Anasayfa

2430_4820.jpg Resimleri
 

Uykusuz


Pin It
Oky, Yiğit Özgür, Memo Tembelçizer, Uğur Gürsoy, Ender Yıldızhan, Ersin Karabulut, Yılmaz Aslantürk, Umut Sarıkaya, Yavuz Öztürk, Barış Uygur, Deniz Ensari, Fırat Budacı, Engin Günaydın, Vedat Özdemiroğlu'ndan oluşan yeni mizah dergisi.Aslında 5 Eylül'de çıkacak ama dayanamayıp ilk sayıyı çıkardılar, Okunası bence

Konuyla ilgili


Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


kaligrafdoktor (03 Eylül, 2007 11:23 Pazartesi)
heyecanlı bekleyiş sona eriyor :)

kaligrafdoktor (03 Eylül, 2007 11:35 Pazartesi)
(tarayıcımın çıkardığı şuursuzluklar sebebiyle bir önceki mesajda düzenleme yapamadığımdan gelen eklemedir)

ayrıca, tee pazar dan çıkmış, potansiyel okuyucuları gibi kendileride sabırsızlıklarını gösterdiler bu sayede.

penguen den alışıktık pazartesi gününden bayiiye sormaya "abi penguen çıktı mı?" diye, çarşamba çıkacağını bildiğimiz halde. bu sefer neden böyle birşey yapmadım merak ediyorum doğrusu.

bu çizgileri özledik mi ne?

nagehan (03 Eylül, 2007 11:49 Pazartesi)
kesinlikle çok özledik...ve etrafımda benım gibi bu konuda sabırsız insanları gördükçe dahada seviniyorum.

buraKargın (03 Eylül, 2007 12:08 Pazartesi)
Bu müjdeyi ben haber verecektim, geç kalmışım... Burda da çıkış haberi var. Çarşambanın gelişi pazardan belliymiş. :) http://burakargin.blogspot.com/2007/08/uykusuz.html Okunası, anlatılası, gülünesi...

Yalçın (settar) Pembecioğlu (03 Eylül, 2007 12:41 Pazartesi)
Ilk sayi oldukca basarili olmus bence. Aferin keratalara.

bella donna (03 Eylül, 2007 12:41 Pazartesi)
hiçbir zaman mizah dergilerinden bir şey anlamadım. her bir kareyi okuyup inceledikten sonra verebildiğim tek tepki "eeee nolmuş" oldu. sormak istiyorum "abi ne anlıyosunuz?" diye aslında ama sormıyciiiim... böhüüüüü... kendimi eksik hissediyorum 8((((

rakunzell rakkadar (03 Eylül, 2007 12:50 Pazartesi)
can barslan tavsiye ediorum bella'cım.. (:

nagehan (03 Eylül, 2007 12:55 Pazartesi)
burakargın bende bu haberi vermek için çırpındım resmen üzgünüm:)

buraKargın (03 Eylül, 2007 13:38 Pazartesi)
üzüleyim derken sevindin nagehan :) Bu arada Engin Günaydın da var, kendisi istemiş yazmayı. Hatta 3 haftalık yazısını yollamış bile... Yıllar önce içinde kalan bir şey miydi acaba? Serkan Altuniğne ve Alpay Erdem de bu kadroya çok yakışırdı. İçimden bir ses yeni transfer haberleri gelecek diyor. Bakalım...

nagehan (03 Eylül, 2007 14:12 Pazartesi)
bence gerçekten damgasını vuracak sektöre

mezzoalto (03 Eylül, 2007 14:41 Pazartesi)
serkan'la erdil'in hukukları daha eskiye dayanıyor bildiğim kadarıyla, sanmıyorum ki o kolay kolay gitsin..

carter (03 Eylül, 2007 15:25 Pazartesi)
güzel bu güzel

kaligrafdoktor (03 Eylül, 2007 15:38 Pazartesi)
eğer istediğimiz şey "yeni" ise, bu sadece fatih solmaz ın bir oluşumda olmaması demek değildir; maalesef ki selçuk erdem, erdil yaşaroğlu, serkan altuniğne artık işlerine penguen ve lombakta devam edecek, gelecek günler ne getirir bilinmez ama, "heyt bee bir zamanlar x de vardı" laflarına y olmaktan çıkacaklar.

aynı kaderi bir zaman sonra da ersin karabulut, umut sarıkaya ve memo yaşayacağa benziyor, mizah dergileri tarihinin tekerrürü olsa gerek...

bize düşen bu konuda, tüketicilik mi yoksa bu işin sevdalısı mı ayırımını iyi yapabilmemiz. fermuar, penguen gibi dergilerin içinde bulunduğu bir pazaryeri sonuçta mizah dergileri, domates tezgahından limon istemek ne kadar doğru bilinmez; fakat hepimizin ütopyası bir süpermarket gibi görünüyor.

ARTanubis (03 Eylül, 2007 17:37 Pazartesi)
sonunda çıkmış olması cok guzel...bekleyiş sona eriyor (akşam alayım hemen...)

serkan altunigneyi biguda seven bir ben bir mezzo varız sanırım:) o yuzden keske o da olsaydı demeyin döverler adamı:) bize oyle yaptılar...

kaligrafdoktor (03 Eylül, 2007 17:43 Pazartesi)
mezzoalto ya o konuda mesaj attım bugün ARTanubis, çok haklısın :)

ARTanubis (03 Eylül, 2007 17:54 Pazartesi)
ayrıca bu sitenin doktoru benim kaligraf filan dinlemem ben de döverim

kaligrafdoktor (03 Eylül, 2007 18:04 Pazartesi)
serkan altuniğne' den haz etmeyen çoğunluğa sahibim ama, lütfen :)

ARTanubis (03 Eylül, 2007 21:10 Pazartesi)
onları da döverim:)

eezzggii (03 Eylül, 2007 23:45 Pazartesi)
ilk ayrıldıkları hafta ersin'in köşesini bulamayınca abartmıyorum ağlıcak gibi olmuştum nasıl bi ruh haliyse o artık ... tabi kısa zamanda hüopp şişt saçmalama bee dedim ve  acımı uykusuz kapattı henüz okumadım ama mükemmel olduğuna eminim
çoğu kimsenin eli artık penguene gitmiyordur sanırım bugün baya bir bakıştık ama ben kazandım =))

nagehan (04 Eylül, 2007 00:11 Salı)
aslında pengueninde  hakkını yememek lazım o sıkışmş kimseyi okumayamadığımız zamanda çöldeki su gibi gelmişti.içim acımıyor değil uykusuzuokurken ama naparsın işte

mezzoalto (04 Eylül, 2007 00:21 Salı)
kaligraf, bana gelmedi o mesaj, mesaj kutum da dolu değilmiş üstelik:) ama evet, art ile bu noktada ziyadesiyle işbirliği içindeyiz, serkan'a ben de laf ettirmem, kaş tatilinde mebzul miktarda bi gözü havada bi gözü yerde bakan adam taklidi yaptık koroyla:) bu arada hayır o kadar azınlık filan da deiliz efendim, başta gullusum olmak üzere koromuz serkan'ı seviyor:) kendisinin suretini de gördüm geçenlerde gazetede, böyle de sempatik bi insanmış kendisi, daha da bir kanım kaynadı, bıdılayasım filan geldi:) 

ayrıca eezzggiii, kesinlikle elim penguen'e de gidiyor, çünkü yeni yeni cevherler belirdi dergide aniden.. selçuk pixel pixel anadolu'yu çizmeye başladı, erdil iki sayfa yapıyor artık, özer diye biri çıktı, süper, hele de bi kaan sezyum hadisesi var ki, akıllara zarar.. allaha şükür bahadır ve fatih'in sayfaları arttırılmadı, onlara eskisi kadar maruz kalıyoruz.. yani gayet güzel, gayet şahane oldu; yenilere yer açıldı, okuyacak 2 dergi oldu; ben özlüyordum leman ve penguen'i beraber aldığım dönemi, çift dergili döneme dönmüş olmak çok mutluluk verici:)

Yalçın (settar) Pembecioğlu (04 Eylül, 2007 00:26 Salı)
kaan sezyum'un penguen'de yazmaya baslamasi gercekten ilginc oldu. engin gunaydin ne kadar kotu bir mizah yazariysa kaan sezyum da o kadar iyi...

nagehan (04 Eylül, 2007 00:30 Salı)
kesinlikle katılıyorum önceleri ona haksızlık yaptığımı düşünmüştüm uykusuzu okuerken ama yiğit özgür bu konu hakkında çok güzel bir yorum yaptı,biz yenilere yer açtık en az bizim kadar iyi çizerler çıkacak dedi çok da doğru söyledi..

ARTanubis (04 Eylül, 2007 00:31 Salı)
ersin karabulut bugun email atmış bana ve tüm email grubuna "dergimiz çıktı alın" diye... yanıt olarak bu haberlerin linklerini verdim görsün sevinsin ne cok seveni var:)

kaligrafdoktor (04 Eylül, 2007 06:32 Salı)
ben kime mesaj attım lan :)
evet, muhtemelen birisi o kendine ait olmayan satırları kendisine söylediğimi sanarak "ne olm bu, doktor fln ne bu böyle yumak" vari tepkilerde bulunduğuna eminim, umarım serkan altuniğne den haz alan birisidir de karambole gitmiş olmasın :)


ARTanubis hangi e mail grubuymuş o, davet hadisesi oluyor muymuş? :) (bekle mesaj atarım bir daha birisine, zaten tarayıcı tırt, kodları yazarak mesaj atabiliyorum)

fakat böyle giderse "memlekete hizmet" adı altında penguen den ; selçuk erdem, özer ve cem dinlenmiş in sayfalarını,
fermuar dan; nuri çetin, emrah ablak ve semra can ın sayfalarını,
tüm kadro uykusuz u (settar için engin günaydınsız, kaan sezyum güncellemeli bir versiyon da eklenerek)
birleştirip, yeni bir isimle el altından piyasaya süreceğim.
böylelikle hem tek fiyata tüm beğendiklerimizi okuyabilecek hem de "uykusuz mu. ne biçim ad lan bu" cümlelerinden feragat etmiş olabileceğiz :)

(mezzoalto ve ARTanubis için geliştirilmiş serkan altuniğne yaması mevcut)



Imagination (04 Eylül, 2007 11:17 Salı)
ben de severim Serkan Altuniğne'yi yahu... iyidir, hoştur, eğlencelidir... bilemedim neden bu kadar nefret edeni var...

ARTanubis (04 Eylül, 2007 11:19 Salı)
email grubu değil yaw.. daha önce çizdiği birşeyler için kutlamak ve uğurun askerden dönüşüne kardeşim dönmüş kadar sevindiğimi yazmak için:) mail atmıştım, adres defterindeki herkese yazmış işte..

bu arada kaligrafcım her adımız geçtiğinde link ekleme yaw hem sana zor oluyordur hem de pırıl pırıl parlıyoruz utandım:)

kaligrafdoktor (04 Eylül, 2007 11:35 Salı)
kolayı var, ARTanubis  (04/09/2007 11:19:50 AM) yazan kısmı kopyalamak yetiyor :)

dediğim gibi, tarayıcım sevmedi bigu yu, kendi yöntemlerimle yazmaya çalışıyorum.

ARTanubis (04 Eylül, 2007 13:42 Salı)
tarayıcın ne ki ya, merak ettim...

kaligrafdoktor (04 Eylül, 2007 14:50 Salı)
firefox, iyi de çalıştırması gerek , çok garip..

mezzoalto (04 Eylül, 2007 17:03 Salı)
evet kaligraf hakikaten bi tuhaf oldum ben de:) ayrıca biraz ürkütücü de oluyor, böyle bold ve underlined görünce adımı hemi de pempe pempe bilimum mesajda, "amanın naaptım gene" hissiyatı dolduruyor içimi, bende böyle "adını yazdım bir kenara kanaat notumu vericem" veya sınıf başkanı konuşanlar listesinin en başına ismimi yazıp altını çizmiş gibi hissediyorum, ıyyyk 

malum ortalığı barbie'li çanta, ayıcıklı kalemtraş, baklava desenli çorap, spidermen matara, loafer, dantel yaka filan bastı bu aralar, içim kararıyor, bu mevsimde böyle olurum zaten ekseri (tabi okulların açılması kavramından içimin bu denli daralıyor olması da süper ironik bir durum sanırsam:P)

ferhat can (04 Eylül, 2007 18:22 Salı)
dergiyi ancak bugün aldım. güzel mi değil mi karar veremedim. tamam farklı bir şeyler yapmayın ama penguen-2 de olmasın ? daha kapaktan ee penguen olmuş bu dedim. AYRICA doktor dediğinin yazısı kötü olur. bu sebepten kaligraf doktor olmaz. demek ki siz sahte doktorsunuz. demek ki ben sizi sağlık bakanlığına şikayet edeceğim. evet.

mehmet (04 Eylül, 2007 19:23 Salı)
engin günaydın ne yazmış anlayan var mı?

tutu (tutulaylaylom) laylaylom (04 Eylül, 2007 23:03 Salı)
yarın alıp okurum artık :)

eezzggii (04 Eylül, 2007 23:38 Salı)
nihayet aldım...içimde acaba gözümde çok mu abarttım vardı ama kesinlikle beklediğim gibiydi

mezzoalto ; dediklerinizi okudum bende ama bilmem ersinsiz okysiz uğursuz bi tat alamadım helede ersinsiz(birde tam sayfa olmuş ersin off off =o)) alışmam lazım onlarada belki ya da sizin gibi iki tane alıp zevkten dört köşe olmakta var

kaligrafdoktor (05 Eylül, 2007 00:00 Çarşamba)
engin günaydın ne yazmış?
ilk yazısı. zaman vermeliyiz okuyucu olarak, bir fatih solmaz a 4 sene verdik çok mu :)
beklerdim ki "ulan ilk yazı harbi birşey olsun, o ilk tadın hatrı kalsın".. olmadı.. ne diyelim..

denilebilir ki; uzun - kısa yazı farketmez ben bu dergiyi okurum.. ayrıca gerçekten de farklı bir tasarım beklemekte insan.

vedat özdemiroğlu dikkatimi çekti, fermuar da "ekibi yeniden toparlamak" adına yazıyormuş da uykusuz a gelince "abi yapmalıyız bu işi deli bir şekilde" demişe benziyor.. fermuar dan önce neydi tabii bilemeyeceğim, yaşım ve ziyadesiyle bulduğum kaynaklar(arşivler; ki çoğunluğu adilhan dan bulunmuştur) yeterli değil maalesef :)

ferhatt arkadaşım, siz bir de benim bademcik ameliyatımı görün, of ki ne of yani. berberim aslında ben, diploma veriyorlarmış diye girdik bir yerden aldık öylelikle. oldum olası yazım da güzeldir zaten . (oysa ki yalan; ne yazım güzel, ne de doktorum.. hoş, herhangi bir doktorla bilgi konusunda rahat yarışabileceğim konular mevcuttur. öhüm)

nagehan (05 Eylül, 2007 08:56 Çarşamba)
engin günaydın dan basın açıklması bekliyoruz..

mezzoalto (05 Eylül, 2007 12:41 Çarşamba)
engin günaydın olayını hemen açıklayayım: bir kere burhan olmuş o, o kesin.. insan 2 sene boyunca hafta sekiz gün ondokuz ruh hastası bi karakteri oynarsa e ufaktan ufaktan delirebilir normaldir.. hepten burhan olaymış problem daha az olurmuş da, bir yandan da cezmi ersöz-altay öktem tadı yakalamaya çalışmış, araya da biraz alpay erdem biraz da metin fidan sokuşturmuş sanki.. 

yani zannımca engin günaydın böyle bir hadiseye soyunmadan evvel "bakalıım mizah dergilerinde düz yazı formatında neler vaaar" demiş, sonra bir atilla atalay, umut sarıkaya filan olamayacağını, yani salt mizah yazamayacağını fark edince, kalan tüm jenrelerden gönlüne göre bişiler toparlayıp bi format edinmiş kendine.. haliyle olmamış, hatta çok fena olmuş.. üç yazısını da peşinen göndermiş diye duydum, okumadan mı "evet"lemişler anlamadım ki? hayır arkadaşlar popülizmden biraz faydalanmak istemişler, peki tamam da nedir yani "ahaha ben çok komik bir kızım ben de yazayım" deselerdi helin avşar veya tuğba özerk'in de birer köşesi mi olacaktı uykusuz'da.. olmaz ki..

öylesi bir köşeyi çok daha verimli değerlendirebilecek bir dünya insan tanıyorum.. durumun fatih solmaz vakasından daha beter olduğunu düşünüyorum..

kaligrafdoktor (05 Eylül, 2007 13:18 Çarşamba)
açıkcası "bu gitmiş bu gelmiş bak yerine", "x in tadını yakalamaya çalışmış" lafları her ne kadar mantıklı gelse de insana; bir o kadar da yanlış olduğunu düşünüyorum..

evet, 0 dan yapılmış birşey değil hiçbirinin yaptığı, ondan önce oluşturulmuş temellerin üzerlerine bir kat çıkarak bu hale gelmişler; kimbilir belki de daha ne kat çıkacaklar?

derginin en üstünde yazan birşey var, üç basamaklı bir hane; "sayı: 001"
"sayı: 297" yi merakla bekleyelim, ya da o sayıya kadar beraber gideceğimiz yazarların/çizerlerin nasıl gelişeceğini, katları teker teker çıkacağını.

mezzoalto (05 Eylül, 2007 13:55 Çarşamba)
ben zaten sadece engin günaydın özelinde konuşuyorum, kalan hiçbirşeye lafım yok, beğendim ve herşey de zaman içinde oturur inancındayım -hatta uykusuz penguene göre biraz daha sert bi dergi olmuş sanki onu da sevdim, hani genel bir yorum yapmak gerekirse-.. 

ama herhangi bir yazarın olsa muhtemelen müsamaha gösterilmeyecek ve "bu ne lan, git adam gibi bişi yaz da getir" denecek bir metin sırf ünlü birinin diye bu dergiye konuyorsa bunu da eleştirmeden geçemiyorum ben.. reklam almadan tamamen okuyucu talebiyle varlıklarını sürdüren mizah dergilerinde popülizmin bu kadar magazinsel bir boyutunu da görmeyeyim artık, nasılsa medyanın her köşesinde vıcık vıcık her türlüsüne ister istemez maruz kalıyoruz..

ARTanubis (05 Eylül, 2007 14:06 Çarşamba)

off alamadım hala dergiyi...


kaligrafdoktor (05 Eylül, 2007 15:11 Çarşamba)
isimden gitmeyi hala doğru bulmuyorum :)

eğer isim engin günaydın değil de;

cenk karaman gibi birşey olsaydı; ne acaba bu.. hmm.. eh, fena değil, bakalım. olurdu

franz mokovski olsa; başarılı, farklı bir konsept olurdu

orhan pamuk olsaydı; orhan pamuk un en deli yazısı, alıştığımız üslubu ve günün vakitlerinin o melankolik havasının dışa vurumu. olurdu.

petek dinçöz olsaydı; engin günaydın a ne diyorsak o olurdu :)

ARTanubis biraz acele etsen iyi olur, bu konuda ne düşünüyorsun bilemem ama, bence bir derginin her sayısı ne kadar değerli olursa olsun ilk ve son sayıları önemlidir, ilgi çekicidir kendi açımdan. başlangıç ve bitiş. çok keskin tatları var.

mehmet (05 Eylül, 2007 15:15 Çarşamba)
tam tersi, isim engin günaydın olmasaydı ikinci paragrafı okumazdım bile...

kaligrafdoktor (05 Eylül, 2007 15:24 Çarşamba)
piyasa sonuçta, uykusuz sanatsal kaygılar taşıyan bir dergi değil (sanatsal kaygı ne ise halabehala anlamış değilim); her şey bir yana iyi bir reklam engin günaydın.

cenk karaman risk, franz mokovski merak, orhan pamuk tartışma, petek dinçöz de ipanayla fırçalanmayan tarafı da  bir unsuru barındırmaktır yine de; ilk 2 kişinin olup olmadığını bilmemekle birlikte :)

ayrıca engin günaydın ın yazısını okurken ben de bol bol "bune lan" dedim ve yazıyı yazarken bir yandan da sol işaret parmağını ıslatılıp sağ göğüs ucuna eliptik sıvazlamalar yaptığı hissine kapıldım, yazıdaki tabirlerden olsa gerek :)

"çok tatlıyım.. sabahları daha bir tatlı oluyorum.." vesair.

rakunzell rakkadar (05 Eylül, 2007 15:42 Çarşamba)
sanatsal kaygıyı sora senle tartışalım kaligrafcım ((:

buraKargın (05 Eylül, 2007 16:09 Çarşamba)
Zagadaki skeçleri de böyleydi, konuşur gibi yazmış. Fena değil bence, zaman tanımak ve Burhan Altıntopu unutmak lazım...

mezzoalto (05 Eylül, 2007 16:17 Çarşamba)
yok, john steinbeck olsaydı bari 

bu kadar kötü yazılmış, başı sonu, amacı hedefi belli olmayan, dar alanda serbest saçmalamalar tadındaki yazıları zaman zaman galeri afişleri-istanbul modern enstelasyon açıklamaları-radikal 2 sanat sepet köşelerinde okuyorum, ama onlar zaten ciddi yazılmış olmalarından ötürü mizah oluyorlar.. burada farklı bir durum var: bu adam mizah dergisine mizah yaz(am)ıyor, hedef absürd olmak desem absürd değil;  ironi desem hiç değil.. engin günaydın'ın değil de "hello mahir"in veya "vur_kalbime_HanÇeri_ama_fazla_derine - inme_çünkü_orda_senVARSIN_güLüöm" nickli bir arkadaşın blogunu okuyorum sanki mübarek.. "bu sabah huzur evine gideyim dedim.. sonra vazgeçtim.. yastığımı düzelttim.." kusura bakmayın ama eş değer banallikte milyonlarca yazı bulmak mümkün nette, bunun için dergide köşe ayıracaklarına bazı karikatürleri daha büyük basıp sayfayı tamamlasalar bile olurmuş.. 

"bu yazı orhan pamuk'un olsaydı" önermesini ise sempatik bir şaka olarak alıyorum, inancım odur ki orhan pamuk sarhoşken bile daha iyisini yazabilir 

neyse daha fazla sinir olamam herhalde kendisine, yazıyı bi kaç kez daha okudum şu zaman zarfında "acaba haksızlık ediyor muyum" diye, cık, az bile yazmışım:) kendisini kaligrafdoktor'un sevecen, sabırlı, anlayışlı zihnine bırakıyor ve kaçarcasına uzaklaşıyorum, susuyorum:) long live umut sarıkaya, long live yiğit özgür, yaşasın otisabi:)

kaligrafdoktor (05 Eylül, 2007 16:34 Çarşamba)
ilk dakikalarda ağlara kavuşmayan sert şut sebebiyle bahtsız santraforun transfer listesinde başı çekmesi isteğini de çok iyi anlıyorum, bunca senedir bu tip düşüncelerin içinde büyümüş bir nesiliz sonuçta :)

"günlük düşünüyoruz" un çok haklı bir laf olduğuna inanıyorum; toprak ana gibi şefkatli bir kucağım, sevecen bir mizacım olduğundan değil :)

orhan pamuk önermesi de sempatik bir şaka, katılıyorum buna. aynı zamanda "inancım odur ki orhan pamuk sarhoşken bile daha iyisini yazabilir" lafına da inancım sağlam. iyi kitaplar yazıyor, kara kitap ve cevdet bey ve oğulları örneği var karşımızda, fakat bu kitapların da pek ayık kafayla yazıldığını düşünmüyorum.
kasılmalar ve cümle düşüklüklerinin sebebi de bu olsa gerek :) (bu konuya illa ki girilecekse , ki taraftarı değilim, gelen kutusunda girelim bari de iyice dallanıp budaklanmasın)

rakunzcum, o itici lafın sohbetini de sabırsızlıkla bekliyorum :)

ferhat can (05 Eylül, 2007 18:04 Çarşamba)
engin günaydın çoooook şarap içmiş entellektüeller gibi yazmış o yazıyı. belki de gerçekten çok şarap içen bir entellektüel olduğu içindir, bilemeyeceğim. "vur kalbime hançeri kalbim parçalansın fazla derine inme çünkü orada sen varsın"

ARTanubis (05 Eylül, 2007 22:02 Çarşamba)
dergi çok büyük bir hayal kırıklığı...

üzücü... umarım tek sebep raf, avize takacağız, isim bulacağız diye saksıyı çalıştırmaya vakit bulamamaktır da zaman geçtikçe oturur dergi....

mezzoalto (05 Eylül, 2007 22:17 Çarşamba)
artcım sanırım bu noktada ayrılıcaz senle çünkü ben gayet beğendim dergiyi.. hatta yiğit'in hazırcevaplık üstüne yaptığı köşede ben uzun zamandır ne yiğit'e ne de herhangi bir karikatüre gülmediğim kadar güldüm, ciddi kahkaha atıyormuşum millet dışarıdan tuhaf tuhaf bakıyordu:) dolayısıyla aylardır penguen'de de ilk kez kaan sezyum'un bir kaç paragrafına güldüğüm düşünülürse süper hayırlı bi iş olmuş bu ayrılık.. ersin aynı ersin, başka bişi çizse tuhaf olurdu zaten.. otisabi bildiğimiz otis, umut da öyle.. hatta umut'un yazısını sona sakladım daha okumadım ama karikatürler filan süper.. bi tek uğur gürsoy biraz sabunlamış sanki ama o da ilk sayı hede hödö telaşına hoşgörülebilir.. oldum olası memo'dan hazzetmediğim, ender yıldızhan'ı da pek bilmediğimden onlara pek girmiyorum.. yiğit'in klasik karikatürleri aynı tadda -biraz yavan da denebilir- yani o anlamda penguenden pek bi farkı yok ama hazırcevaplık, hakkaten şahaneydi yav:) özellikle ikinci kare, bernard shaw ile ilgili olan:=))))

ARTanubis (05 Eylül, 2007 22:43 Çarşamba)
oyy mezzo ona güldüğüne inanamadım...yiğit özgürün hazırcevaplık köşesi tamamen "oyy burası boş kaldı çabuk bişiler uyduralım" köşesiydi bence...

daha kapaktan başlayarak nasıl yani nasıl yani nasıl yani neden neden neden şeklinde geçen sayfalardan sonra umut sarıkaya ile yükselir gibi olup sonra ersine kadar (evet yiğite kadar demiyorum zira tarihteki en sıkıcı yiğit özgür sayfasını gördük sanırım) düşen tansiyon çok umudumu kırdı... bence kapağın hemen ardına basılması gereken ersin karabulut masterpiece'i "bu dergiyi nasıl çıkardık" derginin süper eğlenceli umut sarıkaya yazısı ile birlikte elle tutulabilen tek yanı... uğur gürsoy da herzamanki naifliğiyle "içimizi ısıtmaya" devam ediyor...memo zaten her zaman bir numara... VÖ ve engin gunaydın yazılarını da hiç görmemiş, okumamış olmayı dilerdim..

hala umutluyum ama, hele bir otursun dergi...

Yalçın (settar) Pembecioğlu (05 Eylül, 2007 22:51 Çarşamba)
hazircevap seysi beni de kahkahadan yerlere yatirdi. ozellikle canakkale bolumu :))

mezzoalto (05 Eylül, 2007 22:51 Çarşamba)

işte aynen serkan altuniğne durumu gibi, "herkesin mizah anlayışı farklı" diyelim bence:) bana sorsalar, her hafta başka 4 cümleyi çizsin isterim yiğit, piksel piksel anadolu gibi, hiç sıkılmam:) siyasi karikatürleri de son derece beğendim, ilk iki sayfa da gayet başarılı olmuş.. kapakta zaten çok beklentim yoktu aslen.. vö konusunda sana katılıyorum, o paslanmış biraz zannımca belki açılır, engin konusunda daha fazla katılamazdım malumun.. aslında pek çok açıdan hemfikir gibiyiz ama??

aa bi de fıratı okumamışım sanırım ama bi barış köşesi vardı, onu okudum o da komikti.. yok yok iyiydi bence, sen çok müşkülpesent olmuşsun veya "ooh damardan favoriler dergi çıkarıcağına göre kendimizden geçicez" die aşırı bi beklenti içine girmişsin:) ersiiin ay lav yuuuu:) 

(deniz mi ender mi birinin çizdiği ve o hazırlık safhasını anlattıkları iki sayfanın ilkinde de epey komik şeyler vardı "umut sinire bağlamışsın abi", ikinci sayfa feciydi.. sadece o çocuğun biraz daha çizmeyi öğrenmesi gerekiyor, mesele saçı bıyığı belirgin bizatihi karikatüre benzeyen yiğit'i veya memo'yu çizmek değil, daha genel geçer yüz hatlarına sahip diğerlerini çizmek)


mezzoalto (05 Eylül, 2007 22:57 Çarşamba)
settaaarr, ay lav yu tuuuu:)) (evet ben bugün bi coştum, niyeyse:)

ARTanubis (05 Eylül, 2007 23:00 Çarşamba)
armutlar bölümünü diyorsun sanırım... çizmeyi öğrenmesi gerek dediğini duymasın sakın memo:) akıllara zarar güzellikte bir çizim bence o...

ayy chate cevirdik burayı... settar uyarsana yaw bizi:) 

Yalçın (settar) Pembecioğlu (05 Eylül, 2007 23:06 Çarşamba)
o diil de amma komik bi durum:
- ben serkan sevmiyom, piksel piksel anadolu acaip zorlama bence, hazircevap sahaneydi, uykusuz ilk sayi cok iyiydi
- mezzo serkan seviyor, piksel seviyor, hazircevap seviyor, uykusuz sevdi
- art serkan seviyor, piksel? hazircevap ve uykusuz sevmedi

bi de memo'nun cizgilerine ben de laf dedirtmem :)

mezzoalto (05 Eylül, 2007 23:26 Çarşamba)
harbiden komik bi durum ama mezzo herşeyi sevmiyor canım:) memo'nun çiziminden de mizahından da nefret ediyorum; emrah ablak için de hissiyatım bu:) lakin her ikisi de kendi çaplarında kült adamlar, sevenleri çok, o yüzden tartışmam, zevk derim renk derim:) ben kendi adıma temiz çizim tercih ediyorum, karga burga çizmesine rağmen sevdiğim tek adam galip tekin'dir, o da zaten kanımca bir efsanedir, karşılaştırmalar ötesidir filan..

bu arada üşenmeyip sözlükteki 90 küsur yorumu okudum, ve yaklaşık 80inde dergiye, özellikle de yiğit'in "orada olsaydım" köşesine hayranlıklar vardı:))) olumsuz yorumlar da daha ziyade "bunun nesi yeni, gözünü para bürümüş bunların, penguen2 olmuş" şeklindeydi.. uykusuz, ay lav yu mooost:P

mezzoalto (05 Eylül, 2007 23:28 Çarşamba)
o değil de, ergün gündüz naapıyor bilen var mı bu arada?? ben o adamın çizimlerini de süper özlediğimi fark ettim dergiye bakarken..

(bu arada nasıl bi evdeyim allahım, babama -ki kendisi subay emeklisi ve akademik bi insandır, ciddi bilinen bi kişidir- yiğit özgür'ü öğrettim, kendinden geçti; 3 gündür her hadisenin sonunda "yes orrayt derken bir xxin daha sonuna geldik" diyor, az evvel de "cöbü almaya geldiydim" die sesleniyordu bana, arada "ay dodint do dört" dediği de oluyor:D annem de gözlerini belertiyor tabi:) bi karikatürde yaşıyor gibiyim zaman zaman)

kaligrafdoktor (05 Eylül, 2007 23:30 Çarşamba)
yiğit özgür ün ben olsaydım ında mehmet akif bölümü de güzeldi şimdi, aklıma geldikçe kahkahayı basanlardanım ben de , yalnız değilsin mezzoalto :)

-pardon, baytarmışsınız galiba?
+ yoo, niye ki? ne oldu ki? lazım mı oldu, yok ki öyle bişi (.. gibi gibi .. )

Yalçın (settar) Pembecioğlu (05 Eylül, 2007 23:36 Çarşamba)
ergun gunduz hurriyet'in pazar ekinde ahmet altan ve kriminal bir bolumun illustrasyonlarini ciziyordu en son.

mezzoalto (05 Eylül, 2007 23:40 Çarşamba)

kaligrafcım, bernard shaw'un karesi ve "bravo, bi de bana bak" kısmına ben hala ve hala gülüyorum, dergi önümde açık:) alparslan da şahikaydı:) 

tenk yu settar, ama ergun gunduz'un tek olayı o mu ya.. hayır, latif demirci press mress kıldan tüyden de olsa düzenli bi köşe çiziyor ama ergün'ü özlemişim ben:(


kaligrafdoktor (06 Eylül, 2007 00:04 Perşembe)
"tam iki yüz bin değildir zaten yuvarlamışlar rakamı.yine de iyiymiş hacı. ama yeneriz yaa bence, sen ne diyorsun? yeneriz ulan. yalnız hocam iki yüz bin iyi rakam haa. yani yeneriz de. iyiymiş be abi, sen ne diyorsun?"

beklemezdim yiğit özgür den böyle bir kıvılcım, kelime espirileri olmazsa ne yapar bu adam diyordum; neler de yapıyormuş :)

mezzocum (cum diyorum ama garip geliyor bir yandan da, annecim ekini bırakalı 2-3 sene oluyor, o oldu anniş, annecik... mezzocuk fln , olmuyor yani.. cum iyi cum, hatta mezzo ya tavım ben) bir de mesajın cevabını attım sana ama 70 mesajdan dolduğundan bir türlü gönderemedim, başka zamana artık :)

mezzoalto (06 Eylül, 2007 13:04 Perşembe)
kaligraf'cım -bu da yakın zamanda "kali'cim" olacak bak görürsün, uzun nickler hızlıca kırpılır bigu dünyasında- , nezdimde ve hatta biguworld'de, her türlü son-ek / suffix makbuldür, olur, uyar, takıl kafana göre:) lakin şu bir gerçek ki aramızdaki bana fena halde hüzün veren yaş farkını bir yana, benim evrende işgal ettiğim en-boy-hacim-alan itibariyle hiçbir -cik ekinin içine sığmam mümkün değil maalesef, dar gelir, nefes alamam, o bakımdan (bu arada dolu olan tesisimizde boş odalar açılmıştır, misafirleri bekleriz:P)

esprinin bütünlüğü bir yana, ben arkadaki adamın gözlerini belerterek "öff"lemesine de bittim:P

gullusum (06 Eylül, 2007 13:17 Perşembe)
YÖ bana mail olarak geldi, ben de "uykusuz" dan bişi gördüm çok mutluyum olley!!! uzunca süredir YÖ'e böyle gülmemiştim ayrıca.
yaa çok kıskandım burda nerden bulcam şimdi o dergiyi. penguen de yok. öhüüüe.

mezzoalto (06 Eylül, 2007 13:24 Perşembe)
penguenleri ciltli satıyorlar ama uykusuzu sana alalım annem noolucak:)

ARTanubis (06 Eylül, 2007 13:33 Perşembe)
gullusum almanyanın kartoffel tadındaki espri anlayışı yüzünden körelmeye başladın, alman oluyorsun korkarım.. silkin ve özüne dön:) YÖ'ün en başarısız sayfalarından biri bence bu...

mezzoalto (06 Eylül, 2007 13:40 Perşembe)
art o sayfayı senden başka sanırım herkes beğenmiş, kabul et senin espri anlayışın biraz farklı:P

buraKargın (06 Eylül, 2007 14:12 Perşembe)
Orada olabilirdim çok güzel gerçekten, uzun vadede de iş yapar. Hazır cevaplar diye bir kitap vardı sanırım. Yiğit Özgür bir şekilde edinmiştir. Kaynak var, yetenek var, çiz babam çiz...

gullusum (06 Eylül, 2007 14:26 Perşembe)
buraya gelirken cilt cilt penguenlerimi aldım da geldim:) yaşasın ideefixe, herşeyi buluyorsun (reklam oldu ama öyle napiim). fekat YÖ komikti yahu niye bana kartoffel diyosun yine bi tur daha ühhhüüüeee YÖ'nün taksi ve amca hikayeleri ile karşılaştıracaksak tabii öyle birşey çıkartması için bir süre daha beklememiz gerekecek...

mezzoalto (06 Eylül, 2007 14:29 Perşembe)

sen ona bakma gullum, yaşlı ve huysuz bi adam işte, anlamamıştır o espriyi, ehehehe:) grouchy smurf! ayrıca kartofel güzel bişidir, almanlar güzel kartofel yapar, falaaan filan:) kartofeeeel, ay lav yuuuuuuuuu:)


gullusum (06 Eylül, 2007 16:40 Perşembe)
ehe ehe çok mutluyum smfff
internet var çok şükür SA'yı buradan, YÖ'ü de ordan burdan e maillerle takip ediyorum. isallah uykusuz'un web sitesi de güncellenir cicilenir hale gelir ucundan bucağından yalarım....smmmfff.

ARTanubis (06 Eylül, 2007 17:50 Perşembe)

"orada olsaydım" konsepti malesef çok yenilik içermeyen ve predictable bir konsept..sayfada 3. ye geldiğimde alpaslanlı olandı galiba, ne söyleyeceğini %70 tahmin etmiştim zaten YÖ'nün... ya da o meme ısırma karesi.. daha gözüm o kareye varmadan böyle birşey olacağını biliyordum ve beklediğimi gördüm, nitekim gülümsemedim bile.. YÖ ün akıllara zarar unpredictable diyalogları değil miydi hepimizi vayy be dedirten, gözümüzden yaş getirerek güldüren??

Men seni sevirem ama men azeri değilem Ayşe........ Murnumda et var...


mehmet (06 Eylül, 2007 17:56 Perşembe)
dün gece yiğit özgürü bigumigu'ya davet ettim. "hayatta unutmam bigumigu adını dur bi bakayım" dedi, ya unuttu, ya geldi sevmedi ya da şu anda aramızda sinsi sinsi etrafa bakınıyo (yalana bak, fatura sırası bekliyodur şimdi o).

kaligrafdoktor (06 Eylül, 2007 18:31 Perşembe)
nezih danyal la geçen ay tanışmış, 2-3 saate yakın konuşma fırsatı bulmuştum.
konu mizah dergilerine gelince ister istemez laflar yiğit özgür e de çıktı ve iyi şeyler dediğini söyleyemeyeceğim :)
anlatılmak istenenlerin 1 karede, bir iki baloncukla anlatılması gerektiğini söylerken yanımdaki arkadaşım "13 balonlu yapmış bir tane, galiba rekormuş bu, olur mu öyle ya ehehe" demişti.
onu getirdi bu tartışmalar aklıma :)

diyemedim orada tabii; "üstadım müzik rocktır gerisi yalandır bir yana; mizah bir salata, domates de olmalı hıyar da" :))

yiğit özgür kelime espirilerinde başarılı birisi, ben olsaydım köşesiyle de ersin karabuluttan alıştığımız "senin benim gibi biri" tipinin yanına ekledikleriyle gayet başarılı olmuş bence..

kaligrafdoktor (06 Eylül, 2007 18:36 Perşembe)
bu arada; yiğit özgürün de karikatürlerinin internette yayımlanması her ne kadar cebine yaramasa da (kitabının bu sebeple fazla alınmaması vesair) daha fazla kişiyle tanışmasına sebep oldu , iyi birşey sanki bu.

fatih çaldırmıştı öğlen beni, fatih solmaz, dedim hacı cenna hase diye bir afet-i devran buldum, msn e girince atarım sana ya da indir netten diye; dedi hayatta unutmam bu adı.
saatlerdir haber yok ondan da; ya unuttu ya da buldu :))
(mehmet e selam eder, affına sığınmak isterim :) )

mezzoalto (07 Eylül, 2007 00:41 Cuma)
mehmet herhangi bir ortamda, herhangi birine "selam ben mehmet" diye diyaloga girip, sözü edilen kişiyle yaklaşık 16 dakika içinde hiphop yapıyor olabilir.. dolayısıyla benim mesela gözümün önüne sahne geldi: mehmet nevizadede takılmaktadır, yiğit özgür'ü görür, gidip omuzundan dürter, sonra siteyi anlatır.. aynı masada olsalar yeminlen diyorum 16. bilemedin 20. dakikada göbek filan atıyor olurlar.. öyle sosyal, öyle teklifsiz biri:D (yiğit değil mehmet:P) ahan da ben bunu bıdı olarak mı yazsaydım naapsaydım..

diyeceğim odur ki mehmetcim, sen adama istersen bi de mail at, bakınız ersin bakınız umut yakın zamanda kendilerine mail atanları unutmayıp dergi duyurusu yollamışlar, şimdi ciddi mail takip ediyorlardır, bakarsınız gelirler, hatta mesela yiğit de ciddi ciddi reklam-tasarım yorumlamaya başlarmış, bi sonraki partide karşılıklı zıplarmışız filan.. peeh:) ay lav yu yiğiiit, but ay lav ersin more:) long liv umuuuuut:)

ARTanubis (17 Eylül, 2007 22:20 Pazartesi)
ve 2. sayı da kötü... umudumuzu kırmadan beklemeye devam...

kaligrafdoktor (17 Eylül, 2007 23:06 Pazartesi)
bence yavaş yavaş  iki dergi almaya gerek kalmayacak gibi duruor..

ha mizahtır bu, mütakabata varılmış bir "iyi" kalıbı yok, parasına bakan, bir taraflarıyla çizen espiri yoksunu "höyt karikatür geleneğini" çizerlerini de beğenen yok değil..

fakat inanıyorum ki gün gelecek işini adam gibi yapanlar hakettikleri değeri kazanacaklar... umudumuzu kırmadan beklemeye devam..

mezzoalto (19 Eylül, 2007 00:20 Çarşamba)
ikinci sayı üzgünüm ama biraz daha vasattı evet.. ama kötü dersem haklarını yemiş olurum.. ben sanırım her halükarda, penguen'i leman'laşana dek almaya devam edicem:)

ARTanubis (19 Eylül, 2007 00:30 Çarşamba)
ne güzel demişsin mezzo... lemanlaşana kadar penguene devam...

kaligrafdoktor (19 Eylül, 2007 07:32 Çarşamba)
ohalar olsun..

3 sayı.. kütüphanemdeki uykusuz için ayırdığım rafta hacimleri git gide artmakta. 48 sayfa oluyor üst üste hepsi, 4448. sayfaya inşallah ...

şu dünyada uykusuz dan fazla heyecanlanacağım birşey olamayacak mı benim?

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.