Anasayfa

3723_7732.jpg Resimleri
 

Çevrimiçi Bahşiş


Pin It
Diyelim bedava içerik sunan bir siteye girdiniz. O kadar hoşunuza gitti ki, desteklemek istediniz. Bu site üzerinden bahşişinizi veya daha fazlasını verebiliyorsunuz. Sanirim bu desteği verdiğiniz sitenin burada kayitli olmasi gerekiyor.

Ayrica, ki bence en önemlisi - güzel bir fikir ve iş alanı.

URL : tipit.to
Kategoriler: dijital / viral
Etiketler: para, tip it, bahsis, rüsvet, garson, tipp

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Yalçın (settar) Pembecioğlu (24 Eylül, 2008 12:12 Çarşamba)
1 yıl önce falan Bigu'ya koyalım TipiT diye konuşmuştuk

skkd (24 Eylül, 2008 12:17 Çarşamba)
Türkiye'de bu paypall'lı kredi kartlı bağış şeylerinin işe yaraması mümkün değil gibi.

En güzeli zamanında ortaya atılan ancak arkasından pek ses çıkmayan "bigu yaz 3099'a yolla bigu'ya 5 ytl katkın olsun" gibisinden bir sistem yaratmak.

tiryaki (24 Eylül, 2008 12:53 Çarşamba)
evet bazen donate e tıklıyorum 3 5 dolar vereyim hayrıma o kadar kullanıyoruz diye, bir sürü paypal işleri fln sıkıntı veriyor, kimisinde alt sınır fln oluyor. insanın zekat fitre bağış veresi gelmiyor şu sadaka ekonmisinde... mantıklıymış.

Selim Yoruk (24 Eylül, 2008 13:18 Çarşamba)
İçeriği ingilizce olan blogumda bi' kullanayım dedim http://ttu.anafikir.com Bakalım ne olacak : )

fatih (indianropetrick) gül (24 Eylül, 2008 13:21 Çarşamba)
aslında garanti falan yapsaya bi trink.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (24 Eylül, 2008 14:19 Çarşamba)
anafikir, bağış miktarı / site trafiği şeklinde bir istatistiği bizimle paylaşabilirsin sanırım 1 ay sonra, merak ettim ben de sonucu :)

yalçınbeydilli . (24 Eylül, 2008 14:25 Çarşamba)
Otelde-motelde, restoranda, hastanede, pastanede, eve siparişte, kuaförde, sinemada, havuzda, akla gelmeyecek bin bir yerde bahşiş veren biri olarak internetin bahşiş olayına bulaştırılmasını istemiyorum...

Selim Yoruk (24 Eylül, 2008 14:32 Çarşamba)
Pek bir şey geleceğini zannetmem settar : ) Ama olursa paylaşırım tabi.

Bu arada twitter'dan da direct mesaj atınca bağış yapılabiliyomuş.

 d tipit @alper 300 Have a drink on me!

gibi. Bu arada bu sayede projenin bir Türk'e ait olduğunu keşfettim ben; Alper Çugun

"Her yerde olanı şurda istemiyorum" gibi cümleler neden bana hep anlamsız geliyor : )

yalçınbeydilli . (24 Eylül, 2008 15:27 Çarşamba)
Çizginin bahşiş alan tarafında durunca, bu duruma anlam vermek de şaşırtıcı olurdu zaten :))

Yalçın (settar) Pembecioğlu (24 Eylül, 2008 15:32 Çarşamba)
bahşiş vermekten mi bıktın? anlamadım ben. bahşiş gönüllü bir müessese, istemezsen vermiyorsun. bu opsiyonun bulunması niye rahatsız etti ki gerçekten? ben de anlamadım.

yalçınbeydilli . (24 Eylül, 2008 15:57 Çarşamba)
Gönüllü başlayıp zorunlu hale geldiğini bir anlamda teamül olduğunu düşündüğüm bir müessese bahşiş müessesesi...:) Sanırım, otelde bahşiş almadan odanızdan çıkmayan komiyle, restoranda teşekkürünüze karşılık vermeyen garsonla ya da sinemada yüzünüze bile bakmadan el fenerini sallaya sallaya giden yer göstericiyle sadece ben karşılaşıyorum... İnsanın kendini bahşiş vermek zorunda hissettiği bu ve benzeri durumlardaki psikolojiyi yaşamamış olman tuhaf...

Yalçın (settar) Pembecioğlu (24 Eylül, 2008 16:10 Çarşamba)
Aslında buradan yola çıkarak bahşiş hakkında konuşabiliriz. Benim algıma göre bahşiş, özellikle sık gidilen yerlerde verilirmiş eskiden. Ben berberime her seferinde bahşiş vermiyorum mesela, bozuk çıkışmıyor, sonraki seferde toplu veriyorum. Onun bir bahşiş beklentisi olduğunu da hiç hissetmedim. Hissedersem zaten o berbere gitmem muhtemelen, çünkü hizmet sektöründe huzur ararım.

Restoranlarda da hizmet iyiyse seve seve bahşiş bırakırım ama gerçekten de servis elemanından kaynaklanan aksaklıklar olduysa bahşişimi vermem. İçim bu konuda rahat. Asıl hesaba "servis ücreti" diye %10 ilave edip benim iznim olmadan bahşişi zorunlu kılan yerlere kızarım ben.

Sinema konusunda da, uzun zamandır gittiğim sinemalarda bahşiş yasak. Çocukken Malatya'da gittiğim sinemada ise yer göstericiye para vermemek yüksek sesle azarlanmakla sonuçlanırdı :)

Senden farklı düşünmemin sebebi sanırım bol bahşiş vermem olabilir, bahşiş vermediğim için olumsuz durumla karşılaşmıyorum. Karşılaşırsam da sorgularım, çünkü vicdanım rahat, içimden vermek gelmediği için vermemişim :)

byparlak (24 Eylül, 2008 19:55 Çarşamba)
settar, birde TIP direk tax'i iki ile carparakda kolayca hesaplanir.  Hic yuzde %10'lara girmeden kdv neyse x2.

mezzoalto (24 Eylül, 2008 19:59 Çarşamba)
ben de bahşiş vermeyi severim özellikle de yeme içme ortamlarında ve hakikaten istisnai servis almışsam bol bahşiş veririm.. yani standart servise %10u vermeyi zaten kendi adıma normal karşılıyorum, ama ekstra güzellikler olduğunda fazlasını da veriyorum.. ve hoşnutsuz kalınca da vermiyorum, açıkçası akabinde garsonun suratıma bakıp bakmaması da beni pek rahatsız etmiyor, suratsız olduğu için bahşiş vermediğim olmuştur mesela.. ayrıca masadakiler bahşiş bırakmadıysa -veya az bıraktıysa- masa adına sorumluluk hissedip %10a tamamladığım da olur.. dertleniyorum böyle şeylere:)

kadınlar için kuaför bahşişi en zoru, zamanında Gülse Birsel'in "bahşiş vermekten utanmak" konulu bir yazısı durumu çok güzel anlatıyordu.. sürekli gidilen bir yer olması bir yana, eğer kapsamlı bir bakım için gidilmişse bin çeşit insanı hatırlamaya çalışmak korkunç zor oluyor.. biri manikür pedikür suyu getiriyor, öteki fön makinası tutuyor, diğeri saç boyuyor, aman o kimdi, ötekinin adı neydi, ona 3 verirsem diğerine kaç vermem lazım, peki daha evvel bu iş için bu çocuğa ne vermiştim derken içim şişiyor, kuaföre süper seyrek gitmemin en önemli nedenlerinden biri budur:)) üstüne bozukluk bulma, sonra o insanları kuaförün içinde bulma - özellikle çıraklar aniden yokolabiliyorlar hap kadar kuaförlerin içinde yahu!-ve hele de onu insanların cebine sokuşturma faslı yok mu, hakkaten ömür törpüsü, sıfır göz kontağı ile sokuşturup gidiyorum kaçarcasına.. böyle yerlerde çalışan kişilere özel tipboxlar olsa -ki bazı süper pahalı ve sosyetik kuaförlerde olduğunu duydum- ve ben isim öğrenip herkese ne vereceğimi bir kağıda yazmak suretiyle topluca kasaya versem, hem bozuk para dünyasında kaybolmaz, hem de alanı da vereni de garip hissettiren "para sokuşturma" eyleminden de kurtulmuş olurdum..

bir de market alışverişi sonrasında taşıyıcı çocuklara çoook çok bahşiş veririm (hatta bazen marketten sırf dönüşte onlara vermek için ekstradan çikolata filan aldığım da oluyor, belki imreniyorlardır diye çok dertleniyorum), çünkü o çocuklar genelde hiçbir şekilde marketten maaş almıyorlar (emperyalizm, sömürü düzeni, falan filan diye başlıcam başlamiim), okuldan artan zamanlarında harçlık çıkarmak için çırpınıyorlar.. bir çoğu kilosuna somut bir oran teşkil eden miktarlardaki torbaları gık demeden taşıyor, neyse ki artık pek çok market bu taşıma işlemine özel market arabası tahsis ediyor bu çocuklara.. bahşişte benim için onların yeri ayrıdır..

son olarak: keşke bigu'ya da bağış yapabilsek, ben buranın "maintenance"ına somut bir katkıda bulunmayı çok isterdim doğrusu..

ay ne şahane konuymuş, iyi ki açmışsınız, yazdıkça yazasım geldi valla:) (sanki başka konularda gelmiyormuş gibi)

mezzoalto (25 Eylül, 2008 00:42 Perşembe)
byparlak yalnız bizde kdv genelde %18.. ikiyle çarparsan oldu sana %36.. birşeyin yüzde 10'unu veya 20'sini hesaplamaksa takdir edersin ki %36'sını hesaplamaktan daha kolay:) adisyonda da kdv bedeli ayrı gösterilmediğinden.. ama zaten amerikada daha bonkör bir bahşiş anlayışı var bildiğim kadarıyla.. taksilerde de bahşiş veriliyor, en az %20 bazen %30a kadar çıkıyor restoranlarda.. burada kimse o kadar bahşiş vermez aslında acaip ekstraordiner bişi olmadıkça..

byparlak (25 Eylül, 2008 03:29 Perşembe)
hehe evet..ben 2ay once tr'deyken taksi 6dolar tutmustu. adama 3 dolar tip verdim kapiya kadar geldi yanimda :)

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.