Anasayfa

1066_1958.jpg Resimleri
 

Trafolar sanatla giydiriliyor


Pin It
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kentin merkezi noktalarındaki 78 trafoya üç boyutlu resimler yaptırmaya başladı.

Böylece trafolar kirli görüntüsünden uzaklaşacak, sanat değeri taşıyan resimlerle donatılacak.

İki yıl önce benzer bir çalışma başlatan Şişli Belediyesi, ilçedeki 210 trafoyu ev şeklindeki resimlerle giydirmişti.

Kimisinin boyaları dökük, kimisi paslı ya da kötü renklere boyalıydı.

Mimari dokuyla, peyzajla bağdaşmıyor, kentin merkezi noktalarında görüntü kirliliği yaratıyorlardı.

Trafoları güzelleştirme girişimini İstanbul'da ilk olarak Şişli Belediyesi başlattı.

2004 sonunda başlayan çalışma kapsamında trafoların fotoğrafı çekildi, sonra fotoğraf üzerinden çevreyle uyumlu görüntü tasarımı yapıldı.

Projede bir mimar, bir ressam ve bir desinatör görev aldı.

Bazı trafoların dış yüzeyine desenler çizildi, bazıları küçük ve sevimli bir ev görünümüne sokuldu.

İki yılda 210 trafo böyle boyandı.


Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


phoenixia (20 Ekim, 2006 13:06 Cuma)
heeey..yaşasın...eline sağlık tuuba.. her gördüğümde şunları da haber yapsak diyordum..:):) diğer beklentim filmekimi için..:))
buradaki resim levent metrocity civarındaki sanırım.. maslak dolaylarında ve anadolu yakasında da rastladım.. proje ve uygulamaları çok güzel...
:)

dragonfly (20 Ekim, 2006 13:26 Cuma)
ben daha çok shell - ferrari reklamı olanları görüyorum. (gerçi görülmeyecek gibi de değiller. ) yerleştirildikleri alana oranla çok büyük olduğu için ölçeksiz ve rahatsız edici duruyorlar. 
bunlar güzel olmuş gerçekten. ayrıca artık trafolara ne yapacaklarına karar vermelerine de sevindim. her sene başka bir proje üretiyorlar bunlara...

MioCaro (20 Ekim, 2006 13:27 Cuma)
görsel kirlilige son vermek icin güzel bir baslangic noktasi...
darısı tabelaların, yönlendirme elemanlarının, vb. basina

alisureyyatorun (20 Ekim, 2006 13:30 Cuma)
hm bizim eskisehirdede var buna benzer ornekler.

c (20 Ekim, 2006 13:31 Cuma)
bir gün bir hırsız girecek bu evlerden birine....

bella donna (20 Ekim, 2006 14:05 Cuma)
bu yeni bir olay mıydı? ben çok uzun zamandan beri sağda solda gördüğümü hatırlıyorum.

bolar zortar (20 Ekim, 2006 14:26 Cuma)
boyle klasik seyler olmasa da, biraz daha ozgun isler yapilsa keske... gerçi bu da bi' baslangic gibi dusunulebilir.

altan (20 Ekim, 2006 14:27 Cuma)
Daha önce yapılan uygulamalar çok kötüydü. Bu defa kayda değer bir şeyler oluyor galiba. Yakından görmek isterim.

phoenixia (20 Ekim, 2006 14:30 Cuma)
sanırım,şehir yapısı içine yedirilmek istendiği için çalışmalar bu tarzlarda olmuş.. 
evet bella,epeydir var bunlar... çalışmanın sonlanma aşamasında gündeme gelmiş olabilir belki..

lavender (20 Ekim, 2006 14:58 Cuma)

Bence gerçekten çok başarılı ve çok şık bir çalışma. İzmir'de seneler evvelinden olmuştu. Bazıları kimi zaman alakasız gibi algılanabilir ama tam bir san'at çalışması bence.  trafolardan başka bilumum değişik şeyler böyle giyinebilir:] 


Yalçın (settar) Pembecioğlu (20 Ekim, 2006 15:25 Cuma)
Bildiğim kadarıyla proje Şişli Belediyesi tarafından başlatıldı. Şimdi tüm İstanbul'da uygulanacak, bu arada trafolar boyanana kadar da etraflarına giydirme yapıp Shell örneğindeki gibi uygulamalar yapıcaklar. Yeni bir reklam alanı yaratmak için hiç bir bahaneyi kaçırmıyoruz

gandy.phoebus (20 Ekim, 2006 15:46 Cuma)
Kötü! Çok kötü!!! 1. Kent merkezlerinde trafolar ortalık yerde olmak zorunda mıdır? Zorundaysa şehirle barışık üniteler olarak baştan tasarlanamaz mı? 2. Trafoları "dökük, paslı veya kötü renklerle boyalı" haliden çıkarmanın tek yolu desen çalışması mıdır? Yapılan bu resimler dökülmeyecek, solmayacak mıdır? 3. Trafolara illaki resim yapılacaksa eğer, bunun tek yolu 'yetkili sanatçıları' görevlendirmek midir? Duvarlar serbest ifade için kenti yaşayanlara bırakılamaz mı? 4. Görevlendirilen mimar, ressam ve desinatörde hangi özellikler aranmıştır, neye göre seçilmişlerdir, tema ve tarz kimler tarafından belirlenmiştir? Halka danışılmış mıdır? 5. Trafolar sahte "küçük ve sevimli ev" görünümüne, Melih Gökçek zevksizliğine, kitsch estetiğine teslim edilmek zorunda mıdır? Çağdaş sanatlar neden ekarte edilmiştir? 6. Bu resimler hangi yönleriyle sanat değeri içermektedir? Bu işlemi kimler "güzelleştirme" olarak nitelendirmektedir? Sanat 'giydirilen' birşey midir? 7. Trafoların yeni hali mimari dokuyla ve peyzajla bağdaşmakta mıdır? Bu resimsi boyamalar görüntü kirliliğini azaltmış mıdır, yoksa aksine çoğaltmış mıdır? 8. "Bu çalışmaya Sihirli Resim Projesi adını verdik" sözlerinin sahibi 'Kentsel Tasarım Müdürü' Mustafa Ocak, tasarım eğitimi almış mıdır? Proje kapsamında tasarım çevrelerine danışmış mıdır? 9. Bu uygulama Istanbul'un çağdaş dünya kenti vizyonuyla ne derece uyum içindedir? "Mimar" Kadir Topbaş yönetiminin dünyada benzer uygulamalardan haberi var mıdır? İBB resmi sitesinden bir kaç resim daha;

phoenixia (20 Ekim, 2006 15:59 Cuma)
hmm aramızda sinirlenmiş birileri var sanki..:)
istanbul dünya kenti olsa bile, tarihi geçmişinden ötürü taşıdığı bir imajı var.. zati modernleşme ve modern-akıllı-yapıların çoklaşması sebebiyle var olan "doğal" tarihi yapı bile şehir içinde kayboluyor.. özürlü bir toplumuz..

öncesi-sonrası hallerine bakınca öncesi gibi olmasından iyidir diyorum.. evet hiç yoktan iyidir mantığıyla söylüyorum.. 
şimdiye kadar böyle bir mecra vardı kullanılmadı da-ne modern, ne "klasik" giydirme ile-şimdi kullanılması neden sorun yaratıyor.. ayrıca bu bir başlangıç da olabilir..
olumlu tarafından bakmak lazım.. yapılan şey mükemmel olmayabilir..kimse ve hiçbirşey varlığının başlangıç aşamasında kemale ermiş olarak bulunmaz...
;)

bella donna (20 Ekim, 2006 16:26 Cuma)
selj yine melih dedin 8) ehehehehe... 8)

tuuba (20 Ekim, 2006 17:30 Cuma)
bana güzel ve eglgnceli geldi evet belki daha güzel şeyler yapılabilirdi ama eski hallerinden daha iyi duruyor bu da bir gelişme zamanla belki daha daha iyilerini göreceğiz gandy.phoebus un dediği gibi belkide zamanla tasarımları bizlerin ellerinde olacak inanıyorum inanmazsak başaramayız ve eleştirmezsekte bir şeyleri olduğu haliyle kabul etmiş oluruz bu yüzden böyle bi fikri savunup duyurmalıyız

biraz uzattım galiba (hastayımda ondandır enerjim yok anca yazarak bişiler yapabiliyorum şu an) 

dnz (20 Ekim, 2006 17:40 Cuma)
evet evet izmir'de yapılıyor senelerdir ama pek iç açıcı deil orda da durum.. bence genelinde kötü çalışmalar.. iyi niyetli bi çıkış noktası var ama.. iyi niyet pek yetmemis.. izmirdekileri resim bölümü öğrencileri yapıyo diye duymustum ama bilmiyorm. hepsinin farklı telde calması ayrı bir çevre kirliligi yaratmış bence. yapanlarada ayıp olmasın die genelleme yapmıyorum.. iyileride vardır elbette.. ben rastlamadım o ayrı:)

MioCaro (20 Ekim, 2006 18:50 Cuma)
eger trafolar ortadan kalkmayacaksa yüzeylerinin elden gecirilmesi, -bunun 'sanat' olması degil beklenti- iyi bir fikir. oldukları gibi kalmalarındansa. el gecirme stand still, graffiti, kent kimligini yansıtan illustrasyonlar olabilir. birilerinin bunu fark etmesi bile bir gelişme. hergün sokaklarda, ortak yaşam alanlarında nice çirkin şeyle yüzyüze geldiğimiz düşünülecek olursa özellikle. iyi ki birileri bu konuya el attı da biz de yapılan -iyi veya kötü- üzerine elestri yapma sansı bulduk.

Polka (20 Ekim, 2006 19:17 Cuma)
Böyle bir yapı üzerinde gerçekleştirilen şeyi sanat olarak adlandırmak dogru olmaz. Bunu sanatı yüceltip bunları küçümsemek adına söylemiyorum. Halihazırda şehrin içinde varolan trafoları kaldırmak ya da toptan değiştirmek olası bir çözüm gibi gözükmüyor. Hal böyle iken başka bir çözüm arayışı itmiş olabilir resimlendirilmelerine.

Grafiti; birilerine "haydi gidin şunun üzerine grafiti yapın" denerek üretilecek birşey degil. Kendi dogasina ve yapısına aykırı olur 'grafiti yaptırmak'  Bu yüzeylerin "serbest ifade için kentte yasayanlara birakilmasi", git buraya grafiti/vb yap demek gibi oluyor. Belki bir iki kötü boyama yada örnek yasayanlari "boyayarak" müdahale etmeye itebilir

Tabiki yüzeyi iyileştirmenin tek yolu boyamak degil. Ama görünen en hızlı çözüm yüzeyi boya ya da herhangi bir baska malzemeyle kaplamak gibi geliyor.

muscol (20 Ekim, 2006 19:36 Cuma)
Sultanahmet'e yolu düşenler için Gülhane parkı'nda büyükçe bir tramvay trafosunun üstüne yapılmış güzel bir çalışma var.

gandy.phoebus (20 Ekim, 2006 23:09 Cuma)
evet oldukça sinirleniyorum bu tür olaylar karşısında. üniversiteler onca sanatçı, tasarımcı, iletişimci yetiştiriyor, ancak kim bilir kimlere peşkeş çekme uğruna onlardan asla faydalanılmıyor, birikimleri artıdeğere dönüştürülmüyor. benzer bir durumu, geçtiğimiz yaz portfolyomu basmak için kırtasiyede beklerken yaşamıştım; kırtasiyenin yakınındaki 'pavyon' sahibi, reklam afişlerini kırtasiyedeki bilgisayarcı çırak gence yaptırıyordu... boşuna mı uğraşıyorum kaale alınmayan bu meslek için diye düşünmeden edemedim. istanbul'un tarihi geçmiş/imaj/kimliğine gelince; onu güçlendirmek isteyen belediye yönetimi, geçmişin cılız ve karikatürize taklidini yapmak yerine, ayakta zor duran 'gerçek' tarihi bina, mahalle ve anıtları koruma altına alır. ve tarihe sahiden saygısı varsa, o tarihi yapılara sadece kâr kapısı olarak bakmaz, kültürel artıdeğer olarak sahip çıkar. belediyenin yaptığı ise sadece gözboyamadır, sömürüdür, yıkımdır. ben eski halini kesinlikle tercih ederim, çünkü nötr, çünkü çarpık bir ideoloji eseri değil, çünkü illüzyon arayışında değil, çünkü bana bir 'gösteri' empoze etmiyor, çünkü trafonun özüne saygılı. en basitinden tüketilen onca emeğe acıyorum, o enerjinin nasıl da çarçur edildiğine kızıyorum... graffiti elbette 'komut' vererek üretilecek bir şey değil, ancak örneğin trafoların "serbest ifade duvarı" ilan edilmesi, daha yeni yeni oluşmakta olan graffiti kültürüne medeni bir teşvik yolu olabilir. gerçi trafolar yeni haliyle bile bu anlamı içeriyor denebilir; eğer istanbul'da yaşıyor olsaydım kesinlikle ben de trafolara müdahale ederdim :] daha kötü ne yapabilirlerdi diye düşünüyorum da, aklıma bir tek "american siding" (kırk yıllık yalı baskının yeni adı oldu ya bu) geliyor. nasıl kimi apartmanlar bu yüzden amerikan suburb villa özentisi kabuklara bürünmektelerse, trafolar da bir başka çeşit mutanta dönüşüyor... tarih yok, kimlik yok, etik yok.

gandy.phoebus (20 Ekim, 2006 23:09 Cuma)
Mimar Ömer Kanıpak bu trafolar hakkında yazmış, kesinlikle okuyun. Aynı yazı Radikal İki'de de yayınlanmış. Yazının dipnotu ayrıca dikkatimi çekti; "Bu arada eski İzmir Belediye Başkanı Ahmet Priştina?yı burada takdirle anmak lazım. Ahmet Priştina ve yardımcılarından Hasan Topal?ın şehrinde de elektrik trafo binaları vardı. Sevimli göstermek yerine, hepsini yer altına taşıdılar." Demek ki yurtiçinde bile doğru uygulanmış örnekler varmış. Demek ki birazcık araştırmak yeterli olurmuş. Demek ki sırf iyi niyeti görüp geçiştirilecek bir mesele değilmiş. Demek ki düpedüz kültürsüzlük eseri bir çalışmaymış...

phoenixia (20 Ekim, 2006 23:19 Cuma)
tepkiselsin..ki bunu anlıyorum..mesleğinin gerektiği değeri görmemesinden..ama tepkinin tamamen mesleki olduğunu da düşünmüyorum açıkçası..biraz subjektif geldi bana..
ayrıca kültür mirası olan şeylerin korunması,yenilenmesi konusuna kesinlikle katılıyorum..ancak, kültür mirasını "gelir kapısı" olarak kullanmak,bize özgü birşey değil.. misal bizde turistlerin-yerli-yabancı-cami gezmelerinden para almayız..ya da bir şehirden diğerine geçişte ayakbastı parası diye bir kavram yoktur..ama avrupa kentlerinde buna rastlayabiliyoruz.. eğer ülke menfaati ya da daha özelde o mirasın menfaati söz konusuysa, kültürel ya da tarihi yapılar da kar amaçlı kullanılabilir tabii..

phoenixia (20 Ekim, 2006 23:28 Cuma)
bir de..güzel,çirkin..iyi,kötü..beğenilir,beğenilmez..sanat olarak tanımlamak istenmiyorsa bile bir emek var ortada..
mimar,ressam ve desinatörden bahsediliyor..kimler,neler bilmiyorum..ama onlar da kendi mesleklerinin sahibi... aynı hassasiyeti hakediyorlar bence..
stop..:)

gandy.phoebus (20 Ekim, 2006 23:41 Cuma)
elbette sübjektif bir konumum var, hiç bir şekilde mutlak doğruları güzellikleri savunduğumu iddia etmiyorum. ancak başta Ömer Kanıpak'ın dikkat çektiği noktalar olmak üzere, bu uygulamanın neden sakarca, bilinçsiz, tehlikeli veya hatta kötü niyetli olabileceği konusunda yeterince elle tutulur argüman verdiğimi düşünüyorum. tarihi yapılara ticaret adına tecavüz meselesinde asıl kastettiğim, Ankara Havagazı Fabrikası'nın yıkılması, Haydarpaşa'nın muhtelif projelere alet edilmesi veya Büyük Ankara Oteli'nin belirsiz akıbeti gibi sermaye odaklı müdahalelerdi. son olarak, güzel-çirkin ayrımının ötesinde birşeyler anlatabildiğimi umuyorum. hem ülkem için yüksek standartlarım, üstün beklentilerim var phoenixia'cığım, sırf çok çaba harcanmış diye hoşgörecek değilim. ve inan bana, Hitler de gecesini gündüzüne katıp çok çalışırdı, ama bu yüzden hassasiyet falan gösterecek değilim... stop, yarın devam edelim :)

phoenixia (20 Ekim, 2006 23:50 Cuma)
peki demek istediklerini anladım..demek istediklerimi de anlatabildiğimi düşünüyorum.. ülkesi için yüksek beklentileri olan tek kişi değilsin..;) ben çok çabadan ziyade,kendin için gösterilmesini beklediğin itibar,saygı ve önemi benzer konumdaki kişiler için de kullanabilmelisin diyorum.. Hitler benzetmenin fazla ekstrem olduğunu düşünüyorum...
ama ben tartışmaya devam etmeyeceğim.. :)yok kaçmıyorum..:):)
herkesin fikri kendine..biz yarın da,öbür gün de..bi hafta da tartışsak değişmez sanki...ama beyin fırtınası ya da iletişim açısından hoşuma gitti..teşekkür ederim..:)

bineger (21 Ekim, 2006 11:56 Cumartesi)
Aza kanaat getirmeyen çoğu bulamazmış düşüncesinden hareketle ben bu yapılan çalışmaları iyimser karşılıyorum. Hani hep örnek verirler ya temeli olmayan binanın üst katına çıkılmaz. Bu durumda öle toplumun santsal ve kültürel ortalmasının pek de üstünde işler yapılmasını kimse beklemsin. Yavaş yavaş bir şeyler olmaya başlıyor ülkemizde bu da umut verici gelcek için.

alisureyyatorun (22 Ekim, 2006 00:19 Pazar)
ben anlamam vallah adam yapmis boyamis parasini almis eyvallah demis. sanat konulu tartismalardan da kaciniyorum artikin.

o kadar ugrastik 9 ay ermanla ter doktuk demirdokume bir cd yaptik guzel olmasina cabaladik . genel mudur iki gun sonra begenmeyip kendi reklam ekibine yeniden tasarlatmis. bikac gun oncede revize tasarim elime gecti ki evlere senlik bir is olmus. ermanin "hic yapmasalarmis daha iyiymis" lafi da revize ise tam oturuyor.

isini yap parani al gerisini salla. sinirim bozuldu tabi ama bu isler boyle. bosuna ugrasiyoz vallah gandy.

gandy.phoebus (23 Ekim, 2006 20:04 Pazartesi)
sevgili günlük, ben de trafolara özendim, bugün sanat giydim de çıktım dışarıya. herkes iltifat etti, ne kadar yakışmış dedi. keşke herkes sanat giyse. haydi günlük, sen de sanat giy. sevgiler günlük. ehem, nerede kalmıştık? ha, Hitler benzetmesi. Ömer Kanıpak'ın da örneklediği gibi, konuyla doğrudan bağlantılı olduğunu düşünüyorum, hiç de ekstrem bir benzetme gibi gelmiyor. bu konuda "Architecture of Doom" belgeselini tavsiye ederim; Hitler'in nasıl bir sanat arayışında olduğunu, ve Wagner'den 'yadigar' kalan gesamtkunstwerk arayışının nelerle sonuçlandığını iyi anlatıyor. ayrıca Arkitera'da konuyla bağlantılı bir söyleşi buldum, daha makul seçeneklerin mümkün olup uygulandığını gösteriyor. bu örneğin ışığında tekrar sormak istiyorum; bu yapılanlar 'ne de olsa bir başlangıç' mı, 'hiç yoktan iyidir' mi, sahiden 'umut verici' mi?

phoenixia (23 Ekim, 2006 23:38 Pazartesi)

sevgili günlük,
sanatçı olmak mı,sanat olmak mı daha zor bilmiyorum.. kendim için yapıldığımda sanat olarak değer görüyorum, birileri için yapıldığımda kıymetim bilinmiyor..
hele tasarım icra ederken iş daha da içinden çıkılmaz oluyor.. adı müşteri olan kişilere iş yaparken, hernekadar müşteri merkezli çalışsan da, anlamazın biri "bu kadar sürede bunu mu yaptınız,mahalledeki bakkal bile daha iyisini yapardı" şeklinde, tanımlamak bile istemediğim bir tavır sergiliyor.. kapıyı vurup çıkasım geliyor.. yapamıyorum.. herkes herşeyi çok biliyor ya.. ama bu mesleğin zorluğu burada sergi salonlarında kendin olabilene kadar,başkaları olup para kazanmalısın..sanırım..neyse..

sevgili günlük,
içim sıkılıyor.. herkese saygı duymak,dinlemeye ve anlamaya çalışmak güzel, ama yorucu.. çünkü herkes birbirine aynı yaklaşmıyor.. umut taşımak istiyorum.. iyiye yormak istiyorum.. pozitif düşüncelerin, n'olursa olsun artması gerektiğine inancım adına bunu yapıyorum.. eleştirmeyi de çok seviyorum,muhalefeti de.. eğer iyi olana taşıyacak,farklı açıdan bakmayı sağlayacaksa.. ak olana kara demem sırf bu yüzdendir bazen... 
ama sırf fiziksel olarak ispatlandı diye ışığın doğrusal olduğuna inanmak zorunda mıyım..parçacık olarak da yayılır çünkü..ki bu fizik,daha kesindir kuralları.. o yüzden eğer,çok doğrusu olabilecek bir konuysa masadaki, başkalarının çizdikleri "doğru"ları kendi doğrum kabul etmeme hakkım yok mu..

sevgili günlük,
bugün bayram...:) dinlenmek lazım...
diyorum ki ne hepsi, ne hiçbiri..

sevgiler..kendine iyi bak...

Siyah (24 Ekim, 2006 11:30 Salı)
gandy.phoebus çok haklısın...

sadi (su geçirmez balık) tekin (25 Ekim, 2006 11:52 Çarşamba)
aza tamah eden çoğu bulamaz doğrusu ama işte öyle.. diyesim geldi..

cemgul (25 Ekim, 2006 15:11 Çarşamba)
Şehirdeki her çirkin yapı ve objenin üstünü çiçekle böcekle kapatalım o zaman, olur mu? Olmaz.
Trafo bir duvar değil 3 boyutlu bir yapıdır. Bu yüzden derdi ressamla değil mimarladır. Trafo kırık dökük bir harabeyse üstünü picasso boyasa ne yazar? Güzel modern bir trafo projesi çizdirilir, uygulanır, periyodik olarak kirlendikçe boyanır. Budur. Şehirdeki kirli yapıları ve çirkin objeleri resimle graffiti ile kapatmak süper dandik bir fikir.
Pisliği kapatmak için gidip oraya resim yapan da "sanat" falan derse trafoya bağlayıp şalteri indirmek lazım.

maral meral (26 Ekim, 2006 13:13 Perşembe)
gayet güzel olmuş..ayrıca arkadaşın dediği gibi bu bir başlangıç. 
emeği geçenlerin ellerine sağlık.

ix (26 Ekim, 2006 14:26 Perşembe)
biri ortamın yapısına uygun yapılmış gibi bir şey söylemiş...
hoop bu:
"2004 sonunda başlayan çalışma kapsamında trafoların fotoğrafı çekildi, sonra fotoğraf üzerinden çevreyle uyumlu görüntü tasarımı yapıldı."

şimdi yukarıdaki resme bakın, ilkine... çoğunluk onun metrocity ve renault binasının önünde olduğunu biliyor. peki metrocity'e ya da renault binasına -madem çevreyle uyumlu- benziyor mu (yapısal olarak)?

ikincisi resime iyi bakın. çocuğun kafasının olduğu seviyeden sağa doğru, evet bir kuru kafa yani tehlike var işareti. bu da saçma değil mi? madem tehlike var neden böyle bir yer güzel görünsün ki? yani boyalı olsun, ölüm tehlikesi yazsın, elektrik hattı yazsın ya da yer altına taşınsın. insanlardan çoluktan çocuktan uzak olsun. boyası iğrenç olsun ama kimse yaklaşmasın. trafolara sanat falan yapmasınlar, gerekli önlemi alsınlar yeter.

not: bunlar bana hep ortaköy beşiktaş arasında  duvara  yapılmış  garip bir sanat çalışmasını(!) hatırlatıyor. bir şeye benzetemediğim, zübeyde hanımlı, askerli satrançlı bir çalışma... pardon sanat çalışması... 

phoenixia (26 Ekim, 2006 14:30 Perşembe)
tamam ben pes ettim... 
ağzımda koca çiklet-tükrük salgımı arttırsın diye- tüm şehirdeki boyalı trafolara tükürmeye gidiyorum...tükürüğüm biterse kırmızı sprey boyamı kullanacağım...o da yetmezse üç beş dinamitle işi çözerim...
sanat olduğunu hiç savunmamıştım zati... istediğim herşeyi yapabilirim...
.
.

kirmizi77 (27 Ekim, 2006 17:01 Cuma)
olmamis, olmuyor kisch'likten öteye geçmiyor (dogru yazmisimdir umarim ben) :(

sadi (su geçirmez balık) tekin (27 Ekim, 2006 17:04 Cuma)
kitch.. kitchen'dan geliyor. (sabahları sadece)  

mug (07 Kasım, 2006 23:25 Salı)
kitsch;estetik kaygıdan yoksun,bezemeye süse dayanan,sanat taklidi...Süslemeye dayanan yenilik getirmeyen bu kitsch ürünler için 'sanatla giydiriliyor','santsal yaklaşım' gibi kelimelerin kullanılması bile üzücü aslında...

c (10 Kasım, 2006 10:59 Cuma)
kitsch sadece sanat değil, doğa taklididir. doğal olanın  taklididir. örneğin yapma gül kitsch'dir. makine ile dokunan türk halıları kitsch'dir.

phoenixia (10 Kasım, 2006 11:16 Cuma)
kıyafetlerdeki kitsch(modası) ne oluyor, hatta hatta makyajdaki peki.. genel kabul görmüş olanın dışında mı demek oluyor bu durumda.. yolda yürürken dönüp tekrar bakmak istenen-hatta bakmak isteyip de,ilgilenmiyormuş gibi davrandıklarımız- diye bir de kıstas getirsem... beyin dalgalarım beni vazgeçirse bu kıstastan,ama yazmış da olsam bi kere...sussam...
:)

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.