Anasayfa

4034_8520.jpg Resimleri
 

Üç Maymun, Oscar adayı olacak mı?


Pin It
Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes Film Festivali’nde ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü aldığı Üç Maymun filminin yabancı film Oscar'ına aday olup olmadığını öğrenmemize 1 ay 3 gün kaldı. (22 Ocak)


Wiki'den alıntı..
2008 Türkiye - Fransa - İtalya ortak yapımı olan Üç Maymun'un başrollerini Yavuz Bingöl, Hatice Aslan, Ahmet Rıfat Şungar ve Ercan Kesal'ın paylaştığı film, küçük zaafların büyük yalanları doğurmasıyla parçalanan bir ailenin, gerçeklerin üzerini örterek bir arada kalma çabasını anlatıyor. Filmin adı da, acı ve sorumluluklardan, gerçeği görmeyerek, duymayarak ve gerçekler hakkında konuşmayarak kaçmaya çalışan karakterlere göndermedir. Üç Maymun genel olarak, "üç maymunu oynamanın" gerçekleri ortadan kaldırıp kaldırmayacağını sorgular.


IMDB adresi (puan vermek ya da yorum eklemek isteyenler için)
Wikipedia adresi
Ekşisözlük yorumları
Facebook sayfası




Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


dozdenoir (19 Aralık, 2008 13:09 Cuma)
Türk sinemasının değerli ve depresif Autor'ü Nuri Bilge Ceylan'ın Oscara aday olmasını açıkça beklemiyorum...
Küçük insanlardan büyük hikayeler anlatma konusunda uzmanlaşmış biri olarak Acedemy'de pek şans bulabileceğini sanmıyorum... Hikaye ne kadar global gibi durup yöresel olsada inşallah beni utandırır ve olur.

2009 Oscar aday adaylarının listesi burada


efe efeoğlu (19 Aralık, 2008 14:59 Cuma)
vikicim 1 ay 3 gün :)

Aygül Pembecioğlu (19 Aralık, 2008 15:04 Cuma)
owww hakketen 1 ay daha varmış. Ben de 3 gün kaldı sandım. pardon pardon :))

efe efeoğlu (19 Aralık, 2008 15:37 Cuma)
olsun heyecanı ateşlemiş oldun

cemgul (19 Aralık, 2008 21:33 Cuma)
filme sadece 90 bin kişi gitti. Demek ki neymiş, bizim millete palmiye oskar moskar lazım değil. Ya tamam milyon kişi gitmesin de 90 ne yaa allah belanızı versin.

bella donna (21 Aralık, 2008 17:23 Pazar)
Sayın Ercan Kesal ile sınıf arkadaşıyım şu anda, diyerek hava atmak istedim; umarım havamı söndürecek kimse çıkmaz

mezzoalto (22 Aralık, 2008 01:17 Pazartesi)
bir sinema eleştirmeni arkadaşım mümkün değil dedi ve çok net argümanlarla olmayacağını söyledi.. şöyle ki -eğer yanlış anlamadıysam tabi- bu dalda oy verebilmek için bütün filmleri seyretmek gerekiyormuş.. bunun için screeningler yapılıyormuş.. tüüm film screeninglerine gidebilenler de sadece akademinin işsiz güçsüz yaşlı üyeleriymiş.. bu filmin hikayesi de onları tavlayabilecek nitelikte değilmiş, savaş, kanser olan torununun ölmesini bekleyen dede filan gibi konular olması icap ediyormuş onları tavlayabilmek için:) ama bu sene bu dalda farklı bir uygulama yapıp bir ön jüri gibi bişi de mi yapmışlar ne -o kısmı hiç anlamadım bar ortamında:P- o yüzden belki bi ihtimal şansı olabilir, ama orjinal sistemde bir mucize olması lazım dedi.. ve ekledi: cannes'da ödül almış olması da çoğu zaman bişi ifade etmiyor, uzak da ödül almıştı, hatta daha büyük bir ödül almıştı ama aday olamadı..
ama yine de aday olsa ne havalı, ne güzel olur:)

Aygül Pembecioğlu (14 Ocak, 2009 12:00 Çarşamba)
oscars.org/press

ilk elemeye alınan 65 filmden eleme komitesince izlenerek ikinci aşamaya girmeye hak kazanan 9 film arasında ''Üç Maymun'' da bulunuyor! :)



shrink (14 Ocak, 2009 12:01 Çarşamba)
*Avusturya, “Revanche”, Gotz Spielmann
*Kanada, “The Necessities of Life”, Benoit Pilon
*Fransa, “The Class”, Laurent Cantet
*Almanya, “The Baader Meinhof Complex” Uli Edel
*İsrail, “Waltz with Bashir”, Ari Folman
*Japonya, “Departures”, Yojiro Takita
*Meksika, “Tear This Heart Out”, Roberto Sneider
*İsveç, “Everlasting Moments”, Jan Troell
*Türkiye, “3 Monkeys”, (3 Maymun) Nuri Bilge Ceylan


Ilk eleme sonunda 65 film arasindan ilk 9 a girmis.
Haberin kaynagi

Bigu Üyesi (14 Ocak, 2009 12:31 Çarşamba) #
Evrensel festivallerde 'sinematografi' kavramına çok dikkat edildiğini eklemek gerek. Hal böyleyken ben Nuri Bilge'nin şansının olduğunu düşünmüştüm. Güzide sinemamızda sinema dilini her haliyle yansıtan bir-iki yönetmenden biridir n.b.c.
Düşük kalite verilen fragmanda dahi bu havayı solumak mümkün.

dozdenoir (15 Ocak, 2009 12:53 Perşembe)

Öncelikle NBC ekibi inanılmaz bir PR çalışması yürütmüşler amerikada...  Biraz da onun başarısı... Belki de film kadar para harcanmış bu iş için. Sanırım türkiyedeki oscar yolunda en büyük başarı... 
Bırakın kazanmasını, oscar adaylığı bile efsane olur...
Ama en başta dediğim gibi buralara gelmesi bile mucize bence...  Diğer filmlerin hiç birini görmedim ama şans NBC'nin yanında olsun...

Melih Cılga (15 Ocak, 2009 15:48 Perşembe)

Sadece bizi değil tüm dünyayı ilgilendiren bir hikaye anlattığı için de Üç Maymun’un Oscar şansı yüksek olabilir:

Çünkü “üç maymun” deyiminin Türkçe’deki en iyi karşılığı olduğuna inandığım “kol kırılır yen içinde kalır” atasözü, sadece günümüz Türkiyesi’ne özgü bir durumu değil, benzer duraklardan geçmiş / geçmekte olan tüm toplumlardaki “sosyal ilişkilerin şeffaflık seviyesi”yle ilişkili evrensel bir insanlık halini anlatıyor aslında...

Şeffaflık deyince mecburen sinsice gülümseyen toplumlarda, bir çekirdek ailenin ya da bireyin ayakta kalabilme gücü, kapalı kapılar ardında yaşanan çaresizliklerin dışarıya sanki “her şey yolundaymış gibi” yansıtılabilme seviyesiyle doğru orantılı:

Görünen o ki, hayatımızın mahrem bölgesi ve sosyal bölgesi arasındaki eşitsizliğe ve acımasız rekabete tahammül edebilmenin, yani bu ikiye bölünmüş hayata tutunabilmenin yolu çoğu zaman, güç kullanabilme mesafemiz içinde kalan insanlara karşı ahlak kurallarını “farklı seviyelerde” esnetebilmekten geçiyor.

Bastırdığımız arzularımızı hemen şimdi gerçekleştirmek uğruna, gücümüzün yettiği sınırlar dahilindeki insanlara arzularımızı sanki meşru hareketlermiş gibi satabilmek ve suç ortaklığı anlaşmalarına birbirimizi inandırabilmek konusunda yüksek lisans mezunuyuz hepimiz: Başkalarının felaketini hazırlamak, hepimizin ikinci mesleği.

Çekirdek aileyi koruyabilmenin tek yolunun, aileyi tanımlayan temel değerlere ihanet etmekten ve bu parçalanıp yeniden birleşmenin ağırlığını içine sindirebilmekten geçtiği bir duruma “gönüllü trajedi” diyebilir miyiz bilmiyorum. Ama gündelik hayatta hemen her fırsatta başvurduğumuz “inkar stratejileri”nin ve duruma göre ahlakı yeniden tanımlama ihtiyacımızın ne denli güçlü bir evrensel refleks olduğunu düşündüğümde, sinema salonunda otururken irkilmemek elde değil...

Böylesine karanlık bir “mecburi ikiyüzlülük / danışıklı zorbalık” hikayesini yüz akıyla anlatmak da her halde NBC’den başka bir sinemacının harcı olamazdı kolay kolay...


Aygül Pembecioğlu (15 Ocak, 2009 15:55 Perşembe)
melih abi!!!!!! :)

Yalçın (settar) Pembecioğlu (15 Ocak, 2009 18:59 Perşembe)
melih, ne kadar guzel anlatmissin! filmin kendisinden bile guzel bir elestiri yazisi olabilir bu :)

ruprect (22 Ocak, 2009 17:32 Perşembe)

hopçikitangasamuray (22 Ocak, 2009 17:49 Perşembe)

Lobiciliğin, arka planda buram buram siyasetin koktuğu Hollywood'dan beklenti içine girmek kimse kusura bakmasın ama abes. Film endüstrisinin tamamı Ermeni
ve Yahudilerin elindeyken bu iş olmaz, olmayacak da.
Malesef NBC'nın dediği gibi "Türkiye gene yalnız kalmıştır"


Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.