3- Bak libarallik sağcılık,solcluk veya ortada durmak benim dünya görüşüm değildir. Ortada olmak konusundaki niyetim "iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır"dan ötey geçmez ve sorun odaklıdır. Genelimi kapsamaz. Bu konuda İsrail kadar Filistin halkını da suçlu bulurum. Dedelerinin, dedelerini suçlu bulurum.
Ama İsrail'in ki tabi ki bu kadar saydıklarımızın içinde hiç bir şekilde yenilir yutulur bişey olmadığını da söylüyorum.
Bilirsin kesin; İsrail aynı zamanda aşırı dinci yahudilerle de savaşır. Çünkü onlar kendilerine ait topraklarının asla olmadığına inanır. Gel komediye farklı bir açıdan bak :)

Neyse ben mantık çerçevesinde düşüncelerimi oluştururum. Ama çok savunduğum bir siyasi değer varsa o da Atatürkçülüktür.

Tekrar saol.  O konu üzerinde Türkçe bir yazar biliyorsan paylaş. Sevinirim.

Siminya (09 Ocak, 2009 21:27 Cuma)
silmek zorundayım

phoenixia (09 Ocak, 2009 21:54 Cuma)
ben tarihte ne olup bitti  bilmiyorum.. ilgilenmiyorum da.. (!)tarih anlatanın ağzıyla şekillenir belki ondan..neyse..

benim ilgilendiğim; şu anda.. bu zamanda.. bu çağda... üstün insan olma seviyesine gelmiş olmamız gerekirken.. filistin'de yapılanlar dahil olmak üzere dünya üzerinde işlenen cinayetleri, seyretmekten, dinlemekten, dahası bunlara ortak olmaktan başka birşey yapamıyor oluşumuz..
acı olan başka birşey yapılanların mantığını arıyor olmak.. birilerinin yaptıklarını sebeplendirmek..
canım benim, olmaz.. olamaz..! bu zamanda insan insana böyle şeyler yapamaz...
ah insan!

bugün gördüm bu ilanları... "benim dinim bana, seninki sana..ama yok birbirimizden farkımız"ı iyi ve kötü her iki anlamda da gösterdiğini düşündüm...
tepkidir..
yapılan şeyler, olan bitenler, çoğunluğun ortakça yanlış dediği birşeyse, bunu engellemek için verilen tepkilerde -ilk aşamada- kim neden tepki veriyor, olanlara hayır! diyor diye düşünmeye gerek yoktur... amaç engellemektir..

AddWork (09 Ocak, 2009 22:10 Cuma)
Siminya, iddiaların çok ağır. O topraklarda yaşamıyor olduğum için net ve kesin doğrularım yok. Buna rağmen yazdıklarının üzerine bir kaç şey söylemek istiyorum izninle.

Bu savaşın nedenleri ve haklıyı ayırt etme çabası içine girmeden, yalın ve uzaktan bir gözle baktığımda durumun adil ilerlemdiğini görmekteyim.

İsrail, zamanında bedellerini ödeyerek aldığı topraklarda yaşamaktan daha fazlasını istediğinden Filistin (Hamas, El-Fetih v.s. ayrımı yapma gereği görmüyorum) bir halk olarak buna tepkisini göstermiştir. Bu etki-tepki mekanizması olabilecek en uç noktada cereyan etmektedir.

"3 parçalanmış bebek cesedi ve başlarında ağlayan bir baba" fotoğrafına nasıl bakarsan bak "Hamas çocukları kum torbası diye kullanıyor" sonucuna varamazsın. Bu çocuklar sokakta satılmıyor ya da terk edilmiş değiller, bizlerin çocukları, kardeşleri gibi birer ebeveynleri var.

Yanıbaşımızda gerçekleşen bir Susurluk, bir Ergenekon olayı için dahi, nedir? ne değildir? soruları soramaktayken, ortadoğunun bize yabancı bir köşesinde olanlar hakkında bu kadar net konuşabilmek, bilmiyorum ama bana doğru bir üslup gibi gözükmüyor.

Siminya (09 Ocak, 2009 22:24 Cuma)
midem bulanıyor artık, yorumlarımı sildim

AddWork (09 Ocak, 2009 22:36 Cuma)
KK illegal bir terör örgütüdür ve her türlü malzemeyi kullanacaktır, doğrudur.

Madem PKK çocukları Türk askeri önünde konuçlandırıyor, Neden Ben bir Türk askeri tarafından vurulan çocuk fotoğrafı hatırlamıyorum?

Hepsi bir yana diyelim ki; söylediklerinde haklısın. Hamas bunu planlı bir şekilde gerçekleştiriyor.
Türkiye'den görünen bu gerçek İsrail'den görünmüyor mu? Cevap evetse bu ölümler neden devam ediyor? Amaç Hamas'ı yok etmekse bunun çözümü Filistin işgalimidir?

Bana müslüman olduğunu deklare etmene gerek yok. İyi niyetinden şüphe duymuyorum.

Phoenixia durumu çok net şekilde sonuca bağlamış üstüne söyleyecek artı bir cümle bulamıyorum..


mezzoalto (09 Ocak, 2009 22:46 Cuma)
üç gündür yazılan herşeyi okuyorum, hepsi üstünde epey düşündüm, daha evvel aklıma gelmemiş bisürü şeyi fark ettim, her argümanı aklımda süzdüm.. en başından beri düşündüğüm şeyden çok uzaklaşmadım ama: bu bir din savaşı değil, bu bir toprak savaşı da deil, bu millet savaşı filan da değil.. bu yeryüzünde son yıllarda şahit olduğumuz tüm savaş-darbe-müdahelelerin hepsinde gördüğümüz gibi paranın, kapitalizmin, emperyalizmin, güç dengelerinin savaşı.. cesetler üstünde yürütülen, çocuklar üstünde yürütülen bir savaş.. hepsi o kadar oturdu ki yerine: filistin'in israil'in kobayı olması, aynı zamanda hamas'ın kobayı olması, aynı zamanda amerikanın kobayı olması.. ve ayrıca aslında israil'in ve hamas'ın da kobay olması.. niye hamas'ın kum torbası olmasın ki çocuklar, radikal islam söylemi cihadı kutsal kılmıyor mu? radikal dini söylemlerin tamamı din için ölmeyi kutsamıyor mu? ha kuran kursu üstüne yıkılan çocuklarının "şehit" olduğunu düşünen ebeveynler, ha çocuklarını saklamayıp, savaşın ortasında tutan ebeveynler, aynı şey değil mi? israilde bombaların üzerine çocuklara yazı yazdıran zihniyetle, filistinde çocukları korumayıp ortaya ölüme bırakan zihniyetin arasında ne kadar fark var? şu kadar fark var: israil işgalci bir devlet, o çocuklar da vatanlarını savunmaya çalışıyorlar diyebiliriz belki.. ama israile işgal fırsatını veren kim? israile ve hamasa silah satanlar kimler? bu savaşın sürmesinden kimler rant yiyor? tüm vatandaşlarını her sene askeri eğitimden geçiren bir devlette sivil vatandaş var diyebilir miyiz mesela? veya hamas'ı lider seçen bir toplumda sivil vatandaşlardan ne kadar bahsedebiliriz.. iki orduya dönüşmüş iki toplumdan bahsediyoruz... ha bu savaş bu bağlamda bile adil koşullarda yürütülmüyor elbette, israilin donanımı ile filistinin kıstırılmışlığı karşılaştırıldığında, ve dünyanın açıkça taraf olması bu haksızlığa bizi isyan ettiriyor belki ama özünde bu haksızlığın parsasını da yemiyor mu filistindeki terörist gruplar?

en nihayetinde aklımdan geçen de şu: bir savaş çocukların savaşı haline getirilmişse, çocuklar birbirine nefret kusar, birbirinin ölümünü diler hale getirilmişse, bu kadar çirkinleşmiş, bu kadar iğrençleşmişse herşey, kim temiz kalabilir bu süreçte, haklıyı haksızı nasıl ayırt edebiliriz?

Siminya (09 Ocak, 2009 22:50 Cuma)
toplu çocuk katliamları olan bir savaş için bütün yorumlarım anlamsız, sildim

phoenixia (09 Ocak, 2009 22:54 Cuma)
aklıma yeni geldi..
4.levent'te, kulelerin orada, tkp'liler de filistin'de yaşananlara dur deme nöbeti yapıyorlardı..
içimden inip ben de onlara katılsam diye geçse de...
işe geç kalmıştım,geç kalmasam bile işe gitmek bir zorunluluktu işte.. böyleyiz..

mezzoalto (09 Ocak, 2009 23:37 Cuma)
evet pho, çook haklısın, bi de o var işte.. bizler yaşadığımız nispeten huzurlu şehirlerde sığındığımız sıcak evlerimizde, körfez savaşını nasıl elimizde çayımız vahvahlayarak izlediysek, gazzenin işgalini de öyle izliyoruz aslında.. bakıyor, üzülüyor ve hayatımıza devam ediyoruz... ve üstelik bu bize yakın olduğu için -kilometre açısından, dini açıdan tarihi açıdan vs- bildiğimiz bir ülkede gerçekleşen bir savaş olduğundan biraz daha acıyor canımız, gözümüze görünüyor olanlar.. medyada yer bulduğu için, farklı gruplar kendi politik gündemleri gereği hassasiyet gösterdikleri için biliyoruz... dünyanın bilmediğimiz yerlerinde kimbilir hangi insanlar, hangi çocuklar ne acılarla yaşamlarını sürdürüyorlar, ne savaşlar çatışmalar oluyor, nasıl ölüyorlar ve kimse onlar için bir protesto gösterisi bile düzenlemiyor.. çünkü dikkat çekici değil.. medyatik değil.. gündemde değiller.. bilmiyoruz...

total redci mehmet tarhan hapisteyken, arkadaşlarının haber olabilmek için atv önünde oyuncak köpekleri ısırdıklarını biliyor muydunuz? ben bugün eksisozlukte okudum.. "hani hiçbir şekilde haber olamıyoruz ama madem köpeğin insanı ısırması değil insanın köpeği ısırması haber o zaman biz de köpek ısıralım belki haber oluruz" diye.. entry'nin kalanında yazmıyordu ama anladığım kadarıyla yine de haber olamamışlar.. siminya hokkabazlıklardan bahsedince aklıma geldi..

hopçikitangasamuray (12 Ocak, 2009 13:38 Pazartesi)
Arkadaşlar, İğneyi kendine Çuvaldızı Başkasına batırın derken; bundan bahsediyordum. Fotoğraflar; Lübnan 


Arkadaşlar, İğneyi kendinize Çuvaldızı başkasına batırın derken bundan bahsediyordum. Bu görüntüler Gazze İşgalini protesto amaçlı gerçekleştirilen gösterilerden alınma. Lübnan, Suriye vb ülkelerde faliyet gösteren gruplar tarafından daha fazla şiddete daha fazla kana daha fazla çözümsüzlüğe adanmış olarak beyni yıkanan çocuklar.
Yani ben bu gruplar bizzat çocukların ölmesinden sorumludur derken bunu kastediyordum

Bakın ilk aşama, Gelecek neslin ruhunu öldür.

O yüzden pho sen ve senin çocukların, katılabileceğiniz daha çok gösterilere şahit olacaksınız.

Not: 1.fotoğraftaki ince uzun şeyleri, boyama kalemi maketi falan sanmayın.

Alp (pimoka) Esin (12 Ocak, 2009 13:53 Pazartesi)
ooo ben epey geç kalmışım.

Filistin israil konusunda bilgilendiren arkadaşlara teşekkür ederim çok eğitici olmuş ama kendi eğitimleri açısından.

İsrailin filistindeki varlığının bir inanç sorunu olduğunu düşünenlerden değilim yani hiçbir iman meselesi gerçek ve maddi temellere oturan bir meseleyi açıklamaz. İman, maddi temeli açıklamak için kullanılan bir enstruman ideolojik bir arguman olabilir.

Bush'un kulelere yapılan saldırıdan sonra sarfettiği haçlı seferi lafı  kendi ülkesine amerikanın içine yönelik bir ifadeydi. Bizim baktığımız yerden ifadenin pragmatikliğini görmekse çok kolaydı mesele petroldü ve küçük mafyalaşmış devlekleri manipüle etmek kolaydı ve biliyordukki amerikan ordusu sefere geliyordu. Ama bush bunu bir iman sorunu olarak tarif ederek işe başladı.

Bugün, medeniyetler çatışması safsatası ile başlayan ve uluslararası politakayı bir iman katagorisine indiren rüzgarın bir başka boyutunu karşımıza almış bulunuyoruz.

Benim bu posterlerle ilgili kararsızlığımda burda başlıyor. Politika temelde pragmatik bir alan olduğunu kabul edersek bu posterleri iki şekilde yorumlayabilirim:

Birincisi, temel eğilimin sorunları iman penceresinden görerek açıklamak üzerine kurulduğu önermesine kendi paradigması içersinden  bir cevap vermek ve böylece hakim anlayışsızlığı kırmaya çalışmak, bunun olabilmesi için bu posterlerin devamlarında yada alttaki küçük sarı yazılarında bilgi eksiği olduğunu söylemeliyim çünkü imanla açıklanan her totolojiyi bilgiyle kırabilir mistifizasyonu ortadan bu şekilde kaldırabilirsiniz.
İkinci okumam ise Türkiyede son on seneye hakim olan ve yine iman üzerinden şekillenen okumanın ( türban tartışması, AKP laik karşılaşması ) politize ettiği ve nesnel olarak sağa çekilen ortamın içersine söz söylenmekte olduğu; Filistin konusunda temelde iman katagorisinden yola çıkarak politize olacak olanlara yönelik olduğu. İkinci okumayı bu posterlerin yapıldıkları ve asıldıkları yerin Türkiye olduğu gerçeği ile birleştirdiğimde ikinci okumanın daha mümkün geldiğini belirtmeliyim. Burda Musa'nın çocukları ifadesinin seçilmesini ise küfür ve aşağılama dışında kullanılması açısından beğendiğimi de söylemeliyim.

Durumun hassasiyeti içersinde söz söylemenin güçlüğünün farkındayım, bilgiyi yorumla birlikte kullanmanın imanı yorumlamaya dönüştüğü yada öyle gösterildiği bir zamanda medeniyetler çatışması fasa fisosundan çok rahatsız olması gereken bir kültürde yaşadığımızı düşünüyorum bu yüzden meseleyi iman üzerinden yakalamakla ilgili kaygılarım var.

phoenixia (12 Ocak, 2009 22:16 Pazartesi)
pimoka, ben daha okuyordum, erken bitirmişsin...

hopçiki.. umarım sen ve senin çocukların gösterilere şahit olmaz ve katılmak durumunda da kalmazsınız..

bu arada önemli olan tepki vermektir, tepkiyi göstermektir şeklindeki düşüncem sarsılmaya başladı..
filistin'deki duruma verilen tepkilerin, popüler kültür nesnesi şekline bürünmesinden belki.. olayların, durumların, tepkilerin ruhsuzlaşması da bundan belki.. umarım bunlar benim kalbimin kötülüğüdür sadece...
herkes olabildiğince samimidir umarım..

gullusum (12 Ocak, 2009 23:17 Pazartesi)
ben de cok gec kalmisim bu haberi gormekte, pho, yazik ki popüler kültür nesnesi haline gelmedikce aci, ölüm bile dikkat cekemiyor. bazi durumlar hakkinda yorum yapabilmek icin, evet dogru, bolgenin tarihcesini bilmek gerek, ama bolgede yillardir suregelen kukla oyununu da sadece tarih, sadece din ve sadece politika ile aciklamaya calismak da anlamsiz. medeniyetler ya da dinler degil gucler carpisiyor gorusune katiliyorum, (bu arada huntington'i da analim), bu acidan taraflar arasinda haklilik aramak da dogru degil. Cunku bu taraflar arasinda "savasmamak" bir opsiyon degil, savasmak oyunculara kaybettirmekten cok kazandirmis olmasaydi simdiye kadar, bolge coktan durulmus olurdu. dunya uzerindeki maalesef en "popüler" (digerlerini gercekten "gormuyoruz") cozulemez politik sorun bu sebeple.  

Habere donmek istiyorum bu durumda, zulüm etme hakkini verdigini dusundugunuz kitap aslen bunu yasaklamaktadir, diyor. daha da onemlisi, mesele aslen adil olmaktir, eger adil degilseniz, (herhangi bir) kitaba zaten uymuyorsunuz demektir. Boylesi bir anlam cikardim, bu acidan begendim calismayi.

ke (13 Ocak, 2009 19:03 Salı)
sanki mesajın hedef kitlesi biz olmamalıymışız, tepki için elinde basın var, hatta basının var, duruşunu açıklamanı yaparak koyarsın, hatta bunun yanında bi kaç tane aklı başında eylem tertip eder, basında yer alırsın... yapılması gereken pr ın maliyeti bu kadar yüksek olmamalıydı derim ben... Bu tepki çekmek değil ki gaza getirmek... bu bütçe insanlık adına; insaniyet namına, daha makul şekilde kullanılabilirdi.

phoenixia (13 Ocak, 2009 20:45 Salı)
güllüsüm,elinden öperim yazdıkların için..

(popüler kültür nesnesi haline gelmesi derken de kasdettiğim, filistin-israil olayının sürekli bahsedilerek sündürülüyor bile olması ve fakat ; senin de dediğin gibi aslında bilmediğimiz, gösterilmeyen bir dolu başka acıların yaşanıyor olması.. )

knntr (16 Ocak, 2009 14:41 Cuma)
Konu hakkında bir çalışma.İsrail Filistin arasındaki savasın kayıplarını gösteriyor.4-5 gunde bir BBC'nin verilerine göre güncelleniyor.

http://www.moiz.ca/coffin2.htm


dozdenoir (16 Ocak, 2009 16:03 Cuma)
Bu savaşta israelden 1000, filistinden 1000 kişi ölse herkes daha mı mutlu olacaktı...yoksa kimse ölmese mi?
Bu ilanlar sonucunda insanlar malesef kimse ölmese demiyor 1000 tane de israelli ölseydi diyor. Buna şahit oluyorum ve insanlığımdan utanıyorum.

Zaten yeterince rezil bir durumda Ke'ye hak vermemek elde değil... Bu ilan sadece gaza getirmektir. %99'u müslüman olan bu ülkede israillere seslenerek bu senin kitabında yok demek hiç bir şey ifade etmiyor. Sen musanın çocuğu olamazsın demek de sadece türkiyedeki antisemit hareketleri uyandırır ki fazlasıyla uyandırmıştır. 500 yıldır türkiyede yaşayan türkiyenin yüksek nüfusuna oranla çok daha kesin kendini türk hisseden yahudi iş adamlarına "size iş yaptırmaycaz gidin burada" dedirtmiştir. Aferim Dayanışma Vakfı. Gurur duyuyorum senle... Ne de güzel dayanışıyorsun...

mezzoalto (16 Ocak, 2009 19:12 Cuma)
evet bunu kitaba bağlamak da, sanki mevzuu hakikaten kitapların çarpışmasıymışcasına, çok sakat bir yaklaşım.. israillilerin yaptığı bir savaşın bedelini türk musevilerine ödettirmek, amerikalıların nüfus kağıdında İslam yazan herkese yaptığı muameleye ziyadesiyle benzemiyor mu? geçenlerde bir gazetenin okuyucu köşesinde bir musevi Türkün isyanı vardı: "ben bu savaştan hoşnutsuzum, yanlış buluyorum, ama sanki tarafmışım, ve oradaymışım gibi muamele görüyorum, ben Türk'üm onlar İsrailli, aynı insanlarmışız gibi davranmayın" diye..

Melih Cılga (16 Ocak, 2009 23:09 Cuma)

Ya yerine oturmayan bir iletişim problemi var bu ilanlarda ya da bilerek isteyerek kurgulanmış bir “tribünlere oynama” kampanyası var karşımızda: 

Bin bir türlü karanlık stratejik hesaplaşmanın içerisinde ne ilk ne de sonuncu olan acımasız bir askeri harekatı sadece “temel dini duygular” üzerinden protesto eden bir kampanyanın, İsrail hükümetinin siyasi kararlarını zerre kadar etkilemeyeceği apaçık ortadayken,
göz göre göre böyle bir iletişim üslubunun tercih edilmiş olması, mesaj iletilmek istenen asıl hedef kitlenin ve asıl vurgulanmak istenen şeyin “din kardeşliği ve Müslüman dayanışması” kavramı olduğunu düşündürüyor haliyle.

Öte yandan, İsrail’in öldürdüğü insanlar Müslüman değil de başka bir dinden olsalardı, Dayanışma Vakfı yine böyle bir protesto kampanyası yapar mıydı acaba, diye de düşünüyorum ve emin olamıyorum:

Mesela bu dünyada “din kardeşliği” ilişkisi içerisinde olmadıkları insanların ya da “dindar, milliyetçi, muhafazakar” olmayı reddeden vatandaşlarının çektikleri sıkıntılar hakkında ne düşünüyorlar, diye bakıyorum:

Bir STK olarak üyesi oldukları çatı kuruluş Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’nın sitesinde tarihçe bölümünde, evrensel insan hakları ve İslam ilişkisi hakkında şöyle yazıyor:

 Bati dünyasinda 1789 Fransiz ihtilâli ve 1948 Birlesmis Milletler Insan Haklari Beyannamesiyle benimsenen prensipler , esasinda Islâmiyetin temel rükünleri arasinda daha yedinci asirdan itibâren belirtilmis ve benimsenmistir. Yani , bunlar esasinda bizim inanç ve kültürümüzde mevcut olan , bize yabanci olmayan mefhumlar ve degerlerdir.

Fakat bu zahiri kabule ragmen , hem dünyada , hem de ülkemizde insan haklari ihlâl edilmektedir ve bundan en fazla inançli ve muhafazakâr kesimler mutazarrir olmaktadir.

Hmm, demek ki benim şu hayat ve şu dünya hakkında bugüne kadar öğrendiklerim yanlışmış... :)


hopçikitangasamuray (17 Ocak, 2009 13:56 Cumartesi)
Bu dünyada toplumun dışında hiç bir ülke veya yönetim din olgusunu sallamaz hatta referans olarak bile almaz. En şeriatçı, en katolik, yönetimler bile dini toplumu rahat yönetebilmek için kullanır. Şu an bir Vatikan'ın bile Hristiyanlığı iplediğini hiç mi hiç sanmıyorum. (Hele ki Fransız ihtilalinden sonra yeni yeni canlanmaya çalışırken)
Bir devlet, bir yönetim için tek önemli gerçek vardır. Politika ve çıkarlar. Stratejilerini bu iki ana unsur üzerinden yönetir ve geliştiririler ve bunu yaparkende maske amaçlı dini kullanırlar. Bu, en demokratik ülkede de böyledir en dincisinde de. Mesela Arabistan Krallığı. Bu ülkede Şeriat varsa o kraliyet mensubu ailenin güvenliği ve zenginliği içindir. Şu an Vatikan eskisinden daha aktif rol oynuyorsa, toplumu uyatmak, dünya üzerindeki mal varlığı ve kazançlarını gölgelemek, bünyesindeki din adamlarının sapıklıklarını az da olsa saklamak içindir.
Şimdi nerey geleceksin diyeceksiniz?
Bu bir Müslüman, Yahudi çatışması değil. Ama taraf sağlanması amaçlı bu şekilde pazarlanmakta. Burada asıl dönen olay ülke politikaları ve çıkarlarıdır. Eğer ülke içindeki insanlar Fransız ihtilalinin ruhunu kavrayamamış veya o açık gözlülükte olamamış insanlarsa malesef yaşam hakları ellerinden alınmış sınıfına girerler.  Yani devlet politikalarının zavallı maduru olurlar. O yüzden bu durum çözülemeyecek. Ne zaman toplumsal birlik ayaklanıp ülkelerine rest çekecek, belki o zaman o topraklarda barışı görebilriiz.

gullusum (18 Ocak, 2009 16:04 Pazar)
Hop tamamen katiliyorum. Din kitleleri surukleme icin hep bir arac olarak kullanilmistir ekonomik temelli savaslar icin´ki ozunde ekonomik guc savasi olmayan bir tane bile savas olmamistir dunyada. Bugun x bir noktada Vatikan topraklarina (ki dunyanin emlak & arazi krali Vatikan'dir) bir topluluk tarafindan mudahale olsa (ki bu dunyanin herhangi bir noktasi olabilir) bir Hristiyan kardesler direnisi (!) gorebiliriz.
Elbette ki durumu tum musevilere ya da tum muslumanlara maletmenin zerre anlami yok, gel gor ki, bir topluluk 'kitap' ugruna savastigini iddia ediyor ise o 'kitap' ile onlara cevap verilmesi normaldir. Bu durumdan ne anlam cikartacaginiza bagli, cuvaldiz hakedene de gidebilir, herkese de. Ben kisisel olarak bunu o kitabin inananlarina maletmem ama ustune alinirsa da bir musevi, ne alakasi var seninle de diyemem, sonucta orada bahsedilen kendi kitabi.
bu arada haberleri takip ediyorsunuzdur elbette, birseyler oldu yine, taraflar ateskes ilan etmeye basladi. kim kaybetti kim kazandi? her taraf atesler icerisindeyken Hamas "zafer " diye bagiriyordu. Israil ise asker cekmiyordu hala. Durum o kadar trajik ve de anlasilmaz ki, sonucta akilda kalan, yine hem amacsiz, hem de sonucsuz olen insanlar olacak. Bu durum bir dunya komplo teorisine de acilabilir, kimbilir kimler kimlerle, nereler icin ne anlasmalar yapti? Haydi baglayalim bunlari petrole, dogalgaza ve daha nice degerli minerale, bakin neler cikacak...

buraKargın (18 Ocak, 2009 23:11 Pazar)

Bunu gördünüz mü? Tell Israel Free the Shministim! Shministim means “twelfth-graders” in Hebrew. Military service is mandatory after high school for young Jewish Israelis. The Shministim are Israeli youth who refuse to serve in the army because it enforces Israel’s 40-year occupation of the Palestinians.


buraKargın (21 Ocak, 2009 22:21 Çarşamba)
Zaman'dan bir yazı, farklı bakış açıları dünyamızı zenginleştirir hesabı.. 1946'dan 2008'e... İsrail Filistin'i nasıl işgal etti?

Yalçın (settar) Pembecioğlu (21 Ocak, 2009 23:44 Çarşamba)
Israil Filistin sorununun tarihcesi

Bu yazi konuyu 1897'den aliyor ve bagimsiz kaynaktan.

Volkan ATAY (25 Ocak, 2009 12:48 Pazar)
Mercidabık MuharebesiYavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sırasında Memluk Devleti ile yapılan birinci savaştır. 1516'da Osmanlı ordusu ile Memluk ordusu arasında Halep şehrinin kuzeyinde yapılan savaşı Osmanlılar kazandı. Muharebenin sonucunda SuriyeLübnan ve Filistin Osmanlı topraklarına katıldı.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Mercidabık_Savaşı

buraKargın (29 Ocak, 2009 15:53 Perşembe)
Düğümküme'deki Filistin 1946-2000 Arası Nasıl Değişti? başlıklı yazının yorumlarında rastladım:
- Kriz, İşgal ve İslam, Samir Amin ile soyleşi
- Samir Amin kimdir?

AddWork (09 Şubat, 2009 22:41 Pazartesi)
TBWAIstanbul Kreatif Direktörü İlkay Gürpınar’ın, MediaCat’in Şubat 2009 tarihli sayısında kampanyayla ilgili kısa bir değerlendirmesi...

“Bir sabah, her sabah olduğu gibi işe gelirken, İstinye Park’ın önünde gözüme çarpan bir cümle nedeniyle fren yapmak zorunda kaldım. Durulmayacak bir yerde durup, bu billboard’ları büyük bir hayranlık ve mesleki kıskançlıkla hatırı sayılır bir süre boyunca izledim.

‘Sen!’ diye başlayan ve ‘Musa’nın çocuğu olamazsın!’ diye devam eden unutulmaz bir cümle. Anlatmak istediği her şey içinde. İsrail-Filistin olayları hakkında çok şey söylendi. Ama bence hiçbiri, bu kadar özlü, bu kadar etkili söylenmedi. Yazar olduğum için değil, reklamcı olduğum için değil, insan olduğum için etkilendim. Konuşmak istediği kişiyi de can evinden vuran bir cümle. ‘Senin anladığın dilden konuşuyorum.’ der gibi. Bak, anlamadıysan, senin ‘kitabınla’ anlatayım der gibi. Yani aslında insana verdiği his: İnce düşünülmüş, şık bir küfür gibi.

O gün ajansa geldiğimde, tüm kreatif ekip bu işi konuşuyordu. İyi işin gücü işte, aurası hemen yayılıyor. Konu bu kadar derin olmasa, reklam bu kadar durdurucu olur muydu? Bence olurdu. Konuya yaklaşımı ve ve zekası onu durdurucu yapıyor çünkü. Yapanların zekasını da kalemini de tebrik ediyorum. Eminim kitleleri etkilemiştir. ‘Yaşasın yazarlık, yaşasın kelimelerin gücü’ diyorum.”

Alp (pimoka) Esin (09 Şubat, 2009 23:31 Pazartesi)
02/022009 tarihli milliyet gazetesinde Devrim Sevimay'ın Türk Musevi Cemaati başkanı Silvyo Ovadya’yla yaptığı röportajdan kısa bir alıntı yapıyorum soru ve cevap aynen şöyle:

- En çok nelerden rahatsız oldunuz mesela?
Mesela “Bu senin kitabında yok”, “Sen Musa’nın çocuğu olamazsın” yazılı bilboardlar din eksenli olduğu için bizi incitiyor. Üstelik bu ilanlar önce bilboardlardaydı, şimdi binaların üzerine giydirilmeye başlandı. Düşünün, 11 Eylül’de ikiz kuleler havaya uçtuktan sonra Times meydanına Kuran’dan bir ayet konsa, altına da “Sen ne biçim Müslümansın” diye yazılsa, önünden her geçişinizde siz rahatsız olmaz mıydınız?

Röportajı kaçıranlar için tamamı şurda

Şimdi elbette beğenenler olacak, hissetiğimiz şeyin ne olduğu açıklayacak güzel dilimizde bir çok deyim var,
birkaç tanesini hatırlayalım Araplar için arabın yalellisi, Dürzilerden yola çıkarak dürzü, Abhazlardan çıkarak abaza ve Yahudiler için korkak yahudi v.b.

ve tekrar olacak ama bu afiş ve bilboardların asıldığı sokaklarda hiç israil vatandaşı olmaması sizi hedef kitle konusunda düşündürtmüyorsa dini referansların sadece ayrımcılık anlamına geldiğini daha iyi ne açıklayabilir?

mezzoalto (10 Şubat, 2009 01:17 Salı)
hakikaten yoldan geçen herhangi bir insan da bu billboard'a bakınca "iyi bir " derdi değil mi? reklamcı olarak etkilenmemiş-miş.. pimoka buna ek olarak vurgulamak isteyebileceğim herşeyi söylemiş.. 6-7 eylül olayları öncesine döndük resmen, pek çok musevi taşınmayı düşünüyor bu ülkeden.. bu gerzeklikler yüzünden ekstra gerzek insanlar "köpekler, yahudiler ve ermeniler giremez" yazılı ilanlar hazırlayıp asabilme cesareti buluyorlar mekanlarının kapısına..

hopçikitangasamuray (10 Şubat, 2009 10:23 Salı)
mez bu işe hiç bir zaman iyi iş demem ve diyemem.
Açıkçası İlkay hanımın bu durumu bu kadar trajikleştirip duygu patlamaları yaşamasınıda çok ama çok komik ve gülünç buluyorum ve yakıştıramıyorum.
Bakın,  olay, reklamın aslında bakmamızı istediği açıyı vermeye çalışmasıdır. Yani bir dayatma söz konusu. Bana burada dünyanın en gereksiz ve klişelişmiş "din olgusu üzerinden" bu olayı eleştirmem bekleniyor. Yahu kardeşim ben duruma neden dini anlamda bakıyım ki? Yukarlarda bahsettik. Filistinin tarihini anlattık, dinin toplumlar üzerindeki gücünü açıkladık ve sorunların sarmal bir hale gelmesini de bu nedenlere bağladık. Açıkçası konuya bu şekilde yaklaşmak benim için enayiliğin dik alası hatta oltaya takılmış can çekişen sazanlığın resmidir.
Şu dünyadaki tüm insanlık ülke sorunlarına, politik ve siyasi manevralara, bölgesel menfaatlere dini açıdan bakmazsa belki kurtuluşu yakalayabilir ya daaaaaaaaa kargaşaları önleyebilir. siz bakmayın bush dallamasına, bakmayın perezlere. Dini kavga her zaman işlerine gelir. Çözümsüzlük her zaman ardından menfaati getirir. Dini referans almakta en büyük çözümsüzlüktür.
Şu yapılan çalışmaların
hamas militanlarının "gökten nur yüzlü bir zeyid geldi, ve bizimle 3 saat boyunca siyonist askerlerle çatıştı" propogandasından hiç bir farkı yokk. Ulan hırpo madem zeyid geldi hani, sen daha bir dolu şarjörden önündeki adamı vuramıyosun demek ki sen hep kaybeden taraftasın ve asıl zeyid israil de. Hayır yani resmen bir komedi sergileniyor ve millet buna kanıyor. Filistinde bu iş gökten inen zeyidle, burada ise böle hiç bir mantığı olmayan tabiri caizse dinleri dövüştüren mantıkla gidiyor. Ben olsam o açıklamalardan sonra İlkay hanımın işine son verirdim. Neden? bir kere bu ülkede onbinlerce yahudi var ve çalışmalar direk onlara aşağlar modda. Yani hitler dönemindeki işaretlemenin demokratik, laf giydirme hali.Kimin dinini kime öğretiyorsun. Her kitapta insan öldürme, hayata kıyma der. Fakat nerede siyaseti dine çevirmiş insalar bunu ilk onlar yapar. Yahu bu ladin dallamaları yüzünden müslüman insanlar sınır kapılarında, okullarda, orada burada ayrıumcılık yaşamadı mı hala yaşamıyor mu. En basitinden uçakta dua etseniz inişte hudut polisinin önündesiniz. Yani bu durumdan herkes ve her din zararlı çıkıyor. Gelelim ülkemizdeki yahudilere. Ya adamlar ülke olarak burayı benimsemiş yüzyıllardır burada yaşıyorlar. Burayı sahiplenmiş bu topraklarda yaşayan adamı neden israil ile bir tutuyim ve ona bir şieyler anlatmaya çalışıyım. Benim alakam yok diyor zaten ki bu açıklamayı onlara yaptırmak bile ayıp. E o zaman bu çalışmaların hedef kitlesi kim? Biz müslümanlar veya ülkemizde ki yahudiler mi? Komik olmayın madem mesaj vermek istiyorsun git delikanlı gibi yurtdışında yayınlada en azından global konuş. 

Bu işin hedef kitlesi belli kardeşim. Zeyidlerin peşinden koşan akıldan mantıktan en ufak nasiplenmemiş insanlar. Hayır mazallah bu tipler gaza geldi mi orta sahaya bayrakda diker gider takım arkadaşınıda döver. Böyle giderse 6-7 eylül olaylarının bir benzerini bile yaşayabiliriz.
O yüzden bu reklam benim açımdan en ufak duygusal bir titremeye bile neden olmamıştır. Çünkü her zamanki gibi çözümsüzlüğün içinden dini kullanarak insanları fiştekler.
Hiç bir zaman politikaya, ülke stratejilerine dini katmayın yoksa filistin gibi sürünürsünüz. Din insanlar içindir. Bireysel hissedilir ve bireysel yanlışların önüne geçmeye çalışır.


phoenixia (10 Şubat, 2009 21:25 Salı)
- En çok nelerden rahatsız oldunuz mesela?
Mesela “Bu senin kitabında yok”, “Sen Musa’nın çocuğu olamazsın” yazılı bilboardlar din eksenli olduğu için bizi incitiyor.* Üstelik bu ilanlar önce bilboardlardaydı, şimdi binaların üzerine giydirilmeye başlandı. Düşünün, 11 Eylül’de ikiz kuleler havaya uçtuktan sonra Times meydanına Kuran’dan bir ayet konsa, altına da “Sen ne biçim Müslümansın” diye yazılsa, önünden her geçişinizde siz rahatsız olmaz mıydınız?

*din eksenli olması incitirken din eksenli de incitirim...

ben buraya takıldım biraz..
empati kurmaya ve kurdurmaya çalışmak gibi değil de, aba altından sopa göstermek gibi geliyor bana...
peres'in "istanbul'a bombalar yağsa ne hissederdiniz" sorusunda da hissetiğim gibi...
eş olmayan şeyleri eş tutmak gibi...

biraz da yamultmak gibi geliyor..

11 eylül saldırıları sonrasında herhangi bir yapının üzerinde benzer birşey yazmasına gerek kalmadan ben müslimim diyen herkes potansiyel terörist olarak görüldü...
islam ve müslüman tanımları görünmez , gizli sıfatlarla algılandı zati.. hala daha algılanıyor.. islami terör gibi bir olgu bile var...

ve "islami terör, kanlı islam, barbar müslüman" gibi tanımlar tüm müslümanları hedef alırken, bu bilboardların kimi hedef aldığı şüphe götürmez...
her yahudi israil değildir... her israilli de israil hükümeti değildir...

yaşanan olaylardan bir musa çocuğu,bir isa çocuğu bir muhammed çocuğu ve bunlardan hiçbirinin çocuğu aynı rahatsızlığı duymadığı sürece sorun var bence...
ve ben bilboardları ilk gördüğümde çok feci üzerime alındım... deli mi neyim..

Aydın (tetanoise) Gürer (11 Şubat, 2009 02:32 Çarşamba)
değilsin :)

dünya üzerinde yaşayan ve kendini "insan" gören herkes senin duyduğun rahatsızlığı çok açık bir şekilde duyardı zaten. bizim de duymamız normal. ancak bu yapılan ilanların "nereye" gittiğini anlamamız ve hatta planlanmış birtakım "gerçek gösterilen" olguları tartışıp yadırgamamız da çok normal. kısacası biz norma'iz de, yapanlar normal mi onu tartışmak lazım en kısasından?

"sen insan mısın ki anlayacaksın?" demek lazım belki en açık, en yalın haliyle...

AddWork (03 Mart, 2009 21:33 Salı)
İlanların Mediacat'te yayınlanmasından sonra Mediacat'e gelen iki tepkili yazı ve Selim Bey'in tepkilere yanıtı;

http://selimtuncer.blogspot.com/2009/03/elestirinin-sefaleti-sefaletin.html

dozdenoir (04 Mart, 2009 14:11 Çarşamba)
Bu konunun peşine bırakmayan reklamdesing'e bolca teşekkürler...

AddWork (09 Mart, 2009 12:35 Pazartesi)
Ne demek efendim :)

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.