Anasayfa

pduyl3k4_5vda4_bph6s_18uok.jpg Resimleri
 

Sosyal Medyada Hesap Yönetimi


Pin It
Sosyal medya devrimi başladığı anda pazarlama amaçlı kullanım da düşe kalka ama hiç hız kesmeden ilerliyor. Bu arada bazı şeyleri deneyerek de olsa öğrenip bir takım kurallara dönüştürebiliyoruz. Bu yazımda Ford'un ABD iletişimi için kullandığı Twitter hesabının künyesinden bahsetmek istiyorum.

Bugün bir çok marka, ajansları tarafından Twitter'a adeta bir panik duygusu ile itiliyor ve bu markalar için alelacele hesaplar açılıyor. Milyonlarca liralık bütçelerle iletişim yapan markalar, bir televizyon reklamındaki cümle için günlerce, bazen haftalarca toplantılar yapıp kararlar almaya çalışırken aynı markanın logosu altında sırf sosyal medyanın samimiyeti iddiası yüzünden 20'li yaşlardaki bir uzmanın cümleleri o markanın ağzından çıkıvermiş olabiliyor. Sosyal medya çalışanlarının pek burun kıvırdığı son 2-3 yılın en büyük sosyal medya marka krizlerinin arkasında da markanın sosyal medyayı yeterince anlamaması değil, bu tip yetkin olmayan profil idareleri yatıyor. Bu arada bazı krizler ve alınan aksiyonların derlendiği şu sunuma da göz atılabilir nerelerden geçtiğimizi hatırlamak için.

Bu durumda tüketici de o logonun altında konuşanın marka değil, markanın sözcüsü değil, bir şekilde markayla çalışan bir ajansın o sırada ajansta çalışmakta olan çalışanı olduğunun farkında olabiliyor -ya da olamıyor, hangisi daha kötü bilemiyorum-.

Bir markanın Twitter hesabının yönetimi konusunda başarılı olduğunu düşündüğüm uygulamalardan birisi Ford'un çözümü. Ford, Twitter hesabından bir PR ya da reklam linki paylaşmıyorsa cümleyi kimin yazdığını mutlaka belirtiyor. Hesabın künyesinde de kimlerin bu hesabı yönettiğini yazıyorlar zaten. Bu yöntemi Bigumigu'nun Twitter hesabına da uyarladık hatta.



Bunun önemli sonuçları olduğunu düşünüyorum. Birincisi, bir marka hesabını o markanın sosyal medya yöneticisi ve müdürünün yönettiğini bildiğinizde o hesaba doğru bir şeyler söylerken kimin muhatabınız olduğunu bildiğiniz için kendinizi daha iyi ifade etmeye çalışabilirsiniz. Hesabı yöneten belli olmadığında, daha doğrusu bir ajans ya da ekip yönetiyor diye varsayıldığında "bugün @şumarka midemi bulandırdı yine, allah belanızı versin" tivitleri atmak daha kolay oluyor tüketiciler için.

İkincisi, sosyal medyanın devrimsel özelliği kişiler arasındaki iletişimi kolaylaştırmasında, bir marka Twitter hesabının yazarı belli olduğunda karşılıklı iletişim olanakları da otomatikman güçlenmiş oluyor. Yoksa markaya atıffa bulunmanın (mention) oldukça saçma olacağını sanırım siz de fark etmişsinizdir.

Özellikle müşteri hizmetleri ve pazarlama iletişimi fonksiyonları marka hesapları arasında kesin şekilde ayrılmadığında, ajansların yönettiği hesaplar kısa sürede şikayet birimlerine dönüşebiliyor. Bu yüzden ben markaların Twitter gibi mecralarda hesaplarını kullananların -ajans çalışanı da olsa- belli olması gerektiğini düşünüyorum. Facebook gibi daha kurumdan-kişiye kanallarda "biz" diliyle iletişim kabul görebiliyor ama Twitter gibi alanlarda asıl fırsat, bireysel iletişimin gücünü kullanmada. Markalar bunu bir yük olarak görerek dışkaynağa yönlendirme (outsource) eğilimindeler ama bir ajans danışmanlığında hesap yönetimlerini kendileri yapmaya alışıp ajansları daha verimli başka işlerde (strateji geliştirme, proje yaratma, kriz yönetimi) kullanmaya başlamanın zamanı yaklaşıyor.

Bu konuda sizlerin düşünceleri neler? Bir markanın Twitter'da hesap açıp kendi PR bültenlerini yayınlamak için yeni bir kanal gibi kullanması dışında başarılı sosyal medya iletişim örnekleri neler sizin gördüğünüz?



Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Kanuni Kuralkan (25 Temmuz, 2011 22:29 Pazartesi)
Kesinlik ile katılıyorum. Hesapları yöneten bireylerin daha ön plana çıkması markaların üzerindeki yükü aldığı gibi insanların içeride bir tanıdıkları olduğu hissini de yaşamalarına da faydalı olur gibi. 

Aslında tam olarak bu hesabı yönetem insanlar içinde, markayı takip eden insanlardan en "loyal" olanlarını daha çok kollamalarına imkan verebilir buda tabi marka'nın başı derde girdiğinde onların markayı koruması manasına gelebilir. Linkini verdiğin sunumlardaki örnekler çok ilginç, nestle örneğindeki gibi bir "saçmalık" kırk yıl düşünsem bu kadar büyük bir firmanın başına geleceği aklıma gelmezdi. Zaten orada da takipçilerin bazılarının account yöneticisini hedef aldığı gözüküyor marka yerine. Çok konuştum, sonuç olarak kesinlikle katılıyorum.

Fırat Yıldız (25 Temmuz, 2011 23:57 Pazartesi)
Güzel yazı olmuş, eline sağlık. Ben de Elma+Alt+Shift'in Twitter hesabını düzenledim bu şekilde.

oldiesbutuglies (26 Temmuz, 2011 11:37 Salı)
buna kısmen katılıyorum. ford tarzında hizmet veren markalar için bu yönetim modeli doğrudur bence de. tüketiciye destek vermesi gereken markalar için karşısında "kişi" bulmak kesinlikle daha samimi. ama hızlı tüketim ürünleri gibi bazı ürün/hizmet accountları için işlemeyeceğini düşünüyorum. 

Emre Erbirer (26 Temmuz, 2011 16:23 Salı)
Bence markaların sosyal medya hesaplarını yöneten kişilerin ön plana çıkması markalar açısından çok hoş olmayabilir. Zira bence marka ve kurumlar o marka algısını yaratmak için bireysellikten uzaklaşmalıdır. Halihazırda Twitter'da yönettiğim 11 tane hesap var. Bunların hepsini benim yönettiğim bir şekilde bilinse de kurumu veya markayı ön plana çıkarmak için kendi adımı kullanmak istemem.

Bence özellikle Twitter'ın sağladığı arama ve birebir iletişim sayesinde birçok marka ve kurumun atladığı, benimse en çok önemsediğim konu marka veya kurumla ilglii konuşan kişilerle birebir iletişim kurmak, sorularını cevaplamak. 

Bence marka ve kurumlar sosyal medya ajansları veya dijital ajanslarla sadece kampanya veya uygulama konusunda çalışmalı, ama sosyal medyada içerik her zaman marka ve kurum bünyesinde çalışan bir kişi tarafından girilmeli. Yani her marka ve kurumun bir sosyal medya sorumlusu veya ekibi olmalı.

Ali (mademli) Ünal (26 Temmuz, 2011 16:39 Salı)
İlginç bir örnek de Formula 1'den vereyim.

Formula 1'in lastik sağlayıcısı Pirelli'nin motor sporları direktörü Paul Hembery'nin bir twitter hesabı var. Kendi adıyla açtığı, kişisel gibi görünen bu hesaptan Pirelli-Formula 1 ilişkisiyle ilgili soruları yanıtlıyor.

Öyle böyle değil. Sert eleştiriden, övgüye kadar. Hattâ, çoğunlukla eleştirilen noktaları gündeme getirdiği de oluyor.

Dün de ben kendisine, son yarışla ilgili bir soru sordum. Yarım saat geçmeden yanıt verdi. Sonra ben, twitter karakter sınırlaması sebebiyle biraz sert gibi görünen sorum için, "no offense" dedim, amacımın eleştiri olmadığını, sadece merakımdan sorduğumu söyledim. O da, "We can take it ;-)" dedi. Sonra ben de, gerçekten cesurca bir iş yaptığından, bunca soruya yanıt vermenin zor olduğundan bahsedip tebrik ettim. "You take the rough with the smooth..." (Kötüler  kadar iyileri de kabul etmek anlamına gelen bir deyim) diyerek noktaladı.

Ben bunu çok sevdim. Twitter'ı bir muhabir gibi kullanmak  müthiş hoşuma gitti. F1'le bu kadar içiçe olan birine bu soruları sorabilmek birkaç yıl önce mümkün bile değilken, şimdi bu nimetten faydalanabiliyor olmak müthiş bir lüks.

Marka çalışması anlamında da Yalçın'ın bahsettiği durumdan farklı olması hasebiyle ilginç çünkü birebir iletişime geçtiğiniz kişi, markanın kendisi değil; kanlı canlı bir insan, ama markayla öyle özdeşleşmiş ki artık onu markanın bir sözcüsü olarak görüyorsunuz. Ben öyle gördüm ve bu da Pirelli için + bir yorum olarak eklendi. Benim adıma elbette.

Mehmet Subaşı (26 Temmuz, 2011 16:57 Salı)
Güzel bir yazı, daha bu konuda çok konuşmak gerekli.
Kurumsal sosyal medya hesaplarını yönetmek çok kolay, fakat sosyal medya hesaplarını değişik kullanıcı kitlelerinin tüm beklenti ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde yönetebilmek apayrı bir konu.
Bu konudaki düşüncelerimi Sosyal Medya Yönetimi yazımda bulabilirsiniz.

Volkan (vaki) AKI (26 Temmuz, 2011 19:22 Salı)
En can alıcı nokta, Mehmet'in dediği gibi konuşulacak çok şey var aslında bu konuda... İçinde bulunduğumuz dönem, aslında tam bir kaos... Havada sayılar uçuşuyor ama markanın-kurumun hedefi nedir? Neyi niçin yapıyoruz ve sonunda ne tür bir algı yaratmayı planlıyoruz? Bunu yapmayınca doldur boşaltla nereye çıkılacağı belli değil... Çünkü iletişim konusunu hiç düşünmemiş bir tekno+sosyo gençlik... Aynen söylendiği gibi "markaları sürüklüyor"... Şansa, "aman bir tatsızlık çıkmasın".... 

Ali Riza Esin (27 Temmuz, 2011 17:59 Çarşamba)
Bu çok doğru bir yaklaşım olmuş. Kurumsal kişilikleri bireysel iletişim ortamlarında yine birey seviyesinde temsil etme fikri yani. Alegorisi de biraz abartıyla “şeytan taşlama” ritüelinden türetilebilir belki; “bir duvarı veya zaten taştanmış gibi gelen bir yeri taşlayan çok olur ama oraya bir insan dikerseniz bir durur, düşünür insan taş atmadan önce” gibi... Sorunlar tanıdık olunca bulunan basit çözümler de “ya, bunu ben niye düşünemedim?” dedirtebiliyor insana. :) Böyle uygulamak lazım, evet.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (03 Ağustos, 2011 11:31 Çarşamba)
Emre Selam,

Burada markanın bir sosyal medya stratejisinin olması ve bu stratejiyle uyumlu iletişim yapması esasından yola çıkıyoruz aslında. Dolayısıyla yönettiğin hesapların iletişim planlarında sosyal medyanın yeri bahsettiğim markalardan biraz daha farklı olabilir. Özellikle mekan, etkinlik gibi konularda sosyal medya iletişimi geleneksel iletişimden daha bile yoğun olmalı ki siz de bu şekilde kullanıyorsunuz gibi görünüyor bana. Diğer yandan bir İKSV markasının Twitter hesabı varsa, bu hesabın ne dediği, nasıl konuştuğu da oldukça önemli. İKSV Türkiye'nin en önemli kültür-sanat markalarından birisi ve bir şekilde konumlandırması, duruşu olan bir kurum. Sağ alt köşesinden İKSV logosu olan bir afişte görmek istemeyeceğin bir cümlenin İKSV Twitter hesabında da yazılmaması gerek. Benim söylemek istediğim şey de özetle İKSV'nin iletişim dili ve İKSV'nin Twitter hesabının iletişim dilinin paralel olabilmesi ya da Twitter hesabının daha farklı bir iletişim adına kullanılması (Ford'unki gibi zaman zaman birebir).

Noah Brier'in AdAge'de yazdığı "Want to Tweet? First, Teach Your Brand to Speak" adlı makalesi de benzer şeyleri anlatıyor, bir göz at mutlaka.

maral meral (09 Ağustos, 2011 10:27 Salı)
Öncelikle kafamı kurcalayan bu konuyu ele aldığınız için teşekkürler..
Sosyal medyada marka adına oluşturulan profillerde isim den çok kuruma bağlı olan ya da olmayan hangi birimin profilde iletişimde olduğunu belirtmek faydalı olabilir evet.. Diğer şekilde herkes kendi hayalindeki muhatapla konuşuyor çünkü. Cevap alamayınca da profiliniz bir duvardan farksız oluyor.
Ve aslına bakarsanız markaların bir noktada da ulaşılmaz görülmeleri-hissedilmeleri hizmet ve ürünlerini biraz daha çekici kılıyor da olabilir. Birebir iletişime dönüşen profiller her sektör için cazip platformlar olmayabilir diye düşünüyorum. Diğer tüm mecralardan farklı olarak sosyal medyada karşılıklı ve en önemlisi açık iletişim var çünkü. Samimi görünmek profildeki akışı da artırıyor evet ama- aynı şekilde riski de.. İşte bunu markaların nasıl görünmek ve ne kadar risk almak istediklerine bırakmak gerek bence. Hizmet sektöründeki bir kuruluşun sosyal medya yöneticisi idim.. ve risk alınabilecek hiç bir paylaşım yapmama dikkatindeydim. Hatta bir fotoğrafın altına yazılan acayip eleştirileri bile yok etmek durumunda kalmıştım.. Bu, sayfanızı takip eden kişinin özgür değerlendirmesine hakaret mi oluyordu, yoksa bir savunma mı bilemiyorum. 
Aynı zamanda markalar için fazla görünür ve bilinir olmak da rekabet aklına aykırı olabilir :) Bu konuyu pek çok açıdan tartışabiliriz. Fakat belirttiğim gibi; markalar bu paylaşımlardan nasıl sonuçlar bekliyorlar en önemlisi bu. Beklentilerini karşılayan her profil başarılıdır.

Not: yöneticinin adı değil birimi yazmalı. Örneğin "Bu hesap Pirelli İletişim Ekibi tarafından yönetilmektedir" gibi.

Bu arada, Pirelli yi ben de tebrik etmek isterim.. Çünkü günümüzde açıklıkla başarıyı bir araya getirmek zor görünüyor..

Want to Tweet? First, Teach Your Brand to Speak
Belki de makaleyi okumaya bile gerek yok.. Başlığı anlatıyor..



Yalçın (settar) Pembecioğlu (10 Ekim, 2011 22:00 Pazartesi)
Ford, Fiesta'nın hesabı için de benzer bir uygulama yapıyor. Hesap yöneticileri yine Ford çalışanları.



Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.