Anasayfa

2892_5781.jpg Resimleri
 

OyunGezer


1994'ten beri topluca kabul edilen bir tanım bu: Bilgisayar Oyunu Gazeteciliği. 1994'ten beri geldiği yer, gideceği yerlerin ihtimali, ve yol boyunca uğradığı duraklar koskoca bir heyecan, eğlence, emek, sevgi ve adanmışlık tablosu adeta. Oyun böyle bir şey değil midir ki zaten? :)

Çok taze bir haber değil belki bu, ama içeriği taze, genç, yepyeni ve heyecanlı. Ağustos ayında aldıkları bir kararla daha önce belkemiğini, omurgasını, kanını canını oluşturdukları Level dergisinden ayrılarak kendi bağımsız dergilerini çıkartan bir gruptan bahsediyorum efenim sizlere.

Level dergisinden çıkışlarından öte, yaptığı işi severek yapan ve bu sevgisini de işine yansıtmayı çok güzel bir şekilde başaran bu grup, OyunGezer adı ile Sinan Akkol, Tuğbek Ölek ve Serpil Ulutürk editörlüğünde Ekim ayından itibaren Türk oyun gazeteciliğinde bağımsız ve yeni bir nefes olarak aramıza katıldı.

Bağımsız dergi olmak kolay iş değildir. Güçlü bir gruptan prensipleri uğruna ayrılmak da sık görülecek bir olay değildir. (Bkz. aynı gruptan PC Gamer zamanları :)) Böyle bir sektörde bunu yapabildikleri, kalabalık bir oyuncu kitlesi tarafından benimsenmeyi başarabildikleri, en önemlisi de "Daha az bürokrasi, daha fazla özgürlük..." diyerek bu işe cesaret ettikleri için oyun sektörü mutluluktan takla atsa gerek :)

Oyun sevmeyen adam bile elinden bırakamıyor dergiyi :))) Böyle bir referansla da yola çıkınca haber yapması kolay oluyor. Buyrun efenim, Türk Bilgisayar Oyun Gazeteciliğinin geldiği çok güzel bir yerdeyiz. Kaç vakittir bu sektörü ayakta tutan ekip artık kendi ayakları üzerinde. Bize de sadece takip etmek ve sevinci paylaşmak düşüyor :)




Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Yalçın (settar) Pembecioğlu (02 Ocak, 2008 16:49 Çarşamba)
Valla elimden bırakamadım dergiyi. Oyun dergilerinde samimiyetle yüzgöz olmak birbirine karıştırılır çoğu zaman. Oyungezer'de denge müthiş. Dergi sayesinde Wii'ye Super Mario Galaxy aldık ve başından kalkamıyoruz! :D

Fixx (02 Ocak, 2008 20:53 Çarşamba)
Buyrun derginin ücretsiz dağıtılan Kasım sayısı

sadi (su geçirmez balık) tekin (03 Ocak, 2008 00:22 Perşembe)

hay allah.. e'ler ters dizilmiş.. olacak iş mi şimdi.


ferhat can (03 Ocak, 2008 01:00 Perşembe)
evet sgb amatörce hatalar bunlar. e'lerin kafalarının sağ tarafa bakıyor olması gerekirdi. türk dil kurumunun sitesine bakabilir merak edenler. bu arada oyun dergisi gameshow tadında olunca böyle tadından yenmiyor.

elifbb (03 Ocak, 2008 02:05 Perşembe)
e'leri görmesen olmaz di mi :))) koşmuş yorumlamış hemen cık cık cık... rahat bırak kardeşim ters harfleri alla allaaaa :P

bu arada şunu da ekliyim, daha önce Level'da da katılımcı okur mantığını bağrına basan ekip Oyungezer'de okuyucu ve oyuncu etkileşimini çok daha başarılı hayata geçirmiş bence. pek sevdim bu tarafını da :)

msbekil (03 Ocak, 2008 04:10 Perşembe)
Heyy gidi bir zamanlar Gameshow vardı...Aybaşlarını iple çekerdim sırf onu okuyabilmek için..Fakat asla vaktinde çıkmazdı..Oyun oynamaktan çok severdim dergiyi okumayı...Kapanıp kapanıp dururdu, sonunda bir kapandı tam kapandı :(
Umarım bu dergi bana o günleri yaşatır..Oyun oynayamasam da (psp hariç:) o günlerin hatırına okuyabilirim..Şöyle bir göz gezdirdim de hiç fena gözükmüyor. Allah yollarını açık etsin! :)

Fixx (03 Ocak, 2008 09:57 Perşembe)
Biz zamanında bi arkadaşla Level vs. Gameshow kavgası yapardık, O Gameshow'u tutardı ben tabii ki Level'ı. Sonra Gameshow kapandı.

Saklibahce (04 Ocak, 2008 13:21 Cuma)
biraz oyunbozan gibi olcam simdi ama nicin gencler, cocuklar bu kadar oyunlara hasta. nicin basindan kalkamiyorlar. bu bilgisayar oyunlari üzerinde harcayacaklkari vakitte daha etkin neler yapabilirlerdi acaba

bu dergide ne kadar tasarimi icerigi vs. güzel olursa olsun, yok efendim is sahasi sagliyor falan olabilir ama internet cafelerinde evlerde harcanilan o bos vakitleri bi düsünün. Isimiz gücümüz eglenkolik bir toplum olmaktan mi ibaret?

bu tip dergiler bunu körüklüyor, destekliyor. göze hitap etmesiyle vaktin zamanin bosa harcanmasini güzel birseymis gibi gösteriyor. haa ben örnegin oynamiyormuyum, dayanamiyorum ki elbet oynuyorum ama yurtdisinda yasiyorum ve sokakta selam verebilecegim insanlar sayili, robotik/monoton bir yasam var. herkes kendi dünyasinda yasiyor. bu oyunlar ve internette bunu destekliyor, yetti bea..daha yazmayacagim manasinda:)

elifbb (04 Ocak, 2008 13:32 Cuma)
Sevgili Saklibahce (bu konuşma uzun sürer manasında ;) )

Sana şöyle bir bilgi versem mesela; desem ki her yıl bir çalışma yapılıyor ve ortalama oyuncu profili çıkıyor. Geçen yıl profilinde gördük ki dünya genelinde oyuncu kalabalığının ortalama yaşı 33. Oyun alan insanların ortalama yaşı 38. Gençler çocuklar oynamaz demiyorum. Ama bu böyle genel olarak alıştığımız "amaaan çocuklar internet kafede kendinden geçiyor" diye özetlenebilecek bir sektör değil diye düşünüyorum. Sektöre dair daha konuşuruz nasılsa diyerek de bitiriyorum şimdilik :)))

Saklibahce (04 Ocak, 2008 16:25 Cuma)
sen de haklisin elifbb:)lakin oldukca uzun sürebilecek bu görüsmeyi daha fazla körüklememek icin fazla bir sey söylemeyecegim. cocuklarin ve genclerin vakitlerini bos seylere harcamalarina üzüldügümü belirtmek istedim. biz de yaptik/yapiyoruz maalesef.

Saklibahce (04 Ocak, 2008 16:25 Cuma)
sen de haklisin elifbb:)lakin oldukca uzun sürebilecek bu görüsmeyi daha fazla körüklememek icin fazla bir sey söylemeyecegim. cocuklarin ve genclerin vakitlerini bos seylere harcamalarina üzüldügümü belirtmek istedim. biz de yaptik/yapiyoruz maalesef.

Fixx (04 Ocak, 2008 16:33 Cuma)
Oyunlar boş şeyler diiller ki ama...

Saklibahce (04 Ocak, 2008 16:43 Cuma)

evet, önceleri ne bilim 8-9 mb büyüklükte iken su siralar 10 gb kadar varan, kesinlikle bos olmayan dvdler icinde satiliyor


Yalçın (settar) Pembecioğlu (04 Ocak, 2008 16:49 Cuma)
Saklıbahçe ne diyim ki ben sana :) Sinemaya da gitmesin gençler. Müzik de uyuşturucuya özendiriyor. Hatta sporda hem zaman boşa gidiyor, hem de sakatlanma riski var. Alalım herkesin özgür iradesini elinden! Boş vakitler harcanmasın!

Bir de "ben oynuyorum, ama..." diye rasyonel yapmışsın. Geçen gün bir haber vardı, diyanet milli piyango bileti almanın caiz olmadığını söylemiş, Nimet Abla gişesi önünde röportaj yapıyorlar. Fikri sorulan herkes istisnasız "evet, haramdır, çok kötü bişi" dedi ve hepsi de ya bilet almışlardı, ya da bilet almak üzere sıradalardı. Bu gerçek hatırlatıldığında da güldüler... Seninki de o hesap olmuş :) Abicim oyna! İsteyen başkaları da oynasın!

elifbb (04 Ocak, 2008 16:51 Cuma)
Uzun sürmesinde bir mahsuru yoktu benim için aslında, ama son yorumunla beni benden aldığın için uzun sürmemesi daha hayırlı olabilir evet :)))

Bir durumun eylemin olayın dolu boş olmasına ayrı ayrı görüşlerimiz olabilir elbette. Üzüldüğünü anladığım için öyle yazmıştım aslında, üzülmeyesin diye ;) ve fekat doluluk boşluk gerekli gereksiz durumunu kaç bit alan kapladığına göre mi değerlendireceğiz? İşin için meslek icabı yaptığın şeyleri MBlar dışında mı muhafaza ediyorsun, ve bu byte'lar utanmadan çoğaldıkça yer mi kaplıyorlar?

Oyunlar bir disketken 5 DVD olabiliyor tüh tüh durum daha vahim mi diyeceğiz? Aynı kriter programlar işletim sistemleri vesaire için de geçerli değil mi?

Daha keyifli tartışır ve konuşuruz niyetindeyim ben hala, çünkü zaten bunun için buradayız :) Oyun konusu ile ilgili konuşmaksa daha mutlu eder beni zaten hehehe... Oyun sektörünün senin baktığın açı dışında çok daha farklı yönleri, içeriği, anlamı, fonksiyonu var bence.

İnsanların sırf oyun oynandığı için üzüldüğünü görmek ve bunu başkalarının boşa harcanmış vakti diye değerlendirdiğini duymak da beni üzdüğü için yazıyorum, yanlış anlama sakın ;)

sadi (su geçirmez balık) tekin (04 Ocak, 2008 17:05 Cuma)
elif peki bi yandan oyun endüstrisi kaç kişiye istihdam sağlıyor kaç kişi ekmek yiyor kaç kişi geçiniyor diye düşünebilir miyiz bi yandan da? 

kaç kişi ha kaç!..

elifbb (04 Ocak, 2008 17:10 Cuma)
düşünebiliriz sevgili sgb :)) oralara gelemeden ben giriş kapısında oyalanıodum konu olarak hehehe

oyun nasıl yapılır nasıl oynanır, bu süreçte kimler kimler vardır. of allaaam of tutmayın beni heheheheh

yapım süreci çok uzun süredir dünyanın önde gelen sektörlerinden biri halinde artık. bunun sağladığı iş imkanı, fonksiyonu, nedeni, tadı lezzeti vesairesi ooof of :))) ayrıca, profesyonel oyunculuk denen bir şey var artık. zaten kabul gören ve çizgisini devam ettiren bir sektörün daha ne kadar meşrulaşabileceğini ben düşünemiyorum valla :)

su geçirmez! gaza getirme çocuk iş var güç var hehehehe :P

sadi (su geçirmez balık) tekin (04 Ocak, 2008 17:15 Cuma)
evet şahane web sitesi işi almışsın onu bitir oyun oynama.. :)))

Saklibahce (04 Ocak, 2008 18:43 Cuma)
tabii, istihdam yaratmak adina bunlar söylenebilir, lakin "casionalar", sigara sirketleri ve alkollü icecek üreticileri de istihdam sagliyorlar buna bakarsak. Önemli olan sonuc: Bu da oyunlarin örnegin bir counterstrike'in amerikan silahli gücleri tarafindan gelistirilen ve askerlerin düsmani vurabillme kabiliyetini arttirmaya yönelik hazirlanmiz bir programin devami olmasi. Insan ruh hali ile baska bir insani öldürebilecek boyuta ulasmadigindan bunun gibi bir beyin yikamasina maaruz kaliyor körpecik beyinler. ayrica her ne kadar bizim yasimiz kac bizi böyle seyler etkilemez deseniz de bilincalti ve bu konudaki arastirmalar bunun tersini ispat ediyor. "Subliminal messages" gibi. Zaten reklam sektörü de eminim bu konuda oldukca bilgilidir daha dogrusu bilgili olmak zorundadir

Fixx (04 Ocak, 2008 19:22 Cuma)
Counter-Strike'ın dediğiniz işle alakası yoktur, zamanında 1 kişi tarafından yapılmış basit bi HL modudur sadece. Ama dediğinize örnek America's Army var

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.