Anasayfa

2178_4310.jpg Resimleri
 

Cumhuriyet Gazetesi - Seçim


Radikal'in Orijinal Demokrasi promosyonunu hayranlıkla izledikten sonra şimdi de Cumhuriyet'in seçim filmlerini izleyelim. Ajans: Concept.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


gandy.phoebus (06 Temmuz, 2007 10:09 Cuma)
tehlikenin farkında mısınız çizgisinde, yine güçlü ve rahatsız edici olmuş, iyi. ama yine de orijinal demokrasi'yi izleyip gülmeyi tercih ederim ;)

abdulaziz şahin (06 Temmuz, 2007 10:18 Cuma)
çelişki, beni hep güldürmüştür:))
üzerine toprak örtmekle kapanmıyor.

penny (06 Temmuz, 2007 10:22 Cuma)
Creaziz, örtün üzerini kapatın demiyor, "gömün" diyor :)

ardaerdik (06 Temmuz, 2007 10:32 Cuma)
ikinci film pek leziz..

byparlak (06 Temmuz, 2007 10:38 Cuma)
2cisi cok zekice gercekden!

tuuba (06 Temmuz, 2007 10:40 Cuma)
hımm 

emireruyan (06 Temmuz, 2007 12:04 Cuma)
keske sahip ciksalar cumhuriyete. Halk  icin arada bi hayirli bi isler yapsalar . Vay be bunca sene niye beklemisiz bunlari basa gecirmek icin  dedirtseler ama yok. Bulmuslar bi tane korkuluk din diye  millete dayatip duruyolar aman heyy cezayire irana doneriz mollalar gelir basimiza yok abicim turkiyede turkiyeyi ele gecirecek kadar molla artik kimlerse onlar . bunlarin zihniyeti ayni butun kurtleri pkk li sanan zihniyet. koymuslar koselere taslari milleti manupile edip duruolar . halk biraz soru sormaya basladimi dinci laik  daha sorarsa sagci solcu durmassa kurt turk laf geciremedikleri zamanda  ya darbe ya baska bisi oluo. hep bi sekilde sifira donuyoruz... uzun lafin kisasi cumhuriyeti biz koruyoruz diyenler hep alassagi etmis herseyi hep dinci bagnaz vs diye kliselerle camur atilmis adamlar ileri goturmus turkiyeyi .

meriç (zalambodont) kara (06 Temmuz, 2007 12:07 Cuma)
yavşaklığa kaçmadan orjinalliği kaybetmeden. süperyon.

bilalbal (06 Temmuz, 2007 12:08 Cuma)
tamam anlatmaya çalıştığı ortada, şimdiki iktidardan uzak duralım, bu iktidar bizi karartacak peçeye sokacak vs ok ikna oldum diyelim.

de,?? bu iktidardan kurtulcaz da nolacak? kim ne plan yapıyo bu iktidardan kurtulalım demekten başka? ülkeyi böldürmeyecez! mazot 1 ytl! DE NASIL??

2. film gerçekten hobaaa! dedirtecek kadar zekice.. ama sadece "zekice"...
tebrikler concept...

abdulaziz şahin (06 Temmuz, 2007 12:20 Cuma)

programsız siyaset ve değerleri kalkan yapmak daha ne kadar tutacak, millet daha ne kadar yutacak.


erala (06 Temmuz, 2007 12:42 Cuma)
radikalin reklamı, daha çok okur çekme kaygısı ile yapılmış geniş kesimleri hedefleyen bir çalışma gibi duruyor. halbuki cumhuriyet sadece hedef kitlesine yönelmiş. bu açıdan değerlendirdiğim zaman gazete içerikleri olarak da gerçektende fark ortaya çıkıyor.

MioCaro (06 Temmuz, 2007 12:44 Cuma)
Ben haber yapacaktim bu isleri :(
haber mi yapsam yoksa cumhuriyetin "tehlikenin farkinda misiniz?" basin ilanlarina mi eklesem diye dusunuyordum. Etkileyici ve igreti edici gercekten.

gullusum (06 Temmuz, 2007 12:48 Cuma)
ikinci reklam filmi çok çok iyi olmuş. ama bu seçim o ideolojiden kurtulmayı sağlamayacak, sadece o da belki bir başlangıç olur. ee bu memleket sağ gösterip sol vurulmasına alıştı artık, bakalım cumhuriyet bunu reklamlarında ne zaman kullanacak???

eezzggii (06 Temmuz, 2007 12:51 Cuma)
Gazetenin bütün reklamları zekice, ama karşı yapılmaya 'çalışılan' reklamsa oldukça basit olmuş. Yazık, ona birde haklısın diyen insanlar var...
Osmanlı tuğrasını görünce sizinde tüyleriniz diken diken olmadı mı?

c (06 Temmuz, 2007 13:49 Cuma)
2. film süper olmuş. Keşke ilki olmasaymış.

ruprect (06 Temmuz, 2007 13:57 Cuma)
genel görüşe katılıyor ve  ilk film çok tırt, ikincisi vay anasını olmuş diyorum. genel olarak da Cumhuriyet'in baş öğretmenliğinden çok sıkıldığımı eklemek istiyorum.

sonercelik (06 Temmuz, 2007 15:58 Cuma)
abi antalyada okudum izmirliyim iki senedirde burda calisyorum simdi geri donucem izmir nasil bilmiyorum ama antalyada bu kara carsaflilardan cok fazla var akliniz hayaliniz alamz 45 dercede geziyorlar belkim altlarinda don bile yok ama sokaklarda bir virgul yada noktaa yan yana duruncada iki nokta ust uste degilde yan yana oluyor korkutuyor bu olaylar beni
REKLAM MUKEMEL OLMUS DIYORUM
KIM DUSUNMUSSE EKIBE BRAVO

rakunzell rakkadar (06 Temmuz, 2007 16:08 Cuma)
sonercelik yazının sonunu edene kadar nefesim tükendi.. ((:

abdulaziz şahin (06 Temmuz, 2007 16:15 Cuma)
her yerde : ülkede,okulda,sınıfta mutlaka uçlar olacaktır.
bunlar geneli oluşturacak diye bir varsayım çok saçma.
adı üstünde uç kesimler. kafaya takılacak o kadar önemli mesele varken, uçlarda dolaşmak ve merkezi boş bırakmak daha vahim sonuçlar doğurur(.....) sınırların ve beyinlerin düzleşmesi beni çok üzüyor,farklılık zenginliktir.
cetvelle ölçelim,çizelim herşeyi,boynumuza asalım birer cetvel..

volkancelik (06 Temmuz, 2007 16:16 Cuma)

ikinci filmin birincisine göre çok daha yaratıcı olmuş. muzik tercihide çok yerinde olmuş, insanlarda merak uyandırabiliyor.


maral meral (06 Temmuz, 2007 18:42 Cuma)
yerinden konuşmak kolay diyorum ben. 
daha iyisi için kime güvenmeliyiz? cevap: kimseye. çünkü kimse yok. 
fakat belirtmeliyim ki: filmler müthiş.. zekice..kutlarım. 
ANCAK cumhuriyet i "peçesizlik" olarak gören dar bir görüş sadece.. utanıyorum. 
Ki Cumhuriyet "özgürlük"tür. Sussunlar artık ya..

jesuss (06 Temmuz, 2007 18:59 Cuma)
gerçektende ikinci film çok etkileyici fakat cumhuriyetin sürekli bunu vurgulaması beni artık sıktı. çünkü bu ülkenin bunun gibi çok sorunu tehlike altında kaldığı problemleri var. cumhuriyet bunlarıda vurgulasa, vurgulayabilse gerçekten çok iyi olacak.
bağnazlık gerçekten büyük bir tehlike ve dah korkutucu olan kara çarşaf giymeyen kesimdir bana kalırsa. etrafımızda kendimize ait çok bağnaz var.

tiryaki (07 Temmuz, 2007 02:39 Cumartesi)
seçime katılıp kamyon yüküyle para harcayan ama etki namına hiçe oynayan partilerin yapamadığını cumhuriyetin yapması çok güzel bi gelişme. 2. reklam ciddi bir şekilde alttaki unicef çalışmasını hatırlattı. 
Team: Team Patrick
Agency: FCB Kobza
Client/Brand: Unicef
Printwork: Unicef Islam


unicef

pazarla(R) (07 Temmuz, 2007 10:33 Cumartesi)
sandığın içindeki+5 yıldır hepimizin tanıklık ettiği tehlike artık candan bezdirme noktasında..ama reklamda denildiği gibi ' şimdi SANDIĞA GÖMME' zamanı.**cumhuriyet'in;'tehlikenin farkındamısınız' reklamları tek kelimeyle tokat etkisine sahip**

buraKargın (07 Temmuz, 2007 18:49 Cumartesi)
Concept'in bu işleri nerede yayımlanıyor?

ARTanubis (08 Temmuz, 2007 14:53 Pazar)
akpli dinci kesim bu reklamı izleyince ne algılıyor acaba?? onların da laik ve demokratk olanları "sandıktaki tehlike" olarak gördükleri düşünülünce...

mehmet (08 Temmuz, 2007 16:51 Pazar)
ben kızıl komunistlerle, yeşil komunistler arasında hiçbir fark görmüyorum. kızıllar daha çok sevişin, oynaşın diyebildiği için daha romantik ve özgürlükçü duruyo sadece. Ama hiçbir farkları yok. Birinde allah diğerinde polit büro var, ikisi de nasıl giyineceğini tanımlıyor, nasıl düşüneceğini tanımlıyor, ikisinin de derdi kendinden çok öteki. al birini vur ötekine.

big mac (08 Temmuz, 2007 19:26 Pazar)
yehaaaaa

abdulaziz şahin (08 Temmuz, 2007 21:40 Pazar)
Biguperver Halk Fırkası

Siyah (08 Temmuz, 2007 23:18 Pazar)
güzellllll

cambelboy (10 Temmuz, 2007 15:18 Salı)
İsmet Berkan Radikal'de bugünkü yazısında iki gazetenin reklamları arasındaki farkı vurgulamış...

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=226523

dnz (10 Temmuz, 2007 16:40 Salı)
buraKargın, bildiğim kadarıyla sadece kanaltürk veriyor reklamları... bence etkileyici ve zekice bi çalışma.. tebrikler bacanak;)

bersun (10 Temmuz, 2007 21:31 Salı)
cok basariliii....

maral meral (28 Temmuz, 2007 10:18 Cumartesi)
ARTanubis bence tam aksi laik ve demokratik olmayanlar AKPli (başörtülü) lerin korktukları. çünkü ancak onların dini inanç özgrlüğüne saldırdığını görüyoruz.. 

imot (29 Temmuz, 2007 12:02 Pazar)
Sormak istediğim bir kaç şey var;

Bu dinci dediğiniz kesime karşı neden öfkelisiniz?

Osmanlı tuğrasının nesi tüylerinizi diken diken ediyor?

Din nedir? Toplumları din mi yok eder yoksa dinsizlik mi? Yoksa..?

Toplumun neleri sandığa gömdüğü anlaşılıyor mu?



Erman Sinan (29 Temmuz, 2007 12:58 Pazar)
@imot:
Kendi adima sordugun sorulara, kendi bakis acimdan cevap verme istegi duydum!

Ilk olarak ben "Dinci" kesime karsi bir insan degilim.
Ben yobazlarin dunyasinda, dini somuren kesime karsiyim.
Din adi altinda yalanla, dolanla bu insanlari somurenlere karsiyim

Osmanli Turasini nereden buldun bilmiyorum ama ona da cevap vermek istiyorum.
Osmanli bir "imparatorluk"tu... Turalari inanilmaz harika tasarimlara sahipti. Gorunce tuylerimin diken diken oldugunu dogru bildin cunku bi Fatih daha gelmedi dunyaya ki Istanbul'u yeniden fethetsin. Oyle imparatorluklar olmadiki tekrardan ordularinin basinda ilerlesin. En son ornegini ulkemizde Ataturk'te gorduk ve su anda "dinci" dedigin kesim onun koydugu duzenleri tek tek yikmaya calisiyor. O'nun ozellestirdigi dunya cocuk gununde Kur'an okuma yarismalari duzenliyor.

Din'in anlamini bildigini umuyorum ki bu soruya cevap vermek istemiyorum, zira su anda yazdiklarimin hepsini bosa oldugunu dusunmek pek icime sinmiyor.
Toplumlar dini yok etmezler, "Dinciler" insanlari dinlerinden soguturlar. Her kesimde oldugu gibi Dini diger olaylardan ayirmadigimiz surece (ki biz buna Laiklik diyoruz) Din somurulur, inanc kitlesi azalir.

Su anda markete gittigimde paranin uzerinde "In god we Trust" yazan paralarla alisveris yapiyorum, ama hic bir din propagandasiyla, basortusuyle (unutma ki rahibelerde bas ortusu takarlar) karsilasmiyorum. Oradaki "Tanri" lafi, hiristiyanliktaki tanri degil, genel yaratici olarak algilaniyor. Beni rahatsizda etmiyor ama su anki hukumet paranin altina "Allahin adi altinda" yazarsa cok tepki veririm. Neden mi? Cunku devlet bize su anda Dinle bagimsiz haraket ettigini gostermedi de o yuzden.
Uzerine ustluk Din derslerimizde gordugumuz "Din" sadace muslumanliktan ibaret olmadigi gibi, Sandiga gomulenin kim oldugu da belli olmaz. Zira bu Turk milleti imparatorluk yikmistir zamaninda! Bir secimle korkacak degildir!

abdulaziz şahin (29 Temmuz, 2007 13:05 Pazar)

çerçeve iyidir ama camdan büyük olursa, görüş alanınız daralır. önce insan,önce demokrasi


maral meral (30 Temmuz, 2007 09:43 Pazartesi)

laiklik başörtüsünü özgürce takıp öğrenim görmeye gidememek mi? bu, insanın tercihlerine hakarettir. 
Din i gerektiği gibi yaşayanlar(baş örtüsü Müslümanlıkta kadına farzdır) dinden soğutmuyor, dine saygı duyulmayan ülkeden vatandaş soğutuluyor. ben olsam nerde özgürsem oraya giderdim.. fikirlerimi, emeğimi bana bu özgürlüğü tattıran saygı duyan bir ülke için kullanırdım. her sorunu hoşgörü çözer. 
Kur'an-ı Kerim okuma yarışmalarına gelince: Bu da bir tercih. Ben bundan rahatsızlık duymam. Neden duyuyım ki: benim nüfus cüzdanımda dini:İslam yazıyor. işin baskıcı bir boyuta taşınması söz konusu olmadıkça bunlar anlayışla karşılanmalı. 
Evet dolarların üzerinde görünce beni de hayrete düşüren yazı. Yahu yaratıcı bir tanedir zaten. Hristiyanlıktaki Tanrı ile yaratıcı arasında ne fark görüyorsun. Hım şöyle bir bakış açısı geliştirelim: belki ülke yaratıcılarından bahsediliyordur:)
Bu kadar saf olmayalım. Onlarınki genel yaratıcı, biz yapınca korkunç bir baskı ve huzursuzluk. Dinimizi ya sevelim, saygı duyalım ya da ondan vazgeçelim bana kalırsa.
Sevgiler..
 


gandy.phoebus (30 Temmuz, 2007 10:29 Pazartesi)
kavramlarımızı gözden geçirelim... laiklik, işine geldiği biçimde tek bir formülle ifade edilemez, demokratik ve seküler toplum inşasında başvurulan, şartlar neyi gerektiriyorsa ona göre biçimlenen bir sistemdir. [demokrasiyi din gibi dogmatik yapılardan ayıran esnekliğe aşina olduğunu varsayıyorum.] bugünkü türkiye şartlarında da bu, siyasal bir sembole dönüştürülen başörtüsünün kamusal alanda sınırlandırılmasını da içeriyor. dinin ne gerektirdiğini, neyin farz olup neyin olmadığını, kimin iyi müslüman olup kimin olmadığını sen veya bir başkası belirleyemez. işte seküler toplum böyle birşeydir; kimse bir diğeri üzerinde din üzerinden baskı kurmaz, inançlar hakkında otorite tanınmaz. [ayrıca bkz. Recep Tayyip Erdoğan'ın Kasım 2005 konuşması: "(...) mahkemenin de bu konuda söz söyleme hakkı yoktur. bu konuda söz söyleme hakkı, din ulemasınındır."] çocuklara yönelik kuran okuma yarışması düzenlenmesi tercih falan değildir, gülünç olmayalım. herşeyi amerikan üsulü tutarsız bir "it's their choice" liberalciliğiyle açıklayamazsın. aynı biçimde, 22 nisan tarihinde doğu illerinde, ankara'da da "kutlu doğum şöleni" için düzenlenen ilahi okumalı 'temsiller' de mi çocukların hür iradesi? demek ki ne müthiş çocuklar yetiştirmişiz, oyunlar kitaplar bitmiş dine imana sarılmışlar!.. dininin ne olduğu beni ilgilendirmediği gibi, bu bilgi üzeri plastik kaplı bir kartonda yazılı olduğu için doğru olacak da değil. inancı böylesi 'istatistik' bir referansla doğrulamaya çalışmak, yalnızca o inancı küçültür ve zayıflatır, kimseye de faydası olmaz. dolarların üzerindeki "kamyon arkası yazısı"nın asıl ilginç kısmı "we" bence; siz kimsiniz, biz kimiz? bu 'motto'nun tanrıya inanmayanları değil, tanrıya güvenmeyenleri dışladığını da göz önünde bulunduralım...

maral meral (30 Temmuz, 2007 10:43 Pazartesi)

"dinin ne gerektirdiğini, neyin farz olup neyin olmadığını, kimin iyi müslüman olup kimin olmadığını sen veya bir başkası belirleyemez. " evet kesinlikle ancak kanıtı olan bir şey savunulabilir.
farkındaysan yazımın ana teması HOŞGÖRÜ. "ben her yeri ortada olan birine o özgürlüğü vermişsem, bir yerlerini kapatma özgürlüğünü vermeme özgürlüğünü aciz aklımdan mı alıyorum" diye kendine sormalı insan. ben olaylara daha hümanist bakıyorum. ancak yazık ki yazıma önyargı cellat olmuş. teşekkür ederim.


gandy.phoebus (30 Temmuz, 2007 12:05 Pazartesi)
hayır, yazına hatalı kavramlar musallat olmuş. hoşgörüyü neden açmak/kapamak ekseninde kurgulayalım ki? neden "her yeri ortada" (ki bu son derece yargı yüklü, 'ahlak dolu' bir tarif) kişiyi 'hoşgörmen' (yani, bunun kötü/ayıp/ahlaksız/vs. olduğunu düşünsen de, yine de saygılı davranmak) gereksin? sorun insanların nasıl giyindiğinde değil, diğerlerinin bunu nasıl gördüğünde veya görmek istediğinde. ne kadar hoşgörülü olsan da, insanları yine de din kökenli ahlak ekseninde değerlendiriyorsun demektir, ve bu da toplumsal normların din üzerinden belirlenmesi anlamına geliyor. yani yine nasıl bir toplum istediğimiz noktasında ayrışıyoruz; seküler bir toplumda giyim-kuşam dini ahlak çerçevesinde değerlendirilmediği veya din odaklı siyasi duruş belirtmediği için zaten yasaklı olamaz. kaldı ki, şu anki şartlar altında kamusal alanda "her yeri ortada", "orası burası açık" bir şekilde giyinmek de kabul görmüyor. bunu anlamak için de yasal çerçeveyi değil, toplumsal normları incelemek ve sorgulamak gerekiyor...

ruprect (30 Temmuz, 2007 15:51 Pazartesi)
Cumhuriyet Gazetesi'nin bu cızzz, şşşt, akıllı olun tonunun ve baş öğretmen tavrının seçimlere ters orantılı yansıdığını düşünüyorum.

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.