Yorumlar
esperanto (14 Kasım, 2007 01:34 Çarşamba)Turks are crazy, we are going to sell it in IKEA to Turks for the future catalog, lol : ))
*tebrikler Murat Nurol...o yarışmanın yüz akıydınız gerçekten!
ArdA_KilavuZ (14 Kasım, 2007 02:01 Çarşamba)ilk defa izledim, gercekten guzel, hemserim oldugu icinde ayrica bir gururlandim :) .
ARTanubis (14 Kasım, 2007 09:20 Çarşamba)ne kusel haber bu yarebbim... ferhatt eline sağlık:)
bu merdiveni çok severim ben de... bizde olsa...
msecure (14 Kasım, 2007 10:16 Çarşamba)Bu merdivenin ben o yarışmada 1. olacağını sanıyordum ama ilk 3'e girememişti. Bayağı şaşırmıştım. Gerçekten güzel bir icat.
estet (14 Kasım, 2007 12:17 Çarşamba)Şık merdivene , şık haber olmuş :)
gullusum (14 Kasım, 2007 15:21 Çarşamba)dell garajda olusmus bir marka...urfa merdiveni odunlukta, aslinda Murat Nurol o kadar dogru birsey soyluyor ki..."verimsiz urun adami mucit yapiyor". tebrik ediyorum. super ise yarar super basit kullanimli, tebrik ediyorum. eller bosta hop hop hop yukari bayildim...bir de pek hazircevap, cem yillmaz'a son saniye golu atmis...yolu acik olsun.
her eve lazim. bunu satsin ikea'ya, yikilir buralar vallahi billahi...hele almanya'da herkes kendi isini goruyor kapisir millet.
buraKargın (15 Kasım, 2007 02:22 Perşembe)Murat Nural değil mi mucitin adı, her yerde öyle yazıyor.
Tebrik ediyorum, inşallah daha iyi yerlere gelir.
Cem Yılmaz'la iyi bir ikili olmuşlardı, resmen beslenmişti hazırcevaplığından ya! :)
- Senin gözün yükseklerde...
- Ama ben 150 kiloyum, manevi olarak.
- Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden...
- Para orda, parayı al!
- Hani bi laf vardır ya bana kalırsa diye, bana kalmaz onu söyleyim...

sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Kasım, 2007 02:35 Perşembe)yaprak sarma makinası gibi olmasından korkarım ben bu icadın sonunun..
bi de.. bi de.. bi erke dönengeçi vardı sahi, ne oldu ona?
mezzoalto (15 Kasım, 2007 08:29 Perşembe)yaprak sarma makinası içli köfte makinası gibi türk pazarlarında güzel satılan bir üründür sgb:) yani ikea'da pazarlama ihtimalimiz yok diye küçümsemeyelim, türk insanının ihtiyaçlarını gideriyor işte kendi çapında:))))
sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Kasım, 2007 09:19 Perşembe)küçümsemiyorum mezzo ama bence bir başarısızlık örneğidir adet olarak güzel satsa da.. (bundan da emin değilim) önemli olan yapılan bir buluşun katma değer yaratabilmesidir. benim kriterlerime göre pazarlarda, işporta tezgahlarında satılması üzücüdür.
ferhat can (15 Kasım, 2007 11:50 Perşembe)yaprak sarma makinası yaprak sarmak türk kültüründe olduğu için başarısız olmuştur herhalde.
ama merdiven herhalde olabilecek en global ihtiyaçlardan birisi.
kütüphaneler, tamirhaneler, tarlalar...
sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Kasım, 2007 12:31 Perşembe)kültürle bağlamaksızın, pazarlama ve konumlandırma beceriksizliği için bir evhamdı benimki..
mezzoalto (15 Kasım, 2007 12:48 Perşembe)ama yani sonuçta "tembel avrat"lar i��in -quoting from babaannem- üretilmiş cihazlar bunlar, ferhatt'ın da dediği gibi kültür zaten o yaprağı kendin sar, o köfteyi de kendin oyup doldur diyor.. hepten beceremiyorsan al sana makinesi diye geliştirilmiş, o ööle şık bişi deil zaten, pazar dışında kendisine bir mecra bulması zor..
türk kahvesi makinaları da iğrenç plastikten ve sadece pazarlarda satılan şeyler olarak başlamıştı, sonra bir trend oluştu "türk kahvesi içme"ye dair ve o zaman arçelik-arzum üretime geçti.. yakın zamanda bir "yaprak sarma yeme" trendi çıkarsa, sushi setleri gibi o makina da, elbette daha güzel ve user friendly tasarlanmış olarak vitrinlere çıkacaktır.. şimdilik evrimsel gelişim sürecinin başında ve biraz primitif..
ferhat can (15 Kasım, 2007 13:08 Perşembe)bir de makinayla sarılan yaprak gevşek oluyor, içine su birikiyor, kıyması falan birbirine karışıyor. yenmiyor.
ama bu merdivenle çıkılan yükselikler... hımmm bi saniye ikinci örnek gereksizmiş.
sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Kasım, 2007 13:13 Perşembe)türk kahvesi makinası değildi ki mezzo onlar. araçlar için su kaynatmak için 12 voltla çalışan edevatlar idi. türk kahvesi makinasının evrim sürecine dahil etmezsek sevinirim. insanların bunu (aynı zamanda) türk kahvesi yapmak için kullanmaları bunu değiştirmez :)
gene ürünün özelliklerine gereksiz takılıyoruz bence. peki o zaman hemen şöyle düzelteyim; "umarım tv'den pazarlanan bir ürün haline gelmez!"
ARTanubis (15 Kasım, 2007 15:01 Perşembe)onların kahve için olmadığını senden öğrendim sgb şimdi.. çok ilginç.. primitif araç kettle'ları yani...
mezzoalto (15 Kasım, 2007 18:01 Perşembe)benim gördüklerimin hepsi fişliydi ama??? ayrıca bence onlar evrimin bir parçası:) sonuçta bir ihtiyaç olduğunu, herkesin cezveyle pişiremediğini, her daim ocak bulunamadığını göstermiş oldu:) ayrıca "ne var ki, tvden pazarlansa noolucak, ben bayılıyorum orda pazarlanan şeylere" dicem, sgb sopayla kovalayacak beni herhalde ondan sonra:DDDD long live "nicer dicer", god bless abshaper2000:PPPP
bi de merdivene geri dönecek olursak, aklıma takılan tek şey şu.. çıkarken veya inerken takılırsa, naapılıcak.. sonuçta yanlış anlamadıysam basamağı taşıyoruz yukarıya di mi..
sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Kasım, 2007 18:10 Perşembe)fişli olsa da aynı mantık canım.. fişliler ve çakmak soketliler.. hepsinin amacı aynı.. mahrumiyet anında su kaynatmak.. boşuna direnme :)))
mezzoalto (15 Kasım, 2007 19:55 Perşembe)bana ne bana ne, o şey bizim eve türk kahvesi makinası olarak satıldı ve girdi ve öyle kalacak benim için:) fişli şeyden araç kettle'ı da olmaz:) hıh!:)
Samet ŞEVİK (16 Kasım, 2007 01:10 Cuma)Tahta elektrik direklerine yıllardır bu sistemle çıkılıyordu,
yani çokda büyük bir buluş değil.
İsim olarakda yarışmaya katılan kişinin kendi memleket ismini vermiş olması biraz komik olmuş.
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.