Anasayfa

 

Babalar ve Kizlari


Pin It
Micheal Dudok de Vit'in bu animasyon kisa filmi bence yalin dili, abartisiz cizgileri ve icine isleyen muzigi ile cok basarili.



Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


sadi (su geçirmez balık) tekin (14 Mart, 2007 12:14 Çarşamba)
yıllar sonra sandıktan çıkardığınız çocukluk kıyafetleriniz gibi kokan çok leziz bi animasyon olmuş..

fair (14 Mart, 2007 13:19 Çarşamba)
çok içten ve sevimli olmuş.. müziklerine de bayıldım...

sertanarig (14 Mart, 2007 14:17 Çarşamba)
super olmuş. ağlarım ben yaw.

fair (14 Mart, 2007 14:59 Çarşamba)
Şimdi hatırladım müzikleri tıpkı eleni karaindrou'nun ağlayan çayır (the weeping meadow) filmindekine benziyor.. nefis bir filmdi ve tabii müzikleri de...

iliana (14 Mart, 2007 16:12 Çarşamba)
acıklı ama bu çok acıklıI

ARTanubis (14 Mart, 2007 17:02 Çarşamba)
veeee ARTanubis espirimate'ten sonraki öğrencisini sunar:

süper haber dydemoz; filmi evde sakin kafayla sesi filan rahat açarak dinleyeceğim...corporate ortamlar kaldırmaz böyle şeyleri bilirsin...

daha nice haberlere

ARTanubis (14 Mart, 2007 22:31 Çarşamba)
...ama benim aklıma gelen tüm sıfatlar zaten yazılmış...bana kalmadı...leziz, samimi, yalın...

gerçekten çok başarılı....

babalar kızlarını bırakıp gitmesin...

phoenixia (14 Mart, 2007 23:39 Çarşamba)

sadece bir rüya hem bu,çocukken çok sık gördüğümüz cinsten... kimse gitmiyor bir yere...


agarhasan (14 Mart, 2007 23:53 Çarşamba)
daha önce izlemiştim ben bunu. bayılmıştım ya on numara duygusal iş. özelikle kızın hareketlerinden çok etkilenmiştim.

efe efeoğlu (15 Mart, 2007 14:05 Perşembe)
zaten daha önce annecy, oscar, bafta ve daha neler neler almış film ama sonrasında yönetmen olarak çalışmamış michael dudok de wit bir iki filmde çalışmış okadar. biraz kurcaladımda kesin yeni filmleri vardır diye malesef yok

dydemoz (15 Mart, 2007 15:03 Perşembe)
ARTanubis'im bana "ogrencim" demis!!!!

Daha gurur verici bi sifat olabilir mi???


Filme gelince; ben ekledim diye demiyorum ama cok acikli bi konusu olmasina ragmen sonuna kadar bayilinmadan izlenecek kadar akici dili ile, carpici sonu ile ve en onemlisi de o ice isleyen muzigininde etkisi ile benim izledigim en NAIF ve en guzel kisa filmdir kendisi.

elifbb (16 Mart, 2007 05:12 Cuma)
hımm benim devrelerde bir problem olsa gerek :) benim içimi ferahlattı adeta. ama önce görseline dair bıdıliyim; tek kelimeyle bayıldım. zengin sadelikleri seviyorum. (efendim??) yani diyorum ki bazı şeyler basittir ama kolay değildir, ve hatta tadından da yenmez olur falan... öyle bişi işte. bu kadar mı güzel bir seyir olur. bayıldıımm...

hah şimdi içeriğe dair... kesinlikle mutlu oluyorum böyle içeriklerle karşılaşınca. bir anda gözyaşlarına boğulasım gelmiyor, hatta tam tersine gülümsediğimi fark ediyorum. ne güzel. içim masmavi oluyor dicem hatta dayanamayarak :))

film acıklı değil be yahu... buruk belki :) ama yine de gülümsetici, sevindirici, mutluluk verici. özelliğini hissettiğiniz ilişkilerin (ki bir kız çocuğuysanız ilk sırada babanız geliyordur muhtemelen ;) ) uzak yakın ayrımı yapmaksızın varlığıdır onu özel kılan, değil mi? dolayısıyla da varlığını anlık da olsa sürekli de olsa anımsamak neden acıklı olsun? neden üzsün ki? gülümsetsin... kocamaaan kocamaaan gülümsetsin :)

arwengs81 (16 Mart, 2007 09:23 Cuma)
süpsüper olmuşşşş :(

strega (16 Mart, 2007 22:18 Cuma)
ühüüüüü peçetesi olannn:( baba beni bırakma:((((

Yalçın (settar) Pembecioğlu (16 Mart, 2007 22:45 Cuma)
Hikayeye degil de cocuklugumla beraber yitirdigim masumiyetime agladim sanki... Daha acikcasi, ölümlü olmanin, her seyin bir sonu oldugunu kavramanin, tum kitaplari okuyamayacak olma gercekliginin, henuz sahip olmadigim cocuklarimi bir gun birakmak zorunda olmanin agirligi ve huznu coktu ustume. 15 yasinda Arizona Dream'i izledigimde hissettiklerime benzer seyler yani... Yazdiklarimin kisa ozeti icin bakiniz SGB'nin en ustte yer alan yorumu.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (16 Mart, 2007 22:46 Cuma)
Bir de simdi yukarida yazdiklarimi okuyunca robot oldugum zannedilebilir endisesiyle ekleme geregi hissettim ki, su anda salya sumuk agliyorum. Bosverin o hiper realist yaklasimlarimi.

phoenixia (16 Mart, 2007 22:50 Cuma)

ne robotu yaw,gayet dolu ve içten yazmışsın..
"gülüyorum" yazmadığımız halde güldüğümüz anlaşıldığı gibi,ağlamalar da anlaşılıyor sanırım...


Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.