Anasayfa

3034_6107.jpg Resimleri
 

Pepsi RAW


Pin It
Şimdilik sadece İngiltere'de seçilmiş barlarda servisi yapılan pepsinin yeni ürünü. İçinde hiç bir katkı maddesi bulundurmayan yeni Pepsi ürünü olarak lanse edilmiş.

Normal Pepsi'den farkı sadece doğal organik maddeler kullanılarak üretilmesiymiş. örneğin rengi karamel kullanılarak, tadı esmer şeker, kahve yaprakları ve elma özü kullanılarak yapılmış. asidi içinse üzümden elde edilen tantarik asit ve soda kullanılmış. 300ml.'lik bir şişede yaklaşık 10 kalori var.

Sağlıklı cola? olur mu?

Rengi biraz kırmızı gibi geldi bana ama maviden çok daha iyi olduğu kesin :) 

Reklam Kampanyasında ise "Do What comes naturally" sloganı görülebilir



URL : pepsiraw.co.uk/
Kaynak:EKŞİSÖZLÜK
Kategoriler: diğer
Etiketler: pepsi, ham, raw, organik, sağlıklı

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


hopçikitangasamuray (21 Şubat, 2008 14:21 Perşembe)
Bence gayet başarılı bir ürün geliştirme fikri. 
Son yıllarda artan sağlıklı beslenme, doğal ürünler, organik tarım gibi popülerleşmiş hayati konuların üzerinden ilerleyerek böyle bir segment yaratmak oldukça mantıklı.

Hele ki sağlıklı beslenme ve üretim açısından hala tüm şüpheleri üzerine barındıran bir içeceğin bunu yapması , Pepsi için kitlesel fan'ların bile ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir.

sadi (su geçirmez balık) tekin (21 Şubat, 2008 14:54 Perşembe)
kaç para?

bi de kendini baltalamıyor mu?

katkı maddesiz bir ürün çıkaran marka ürün gamındaki diğerlerinin üstüne basmış olmuyor mu?

ben bunu öyle algılıyorum..

mesela keskinoğlunun organik yumurtası çıktı.. eskiden düşünmezken şimdi düşünüyorum, diğer yumurtaların nasıl diye..

içine kurt düşüyor insanın..

penny (21 Şubat, 2008 15:02 Perşembe)

Konudan sapmak istemem ama ben de organik yumurta olayını anlamıyorum. "Doğal yoğurt" gibi ...

Pepsi Raw'a gelince, şişesini alt tarafındaki çizgileri hariç beğendim. Sitesinde alkollü karışımlarının tariflerini vermesi de hoş ve iştah açıcı olmuş.


hoppala (21 Şubat, 2008 15:10 Perşembe)
yumurta olayındaki fark tamamen tavuğun beslendiği yemle ilgili sanırım. Tavuk doğal yemle beslenince yumurta organik oluyor -ki genellikle suni yemle besleniyor.- Tabii bu benim bildiğim.

sadi (su geçirmez balık) tekin (21 Şubat, 2008 15:12 Perşembe)
doğru da.. mesele tavuğun durumu değil.. sunum.. ürün yerleştirmesi.. kendini baltalamak.. vs. vs..

hopçikitangasamuray (21 Şubat, 2008 16:15 Perşembe)
Ortada ürün gamını genişleten bir marka var.
markete gittiğimizde organik domates de buluruz, arı sütlü domates de, sera domatesi de.
Aralarında ki fark, lezzet ve fiyat biçiminde keskin bir şekilde belirtilir zaten. Bu tür bir algının çıkışı tamamen insanları artan taleplerine dayalı olarak ihtiyacı karşılamak olarak görüyorum. (artan nüfus, sosyolojik değişimler vb) Benim küçüklük zamanlarım da ki sizin dönemlerde bu fark daha iyi belirginleşir "annanem bir tavuk haşlardı" ben kokusunu bahçeden duyar akşamın hayalini kurardım. Ama şimdi öyle bir lezzet, etkili bir koku kalmadı. Buda artan nüfusun artan talep fazlasıyla ortaya çıkan hızlı üretimle alakalı bence. Tabi bunda yeni yeni markaların ortaya çıkmasınıda ekleyebiliriz. Sonuçta organik, doğal olan zamanımızda daha pahalı ve daha orjinal bir durum olmaya başladı. Ha bu kuşkulara neden olur mu üretim içerikleri açısından olabilir.

Bilmiyorum bu bende kuşkulara neden olmuyor, çünkü bu ürün gamınında kendine has kullanıcıları olacağı kesin.

 


Alp (pimoka) Esin (21 Şubat, 2008 19:29 Perşembe)
Hatırlayan var mı akolayı, şişesi bana onu hatırlattı. cocacoladanda, pepsidende pahallı satılırdı ve diğerleri (yazıldığı gibi okuyunuz) cocacola içerken akola içmek daha havalı bişiydi. bir yada iki sene kadar raflarda kalıp yokolmuştu.
neyse bu hikaye ne düşündüğümü anlattı :)
biraz pahallı olabilir falan filan.

ayrıca organik konusunda su geçirmez balıkla aynı fikirdeyim benide irite ediyor aynı ifade organik demeden sağlanabilir mi? onu bilemedim.

ferhat can (21 Şubat, 2008 19:31 Perşembe)
alkolsüz için önemli olan şeyler lezzet ve imajdır. kolayı sağlıksız bulduğu için içmeyecek kadar titiz birisi bunu da içmez sanki. ha ama iyi konumlandırılır "elit alkolsüz içecek" imajı çizerlerse sağılklı olması durumu kurtarır ve normalde kola içmeyenler de içer (bkz: redbull) tutar.

ArdA_KilavuZ (22 Şubat, 2008 01:57 Cuma)
RAW! Profosyonel fotografcilarin icecegi gibi.. olaya baska bir gözle bakmak istedim :)

sadi (su geçirmez balık) tekin (22 Şubat, 2008 03:23 Cuma)
hopçiki, markete gittiğimizde organik domates de buluruz, arı sütlü domates de, sera domatesi de ama bunların hepsinin aynı marka olmasından duyduğum rahatsızlığı belirttim. yani inandırıcılığını kaybediyor benim gözümde.. o zaman sırf organik yap..

ha şunu da ayrıca tartışabiliriz; sadece yemi değiştirerek organik yumurta elde edebiliyorsak bunun seri üretim ve atan nüfusla ne ilgisi var.. yapay yem yumurta oluşumunu hızlandırmıyor ki. sadece ucuzlatıyor. ama yapay. (yumurtadaki olay domatesin hormonundan farklı sanıyorum)

ayrıca şişeyi de çok kişiliksiz bulduğumu belirtmek isterim ki, bunu yapabildiğimi düşünüyorum :)

penny (22 Şubat, 2008 09:20 Cuma)
sanırım insanlara bu ürün kendini en az bir kere denetebilir. önemli olan ise sonrası.

mezzoalto (22 Şubat, 2008 10:23 Cuma)
ben bu konuda hopçiki ile hemfikirim.. herhangi bir markanın "organik" bir versiyonunu çıkarması mesela bende veya ailemde böyle bir düşünce yaratmıyor.. organik ürün maliyeti yüksek üründür, fiyatı da ona göredir.. sonuçta ortalama bir insan temelde bunların ikisini de yan yana görünce şunu düşünür: "amaaaan bugüne kadar organik olmayanını yedik de öldük mü, al gitsin, niye şimdi bu kadar para veresin".. yani ortalama insan bunu "e madem yapabiliyor muşsun hepsini öyle yap" gibi veya markanın kendisini baltalaması gibi algılamıyor muhtemelen, çünkü fiyatları aynı değil bir kere.. üstelik mesela keskinoğlu'nun ürün gamında o kadar çok çeşitli yumurta var ki.. sarı-kahverengi köy yumurtası-ekstra büyük / çift sarılı / ekstra vitaminli.. bi baltalama durumu olsa bunlar da baltalardı.. sgb sen bu konuda hassasiyeti olan bir tüketici olduğundan böyle algılıyorsun yani, ve zaten o organik olan da sen gibiler için üretiliyor..

ki organiklik hali sadece yemle de olmuyor bildiğim kadarıyla, bu yumurtaları yumurtlayan tavuklar böyle fabrika ortamında sıkış tepiş değil, hareket edebilen özgür tavuklar oluyorlar, etleri de o yüzden daha lezzetli oluyor.. (ama bunlar da maliyet arttırıcı etmenler tabii ki)

dolayısıyla benim açımdan da "organik kola içeceği" ürün gamını genişleten bişeydir, ve fikir aşamasında "ıyyy ben kola içmem çok sağlıksız"cı kitleden ne koparsam kâr diye düşünülmüştür gibime geliyor.. çünkü eninde sonunda malzeme farkı tad farkı doğuracaktır ve bu çerçevede harbi pepsi tüketicisi zaten bu ürüne itibar etmeyecektir..

penny (22 Şubat, 2008 10:47 Cuma)
sizlere hak veriyorum, yurdum tüketicisi gerçekten böyle. açlık sınırının bilmem kaç lira'ya dayandığı, gündemin ortada olduğu memlekette aşırı niş bir ürün. zaten adamlar bakalım burada konumlandıracak mı, nerelerde konumlandıracak, kaç tane satış noktasına verecek ?.. Belki de yalnızca açık noktalarda satılacak, kapalı noktalarda konumlandırılmayacak.

Haberde geçen pazar ise İngiltere pazarı, belki de oranın şartlarına göre ayrı bir pencereden konuşmak lazım.

Volkan ATAY (22 Şubat, 2008 12:06 Cuma)
Sırada ne var ? Motoruna 60 km hız sınırlaması getirilmiş Porche? Sarhoş etmeyen Jack Daniels? Ağrı kesmeyen ağrı kesici? Kötü Çocuğu oynamaya konumlandıysan eferdi olmak zorunda değilsin.

buraKargın (22 Şubat, 2008 12:19 Cuma)
Dailymail'de çıkan yazıya göz atın:
'Clash of the cola companies as Pepsi launches 'healthy' option made from all-natural ingredients'
Kaynak: farketing

Yalçın (settar) Pembecioğlu (22 Şubat, 2008 12:27 Cuma)
Volkan, Ferrari bile hibrid prototip üzerinde çalışıyor. Doğru tahmin ettin genel eğilimi :) Saçma ama anormal bir politik doğruculuğa doğru gidiyor dünya. Jeremy Clarkson önderliğinde çevreci olmayı bırakmama çok az kaldı bu yüzden benim.

fair (22 Şubat, 2008 12:32 Cuma)
tadını bilemiyorum ama ben de aynı sgb gibi şişesini çok sıradan ve kişiliksiz buldum.. madem ki doğal ve madem ki daha sağlıklı, çok daha güzel ve hoş bir şişe şekli yaratılabilirdi.. özensiz olmuş.. "özensiz şişe"

Alp (pimoka) Esin (22 Şubat, 2008 15:07 Cuma)
RAW mesajını sadece profesyonel fotoğrafçılar alacağına göre, eh bu oldukça dar bi kitle oluyor. İSO setings hariç hiç bir prosesten geçmemiş içecek; pek güzel ben bunu içerim :)
gerçi kola türlü şeyleri zaten içemiyorum ( PC nedenlerle değil just sevmiyorum ) ama Fotoğrafta RAW seviyorum şimdi kafam karıştı.

mehmet (22 Şubat, 2008 15:18 Cuma)
Sadece profesyonel fotoğrafçıların anlayabileceği öyle çok sözcük var: Açı, Renk, Objektif vb.

ix (22 Şubat, 2008 15:41 Cuma)
Pepsisever olmamama (oy) rağmen şişesinin organikliğine değindiğinden hakikaten RAW durması hoşuma gitti. ne yalan söyliyeyim tadını da merak ettim. cocacola'nın zerosunun hakikaten sıfır olmasından sonra belki de bu farklı yaklaşım bir yere varabilir. denesin ingiliz abimler bakalım pilot içiciler nasıyl bir karar verecek. 5 yıl sonra da türkiyeye gelir artık RAW.

Alp (pimoka) Esin (22 Şubat, 2008 15:43 Cuma)

Raw iyice daralmış bişi ayrıca :) o saydığın kavramların hepsi başka alanlardan anlam genişleyerek fotoğrafında olmuşlar. RAW kavram bile değil.

Peh tamam artık ben bunuda içmem. kafa karışıklığım geçti

gandy.phoebus (22 Şubat, 2008 18:48 Cuma)
"vitaminli ve antioksidanlı" coca-cola light plus ve pepsi raw... zizek'e soralım bakalım ne der; On today’s market, we find a series of products deprived of their malignant property: coffee without caffeine, cream without fat, beer without alcohol. The list goes on: virtual sex as sex without sex, the Colin Powell doctrine of war with no casualties (on our side, of course) as war without war, the redefinition of politics as expert administration as politics without politics. Today’s tolerant liberal multiculturalism wishes to experience the Other deprived of its Otherness (the idealized Other who dances fascinating dances and has an ecologically holistic approach to reality, while features like wife beating remain out of sight). Along the same lines, what this tolerance gives us is a decaffeinated belief, a belief that does not hurt anyone and never requires us to commit ourselves. Today’s hedonism combines pleasure with constraint. It is no longer “Drink coffee, but in moderation!” but rather “Drink all the coffee you want because it is already decaffeinated.” The ultimate example is chocolate laxative, with its paradoxical injunction “Do you have constipation? Eat more of this chocolate!”—the very thing that causes constipation. The structure of the “chocolate laxative,” of a product containing the agent of its own containment, can be discerned throughout today’s ideological landscape. Consider how we relate to capitalist profiteering: It is fine IF it is counteracted with charitable activities—first you amass billions, then you return (part of) them to the needy. The same goes for war, for the emerging logic of humanitarian militarism: War is OK insofar as it brings about peace and democracy, or creates the conditions to distribute humanitarian aid. And does the same not hold true for democracy and human rights? It is OK to “rethink” human rights to include torture and a permanent emergency state, if democracy is cleansed of its populist “excesses.”

mehmet (22 Şubat, 2008 19:39 Cuma)
zizek yine nefis bir tespit yapmış ancak organik ürünlerin yükselişinin ardında daha farklı dinamikler var. küresel kapitalizmin aktörleri yeni büyük oyuncular boy göstermeye başlayınca mevcut sistem içerisinde mücadele yöntemleri geliştirmeye başladılar (bugün değil çok uzun zaman önce) organik ürünler ve fair trade gibi kavramlar bu oyunun pıtrak gibi bitecek nicelerini göreceğimiz yeni unsurları sadece.

pazarlamala stratejileri içerisinde o hep bildiğimiz fakat her nedense (!) günlük farkındalığımız içerisinde hep ıskaladığımız yöntem var. Naomi Klein buna shock doctrine demiş. Hatta şöyle bir de filmi var...

http://www.youtube.com/watch?v=kieyjfZDUIc

Aynı zamanda organik işi de yaptığımdan kendi ayağıma daha fazla kurşun sıkmamak için şu gerçeklerin de altını çizeyim.

Organik daha sağlıklıdır. Katkılı ürünler ömrünüzü kısaltır. Her nefesinizde zehir dolduruyorsunuz içinize zararın neresinden dönseniz kardır. Güzel yaşayın, güzel yaş alın.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (23 Şubat, 2008 00:00 Cumartesi)
peki sigara icen birinin daha uzun yasamak icin organik besin tercih etmesi tutarli mi? :P

mehmet (23 Şubat, 2008 00:19 Cumartesi)
kesinlikle tutarsız : )
kusursuz bir tutarlılık saplantısı olanlar için organik ürünleri ve sigarayı bir arada önermiyorum.

mezzoalto (23 Şubat, 2008 00:26 Cumartesi)
shock doctrine'inden bahsedildiğini görünce dumur oldum, kozmoz, tesadüfler, vapurlar filan.. bugün esperanto ile beraber planet adlı belgesele gittik IF kapsamında -belgesel vasattı o ayrı bir konu- fakat belgeselden önce bunu gösterdiler.. ben gösteriliş tarzı bile bir nevi shock doktrine prensiplerine uygun olan bu filme hazırlıksız yakalanma fikrinden pek hoşlanmadıysam da söylemi çok sarsıcıydı o ayrı.. ve tek başında 88 dakikalık planet'ın söylediğinden daha fazlasını söylüyordu.. planet da haber konumuzu yakından ilgilendiren ama bu konuda bence yeni ve farklı hiiiçbişi söylemeyen güzel bir belgeselimiz, indirip izlemekle bişi kaybetmezsiniz.. 

settar'cım, sigara içmeyen ama bu radikal sigara düşmanlığı karşısında sık sık inadına sigaraya başlayası gelen biri olarak şunu diyeceğim ki: bence evet, tutarlıdır.. dünyada insan sağlığına tek zararlı veya en zararlı şey sigara değil; her birimiz farklı metodlarla kendimizi her gün zehirleyip duruyoruz.. günde bi litre diet kola içip aspartam yüklenen, veya normalini içip şekere boğulan da bi dünya zarar veriyor kendisine, her haftasonu dışarı çıkıp deli gibi içen de, sentetik margarinle yemek pişiren de (geçenlerde bugüne kadar hiç küflenmiş margarin görmediğimi fark ettim, gören varsa biraz daha mutlu olucam ama dışarda sıcak tost makinasının yanında bile başına bi iş gelmemesi bende bildiğimiz plastik tükettiğimiz hissiyatını pekiştiriyor).. ama bu zararı azaltmak için göstereceğimiz çabayı anlamsızlaştırmaz ki.. daha uzun değil daha sağlıklı yaşamak için en azından spor yapan, organik yiyen sigara / alkol tüketicileri bunları hiç yapmayanlardan daha iyi durumda olacaklardır neticede..

ve bi de ben de ix'in tespitine katılıyorum, şişe de bayağı raw duruyor ve ürüne adına uygun bir hava katıyor bence..

ben ve klasik "hiç yoktan iyidir"ci duruşum, sizlere iyi geceler diyor ve susuyoruz:)

mehmet (23 Şubat, 2008 00:34 Cumartesi)
raw bottle'ın doruğu budur

mezzoalto (23 Şubat, 2008 00:37 Cumartesi)
süpermiş.. ama plastik oluşu o "raw" havaya biraz böyle nasıl desem.. "bi de cam olsaymış muhteşem olurmuş" diyeyim onun yerine:)

sadi (su geçirmez balık) tekin (23 Şubat, 2008 02:16 Cumartesi)
yani mezzo şu sigarayı bu şekilde savundun ya inanamadım gerçekten.. margarin mi sigara mı dersen, hayatımın sonuna kadar margarinli ekmek yiyebilirim her öğün..

ha bu arada margarin de plasitk direk. bildiğim kadarıynan bir atom farklı ve ben son kullanma tarihinden itibaren bir sene geçmiş margarin gördüm. sadece margarindi evet, küf falan yoktu..

hormanlu gıdalar, katkı maddeliler, senetikler, vs. vs. bunlar hep kansorejen.. neden 18 yaşında kanser olan genç haberleri duyup da inanamıyrouz ki..

instant kahveler mesela.. biliyor musunuz ki margarinden farkları yok.. tamamen sentetik.. goldun içerdiği kahve oranı yüzde 10..

afiyet olsun..

mezzoalto (23 Şubat, 2008 02:51 Cumartesi)
sgb öyle değil işte.. sigarayı savunmuyorum.. sadece diyorum ki hepimiz yaptığımız ve kullandığımız pek çok ürünle kendimizi ve birbirimizi zehirlerken herşeyin dönüp dolaşıp sigara kullanıcılarına bağlanması ve sigaraya ve daha doğrusu sigara kullanıcılarına karşı alınan bazı tavırları gereksiz ve sevimsiz buluyorum o kadar (tabi burada settar'ın söylediği o bir cümleye değil daha ziyade yurtsan atakan veya orhan kural tarzı aktif agresif sigara düşmanlığına referans verilmektedir).. amerikan usulü siyaseten doğruculuğun yansımalarıymış gibi geliyor bunlar bana açıkçası..

söylediklerinin tamamına katılıyorum, hatta aynı şeyi söylüyorum zaten.. tek farkımız şu ki: ben tam olarak da bu çerçeve içinde, sigara kullanıcılarına laf etmeye hakkım olmadığını düşünüyorum.. tencere dibin kara, seninki benden kara kategorisi bir davranışmış gibime geliyor bu, özellikle de tüm bu sözünü ettiğin ürünleri öyle veya böyle tükettiğim düşünülecek olursa.. ben kendime kendi elimle bi dünya zarar verirken, elalemin dumanına laf etme hakkını kendimde pek görmüyorum.. bindiğim egzoz kontrolü kimbilir ne zaman yapılmış taksilerin yaydığı gazlar ve harcadığı benzin, lpg vs ile; sınırlı düzeyde yapabildiğim geri dönüşüm çalışmaları ile, ve sayabileceğim daha bir çok etkinlikle zaten sadece kendime değil dünyaya ve diğer insanlara da zarar veriyorum ve yukarıda bir yerlerde gandy'nin alıntıladığı "hedonist yaşam" sürecinde ister istemez bunları yapmaya pek mani olamıyorum.. o zaman başkalarına laf edecek bir durumum yok demektir.. en azından benim yaklaşımım bu..

bu arada hayatının sonuna dek günde bir paket sigara içmiş ama margarin filan değil bildiğin tereyağı ve zeytinyağı kullandığı için 90ın üstünü gören bir dolu insan var, bazılarını ben tanıyorum.. bu bağlamda margarin-hormonlu gıda vs gibi şeylerin bedenimizde bıraktığı arazın sigaranınkinden biraz daha fazla olduğunu bile düşünebiliriz belki de (göreceli olarak tabi)

rakunzell rakkadar (23 Şubat, 2008 09:59 Cumartesi)
yepp! geçen ay instant kahveleri terk edebildim sonunda ben de. aslında iyi birer bağırsak çalıştırıcı ve rahatlatıcılar ama mantıksız bir alışkanlık olduğunu kabul etmeli.. bu arada size margarinden daha kötü bir şey söyleyim. ucuz fındık ezmesi ve türevleri. aman ha diyim.. ayrıca organik morganik kesinlikle içmeyeceğim bişi bu..

phoenixia (23 Şubat, 2008 18:44 Cumartesi)
hala kola içen var mı ki...
:)

sadi (su geçirmez balık) tekin (23 Şubat, 2008 19:28 Cumartesi)

phoenixia (24 Şubat, 2008 17:08 Pazar)
"...some people drink pepsi
some people drink coke
the wacky morning dj
says domocracy's a joke ..."
pek bir içimden geldi, demeden edemedim..:)


ARTanubis (24 Şubat, 2008 17:25 Pazar)
sgbye katılıyorum.. bu tür ürünlerde "katkısız" olanları görünce diğerleri ne kadar katkılı acaba diye düşünmeden edemiyor insan... 

organik ürünlerin "tadı daha güzel" oldukları için tüketilmelerini de anlayabiliyorum ama settarın söylediği gibi sigara içen binbir zararlı alışkanlığı olan insanların "sağlıklı" olduğu için tüketmeleri çok ilginç ve saçma geliyor bana...

rakunzell rakkadar (24 Şubat, 2008 18:04 Pazar)

harika parçadir phoe! ne güzel anımsattın.


phoenixia (24 Şubat, 2008 23:02 Pazar)
hadi amaaa.. :) sigara içtiği halde sağlıklı beslenmeye çalışan insanlar neden ilginç ve saçma.. herkes sahip olduğu zaafları makul görüp,mazur göstererek konuşuyor.. hepimiz ölelim oldu olacak.. :)
bkz:ben.. hala kola içen var mı, diyorum.. kendim içmiyorum ya, kola içilmesini acımasızca ve mübalağayla eleştiriyorum..
aramızda mükemmele ulaşan biri var da haberimiz mi yok.. :) markalar ürün yelpazesini binbir renkli biz insalar yüzünden geniş tutuyor..

bence aynı markanın hem zararlı hem daha az zararlı ya da katkılı ve katkısız ürünleri aynı çatı altında piyasaya sunması dönemsel insan eğilimlerinden pazar payı elde etmek.. yani zati zaaflı kişiler katkılı ve zararlı olanları kullanmaya devam edecekler.. daha az zararlı olanlar bir kere de olsa denenecek.. -misal-ikinci kez alınmalarda istatistiğe tercih edilen ürün olarak girecek ve üretimi devam edecek..
çokça ve gereksiz konuştum neyse..

rak..;) ben de çok severim..

Aygül Pembecioğlu (17 Aralık, 2008 00:50 Çarşamba)







phoenixia (17 Aralık, 2008 13:24 Çarşamba)
pepsi bahane fotolar şahane..:))

dozdenoir (18 Aralık, 2008 17:09 Perşembe)
phoeenixia'ya katılmamak elde değil...
RAW'ın kendisi gelse kaç yazar :))

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.