Yorumlar
Yalçın (settar) Pembecioğlu (15 Ekim, 2006 00:16 Pazar)Konuyla ilgili olarak ufaklık bigulara bir uyarı: Terry abi zaman zaman erotizm sınırını aşar ve pornografiye direkt geçiş yapar. Bu haberin yorumlarına eklenen linkleri açmak reşit olmayanlar için uygun olmayabilir. Uyaralım.
Vincent Gallo'nun fotolarını çekmişti en son kendisi Purple dergisi için.
Buradan bakınız. phoenixia (15 Ekim, 2006 00:19 Pazar)ohaha..:)) feci bi konsept çalışma olmuş...:))) bizde olsa yorumuna gerek bile yok..:P
şaka bir tarafa, açıkçası lee'nin kimliğine ters olmuş diye düşünüyorum.. sisley ya da diesel değil ki bu, lee... haa adamlar kimlik değişimine gidiyoruz hazırlıklı olun demek istiyorlarsa-evet sanırım- eyvallah...:)
Yalçın (settar) Pembecioğlu (15 Ekim, 2006 00:24 Pazar)Bu linkten de gerçekten sınırlarını zorladığı bir sanatsal çalışmanın (sergi) fotoğraflarına ulaşabilirsiniz. Tekrar uyarmama gerek var mı içerikle ilgili?
phoenixia (15 Ekim, 2006 00:27 Pazar)kapı numarası hiç şaşırtıcı gelmedi..:)
ya tedirginlik içindeyim..bigu'ya bi zeval gelmesin..:):)
bella donna (15 Ekim, 2006 01:04 Pazar)cinsellik doğru kullanıldığı takdirde erotizm ortaya çıkar ama benim cinsellik ve doğruluk anlayışım çerçevesinde sadece bayağılık görüyorum bu çalışmalarda...
şu an arşiv karıştırıp bulamayacağım (ağrıdan geberiyorum zira ama kendimi tutamadım yazıyorum) ama big blue mudur nedir bir katalog çekimi yapmıştı hatırlarsanız gençliği makul seks pozisyonlarından haberdar edelim diyerek hiç değilse o güldürüyordu insanları.. ha belki bunlar da bazılarının başka türlü işine geliyordur... bilemeyeceğim...
eferdk (15 Ekim, 2006 01:33 Pazar)Bence bu çekimle terry abimizin işine yarıyor :))
Yalçın (settar) Pembecioğlu (15 Ekim, 2006 01:58 Pazar)Bella, Terry'nin "sanat" anlayisi hep tartisildi zaten. Hemen hemen tum fotograflarini cig bir flas isigiyla cekiyor ve estetikten ziyade gercekligi on plana cikarmaya calisiyor. Bana sorarsan eserlerindeki bayagilik tahrik edici ve ilham verici olabiliyor.
alisureyyatorun (15 Ekim, 2006 02:33 Pazar)vallah bu tip "SANATSAL" seyleri hicbir zaman benimsemedim. bunun nesi sanat allah askina. madem sanat niye 200.000 dolar almis. resmen burda urun satmis.
bende toplayayim okuldan arkadaslarimi hade sanat yapalim diyip boyle resimler cekip aha burda erotizmin estetik noktasi olan kamasutra'yi anlattim diyip sacma sapan cok bilmislik yada kendini tatmin etme moduna buruneyim. ben bunun hicbiryerinde estetik birsey gormuyorum. kizin cinsel organina elini sokup buna sanat diyen anlayis sanat'in s sini bilmiyordur. tamamen erotik olmus. amcam da arada goturmus kizi "SANAT" yapacam diye.
berbat.
gandy.phoebus (15 Ekim, 2006 05:02 Pazar)maalesef sanat kelimesine eklediğimiz tırnak sayısıyla neyin ne kadar sanat olduğunu pek belirleyemiyoruz.
sanat'ı harflere ayırıp picasso'ya beş, warhol'e dört harf, monet'ye üç sessiz, duchamp'a iki sesli vermek, tehlikeli sınırlar çizmektir.
en son nazi rejimi avangard sanatçıları 'dejenere' diye nitelendirerek bu sınırları çizmişti. sonuçlarından çoğumuz haberdarız.
ha bir de i. melih gökçek bir çeşit sanatın içine tüküreceğini beyan etti, ancak tükürdüğünü yalamakla yetindi.
yapılan ticaret eserin sanatsal değerini arttırmaz veya çoğaltmaz. van gogh'un doktor gachet portresi yüzyıl önce 300 frankken bugün 80 milyon avrodur, ama eser aynı eserdir.
sanatı belki de en iyi açıklayan tanımlardan biri: singularité exemplaire, 'örnek tekillik', yani bir anlamda özgünlük.
terry richardson, fotoğraflarındaki konu seçimiyle, uygulama biçimiyle, veya en basitinden kadrajıyla özgün bir çalışma sürdürmektedir.
dahası, terry richardson'ın asıl eseri fotoğraf değil, başrolde kendisinin olduğu bir gösteridir. fotoğrafları bunu yalnızca belgeler.
fotoğrafları, amatör görünüşlü ancak son derece profesyoneldir. sergilediği fotoğrafları tesadüfi değil, çok hesaplı seçkilerdir.
sanat sadece estetik değildir, en azından yüz kadar yıldır değildir. birşey anlatması da gerekmez; herşeyden önce bir deneyim sunar.
erotik olan şey sanat değildir diye bir kural da yok. hatta sanat binyıllardır erotik içeriğe sahip olmuştur ve olmaya da devam etmektedir.
bunun ötesinde, terry richardson'ın sanatını hiç sevmem, yüzbinlerce dolar da verseler almam. ama yüzbinlerce dolar da verseler, sanat olmadığını iddia etmem.
yani bence de berbat. ve zaten dikkat çekici derecede berbat olabildiği için sanat...
Erman Sinan (15 Ekim, 2006 05:37 Pazar)Kendi kisiler sitelerindeki fotograflari begenmedim diyebilirim yan idaha cok Playboy veya Penthouse dergisine calisma olabilecek gibiler fakat LEE icin cekilmis fotograflar gayet guzeller... Gandy`nin de dedigi gibi sanati ozgunlukle tartismak daha mantikli ama birde su var, Settar`in yolladigi linktekiler gayet pornografik?!? Sanat porno olamaz demiyorum hicbir zaman ama erotizm bence bu adama daha cok yakisiyor.. (bkz. LEE reklamlari)
Reklamlarda birsey dikkatimi cekti yalniz...
her cektigi fotografta kendisininde bir parcasi gorunuyor..
Sebebini bilen var midir? (bkz. Soldaki resimler)
gandy.phoebus (15 Ekim, 2006 13:29 Pazar)erotik/pornografik farkı hakkında roland barthes'ın camera lucida'da güzel bir tanımı vardı;
pornografinin unaire, bütüncül olduğunu, 'olayı' olduğu gibi gösterdiğini, bir anlamda belgesel olduğunu söylüyor, erotik fotoğrafı ise 'rahatsız edilmiş, parçalanmış' diye tanımlıyordu --detaylarla ilgilenen, 'olayın' tamamını gösterme ihtiyacı duymayan, dolayısıyla punctum (fotoğrafla seyirci arasında kişisel bağ kuran, 'dokunan' detay) içeren.
punctum kişiden kişiye değiştiği için, birine erotik gelen fotoğraf, başkasına pornografik gelebilir, ama yine de çoğu kişinin az çok aynı algılayacağı da bir gerçek.
işte bu yüzden son model bir ipod'un kutusundan 'törenle' çıkarılırken her açıdan fotoğraflanarak belgelenmesi, literatüre "ipod porn" olarak geçmiştir! :)
fotoğraflarda kendisini de gösteriyor oluşu, 'gösteri'sinin bir parçası; kendini mizansenlerinden soyutlamıyor ve gonzo usülü bir aktöre dönüşüyor oluşu, her ne kadar kendisi 'kazara' gözükmüş gibi dursa da, fotoğraflarının aslında nasıl da 'hesaplı' olduğunu gösteriyor.
alisureyyatorun (15 Ekim, 2006 15:55 Pazar)sanat ticareti diye birsey olmadigi gibi sanat eseri cogaltilip herkesin duvarlara asabilecegi birsey degildir. sanat eseri bir tanedir. tektir kopyasi yoktur. cogaltilamaz. ticareti yapilamaz. o zaman o sanat eserliginden cikmis olur. zaten bu goruntulerin hicbir sanatlik degeri yok. Lee bu adama para vermis ve adam Lee'nin reklamini yapmis, sanatini degil. sanat, is olsun diye yapilmaz. Sanat reklam olsun diye yapilmaz.
diyecegimi dedim.
gandy.phoebus (15 Ekim, 2006 17:16 Pazar)öyle midir sahiden?..
sanatçılar, galeriler, müzayedeler, müzeler ve bireyler sanat eserlerini ticari ilişkilerle değiş tokuş etmezler mi? sanat öyle 'ulvi' bir şeydir ki, işin içine para girdiği zaman sanat niteliğini yitirmekte midir?
sanat gerçekten de iş olsun diye yapılamaz mı? yalnızca yüce bir dürtüyle, çıkarsız ve amaçsız bir şekilde, özel bir anın yaratıcı gücüyle mi ortaya çıkar? Para karşılığı yapılanı sanat değilse, antik çağdan bugüne yapılanlar nedir?
peki sanat eseri sahiden bir tane midir? bu durumda sinema sanat değil midir, video sanat değil midir, fotoğraf sanat değil midir, performans sanat değil midir, yerleştirme sanat değil midir yani?
daha fazla bilgi için bkz. Walter Benjamin -
Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretilebildiği Çağda Sanat Yapıtı, 1936.
ferhat can (15 Ekim, 2006 19:27 Pazar)kimse anlamıyorsa sanattır ekolünden çalışmalar. hele ki settarın yolladığı link çok acaip.
alisureyyatorun (15 Ekim, 2006 19:27 Pazar)bildiginiz gibi acik artirma ile ticareti yapilan eserler bir tanedir. onlara lafim yok. acik artirmalarla ilgili birsey de demedim. onu belirtmedigim icin hakli olan sensin kabul ediyorum.
fakat para karsiligi yapilan ve cogaltilan is sanata degil zanaat e girer.
sinema, video, performans vs yukarida siraladiklarin hakkinda hicbir yorum yapmadim. fakat yapmam geregi duydum simdi.
sinema'nin sanat oldugu hep tartisildi zaten. o yuzden uydurma bir kilif olan yedinci sanat dendi ona. video sanat degildir video nun sanati olmaz. fotograf eseri bir tane yapildigi surece sanattir, cogaltilip, poster yapilip duvarlara asildigi surece degil. performans tabi ki bir sanattir ama onu cogaltip dagitmanin imkani yoktur degil mi? benim kastettigim cogaltilan hersey sanatlik tan cikar.
sanat eseri evrenseldir. bir tane vardir. o yuzden ona sanat deniyor degil mi?
herneyse ben sanat ile ilgili kisisel goruslerimi, benden buyuklerimden aldigim deneyimleri ve onlarin birikim ve fikirlerini bildirdim.
benim icin sanatin ticaretten ayrildigi noktayi yukarida belirttim.
herneyse settar'in yolladigi linke girip gorecegim seylerin bunlardan pek bir farki olmadigi icin bakma geregi duymadim onu da belirtyim.
gandy.phoebus (15 Ekim, 2006 20:36 Pazar)peki açık artırma dışında ticari işlem gören eserler? müzeler, galeriler hayrına çalışmıyor herhalde.
eklemeliyim ki mutlakta 'tekil' olmayan, fotoğraf, film hatta yerleştirme gibi kimi sanat eserleri de bu yöntemlerle sergilenir. müze ve sergilerde gördüğümüz videolar sayılıdır. bu onları sanat yapmaz mı?
sanat/zanaat ayrımı, esere atfedilen değer ve anlamla tayin olur. örneğin daha önce sözünü ettiğim deneyimi sunup sunmamak bunda bir etkendir. dahası sanayi devriminden beri bu ayrım artık önemini yitirmiştir.
fotoğraf ve sinemanın sanat olup olmadığı yüzyıl kadar önce önemli bir disiplinlerarası tartışma konusu olsa da, artık geçerli değildir. daha güncel tartışmalar, performans, yerleştirme, ve sanal çalışmalar üzerinedir.
sanat eseri maalesef evrensel değildir; çevreden, kültürden, felsefeden etkilenen sanat, yereldir ve belli bir zaman dilimine özgüdür. bu yüzden ne bin yıl önce sanat kabul edilenle bugünkü birdir, ne de bu coğrafyadakilerle başka yerdekiler...
peki sanat ve tekniğin birleştiği, mimarlık, şehircilik ve tasarım dalları hakkında ne düşünüyorsun ali? bu disiplinleri icra edenleri de teknisyen olarak mı nitelendirmektesin mesela?
bella donna (15 Ekim, 2006 20:59 Pazar)sanat ve zanaat kavramlarına takıldım ben.
sanat eseri kendini sergiler, zanaatçinin üretimiyse işlevseldir.
gandy "sanat" kavramıyla ilgili olarak çok sayıda referans göstererek kavramı açıklayabilir ve uzun açıklamaları için de kendisine teşekkür ediyorum buradan. kopyalamayla ilgili sözlerinden yola çıkarak ben de farklı bir noktaya değineceğim. bir tasarımcı dali'nin çizgilerini kullanarak çatal bıçak takımı tasarlıyor mesela, ya da kimyager bir parfüm üretiyor. hem işlevselliğin hem de duyu organlarından herhangi birine veya daha fazlasına hitap edilmesinden söz ediyoruz netice itibariyle.
e sanki bu durumda zaman zaman da sanat ve sanat eseri göreceli bir konuma ulaşıyor sanki..
alisureyyatorun (15 Ekim, 2006 21:16 Pazar)beni tamamen yanlis anlamissin gandy. sanat eseri evrenseldir ondan bir tane vardir evrende onun baska bir esi yoktur.
bundan sonra izleyici konumuna geciyorum. soyledigimi soylemis, dusuncelerimi iletmis oldum. kimsenin bu saatten sonra ki sanata bakis acisini degistirecek halim de yoktur, oyle bir amaca da burunmus degilim. benim de kendi fikirlerimin degismesine imkan yoktur.
herkesin dusuncesini kendisinedir ve takdirde ederim.
gandy.phoebus (15 Ekim, 2006 21:30 Pazar)bella: zanaatçinin üretiminin temelde işlevsel olduğu doğru, ancak sanayi devriminden itibaren farklı bir role büründüğünden de bahsetmek mümkün. bugün eğer bir sanayi ürünü yerine zanaat ürünü tercih ediyorsak, bunu büyük ihtimalle zanaat ürününe kattığımız duygusal/sembolik anlam nedeniyle, hatta ürün bireysel geldiği için alıyoruz. burda tekrar karşılaştık tekil olma fikriyle. zanaat ürünü, sanayi ürününden 'daha sanat' mı sayılır bu durumda?
ali: evet yanlış anlamışım sanırım. sanat eserinin 'evrensel olarak hitap ettiğini' iddia ediyorsun zannettim. ancak hala eşsiz olmakla sanat eseri arasında bir ilişki göremiyorum; eşsiz bir mücevher bir sanat eseri midir? 5000 kopyayla gösterime giren bir film sanat eseri olamaz mı?
bir de müzik ve sahne sanatları var, onları nasıl konumlandırıyorsun merak ettim. müziğin sadece bir kereye mahsus canlı performansı mı senin için sanat, yoksa milyon satan bir albüm de sayılır mı? veya edebiyat? çoğaltılıp satılması engel teşkil ediyor mu sanat oluşuna?
söylediklerin oldukça ilginç geldi, teşekkür ederim. umarım karşılaştığın diğer düşünceler de faydalı olmuş, fikirlerini zenginleştirmiştir...
bella donna (15 Ekim, 2006 21:30 Pazar)ayrıca zanaat kavramının çıkış noktasına bakacak olursak ilk uygarlıkların, medeniyetin doğuşuna neden olan insanlığın ilk çağlarına dek inmemiz gerekiyor.
zanaat küçük grupların avlayıcılık, toplayıcılık ve yerleşik hayata geçişiyle beraber ortaya çıkmıştır. farklı gruplar arasında başlarda takasla başlayarak zaman içerisinde ticari bir boyur kazanmış olursa olsun ne açıdan yaklaşılırsa yaklaşılsın zanaatin ortaya çıkışının temelinde bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak ve yaşamı kolaylaştırmak yatar.
günümüzde sanatçı ve zanaatçi kavramları hala zaman zaman birbirine karışmakta olduğu için işin biraz daha temeline inmek istedim.
şimdilik bu kadar...
bella donna (15 Ekim, 2006 22:14 Pazar)gandy: aslında tasarımcının çizgilerinden söz ederken sanayi kavramından veya seri üretimden söz etmesem de -aslında farkında olmadan- o noktaya da yaklaştırdım konuyu.
çok yakın zamanda uluslararası bir firma ressamların çizgilerinden faydalanarak az evvel değindiğim çatal bıçak takımlarını piyasaya sürdü mesela. ne dali'nin imzası var bu ürünlerin altında ne van gogh'un... sadece onların etiketleri altında fabrikasyon üretimle var edildiler.
eğer emek yoksunluğundan dolayı sanat eseri olmaktan yoksun kalacaklarsa tasarının var edilmesi esnasında ortaya çıkan bir "emek" var. o halde benim için yine sanatsal değere sahiptir.
burada önemli nokta zanaat ürünü veya sanayi ürünü olup olmasından da öte tasarının kendisi. yanılıyorsam beni dürtünüz sayın gandy 8)
dediğim gibi sanat benim için (benim için diyorum çünkü elimde herhangi bir referansım yok 8)) en dar anlamında beş duyu organından en az biri üzerinde soyut bir etki bırakan yaratımdır / üretimdir.
sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Ekim, 2006 22:50 Pazar)hanım koş.. burda da sanat ve zanaat meydan savaşı çıkmış.. saflar çarpışıyor.. heheh...
ali: "fakat para karsiligi yapilan ve cogaltilan is sanata degil zanaat e girer." derken mesela mikelanjın sistine şapelindeki işlerini sanat olarak değil zanaat olarak mı düşüneceğiz. ya da döneminde kendi resimlerini heykellerini satarak geçinen sanatçılar? işin içine ticaret girdi diye soruyorum. sonra, gravür geliyor aklıma. sanatçının bizzat çoğalttığı bi iş. adedi belli. satıyor. bu nedir?
sonra güncel satırlarda tartışılan bir konuya mesleğim gereği müdahil olmam gerek sanırım. tasarım sanat mıdır değil midir?
bizler, endüstri ürünleri tasarımı eğitimimizin başından beri bu soruyla boğuşuruz. biz sanatçı mıyız teknik kişi miyiz?
bunun en doğru yanıtı, benim kişisel tercihime göre, her ikisi de olmalı. yani biz makina mühendisi kadar teknik değiliz, ama bir heykeltraş kadar serbest değiliz. biraz ona biraz buna. yani sevgili arkadaşlar, dostlar, bizler arada kalmış, kaybolmuş bir neslin erbaplarıyız. şimdi lütfen pamuk eller cebe. gönlünüzden ne koparsa, bu kayıp meslek sahipleri için.. unutmayın ne verirseniz elinizle, o gelir sizinle..
bu arada plasitk sanatlar içinde ben kendi mesleğimi en çok heykele yakın buluyorum. her ne kadar endüstriyel tasarımın çıkışı, babası mimarlık olsa da. kişisel bir bakış. kişisel bir sempati. seviyorum olm heykeli işte.. yirim...
sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Ekim, 2006 22:53 Pazar)bella beş duyu organından birine olan yaratımı sanat olarak ifade etmişsin. hatta sanırım parfümü de buna dahil etmişsin. peki sorarım sana.. ben şimdi senin koku duyuna bi yaratım yapsam. ama bu parfüm olmasa? gene de sanat mıdır?
ha uşaklar ha

bella donna (15 Ekim, 2006 23:15 Pazar)sgb bu soru ciddi mi değil mi diye soruyorum 8) ama bana kalırsa şu soru kalıbı dahilinde senin yaptığın şey de bir sanat 8)
yataş sadi yataaaşşş 8)
üzgünüm 8)
alisureyyatorun (15 Ekim, 2006 23:16 Pazar)yazmiyim yazmiyim diyorum kendime hakim olamiyorum.
gordugunuz gibi hepimizin sanat kavrami bazi yonlerden ortak olmasina karsin bazi yonlerdende fikir catismalari yaratiyor. ki bu cok dogal. zaten farkli dusunceler ve bakis acilari olmasaydi sanat varolmazdi. benim icin cogaltilmis herhangi bir tasarim urunu veya fikir vs. sanat eseri teskil etmiyor.
bu gandy icin tam tersi mesela. gandy modern sanat catisi altinda toplanan sinema, fotograf, video vs. gibi kollari kendi fikir ve dusuncelerine gore sanat eseri oldugunu teskil ediyor ve savunmasini cok iyi dile getirerek beni deli ediyor :D
baska bir ornek bella da cok guzel ornek vermis benim sanat anlayisim 5 duyuma da soyut anlam yukleyen eserlerdir diye.
sgb ise sanatci ile teknik kisi arasinda kendisine soru sorup duruyor. cevabi da kendisi veriyor "her ikisi de olmali".
bu arada eklemeyi unuttum. ben sinema konusunda cok hassasimdir. o yuzden ona ne sanat diyebiliyorum nede zanaat. sonucta sinema ortaya cikali henuz 1 asir oldu. ikisinin arasinda birsey ifade ediyor benim icin sinema.
bella donna (15 Ekim, 2006 23:28 Pazar)bu arada sgb, her üreten biraz sanatçı değil midir? birinden birinde yakalar herhalde 8)
nick (15 Ekim, 2006 23:55 Pazar)oo karismis ortalik, ama haberim yok, insan uyarir abi biz birbirimizi yiyoruz diye...
Kisaca ahkam kesip gidecegim.
Ne Sanattir?
................
Yazdiginiz uzere insanlarin sanat eserlerine yukledigi degerler degiskenlik gosterebilir. Benim begenmedigimi bir baskasi cok begenebilir. Tabi bu tip konularda donup dolasip geldigimiz "ne sanattir?" sorusuna basit bir cevap
vereyim. Sanat en basit ansiklopedik tanimiyla farkli metodlar kullanarak yaraticilik ve hayalgucunuzu ifade
ettiginiz bir eser ortaya koymaktir. Yani eser sahibi yapitinin sanat eseri oldugunu iddia ediyorsa, "hayir degildir" diyecek bir otorite malesef mevcut degildir. Bunun icin neyin sanat olup olmadigini kesin bir cizgiyle ayirmak yerine, kullanilan metodun kriter ve kurallarini da hesaba katarak sanatin "kalitesini" belirleyebiliriz.
Zanaat kismina gelince, burada da bir yanilsama var, zanaat en basit anlatimla, Emektir. Yani yaraticilik kullanmadan, rutin sekilde yapilan, yada motor ogrenme ile ogrenilip yapilabilecek islere zanaat diyoruz.
Yani Terry nin yaptigi seye sanat yada degil deme ehliyetine kimse sahip degil malesef. Ancak bu adamin yaptigi isin degerini belirleyebiliriz, fotografcilik vb. disiplinlerin teknik kurallarini yadederek.
Bir de konustugunuz uzere bazi disiplinler vardir ki, bunlara direk sanat eseri demiyoruz, burada mimari bir eser, bir sinema filmi, bir fotograf, bir grafik calismasi nin, direkt olarak bir sanat eseri olup olmadigini belirleyen kriter, tam olarak o eserin ortaya cikma amacidir. Yada bu amacin eserdeki oneminin oranidir.
Mesela, bir grafik calisma dusunun, amac hede firmasini tanitan bir brosur haziramak olsun, bu durumda hazirlanan sey, sanatin ve de yaraticiligin kullanilarak urunun kalitesinin artirildigi bir grafik calismadir. Sanat eseri degil.
Tabi amaci sanatsal endustriyel tasarim calismalari veya, grafik calismalar, hareketli goruntulerin kullanildigi sanat eserleri olabilir. Burada onemli olan su ki, disiplini ve metodu iyi ayirmak gerekiyor.
Endustriyel Tasarim, grafik tasarim, mimarlik, sinema vb. bunlardan cok baska bir yerdedir. Herseyden once bunlar metod degil disiplindir. Kendi icinde metodlar veya araclar (3d, illustrasyon, kamera, ) kullanilabilir. Yani burada sanati, daha kaliteli urunler ortaya koyabilmek icin kullaniriz, hatta fazlasiyla kullanmakla mukellefiz. Bu tasarimci, yonetmen, mimar, vs. olmanin geregidir, ama salt sanat yaparak urun tasarlayamazsiniz. Birincil amaci
tuketim icin topluma sunulan bir "urun" sanat eseri degildir. Birincil amaci, insanlari eglendirmek ve gise hasilati ile para kazanmak olan urun sanat eseri degildir. Birincil amaci urunun ta kendisidir. Endustriyel tasarimi yada sinemayi, yada grafik tasarimi kullanarak yeni bir sanat eseri ortaya koyayim demezsiniz. Bir sanat eseri ortaya koymak amaciyla baslarsanizda, o zaman hangi urun tasarimi, grafik tasarimi, yada sinemanin kuram ve kriterlerine, teknik kurallarina neden bagli kalmak isteyesiniz ki?
Evet biraz uzattim ama, daha duzgun bir plaforma oturtmak geregi hissettim konusulanlari. Sanat agirlikli bir film cekilse bile herseyde once filmdir, sinemadir ortaya cikan. Ama hareketli goruntulerin kullanildigi bir sanat eseri olabilir belki, belki gelecekte, lcd tablolar olacak, donen ilginc goruntuleri seyredecegiz. Ama su anda bu kadar oturmusbu tip bir sanat dali yok.
Sanatla alakali son olarak kendime ait bir bakis acisinida eklemek isterim, Bence bir sanat eseri, hem yaraticilik, hem zanaat yani emek, hem de zeka-birikim tasimali. Bu 3u de benim icin sanat eserinin 3 sac ayagi gibidir. Bunlar dengeli olduklarinda o zaman cok lezzetli seyler cikiyor ortaya. Bu 3lu sayesinde, yaptim oldular, Terry gibi elemanlar kolay ayiklaniveriyor diger iyi islerden.
Neyse ahkam kestim yeterince. Buyrun. : )
pınar (d.p.g) gvn (15 Ekim, 2006 23:55 Pazar)iyi bi bigucu olarak, bi grafik tasarım sanat mıdır değilmidir? tartışmasını heyecanla takip ettim, bir de sanat nedir? sanat eseri nedir? bi ürüne sanat eseri diyebilmemiz için hangi vasıflara sahip olması gerekir? tartışmasını =)
ama bu sefer dayanamayarak cevap yazmak istedim =))
konu nerden buralara geldi
çıplaklık, erotizm, pornografi...
aslında hepside sanatın içinde yerlerini çok güzel almışlardır. Ama sevgili teryy gibi insanın gözüne sokar gibi ifade ettiği şekliyle değil...
Erotizm sanatta çekici bi güçtür! kendisine çeker ama asla içne almamalıdır.. aslında sınır da tam buradadır...
Bu yüzden Teryy'nin sergi çalışmaları (settar linki vermiş) çok çiğ duruyor..
Lee için çektiği fotoğraflarsa mükemmel
bence bu dengeden kaynaklanıyor... Sergi fotoğrafları insanın beynine şimşek gibi çakarken Lee için çektiği fotoğraflarda bizlere düşünme payı bırakıyor...
cemgul (16 Ekim, 2006 00:24 Pazartesi)Sanat bir processtir, product değildir dediler. Bu eylem sonucunda ortaya çıkan şey ticari olsun veya olmasın bir üründür dediler. Sanat o çıkan şeyi ortaya çıkartma eylemidir dediler. Çıkan şey bokta olabilir bir heykel de, farketmez dediler. Her sanat ürünü değerli olmak zorunda da değildir de dediler. Kimini beğeniriz kimini beğenmeyiz bu değerini azaltmaz da dediler. Bunları hep okuduk, herkes sanatı başka şekilde tanımlamış, yorumlamış ve her dönem sanat tanımı ve amacı değişmiş. E öyle olsun yani. Bir değişmez doğrular dizisi olamaz sanat eylemi ve eylem sonucunda ortaya çıkanlar. Sanat öyle yere göğe sığmaz bişey de değildir, modern dönemde, bohem kıç, ukala akademik kitle bunu öyle yapmıştır. Hatta bu akademik gelenekçiliğe karşı antiakademiler de çıkmıştır. Savaş devam ediyor. Rönesansta açlıktan bir tas çorba ve saman yatak için resim yapanları unutmayalım.
Terry bir fotoğraf sanatçısıysa ve Lee firması Terry'yi kendisi için çalışması için para ödüyorsa (sanat sosyolojisinde sponsorluk modellerinden biri bu) Terry için orada Lee veya Levi's olması hatta giyilen şeyin pantolon olması farketmez o bildiği gibi çeker ve bu Terry'nin sanatıdır, çıkan fotolar da evet sanat ürünüdür bunda bir hata yok. Ama çıkan ürün değerli midir değil midir orasını tartışın tabi, dedik ya herifin sanatı çöpte olabilir ama beğensem de beğenmesem de yapıyor, para vermesen de yapmayı durdurmayacak (!)
Velhasıl sanat ve sanatçı satın alınabilir bu ayıp bişey değildir. İşin içine para girince bu sanat olmadı demek olmaz artık. Terry'nin fotoğrafları sanat mıdır yanlış bir soru bence evet sanattır tabii ki. O zaman tarih boyunca yüzlerce Kralı'ın 1 kese altın karşılığında yaptırdığı portreler de sanat mıdır diye sormak lazım. Ha nasıl soracağız soruyu o zaman? Terry başarılı bir sanatçı mıdır? Hayır bence hıyarın tekidir yaptıkları da çöptür. Teryy sucks and swallows.

Nick başta olmak üzere çok güzel yorumlar okudum yukarıda. Bu tartışmalar bir sonuca varmak zorunda değil tartışmak bile faydalıdır. devam devam.
phoenixia (16 Ekim, 2006 00:34 Pazartesi)ben de okuya okuya aşağı doğru indim.. susmak isterdim ama susmaya yakın iki kelam yazayım dedim... hatta dpg aklımdan geçen şeylere benzer şeyler yazmış..:) grazie..:)
sanatı tanımlamayı,tartışmayı sevmiyorum... çünkü bence-ki işte mihenk noktası bu, bence..sence..onca..durumu var- sanat kişinin yaptığı/ ettiğine verip vermemekte serbest olduğu bir tanımdır..daha doğrusu bir sıfattır..kendi belirler.. ve bu yüzden tanımının dokunulmazlığı vardır... ama her konuda olduğu gibi de eleştiriye açıktır...
alisureyyatorun (16 Ekim, 2006 01:36 Pazartesi)aksam aksam ortaligi karistirdim, ne guzel WoW oynuyodum suracikta ne diye yazarsin ki sanat suymus buymus diye :S :P
Erman Sinan (16 Ekim, 2006 03:00 Pazartesi)Burasi karismis ki ne karismis...
iyi karismis guzel karismis, ortaya guzel yorumlar ve farkli sanat anlamlari cikmis..
Guzel olmus...
Bunlari anladim yukaridakilerden ve iyice sindiriyorum simdi...
Aksami Carlos Baena tarzinda bir sanatla acip, Van Gogh reproduksiyounu gece yarisindan sonraya birakip, sabaha karsi Terry tarzinda bir sanat yapasim geldi...
Himm...
Nerde benim Boston Celtiks Formam?
melekzek (16 Ekim, 2006 06:22 Pazartesi)hepinize birer ny bileti aliyorum, beraberce metropolitanda dada sergisinin ortasina oturup konuyu orada tartisiyoruz
Erman Sinan (16 Ekim, 2006 09:09 Pazartesi)acik adresi vereyimmi yoksa mailden bileti confirm ettirebilirmiyiz melekzek?
bugateg (16 Ekim, 2006 10:18 Pazartesi)bu ne yaff..adamlar bunu yayınlayacaklarmı :D
pınar (d.p.g) gvn (17 Ekim, 2006 12:29 Salı)Sanattan bu kadar bahsetmişken, 18-20 ekim tarihlerinde Ankara'da bulunan arkadaşlar için güzel bi etkinlik haberi vermek isterim.
---
18-20 Ekim 2006
Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi
"Sanat ve ..." ana başlıklı
8.Ulusal Sanat Sempozyumu
Mehmet Akif Ersoy Salonu
Beytepe
---
buyrun daha fazlası tık tık
alisureyyatorun (17 Ekim, 2006 21:04 Salı)hmm sanirim ayni tarihlerde yanlis hatirlamiyorsam bizim bolum baskanin da (İsmail İlhan) hacettepe de bir sergisi aciliyordu.
pınar (d.p.g) gvn (17 Ekim, 2006 22:20 Salı)ama ast İsmail İlhan'ın sergisi 26 eylül - 13 ekim tarihleri arasındaydı, bittiii...
tık tık komşu huuu =)
alisureyyatorun (17 Ekim, 2006 23:44 Salı)neyse en azindan orada sergi oldugu aklimda kalmis. tarihini hatirlayamiyordum birtek :)
cemgul (18 Ekim, 2006 00:14 Çarşamba)ismail büyümüşte bölüm başkanı mı olmuş vay artis (!) vay ahahah
cemgul (18 Ekim, 2006 01:12 Çarşamba)hahaha evet yaw olmaz değil tamam sustum ben

alisureyyatorun (18 Ekim, 2006 01:37 Çarşamba)daha once soylemeliydim gerci ama cem abi malesef cevap verecek durumda degil. carsamba gunu ameliyata girecek onu da uzulerek belirteyim. kendisi 1 yildan uzun suredir akciger kanseridir. birkac ay oncede kemoterapiyi birakti. :(. hocama buradan acil sifalar diliyorum.
cemgul (18 Ekim, 2006 02:27 Çarşamba)yapma ya çok geçmiş olsun çok selamımı söyle görürsen

içmeyin arkadaşlar sigara yazıktır.
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.