Anasayfa

3266_6667.jpg Resimleri
 

Su Arıtan Bisiklet


Ideo'nun kurucularından Bill Moggridge, su arıtma özelliğine sahip üç tekerlekli bisikleti ile Cape Town'da gerçekleşen Design Indaba konferansında ilk kez boy göstermiş.

Aquaduct adlı bisiklet geniş bir su tankına sahip. Pedal çevirdikçe su arıtan bisiklet, uzun seyahatlere çıkanlar için ideal. Tasarımda inovasyon konusunda dur durak bilmeyen Ideo yeni fikirlerle karşımıza çıkmaya devam ediyor.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Mayıs, 2008 11:38 Perşembe)
yerinden kıpırdamaz o bisiklet..

Yalçın (settar) Pembecioğlu (15 Mayıs, 2008 11:46 Perşembe)
fazla naif. çizgi filmlerde görmek istiyoruz bu hareketleri.

rakunzell rakkadar (15 Mayıs, 2008 11:51 Perşembe)
çok sevdiğim design21 sitesinde de powertothepedal yarışması sürüyor bir süredir. (keşke haber yapsaymışım üşenmeyip yarışma sürecinde) haberdeki gb ilginç fikirler, tasarımlar dolu yarışma. şu an oylamada. ancak üye olmak gerekiyor katılımcıları görebilmek için. (üşenenlere yarışma sonucunu bir daha bigulayabilirim ) (: üşenmeyenler şöyle buyursun: http://www.design21sdn.com/challenges/11

msbekil (15 Mayıs, 2008 12:16 Perşembe)
Ağır bisiklet. Pedal çevirdikçe daha çok susiycam, o arıtacak ben içicem, o arıtacak ben içicem, o arıtacak...

massattack (15 Mayıs, 2008 13:45 Perşembe)
Yapmış olmak için yapılmış "boş vakit" tasarımlarından biri gibi duruyor. Kullanışsız olduğu kadar amaca yönelik bir alan da oluşturulabileceğini sanmıyorum.

Yani düşünsenize kaç kişi yolda su bulamayacağı kadar sapa ve de uzak yerlere bisiklet ile gidiyor. Kaldı ki şehir içinde alırsın 3-5 pet şişe susadıkça içersin, arkada koca tanker taşımana gerek kalmaz.

Ha fikir ve tasarım konusunda bisiklet için şu aşağıdakiler sanki çok daha yaratıcı gibi duruyor:




zincirsiz bisiklet

gandy.phoebus (15 Mayıs, 2008 21:13 Perşembe)
massattack hangi gezegende yaşıyorsun? Wikipedia'ya göre bugün dünyada bir milyar insanın tüketilebilir suya erişimi yok. türkiye'de ise nüfüsun %82'nin içilebilir suya erişimi var. kısacası bu bisiklet sen ormanda gezintiye çıkasın diye değil, %90'ı çocuk yılda 2.2 milyon insanın hayatını bir ihtimal kurtarabilmek için. kendi küçük penceremizden dışarı bakamıyorsak bari yapılan işler hakkında atıp tutmayalım.

sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Mayıs, 2008 22:18 Perşembe)
iyi de gandicim, bunun için daha pratik kullanımlar düşünmeliyiz bence. bu gerçekler, bu tasarımın aptallığını mazur göstermez ki.

msbekil (15 Mayıs, 2008 23:19 Perşembe)
Aslında Gandy haklı, ben bu açıdan bakmamıştım açıkçası, sefaletin ve kuraklığın yaygın olduğu ülkelerde gündelik kullanımda yaygın ve ulaşılabilir bir ulaşım aracıdır bisiklet. Bu bakımdan tasarım aracı, amacıyla örtüşür durumda. Gün içinde vasıta olarak kullan, akşam da içecek suyun olsun. Bunun hamur yoğurup ekmek çıkartanını da yapsalar süper olur. Bak valla çok beğendim şimdi, boşuna b.k atmışım :(

mezzoalto (15 Mayıs, 2008 23:45 Perşembe)
Ahmet Örs'ün Sabah gazetesindeki 27 Nisan tarihli yazısından:

"Haiti'nin başkenti Port-au-Prince'in yoksul mahallelerinde çöpleri karıştıranlar bile yiyecek bir şey bulamıyorlar. Yokluk, insanları yaratıcı kılsa gerek... Açlık duygusu dayanılmaz boyutlara ulaşan kadınlar, yakındaki dağlardan sarı renkli balçığa biraz tuz ve bitkisel yağ katarak bir hamur oluşturuyor, buna bisküvi biçimi vererek güneşte kuruttuktan sonra ailece yemek niyetine yiyorlar. Bu yağlı kil bisküvileri, midenin suyunu emiyor, ağızda ise iğrenç bir tat bırakıyor. Gerçi çoğu kez ishal yapıyor ama önemli olan, açlık hissini bastırıyor. Bunun ticaretini yapanlar 100 bisküviyi beş dolardan satıyor. Bir yıl içinde bunların bile fiyatının bir buçuk dolar arttığı söyleniyor. Haiti'nin yoksulları gibi dünyamızda 850 milyon kişi her akşam, karınları doymadan, açlık duygusu midelerini kemirirken uykuya yatıyor ve bir kez insan aç kalmasın, gözü bir şey görmüyor. Bu gibi kişilerin karınlarını doyurabilmek için yapamayacakları hiçbir şey yok. Nitekim Haiti'den, Mısır'dan, Filipinler'den ve bazı Afrika ülkelerinden, Ukrayna ve Bangladeş'ten açlıktan gözü dönmüş halkın ayaklanma haberleri geliyor. Biz, bu topraklarda yaşayanlar şanslı sayılırız. Çok büyük kıtlıklar, uzun açlık dönemleri yaşamamışız. Küçükken ailemin yaşlıları, Kurtuluş Savaşı yıllarında buğday bulunamadığı için süpürge tohumundan yapılmış ekmek yediklerini anlatırlardı, biz de masal gibi dinlerdik."

birden çağrışım yaptı, paylaşayım dedim.. 

GillSans (16 Mayıs, 2008 03:57 Cuma)
Yaklasik 5. keredir bastan basliyorum yazimi yazmaya, yahu celiskilerle doldu beynim, iyi mi kotu mu simdi bu tasarim karasiz kaldim?! Niyeti anlayamadim cunku ben pek. Aclari doyurmak mi, cevreyi korumak mi, yoksa sadece pedal cevirmekten yorulunca su icebilmek mi? birinci secenek desek, sehir insaninin bu bisikleti kullanmasi, baska kitalardaki daha sanssiz milletlere ne gibi bir fayda saglayabilir gercekten? yanlis secilmis target derim, bu bisikleti alabilecek insan iki sise su alabilecek ekonomik duzeyde degil midir ki? Arfika da bedavaya bu bisikleti dagitmadiklari surece cok bir ise yarayacagini dusunmyorum. Eger ikinci secenek dersek, zarari faydasindan buyuk! Binlerce su aritma teknigi varken bu bisiklet tek care degildir cunku, sadece bos yere plastikten bisikletler uretip cevreye verilen zarari artirmaktan baska ne ise yarar bana soyleyin! Diyelim ki ucuncu secenek yani sadece uzun yolu bisikletle turlayan insanlara yonelik, bu bisikletle dag bayir gezilmez arkadasim... Evet karar verdim baya kotuymus. Kararimi da degitirmeden yolliyim artik mesajimi. Ha bu arada estetik acidan da tam bir hayal kirikligi, bunda sanirim hemfikiriz. Eco design' i cok seviyorum, bir de modaya uyayim bari deyip cevreye aslinda daha da zarar veren gereksiz fikirler olmasa!!

massattack (16 Mayıs, 2008 09:55 Cuma)
sevgili gandy.phoebus, ben içme suyuna ulaşmak, hatta kalitesini arttırmak için bile milyonlarca dolar bütçelerle çalışan, deniz suyunu damıtarak içilebilecek kalitede su elde edebilmek için bilimsel ve kitlesel çıkarlar doğrultusunda planlamalar yapan insanların yaşadığı ancak bütün bu çabaların bir şekilde direkt ya da dolaylı olarak bazı dev sektörlerin tekelini sona erdireceği için baltalandığı bir gezegende yaşıyorum.

Ayrıca her fırsatta ne kadar humanistim, ne kadar sosyalistim, ne kadar barışçı, dünya kardeşliği savunucusu ve sürdürülebilir kalkınma bekçisiyim ayakları ile limit sonsuza giderken soldan 0'a yaklaşan bir bilgi kapasitesini fazla süslersem yerler anlayaşına sahip olan, milyonlarca insanın susuzluk çektiğini wikipedia'dan öğrenen insanların yaşadığı bir gezegende yaşıyorum.

Bunların yanı sıra, sadece yolda giderken sürücü için su  arıtan bir bisikletten bahseden bir haberden yola çıkarak dünyadaki milyonlarca insanın içme suyuna çözüm bulmaya çalışan hiçbir şeyden habersiz insanların bolca bulunduğu bir gezegende yaşıyorum.

(üslubunuzun daha sakin, daha yapıcı olmasını dilerdim gandy.phoebus, böylesine ses tonu hafif yüksek bir yazı yazdığım için de özür dilerim.)

fair (16 Mayıs, 2008 09:56 Cuma)
settar'ın da dediği gibi gerçekten naif bir tasarım.. fakat yine de niye bilmiyorum hoşuma gitti. şirin görünüyor gözüme.

sadi (su geçirmez balık) tekin (16 Mayıs, 2008 10:09 Cuma)
bisikleti geçtim, esas insanları yüzeysel de olsa hiç tanımadan onlar hakkında bazı yargılara varmak bu bisikletten daha tehlikeli korkarım. evet korkarım..

Yalçın (settar) Pembecioğlu (16 Mayıs, 2008 10:18 Cuma)
Şunun gibi "işe yarayacak" bir konsept olsaydı anlardım da Ideo adlı şirketten başka kimi nasıl kurtaracak bu bisiklet onu anlamadım?

gandy.phoebus (16 Mayıs, 2008 14:49 Cuma)
normal şartlarda, haberi okuduktan sonra daha fazla araştırmaya ihtiyacımız olmamalı, bu nedenle başta fair hatalı bir bilgi verdiği için yanlış anlamış olmak mümkün. ha, eğer fair maison française'de böyle okuduysa hata onun da sayılmaz, en fazla daha sağlam yayınlar takip etmesini önerebiliriz ona. bu açıdan bakınca, hele bir de Aquaduct'ın Innovate or Die yarışmasını kazandığını, amacın "uzun seyahat" falan değil de, tasarımcısının tarifiyle, "A pedal-powered vehicle that transports, filters and stores water for the developing world." olduğunu gözardı edip ağırlığını eleştirmek, naif veya aptal bulmak bir derece anlaşılabilir. ama hiç mi insan kendisini sorgulamaz da her tasarımın kendi geç-kapitalist hayat tarzı için yapıldığını varsayar, bir de üstüne tasarımcıya yüklenir? yoo, temel verileri arayıp bulmak, ayağına kadar getirmek de kesmez elbette, kendisi hariç kim ne yapıyorsa ya boş vakittir, ya cahil cühelanın göz boyamasıdır! ayrıca o herşeye zaten hakimdir, asla yanlış anlamaz da... o bilir, ama susar! orda, bir köy var uzakta, gezmesek de, tozmasak da, o köyde içme suyu olmadığını, kimbilir kaç kilometre yürüyerek, ihtiyaçlarını kontaminasyon riski yüksek su birikintilerinden karşıladıklarını bilmek zorundayız. bu bisikletlerden her köye bir adet temin edilmesi durumunda bile sağlık şartlarının iyileşebileceği ortada. "estetik açıdan hayal kırıklığı" diyebilmek için ise, birazcık daha olumlu bir dünyada yaşıyor olmamız gerekiyor.

sadi (su geçirmez balık) tekin (16 Mayıs, 2008 16:52 Cuma)
pekala gandicim, bisikletin tasarımcısına attığım tüm bokları geri alıyorum, hatta kendisinden özür dileyerek bir de parmak atıyroum.. (yasarımcıya değil)

geri kalan boku ise direk yarışma komitesine ve emeği geçen herkese atıyorum. neden?

inovasyon mu dedi biri? pedalla çalışan, su taşıyan, filtre eden ve bunu muhafaza eden araç tasarımı?  yuh yani.. oturup kendileri yapsalarmış..

kendi yandaşlarına ihaleyi vermek için şartnameyi kalem kalem işleyen firma zihniyetine benzettim nedense.. inovasyon nerde, bundan sonrası oturup siparişi yapmaya bakıyor.

evet bu açıdan bakınca fikir belki fayda sağlar belki de sağlamaz, ancak ben formatın yarışma değil bir çalışma olması gerektiğini düşündüm nedense..

ha bi söz vardır, taşıma suyla değirmen dönmez diye. sadece aklıma geliverdi şu anda.. :)

fair (16 Mayıs, 2008 16:55 Cuma)

gandy: daha sağlam yayınlar derken neyi kastettin anlayamadım? ama maison français'de bisikleti gördüğümde güzel bir tasarım olduğunu düşündüm ve paylaşmak istedim. hepsi bu. yani zaten gerekli bilgileri de dergide gördüğüm şekilde aktardım.. tasarımcı uğraşmış tasarlamış ve sunmuş.. tabii ki bence şehirliler için değil tamamen daha ücra yerler için tasarlanmış gibi görünüyor.. bu tamamen şahsi fikrimdir.. ben beğendim.. hoşuma giden birşeyi de tekrar söylüyorum paylaşmak istedim...


elinethuil (16 Mayıs, 2008 17:43 Cuma)
inovasyon nedir? İlkel yöntemlerle günün problemlerine çözüm bulunabilmesini sağlayacak gelişmeye inovasyon denmez. Burda benim hissettiğim şeyin vandallıktan fazlası olmadığını söylemek isterim. Tasarımın günümüzde işlerlikten ziyade özgünlük temelli yapıldığını atlamazsak yukarıdaki tasarımın da fikrine kurban olayım der otururuz. ama şimdi kalkıp kimse tasarımı besleyen "gerekliliği" meşru kılmaya çalışmak manasız.
Sistem kendi yarattığı çıkmazlara karşı çözüm yolları yaratmaya çalışırken o çıkmazları doğuran dinamikleri gözardı eder. Yani "suyu nasıl arıtacağız" değil de "suyun nasıl kirlenmesini önleyebiliriz" daha akılcı bir yaklaşım olurdu kesinlikle.

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.