Antik kültürleri, imparatorlukları, mitolojileri ve yaşanmış görkemiyle dünyada eşi benzeri olmayan Anadolu’nun 10 binyılı aşan bir geçmişten kalma egzotik mekanları ve insanları arasında yaşanan bir müzikal yolculuk.
Anadolu’nun Kayıp Şarkıları, bir müzikal-balgesel olarak belki de türünün ilk örneği: Anadolu halkının kendi mekanında ve provasız kaydedilen otantik performansları, 20 benzersiz şarkı halinde yeniden düzenlenirken bazıları ise orijinal halinde bırakıldı.
Bu yolculuk, müzik ve kültürün nasıl olup da hayat, coğrafya ve çalışma ortamından türediğini gözler önüne sererken, Anadolu’nun zengin kültürleri de müzik, dans ve ritüeller temelinde keşfediliyor. Bu insanları saran ve yaşam biçimlerini etkileyen büyüleyici çevre de filmin şiirsel anlatımına katkıda bulunuyor.
kayıp şarkılar, keşfedilmemiş son büyük uygarlık, gizem falan derken.. sırlar dünyasına bi yolculuk derken.. irkiltti beni.. böyle sisler arasında bi yayla yolunda yol alırken... bilemiyorum banullah..
Fikir güzelmiş, zaten meraklı olduğum bir konu, hemen ilgimi çekti, eh işte fragman da süper değil ama ortalamanın üzerinde görünüyor; yani gösterime girerse gider seyrederim sanırım...
Ama sgb'nin ucundan hafifçe takıldığı noktalara ben biraz daha fazla takıldım aslında: Film her ne kadar İstanbul'dan başlasa da, ayrıca websitesindeki "yapım" sayfasından öğrendiğimiz kadarıyla her ne kadar "İstanbul’da çekilen Ermeni ve Rum Şarkıları ile, Sema yapan dervişler" falan olsa da, Boğaz'daki o sürat motoru ya da atraksiyonlu gösteri uçağının vs. fragman kurgusunda yer alması, bana biraz fazla "oryantalist" bir bakış açısı gibi geldi:
Kültür Bakanlığı'nın turistik amaçlı Türkiye tanıtım filmlerini çağrıştırdı ("Bakın bizde eski uygarlık da var, modernlik de var" mesajı)...
Bir de, tamam Nezih Ünen önemli bir müzisyen, yapımcı olarak sermayeyi de o sağlamış, ama hem yönetmenliği hem de kurguyu kendisinin yapmasına şaşırdım: Bu kadar on parmağında on marifet olduğunu bilmiyordum açıkçası... :) Herhalde projesini emanet edebileceği bir tane "kafa dengi" profesyonel belgesel yönetmeni bulamadı galiba ve işe kendisi girişti...
Ayrıca, şimdi merak ettim haliyle, acaba filmin tarihsel ya da sosyo-politik anlamda bakış açısı nasıl?
Yani tam olarak, o kaybolmuş şarkılar neden kaybolmuşlar allahaşkına, o şarkıları söyleyen insanların gündelik hayatındaki farklı kültürler ve dinler ve azınlıklar arasındaki etkileşim / mücadele vs. ne kadar nedenlerine inilerek anlatılmış? Yoksa sadece sinematogratik açıdan güzel görüntülerin ilginç müziklerle arka arkaya montajlanmasıyla oluşan "doğal yüzeysel hikaye" ile yetinilmiş mi?
Merakla bekliyorum açıkçası...
(Ayrıca, galiba filmin tamamını seyretmiş alakasız iki kişinin serbest yorumları da burada)
burada etnikle ilgili birşey yok tam tersine, kimisi belki yüzyıllık çeşitli kültürlerin, hatta kimi yerde melezlerin en eski iletişim yolundan müzikle kendilerini ifade etmelerinden söz ediliyor.
bir de etniğin bir modası var ve geçti mi? bana neden haber vermediniz? peh!
bu belgesel film bağlamında, "etnik" ile "çeşitli kültürler" arasındaki farkı birisi bana açıklayabilirse, çok mutlu olacağım... (bir de "hatta melez" ne demek ya, Mendel'in melez bezelyelerinden mi bahsediyoruz, yoksa insanlardan mı?)...
@ melih_cilga: Filmin tarihsel ya da sosyo-politik anlamda bir bakış açısı yok. Zaten böyle bir misyonu da yok. (Belgesel anlayışı TRT1'den beri biraz değişti zaar.) Günümüzde belgeseller artık ansiklopedi fasikülleri gibi salt malumat içerikli çekilmiyor; daha kişisel bir ses tonu, kişisel anlatımlar gözetiliyor.
Nezih Ünen'in bu projesinde de ben (muhtemelen) batılı bir eğitim almış, İstanbul'da yaşayan ve (genellikle) batı müzikleri yapan bir müzisyenin Anadolu müziklerine bakışını, ilgisini ve merakını görüyorum. Anlatımı salt ''Bu toprağın sesi'' tonunda olmadığı için de beni yakalıyor.
''Bir de, tamam Nezih Ünen önemli bir müzisyen, yapımcı olarak sermayeyi de o sağlamış, ama hem yönetmenliğihem de kurguyu kendisinin yapmasına şaşırdım: Bu kadar on parmağında on marifet olduğunu bilmiyordum açıkçası... :) Herhalde projesini emanet edebileceği bir tane "kafa dengi" profesyonel belgesel yönetmeni bulamadı galiba ve işe kendisi girişti... ''
Derken de öküzü kaldırıp altında bir buza var mı diye baktığını hissettim nedense:)
@ruprect: "misyon"ları ben de sevmem, fakat bir belgesel filmin tarihsel ya da sosyo-politik bakış açısının hiç olmamasına özellikle özen gösterilmesi, yani etliye sütlüye karışmadan sadece "duyarlı bir insanın / sanatçının gözünden seyirlik bir hikaye" tadında anlatılması, bizzat TRT1'in uyguladığı ve hepimize ezberlettiği belgesel anlayışıdır, düşüncesindeyim... Yıllarca bize hiçbir şey anlatmadan konuşan sanatçıları dinlemekten ben biraz sıkıldım da... :)
Bahsettiğin "Batılı eğitim almış insanın Anadolu müziklerine bakışı", tamamen doğru bir tanımlama, ama zaten problem de burada: Bunun adına oryantalist bakış deniliyor ve yüz (rakamla 100) yıldan bile daha eski bir "kişisel anlatım tarzı" ne yazık ki... :)
Bir de, kendi adıma, profesyonel işbölümüne ve uzmanlaşmaya inanan birisi olduğum için, bir projede bir insanın imzasını dört beş farklı yerde görünce, biraz kuşkulanıyorum o işin kalitesinden... "On parmağında on marifet"in altında aradığım soru işareti budur... :)
tavranız pek ilginç ve itici ancak yine de size melezleşme kavramıyla ilglii, özellikle kültürel melezleşme konusunda çok sağlam kuramcılar oldugunu soyleyebilirim. enazından googlebook yardımcı olabilir mendelden bir adım uzaklaşmanıza. kimbilir?
Çok geç kalınmış, çok güzel bir iş olmuş. Kayıtlara yapılan remixler çok ilginç vede harika düşünülmüş fakat arşivciler için orjinal kayıtlarda albümleştirilmeli.* (babylon'daki konseri kaçırmama çok üzüldüm) Görüntüler çok mükemmel. Her bir sahne güzel bir fotoğraf gibiydi. Ayrıca filmin; Fatih Akın'ın "köprüleri aşmak"** tadındaki irdelemesiz-gezi tarzındaki bakış açısı doğru bir tercih zira kültürümüzden uzak kalışımızın nedenleri*** ayrı bir belgesel hatta entrika dolu bir film konusu. İşlenen bu tarzın bu kültüre uzak yabancı seyirciyi daha çok çekeceği ve ekrada tutacağı aşikar.
* Tek kötü taraf; fragman için stüdyoda hazırlanan müziğin solistinin yanlış seçilmiş olması (açılışta duyduğunuz ses)(kadının sesi çok kötü) ** Belgeselin -Filmin tek hatası(tabiki bence) babazula gibi kötü müzik yapan bir grubun üzerinde fazla durmasıydı. *** Küçük bir tartışma : "Türk Halk Müziği"mi yoksa "Anadolu Halk Müziği"mi yada "Türkiye Halk Müzikleri" mi?
#Temenni: İnşallah fragmanda olduğu gibi filmdede orjinal seslerin/türkülerin altında modern düzenlemesi çalmıyordur zira hem bizi filmin havasından uzaklaştırır hemde yahu adam inceden albümünün/projesinin reklamını yapıyor fikrine iteler. #Bir Fikir: İki fragman olmalıydı. Birinde söylenen türkülerin remixsiz hali (yurtdışı için). Birinde ise şimdiki gibi remixli hali. (Türkiye için).
Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.