Yorumlar
phoenixia (27 Şubat, 2007 09:03 Salı)şu habere eklemiştim ama,ana sayfada daha iyi durmuş...
tuuba (27 Şubat, 2007 10:59 Salı)sürekli e-maillerde msn de heryerde geliyordu bu link bi türlü o ufak formu doldurma fırsatım olmamıştı şimdi bende imzaladım hehe... 82176. kişi olarak :)))
Fixx (28 Şubat, 2007 21:32 Çarşamba)Bugün bi arkadaşım, aslında bu KYOTO işinin görüntülendiği kadar da masum bir oluşum olmadığını anlatıyordu bana. Maddeleri okuyunca anlamış o da, şudur ki; her ülkenin belli yüzde limitleri olacak ya havayı kirletmek konusunda, bi ülke istediği zaman diğer bir ülkeyle anlaşarak onun hakkını/kredisini de kendine satın alabilecekmiş, dedi. Yani aradaki sanayi uçurumun daha da artacağını belirtti, doğru mu diyodur bilmiyorum artık, nedense pek ilgilenmiyorum hiçbir şeyle, çok ilgisizim, miyim, neyim?
phoenixia (28 Şubat, 2007 22:03 Çarşamba)fixx denilmek istenen şu sanırım..
"Salım değiş tokuşu nedir?
Salım değiş tokuşu, ülkelerin üzerinde karara varılmış sera gazı salım düzeylerinin alım satımına izin verilmesi demek.
Çevreyi yüksek düzeyde kirleten ülkeler, gerçekleşenden daha fazla salım düzeyi hakkı olan ülkelerden kullanılmamış "kredileri" alabiliyorlar.
Pek çok zorlu görüşmenin ardından varılan bir kararla, ülkeler artık çevrenin karbon emme özelliğini artıran etkinlikleri karşılığında da kredi kazanabiliyorlar. Ağaç dikme ve toprağın korunması gibi bu etkinlikler, ülkenin kendi topraklarında ya da aynı ülke tarafından bir gelişmekte olan ülkenin toprakları üzerinde uygulanabiliyor. "
kaynak için..
>> Fixx (28 Şubat, 2007 22:28 Çarşamba)Evet o, peki kötü bişey değil mi, işin ticarete dökülmesi bi anlamda?
phoenixia (28 Şubat, 2007 22:37 Çarşamba)ticarete dökülen ne...ve yeni mi??
ya da kyoto olmasa ve ülkeler istedikleri gibi dünyanın içine kibrit suyu dökse mi...
haa "en azından" ile başlıyor cümle evet..en azından sınırlar var,onu aşamazlar ve bir başka ülkenin "kirletebilme hakkını" satın alabilirler.. ve fakat sonuç itibariyle sınırlı olacaklar yine...ve de satılan birşey olmazsa,satınalma da olmaz... -safça oldu dimi bu cümle-
Siyah (28 Şubat, 2007 23:17 Çarşamba)çevre işi gerçekten masum bir iş diil.
manu (01 Mart, 2007 00:52 Perşembe)bir de son zamanlarda dönen bir forward maili var. küresel ısınmaya eylem! isminde. 1 mart günüydü galiba saatini de çıkaramıycam şimdi herkes ışıklarını kapatsın gibi bir eylem. bu konuda bilgisi olan var mı? herhangi bir kurumun eylimi değil gibi sanki. birisi başlatmış gibi..
Fixx (01 Mart, 2007 00:54 Perşembe)Sadece ışıkları da değil, bütün elektrikli/elektronik aygıtları + termik santraller falan diyodu bugün yine o arkadaş, artık bilmiyorum beni mi yiyo

manu (01 Mart, 2007 01:12 Perşembe)o arkadaş başlatmış olmasın bunu:)
elifbb (01 Mart, 2007 08:41 Perşembe)şöyle yardımcı oliyim:
Tüm dünyada küresel isinmaya karsi ortak bir eylem!...
Eylem plani su: yerel saatlerin farkliligi gözetilmeksizin bütün dünyada
1 Mart , 19.55-20.00 arasi tüm enerji kaynaklari kesilecek. Evde ya da
işteyseniz salterler inecek!
Arabadaysaniz yol kenarina çekeceksiniz vs.
Yapabilen yapacak!
Amaç bütün dünyada yer alacak bu 5 dakikalik kesintiyle meydana gelecek
enerji tasarrufuyla karar mercilerinin dikkatini çekmek.
saat farkı işi bir tek yamularak gelmiş bence. Ama Türkiyede dolaşan hali budur :)
phoenixia (01 Mart, 2007 08:54 Perşembe)5 dakika eylemiyle ilgili olarak...
beni de, "yapabilen yapacak" kısmıyla beraber uygulanabilirliği düşündürttü..
bir de "karar mercilerinin dikkatini çekmek" kısmı, tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış sözünü hatırlatıyor..
rasyonel gelmedi bana...:/
elifbb (01 Mart, 2007 09:22 Perşembe)uygulanabilirlik veya etkisi düşündürüyor o ayrı. ama ben de şöyle düşünmek istedim mesela: bunu yan apartmandaki mavi hırkalı teyze uydurup göndermiş olsa da, bilmemneredeki çevre örgütü planlayıp çıkarmış olsa da, benim katılma niyetim ve uygulama isteğim bağımsız. sonucu ne olur, ne kadar kişi naapar bence zaten sonradan görülecek bir durum. önceden bilmemiz tahmin etmemiz mümkün diil.
demem o ki, nası olsa saat 19:55-20:00 arası paralarımızın hepsini şu şu hesapta toplayalım bankalar patlasın dememişler (nası fikir ama :P), aleti edevatı kapat demişler. en kötü nolur? 5 dakka kafa dinlemiş oluruz :)
phoenixia (01 Mart, 2007 09:31 Perşembe)orası öyle...yapsam ne kaybederim.. ama yapmak istediğim halde yapamam durumu beni sıkıyor..
boğaz köprüsü'ne ulaşabilmişsek eğer o saatte- fena da olmaz hani hazır durmuşken tüm trafik, aradan birkaç intihar da çıkarırız- en fazla cep telimi kapatabilirim sanrıım...
şöyle öğle saatlerinde olsaydı misal,inerdim bankanın elektrik odasına indirirdim tüm şalterleri...ohh mis...
Fixx (01 Mart, 2007 09:33 Perşembe)ahahahahaha. lan aslında, banka ha

elifbb (01 Mart, 2007 09:34 Perşembe)heheheheheh arkadan da wheeere is my miiiind wheeeere is myyy miiiind sesleri gelsin istiyorum kih kih
phoenixia (01 Mart, 2007 09:36 Perşembe)işte telepati..işte iletişim..işte bu..!!!
helal olsun bize..:))
tuuba (01 Mart, 2007 09:39 Perşembe)evet bu konuyla ilgili haberlerde falanda bi duyuru yapıldı. sanırım dogru.
Bununla ilgili
burayaYapıp yapmamak kişiye kalmış bi ihtimal :)
seren (eleanor) pala (08 Mart, 2007 16:05 Perşembe)elime şöyle bir mail ulaştı. biliorum biras uzun ama okuyun bi isterseniz.. artık devamında ne düşüneceğiniz size kalmış:
http://en.wikipedia.org/wiki/Image:1000_Year_Temperature_Comparison.png
Adresindeki şekli iyi inceleyin. Gördüğünüz gibi 1800'lu yıllar 1000'li yıllara göre 0,6�0,7 derece daha düşük. Bunun nedeni, bu yıllardaki güneş patlamalarının sayılarının çok azalması ve 1815 Tambora yanardağıdır. Ayrıca, 1850 öncesi değerler de hep ortalama değerlerdir. KYOTO çok basit bir ticaret antlaşmasıdır. Ayrıca OECD ülkelerinden yalnızca AB bunu istemektedir. Amerika, Kanada, Avustralya ve Türkiye kabul etmemekte, Japonya ise sessiz durumda beklemektedir. Çünkü bu antlaşma öncelikle bu ülkeleri ilgilendirmektedir. AB'den de yalnızca Almanya ve İngiltere karbon emisyonunu azaltacağını, diğer Avrupa ülkeleri ise 2012 yılına kadar emisyonlarını 1720'den 1730'a çıkaracaklarını deklare etmişlerdir.
Almanya ve İngiltere düşüreceklerini söylemelerine rağmen Türkiye�nin 3 kati atmaya devam edeceklerini de deklare etmişlerdir. Atmosfer ortak değil mi? Kişi başı belirlenecek olan bir emisyon azaltılmasına evet.
Bize bunun maliyeti başlangıçta 20 milyar dolar civarında olacaktır. Yani olmayan sağlıktan, olmayan eğitim paramızdan kesilerek bu para AB'ye
verilecektir. Ve su an AB ülkeleri ve gelişmiş ülkeler benim derslerde 7�8 yıldan beri anlattığım "2025'den sonra beklenen "küresel soğumaya" hazırlanıyor ve bunu açıkça da deklare ediyorlar ama sanırım biraz yabancı basını takip etmeniz gerekecek. Ayrıca sıcaklıktan korkmayın soğuktan korkun (dünya ortalama sıcaklığı 12 ile 25 arası değişir, su an 14,7 civarında, yani zaten çok serin bir donemdeyiz. Karbondioksit oranı da 180�200 ile 2000 ppm arası değişir. Halen 380 ppm civarında) Zaten dünyanın gelişmiş ülkelerinin de umurunda değil, bizim gibi bilim cahili olan ülkelere teknoloji satmak ve bankada biriken paralarını çalıştırmak için elimize bir İncil verilmeye çalışıyorlar. Afrikalı liderin "neden Afrika sömürge haline geldi" diye sorulan soruya "Beyazlar Afrika�ya geldiğinde ellerinde İncil vardı, bizde toprak simdi bizde İncil var onlarda
toprak" cevabi sanırım bazı şeyleri açıklıyor.
Lütfen dikkat edelim, hedef ısınma vs. falan değildir.
Doç. Dr. Doğan Yaşar
Dokuz Eylül Üniversitesi
Deniz Bilimleri Ve Teknolojisi Enstitüsü
Yalçın (settar) Pembecioğlu (08 Mart, 2007 16:09 Perşembe)elenor, Al Gore "Inconvinient Truth"ta bu iddialara cevap veriyor. Filmi izledin mi?
byparlak (08 Mart, 2007 16:15 Perşembe)settarcim,
'Inconvenient' olucakdi.
seren (eleanor) pala (08 Mart, 2007 16:16 Perşembe)yoq henüz izleyemedim.. zaten amacım ikisi içinde doğrudur yanlıştır demek değil.. farklı bir bakış açısı ve baya da detaylı kanıtlarla sunulmuş.. paylaşıyım dedim...
seren (eleanor) pala (08 Mart, 2007 16:25 Perşembe)filmin sitesindeki
"it is difficult to get a man to understand something when his salary depends upon his not understanding it"
cümlesine bayıldım....
mehmet (09 Şubat, 2009 11:47 Pazartesi)Türkiye, Kyoto protokolüne katılıyor.
Türkiye’nin, küresel ısınmaya karşı Kyoto Protokolüne katılmasının uygun bulunduğuna ilişkin kanun tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.