Yorumlar
valerie (mana) kozmonovic (24 Mayıs, 2009 01:42 Pazar)şerrrrefsizim demiştim.
"aaa ne güzel yapmışlar bravo, kesin çalıntıdır" hehehe
acı
ama
gerçek....
türk reklamcılığının geldiği noktaya bak.
sen asıl yaratıcı, beynin kımıl kımıl olduğu yaşlarında genç insanlara reklam yazarlığı yaptırma. beyni pörsüsün ancak o zaman reklam yazarı olsun. olacağı bu. n'apacak o yaşta adam/kadın? o korkuyla çalacak çırpacak. koltuk bu. pahalı da bi koltuk nasıl bırakılır?
bence kapatalım dükkanları olmuyo bu iş yapamıycaz galba. daha fazla rezil olmayalım.
(buralarda sinirlenmeye başladım.)
cleanclothes (24 Mayıs, 2009 02:16 Pazar)meslekte pişmek, pişkinlik kazanmakla aynı zannettirilmeye çalışılıyor... yüzün kızarmaması, ortada yüz kızartıcı bir durum yokmuşçasına davranılmasının pişkinlik değil, pişmek olduğu söyleniyor...
her yiğin bir yoğurt yiyişi var (markayı hatırlayan hatırlar çok uzak zaman değil) kampanyası'nın canadian birası'nın (I'm canadian) kampanyasıyla aynı olduğunu söylediğim işin prodüktörü'nün cevabı... koyduk yanyana baktık yaptık... oldu... niyet iyi değil... çünkü iyi niyet bile, hafifletici bir sebep olabilir duruma göre...
THY belki kristal elmaya bile katılmıştır bile, şunun şurası 3 haftaya veriliyo ödüller... o derece...
geçtiğimiz yıl istanbulda worldwide bir ajans, kendi networkündeki bir diğer ajansın yaptığı işi türkiye mecrasına adaptasyon yaptıktan ve o iş kanallarda döndükten sonra...o işi kendileri yaratmış gibi, o iş ile kristal elmaya katılım yapmıştı... bu da o derece...
üzgünüm,
Yalçın (settar) Pembecioğlu (24 Mayıs, 2009 02:28 Pazar)Sütaş'a Güzel Sanatlar'ın çaktığı Molson reklamı tartışmamız
şuradaydı. Aynı dönemde Sütaş'ta pazarlamada çalışan bir arkadaşıma konuyu sorduğumda "fikrin patenti olmaz" demişti bana.
valerie (mana) kozmonovic (24 Mayıs, 2009 03:40 Pazar)haa adamlar enayi oturup kafa patlatıp fikir bulup onu görselleştirmek için kıçını yırtıyo. bi biz türkler zekiyiz zaten. başkası yapsın biz araklayalım. fikrin patenti olmaz ise neyin olur a benim canım pazarlamacım? yani illa resmi olarak patenti mi olması lazım? etik nerde? gurur nerde? yeni bi şeyler yapma yaratma onunla gururlanma isteği azmi nerde? gerçekten yaratıcı, kafası basan insanları almadıkça işe ajanslar, böyle de gider bu. yaratıcı ajans kendine yaratıcı ajans diyecekse en başta yetenek avcısı olacak. zehir gibi insanlar ajanaslara girmek için kıçını yırtarken saçma sapan kişiler reklam yazarlığı yapıyo. çooook acayip yazarlar tanıdım çoook :) şakaysa hiç komik değil ciddiyse çok komiktiler :) ve ciddiydiler :)
Volkan ATAY (24 Mayıs, 2009 12:20 Pazar) 
Sn Art Grup yetkilileri, aşağıdaki soruları, yukarıdaki grafiğe göre
cevaplayınız!1) Web sitenizde yayınladığınız
değerlerinize ne oldu?
2) Stratejiyi ve Cesareti, Stratejik olarak müşteriyi kandırmak, Çalıntı sanat yönetimi ve fikri kullanabilme cesareti olarak mı algıladınız?
3) Ajansta çalışan Yaratamayıcı Yönetemeyen ve Sanat Yönetemeyenler'e bu ay da maaş ödenecek mi?
4) THY'ye bu prodüksiyon için fatura kesilecek mi?
5)
Utanmadınız mı? snt (24 Mayıs, 2009 12:45 Pazar)Kendi kendimize öfke kusacagimiza bu rezaletleri daha yüksek sesle protesto edecegimiz bir mecra yaratsak ya... Mediacat ve Marketing Türkiye olmaz. Biri Atlas Jet tartışmaları sırasında fikri değil stratejiyi kullandıklarını iddia eden Derici'nin oyun parkı, öbürü de Reklamcılar Derneği kisvesi altında Patroncular Derneği olma vasfına daha yakın derneğin... Naif bir blog ya da Coloribus benzeri bir derlemeden bahsetmiyorum. Neredeyse akademik bir ciddiyetle yapalım bunu. Bir kara listemiz olsun mesela, sadece ajansları değil künyelerden yaratıcılarını da afişe edelim. Kafamıza göre değil ama objektif belirlenmiş kriterlerle, bir komisyonla... Ciddiyetle. Karalamak için değil, "fikrin patenti olmaz" zihniyetine; "Fikir de bir ticari metadır, çalan da hırsızdır" demek için. Hangimizin cüzdanının patenti var, alla'sen? Ben gönüllüyüm bu konuda bir mesleki insiyatif içinde olmak için. Başka gönüllü varsa kaleye mum diksin...
massattack (24 Mayıs, 2009 12:52 Pazar)Ben cok begendim. Emegi gecenlerin ellerine saglik. Gayet basarili bir cakma. Son zamanlarda boylesine guzel taklitlere rastlamak pek mumkun degil. Ulkemizde cakma lansman sektorunun gelistigini gormek bana gurur veriyor. En nihayetinde bizim de hak ettigimiz yere gelecegimizden eminim.
Arastiran, arsivleri karistiran, adaptasyonunu gerceklestiren, gecelerce uykusuz kalip uygulamayi musteriye entegre eden ama bunlari yaparken her seyden daha degerli oldugu halde patenti olmayan fikrin sahibinin emeklerinin uzerine afiyetle sican ekibin essiz emegine saglik.
dozdenoir (24 Mayıs, 2009 14:54 Pazar)reklam ajanslarının ticari bir kuruluş olduğunu unutmamamız lazım... hepsi müşterilerinin reklamlarından ciddi komisyon alan ticari şirketlerdir. Ülkemizdeki her ticari şirket gibi çalmak ,esinlenmek onların da hakkıdır. Ülker yıllardır yurt dışı fuarlarına alınmıyor. Neden? İsveç
Norveç, Alman ne kadar çikolata firması varsa hepsinin tasarladığı, bulduğu ürünlerin aynılarını birebir kopyaladığı için... E ne oldu Ülker isveç devini satın aldı sonunda. Çalarak kopyalayarak orta doğu, afrikaya sattı. Bu da başarı oldu. Çünkü para kazandı. Bu sadece tek bir örnek. Gaziantep'te bulunan bir çok tanıdığım (ben daha gidemedim ama) türkiye'nin çin'i olarak lanse ediyor. Herşeyin replikası çok daha ucuza... Türk reklamcılığındaki tüccar zihniyeti bundan farklı değildir. Farklı olmasını da bekleyemeyiz. Arada bir çıkan güzel işlere sevinmek dışında çok da birşey yapılabileceğini sanmıyorum maalesef. Maalesef diyorum çünkü reklamda yaratıcılık çalıntı olayları nüfusun %0.1 'inin %25'i dışında kimseyi rahatsız etmez, sinirlendirmez ve delirtmez.
@mana : reklam yazarının para kazandığına dair ilginç bir fikre nereden kapıldın :)) yok öyle birşey kandırmışlar. Parayı sadece ajans sahibi kazanır. Gerisi yalandır :p
Alp (pimoka) Esin (24 Mayıs, 2009 16:33 Pazar)şimdi gözlerimizi kapatıp bu rasıl oldu hayal etmeye çalışalım :
benim önerim bunun doğrudan müşteri talebi olabileceği yönünde. Bir kanaldan internetten falan bu işin orjinali görülmüş izlenmiştir ve ajansa doğrudan buna benzeyen bir iş istendiği ya açıkca söylenmiş ya da gözden kaçmayacak şekilde ima edilmiştir. bu noktada bir numaralı esnaf kuralı devreye girmiş müşteri herzemen haklı olmuştur.
hem zaten:
- böylesi ucuzdur
- denenmiş ve kabul edilmiş bir iş risksizdir.
- canım zaten prodüksiyonuda kolaymış baka baka yaparızdır.
- telif mi? canım reklamın telifi mi olur aman yaaa
- dava açsalar en kısa 3 normali beş yıl karara itiraz edersek en az 3 senede danıştayda bekler o zamana kim öle kim kala.
- benim müşterim memnun abi size nooluyo?
- ben bu maddalama işinden sıkıldım isteyen devam etsin çünkü çok uzun sürcek gibi :)
son bi not aynı art grup iki sene kadar önce ziraat bankası cumhuriyet treni işindede dişe dokunur bir açıklama yapamamıştı diye hatırlıyorum yanlış mı hatırlıyorum?
şurda biraz detay var.
phoenixia (24 Mayıs, 2009 23:08 Pazar)müziği başka türlü olaymış bari..
pinaria (24 Mayıs, 2009 23:11 Pazar)@phoneixia +1 bende tam onu yazacaktım hadi çaldın bari tek birşeyini değiştir, kendinden bir katkın olsun..
AddWork (24 Mayıs, 2009 23:12 Pazar)O kadar güzel ki, değiştirmeye kıyamamışlar. :)
cemgul (24 Mayıs, 2009 23:18 Pazar)Ajans: Zart Grup
Post: Sinefekt
Comp: Alper Oktay - Özgür Taparlı
Ses: Cem Gönenç
http://www.sinefekt.com/v3/tr/showreel.html
erhan (spawnie) özkantarcı (24 Mayıs, 2009 23:34 Pazar)Mersin'deki çeyiz mağzası İstinye Park'ın reklamlarını Copy&Paste yaptıda ne ceza aldı? Kim sesini çıkardı? Sektördekiler bile gülüp geçti. Ordaki durumda da çıkış noktası "Fikrin Patenti Yoktur" mantalitesidir burdaki durumda da çıkış noktası "Fikrin Patenti Yoktur" mantalitesidir. Birinin mecrasının Mersin'deki billboardlar, diğerinin mecrasının ulusal kanallar olması yapılan ayıbı veya "suçu" ne hafifletir, ne de meşru kılar. Ama burası Türkiye, biz bunlara çoktan alıştık..
cleanclothes (24 Mayıs, 2009 23:49 Pazar)fiş gitti olay bitti... konkur açıldı müşteri gitti... yiyen yedi...
bakalım yeni yer neresi, sıra kime geldi...
THY'nin nerdeyse 12-18 ayda bir yaptığı ve ajansların bir dolusunu tükettiği bu konkur süreci, bakalım ne zaman sona erecek...
THY'nin evlenip balayına değil, kısa sözleşmelerle alayına taktiği ajanslar bitinceye kadar mı sürecek...
ruprect (25 Mayıs, 2009 09:53 Pazartesi)(evvela bu yorumumu sevgili pho'ya ithaf ettiğimi belirtmek isterim:))
Bu fikirde çalınacak ne varmış ben anlamadım? gayet vasat bir çalışma. eminim art grup kreatiflerinden çok daha iyi alternatifler çıkmıştır ama ajans yönetimi + müşteri baskısı bu sonuçta etkili olmuştur. yoksa hagaten çalmaya değmez.
seyhan (spell) kaya (25 Mayıs, 2009 10:12 Pazartesi)
:))) Cemgül Zart Grup'a çok güldüm, çok yaşa emi
Türkiyede pek çok konuda olduğu gibi bu konudada yasal açıklar var. Ciddi ciddi okkalı cezalar verilse en azından daha özenli çalıntılar görürüz.
fatih (indianropetrick) gül (25 Mayıs, 2009 10:38 Pazartesi)Ben THY olsam benim için çalışan ajanslar en çok hangi ajansın işlerinden çaldılarsa o ajansla çalışırdım.
burakbirer (25 Mayıs, 2009 11:45 Pazartesi)terbiyesizlikten başka bi şey değil bu yapılan, Quebec Loto'nun nesini THY için uygun gördünüz de yapmalar kalktınız hatta utanmadan yaptınız? Yine aynı şeyden bahsediyoruz aslında, strateji olmayınca güzel görünen herşey reklam sanılır güzel görünen herşey uygulanınca işe yarayacak sanılır. yine çok güzel bir örnek daha yaratıcı strateji olmaksızın, iletişim stratejisi olmaksızın yapılan işler..... ayıp gerçekten. Ülkedeki tüm ajansların bu kadar vahim durumda olması gerçekten üzücü,Üç kuruşluk strateji belirlenmeden yola çıkma uslubundan vazgeçmedikçe bunlar böyle olmaya devam edecek. Yİne aynı şekilde rütbe takılarak yükselen kişiler olmaması gereken konumlarda, yapmaması gereken işlere kalkışınca, yetkinliklerini aşan işlere bulaşınca böyle oluyor.!!!!!!!!!!!!! ayıp!!!!
valerie (mana) kozmonovic (25 Mayıs, 2009 12:30 Pazartesi)dozdenoir: nerden çıkarıyorum? reklam yazarı olmamdan çıkarıyorum sanırım. tanıdığım ve bildiğim kadarıyla da hiç bir reklam yazarı sosyal sorumluluk olsun diye yazarlık yapmıyor. ben zaten manyak gibi para kırıyorlar demedim. sonuçta meslekleri bu, şu kriz ortamında da kimse koltuğunu kaptırmak istemiyo dedim.
ayrıca biz reklama sanat demiyoruz. ama bu iş ticaret demek çalmayı meşru kılmıyo bunu anlatamadık bi türlü. sen süpersonik bi çamaşır makinesi de üretebilrisin, ama adam bunu hiç emeksiz çalıp üretirse, "sanat mı yapıyoruz ticaret bu, çalarım ki" şeklinde savunmasını yapması herkesi güldürür. evet ticarettir. ama saygınlığını kaybeder.
ha asıl mesele, tamam çal, tamam reklam ticaret. o zaman kalkıp da çaldığın fikirle "yaratıcılık" yarışmalarına katılamazsın, yukarıda gösterdikleri gibi "ilkelerini" sıraladığın sallamasyon şeyler yazamazsın sitene orana burana ne kadar yaratıcı olduğuna dair. yaratıcı ajansım diyemezsin. yoksa işte böyle popomuzla güleriz sana. ha para kazanmış kazandırmış olursun. ama imajın üretemeyen, hırsız, kafası basmayan insanların çalıştığı bi ajans olur.
valerie (mana) kozmonovic (25 Mayıs, 2009 12:32 Pazartesi)ha bir de reklam yazarı değil sadece sorumlu, kreatif direktör vs vs.... 6 milyar alan yazar veya 45 milyar alan kreatif direktör (rakamlar gercektir, ha bunlar yüksek meblalar değilse senin için bilemiycem dozdenoir) neden bıraksın ki koltuğunu?
dozdenoir (25 Mayıs, 2009 13:23 Pazartesi)manacığım CV'yi nereye göndermem lazım :p (tabiki rakamlar türkiye standartlarına ve tabi bana göre oldukça iyi, benim taşım başkasına : ))
Zaten ben de reklam ticarettiri savunmadım. Türkiye'de ticari mantık bu iken reklamcılardan da başka bir şey beklemek fazla idealist kaçıyor. Keşki işlevsellik ve yaratıcılığı aynı anda yapabilsek ama maalesef olmuyor. Kısa zamanda çok alternatifli işler yapmaya çalışan ajanslar çalma, çakma, esinlenme işler ile ilerliyor ve tam da dediğin gibi koltuk ve para sevdasına bırakmıyorlar. Bırakmamak için de her yolu deniyorlar.
Bu da bizim gibi %0,1 lik bir kitleyi sinirlendiriyor. Belki de bir değişimin olacağından fazlasıyla umutsuzum ondan legalleştirmeye çalışıyorum...
burakbirer (25 Mayıs, 2009 13:34 Pazartesi)@mana:
kesinlikle katılıyorum tüm söylediklerine, şunu da ben ekleyim hatta:)
KOMİK OLMUŞLAR , hem sitelerine şöyle yaparız, şöyle kaçarız yazıp hem de bu naneleri karıştırdıkları için komik duruma düşmüşler. Çalmanın bile bi edebi olur yahu en azından gizleseydiniz bari, madem THY nin parasını alıverecektiniz ceplerinden, bi de bunu biz yaptık, biz yaptık en yaratıcı biziz diye çığırtkan kuş gibi sesler çıkartmasaydınız diyorum ben bu projeninin tüm çalışanlarına tek tek :)
Hepsi bi kenara çala çala lotarya klubünün reklamını mı çaldınız :D ona akıl sır erdiremedim ben asıl. Bari başka bi uçak şirketinin işini çalsaydınız, en azından iletişim stratejiniz doğru olurdu belki, biz de derdik ki; benzer bi formul uygulamışlar, demek ki aynı stratejiye sahip iki firma filan derdik, ne bilyiim savunulacak bi tarafınız falan kalırdı!!!! o da yok:S
bolar zortar (25 Mayıs, 2009 13:42 Pazartesi)45 iyiymiş...
neresi orası?
valerie (mana) kozmonovic (25 Mayıs, 2009 13:50 Pazartesi)hahaha bana gönder cv'ni dozdenoir :)
zira tüm bu sebeplerden reklam sektörünü bırakmam ve kendimi direkt olarak ticarete vermem çok yakın.
yüzeysel okuyanlar için çok mal bi cümle olabilir ama bu ülkede reklam yapılmaz.
en azından ticarette yaratıcılık nerde başlar nerde biter kendim karar veririm :)
ve burak'a da son derece katılıyorum :)
şimdi açıklayamıycam ama bir de ilerde çok şehane bir underground projemiz olacak. bir nevi ajans oluşumu ;) beklemede ve merakta kalmaya başlayın :)
lalelibelkis (25 Mayıs, 2009 14:39 Pazartesi)son zamanlarda benim de çok sinirimi bozan çok güzel reklamlar çekiyo olmamız ve tüm bu "aa ne güzel" dediğim işlerin ÇALINTI çıkması. iş bankası maximiles, özellikle VODAFON-SELİM VE TARİFE, THY...
ya lütfen bu konuda müşteriler mi bi şey yapıyo ajans yönetimleri mi nedir bi sorun oldugunu görmüyorlar mı hala?
markaya zarar verdiğini de? (hem müşterileri hem de birer marka olarak kendileri)
burakbirer (25 Mayıs, 2009 16:06 Pazartesi)
benim görebildiğim, bilgi ve deneyimimin yettiğince yorumlayabildiğim kadarıyla; sorunumuz teknik yetersizlikden çok, hem reklamverenin hem de reklamcının işi önemsemiyor oluşu.
bilmiyorum bu görüşüme katılırmısınız fakat teknik açıdan her şeyin kopyasını, taklidini yapabilmekteyiz. Hatta görsel çözümlemeler açısından çoğu zaman çok özgün şeyler yapılabilmekte. Fakat işin asıl boyutu, yani yapılan işin neye yarayacağı, ne anlam ifade edeceği, bu araçla ne elde edileceği hala düşünülmemekte ve önemsenmemekte....
çoğu zaman önce görsel iletişim ögeleri çözüldükten sonra işin rasyonalizasyonu stratejistlere, reklam yazarlarına, marka danışmanlarına ya da müşteri ekibine bırakılıyor. (o da müşteri paralıysa, yoksa rasyonalizasyona da gerek yok ;) )
kısacası çeşitli titre'lar ve sıfatlarla çalışan kişiler öncelikle kendi önyargılarına göre işi yapıyorlar ardından bu işi rasyonalize etmek adına kulp takıyorlar. Bunu bunun için yapmış olalım şunu da şu sebeple yapmış olalım deniliyor ajans toplantı odalarında aslında....
durum o kadar vahim ki bu yanlışın içinde olan reklam çalışanları da kendilerini kandırmaktalar.
bu işin tek bir şekli var önce belirlenmesi gereken şeylerin önce belirlenmesi, sonra yapılacak çözümlemelerin sonra çözümlenmesi....
Aslolan tek şey varsaymamak.
çoğu zaman ben söyledikçe insanların kızdığı şeylerden birisi de bu yine sanırım. Varsayarak yapılan işlerin başarılı olma ihtimali lotodan para çıkması ihtimali ile aynı kanımca.
güzel olabilir... Bakın yukardaki haberde aslında güzel bir iş var. Geçenlerde tartıştığımız işin de güzel olduğunu yine vurgulamakta idim. Güzel olsun diye yapıldıkça türkiyede reklamlar, lansmanlar, kampanyalar giderek daha az işe yarayan şeyler çıkmaya devam edecek ve tabi çoğu sektörü öldürdüğümüz gibi elimizdeki bu sektörü de öldürmüş olacağız. Türkiyede her yeni doğan sektörün kaymağını hızlıca birileri yer ve malesefki geriye sadece ekşimiş, etraftakilerin tiksindiği bir artık kalmış olur. Pek çok sektörümüz güven sunamaz hale gelmiştir. Hatta çoğu sektörde işini doğru yapan kişiler bile sektörün genel duruşundna dolayı tövmet altında işlerini yapmaya çalışmaktadırlar.
evet, her çuvaldan bi kaç çürük patates çıkar ama bizim çuvalın içinde son yıllarda sağlam patates çıkmaz oldu. Şans eseri olduğuna inanmak zorunda olduğum başarılar elde etmiş ve görece büyümüş reklam patronları bu örnekte de göründüğü gibi arkalarında bıraktıkları pisliği düşünmeden kaymak yemeye devam etmekteler.
neresinden tutsak elimizde kalıyor şu haliyle içinde bulunduğumuz sektör. Oyuncak edilmiş markalar zincirine bir marka daha katıldı demekten başka bi şey de yapmak pek de mümkün değil gibi görünüyor. Çünkü ilginç şekilde kimseler eleştri kabul etmiyor. Herkes en iyisini yaptığını düşünüyor. Şİmdi bu reklamın yaratıcılarını alsak gelsek buraya saaatlerce mazeretler sunacaklar ve hatta aralarından bi kaç gözü pek ,yağız yiğit utanmadan savunmalara bile kalkacak. Benzeri durumları defalarca yaşadım ordan biliyorum. "Hiç yanlış yapmayız biz" tutumumuz var olduğu sürece çalmak zorunda kalmaya devam edeceğiz. Herşeyi bildiğimizi sandığımız sürece doğru olan tek bir şey bile yapamayacağız.
bir reklam kampanyasıyla ya da reklam filmi ile ilgili "kötü bu" dediğimiz bir yorum yapmaya görelim, hemen bu reklamın ardındaki isimler sıralanır bu ülkede. Niyeyse :S yani isim çok büyük olursa, yani isim çok entellektüel olursa iş doğruya mı dönüşür?
Reklam Ajanslarımız saolsun sanki gerçekten yeterlilermiş gibi müşterilerine pazarlama iletişimi dersleri veriyorlar sözleşmelerin imzalanacağı toplantılarda. Reklamverenler de saolsun cahilliklerindne olsa gerek bu adamlara gözlerini kırpmadan inanıyorlar. Bir değil beş değil.... Keşke sadece THYnin bu reklam filmiyle kalsa bu iş, olur öyle arada diyebilsek.
Kısaca sıkıntı şu; VARSAYIYORUZ, ÇALIYORUZ, KULP TAKIYORUZ, MARKAYI MÜŞTERİYE DEĞİL AJANSIMIZI MÜŞTERİYE SATMAKLA UĞRAŞIYORUZ. İŞİMİZİ YAPMIYORUZ!
valerie (mana) kozmonovic (25 Mayıs, 2009 16:46 Pazartesi)her kelimesine katılıyorum. (teknik konusunda bazı şüphelerim var sadece)
reklam hislerle yapılır (tıpkı ticaret gibi temelde). şablonlarla kalıplarla değil.
(teknik konusundaki şüphelerim de yine bu işi hislerle yapmıyor olmaları. tekniğimiz de kopya)
her yerde bi havalarda dolaşan reklam yaratıcılarının çoğu, çalışma ortamında son derece otomatik, yaratıcılıktan uzak, şablonlarla çalışan insanlar ne yazık ki. sen farklı bir şey söylediğinde ise rutinleri bozulduğundan far görmüş tavşan gibi bakarlar. sonra kalıplarla konuşmaya devam ederler.
zamanın ruhunu özümsemeyen, zamanı takip etmeleri ekşi sözlük okumakla sınırlı, yaşı geçmiş beyni pörsümüş, sinapsları yorulmuş reklamcılardan bahsediyorum sadece tabii ki. raf ömrü kısa olan bir meslekte çalıştıklarını kabul etmeyen reklamcılar.
ve tabii "yaratıcı ajans" karmaşası. yaratıcı ajans yetenek avcısı olmak zorundadır. dışarıda zehir gibi adamlar kadınlar ajansa girmek için kıçlarını yırtıyorsa ama ajans sadece adı duyulmuş diye isimlere yatırıyorsa parasını o ajans yaratıcı ajans olamaz. nüfusunun bilmemkaçta kaçı genç bir ülkede hala şablonlarla, yaşlı esprileriyle donatılmış, yavaş, hantal, estetikten uzak reklamlar yapıyorlar, ha ya da çalıyorlar işte.
yaratıcılıkları neden iyi reklam yapamadıklarını açıklamak için kullandıkları bahanelerle sınırlı reklamcılarım benim :)
1-türkler anlamaz/ halk bunu istiyor
2-para yok bütçe az
3-zaman yok
4-müşteri istiyor/müşteri anlamaz
5-azıcık esinlendim
6-defterimi evde unuttum
senelerdir bu listeden ihtiyaçları oldukça kullanıp durdular :)
ama hiç bi bahane ilerde kendi sektörlerine ve isimlerine vereceği zararı karşılamayacak. mesleklerini sevmedikleri ve saygı duymadıkları için de burada ya da herhangi bir yerde yazan herhangi bir laf hiç bir şey ifade etmeyecek bu paramızı alalım gidelimcilere.
tims@h (25 Mayıs, 2009 19:24 Pazartesi)THY Reklam Müdürü Serdar Ekrem Şirin, THY'nin etik kuralları ve kurum kültürü gereği reklamın yayından kaldırıldığını bildirdi.
valerie (mana) kozmonovic (25 Mayıs, 2009 19:39 Pazartesi)bu çok güzel bi gelişme bence. THY gözümde bir kez daha yüceldi. eğer bilgileri dışında yapıldıysa bu durum, ajansına rest çekme, filmin tüm masrafları ajanstan çıkması koşuluyla tekrar yapılmasını isteme hakkı yok mudur müşterinin? bence olmalı. böyle böyle yaratıcı (!) insanlar daha dikkatli, özgün ve etik davranmaya başlayacaktır.
eftalit (25 Mayıs, 2009 19:59 Pazartesi)Bugün öğlen saatleri civarında fikir hırsızlığının ne boyutlara vardığını ( daha doğrusu nerelere kadar indiğini) gösteren bir gelişme yaşandı ekşi'de. Buyrun:
sozluk.sourtimes.org/show.asp cleanclothes (25 Mayıs, 2009 20:04 Pazartesi)THY bu filmin tüm masraflarını ajansına ödettirse bile yine de kevin costner filmlerinin şişirilmiş bütçesi ile ajansın THY'den aldığı paranın içinden ödettirmiş olur... yani yine THY ödemiş gibi olur... yazık olur...
ondan öte, umarım ajans kristal elmaya gönderme cesaretini de göstermemiştir...
dozdenoir (25 Mayıs, 2009 21:25 Pazartesi) yok göndermedi elmaya bugün sektör değerlendirmesi için puanlarken rastlamadım. THY iptal ederek iyi bir hamle yapmış ama hala benim gözümde peronda deve kesen firma... Unutma kampanyası başlatmak istiyorum hatta sırf gıcıklığına.
jeffparadox (25 Mayıs, 2009 21:56 Pazartesi)Ya burada o kadar guzel bir tartisma donuyor ki. Aglamak istiyorum!
cleanclothes ve
mana basta olmak uzere bu isyani tum ictenligiyle dile getiren herkese helal olsun. Tembellik, kopyacilik, ve varolan kit akilliligi elestirmek falan yetmiyor artik, sinirlenmek gerekiyor resmen. Hic bir sey uretmeden cebini doldurmaya devam eden, isin mutfagindan gecmeden salona dalmis masturbatorler ordusunun bayragi baska kisilere devretme vakti gelmedi mi hala? 2009 senesinde bile dogru duzgun bir cizgi filmin hala yapilamadigi bu ulkede, bir dakikaya varmayan sureleriyle reklamlar bile cakma ise, bir taraflarini yirtip 3-5 dakikalik kisa animasyonlar cekmeye calisanlar kendilerini ucurumdan mi atmali acaba?
cemgul (26 Mayıs, 2009 00:26 Salı)Bak demek ki saydırmak işe yarıyor bazen. Af yok arakçılara veryansına devam. Ben de çalarsam "ajans istedi yaptım" dersem dinlemeyin. Yaptıranın da yapanın da hoş karşılayanın da taaa ....
valerie (mana) kozmonovic (26 Mayıs, 2009 13:36 Salı)jeff kesinlikle.
apolitikliğin yanında daha önce de söylediğim gibi adam gibi tartışmaktan eleştirmekten korkan bi nesliz biz (herkes tarafından takdir görme ve sevilme saplantımız olabilir milletcene bilemiyorum) . bir çok kişi de düşünüyor burada ama "amaaan neden dile getireyim" diyor. ben de öyleydim. ama çok saçma. bu tür platformları, bigu'yu bu sektör için önemli yapabilecek gelişmeler bunlar ayrıca. bi kontrol dengesi, bi negatif uç oluşturmak adına eleştirmek şart. yoksa, kimse farkettiğini dile getirmezse, ayıplamazsa herkes istediği şekilde at koşturur tabii ki. ayrıca benim gözlemim direktörlerin yazarların artık (daha çok tepelerde olanlardan bahsediyorum bizim gibi genç kuşaktan değil)
biguyu daha çok takip edip dikkate aldıkları... çünkü burası bağımsız bir ortam, üç beş dergide öylesine yazılmış taraflı yazılar değil doğru ya da yanlış (okuyan ayırt eder zaten) herkesin özgürce fikrini ifade edebildiği bir yer... takdir etmeyi de eleştirmeyi de bilmek gerek, yapmak gerek ki hem yetenekli insanlar teşvik edilsin hem de hakedenler ayıplansın.
Volkan ATAY (26 Mayıs, 2009 14:05 Salı) Hâlen, Art Grup bünyesinden bir yetkili sektörün hatrı sayılır ve etkililiği bir kez daha ispatlanmış paylaşım platformunu (bigumigu) ciddiye alıp bir açıklama getiremediler...
Hoş, neyi ve nasıl açıklayacaklarsa?
jeffparadox (26 Mayıs, 2009 15:49 Salı)OH BE! Bir seyler degisecek galiba sonunda...
Bu arada helal olsun Aygul, actigin siteler sektorun bel kemigini olusturmaya basladi bile. Sendikadan mendikadan bile daha onemli bu ortamlar...
jeffparadox (26 Mayıs, 2009 15:59 Salı)Bu arada sunu da soylemek isterim: Musterisine gereken yerde dur diyemeyen, korkak, ilkesiz sanatci/studyo/ajans esit derecede kalitesizlikten sorumludur. O yuzden Cem'in tavrini cok onemli buluyorum. Benim freelance is alirken musteriye ilk soyledigim sey, baskalarinin islerini kesinlikle kopyalamadigimdir. Bu yonde is gelirse direk reddediyorum. Ben ciliz halimle ac kalip duruyorum bu prensip ugruna, ama millet miyoncuklarindan feragat edemiyor. O kadar emege, zamana, ve paraya yazik, resmen yazik. Kosu bandinin ustunde ikinip bir yerlere geldigimizi zannediyoruz...
burakbirer (26 Mayıs, 2009 20:46 Salı)darısı diğer başına gelmedik kalmayan gariban markaların başına :D bu kaymakçılar oldukça daha çok duyarız gibi geliyor benzeri olayları...
cleanclothes (27 Mayıs, 2009 10:58 Çarşamba)art grup'ta işi yapanı işten çıkarmışlar...
niye bize söylemedin mi dediler artık... ayıp bu kadar mı aynısı çalınır mı dediler... bu rezaleti seni kovarak üstümüzden atmak istiyoruz mu dediler... ortalık bi durulsun alırız yine mi dediler... ücretsiz izin mi dediler... sektör mera, sen de günah keçisisin mi dediler... bilemiyorum...
Giant_Robot (27 Mayıs, 2009 14:08 Çarşamba)Bu arada Stranger than fiction çakması MaxiMiles filmleri de kristalleri toplayacak sanırım...
Gökhan (ryan) Kurt (30 Mayıs, 2009 00:16 Cumartesi)ucuza nasil is yaptirabilirim derdine dusunce firmalar, sonlari kacinilmaz olacaktir. gercek ve yaratici fikirlere paralarini kiyamadiklari gibi, ortaya cikarilmis calinti islerinin sucunu "elemani cikartip" uzerlerinden atacaklarini saniyorlar.
cleanclothes (30 Mayıs, 2009 11:27 Cumartesi).jpg)
joelapompe'un sitesinde gördüğüm bir poster...
çok net kendisi :))
massattack (30 Mayıs, 2009 12:12 Cumartesi)Mükemmel olmuş bu clean. Bayıldım yahu.
jeffparadox (30 Mayıs, 2009 16:46 Cumartesi)Hahahaha super!
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.