Anasayfa

 

AIDS'e şans vermeyin!!!


Pin It
mach’s mit-Kampagne 2007

Bu pek hoş pek sevimli "prezervatif kullanın" temalı panolar şu aralar Almanya'daki bilboardları süslemekte. Bunun limonlu olanını alışveriş merkezinde görüp pek eğlendim aklıma hemen bigucular geldi
salatalıklara prezervatif giydirip "her salatalığa yakışır", dik duran kuskonmazlarda "iyi durur" gibi mesajlar verilmiş gerçekten pek eğlenceli olmuş...web sitesi sadece almanca olsa da, bakalım eğlenelim bilgilenelim...



Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Aygül Pembecioğlu (12 Haziran, 2007 20:29 Salı)
gullusum panolar harici gerçekten limon ya da kuşkonmaz giydirmemişler mi marketlerde? :''(((

Yalçın (settar) Pembecioğlu (12 Haziran, 2007 23:49 Salı)
Buraya tiklayinca arka arkaya tum calismalari izleyebilirsiniz. Komikmis yuksek libidolu sebzeler.

tam yedi tane z (13 Haziran, 2007 00:14 Çarşamba)
hangi meyve hangi milleti temsil ediyor!?!

tam yedi tane z (13 Haziran, 2007 00:15 Çarşamba)
ya da ırk mı demeliydim

abdulaziz (creaziz) şahin (13 Haziran, 2007 08:20 Çarşamba)
almanya patates kızartmasını nasıl da unutmuş

sadi (su geçirmez balık) tekin (13 Haziran, 2007 09:15 Çarşamba)
o değll de.. bence herkes bir şansı hakkeder..

Fixx (13 Haziran, 2007 10:39 Çarşamba)
onlar da 3-5 kişi gelmiyolar ki sgb

ARTanubis (13 Haziran, 2007 11:02 Çarşamba)
çok eglenceli bir kampanya:) 

ama daha çok "meyve sebzeleri korumak, hormonlu, hormonsuz bitkiler, yediğimize dikkat edelim, vb" gibi çağrışımlar yaratmıyor mu??? 

görsel olarak meyve sebzeler kondomların önüne geçmiş...

ayrıca da kolay takılabiliyor mu acep kuşkonmaza??:)

rakunzell rakkadar (13 Haziran, 2007 11:05 Çarşamba)
ahaha! harika bir algı mösyö art! ((:

fair (13 Haziran, 2007 13:17 Çarşamba)
çok sevimli olmuş

gullusum (13 Haziran, 2007 13:28 Çarşamba)
vallahi viki'ciğim sebzelere gerçekten giydirmek bence süper bir fikir, belki büyük şehirlerde uğraşıp yapmışlardır bunu fekat bulunduğum yer buranın kırsalı, bizde yoktu  
bu arada patates kızartması yok ama tabii ki patates var :)

hopçikitangasamuray (14 Haziran, 2007 12:46 Perşembe)
bence aids'den korunmaya teşvik edici bir çalışma değil. Yani biraz korkutucu ya da korkutucu özelliğini hafif mizansenle anlatması daha mantıklı olur gibime geliyor. 

Not: prezervatif kullanmaya bile teşvik edici değil

Bu konuda çok iyi bir ok çalışması vardır.

Hangisini söylemek zor?

a)baba kız arkadaşım hamile
b)doktor yoksa ben H.I.V pozitifmiyim
c)İyi günler , bir kutu OK alabilirmiyim?

Bu ilanı Eczacıbaşı kaldırmak zorunda kalmış. Çünkü a şıkkı Türk örf ve adeterine uymuyormuş.
Ne kadar acıncak haldeyiz. İnsanlar kızlarının sevişebileceğine veya hamile kalabileceğine inanmak istemiyorlar.

sadi (su geçirmez balık) tekin (14 Haziran, 2007 13:30 Perşembe)
aslında bizde kız çocukla erkek çocuk arasında uygulama farkı vardır.. hani oğlum çapkındır, hergün başka kızla sevişir diyen baba kızının erkek arkadaşı olduğunu dahi  kabul etmek istemez. hoş değil..

rakunzell rakkadar (14 Haziran, 2007 13:46 Perşembe)
bence şöyle bir sorun var:
bundan 5-10 sene önce orkidlerin değil kendisi o'sunu bile göremezken bugün reklamlarda orkidler uçuyor, kucaklaşıyor.. ve ergenler bile kızların regl oluşunu yadırgamıyor artık ( ya da ben çok iyimserim)..
ama mösyö prezervatifler değil reklamlarda paketlerinden çıkmaya, paketleri zor görünür halde. bize en yakın oldukları yer, süpermarketlerde sigaraların, bonibonların ve diğer zararlı şeylerin yanı. aradan fıytırıverelim isteniyor ama ı ıh.. işlemiyor. matmazel prezervatiflerse hayali kahraman gb zaten. durumları içleracısı..

sonuç: reklam przvtf kullanımını özendirmese de insanların gözüne gözüne sokulmasına gayet olumlu bakıyorum ben.. tanışalım latekslerle.. bişi bişi..

hopçikitangasamuray (14 Haziran, 2007 14:08 Perşembe)
rakunzell sana katılıyorum
zaten Türkiye'de bir türlü tanışamama problemi olduğundan hala insanlar eczaneden ordan buradan prezervatif almaya utanıyor. Ciddi ciddi sırf bu utangaçlık yüzünden prezervatif almaya giderken panik atak sendromu yaşayan insanlar var.(Eğitim hiç önemli değil)
Avrupa da durumun açıkçası bu kadar vahim olacağını düşünmüyorum. 

Bence Türk erkeklerinin prezervatif kullanmaya teşvik edecek en güzel çalışma "otomatlardır" çünkü erkeklerin çoğu bu tür ihityaçlarını 2.şahısların elinden almak istemiyor.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Haziran, 2007 14:12 Perşembe)
hopçiki, o ilan benim müşteri temsilciliğim zamanında yapılmıştı, hey gidi :)


hopçikitangasamuray (14 Haziran, 2007 14:16 Perşembe)
Set, cidden olması gerektiği tüm mesajları, korkuyu ve kolaylığı bu kadar iyi veren bir prezervatif reklamı görmemiştim. 
Tek eleştiriye açık noktası; çocuğun biraz fazla çocuk gözükmesi o kadar
Aramızda kalsın çok kıskanırım bu çalışmayı zaten

Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Haziran, 2007 14:24 Perşembe)
Ben de çok severim... Gerçekten çok bütün bir ilan. Bir tek logoları pek bol, o da mecburiydi o zaman işte...

sadi (su geçirmez balık) tekin (14 Haziran, 2007 14:43 Perşembe)
hopçiki, tanışamama problemiyle eczaneden prezervatif isteyememe olayını nasıl bağladın biraz daha açabilir mizin?

otomatlara kesinlikle katılıyorum bu arada.. eve bile almak lazım onu ahahaha..

hopçikitangasamuray (14 Haziran, 2007 14:54 Perşembe)
hım şöle söyliyim tam ifade edememişim.
Yeterli oranda bilgilendirici reklam ve pr çalışmalarının olmaması, prezervatifin günümüz hayatında temel ihityaç olarak algılanmasını engellemektedir. Bu yüzdende sık konuşulan, yorumlanan bir üründen ziyade, daha çok yabancılaşmış bir konuma sahiptir. 

Bu yüzden de eczanden veya x bir marketten alınırken bu yabancılaşmışlığın veya yalnız kalmışlığın yarattığı bir çekingenlik ortaya çıkıyor.
Ne biliyim yurtdışında ki gibi yoğun bir tanıtım gücü olsa ve otomatlarla pekiştirilse eczaneden alamama problemi ortadan kalkar. Çünkü artık 7 den 70'e herkesin algısında bir aspirinden farkı kalmaz.

Ya sırf erkek eczacı arayan hatta dükkanın boşalmasını bekleyen insanlar var. Malesef lateks bir malzemenin tanıtımı bile ülkemizde tabu. E bu tabu doğal olarak çekingenliği utangaçlığı doğurup eczaneden alırken bile kişisel sorunların yaşanmasına neden oluyor.
Benim fikrim bu yönde. Tabi değerlendirirken, kendi adımıza değil genel olarak toplumu ve gözlemlerimizi akla getirmeliyiz.

sadi (su geçirmez balık) tekin (14 Haziran, 2007 15:08 Perşembe)
katılıyorum, fitil alırken utanmıyorsun da, prezervatif alırken mi utanıyorsun.. kız arkadaşıyla eczaneye gidip model seçebilen erkeğe bir alkışşş..

Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Haziran, 2007 15:20 Perşembe)
Çok iyiydi SGB :) fitil alırken utanmayan var mı peki aramızda? :D

rakunzell rakkadar (14 Haziran, 2007 15:27 Perşembe)
neden utanalım?

sadi (su geçirmez balık) tekin (14 Haziran, 2007 15:29 Perşembe)
-merhaba.. fitil alıcaktım.. ee.. yaşlılara da olur di mi bu? dedeme alıyorum da.. o bakımdan.. ee.. evet.. dedem.. canım benim..

rakunzell rakkadar (14 Haziran, 2007 15:31 Perşembe)
hangisini söylemek daha zor?

Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Haziran, 2007 15:36 Perşembe)
eczacı: dedenize siz mi uygulayacaksınız ürünü?

fair (14 Haziran, 2007 15:38 Perşembe)
fitil alımı artık eskide kaldı diye biliyorum.. yanlış mıyım acep?

rakunzell rakkadar (14 Haziran, 2007 15:39 Perşembe)
utancımızdan bırakmış olabiliriz.. artık bizim ülkeye pazarlamıyorlardır..

sadi (su geçirmez balık) tekin (14 Haziran, 2007 15:41 Perşembe)
-yok ben uygulamıycam, kendisi alıştı, bastonuyla hallediyor..

fair (14 Haziran, 2007 15:43 Perşembe)
ehehe bildiğim kadarıyla özellikle çocuklara uygulanıyor.. zaten hatırlıyorum uygulaması da pek bir nahoş oluyordu yaw.. neyse yeni bir tartışma başlattık: fitilinizi nasıl alırsınız?!

mezzoalto (14 Haziran, 2007 15:47 Perşembe)
fitil alırken utanır mıydım diye düşündüm hayır, neden utanayım ki.. bayıldığımız bir ilaç türü değil ama popomuza vurulacak bir iğneyi almaktan utanmıyorsak, fitilden utanmaya da gerek yok sanırım...

ama doğum kontrol hapı alırken bile -ki neticede hap çok amaçlı bir üründür, prezevatif gibi kör gözüm parmağına o utanç duygusunun kaynağı olan "ben sevişken biriyim" mesajını vermez- bir gerginlik hissediyorum, lakin onu almak bile yine de prezervatif kadar zor değil.. çünkü hapın adını söylüyorsun -fitilde de aynı durum söz konusu-, ve sadece o ürünün kullanıcıları ve eczacı anlıyor ne aldığını, kutusundan da belli olmuyor içerik.. ama prezervatif markaları çok bilinir kavramlar, hatta çoğunun adı direkt seks çağrışımı içeriyor ve dolayısıyla "bir OK alabilir miyim" cümlesi herkes için anlam taşmakta ve dahi söylemeden standından gidip alsan bile fark edilirsin..

ayrıca "lateks bir ürün" diyip geçmemek, ve cinselliğin hemen her toplumda farklı oranlarda da olsa tabu olduğu gerçeğini kabullenmek lazım.. yani "olmasın, olmamalı, sağlıklı yetişkinlerde cinselliğin doğallığı ve gerekliliği" konusunu uzun uzadıya tartışabilir ve hemfikir olabiliriz ama sonuçta insanın doğası bu ve değiştirmek belki çok uzun yıllar sonrasında mümkün olacak..

dolayısıyla otomatlar bu anlamda çok gerekli, lakin onların da nereye konumlandırılacağı sorunu var.. sokak ortasına konsa, eczaneden fena, eczanede hiç olmazsa bi eczacı biliyor hadiseyi, sokakta herkese ilan ediyor oluyorsun.. bar, club gibi yerlere konsa, yine manzara pek hoş değil.. yani bence direkt ve sadece prezervatif satan bir otomat fikri biraz sakat.. öyle bir otomat olmalı ki, sadece prezervatif değil, OTC tabir edilen ilaçlar da alınabiliyor olmalı, ki mesela hiçkimse "prezervatif" almıyor herkes "aspirin" alıyor olabilsin

bu elbette cinselliğin tabu oluşunu azaltmaz ve pzervatifin çekinilen bir ürün olduğu gerçeğini pekiştirir ama, önemli olan cinsel yolla bulaşan hastalıkların ve istenmeyen hamileliklerin azaltılması mı yoksa zihinlerdeki cinsellik algısının değiştirilmesi mi? ben tercih yapacak olursam ilkinden yana olurdum..

sadi (su geçirmez balık) tekin (14 Haziran, 2007 15:54 Perşembe)
iki çözüm var.. telefonla evlere prezervatif servisi yapan bir şrket kuruyorum ben. bir de latince adı olan bir prezervatif markası.. evet.. paraya para demiycem..

ayrıca anlamadığım şey, sevişgen olmanın neresi ayıp. fitil örneğini onun için vermiştim..

-ver bakalım hacı amca ordan üç kutu prezervatif.. değişik değişik olsun, kim neyi seviyordu unuttum..

mezzoalto (14 Haziran, 2007 16:07 Perşembe)

yahu sgb, tamam senin için ayıp olmayabilir, hatta bana soracak olursan teoride benim için de ayıp değil ama neticede varolan yerleşik bir değerler sistemi var ve bireyler olarak gücümüz bu yapıyı yok kılmaya muktedir değil yani.. sonuçta çoğunluk sevişken görünmeden sevişken olmak istiyorsa, ve toplum sağlığı adına bu sevişkenliğin korunma metodlarıyla bütünleştirilmesi gerekiyorsa, bu gerekliliği sağlamak adına talebe göre arz verilmesi gerekmez mi? 

yani yukarıda sarf ettiğin cümleyi sarf edecek çok fazla babayiğit olmadığına göre bu memlekette, senin önerdiğin çözüm bile daha işe yarar görünüyor.. lakin bunların anonim kuryelerle dağıtılması lazım, motorun üstünde kocaman marka adı yazarsa, bir süre sonra o da bilinir hale gelir, fena olur:)


hopçikitangasamuray (14 Haziran, 2007 16:07 Perşembe)
otomatım konumalandırması eve çok önemli. Zira metrodaki ülker, pepsi otomatlarının yanına OK pek bir sırıtır. Yani "çok pis sevişirim "imajını cümle aleme duyurmaya gerek yok. Düşünsenize sürekli aynı anlara denk geldiğiniz ve kesiştiğiniz bir kız var ve her geçişte bir tane meyvalı otomattan düşürüyorsun. 
İmaja bak imaja
Artık iyi mi olur, kötü mü olur kişiden kişiye değişir ueheueuh
ama işin ciddiyetine inersek aslında bar restorant gibi yerlerin tuvaletinde olabilecek birşey. Zaten devasa bir otomata ihityaç yoktur sanırsam. Tasarım olarak ufak çaplı bir şey de yeter. Böylelikle maximum çekinenler için tuvalet bölümünde olur. Yani kendisinden başka kimse bilmez, görmez, duymaz. 

Bu arada işin garip yanı bizim milletimizin beleş mal ne olursa, ne olduğuna bakmadan atlaması aklıma geldi.
Htırlarmısınız bir kaç kere bir prezervatif firmazsı tek motorlu uçaktan plajlara oraya buraya havadan prezervatif dağıtmıştı. O resimler aklıma geldi de çoluk çocuk erkeği kadını yaşlı teyzelerin bile elinde vardı
ahuehuaheıuhauıhuıheae

Son çözüm olarak beleş ve havadan dağıtılmasını teklif ediyorum. 
Beleş malın tabusu olmaz

fair (14 Haziran, 2007 16:15 Perşembe)

eski nesili anlıyorum da artık yeni nesilin de böyle utanç kaynakları var mı? ilginç doğrusu... rahat olmak lazım.


rakunzell rakkadar (14 Haziran, 2007 16:22 Perşembe)
mezzo, siz cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve istenmeyen gebelikleri öncelikli tutmuşunuz ama zaten bu sıkıntıların bütünü toplumun cinsellik algısının çarpıklığı kaynaklı. ve hatta abartıcam biraz ama, cinsellik olarak 'sex'ten ziyade, henüz cinsiyet olarak 'sex'i idrak zorluğu yaşayan bi kesim var. kişi, kadın oluşunu, beraberinde taşıdığı bedeni, hazlarını ve zartınızurtunu reddediyor.. erkeklerin önemli bir kısmı da insan olduğunu unutup keneler gb çiftleşmek sanıyor erkekliği.. mıykk!
neyse sonuç: bana kalırsa toplumun cinsellik algısı değişmeden ne hastalıkların ne gebeliklerin önüne geçilebilir. bu da yine orkid örneğinde olduğu gb, kendiyle ve cinsiyetiyle barışık, önlemini alan insan reklamlarının zorla gözümüze sokulmasıyla rahatlıkla başarılabilinir.

mezzoalto (14 Haziran, 2007 16:24 Perşembe)
yalnız o teyzeler, ve çoluk çocuk, şişirip balon yapmıştı bunlardan, tıpkı doğuda bedava dağıtılan prezervatiflerle insanların yaptığı gibi:D beleş olunca da amacından sapıyor yani:)

bi de "beleş malın tabusu olmaz"ı çok sevdim ama düşündüm: gökten mesela plastik dildo atsalar, gene kapışılır mıydı tamamen mi tabusuzuz beleş söz konusu olduğunda?

(Art'cım gel hadi, konuyu sana teslim ediyorum ben:P)

sadi (su geçirmez balık) tekin (14 Haziran, 2007 16:30 Perşembe)
kızılay, fakir semtlerde vibratör dağıtmıştı.. ve yine izdiham olmuştu ben hatırlarım.. düşünsene, komşunla aynı vibratörün.. ne banal..

rakunzell rakkadar (14 Haziran, 2007 16:33 Perşembe)
yok daha neler..

sadi (su geçirmez balık) tekin (14 Haziran, 2007 16:37 Perşembe)
bence de.. fakirlik zor..

mezzoalto (14 Haziran, 2007 16:48 Perşembe)
rakunzell, orkid örneğinde yaratıldığı iddia edilen barışıklığın da bir sınırı yok mu? sen mesela ofiste elinde pedini sallaya sallaya tuvalete gidebilir misin, yoksa cebine filan mı koyuyorsun? artı diyelim ki sen ben biz metropol insanları düzeyinde gözle görülür bir rahatlama sağlandı ped konusunda, bu ülkenin her yerinde veya dünyada da durum bu mudur? mesela sen misafirliğe gittiğin herhangi bir evde tuvalette alenen tezgahın, çamaşır makinasının üstüne, pamuk, şampuan,, tuvalet kağıdı gibi ürünlerin çevresine konuşlandırılmış ped paketlerine ne sıklıkta rastlamaktasın? ben kendi adıma konuşayım: hiç.. yani tabu dediğimiz şey öyle 3 reklam, dört delikanlı kızla değişecek birşey değildir, öyle olduğuna inanmamız istense de.. ve benim telefonda babama "baba gece olanlarından al, lacivert paketli" diyebiliyor olmam, herkesin bunu yapabildiği anlamına gelmez..

ki cinsellik ve regl karşılaştırılabilecek kavramlar bile değiller tabu sıralamasında.. herşeyin ötesinde dinin oldukça fazla sayıda insanda bir önem arzettiği ve bekaretin halen -maalesef- ciddi bir ahlak kriteri olduğu bir toplumda yaşamaktayız.. yukarıdaki mesajlardan birinde sözü edilen "oğlunun çapkın olmasını teşvik eden ama kızının erkek arkadaşı olabileceğini tasavvur bile etmeyen ebeveyn" modeli o kadar yaygın ve toplumun çifte standartlı ahlak anlayışını o kadar güzel sembolize ediyor ki.. ve bir çok erkek "götürücü" imajına uzun yıllar sıkı sıkıya sarılıp, akabinde "el değmemiş" (o nasıl bir tabirse, ööööggkk!) eş adayı aramakta kendisine; ve sevişken erkeğe "çapkın", sevişken kadına ise "kaşar" muamelesi yapmak, televizyonda bile alenen zikredilen bir algı haline gelmiş durumda..

sen elbette "ben bunlara prim vermiyorum" diyebilirsin ama bu varolan gerçekliği değiştirmiyor ve bu gerçeklik kampanyalarla filan değiştirilebilir türden değil.. ve lütfen yani, bu sıkıntıların bütünü çarpık cinsellik algısından kaynaklanıyor demek biraz abartılı değil mi?

rakunzell rakkadar (14 Haziran, 2007 17:13 Perşembe)
evet ben de cebime yerleştiriyorum ve fakat kaç salise hızda cebe indirim acaba gibi bir kaygı taşımadan.. malesef ki mensturasyon döneminden tiksindiğini söyleyen bir insansı ile karşılaştığımdan beri de  bu konudaki konuşma rahatlığımı azaltmış bulunuyorum. umuyorum aramızda benzerleri yoktur. 
her ne ise, orkid reklamlarının üstün başarılar sergilediğini düşünmüyorum zaten. ve hatta hala kan yerine mavi sıvı kullanıyor olmaları sinirimi bozuyor. fakat dediğim şu ki: bu reklamlar büyük değişime yol açtı. banyoda henüz orkid göremiyoruz ama yine 5 10 sene öncesinde değil görmek, adı bile bilinmezdi yaşadığımız şeyin. bir gün regl olacağı bilincinden yoksun gençkızlar vardı (malesef ki hala var ama daha az). bugün kadına yönelik bir ürün olduğu algılanıyor ve bu kızların  'anne bu ne' diyebilecekleri, ailenin ister istemez eğitime geçeceği bir ortam hazırlanıyor. çocuk, cevap alamasa da meraklı kalıyor, öğreniyor. 
bugün kanımca aynı şey kondom için geçerli. ne olduğundan bi haber, neden kullanılması gerektiğine dair en ufak fikri olmayan binlercesi var. ortalıkta bir aids lafı dolaşıyor ama sadece kötü insanların başında, onlara asla dokunamayacak bir canavar gb. ya da başedilmesi imkansız, veba gibi bir hastalık gibi..
beyinlerimize aids i yerleştiren reklamlar (başka nasıl öğrenebilirdik ki zaten?), korunma yöntemlerini üstü kapalı geçip durdular. bilmediğimiz şeyden korkuyoruz. bence durum bu. cinselliği de bilmiyoruz ve bu yüzden alınması gereken önlemleri almıyoruz, hastalıklı ve haddinden fazla üreyen bir toplum olarak yaşantımıza devam ediyoruz..
tabular, tabu dendikçe yıkılmaz.. aydınım diyen itelesin efenim..

mezzoalto (14 Haziran, 2007 17:42 Perşembe)
ama rakunzell, bak kendin söylüyorsun, "başlarım senin tiksintine" diyememişsin.. bazı şeyler olmayınca olmuyor işte.. aydın olmak yeldeğirmenlerine tek başına savaş açmak demek değildir ki..

ayrıca problem insanların "kondom"un ne olduğunu ve ne işe yaradığını bilmemesi filan değil, herkes gayet de güzel biliyor ne olduğunu.. ama bir çok insan kullanmak istemiyor çünkü a) rahatlık ve haz konusunda kısıtlamalar doğuruyor b) erişilmesi bu cinsellik algıları nedeniyle kolay değil.. hatta b şıkkı a'nın da bahanesi oluyor.. dolayısıyla b'yi ortadan kaldırmak, a konusunda daha az bahane üretme fırsatı verir insanlara.. ve b'yi ortadan kaldırmak için tüm değerler sistemini toptan değiştirmeyi hedeflemek yerine bu sistemle çok çelişmeyen uygulamalar ortaya koymak daha "amaca uygun" olmaz mı? (hatta bir de c) "bana bişi olmaz" düşüncesi de var ama bak işte o sosyal sorumluluk kampanyalarıyla değiştirilebilir bir düşünce modeli..)

elbette gönül ister cinselliğin tabu olarak görülme algısının değişmesini ama bu zamanla olacak birşey, insanlara rağmen değil.. hele de tüm dünyada muhafazakarlığın gitgide daha prim yapan bir düşünce olduğunu, yani cinsellik algısında liberal düşüncenin tepe noktasının muhtemelen 3-4 yıl önceki zamanlar olduğunu düşünecek olursak, daha çoook bekliyor olmamız da gerekibilir.. ama aids, hpv, istenmeyen hamilelikler, kürtaj karşıtları beklemiyor..

keza ped konusundaki zaman aralığına da 5-10 değil 20-25 yıl diyelim çok istersen, çünkü ben bizatihi 17-18 yıl önce regl olmuş bir birey olarak o zaman da orkid reklamı olduğunu hatırlıyorum, yani kimse ne olduğunu bilmiyordu da abartılı olmuş biraz.. tek fark, o zaman sadece orkid vardı, şimdi bir çok marka daha var..

ayrıca elbette ki özellikle aids sadece cinsel yolla bulaşan bir hastalık değil.. bu da pek çok kampanyada net bir biçimde vurgulanıyor.. ama işe yarıyor mu, bence pek değil.. sigara karşıtı kampanyalar ne kadar işte yarıyorsa o kadar.. ama mesela sigara içmeyi zorlaştırınca insanlar daha az sigara içmeye başladılar öyle değil mi? zihinlerindeki istek değişmedi ama davranış değişti..

kondom konusunda da benzer davranışçı modellerin uygulanmasının daha işe yarar olabileceğini düşünüyorum sadece.. elbette ki aydın sorumluluğumuzla yapmamız gereken şeyler var, ama sadece buna bel bağlarsak,  pek bir yere varabileceğimizi sanmıyorum..

ARTanubis (14 Haziran, 2007 17:51 Perşembe)
oyy ne kadar uzamış bu haber:) kondomları görünce heyecan yaptı tabi herkes...

settarcım merak ettim "hangisini söylemek daha zor" orjinal bir kampanyanın türkiye ayağı değil mi? cunku ben bu ilanı yabancı bir dilde gördüğümü ve türkiyede görünce aa bak burada da yapmışlar aynısını dediğimi hatırlıyorum...

sadi (su geçirmez balık) tekin (14 Haziran, 2007 17:52 Perşembe)
geveze kadınlar, sizi okumayı bıraktım. biraz az konuşun be :)))

fair (14 Haziran, 2007 17:59 Perşembe)
eheheheheh yine diyorum çok yaşa sgb.

mezzoalto (14 Haziran, 2007 18:05 Perşembe)
aman be siz de, mızmız adamlar:P uzamasa az mesaj yazılsa, "aman bu haber tarihin derinliklerinde unutulmuş" der, bin yıl sonra yorum yazmaya girişirsiniz, yok yazınca da "geveze" oluyor:) görülen o ki rakunzell'in de benim de hassas olduğumuz bir konu bu toplumsal çifte standartlar hadisesi, dolmuşuz yazıyoruz aaa:) bi de art, ben sana dedim, gel konuyu al elimden dedim, ama dinlemedin, olacağı buydu ben ele alınca bir konuyu, böyle oluyor keza sanki ilk kez cinsellik içeren bir haberin uzadığını görüyorsunuz yani:)

hem ben zaten özellikle de bu konularda çoook dolmuş bir insanım, hiç girmedim daha ben ve öğrencilerim arasında geçen freud, mastürbasyon, cinsellik ve eşcinsellik konulu anektodlarıma; bi de onlara girişsem, içinden çıkılmaz olurdu zaten haber:) sadece kimler neleri nasıl sağlıksız biçimlerde algılıyor bilseniz demek istiyorum..

rakunzell rakkadar (14 Haziran, 2007 18:14 Perşembe)
evet dolu olduğumuz muhakkak.. hatta bana kalırsa az bile konuşuyoruz. hatta ben kalkıp istanbula gitmek istedim mezzoyla karşılıklı konuşalım için (: 

aklıma gelen sarhoş öneriyi de yaziim bari: mavi jeans gb bi marka kotlarna kondom cebi yapsa nolur? abarttım mı?

sanırım mesai bitti.. tey tey!

mezzoalto (14 Haziran, 2007 18:24 Perşembe)
gel rakunzell'cim gel, beyler çemkiredursunlar, şu güzel yaz gününde şöyle beşiktaş sahilde soğuk bira eşliğinde irdeleyelim bu konuyu:) yaşasın "girl-power!":P

iyi fikir lakin mavi böyle bir kampanyayı riskli bulabilirdi diye düşünüyorum.. levi's cinsellikle biraz daha barışık görünüyor, onlar için daha uygun olabilir sanki.. 

evet, sustu geveze kadınlar, art'cım hadi sen de çık artık ofisten, daha koro toplantısına gidicez, sen birkaç sopranoyla tenora girişeceksin filan, işimiz çok:D

phoenixia (14 Haziran, 2007 23:43 Perşembe)
bir de insanlar bilinçsiz tavşan gibiler felan diyoruz ama ucuz bişi deil ki bu meret..

hani mangoda falan şekerler var ya kasanın yanında, ben diyim 5 siz diyin 5,5 sene önce OK benzer şekilde belli markaların mağazalarında bedavadan verildiydi..
(bedava dağıtıldığı başka zamanlar da oldu ama konu o değil)

diyorum ki böle şekerleme gibi dursa onlar da mağazalarda kasanın yanında, utanan da "ay şeker sandım" der alıverir... maksat hizmet..

phoenixia (14 Haziran, 2007 23:50 Perşembe)
bu arada satırlar arasında kaynamış okuyamamışım ama, pedi elimizde sallaya sallaya niye dolaşmalıyız , ortalıkta neden bulunmalı anlayamadım... bu bir özgürlük ya da kanıksamışlık belirtisi midir..
çamaşırlarımızı da salondaki orta sehpaya sömentabla niyetine serelim bari...
:):)

mezzoalto (15 Haziran, 2007 00:26 Cuma)

aslına bakarsan hijyenik pedin ıslak mendilden bir farkı olmaması gerekir.. nasıl tuvalete giderken, eğer tuvalet kağıdı olmama ihtimali olan bir yerdeysek, rahatça mendilimizi elimize alır gideriz, ped de öyle olabilmeli, çünkü bu cinsellikten de doğal bir süreç; kontrolümüz dışında faktörlerle yumurtluyor ve regl oluyoruz; aynı tuvaletimizin gelmesi gibi.. hatta reklamlardan birinde görmüştüm ofis içinde havada ped uçuşuyor, biri diğerine gönderiyor filan.. bence de olması gereken normalize etme düzeyi budur; lakin böyle bir durum yok tabi.. olabilmesi de kız liseleri ve yurtları haricinde pek mümkün değil..


phoenixia (15 Haziran, 2007 00:34 Cuma)
insanların tuvalet ihtiyacı da normal bişi... ama tuvalaletimiz geldiğinde "ayyy durun bi dakka toplantıya ara veriyorum çişim geldi bi yapıp geliyim" demiyoruz dimi..
utanılmaması gereken herhangi birşey doğal diye milletin gözüne sokulması da gerekmiyor...bence..
(habere konu reklamdan ve ped reklamlarından bahsetmiyorum, bilinçlendirme, öğretme durumları var sonuçta)

mezzoalto (15 Haziran, 2007 00:40 Cuma)
elbette demiyoruz, ben de zaten "aaa fena halde regl durumdayım, bünye şelale oldu, tuvalete gitmem lazım" denmesinden bahsetmiyorum ki.. nasıl elinde mendille tuvalete doğru uzanan yolculuğun amacı belliyse, ama bundan utanmıyorsak, hijyenik ped de aynı şekilde taşınabilmeli, bundan da utanmıyor olabilmeliyiz.. 

ayrıca "çişim geldi" demiyoruz ama ofisten çıkarken oda arkadaşımıza "ben tuvalete gidiyorum, arayan olursa haberin olsun" demiyor muyuz? keza herhangi bir yerde tuvaletin yerini alakalı alakasız insanlara sorduğumuz olmuyor mu?

sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Haziran, 2007 00:49 Cuma)
mezzocum kaçırdığın bi nokta var. elindeki mendil, tuvalet kağıdı değil. bir de ruloyu eline alıp dene istersen tuvalete  gitmeyi.

ha bir de sıkıştığında tuvalet değil lavabo arayan bi milletin evladıyız biz ..

phoenixia (15 Haziran, 2007 00:51 Cuma)
"olabilmeliyiz,taşınabilmeli" ifadeleri "olmalı,taşınmalı" değillerse de, özgürlükçü yaklaşımı ifade ediyor görünseler de, kişilerin kendi öz tercihleri var sonuçta.. tuvaletin yerini sormaktan utanan kişi, tuvaletiyle ve kendiyle barışık değil, yeterince özgür bir ortamda yetişmemiş diyemeyeceğimiz gibi pedlerde de, prezervatiflerde de durum benzer bence... 

bi kutu prezarvatif ne kadar ondan haber verin hele.. utanmadır, peddir gidiyoruz ama... ekonomik bağlantıları unutmayalım...

mezzoalto (15 Haziran, 2007 01:19 Cuma)
işte o da ayrı bir hadisedir sgb, tuvalet ayıp, menstürasyon ayıp, prezervatif hepten ayıp.. bu dışarıda tanıdığı biri varken tuvalet kabininde tuvaletini yapmaktan utanmaya, pedi rakunzell'in söylediği gibi ışın hızıyla bir yerlerine sokuşturup tuvalete koşmaya filan gidiyor.. bu kadar çok ayıpla, yaşamayı kendimize fena halde zorlaştırıyoruz aslında.. herkes lavaboyu soruyor, ama sonra elini yıkamadan tuvaletten çıkıyor.. bu ne yaman çelişki diye haykırasım geliyor..

hassas bünyeler de var evet anlıyorum ama neden "tuvaletin yerini sormak" ayıp olsun yahu? ayrıca nezle olunca mendil yetiştiremediğinden tuvalet kağıdıyla dolaşan, masasında oturan insanlar tanıdım ben:)

ve pho'cuğum, elbette bireysel tercihler de var.. sonuçta nedir, kimisi toplum içinde burnunu bile silmekten rahatsız olur, ötekisi haşır huşur temizler, ama bu konuştuğumuz şeylerin yerleşik ayıplar olması işin fena olan kısmı bence.. ve bunların kimin nasıl neden neye göre ayıp kategorisine yerleştirdiğini de sorgulamak gerekiyor diye düşünüyorum.. yani ben elimde pedle bir karşı cinse yakalandığımda utanıyor olmamalıyım, ama bu his beni rahatsız etse de engel olamıyorum.. yakın bir zamanda çok nahoş bir biçimde başıma geldiği için bu fazla fikir sahibiyim ve bu kadar uzattım, yani üstünde epey düşünecek zamanım ve sebebim oldu bu konunun:))))

ve sorunun cevabını şu linkte görebilirsin.. bazıları bir paket sigaradan ucuz, bazıları da iki paket sigara fiyatına.. üstelik sigara insan hayatını tehdit ederken, bu koruyor.. o bakımdan pahalı olduğu görüşünde değilim..

sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Haziran, 2007 08:58 Cuma)
markette raflarda özgürce salınıyorsa, reklamlarda hoplayıp zıplıyorsa, elinde de huzurla dolaşabilmeli. bence kullanılmamış olduğu müddetçe bir problem yok ivrencııım..

Amidala (15 Haziran, 2007 10:09 Cuma)
offf amma uzunmuş beaa... sabırla hepsini okudum wella işi gücü bırakıp... dikkatimi çeken şu ki bi kaç barda prezervatif otomatı gördüm ben... yani bayanlar tuvaletinde nasıl ped otomatı var ise erkekler tuvaletinde de prezervatif otomatları var... hatta son doğumgünümde hediye almadan gelen bi arkadaş tuvaletten elinde prezervatifle dönüp, "son anda sana ancak bunu alabildim" demişti  yani ped ve prezervatif otomatları sayıca arttırılır ise, sorunumuzun bir bölümü çözülmüş olur herhalde... hemide otomat olduğu için bozuk paraya alabiliyonuz...

phoenixia (15 Haziran, 2007 10:25 Cuma)
tabii koruyor ve kullanılmalı.. pahalı bu kullanmayalım değildi demeye çalıştığım..
sigara karşılaştırman da hoş olmuş,ancak nedense milletçe sağlıklı olma konusu gözardı edilir.. 
yani demeye çalıştığım ilaç kuyruğunda telef olabilen,hatta ilaç kuyruğuna bile giremeyen insanlar prezervatif de kullanamıyor.. ha içlerinde sigarasını eksik bırakmayıp ilaçsız kalan da vardır...
utanmamalıyız, erişebilmeliyiz falan da psikolojik ve örfsel açmazlar tek sebebi değil sonuçta...

mezzoalto (15 Haziran, 2007 12:19 Cuma)
orası kesin phonexia, örfsel açmazlar sadece bir açılım.. dini sebepler filan da var ama zaten bence en önemli konu, yukarıdaki uzuuun yorumlarımın birinde ifade ettiğim üzere hazsal bencillik ve tembellik.. kimseye "bişi olmadığından" ve herşey "diğerlerinin" başında geldiğinden bir çok insan haz maksimizasyonundan vazgeçmek ve kondom kullanmak istemiyor cinsel ilişki esnasında.. erkekler daha iyi tasvir edebilir sanıyorum yarattığı yapaylık vb. hissiyatını ve para-örf-utangaçlık, herşey bunun bahanesi oluyor.. inancım şu ki bedava dağıtsan, adedini 0,5 ytl hatta daha az yapsan, hatta cebren ve hile ile herkesin cebine bi tane koysan, balon yapmayı, yanında gezdirip durmayı, kullanmaya tercih edecek bir dolu insan olacaktır.. yine de bahaneleri azaltmak, insanları biraz daha fazla düşünmeye sevk eder diye düşünüyorum.. 

ve de ilaç kuyruğuna giremeyen, veya kuyruklarda telef olan gelir düzeyindeki insanlar zaten çeşitli sağlık kurumlarından bedava kondom edinebilirler.. mesele para değil yani.. 

gullusum (15 Haziran, 2007 22:42 Cuma)
ooooh masallah yaw bir gun bakmadim neler olmus ne hos gitmis bu muhabbet. arkadaslar valla üşenmedim okudum hepsini. yazık ki hala kızlarda adet görmesinin ayıp oldugunu dusunebilen ebeveynler var bu memlekette, kızlar anneleriyle paylasamiyor, cok acıklı örneklere şahit olmuşluğum var. Bundan 10-15 yıl öncesine kadar hijyenik pedleri gazete kağıdına sarıyordu eczaneler bakkallar ya da siyah torbaya koyuyorlardı yahu. Aynı muameleyi bakkaldan alınan rakı ve konyak da görüyordu tabii:) erkekler tarafı hep daha şanslıymış, babalara daha rahat açılabiliyormuş gibi geliyor bana ama tabii bunu erkekler anlatmalı. Onlar için de bi takım zorluklar olduğuna, birilerine açılıp anlatma açısından diyorum, olduğundan eminim. 

Bu açıdan molped reklamını takdir etmiştim, hem generic olan orkid'e kafa tutuyor hem de "delikanlı gibi" (ay bu da eekek cesareti mesajı veriyor yine ama olsun) sokakta Molped sorusturan kızları gösteriyordu. prezervatifte de bir gün bu olacak ama eh bayaa bi beklememiz gerekecek. ve sadece erkekler icin demiyorum, kadınlar için de böyle, korunmaya cidden önem veren yatağının başucunda prezervatif bulundurmalı. 

Bu arada OK reklamı gerçekten çok takdir ettiğim bir reklamdı, kaldırılmış olmasına cidden üzüldüm, bilmiyordum, bu kadar önemli mühüm madem, mesajı bu kadar doğru ileten bir panodan kim nasıl rahatsız olmuş anlamadım? ne oluyor muhafazakar kesim kendi kesimine "pırtlayın coğalın korunmayın, diğerleri de kırılsın hastalıktan ölsün" mesajı mı vermek istiyor? bence prezervatif reklamları inadına artmalı, bu görüşün kırılması gerek, sadece büyük şehirlerde değil elbette, her noktada önemli bu. Çünkü hadise artık sadece doğum kontrolü değil, cinsel sağlık...köy ahalisini "amca, abi bunu kullan allah muhafaza kalkmaz bi daha" diye korkutmak mı lazım acep? yok yok bu da çok sert oldu canıııım....

sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Haziran, 2007 23:21 Cuma)
ne zaman ki bu memlekette ilk defa regl olan kızına tokat atan anne kalmaz, o zaman adam oluruz işte..

rakunzell rakkadar (16 Haziran, 2007 10:02 Cumartesi)
regl olunca kendine tyler durden yaratanlar var bi de onları napcaz?

sadi (su geçirmez balık) tekin (16 Haziran, 2007 10:22 Cumartesi)
allah cezalarını verecek!!!

rakunzell rakkadar (16 Haziran, 2007 10:33 Cumartesi)
ilginç bi yaklaşım.. :)

mezzoalto (16 Haziran, 2007 11:36 Cumartesi)
bak gene çok önemli bir konu..

ben o malum tokadı yemedim, epey bir arkadaşım da yemedi, lakin varlığından haberdarım.. o tokadın sebebi ayrıca boyun eğdirmek, utanılacak bir durum tezahür ettiğini hissettirmek değil, durumdan bihaber çocuğu girdiği şoktan çıkarmaktır aslında ama elbette anlam kişiden kişiye deviasyona uğruyor, çok nahoş bir hal alıyor..

oğullarının pipisi kesildi ve "errrkek oldu" diye 40 gün 40 gece düğün yapan bir toplum, menstürasyonu yani kadınlığa atılan ilk adımı yok sayar.. lakin bu her yerde böyle, yani türk toplumunda durum bu da, norveçte "ilk menstürasyon" partileri yapılıyor filan değil.. evrensel olarak kadınlık ikincil nitelikler ve kavramlarla eşleştirilmiştir (bunu bilimsel kaynaklara referans vererek söylediğimi bilmenizi isterim), aramızda sosyologlar varsa daha iyi açıklayabilirler..

güllüm, hakkaten o rakıyı niye sararlar onu da bilmem, bak ayıp listesine "alkol aldığını alenen beyan etmek" de eklendi.. bi de amcaya "kullanmazsan kuş kalkmaz" demenin bi faydası yok, çünkü amcaya bişi olmuyor biliosun.. hiv+ fahişelerle, bunu bile bile "türke bişi olmaz" diye sevişen çok türk erkeği var.. bi de bildiğin gibi "ehl-i müslim, ahlaklı bireyler değil gavurlar hasta oluyor" falan filan..

ay neyse, dellendim gene, susayım ben..

sadi (su geçirmez balık) tekin (16 Haziran, 2007 12:00 Cumartesi)
iyi de bundan yıllar evvel, güney fransa'da çok yakın bir aile dostumuzun küçük kızının ilk regli şerefine verilen partiye katılmıştım. kırmızı birşey giyme / takma şartı olan parti çok eğlenceli geçmişti. kızla hala yazışırız, hatta o partinin fotoğraflarını bulabilirsem buraya da ekliim.

bilemiyorum belki lokal bir alışkanlıktır ama bu da böyle bir anımızdı..

gullusum (16 Haziran, 2007 13:37 Cumartesi)
o regl partileri türkiye'de de yapılıyordu bir ara, tempo aktüel birileri bunu bayaa ciddi haber bile yapmıştı. ama yine konu dönüyor geliyor "büyük şehir ve diğerleri" meselesine. cinsellik konusunda eğitim evde değil sokakta başlıyor hala. artık kimden ne duyduysa gördüyse onu yapıyor büyürken de çocuklar. Anne babalar da sanki kendileri o yollardan geçmemişler gibi görmezden geliyorlar, çünkü hala "ayıp" cinsellik. Ayıp oldukça da gizli saklı. E gizli saklı olunca daha çok merak uyandırıyor. Çocuk daha çok öğrenme isteği duyuyor ama her konunun konuşulduğu evlerde bile bu konu bazen konuşulmuyor! Cinsel sağlık dersleri verilsin liselerde dendiği zaman ne çok itirazlar a aaa olur mu canım cıkcık diyenler olmuştu bir dünya. 

cinsel cahilliğin daha da kötüsü var, güneydoğu'da rahmi ya da vajinası olmayan kadınlar. ve bu insanlar evlenene kadar anlamamışlar aslında vajinalarının olmadığını! hiç regl de olmamışlar çünkü! onlara anlatan biri olmadığı için haberleri bile yok. cesaret edip doktora gitmeyi başaranlar ameliyat olmuş vs.  

çok saptım konudan durun geri döneyim. tehdit olmadıkça korunma olmuyor bu memlekette. hastalanmadan doktora, dişimiz ağrımadan dişçiye gitmeyiz çünkü bize birşey olmaz. Türkiye'de AIDS konusunda yapılan haberlerde bile bu görülür, bkz Uğur Dündar haberleri "xyz hastanesinden aidsli kan nakli yapıldı" "aids oldu karısına da bulaştırdı" vs vs. Iyi de kardeşim nerden geldi bu??? Havadan mı düştü nezle mi, değil? sen orda aile dramı göstereceğine bu adam nerede ne yapmış, o insan aids'i nasıl kapmış, nasıl olmuş da bize hiçbirşey olmazken böyle bi felaket başımıza gelmiş, toplumu ağlatmaya çalışacağına bu iş nerden çıktı onu anlatsan ya a canım? "bir müsibet bin nasihata eştir" demek bu da ama sanki bundan anlıyoruz hep...oooooof offf!

ARTanubis (16 Haziran, 2007 15:57 Cumartesi)
hastanede çalışırken 3-5 tane ameliyattan bir gün önce yapılan rutin kan tetkikinde HIV+ olduğu çıkan basortulu koylu teyze olmustu onları hatırladım şimdi... tabi kimse sormuyordu onlara eşin nerede, şu an kimlerle filan diye... 

ferhat can (17 Haziran, 2007 09:49 Pazar)
sadece güneydoğu anadoluda cinselikle alakalı sorunlar yok. çok daha modern insanlarda da var bu sorunlar. mesela benim yaşıtlarım, arkadaşlarım sevişme eylemini "kendi yatağında kendi pornosunu çekmek" olarak görüyor. karşıklı olarak yaşananları değil pozisyon zengiliği, topa sahip olma oranı, kaleyi bulan şut sayısı gibi rakamlara takılmış durumdalar. hayır anlatmaya çalışsan gerçekten "öyle" bir şey olmadığını anlatmazsın. *"su geçirmez balık ile güney fransada regl rehberi" adlı bir kitap sizce de bestseller olmaz mı arkadaşlar ? ben önsiparişimi vereyim hatta.

ARTanubis (17 Haziran, 2007 16:15 Pazar)

"anneme güney fransada olduğumu söylemeyin o beni istanbulda tasarımcı sanıyor"


Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.