Sayısal alem video'da yoğunlaşmaya doğru emin adımlarla ilerliyor, ve video deneyimini zenginleştirebilecekler için kazanç kapıları ardına kadar açık. Bu ganimete gözünü dikmiş yeni şirketlerden birisi de Kaliforniya merkezli Asterpix. Pazartesi itibariyle internet tabanlı araçlarının son sürümünü kullanıma sunan Asterpix, metinler üzerinde kullanmaya alıştığımız hyperlink'leri 'hot spot'lar aracılığıyla videolara uygulanabilir hale getiriyor.
Bu teknoloji ile video içerisinde herhangi bir nesneyi herhangi bir anda (ya da süre aralığında) işaretleyerek bu işaretlere site bağlantıları ve/veya notlar ekleyebilmek mümkün.
Misal, otobanda hız sınırını zorlayan bir spor otomobilin lastiklerini ekranda göründükleri sürece işaretleyip bunlar hakkındaki marka, fiyat, teknik bilgileri ekleyebilir hatta yakından çekilmiş bir fotoğrafını da buna iliştirebilirsiniz.
"Tıpkı hyperlink'ler gibi 'hot spot'lar da kullanıcıların bir noktadan diğerine sıçramasına olanak sağlıyor" diyen Asterpix CEO'su Nat Kausik buna video-sörf'ü diyormuş.
"Genişletilmiş hedefimiz blogger'ların ve web yayıncılarının daha özelleşmiş ve etkileşimli videolar kurgulayabilmesi" diyen Kausik, "Eğer hypervideo teknolojisi -Asterpix ile ya da başkasıyla- yaygınlaşırsa, insanlar katman katman kurgulanmış video ağlarından oluşan bir dünya deneyimleyebilecekler" diye de eklemiş.
Asterpix an itibariyle hizmetine ince ayarlar yapmakla meşgul ve halihazırda bedava bir tüketici sürümü yayında. Pazartesi günü yayına giren "Pro" sürümüyle birlikte dolar avına çıkan Asterpix; sonrasında özgün içerikle kendi yayınını yapan video sahiplerinden tıklama ve izleme ('hot spot'lardan bahsediyorum tabi) üzerinden kuruş kuruş para toplamayı planlıyormuş.
Benzer işi yapan VideoClix ve benzeri masaüstü ürünleri epeydir raflarda olmasına rağmen, Asterpix basit arayüzü ve internet tabanlı olması ile epey kullanıcı tavlayacak gibi duruyor.
Bunu ben demiyorum, Gartner analisti Van Baker diyor ve uyarıyor "videodan para kazanma yollarını açacakların büyük paralar kazanılabileceği aşikarken yeni rakipler çok da ötede olmamalı"
Bunlardan bir tanesi Overlay.tv, kanada merkezli bu arkadaşlar bu ay cebe koydukları 4.6 milyon dolarlık başlangıç sermayesi ile gelecek ay sevgililer gününde yayına giriyor.
"Hay babayın kemüğü, bu askorpiks ne zaman, nerden vurmuş parayı da girmiş bu işlere" diyenleri duyar gibiyim: 2006'da kurulan Asterpix, sırtını New Enterprise Associates'e dayamış, ordan geçiniyormuş.
Wikimedia'nın collaborative video projesinden sonra bu iyice aklımı uçurdu valla. Wiki'nin projesinde de bir video herkes tarafından edit edilebilecek. Wiki yöntemini YouTube dünyasına sokmaya çalışıyorlar yani.
Bu örnek metin üzerindeki kelimeleri hotlink yaparak reklam mecrasına dönüştüren modelin gelişmişi gibi. (Bir örnek Linkz) Linkz bir internet sayfasında reklam kelimesi olabilecek kelime üzerine gelince video da gösterebildiğine göre o videonun içine ayrıca Asterpix reklamı da koyarak bir reklam döngüsü oluşturabiliriz. We make art not money sometimes baby ;)
Benim aklıma gelen başka bir fikir de seçenekli senaryolu filmler oldu.
"bu noktada kahraman ne yapsın (ya da hikayede ne olsun)" linkleriyle çocukluğumuzdaki seçenekli öykü kitapları tadı yakalanabilir, hatta bu yöntemle labirent tadında dev bir treasure hunt bile düzenlenebilir.
bunların hepsi zaten yapılabilir şeylerdi ancak bir video denizinde bu fikirlerle kaybolmanın (kaybolamamanın her elini attığın yerde bir dal bulmanın) fikri pek şahane :)
bu arada bunun yeni bişey olmadığını bikaç sitede uygulamasını gördüğümü de belirteyim. mesela iminlikewithyou.com'un video bölümünde commentleri video üzerine işaretleyebiliyosun altyapısı neydi kim yapmıştı şimdi hatırlamıyorum, açıp bakamicam ancak web nefis bir birikme yaşıyor. Bunları derleyip toplayacak paradigmanın üzeri salya havuzuna dönecek. hevesle bekliyorum.
olabilir tabi, niyetleri varsa yenilik getirmiyorsa tekerleği her seferinde icat etmenin alemi yok. elele iş yapma kültürü bir web standardı haline gelecek yakında (misal HTML5, misal değil WEB2.0) bunu kullanmayı öğrenmek gerekiyor.
Beni heyecanlandıran ise henüz sınırlarına dokunmadığımız 1990 yapımı Douglas Adams belgeseli Hyperland'in sınırlarına ağır ağır yaklaşıyoruz ve gerçek kırılım (pazarlama amacıyla ağıza sakız edilen kırılım değil) yaklaşıyor sanki.
Bi kere daha görüyoruz ki; o kırılıma yaklaşmak için gerekli olan dahiyane fikirler değil, bol çalışma ve cesur adımlar, doysun artık web, kırılsın bi yerinden (ekmek yiyenler kızmasın ben de ordan ekmek yiyorum, sadece çok sıkıldım) :)
Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.