Yorumlar
battalion (04 Eylül, 2008 14:00 Perşembe)Bu habere bir de karizmatik foto koymalı değil mi?

untitled folder (04 Eylül, 2008 14:03 Perşembe)bence turkiye icin gayet yenilikci ve akillica bir karar almis ali taran. hayirli olsun...
Yalçın (settar) Pembecioğlu (04 Eylül, 2008 14:06 Perşembe)Bu tip yenilikleri ya bilişim şirketleri, ya da yaratıcı şirketler deneyebilir zaten. Ben de umutluyum sistemin işlemesinden.
restless (04 Eylül, 2008 14:10 Perşembe)Yazının en çok hoşuma giden paragraflarından biri :)
''Bizde pek olmasa da, brain storming adı altında, gevezelikler, uçmalar kaçmalar,
‘yüksek sesle düşünüyorum’lar, ‘atıyorum’la başlayan atmalar, evelemeler gevelemeler tarih oldu.''
big mac (04 Eylül, 2008 14:26 Perşembe)e guzelmis.. disipline etmek koordinasyonu saglamak biraz sorun gibi gorunsede iyi bisey
fatih (indianropetrick) gül (04 Eylül, 2008 14:38 Perşembe)Hoş bir bilgilendirme olmuş. Fakat beyin fırtınası dediğimiz şey olmadığında ne kadar başarılı işler çıkar kestiremiyorum. Hoş, ATCW'nin zaten böyle bir kaygısı yok sanırım. Şablon belli nasıl olsa.
İş maliyeti, çalışan memnuniyeti vs. alanlarında önemli bir adım.
rakunzell rakkadar (04 Eylül, 2008 15:07 Perşembe)sanırım ali abi'nin iş disiplini ve kariyer derdi olan en az 25 kişiyle tanışıp çalışıyor olması home office uygulaması açısından büyük şans.
bir de aynı 25 kişiyi, 'abi ben evden bu kadar kendime çalışsam ne para yaparım' kıvamına getirmeyecek kadar doyuruyor demek ki... freelance olmak hep bir hayal değil mi tüm tasarmacılar için.?
pin (04 Eylül, 2008 15:38 Perşembe)
Hayal!!!!!
dozdenoir (04 Eylül, 2008 17:17 Perşembe)"Kampanya, senaryo, taslak, strateji, konu neyse ne, tartışma, fikirleşme ve de müşteriyle görüşme hatta sunum bile İnternet üzerinden e sunum olarak yapılıyor.
E sunum yüz yüze sunumun süslü püslü olmayan hali. ‘Fikir’ varsa süsünü püsünü kimse aramıyor zaten?
umarım sistemi istediği gibi başarılı olur ve hayata geçer diğer ajanslara örnek olur. Hatta diğer iş kollarına da örnek olur. Ancak unutmamalı ki evde karısından çocuğundan sıkılıp işe kaçan acayip bir kitle var... : ))
mezzoalto (04 Eylül, 2008 19:15 Perşembe)ama insanın istediği yere kaçmasını sağlayan bir sistem çok güzel yaaa.. evinden çalış, yoldan çalış, istediğin zaman istediğin saat çalış, sürekli online olmak zorunda olma, işini bitir, git tatilini yap, istediğin gibi, istediğin kadar.. time-zone değiştirmediğin sürece çok bi sorun olmasa gerek.. özendim be..
asli (04 Eylül, 2008 22:25 Perşembe)hayal gibi çok güzel ama reklam ajanslarının yoğunluğunu düşününce benim pek aklım almıyor bu sistemi.
alemsah (lostpixels) ozturk (05 Eylül, 2008 00:59 Cuma)Biz bu sistemi, 41? 29! u kurmadan once 1.5 sene denedik... güzel bir sistem ama interaktif dünya işleri icin biraz zor... zira maalesef takım oturup beraber calısmak ya da aynı mekanda olmak zorunda ozellikle büyük projelerde...
yoksa ben de isterdim devam etsin :)
Cnk (05 Eylül, 2008 10:19 Cuma)insanın hayal edemeyeceği kadar güzel bir şey. ama yürüyeceğinden şüpheliyim. gerçi öğrendiğim kadarıyla bu uygulanan bir yöntemmiş yurtdışında. bilemedim..?
fatih (indianropetrick) gül (05 Eylül, 2008 10:36 Cuma)Çizgi altı ajanslarda uygulamanın imkansız olduğunu düşünüyorum. Müşteri sizden değil saati dakikayla iş istiyor, hemen istiyor, şimdi istiyor. Bir arkadaşım geçenlerde işlerini gösterirken "Bu ilan için iki gün uğraştım" dedi. Ben hiçbir iş için iki gün aralıksız uğraşmadım.
Yalçın (settar) Pembecioğlu (05 Eylül, 2008 10:41 Cuma)indianropetrick, öte yandan bu hızlı tempoda ajans içinde toplantı da yapmıyorsanız ve müşteri ile sık sık bir araya gelmiyorsanız aynı hızlı iş gönderme rutinini sabah Bebek Kahve'den, öğleden sonra da Taksim'den yapabilirsin aslında mesela :)
BigCell (05 Eylül, 2008 10:53 Cuma)Ali Taran zaten Nisan sonundan beri işleri yatından yönetiyor bildiğim kadarı ile. Koy koy gezip oralardan şirketi yönetiyor idi.
Ali Taran'ın bunu yapabilmesindeki en önemli etken artık kendisinin müşteri seçecek düzeye gelmiş olması.
Millet zaten kapısında kuyruk o yüzden müşteriyi gösterişli ofislerde , deri koltuklarda en leziz kahvelerle ağırlamak gibi bir derdi yok.
Ayşe Arman'ın konu ile ilgili ropörtajı da
burada

ruprect (05 Eylül, 2008 11:03 Cuma)Çok lezziz bir fikir gibi duruyor ama iletişim sektöründeki insanların birbirleriyle hiç iletişmeden iş yapmaları biraz tuhaf geliyor bana. (Karadut iletişimini saymıyorum bittabi)
mezzoalto (05 Eylül, 2008 11:07 Cuma)bi de ofisin patronunun bi kenarda durması bişi, tüm ofisin yedi düvele yayılması başka bişi.. yani "boat ofis denedik oldu, demek ki home office de olur" sonucuna biraz hızlı varmışlar sanki ama neyse deneyip görecekler:) ne olursa olsun evden çalışma fikri çok güzel:)
Yalçın (settar) Pembecioğlu (05 Eylül, 2008 11:18 Cuma)Bu arada bu sistemle ilgili en çok ATCW çalışanlarının görüşlerini merak ediyorum doğrusu. Onlar da aynı hevesi paylaşıyorlarsa müşterileri memnun etmek hiç zor olmaz.
dozdenoir (05 Eylül, 2008 11:25 Cuma)benim bildiğim bir şey varsa iş satleri ne kadar esnek ise o kadar çok çalışırsın... ne gecen kalır ne gündüzün ne tatilin...
kendini çok iyi programlayan, işinin ehli, biraz snop biraz ukala bir çalışanlar kitlesi olacak ki bu sistem yürüsün.
şalter kapamayanların yapabilceği bir iş bu...
BigCell (05 Eylül, 2008 11:48 Cuma)Kişisel deneyimlerimi aktarmak gerekir ise :
Biz 2003 - 2004 arası bu şekilde çalıştık. Üstelik Müşteriler ve müşteri temsilcisi moskova'da. yaratıcı ekip İstanbul'da herkes kendi evinde.
Sonuç : 24 saate yayılmış bir çalışma düzeni , başlangısı yok bitişi yok. Sabah erken kalkmaya üşeniyorsan nasıl olsa akşam çalışırım diyip gündüz uyumalar. İş düzenini ve verimliliği sağlamak gerçekten çok zor. İnsan evden çıkmadıkça da kilo alımları sağlıksız ve dengesiz beslenme , bozulan uyku düzeni vs. Bir de üzerine iki yılda alınan tam 25 kilo.
Bunlar insan bedeni için çok yıpratıcı şeyler.
Sağlıklı bir insan günde minimum 10.000 adım atmalı. Sportif ve fit olmak isteyenler ise 15.000 adım.
Ben şu an sabah kalkıp servisle işe geliyorum , sabahtan akşama kadar üretimin içerisinde fabrikada dört dönüyorum. Akşam pedometre bana 6.300 - 6.700 arası adım attığımı söylüyor.
Sağlığımı korumak için çıkıp dışarı 1 saat yürüyüp bunu 10.000 e tamamlamam gerekiyor.
Sabahtan akşama evde çalışan bir insanın sağlığını koruması için işin çok rahat , getirisi yüksek ve stresssiz olması lazım.
Sabah akşam günde 2 saatini spora ayırabilecek ise geri kalan zamanında da gezip dolaşabilecek ise güzel.
Home office den ziyade mobile office fikri güzel.
buraKargın (05 Eylül, 2008 14:34 Cuma)Çok okuyan mı çok bilir, çok gezen mi?
Bence hem çok okuyan hem çok gezen daha çok bilir.
EvOfis bunun kanıtı olabilir. En iyisi zamana bırakalım :)
Ahmet (ahmettanriverdi81) Tanriverdi (05 Eylül, 2008 15:56 Cuma)"veda zamani" basligiyla, reklamciligi birakiyor gibi dikkat cekmeyi biraksin. aslan gibi isini yapsin. yeni sistemiyle eskisi kadar basarili olamaz ama sistemi bence yurutur. zaten essek gibi parasi var. biraz daha isler azalirsa cok koymaz bana zihniyetiyle rahata kavusmus iste. zaten "beki 25 kisi oluruz ileride" derken patlarsada ongormustum diyebilecek. Akilli ol Ali.
Tolga (santinista) Sirkeci (06 Eylül, 2008 10:30 Cumartesi)Okuyunca "vaayy lann" dedirten bir sistem ama ben de verimli çalışacağından çok emin değilim. Ha Ali Taran'ın bundan sonra paraya zaten ihtiyacı yok, bu sistem düzeniyle çalışacak müşteriler illa ki olacaktır. Olmasa da olur, kapatır gider dükkanı. Yapacağını yaptı zaten bugüne kadar Ali Taran, daha ne olsun...
cemgul (07 Eylül, 2008 06:47 Pazar)özdisiplin sahibi elemanlarla mümkündür. Zaten ekibi bir kenara bıraksak, freelance bir birey özdisiplinden yoksunsa tek başına evden iş yapar bir model yaratamaz kendine. Evde çalışmanın benim gördüğüm tek avantajı az ve efektif çalışmayı bilirsen, hem çok boş vaktin kalması hem de maaştan çok daha fazla kazandırması.
big mac (08 Eylül, 2008 01:30 Pazartesi)aliii abii ali amcaaaa duy sesimi ise al beni supper yetenekli grafik tasarimciyim... haha
Volkan ATAY (08 Eylül, 2008 13:09 Pazartesi)"Yeni bir disiplin geliştirirsek
ve hergün yalnızca birkaç dakika durup
yolun biraz ilerisine göz atarsak ne olur?
O zaman bugünkü gidişatımızın yakında ortaya çıkaracağı sonuçları önceden görebiliriz ve böylece bu değerli bilgiyle silahlanmış olarak, hatalarımızı düzeltmek, başarıya yönelik yeni disiplinler geliştirmek üzere gerekeni yapabiliriz.
Başka bir deyişle, kendimizi ileriyi önceden görmek üzere disipline sokarak, düşüncemizi değiştirebilir, hatalarımızı telafi edebilir ve eski alışkanlıklarımızın yerine yenilerini geliştirebiliriz!
Yeni disiplinlerin asıl sihirli yanı, düşüncelerimizi düzeltmemizi sağlamalarıdır. Eğer bugün daha fazla gayret etseydik, bu zor farkedilen ve ölümcül hataları, yapıcı ve ödüllendirici yeni disiplinlere çevirmek için her yönden bilinçli ve tutarlı bir çaba sarf etseydik hayatın gerçek tadına varırdık ve bir daha asla daha azına razı olmazdık. "
Tommy
bilalbal (08 Eylül, 2008 13:58 Pazartesi)disiplin gerek. disiplini sağlamak için ceza gerek. ceza demek yaptırım demek. disiplinsiz adam yaptırımla demotive olan adamdır.
o yüzden direkt özdisiplini olan insanlar ile yürüyebilecek bir sistem.
ancak disiplini sağlamak bie beş sene önceki kadar zor olmasa gerek. videofon var telefon var blackberry var. takip zor değil.
Ugur Abi (10 Eylül, 2008 23:37 Çarşamba)TaksitCard'ın reklam toplantısı... Bir masa etrafında oturuyoruz. Sn. Burhan Karaçam toplantı odasına en son giriyor. Tam konuşmaya başlayacak...
- Burhan bey, size içecek bir şey vereyim mi?
- Gerek yok.
- Burhan bey, soğuk birşey içer misiniz?
- Hayır. Hemen şu konuları konuşalım...
- Burhan bey, bir şey içseydiniz...
- Hayır be Ali, önce şu işi bitirelim...
Hatırladım, birden...
Melih Cılga (11 Eylül, 2008 00:27 Perşembe)Meşhur "çakar çakmaz çakan çakmak" sloganını bulmak için çalıştığı hazırlık günlerinde yolum düşmüştü Ali Taran'ın ofisine, Maslak'ta Merkez Ajans'taydı o zamanlar, 1991 ya da '92 olmalı yanılmıyorsam... O zamanlar ben de Marketing Türkiye dergisinde acemi bir muhabirdim... :)
Açıkçası, kanım ısınmamıştı pek, reklamcılığını bir kenara bırakalım, herhangi bir insan olarak konuşma tarzından, mimiklerinden, verdiği elektrikten pek hazzetmemiştim, "vice versa"... (Biliyorum, bu son derece subjektif bir gözlem ve önemi yok tabii ki)
Sonra bir daha hiç karşılaşmadık yüz yüze, ama tabii ki takip ettim işlerini, o ilk önyargımı rafa kaldırıp tüm tarafsızlığımla baktığımda, kabul ediyorum, üç beş tane güzel iş yaptı tabii ki son 15 - 20 yılda, ama o kadardır ve o üç beş işle sınırlıdır Türk reklamcılığına kattığı yaratıcılığın değeri benim gözümde... Bu düşüncemi destekleyen en az iki tane nedenim var kendimce:
1. Birtakım reklamverenlerin beşeri ilişkileri içerisinde ihtiyaç duydukları "uzaylı dahi / aykırı adam" imajına oynayarak yarattığı aura, benim saygı duyduğum "reklamcılıkta başarı" kriteriyle pek uyuşmuyor çünkü...
2. Daha da önemlisi, bir reklamı belirli bir süre için popülerleştirirken, o reklamın kahramanlarını markanın da önüne çıkacak derecede ülkedeki tüm muhabbetlerin gündemine oturtmak başka bir şey, uzun vadeli olarak bir markaya hem "kimlik ve sadakat" hem de R.o.I. anlamında "hesap verebilir" biçimde artı değer katmak başka bir şey çünkü...
Şimdi değil home-office, teleportasyonlu / ışınlanmalı Satürn ofisi açsa bile, hiçbir genç reklamcıya tavsiye etmeyeceğim onun yolunu ve onun "yaratıcılık"tan anladığı şeyi...
MioCaro (11 Eylül, 2008 00:46 Perşembe)küresel enformasyon ekonomisinin ve gelişen iletişim teknolojilerinin güzel bir sonucudur. yepyeni bir çalışma sistemi. çağın getirdiklerine uygun. yaşasın elektrik devresi, elektronik devrim, yeni medya diyorum.
bkz. Osman Can Özcanlı (Digital Age, Temmuz Ağustos 2008, s.64)
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.