Yorumlar
Yalçın (settar) Pembecioğlu (12 Şubat, 2008 14:28 Salı)Daha fazla görsel istiyoruz! Foto çekenler eklesin ya da bana göndersin lütfen :)
Ben İstinye Park'ın stilize illüstrasyonlu lansman panolarını da çok beğenmiştim, aynı grafik ve mesaj dilini kullanan bu çalışmaları da çok beğendim. Sevgililer günü denen saçmalığa karşı bir alışveriş merkezi olarak hem mesafeli ve üstten bakmayı başarmış, hem de illa bu toplu histeriye kapıldıysan bari gel de senin gibi bu sofistike espri anlayışına sahip bir alışveriş merkezinde seç hediyeni diyor.
Bu derin alt mesajları bir kenara bırakınca bile onca saçma reklam panosu arasında sabah sabah görünce beni keyiflendiren, eğlendiren ve İstinye Park'ı sevdiren bir çalışma olmuş.
fair (12 Şubat, 2008 14:39 Salı)en çok "tek hücreliler bile ondan daha romantiktir" lafı hoşuma gitti.. çok eğlenceli ve dikkat çekici.. ancak odun olan insanların alınıp kızacağı bir reklam olmuş.. ben kocamla birlikte gördüm bu ilanları.. ikimiz de gülüşüp ne hoş olduğuyla ilgili yorumlar yaptık.
ardaerdik (12 Şubat, 2008 15:17 Salı)yamulmuyorsam
frögün işi..
kalpli çiçekli böcekli işlerin arasında pek leziz, pek cici

hopçikitangasamuray (12 Şubat, 2008 15:42 Salı)Bundan 5 sene sonra yabancıya satılması yüksek, bir sene içerisinde mağazaların biz iş yapamıyoruz ya kiraları azaltın ya da çekip gitmek zorundayız diyerek gırtlaklarına baş parmakla "tık, tık" yapacakları bir durumda istinye park'ın berbat mimarisiyle, bu kadar ilgi çekici bir olaya girişmesi şaşılmayacak bir durum olsa gerek.
Ben buna can çekişmeden son bir kaç hamle yapmaya benzetiyorum. Hım amacına ulaşır mı kısmen. ama sonuçta oradaki mağazaların aylık kirasını karşılayıp birde kara geçmelerini sağlamayacağı bilinen en büyük gerçek. (Prestij derseniz İstinye Park hiç bir zaman prestij simgesi olamaz. Şu an büyük markaların semeresini yiyor kaldı ki işler kötü gidince kimse gözünün yaşına bakmaz oradan çıkar. Bu Armani, Christian Dior içinde geçerli )
Bence İstinye park'ın yatıp kalkıp Maslakta kurulan "mashatten" mıdır nedir o projelerin çabuk şekilde bitmesine dua etmesi lazım. Zira metro bile orayı kurtaramaz. Çünkü oraya gelene kadar Kanyon gibi şahane bir yer, Akmerkez gibi aristokrat bir klasik, Cevahir gibi saçma sapan ama bir o kadar marka bolluğuna sahip, Metrocity gibi basık ama iş gören, Astoria gibi yenininde yenisi alışveriş merkezleri var.
Yalçın (settar) Pembecioğlu (12 Şubat, 2008 15:48 Salı)Maslak'taki plaza-konduları incelemende bir kalemde es geçmişsin hopçiki? :) homo plazantus yani biz plaza insanları için istinye park çok iyi bir fırsat oldu, hem öğlen kaçmaları için, hem de hızlı alışverişler için. İstinye Park'ın konumunu küçümseme.
turkhaber (12 Şubat, 2008 15:50 Salı)öhhh, cok öküzce... Bunu yapanlar asil odun bence...
meriç (zalambodont) kara (12 Şubat, 2008 15:55 Salı)söylemek istediğim bir şey var:
sevgilisinin odun olduğunu iddia edip hala o herifle birlikte olan kızlara:
SEN NESİN O ZAMAN BALTA!
oh.
Yalçın (settar) Pembecioğlu (12 Şubat, 2008 15:59 Salı)zalam relaks :) turkcell hattı da aslında o küçük çocuk değil. reklam bunlar :) hayatı fazla ciddiye alır gördüm seni.
hopçikitangasamuray (12 Şubat, 2008 16:01 Salı)Valla settar bende maslaktayım ama araba olmasına rağmen şu ana kadar sadece 2 kere İstinye Park'a gittik. Onun dışında oraya gidene kadar çoğu insan Doğuş Otomotion'ı tercih ediyr üstelik iki adımlık bir konumda yer lasa bile servis hizmeti veriyorlar. Ha orası iyi mi, felaket kötü ama hava almak için gitmeye değer. İstinye Park' içinse şöyle bir avantaj olabilir 14 şubat ve diğer saçma günler için plaza insanlarını hediye alternatiflerini arttırmak için bir alternatif olabilir. Ama o kadar yatırımı kaldırı mı diye benim fikrimi sorarsan bence Asla. Çünkü harcanan paranın kat ve kat fazlasının verildiğini bun rağmen mağazaların şikayet içinde olduklarını hatta yönetimin açılıştan önce harçlı sıvalı bir halde markaları girmeye zorladığını biliyorum.
Eli kulağında Settar.
Şu an Akmerkez bile mağazaları elinde zor tutarken, bence buranın işi oldukça zor.. Ufak bir kriz bunların hepsini biterecek.
İyi mi olacak dersen bence çok iyi olacak. Çünkü yap alışveriş merkezi indir cebe parayı şeklinde davranan çoğu firma batacak bunun yanında halkı sanki fabrika açılmış gibi istihdam rüyasının gerçekleştiğini savunanlar bir bir karşılığını alacak.
Düşünsene adamlar açılış yapıyorlar. Dışardan süslü püslü olmasa fabrika açılacak üretim yapılacak sanırsın. Ama öyle bir şey yok. Ekonomiyi canlı tutmak için bunlara gaz verildi teşvikler sunuldu insanların üç kuruş parası harcatılmaya çalıştı.
Ama sonu hiç iyi olmayacak.
Galip kim olur dersen. Bence eskiler (Akmerkez) ve gerçekten farklı bir şey(Kanyon) sunanlar olur derim.
Bence böyle.
Hep olumsuzum ama bu aralar çok araştırıyorum bu alışveriş merkezi kültürünü ve gerçekten absürd derecede bir noktaya geldiğine kanaat getirmeye başladım.
Tıpkı 80 lerdeki gibi bir Banker faciası yakındır. Çıkmak isteyen mağazalar, sözleşmeleri yüzlerine fırlatıp ecel terleriyle çirkenleşen avm yönetimleri.
Sonuç, en azından hayırlı bir şeye vesile olur. Hastane, okul şeklinde tekrardan yapılandırılır.
Oh mis

hopçikitangasamuray (12 Şubat, 2008 16:08 Salı)Bu arada bu olumsuzluğum sürekli yeni bir hayat felsefesi sunan saçma sapan konut projeleri içinde geçerli.
Hayor birde anlamadığım bir şey var. İstanbul'un trafiğine çözüm arayanlar bu yapılamayı görmüyor ya buna şaşırıyum. Ulan bu daireleri sadeece İstanbul'da yaşayanlar mı alıyor kardeşim. İstanbul'da her projeden bir daire alacak adam bir elin parmağını geçmez. İstanbul dışındaki herkes daire alıyor kimi aman ev aldık işde buluruz diyor kimisi kiracı arayışına geçiyor. ama halbuki her gün yeni bir hayat felsefesi sunan proje ortaya çıkıyor, çıktıkça rekabet artıyor, seçenek çoğalıyor sonra da yok pahasına kiraya vereceğini unutuyor insanlar.
Valla ilginç yani şaşkınlıkla izliyorum.
Konumuzla alakası yok ama değinmek istedim
Yalçın (settar) Pembecioğlu (12 Şubat, 2008 16:09 Salı)primitif bakıyorum ben. öğle yemeğinde dürüm yerine gidip iki lokma lezzetli şey yiyebileceğim bir yer. ötesini bilmem orada geçirdiğim zamanın kalitesini değiştirmiyor. akmerkez'i ahalisi bazında sevmem, kanyon da nefis ama uzak. tartıştığın konuda haklı gibisin ama şunu atlıyorsun, alışveriş merkezi denilen şey zaten şehir dışında olmalı. şehir içinde sokaklar, caddeler olur. (oray eğin'in nişantaşı city's ile ilgili yazısı:
Mustafa Sarıgül'e açık mektup)
meriç (zalambodont) kara (12 Şubat, 2008 16:16 Salı)ya ben her şeyi geçtim, madem sevgilin odun, neden odunla çıkıyorsun? bırak romantik birini bul. bundan yakınıyorsan bu kadar ne işin var yani?
hem sevgililer günü ne abi? sevgililer günü ne?
bıktım her şubat ayının daha ortasında maaşın kuşa dönmesinden ya.
hopçikitangasamuray (12 Şubat, 2008 16:24 Salı)"alışveriş merkezi denilen şey zaten şehir dışında olmalı." Evet bunda sonuna kadar haklısın ama bu yurtdışı için geçerli. Şöyleki Cit'ys gibi noktalar bence boyut olarak şehir içinde olmalıdır diye düşünüyorum Londra'daki bir Harvey Nichol's bir Harrods mağazası şehrin içinde olup gerçekten o şehre turistik açıdan büyük bir reklam kaynağı yaratmıştır. Fakat gel gelelim İstinye Park ve Cevahir gibi saçma sapan mimariye sahip, devasa büyüklükteki merkezlerin şehre bulaşmaması lazımdır. İstinye o konuda pek bulaşmıyor ama biliyorsun ki her ne kadar bu merkezlerin trafiğinde şikayet eden insanlar olsa da , bizim milletin alışkanlıklarını gözlemlediğimizde ona en yakın en kolay gidebileceği her zaman daha fazla tercih edilme durumudur. Mesela ben.
Anadolu yakasında oturmama rağmen Yazın motorla Kanyona giderim kışın ise gene orayı tercih ederim çünkü bana hitap ediyor. Kalkıp taa istinye'ye kadar maslak trafiğine girmek istemem. Hele sen de biliyorsun hafta içi iş çıkışı maslak tam bir felaket. Benim gibi anadolu yakasında oturanlar oraya benzin harcamak istemez tutup capitole gider. Bilmiyorum Avrupa yakasında oturanlar buna daha net bakabilirler ve tercihlerini istinye den ziyade ihtiyaç duydukları ürün ve hissiyatlar bazında bunu en yakın nerede gerçekleştirebileceğne bakar.
Yani aslında bizim kendimize has alışkanlıklarımız var. Şu bir gerçek ki şehir dışında yapılacak bir alışveriş merkezinin IKEA gibi farklı bir fayda sunması gerekir. Yoksa bildiğimiz bir alışveriş merkezinin şehrin içinde olandan daha şansız olacağı kesindir. Çünkü biz Türkler'in tercihi farklı.
Bence bu boyutda önemli.
hopçikitangasamuray (12 Şubat, 2008 16:28 Salı)Çok özür dilerim konuyu çok alakasızlaştırdım.
Susucam 
Konuyla ilgili şöyle bir şey demek isterim; bir erkek sevgililer günü gibi saçma sapan, tamamen pazarlama odaklı düşünülen bir günün etkisine kapılıp kız arkadaşına hediye alırsa veya bir kız demin söylediğim bir gün için erkek arkadaşından hediye beklerse Odundur. Yani odunluğun tanımı benim için böyle. Hiç bir sevgililer gününde hediye almadım, aldırtmadım. Ha normal zamanlar içinde ona olan ilgimi göstermek amaçlı hediye almazsam, farklı bir süprizle karşılaşmasını görmezden gelirsem o zaman ODUNUMDUR. 
isbn9760806 (12 Şubat, 2008 20:10 Salı)"Reklam, kamusal anlama sahip her şeye karşı duyarsız kalındığını gösteren bir ayna, paradoksal bir aşağılama aynasıdır."
Cümle bana ait değil. Merak eden bulsun cümlenin sahibini.
Sadece şunu söylemek istiyorum: "Reklam bunlar yahu o kadar da ciddiye almayın" gibisinden konuya yaklaşanların geçimlerini sağladıkları mesleklerine biraz daha saygı duymalarını beklerdim.
phoenixia (12 Şubat, 2008 21:54 Salı)ben beğendim, ilk dün akşam gördüm, şokellalık olmuş bence.. :)
istinye park'ın iş yapmayıp,oradaki mağazaların kepenk indireceğini gerçekçi bulmuyorum..:) hele doğuş power center gibi güdük ve düdük bir yerle karşılaştırılmasını ise hiç anlamadım..
çalışan, yani bu semti(istinye-maslak) part time kullananlar için güzel bir çeşni, keza bu çevrede yaşayanlar için de iyi düşünülmüş bir mekan.. hele bu çevredeki işyerlerinin üst düzey yöneticilerinin-özellikle trafik belası yüzünden- maslak çevresine taşındıkları düşünülürse.. ve hali hazırda tarabya,emirgan, yeniköy gibi güzide semtlere yakınlığı da cabası.. ha olmasa n'olurdu, ölür müydük.. sanmam.. ama nedense sempatim var istinye park'a.. :)
tüm markaları-elitinden sokak markası olanına kadar- bir arada toplaması ve bu avm'ye gelenlerin profili diğer alışveriş merkezlerinin önüne geçmesini sağlıyor bence(+gözlem)..
trafik derdi ve altyapı konularına dalmayacağım,sinirlerim elvermiyor..:)
(gerçi son birkaç aydır yeni kavşaklar ve şirketlerin kendi önlem ve çabalarıyla eski yoğunluk yok sanırım)
espiriye gülmek,espiriyi ciddiye almadığını göstermez insanın..
:)
ferhat can (12 Şubat, 2008 22:37 Salı)ben sevmedim. çok iyi başlayıp çok kötü bitirmişler.
tek hücreli ve odun fikirleri çok muzip ve çarpıcı iken
tersini kanıtla ona istinye parktan hediye al kısmı gerçekten çooook kötü olmuş.
istinye parkta satılan her şeyin romantik bir hediye olma potansiyeli mi vardır ?
ve hatta istinye parkta ne satılmaktadır ? ben sevgilime ne almak için oraya geleceğim ?
istinye park ilk önce bilinirliğini artırmalı ondan sonra böyle imaj çalışmaları yapmalı.
Yalçın (settar) Pembecioğlu (12 Şubat, 2008 22:51 Salı)kanyon'un sevgiler gunu kampanyasini degil bunu konusuyor olmamiz bile onemli. hangisi daha etkili ortada.
cok sevgili isbn'cim, sozlerimi yanlis anlamis olma diye biraz daha acayim once: reklam bunlar yahu diye kisalttigin cumlemin basini okursan reklami degil, reklamin gercekligine inanilmasi hakkinda abartilmamasi gerektigini anlatmaya calismistim. turkcell'in selocanlarinin gercek hayatta pesimizden yurudugunu sanmiyorsak reklami izledikten sonra; istinye park'in yaratici calismalarini da herhangi birine hakaret olarak almamaliyiz. hani bi muzik klibinde seksi hemsire tipi gorunur de hemsireler "rencide olduk" diye aciklama yaparlar ya, bu calismalari da esprili olmanin otesinde saldirgan bulmak ayni alingan zihin setinin bir yansimasi olabilir ancak. dolayisiyla frog'un cok begendigim ve istinye park'i gercekten de gozumde cok farkli konumlandirmayi basaran calismalarina ovgu duzmeye calisirken reklam sektorunu kucumsedigim anlaminini cikartman yasadigim en 180 derece yanlis anlasilmalardan birisi oldu.
bu arada ben ekmegimi yazilim sektorunden yiyorum bir suredir. bu bana ekmegini yemedigim bir sektore camur atma hakki dogurmasa da belirteyim istedim :)
Aygül Pembecioğlu (12 Şubat, 2008 22:56 Salı)Ben hastası oldum, çok sevdim bu kampanyayı (not: benim kocam çok romantiktir. odunluk ve tek hücrelilik bana aittir. hah tam "ben" oldum bakınca ;)))
big mac (12 Şubat, 2008 23:06 Salı)bu isler super viki sanirim herkes kendi uzerine aliniyo durumlari
isbn9760806 (12 Şubat, 2008 23:43 Salı)yahu ben kampanyanın özelinde bir yorum yapmadımki. evet bu kampanya başarılı bence de. arda'nın dediği gibi kalpli, börtü böcekli iletişimlerinin yanında bir başka duruyor. ayrıca "insight" denilen şey de çok güçlü. benim derdim reklam denilen şeyin toplumun aynası olmasıyla ilgili. ve reklamcıların ve markaların bunun biraz olsun farkında olup olmamalarıyla ilgili. ve erkek arkadaşından "o bir odun" diye bahseden hedef kitle kadınlarla ilgili. ve bunu haklı olarak sonuna kadar iletişimlerinde kullanan marka ve reklamcıyla ilgili. yani bu mesleğin garipliğiyle ilgili. sektörü savunmak bana mı düştü? ben onu değil reklam denilen şeyin toplumun nasıl da aynası olduğunu düşünmüştüm panoları gördüğümde. fırsatını bulup senin özelinde bir laf sokma gibi bir şey düşünmedim. öyle algıladıylsan kusura bakma. yazılım sektöründeki işin hayırlı olsun bu arada. saçma polemik yaptık ona yanarım. sevgiler. :))
ARTanubis (13 Şubat, 2008 01:01 Çarşamba)bu reklamı birisi haber yapsa da yorumları alsam diyordum:)) herkesin eline sağlık... yorumlar da bence en az reklam kadar başarılı... ferhatt yürekten katılıyorum, bu kadar başarılı mesajlardan sonra "tersini kanıtla al sana kalpli ayıcık" tarzı bir kapanışı üzücü buldum...
alışveriş merkezleri konusunda hopçiki kadar bilgili olmadığımı ve ahkam kesmemin doğru olmayacağını düşünüyorum, ancak oraya hangi öğle arası gitsem kokoş teyzelerin şöförlü janjanlı arabalarıyla gelip sürekli bir jimmy choo, louis vuitton alışverişi olayına girmiş olmaları bana ilginç geliyor ve en azından dışarıdaki lüks markaların iş yaptığını düşünüyorum... hep özel günlerde (ucuzluk, bayram tatili, yılbaşı, vb) gittiğim için algım böyle de olabilir tabii... bu arada bazı mağazalarda inanılmaz ucuzluk olduğunu ve geçen hafta bayağı bir yağmaladığımı da belirtmeden geçemeyeceğim:)
maslakta istinye parka en yakın plazada çalışıp yalnızca 3-5 gitmem de ayrı bir konu tabii:))
buraKargın (13 Şubat, 2008 01:40 Çarşamba)Sevgilim bir odun!
TERSİNİ KANITLA!
Sevgilimin bir odun olmadığını nasıl kanıtlayabilirim?
Ona hediye aldırarak mı?
Mesajın hedef kitlesi bayanlar galiba...
gandy.phoebus (13 Şubat, 2008 08:52 Çarşamba)kamusalı öldürüp sermayeyi yüceltmeye yarayan bir kurum, tamamen ticari bir reflekse dayanan yılın en yapay günü, sömürü düzeyi yüksek duygusal temalı tüketim propagandası; the usual suspects...
biz de oturmuş "o değil bu alışveriş merkezi daha iyi", "reklamın kötüsünü değil iyisini istiyoruz", "sevgililer günü yüzünden param bitti" diye yakınıyoruz. what a wonderful world!
ix (13 Şubat, 2008 10:25 Çarşamba)sevgililer günü kutlanması gereken bir gün değil. ticari amaçlar uğruna canlandırılmış "lan bizim mallar duruyo, kimse almıyo bişi yapalım da biraz hareketlensin piyasa" denilerek yola çıkılmış bir olay. ha ama öyle bir cuk konumlaması varki kimi insanlar hakikaten bunu çok ciddiye alıyor. o yüzden ben onun her şeyini hatırlıyorum o şu kadarcık (pırlanta yüzük) şeyi hatırlamıyor uzaklığında işler çıkıyor karşımıza. beklentiler artıyor, sevgililer birbirine giriyor. bu sırada gülün tanesini 3'ten veren çiçekçiler 10'a kaklıyor, normalde 40 kağıda yediğiniz yemekler 120ye geliyor. e peki bunların nesi sevgililerin hayrına? sevgililer birbirlerinin elini tutacağına ticaret adamları onların elini tutuyor.
ben istinye park'ın yaklaşımını sevdim, en azından "onu ne kadar çok seviyon bunu bizim mallarımızla göster"i göğsünde yumuşatıp tek vuruşla erkekleri ters köşeye yatırarak yapmış. tabii ki senin sevgiline aldığın hediye onu ne kadar çok sevdiğini kanıtlamıyor vs vs. ama bu tarz reklamlara gıcık olan var olmayan var. inanın herkes herkes sever diye düşündüğü reklamları sevmiyor.
bunu daha önce cnntürk yaptıydı. güzel başlıklarla dikkat çekmeyi başarmıştı.
Yalçın (settar) Pembecioğlu (13 Şubat, 2008 14:10 Çarşamba)Bir çok mecrada reklamın sloganı görselinden bağımsız olarak tartışılıyor, bu da yeni dikkatimi çekti. Halbuki İstinye Park'ın iletişimi nefis illüstrasyonlarından bağımsız düşünülmemeli. Sevgilim bir odun lafını eğlenceli kılan da panodaki harikulade odun insan illüstrasyonu bence.
sadi (su geçirmez balık) tekin (13 Şubat, 2008 14:18 Çarşamba)o noktada bıraksalardı bile daha anlamlı olurdu ama.. tersini kanıtla dediği zaman çok ucuz bi numara, samimiyetsiz ve müşterinin zekasını küçümseyen bir gaza getirme çabası gibi algılanıyor.. bırak sevgilim odun de, gerisni anlaması gereken anlar zaten..
Trickster (13 Şubat, 2008 22:42 Çarşamba)bence çok sıradan. hani hep bahsettiğimiz kafası sadece alışverişe ve gereksiz işlere çalışan insanları gaza getirme çabası içinde olan bir reklam. birşey alacağım varsa bile bunu gördükten sonra gidip almam :) zaten benim hakkımda böyle düşünecek birine neden tersini ıspatlayayım ki? Gitsin odun olmayan biriyle olsun. bir hediye midir tüm kişilik? Yani şimdiye kadar bir odunla beraber, bir tek hücreliyle beraber bir hediye ile kafasında tüm imaj değişecek ha hay diyorum!!!!
rakunzell rakkadar (13 Şubat, 2008 22:48 Çarşamba)istinyepark'ın amblemine bakınca ordan da anca bi kaç kütük daha alırız herhal gb bi sonuç çıkıyo ortaya.. hmff..
espirimate (13 Şubat, 2008 23:10 Çarşamba)ya benim sevgilim bana bir kere çok odunsun demişti. Ona odunu paket yapıp göndersem mi acaba? reklamı gördüm ve yaşayan birisi olarak çok duygulandım:)
bella donna (14 Şubat, 2008 00:29 Perşembe)Buraya bu notu düşmeden edemeyeceğim. Bigu benim sağlığım açısından tehlike yaratmaya başladı. Sağda solda Bigu'da gördüğüm haberlerini gerçeklerini görünce abidik gubidik tepkiler vermeye başladım ve ne hikmetse o haberlerle de hep trafikte hareket halindeyken karşılaşıyorum. Bir gün kaza haberimi alırsanız, bilin ki Bigu yolunda şehit düştüm...
Neyse efendim. Mavi'nin tiksindiğim sevgililer günü kampanyası kimsenin ilgisini çekemedi mi? O halde sevenler ölmez.
hopçikitangasamuray (14 Şubat, 2008 15:15 Perşembe)phonexia seninle İstinye Park'ın konumunu bundan 5 yıl sonra Allah uzun ömür verirse tekrar konuşuruz.
Diğer bir konu milyon dolarlık yatırımın, üretim bazlı konumlandırmayla kara geçip yatırımın parasını, kredilerin faizini kapatması yaklaşık olarak 10 ila 25 yılı bulur ki bu gerçekten Cola gibi sürekli tüketilen bir ürünün üretimini gerçekleştiren bir fabrika için geçerlidir. Şimdi karşımızda İstinye Park gibi açık meydanı dışında hiç bir esteteik ve mimari özelliği olmayan yukarda bahsettiğim gibi şu an için yabancı markaların semeresini yemeye çalışan bir alışveriş merkezinin işinin zor olacağını söylüyorum. Bakın kendi gözlemlerinizde bile armani, dior vb torbalar görüyoruz diyorsunuz evet bugün o markalar çıksın veya en basitinden aynı markaları satan harvey nichols çok sağlam indirimler yapsın istinye park'ın esamesi okunmaz arkadaşlar. serbest piyasının gerçeğide budur. bunun yanında bölge gelişmektedir evet bunu zaten yazımda belli ettim bunu farklı bir şey miş gibi söylemeye gerek yok hatta ben üstüne istinye park yatsın kalksın "masshatten" gibi a kalite sitelerin bitmesine dua etsin dedim. Çünkü muhtemelen o kitleye en yakın aradıklarını bulmalarını sağlayan tek alışveriş merkezi orasıdır. ama şu da bir gerçektir ki bu merkezin sadece bu kitleye hizmet vermesi çok dar bir hedef kitledir zira yapılan yatırımı kurtarmaz. ancak kredi faizlerini kapatır oda bundan 10 yıl sonra.
peki soruyorum büyük bir ivme kazanan alışveriş merkezi yatırımlarından artan rekabetle ortaya çıkan serbest piyasanın yarattığı ezici etkileri ortaya çıkınca ne olacak bu istinye park veya cevahir. Çok güzel okul hastane olacak daha ne olacak.
Bir kere şunda hem fikir olmalıyız Türkiye politik ve ekonomik süreci dolayısıyla kötü bir durumdadır. Ekonomi borsa üzerinden ilerlediği için hiç bir güvence sağlamamaktadır. Bu yüzden de yarın oluşacak kötü bir durumda artan doların etkisi kimivuracak. Geçtim halkı falan. Direk bu merkezleri vuracak. Hatta batmasına neden olacak.
1.kredilerini ödeyemeyecekelr
2.armani ler dior lar "hadi usta başka bir bahara deyip çekip gidecekelr"
bunlar üretim yapan yerler değildir bunlar insanların ekonomik gelirlerine göre hizmet sunmaya çalışan tesislerdir ve bu insanların alım katsayısı düştü mü en kral yerdeki alışveriş merkezinin etkilenebilecğeini söylüyorum. Ama yanlış anlaşılmasın büyük bir krizden bahsetmiyorum. Dandirik aylık sürecek dolar dalgalanması, ve insanların zamlarla beraber harcamalarını kısıp temel ihtiyaç malzemelerine yönlendirecekleri bir krizden bahsediyorum. İşte böyle bir durumda ilk batacak olan yerler stratejik bir değer sunmayan alışveriş merkezleri olacaktır. Bu arada merkezlerin dolup taşdıklarına kanmayın gerçekten kendimce yaptığm araştırmada her 10 kişiden sadece 3 birşeyler alıyor. İndirim zamanı bunun içinde deildir, indirim zamanı zaten herkes zararına satış yapar ya da farklı ürünlerden 2 ytl kar eder. Buda onun kirasını uzun vadede kurtarzmaz. En basitinden şunu söyliyim en çok iş yapan Zara markası bile alışveriş merkezlerindeki ürünlerini toplayıp en çok iş yapan Bağdat Caddesi şubelerine dağıtıyor.
Daha ben ne diyim
Not: Hiç bir zaman denildiği gibi dandirik bir doğuş la istinye yi karşılaştırmadım. bu söylenen şey maliyet açısından zaten tezat bir olgudur. benim söylediği şey maslak çalışanlarının genel kitle itibariyle hediye almak dışında istinye park'ı öğle arası için çok tercih etmediğidir. Genel olarak haftanın 4 günü doğuş center'ı tercih edenlerin sayıca fazla olduğunu söyledim. Çünkü iş merkezlerinin tam ama tam içinde olması onun en büyük avantajıdır. yoksa gelip yeni bir yaşam felsefesi diye yapılan reklamlarını oldukça komik buluyorum. Neymiş o yeni olan kerdeşim 3 tane dandirik dükkanla bir adet vw galerinle ne gibi bir yenilik yaratıyorsun anlamış deilim
sadi (su geçirmez balık) tekin (14 Şubat, 2008 15:29 Perşembe)yani sence herhangi bir fizibilite yapılmadan açıldı burası..
sen d ebilirsin ki bu gibi kriz ortamları belli kitlenin servetine servet katar ve bu kitle sanırım şu durumda hedef kitle.. bir de sirkülasyondan çok alışverişin tutarı da önemli. yani işlem hacmi. belki de olay görüldüğü gibi değildir.
bir de bu gibi yatırımlar yapılırken bir iki senelik değil herhalde sanırım galiba daha uzun vadeli planlar yapılır ve bazı öngörüler kim bilir belki bizim henüz göremediklerimiz de bunlara dahildir.
hopçikitangasamuray (14 Şubat, 2008 15:38 Perşembe)bi fizibilete yapacak tabi, kimse milyon dolarlık bir yatırıma gözü kapalı girmez. Ben şunu diyorum artan bu alışveriş merkezleri sürekli birbirinin alternatifini yaratcağından en sonunda bir yerde patlayacak. Ha burada akıllı olan bu durumu hissettiği an merkezi halka açarak belli bir likit ile borçlarını kapatacak en azından aykata durmaya çalışacak.
Sana isim vermeden şunu diyeceğim bundan bir sene önce türkiye'nin istanbul'un en ünlü ve en işlek alışveirş merkezlerinin mağazaları kepenk kapatıyordu. neden biliyor musun. artan göstermelik masraflar ve bunalara bağlı meydana gelen haksız kira artışları. Ve bu merkez utanmadan ne dedi biliyor musun?
"burası sizin için prestijdir, çıkarsanız siz kaybedersiniz". düşün bunu yatırımını çıkarmış, karını kazanan üstüne halka açılan bir alışveriş merkezi söylüyor. Peki bende diyorum bu markalar mal mı bu durumu kabul ediyor. Evet şimdilik mallar. Ama bundan bir kaç sene sonra saydığım nedenler ve şehirdeki artan devasa büyüklükteki rakiplerden bu duruma artık çanak tutacaklar. eli kulağında. şimdiden didişmeye başladılar açın bakın hürriyet ekonomi sayfasına. Bu arada belirttiğin hedef kitle koskaca istinye park'ı kurtarmaz biraz gerçekçi olalım lütfen
sgb bu arada yukarıdaki yazıda verdiğim Zara örneğini iyi anlamak durumun ne kadar vahim olduğunu daha net görmek lazım.
Volkan ATAY (14 Şubat, 2008 17:33 Perşembe)"Reklam ajansım bir patavatsız"
Tersini kanıtla, yaptığın ilanla doğan krizi yönet...
mezzoalto (14 Şubat, 2008 19:02 Perşembe)bu reklamın cinsiyet ayrımcılığı yaptığını düşünmüyorum açıkçası.. aslen bir odun kıvamında veya bir tek hücreliden daha az romantik epey dişi varlık tanımışlığım var.. ha tabi hiiiç bişi demese, köşede istinye park yazsa, daha sade ve vurucu olurdu, bu t-box reklamı kırmızısıyla yapılan açıklama "reklam for dummies" olmuş..
iki üst mesajda ismi verilmeyen alışveriş merkezi halen yaşıyor, dükkanları dolu ve de hatta en son okuduğuma göre kanyonla başlayan "şık restoranları olan avm" trendine uymaya karar vermişler food court'taki pek çok dükkanın kirasını yenilemeyeceklermiş.. eğer hinterlandında 2 dev avm olan orası bile halen sorunsuz iş yapıyorsa, herhangi bir avm'nin batabilme ihtimalini ben zor görüyorum.. hele istinye-baltalimanı-emirgan-yeniköy yani yalı dairesi insanları vs'ye hizmet vermek için kurulduğu çok bariz görünen istinye park'a muhtemelen bişi olmayacaktır.. şu aralar krizde görünen tek avm carusel, capacity epey bir yormuş olmalı kendilerini ama galleria bile batmadı, istinye park neden niçin batsın bilemiyorum.. haa bu çığırından çıkmış avm olayı bir noktada patlayabilir mi? belki.. ama dün bi gazetede "istanbulun sınırları dar geliyor" yazıyordu, kurtköy-büyükçekmece sınırları bile bitmiş, artık gebzeye tekirdağa silivriye uzanıyormuş site projeleri.. birileri alıyor ki birileri yapıyor.. eh öyleyse o insanlar da bir avmden alışveriş edecekler elbet:)
2 yıldır bekliyorum profilo batacak diye.. batsın istediğimden değil ama riskli görüyordum.. geçenlerde girdim tıklım tıkış.. herkesin elinde de bir torba.. astoriadan sonra da başına bişi gelmezse hiçbişi olmaz oraya da herhalde:)
bi de indirimde kimse zararına satış yapmaz, sözü edilen zarar kardan zarardır.. sezonda 30 ytl olan t-shirtü önce 15e sonra 9a sonra da 7ye indiren mağaza bile kar eder.. dolayısıyla indirim dönemlerini de sayabiliriz, nitekim büyük mağazaların pek çoğu sezonluk indirimler haricinde sezon arası indirimleri de yapıyor artık, yıl boyunca bir çok mağazada indirimli bişi bulmak mümkün..
hopçikitangasamuray (15 Şubat, 2008 13:19 Cuma)Mez, bahsettiğimiz alışveriş merkezi artan rekabete zaten göğüs germek için söylenen değişimleri eşşek gibi yapmak zorundadır. Aynı haberi geçen gün bende okudum ve çok iyi bir strateji olduğunu düşünüyorum. En azından kiracılar bazında haksız kazançların önüne geçecek avm yönetiminin artık sağlam bir ahlaki yönetim değerlerine oturacağının bir nevi göstergesidir. 1 sene öncesinde bahsettiğim bilgiyi ben direk birinci ağızdan aldığımdan bu konuda daha fazla iddalaşmak istemiyorum. Ben zaten o avm'nin batacağınıda söylemedim hatta yukardaki yazılarda o avm'nin ve kanyon gibi farklı bir yaşam ve görüş sunanların krizden etkilenmeyeceğini hatta bu işten karşı bile çıkacaklarını betimledim. Gelişen şehirleşme konusunda zaten ben aksini idda etmiyorum. Anlatamıyorum galiba. Üstüne üstlük istinye parkın seri bir şeklde site inşaatlarının bitmesine duacı olmasını söylüyorum. Daha ne diyim. Senden farklı bir şey söylemiyorum. İşin görünen kısmından zaten hem fikiriz. Ben kendimce işin görünmeyen kısmını edindiğim bilgilerle değerlendirmeye çalışıyorum. (bilgilerimin kaynağı sokaktaki mehmet efendi, armani'den alışveriş yapan necla hanım değil !!!!! ) bu yüzdendir ki söylediğim nedenlerden dolayı çoğu avm'nin batacağını söylüyorum bunuda en büyük sorun olan ekonomik güvensizlik ve politik ortama bağlıyorum. Yani daha somut ve malesef istanbul'un genişlemesinden daha vahim bir durumla birleştiriyorum.
Zara konusunu gelince tabikide adam zararına satış yapmaz. En basitinden geçen hafta bir kız arkadaşıma kıyafet tavsiyesinde bulunmak için Bağdat Cad Zara'ya gittim. Bundan 1 ay önce taptığı bir büstiyerin 60 milyona değmeyeeğini düşünerek almamıştı. Şimdi fiyatı ne kadar dersin 12 milyon. Yahu pazarda bile alamazsın öle şık bir şeyi. Bu bir pazarlama stratejisidir her haliyle. Düşün eskiden sadece kış sonu indirimi yaz sonu indirimi varken şimdi artan küresel ısınmasıyla ara sezonların dahil edilmesi nerdeyse ayda yada 2 ayda bir büyük indirimlere neden oluyor. Bu indirimlerden önce sezon alıcıları mutlaka olur ve marka zaten en büyük girdiyi ilk kullanıcılardan kazanır, daha sonrasında indrim müşterileri vardır ki bunlarda ikinci yani sürümden kazanılan kara ortak olurlar. Yani kısacası Zara her türlü kar eder.
Benim zara hakkında deiğim şuydu. Her mağazanın zara olsa bile satış rakamları birbriyle aynı değldir. Ben idda ediyorum Şu an Bağdat Cadd. bu tür fashion ama B+ ile c müşteri hedef kitlesine hitap eden mango, zara, levis, vs gibi markaların en çok satış gerçekleştirdiği açık hava merkezidir. En iyi satış rakamlarını (aldığım bilgi) burası gerçekleştirmektedir. Hem anadolu yakasının en güzel yeri olması, alışverişe uygun bir yapısının olması, cıvıl cıvıl olup aynı zamanda her seçeneği içinde barındırması bunun en büyük sebebidir. İşte bu noktada Zara gibi markalar son indirimlerde avm satılşarını bile bu bölgeye kaydırmıştır. Bunun nedeni bu bölgenin potansiyelinin daha fazla olmasıdır. Satış performansı, ve sürümün en yoğun olduğu bu bölgedeki mağaza diğer avm'lerden kıyafetleri toplayarak iki mağazasında toplamış. Buda aslında bir nevi avm lerde istenilen rakamın ya da sürümün tutturulmadığını gösteren somut bir kanıttır.
Teşekkür ederim .
ARTanubis (15 Şubat, 2008 13:42 Cuma)hopçiki yorumlarını copy paste bir word dokümanına yapıştırıp line spacing'i 2 yapsam çok araştırdım tez yazdım diye yutturabilirim ona göre:) bu konudaki fikir ve bilgi yoğunluğuna hakikaten saygı duydum..
şaka bir yana bugün duyduğum "arkadaşın arkadaşı" yorumunu da eklemeliyim buraya: "bu nası reklam ayol.. erkek arkadaşım sırf bu reklamı gördüğü için hediye alacak kadar odun bi herifse o hediyeyi kabul eden ben daha büyük bir odun olurum..."
mezzoalto (15 Şubat, 2008 17:10 Cuma)opçiki güzel söylüyorsun da nihai indirim ürünlerinin nerede toplanacağı hatta hangi ürünün hangi mağazada bulundurulacağı konusundaki seçimler o kadar çok parametreye bağlı olabilir ki.. sen de söylemişsin bu mağazalar daha büyük ve dolayısıyla daha fazla seçenek barındırıyor diye.. aynı alan ve çeşitlilikte bir avm mağazası olsa belki o da iş yapacak.. daha geçen gün anlatıyordu art, "zara metrocity mağazasından (veya cevahir emin deilim:P) tren geçmiş gibiydi, indirimden dolayı sandım, meğerse indirim 2 rafmış sadece, sezon ürünleriymiş yağmalanan" diye.. e sezon ürünü satabildiği, hem de kapış kapış satabildiği mağazada neden indirim ürünü tutsun ki? mesela zaradan çok daha farklı bir müşteri profiline sahip olan M&S iki yakadaki iki ana mağazada topluyor indirim ürünlerini: cadde ve metrocity.. çünkü en büyük alana sahip olan mağazalar bunlar.. ama satışı en çok cadde mağazasında yapıyor olabilir çünkü 3 kat mı 4 kat mı artık nedir bilemiyorum ulu muazzam bir mağaza orası.. bununla ağzınla kuş tutsan yarışamazsın.. ama bu "avm sürümü yetersiz" demek anlamına gelmiyor benim nezdimde.. yanlış biliyorsam düzeltin ama zara cadde şubesi de 3-4 katlı bir yer değil mi? mango'nun da öyle..
mesela evans'ın flagship mağazası metrocity, hatta sırf o mağazaya özel ve diğer şubelere gitmeyen koleksiyonlar geliyor ingiltereden ama müşteri akışı ve satış cevahir mağazasında çok daha fazlaymış.. üstelik temelde metrocity'nin müşteri profili cevahirinkinden daha yüksektir.. ama nedir: cevahir çooook daha büyük bir avm, genel mağaza çeşitliliği daha fazla olduğundan müşteri orayı tercih ediyor..
kar-zarar sürecinde tamamen hemfikiriz, ama ben bunun stratejik bir karar olmasından ziyade ekonomik rahatlıktan kaynaklandığını düşünüyorum: zara onu 12 YTL'ye satarken bile en az %50 kar ediyor çünkü maliyetleri çok düşük.. ama pazarcının öyle bir lüksü yok, ne stok ne de alım gücü ne de lojistik bağlamında, olsa o da çooook ucuza satabilir:) hatta ben şöyle drastik bir örneği de buraya yazmak istedim: ağustos ayında çoook yakın bir arkadaşımın düğünü için tam 230 YTL bayılarak aldığım elbisenin 1 hafta önce yeniden rafa 29 YTL olarak çıkarıldığını gördüm.. içime nasıl oturduğunu anlatmam mümkün değil.. geçen yaz sezonun sonunun sonunda bile 150 YTL'ydi o elbise üstelik:)
diğer konuda da: sen "mashattan'a dua etsinler" diyorsun ben "mashattan olmasa da o iş yürür, o civarda başka avm yok" diyorum; sen "en ünlü avmde mağazalar kepenk kapatıyordu" diyorsun hatta "eşşek gibi değişim yapacaklar" diyorsun, bense "o değişimleri yapmadan da maalesef haklıydılar, çıkan mağazaların yerine yenisi geldi ve de avm dolup taşmaya devam etti, onlar bişi kaybetmediler yani ve o değişimi de kar maksimizasyonu için yapıyor, yapmak zorunda kaldığı için değil" diyorum.. aynı şeyi demiyoruz yani.. haa ekonomik bir kriz herşeyi alıp götürebilir, evet bu konuda kesinlikle hemfikiriz.. ülkenin varolan gidişatı da pek iyi değil bunda da hemfikiriz.. ama bu ülkenin ekonomik kriz tehlikesi altında olmadığı bir dönem olmadı ki zaten, en azından benim aklımın yettiği şu son 20 senelik zaman zarfında.. bu kadar yatırımcı bunu muhakkak ki biliyor görüyor ve ona göre bir takım önlemler alıyordur.. yani çook aşırı stratejik konumlandırma hedefleri koymasına bile gerek yok bir avm'nin, mesela bence profilonun hala batmamış olmasının bence en önemli sebeplerinden biri iki ayrı büyük otoparkının olması ve bunların bir de üstüne üstlük bedava olması.. çok basit görünse de bir tercih sebebi olarak fark yaratıyor..
evet sanırım ben avmsever bir insanım:) ben de teşekkür ederim:) daha fazla uzatmayacağım, epeydir böyle yorumlar yazmıyordum, bu beni bi zaman idare eder, çevreye verdiğim rahatsızlıktan ötürü de özür dilerim:)))))
hopçikitangasamuray (15 Şubat, 2008 17:32 Cuma)Konu hakkında ikimizde farklı görüşlere sahibiz. En etkili sonucu zaman vereceğinden daha fazla kasmamak lazım. Yalnız ben burada birilerini rahatsız ettiğimizi düşünmüyorum, zira burası fikir alışverişi yapıp üzerinde tartıştığımız bir platform.
Zaten bu ihtiyaçları karşılamıyorsa vakit kaybetmeye gerek yok. Ben seninle bunları konuşacam ki gerekirse "evet bu da bana mantıklı geldi" diyebiliyim. Sitenin amacı bu. Dışarıdaki milyonlarca insandan birisin ve fikrini herkes gibi ifade ediyorsun. Normal hayat şartlarında veya sosyal platformalarda senin ne düşündüğünü öğrnebilir miyim
?
Bence imkanı yok.
İşte bu site buna hizmet ettiği için kimseye rahatsızlık vermedik ve kimseden özür dilemek zorunda değiliz.
Ben büyük zevk aldım tekrar teşekkür ederim

mezzoalto (15 Şubat, 2008 18:03 Cuma):) saol, kesinlikle katılıyorum ama zaten senin rahatsızlık verdiğini düşünmüyorum, özür tamamen kendi adımaydı, çünkü geçmişte ben ve uzun yorumlarımla ilgili pek de sempatik olmayan deneyimlerim oldu burada; o nedenle su testisi kırılmadan diyeceğimi diyeyim dedim
neticede sanırım herkesin sitenin amacının ne olduğu konusunda da farklı görüşleri var, yoksa benim için de süper keyifli oluyor bu düzeyde yapılan fikir alışverişleri:)
mehmet (19 Şubat, 2008 11:55 Salı)İstinye Park Pupa'da 23 Şubat'ta bir Usta'nın şovu varmış, kaçmazmış, mış, mış, fısır, fısır, fısır, fısır...
hopçikitangasamuray (11 Kasım, 2008 18:44 Salı)Arkadaşlar şimdi bu konu başlığının birden ortaya çıkmasına şaşıracaksınız ama görüyorsunuz ki son 2 aydan beri süregelen ve son 1 aydan beri darbelerini Türkiye'de göstere göstere vurmaya başlayan global kriz, yukarıda konuyla alakasız yaptığımız fikir alışverişinin bir göstergesi olarak kendini acı bir şekilde göstermektedir.
Forum Trabzon ve Ankarada'ki Atakule AVM'lerinin değerli kiracılarının yaşadığı büyük sıkıntılar esnafın kepenklerini kapatma noktasına getirtmiştir. Artan dolar kuru, düşen alışveriş harcamaları ekonomik dinamiğe büyük bir çomak sokup ciddi sıkıntıların yaşanmasına zemin hazırlamaya başlamıştır bile. Dünün kofti mütahitlerinin yeni keşfi olan AVM kaynağını kısa yoldan zengin olma kaynağı olarak görmelerinin en büyük vebalini gene kendileri acı, acı hissediceklerdir. Çünkü her yere fütursuzca alışveriş merkezi konduran bu zihniyet ekonominin çok iyiye gittiğini bu salakça binalara referans bağlayarak kanıtlamaya çalıştığından şimdi kendi saçmalıklarının içinde boğulacaklar.
Bırakın üretimin azalmasını, ham maddenin pahalılaşmasını; doların artması bile bu rüyaya ciddi bir darbe vurmaya yetti. Şimdi, kanal d haberde İstanbul'un klasikleşmiş ilk AVM'si olan Galeria'nın müdürü, geniş açı çekim yapıp sadece iki kişiye zoom yapabilen kamera izleniminde "gördüğünüz gibi avm'miz cıvıl,cıvıl diyerek olayı dumura bağlatmıştır. Sanırım korku dalgası sayın müdürü de vurduğundan ne söyeleyeceğini bilememiş.
Neyse şartlar bu durumdayken bankalardan dolarla kredi alarak devasa ve ruhsuz AVM'ler yapan abilerimiz şimdi yavaştan kiralardaki artışı görüşmek için masaya oturmayı teklif eden markaların duyurusuna kulaklarını kapatmayı bunun bir kabus olduğunu bir cimcikle herşeyin sona ereceğini hayal etmekteler.
Bu arada not, çok tartıştığımız AVM hakkında birinci elden bir haber. Armani'ler, Dior'lar,Gucci'ler bulundukları mağazalara x sene kira vermemek kaydıyla girmişler. Çünkü kendileri birer prestij markası olduğundan hem AVM'nin gücünü ve kalitesini hem de diğer mağazalara birer reklam kaynağı oluşturuyormuş. AVM yönetimini gerçekten kutluyorum.
mezzoalto (11 Kasım, 2008 23:33 Salı)gerek ankara atakule gerek ataköy galleria miyadını doldurmuş avm'lerdir maalesef.. mesela bunların yanına akmerkez'i de yazdım yazıcam neredeyse ama henüz tam deil.. kendini-mağazalarını-konumlandırmasını-tasarımını yenileyemedikleri için, ilk açıldıklarından bu yana aynı modellemeyle çalıştıklarından demode oluyorlar.. galleria tekken yer yerinden oynuyordu.. ama sonra nooldu.. önce bakırköyün göbeğine şu anda adını hatırlayamadığım avm açıldı sonra da capacity.. e ataköyde yaşayan insanlar zaten alışveriş için çoklukla bakırköye geliyorlar.. modern mağazalar ve mağazacılık anlayışlarına da gayet hitap eden avmler burada olunca, galleria naapsın? aynı durumdaki profilo sinemasının güzelliği ve otoparkının bedava olmasıyla yok olmaya karşı direniyor, bir de bulunduğu muhitin insanlarına mesela astoria'dan daha yakın geliyor.. ekonomik krizin mağazaları zorladığına kuşkum yok, zaten bunun olabileceğini o zaman da söylemiştim.. ancak şu da bir gerçek gözlem: geçenlerde hafta içi günün çok alakasız bi vakti (saat 4 filan) cevahirdeydim.. ve cevahir -ki en büyük alışveriş merkezi- tıklım tıklımdı.. benzer bir gün aynı saatte kanyon'daydım, yine tıklım tıklımdı.. kuru kalabalık da değil, eli poşetli insanlardan bahsediyorum.. akşam saat 21 metrocityde hala bi dolu insan oluyor.. yani özetle mağazacılık stratejisini (marka ve ürün çeşitliliği, mağaza büyüklükleri ve dizilimleri, vs.), hedef müşteri potansiyelini iyi belirlemiş bir avm'nin başına birşey gelmeyecektir.. bir alternatif yaratabilen her avm müşterisini bulur, ama avm'den anlaşılan şey, koca bir binaya yan yana bin tane dükkan dizip fahiş kiralar istemekse, elbette bu zihniyet tükenmeye mahkumdur..
mezzoalto (12 Kasım, 2008 08:16 Çarşamba)hah carousel evet, capitol diip durasım geliyordu..
hayır sgb'cim kriz yok demiyorum, ama gördüklerim de bir gerçek.. ve 2000 krizini filan da görmüş biri olarak şunları düşünüyorum:
1) muhtemelen kriz alışveriş dürtüsünü maalesef pek engellemiyor, kredi kartlarıyla gelen sanal varsıllık algısı, borcu erteleme becerisi bu alışveriş sürecini mümkün kılıyor.. düzenli geliri olarak bireyler, harcama davranışlarını belki biraz kısıyorlar ama tamamen değil.. alışveriş davranışını radikal değiştiren şey işten çıkarılma, veya düzenli geliri olmayan bireylerin alacak verecek döngüsünü tamamlayamaz hale gelmeleri oluyor..
2) kriz henüz daha vatandaşın üstünde bireysel olarak çok net hissedilmedi.. işten çıkarmalarla bu algı düzeyi gelişiyor genelde, şu anda bu uygulama yok değil ama kitlesel çıkarmalar olmadığı veya duyulmadığından bir panik havası yok.. bir de devalüasyon gibi majör bir hareket yapılmadığı veya banka batıp büyük miktarlarda para kaybedilmediği sürece tam bir kriz algısı oluşmuyor muhtemelen insanlarda.. enflasyon her daim yüksek ve yüksekti, kimse zaten akp'nin çivi ve sabun fiyatlarına endekslediği enflasyon oranlarını pek kaale almamaktaydı, yani gelen zamlar çok da şaşırtıcı değil belki de..
3) avmler ayrıca belli bir oranda alışveriş ekonomisi sağlamaya da yardımcı oluyor.. aynı ürünün yanyana pek çok mağazada farklı alternatiflerini görüp en uygununu alabiliyorsun.. artı zincir mağazalar sıklıkla sezon içi indirimlere giriyorlar ve onlara çoğu kez sadece avm'lerde ulaşabiliyorsun.. bir de avm'nin coğrafi konumu ve müşteri potansiyeline uygun çeşitlilikle mağazalar varsa içinde, çok az hasarla atlatabilir kriz sürecini..
hopçikitangasamuray (12 Kasım, 2008 11:44 Çarşamba)Mez
İlk olarak bu dalganın örnek verdğimiz alışveriş merkezleriyle kısıtlı kalmadığını açıklayalım. Şu an Hürriyet gazetesinde bu sorun ile ilgili İstanbul'un hatta Türkiye'nin tasarım ve konsept açısından en ünlü alışveriş merkezi Kanyo'nun, kaldı ki benim favorim, böyle bir sorunla karşı karşıya kaldığı anlatılmakta. İşin ilginç yanı öle 2, 3 mağaza ile sınırlı değil, 15,20 kadar azımsanmayacak sayıdaki mağzanın çıkma ihtimali söz konusu. Demek ki bu işler AVM'nin içindeki insan sayısının kaç tanesinin torbasıyla gezdiğinin alakası olmadığını bize gösteriyor. Ben her hafta sonu cadde de torbalarla etrafı talan eden insanlar görüyorum. Ama şunu unutmayalım ki satılan ürünler kira ve kar oranlarını tam olarak dengeleyemiyor. Çünkü olayın en temel başlangıcı olan üretim, artan maliyetlerden dolayı kafadan markanın en büyük darbeyi almasına neden oluyor. E şimdi marka buna etiket koyarken artan maliyetlerini hesaplayarak oluşturursa kıçı kırık GAP tişörte 100 tl vermemiz lazım. (lojistik, mağaza kirası vb.. dahil) Bunu yapamayıp üstüne azalan alımlardan rahatsız olan markalar daha uyduruk mallarında (kimi markalar) indirime giderek hem stoklarını ertimeye hem sürümden kazanmaya bakıyorlar. Gerçekten insanlar şu an alımlarını yavaş yavaş azaltmaya başladılar ve bu sadece orta ve alt kesim için değil. Bu krizle beraber üst kesimde bunun içine girdi. Belkide kaymak tabakanın en çok para kaybettiği kriz bu krizdir. Çünkü kriz global anlamda bir sıkıntı yarattığından açıkta kalan yatırımlar, yüksek harcamalar ve borç oranlarındaki yükseklikler bütün sektörleri felakete sürükledi. Arkadaşlar koskoca GM'in şirket değeri 2 milyar dolar. 3 dolara hissesini alabiliyorsunuz. Şu zamana kadar zarar açıklamayan Toyota 200 küsür milyar dolar şirket değerinden yanılmıyorsam 90 lara düştü. Bu sırf otomobil sektörü için değil tekstil den, enerji kurumlarına kadar inşaatı zaten saymıyorum her sektörü etkiledi. Kar anlamında gerçekten krizi fırsata dönüştürecek bir sektör varsa o da ucuz fast food dur. Türkiye'de krizle beraber simit sarayı gibi ucuz ve karın tokluğuna hizmet eden yerler inanılmaz para kırmıştır. Neyse sonuç itibariyle ben bizim milletimizin öyle gözüktüğü gibi bir durumda olduğunu zannetmiyorum. Kendin söylediğin kredi kartının yarattığı param var psikolojisinin kırıntılarını yiyor insanlar. Ya allah aşkına artık insanların bıraktım ekstra harcamalarını temel ihtiyaçlarını bile kredi kartından karşıladığı ülkede kim krizin halka inmedğini söyleyebilir. Doğalgaza zam, elektiriğe zam, suya zam. Sırf bunlardan yanlız yaşayan, çalışan bir insan 200 milyon masraf yapar. Aman sıcağı severse yanmış.
E, çalıştığı şirketinden çıkmayacağı ne malum. Biliyorsunuz bazı üçkağıtçı patronlar hazır fırsat bu fırsat deyip bahaneyle eleman çıkarmaya bayılırlar. Sırf bu ihtimal bile kimseye garanti veremezken açık açık yaşanan alım sıkıntılarının yarattığı durgunluktan krizin halka inmediği nasıl söylenebilir. Valla sizin sektörü çok merak ettim. Şu an etrafımda banka olsun, perekande olsun herkes üçbuçuk atıyor ve ciddi bir şekilde işten çıkarmalar ile karşı karşıya kalıyor.
Avm'ler konusunda şöyle devam edeyim. Stratejik olarak sağlam konumda yer alanların en büyük sorunlarıda kendine biçtikleri değerdir. Evet, benim böyle artılarım, böyle bir prestijim var derken, biçtiği kira değerini karşısındaki markayı düşünmeden alması, kendi silahları tarafından vurulmalarına neden olacak. Kira değerim aylık 6000 dolar masraflarım da arttı krizden 7000 dolar yapıyorum. E peki kardeşim bu adam kazanacak kara geçecek sen krizdesin diye yaptığım zamla sana kirasını ödeyecek. Kardeşim sen bu adamlar olmasa bırak zam mı kimden kira alabileceksin? İşte bu durumda ortaya rekabet çıkacak. Bence hangi AVM'nin ayakta duracağını tek şey belirleyecek. İçindeki markalarla anlaşabilen, diğer rakiplerine göre fiyat iyileştirmesi yapabilen gerçekçi yönetimler bu işten sıyrılabilir.
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.