Yorumlar
Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Mart, 2008 18:21 Cuma)Heyecanla izliyorum gelişmeleri. Yakından da görmek istiyorum. Dünyanın lunaparkı gibi oldular.
byparlak (14 Mart, 2008 19:39 Cuma)en sonuncusu donut gibi..polisler oraya tatile gitsin..hehe
Fixx (14 Mart, 2008 21:44 Cuma)Alla allaa, nası yapıolar bunları yaa

restless (15 Mart, 2008 20:27 Cumartesi)Money, money, money :D
ll pause (16 Mart, 2008 02:08 Pazar)en alt resimdeki "O" şeklindeki binanın asansör sistemini nasıl çözecekler acaba ? diye merak ediyorum. 70 yaşımda descovery de dünyanın mega yapıları diye izlerken öğrenirim
byparlak (16 Mart, 2008 02:32 Pazar)pause, asaonsoru ona gore megilli yaparlar..o tarz asansorlerde var zaten..ama o tarz bina yok :)
turkhaber (16 Mart, 2008 17:27 Pazar)kiyamet alametlerinden: "dünkü deve çobanları birbirleriyle "senin binan mı daha yüksek benimki mi?" diyerek nispet yapar."
:)))
Mustafa (mıstık) Avcı (17 Mart, 2008 12:36 Pazartesi)Umarım her yapının bir hikayesi ya da ithaf olunduğu bir düşüncesi vardır.. yoksa şekillerinden öte bir anımsama sağlanamayacaktır.
ozlemceylan (17 Mart, 2008 18:03 Pazartesi)rem koolhaas ve onun oma'sında yetişmiş olan zaha hadid birçok projeye imza atmış.
önümüzdeki on yıl içinde orada neler olacağını hayal etmeye çalışıyorum olmuyor :)
Trickster (18 Mart, 2008 12:09 Salı)walla 15 gün sonra dubai'ye yerleşecek birisi olarak söylüyorum. Biz hala öyle abidik gubidik kavgalarla uğraşalım burda, çöl bedevileri geleceği gördüler. Biz hala yok şeriat gekiyor yok elimizden o gidiyor bu gidiyor. Biz birbirimizi içerde gruplara bölerken birbirimizi yerken, adamlar petrolün biteceğini yeni anlamalarına rağmen hızla çalışıyorlar. orayı cazibe merkezi yapmak için herşeyi yapıyorlar. tamamen çöl olan hiçbir işe yaramayan yeri cazip hale getiriyorlar. bizim elimizde bunların doğalları çok daha güzelleri var ama biz hala kendi içimizde birbirimizi yiyelim. Bir de en kötüsü adamların başında hala şeyhler war. hiç onları övmüyorum bunları da zaten kendileri düşünüp yapmıyorlar ama biz neden hala yanlış yöne bakıyoruz anlamakta zorluk çekiyorum
Trickster (18 Mart, 2008 12:22 Salı)Teşekkürler !!! :)
big mac (18 Mart, 2008 13:09 Salı)yeni lasvegas olma yolunda ilerliyolar bence "dunyanin kitsch sehri"
bende abik gubik bisey cizsem uygulanirmi acaba mimar olmaya gerek yokmus gibi sanki..
Yalçın (settar) Pembecioğlu (18 Mart, 2008 13:29 Salı)Las Vegas inşaat mühendisliğini ileriye taşıyabildi mi bilmiyorum ama bu ütopik projelerin yapımında para neredeyse sınırsız, zamansa bir hayli sınırlı olduğu için çok yeni teknikler geliştirilebiliyor. National Geographic'te izlediğim Palmiye Adası'nın yapım belgeselinde görmüştüm. Bu arada Las Vegas'ı da, Dubai'yi de çok merak ediyorum. 500 yıl önce gösteriş için yapılmış binalara şimdi sanat eseri olarak bakmakla şu anda gösteriş için yapılmış binalara bakmak arasında çok bir fark yok sosyolojik olarak bence.
dmode (18 Mart, 2008 16:57 Salı)2000 yil sonranin Misir'i olacaklar bence!!!
Yalçın (settar) Pembecioğlu (18 Mart, 2008 17:11 Salı)Çernobil'de gömülü radyoaktif maddelerin (190 ton uranyum ve 1 ton plutonyum) dışarıya sızmasını önlemek için yapılan lahit geldi aklıma.
"Lahit 100.000 yıl radyoaktif kalacak. Mısır'daki piramitlerin yaşı 5.000'le 6.000 arasında. Her kültürel devir insanlığa bir şeyler bırakıyor, ölümsüz bir şeyler; Musevi devrin bıraktığı İncil, Yunan kültürünün bıraktığı felsefe, Romalıların bıraktığı yasalar gibi. Ve biz Lahdi bırakıyoruz. Çağımızın her şeyinden daha çok yaşayacak, ve piramitlerden bile daha uzun süre ayakta kalacak bir yapı."Hayalet Kasaba ve Kurtların Toprakları gandy.phoebus (18 Mart, 2008 17:13 Salı)trickster;
15 gün sonra gittiğinde muhtemelen bizlerden daha çok görmüş öğrenmiş olacaksın ama, emirliklerin 'cilalı' görsellerinin arkasında yatan
vahşi düzeni gözardı etme.
nüfusun yarıdan fazlası asyalı göçmen, eşittir antik köleyle eşdeğer statüde; ekonomik, sosyal, siyasal haklar sözkonusu değil. buna kadın-erkek nüfus uçurumu da eklenince, sağlıklı bir toplumdan sözetmek oldukça güçleşiyor.
diğer satır başlıkları: din devleti; demokrasi yok; sansür var; işçi hakları yok; temel insan hakları yok. bahsettiğin 'cazibe' de -şimdilik- sadece sermayeden ibaret; kısacası bir
duty free ne kadar yaşanılırsa, Dubai de o kadar yaşanılır bir yer.
o abidik gubidik dediğin kavgalar bizi nispeten özgür, daha onurlu, daha saygın yapıyor.
Trickster (18 Mart, 2008 17:39 Salı)gandy.phoebus;
aynen sana katılıyorum. daha önce de birçok kez gittiğim için dediklerini biliyorum. mesajımda da yazdığım gibi orası sadece çöl ve bedevilerden ibaret. Onları takdir etmediğimi de açıkça belirttim. Benim demek istediğim tüm bu belirttiğin hususlar altında adamlar bunları yapabiliyorsa, bizde de senin saydığın bu kadar erdemli güzel şeyler özgürlükler varsa, biz nerede yanlış yapıyoruz? bizim neden sermayemiz yok? bizim kafamız çalışıyorsa biz neden bu haldeyiz? tüm olay petrol müdür? ayrıca benim abidik gubidikle kastettiğim şeyleri sanırım sen yanlış anladın. Bence sadece biz kendimizi özgür ve onurlu görüyoruz. Dışarıdan bakınca bizi pek öyle göremiyorlar. Siz de farkındasınızdır herkes bizi bizim aynada kendimizi gördüğümüzden farklı görüyor. Türkiye'de abidik gubidik hiçbirşey olmuyor diyorsan o zaman tabii ki bana söyleyecek birşey kalmıyor demektir
Teşekkürler
gandy.phoebus (18 Mart, 2008 18:06 Salı)türkiye'nin yerinde saymasının sebeplerini saymaya başlarsak burası dolar taşar muhtemelen :)
ancak emirliklerle karşılaştırarak beliren farklılıklar ortada: beslemek ve eğitmek
zorunda olduğumuz 70 milyon nüfusumuz var, yaşayanlara eşit hak ve özgürlükler verme
iddiasında olan bir rejimimiz var, iktisadi değil toplumsal kalkınmayı hedeflemesi
gereken bir devlet geleneğimiz var, vs vs. italik kısımlarda kıyamet kopuyor tabii ;)
kısacası, bir baskı rejiminin eşitsizlik ve sömürü üzerinde yükselip zenginleşmesi kadar doğal bir şey yok. biz ise fakir ama onurlu bir ülkeyiz! :D
ve dediğin gibi, belki de biraz
fazla onurluyuz... elimizdeki imkanları iyiye kullanmıyor, topluma olan görevimizi yerine getirmiyor, ve hala 80 yıl öncesinin kazanımlarıyla yetiniyoruz. [bir yandan da bu kazanımları
bile çok görenlerle mücadele etmekten vakit bulamıyoruz tabii.]
ikiz kulelerin sembolik kaderinden ders çıkarmayıp, aynı ideolojiyle
("world" - "trade" - "center") dikilen yeni gökdelenler... Baudrillard'ın
sözlerini hatırlatıyor:
"(...) this global superpower being destroyed; better, by seeing it more or less self-destroying, even suiciding spectacularly. Though it is (this superpower) that has, through its unbearable power, engendered all that violence brewing around the world, and therefore this terrorist imagination which -- unknowingly -- inhabits us all." Trickster (18 Mart, 2008 18:19 Salı)kesinlikle katılıyorum :) ama aklıma birsürü soru geliyor bunlar koskoca ve onurlu bir ülke için bahane olabilir mi? bu bahanelere sığınıp hala dönüp dolaşıp aynı yere gelmemiz doğal mı? bizden daha kötülerle kendimizi mukayese ederek tatmin olmamız ne kadar doğru? Bize daha kötüsünü gösterip daha iyisini istemememizi sağlayanlar ve durumumuzdan memnun olmamızı hiçbir gelişme göstermememizi isteyip sadece 70 yıl önce kazandıklarımızla yetinmemiz gerektiğini söyleyenler ne kadar haklı?
gandy.phoebus (18 Mart, 2008 19:28 Salı)80 yılın tüm hesabını tekrar yapmadan veya toplumsal dinamiklerden söz açmadan, sadece demin saydıklarıma referansla ve sadece güncelden bir kaç -klişe- örnek vermek istiyorum;
• biz 70 milyonu besleyip eğitmekte zorlanırken, kadınlara "en az üç çocuk yapın" diye öğüt veren bir başbakanımız var.
• IMF ve dünya bankasının neoliberal reçetelerini takip ederek çalışan haklarını erozyona uğratan bir hükümetimiz var.
• aykırı sesleri hedef gösterme, korkutma ve susturmaya endeksli yasaları bir türlü değiştirmeyen bir meclisimiz var.
...ve gündemi kendi çıkarları doğrultusunda yönlendiren bir medyamız, balık hafızalı bir kamuoyumuz, manipülasyona açık bir seçmenimiz var. kısacası yapacak çok iş var...
"ayıbımızda yatar onurumuz"; sanırım LeGuin'in sözüydü...
imot (18 Mart, 2008 22:17 Salı)gandy.phoebus;
Mahir Kaynak şöyle diyor:
‘AKP’ye açılan kapatma davasının laiklikle, hatta iç dinamiklerle ilgisi yok. Cheney, Türkiye’yi yanına alabilmek için Türk yargısını kullanarak AKP’ye şantaj yapıyor'
Neden olmasın?
Yazının tamamı için > gandy.phoebus (18 Mart, 2008 23:54 Salı)istihbarat emeklisinden al haberi...
veya;
fethullahçı portalden takip et gündemi!
kaynaklarını biraz çeşitlendirmen durumunda, en azından daha kaliteli komplo teorileri okuyor olacaksın, tavsiye ederim.
imot (19 Mart, 2008 13:48 Çarşamba)Ben de senin kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla o linki paylaştıysam?
Esas konuyla bağlantılı bir yazı paylaşmak istiyorum. Aslında bu konuda daha detaylı makaleler de var elimde ancak sen yine çıkıp bu portal bilmemneci dersin diye daha kısa bir yazıyla yetinmek istedim. Fakat en kısa ve farklı portal bile Yeni Şafak kaynaklı çıktı. Elimden fazlası gelmiyor çünkü aydın(!) kesimin bu konuyu yazması imkansız gibi birşey. Ne de olsa kendi elleriyle yok ettikleri şeylerden bahsedeceğiz.
Neyse efendim konumuz şudur;
İstanbul'da antik dönem, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin yüzde 70'inin son 100 yıl içinde yok edilmesi.
Başrollerde:
İttihat ve Terakki, İsmet İnönü, Henry Prost (ithal neron), Adnan Menderes
Yazının tamamı >"İstanbul`u planlayan(!) Henry Prost'un amacı: `Tarihi eserleri yıkmak, antik merkezi yapılaşmaya açmak, gecekonduya teşvik, raylı sistemi öldürmek ve şehir içine sanayi kurmak..."
Sırf arsalara tekrar cami yapılmasın diye iğrenç betonların şehri kaplamasına göz yumulmuştur. İMÇ bloklarının hikayesi budur.
Türkiye'de neden adam akıllı işlerin yapılmadığı gün gibi ortadadır. Kimse kusura bakmasın ama, bu anlayış en iyi tarafından baksak bile kaş yapayım derken göz çıkarmaktır.
gandy.phoebus (20 Mart, 2008 13:42 Perşembe)benim için endişelenmeyesin, geniş bir yelpazeden bilgi edinmeye çalışıyorum. mesele, hangi kaynağın hangi bilgiyi nasıl sunduğuna dikkat etmekte; masumane bir tavırla
nedenolmasıncılık oynamakta değil... fakat örneğin zaman gazetesini günlük takip etsem de, yeni şafak soytarılığını okuyacak vaktim yok.
"esas konu" olarak ne gözlemledin bilmiyorum ama, sanırım benim akp'yi eleştirmem, seni gözlem ve araştırma değeri olmayan, siyasi motivasyonu belli ucuz propaganda metinlerine yöneltmişe benziyor. bu düzeyde metinleri ciddiye alıp yanıtlamamı bekleme; fakat eğer istanbul'un planlama-koruma-yıkım tarihi
sahiden ilgini çekiyorsa, akademisyenler (hani senin 'aydın' denmesini çekemediklerinden) tarafından kaleme alınmış çalışmalara göz atabilirsin:
ALTINYILDIZ, Nur, "The Architectural Heritage of Istanbul and the Ideology of Preservation", G. Necipoğlu (ed.), Muqarnas, Volume 24 History and Ideology: Architectural Heritage of the "Lands of Rum", Brill, Leiden (2007).
BILSEL, Cânâ, "Remodelling the Imperial Capital in the Early Republican Era: the Representation of History in Henri Prost's Planning of Istanbul", J. Osmond, A. Cimdina (eds.), Power and Culture: Identity, Ideology, Representation, 6th Framework Programme Network of Excellence CLIOHRES, Edizioni Plus, Pisa University Press, Pisa (2007), pp. 95-115.
gerçi okumaya öğrenmeye ne gerek var tabii, anlaşılan sen hepsini çoktan çözmüşsün,
"islam düşmanı gavur plancı ve chp el ele verip camileri yıktı, şehir bu yüzden kötüledi..." bu gülünç sözlerin arkasından bile belli oluyor niyetler --ne tesadüftür ki belediye
"iğrenç beton" İMÇ bloklarını yıkıp yerine
osmanlı özentisi lüks villa yapmak istiyor!..
gandy.phoebus (20 Mart, 2008 14:45 Perşembe)bir de
şu varmış...
Cumhuriyetimizin daha ilk on yılında şehrin gelişmesi için bilimsel ve planlı gelişmeler öngörülmüştü.
Atatürk’ün bizzat seçtiği şehirci Henri Prost (1874-1959), 1934 yılında davet edildi ve başarılı çalışmalar yaptı.
Özellikle Tarihi Yarımada için yapmış olduğu tasarım çok yerinde ve önemlidir.
Büyük anıtlar; camiler, denizden 40 metre yükseklikte yapılmış; Prost, bu kıyı üzerinde 3 katlı ve 9.50 metreyi aşmayan yükseklikte yapılar yapılmasını önererek istanbul’un bu eşsiz güzellikteki silüetini korudu.
Ülkemizde 16 yıl kalan Prost, Taksim Meydanı, Harbiye-Maçka ve Dolmabahçe arasında 20 hektarı aşan ve içinde Açık Hava Tiyatrosu, Spor Sergi Salonu (sonradan Dr. Lütfü Kardır salonu adı verildi), Dolmabahçe Sahası vb. tesisleri içeren yeşil parkları tasarladı ve daha nice olumlu işler yaptı.
Bütün bunların, II. Dünya Harbi yıllarında gerçekleştirildiği göz önünde tutulursa, yapılan işlerin değeri daha da iyi anlaşılır.
Fakat ne yazıktır ki, 1950’den sonra bu yeşil rekreasyon alanlarının Sheraton (Ceylan), Hyatt, Hilton, Harbiye Ordu, Swiss ve Gökkafes otelleriyle dolduruldu, evet kalan yeşil alanlar da ilerde yapılacak gökdelenlerin arsaları olarak görülüyor!
Evet, Henri Prost, 1950’de yurdumuzdan ayrılıncaya kadar İstanbul planlı ve kontrollü bir gelişme içindeydi.
1950’de, Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte, ülkede başıbozukluk ve plansızlık başladı. Trickster (20 Mart, 2008 16:29 Perşembe)Bizi çok apolitik bir gençlik olarak nitelendiriyorlar ama bence biz gereğinden politiğiz. Ama politikayı doğru amaç uğruna kullanmıyoruz. Hemen gruplara bölünüyoruz. Hemen herhangi birisi karşı gruptan olabiliyor. Sanırım bu da tarihten kaynaklanıyor hep gruplar halinde göç ettiğimizden, her zaman diğer gruplarla anlaşmak yerine kavga etmeye çalıştığımızdan oluyor. Ve malesef doğru olsa da diğer grup yaptıysa bu doğruya yanlış diyoruz. Sırf karşı olarak gördüğümüz grup söylüyor diye doğru olan birşeye neden yanlış diyoruz ki? sırf bugün güç bizim elimizde diye güçsüzlerin söylediği doğru şeyleri neden yanlışmış gibi gösterme çabasında oluyoruz ki? Tamam kabul ediyorum düşüncelerde farklılıklar olabilir ama hiç mi ortak buluşacağımız ve beraber ileriye gidebileceğimiz birşey yok? Bence didişmek yerine bunları bulalım. Politikayı da tüm toplumun refahı için kullanalım Sevgiler
Yalçın (settar) Pembecioğlu (20 Mart, 2008 16:43 Perşembe)Trickster, varsaydığın durumda gerçek değil. Aklıselim herkes zaten Zaman'ı da Radikal'i de bir çok haber kaynağını da takip ediyor. Gruplar diye neyi kastettiğini tam anlamamış olabilirim. Karşı olunan şey dogmatizmse, antidemokratik uygulamalarsa bunun kaynağının hangi grup olduğu benim için farketmiyor.
Ayrıca bizim kuşağın politik değil apolitik olduğu son mesajından gayet güzel anlaşılıyor. Bir şey söylemeye çalışıyorsun ama taraf olma korkusundan dolayı açık konuşamıyorsun sanki :) Bizden önce tarafını belli edenlerin başına gelenler bizim çocukluğumuzda ebeveyinlerimiz tarafından bilinçaltlarımıza işlendiğinden olsa gerek, kolay kolay fikirlerimiz söyleyemiyoruz, etrafından dolaşıyoruz.
Tartışarak anlaşmak kötü bir şey değil ki? Tartışamamak, tartışma adabını bilmemek kötü. Tartışmayı kavgaya götürmek kötü.
Trickster (20 Mart, 2008 17:22 Perşembe)Kesinlikle katılıyorum,ama soylediklerimden bunları nasıl çıkardın onu anlamadım. Benim söylediğim bilimsel ve kabul görmüş doğruları sırf çıkarlarımız için saptırmak ve sırf karşı olarak gördüğümüz grup yararına olmasın diye yoksaymak olarak özetleyebiliriz. ve senin mesajının notunu koyuyorum aynen bunu söylemeye çalıştım " Karşı olunan şey dogmatizmse, antidemokratik uygulamalarsa bunun kaynağının hangi grup olduğu benim için farketmiyor." Tabii ki benim de görüşlerim fikirlerim ve yakın gördüğüm gruplar var. Tabii ki politik görüşüm var. Ama bu görüş ve düşünceler birilerinin tarif ettiğiyle kısıtlı değil. Eğer hemen taraflara bölünürsek ben yukarıda bahsedilen hiçbir tarafta değilim. Ben bilimsel gerçekleri kabul etmş, bireysel değil toplum refahını öne çıkaran, insanların ve fikirlerin özgürlüğüne inanan, hiçbir kişiye veya zümreye ayrıcalık tanımayan, çevreyi ve insan haklarını koruyan, dünyada sınırların ve savaşların olmamasını isteyen, antimilitarist, antifaşist, ırkçı olmayan, ... (böyle gider). bir görüşe sahibim. Bu durumda sen bu görüşü hangi gruba koymak istiyorsan koyabilirsin ama ben bir etiket vermek istemiyorum.
Ayrıca kesinlikle kimse tartışmak kötü birşeydir diyemez zaten . ama tartışma sırasında fikirlerini zorla kabul ettirmeye çalışmak ve başkalarının fikirlerini aşağılamak bence doğru birşey değil. Kısaca demek istediğim herkesin tabii ki bir fikri, bir görüşü bir grubu olsun. ama hiç mi buluştuğumuz ortak nokta yok. Öteki ile anlaşabileceğimiz hiç mi bir fikir yok? ve bunun için neden beraber çalışmayalım. diğer olarak gördüklerimizle anlaşmaya çalışmayı ortak noktalarda buluşmayı apolitiklik olarak görüyorsanız evet apolitikim :)))
Yalçın (settar) Pembecioğlu (20 Mart, 2008 17:33 Perşembe)Fakat şu an içinde bulunduğumuz tartışma senin mesajınla başladı ki? "biz birbirimizi yiyelim, adamlar ne güzel ilerliyor" özetli bir yorum yaptın. Adamların ilerlemesinin göreceli olduğunu aktardı Gandy de. Peki ülke adına ne yapılabilir konusuna girilince de karşılıklı kaynaklar gösterildi. Bu kaynaklardan hangileri politik kökenli, hangileri akademik bence net :) Yani "niye hemen karşı çıkılıyor ki" diye bir tavrın var ama "hemen" ya da "otomatik" bir karşı çıkış yok, tarikatçi örgütlenmelerin çıkarlarından haberdar olarak yapılan "okuma" var. Bugünlerde rasyonel olmak din düşmanı olmakla eşdeğer tutuluyorsa bunda rasyonel olanın günahı yok (oksimoron yaptım).
Trickster (20 Mart, 2008 17:38 Perşembe)katılıyorum, net ortamında yapılan kısa sürede yazılan yorumlarda oluşan düşük anlam ve ifade eksikliklerine bağlıyorum :)))) Ama umarım asıl niyetimi açıklayabilmişimdir :))
gandy.phoebus (24 Temmuz, 2009 12:28 Cuma)
Dubai is a sort of culmination of the Western model,
a country where the impossible becomes possible.
Building artificial islands in the sea, for example.
Dubai has few natural resources,
but with oil money it can bring in millions of tons of material
and workers from all over the planet.
Dubai has no farmland, but it can import food.
Dubai has no water, but it can afford to expend immense amounts of energy
to desalinate seawater and build the world's highest skyscrapers.
Dubai has endless sun, but no solar panels.
It is the totem to total modernity that never fails to amaze the world.
Dubai is like the new beacon for all the world's money.
Nothing seems further removed from nature than Dubai,
although nothing depends on nature more than Dubai.
Dubai is a sort of culmination of the Western model.
We haven't understood that we're depleting what nature provides.
~
Home.
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.