Yorumlar
registereduser (04 Haziran, 2007 13:38 Pazartesi)Ama şimdi benim aklımda bir soru var:
Bu kafana göre ilanları mevcut fikrin metaforları değil mi? Kafana göre takıl, akdenizlisin istediğini yap, senin şimdi kanın kaynar gez, toz, seviş, eğlen yani kafana göre takıl, yaşa felsefesi değil mi ana bazda bu kampanya?
ARTanubis (04 Haziran, 2007 13:50 Pazartesi)hay yaşa settar! biri şu kampanyayı haber yapsa da aşağılasam diye bekliyorum haftalardır:)
ilk gördüğümde ottoman empire'ın çok daha da güzel olan uygulamaları gelmişti aklıma.. mavi jeans teki çirkin görsellerin ne olduğunu anlamaya çalışırken başa geçirilimiş kotlar olduğunu anladım. ne casting ne uygulama ne eşşek kadar nazar boncukları.. elle tutulacak hiçbirsey göremedim bu reklamlarda..
sonra birden gazetelere düştü..."toscani yaptı" "işte yine başardı" "süper inovatif reklamcı" gibi headlinelarla şişirilince ünlü bir isimle çalışmanın önemi ortaya çıktı... bu kadar sıradan ve hatta başarısız bir kampanyanın sırf reklamcının rüzgarıyla nerelere gittiğini gördük hep birlikte...
bu arada bu kampanya dünya çapında da uygulanıyor diye biliyorum... "kafana göre" gibi genius(!!) bir kelime oyunu ingilizce reklamlarda nasıl uygulandı bileniniz, göreniniz var mı??
rakunzell rakkadar (04 Haziran, 2007 13:57 Pazartesi)bence elmaaltshift'te tartışılan iki reklamın birbiriyle uzaktan yakından ilgisi yok. erkekler tişörtleri kafalarından iki saniyede çıkarıp atabilir ama ben küçükken saatlerce bu abla gb gezdiğimi ve kendimi çok mutlu hissettiğimi hatırlarım.. yaşamın içinden bi durum yani benim algım. abinin kafasındaki ise görsel benzerlik kaynaklı konuşlandırılmış bir nesne gb duruyor. iki reklam arası tek benzerlik zamansal, ironik bir espri. bu da kaç kere yapıldı ve daha kaç kez yinelenecek bir oyun belli deği..
maviye ve tabi toscaniye gelirsek; çok estetik dursalar da her bakışımda mavi jeanslerle ve o devasa boncuklarla ne kadar rahatsız olduklarını düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi.. bence reklamdaki en büyük hikaye reklamın magazinsel kısmı. toscani'nin kızının (hangisi bilemiyorum) orada yer alması mavi için yeterince prestijli bi durum sanırım.. bizim içinse fark eden birşey yok gb..
fair (04 Haziran, 2007 14:00 Pazartesi)reklam tamamen benetton kokuyor.. dün görmüştüm ben de ne bu yahu benettonu taklit etmişler dedim.. ı ıh olmaz böyle ama.. maviyi seviyorum ve benetton kokmasını istemiyorum.. bu konsept tamamen benetton'un konsepti ve böyle kalması gerekirdi.
ARTanubis (04 Haziran, 2007 14:03 Pazartesi)seçilen kızın amerikada okuyan bir türk kızı olduğunu okumuştum bir yerde...ortadaki mi bilmiyorum
castingde beni çok rahatsız eden öncelikle bakışlar sgb.. bu bakışlarda kafamıza göre takılırz değil "önümüze gelene bin tekme" havası var malesef, oldukça itici...
ortadaki kızın kemoterapi almış ve saçı döküldüğü için kafasını sarmak durumunda kalmış görüntüsü ise başlı başına bir facia... ben ne zamandır ilk defa bir reklamda bu kadar kanser görünümlü bir kişinin kullanıldığını görüyorum (bu konuda da bana güvenin 4 sene kanser hastanesinde çalışınca insanların yüzüne bakıp kanser tanısı koyabilecek duruma geliyorsunuz...)
Yalçın (settar) Pembecioğlu (04 Haziran, 2007 14:12 Pazartesi)Ortadaki kız Toscani'nin kızı :) (ciddiyim)
Fantasticc, mavinin yaptığına kopyacılık demedim ki, sadece çok yaratıcı bir fikirmiş gibi sunulan fikir aynı sektörde daha 2 yıl önce kullanıldı diyorum.
bella donna (04 Haziran, 2007 15:12 Pazartesi)mavi'nin çalışması göze de hiç hitap etmiyor. ya da benimkine etmedi.
asli (04 Haziran, 2007 15:55 Pazartesi)olivero toscani tamamen bir avrupalı gözüyle bakmış. Belki yutdışında uygulansa daha etkili olurdu. ama Mavinin Türk malı algısı yaratmak gibi bir amacı olduğunu sanmam. Her neyse cast prodüksiyon falan super de bence yanlış starateji Türkiye için olsa bile.
ardaerdik (04 Haziran, 2007 16:18 Pazartesi)tüm dünyada yayınlanacak bu iş.
ARTanubis (04 Haziran, 2007 17:37 Pazartesi)gazetelerde okuduğum kadarıyla bu iş global bir kampanyaya ait.. toscani'nin düşüncesi de bu kadar bilinen ve kaliteli bir mrka olan Mavi'nin Türk markası olduğunu öne çıkarmak...
bildiğiniz gibi Amerika'da bir kot mağazasına girdiğinizde (ya da kot reyonuna) Mavi herzaman baş köşede en prestijli yerdedir.. sağına soluna da Levis, Lee filan konur.. gercekten gurur verici bir durum ama demek yabancılar Türk markası olduğunun farkında değiller ki böyle bir kampanyaya ihtiyaç duyulmuş..
o da tutmuş boyunlarına nazar boncuğu asmışş hey yarabbim...
registereduser (04 Haziran, 2007 21:42 Pazartesi)Ama şimdi bi saniye niye küçümsüyoruz nazar boncuğu kullanımını?
Yani hem görsel olarak hoş durmuş. Onun dışında da kafana göre takıl rahat ol, keyfine bak mantığına da uyuyor çünkü nazar boncuğunun mantığı: renkleri sayensinde insanı rahatlatarak negatif enerjiden arındırıyor ve bu şekliyle de mevcut konsepte uyuyor.
Ne bileyim biraz daha geniş bakıp kafana göre takıl rahat ol, keyfine bak sözleriyle değerlendirirsek kampanyayı çok eşsiz olmasa da başarılı bir kampanya olarak değerlendiriyorum ben.
Not: Toscani hayranlığım falan da var bu arada yani=)
Ayrıca fair benetton'u taklit etmişler demiş ama olaya şöyle bakalım grafik sanatçılarının ya da yönetmenlerin veya ressamların bir stili olduğundan bahsediyoruz. Aynı şey bu adam içinde geçerli. Bir tarzı var Toscani üstadın da o yüzden benzeyebilir normal olarak.
chavezding (04 Haziran, 2007 22:24 Pazartesi)ilk kez o ortadaki kızın olduğu ilanı görmüştüm. hoşuma gitmişti. başındakinin kot olduğunu üçüncü görüşümde anladıysam da ilanın mavi ye ait olduğunu farketmek zor değil.
diğer iki model biraz komik olmuş.
Fixx (05 Haziran, 2007 00:15 Salı)Sağdaki kız computer generated gibi?
tiryaki (05 Haziran, 2007 01:50 Salı)ortadaki kızı görmüştüm ben de meğer toscanin miş... onun ki böyle türban gibi bişi. lan dedim seçimler yaklaşıyo bu bi gönderme olabilir mi filan diye siyasi açıdan yaklaştım olaya... ne tuhaf dimi :) bi de fotoğraflar daha hoş olsa, ne biliyim böyle çok odunsu. gölgeler fln tam bi teenage de değil tam bi türk de. çok sevimli değil ama mantıklı.
Erman Sinan (05 Haziran, 2007 02:32 Salı)Toscani'nin ne cirkin kizi varmis yahu!
tospik (05 Haziran, 2007 02:43 Salı)içi güzeldir onun içi. köfte gibin böyle.
fair (05 Haziran, 2007 10:15 Salı)eheheh tospik sen çok yaşa..
fidd: bir reklama baktığımda eğer o reklam bana başka bir reklamı hatırlatıyorsa biraz taklit edilmiş bir durum olmuyor mu? tamam bir tarzı var adamın kabul ediyorum ama yine de bu kadar çok esinlenmesi maviye yapılmış bir haksızlık olmuyor mu? bu arada reklam çok güzel buna bir diyeceğim yok.. iyi fikir bence kafalara kot geçirilmiş falan ama ne biliyim üç gencin de birbirinden çok farklı olması bana benetton'daki o farklı etnik grupları hatırlattı... maalesef fazlasıyla benetton kokuyor.. yani ilk aklıma gelen buydu benim.. bu da bir reklam için kötüdür bence.
sadi (su geçirmez balık) tekin (05 Haziran, 2007 11:11 Salı)üç genç birbirinden çok mu farklı? iyi baksana fair.. kardeş bile olacabilecek kadar benzerler.. :) sen nerede yaşıyorsun allasen? sizin mahalleye taşınıcam ben

phoenixia (05 Haziran, 2007 11:25 Salı)fiddlercım sana katılıyorum, "kafana göre" ifadesiyle kampanyada yansıtılmak istenen şeyler ve fikir uyuşuyor bence de.. kafana göre takıl ve tam da senin tarzından(kafana uygun) anlamlarını kapsaması hoşuma da gitti...
ama, beni bu ilanları ilk gördüğümden beri rahatsız eden birşey var, bir biçimsizlik...?? kotun ağır bir kumaş olmasından sebep mi diyelim, benzer şekilde at kadar nazar boncuğunun ağırlığı mı diyelim.. ezdi beni... hakkaten...
jeandeki özgürlük ve rahatlığı hissettirmiyor..
bir an önce soyunup üzerimden onları atma isteği uyandırması mı acaba mesajdaki dip nota..eveeeet..:P:))
ARTanubis (05 Haziran, 2007 11:32 Salı)cok guzel saptama phoenixia... sıkıntı yaratıyor görsel... bu bakışlarındaki meymenetsizliği de açıklıyor mankenlerin... belki de kıza daral geldi artık babasının çılgın projelerine alet olmaktan:)
fair (05 Haziran, 2007 11:33 Salı)ortadaki çekik gözlü ama
en sağdaki de hintli 
hopçikitangasamuray (05 Haziran, 2007 11:35 Salı)Beni en çok irite eden nazar boncuğunun eşşek kadar bir versiyonuyla boyuna takılması.Yahu tamam hani bütünlük devam etsin diye sadece Türk'lere ait olan bir simgeyi kullanıyorsun ama olmamış bence Oli dayı.
Hele şu kızının boynundaki ne öyle ya tam felaket. İnek çanı gibi durmuş. O nazar boncuğuna bir türlü farklı bir gözden bakamadım. Sokakta yürürken gördüğüm posterlerde bile bana nazar boncuğundan ziyade inek çanını anımsatıyor.
Bende mi bir gariplik var anlamış değilim

sadi (su geçirmez balık) tekin (05 Haziran, 2007 12:13 Salı)ben bu çalışmayı ilk gördüğümde ise dikkatimi çeken gün ışığı oldu. genelde bu tip fotoğraf çalışmaları fotoğraf stüdyolarındaki yalan ışıklarla yapılır. amaçladığı acaba gerçeklik ve doğallık mıydı kot ile kardeşçe ve hür :))
ilk başta rahatsız etmişti ama şimdi baktıkça sevdim.. bilemiyorum belki de oliver'in kızının hatrınadır

mezzoalto (05 Haziran, 2007 12:39 Salı)çok benetton koktuğu fikrine katılsam da kötü olduğu fikrine katılmıyorum.. nazar boncuklarını resme üçüncü bakışımda gördüm, yani o denli dikkat çekici değiller, kafalar o kadar büyük ve vurgulu ki başka birşeyi fark edebilmek için epey zaman harcamak lazım ilanın önünde.. ve ben bu reklama baktığımda bir çok mesaj alıyorum, son derece türk olan "kafana göre" sloganıyla paralel.. mesela "mavi jeans'e öyle bayılıyoruz ki ne yapacağımızı şaşırdık kafamıza bile bağladık" "bu öyle bir kot kumaşı ki başına da taksan olur, öyle rahat ve ferah" "bu kotu böyle kafanıza bağlasanız bile havalı olursunuz bizim gibi" "sadece üstüne altına değil kafana bile mavi" ne biliim daha çeşitlenebilir.. ayrıca bunu mesela ingilizce "as you wish.." sloganıyla pazarlasalar (kafana göre'ye en uygun çevirim bu sanırım) gitmez mi? ay kovalayın beni, işim gücüm var, maviye kafa yoruyorum..
tospik (05 Haziran, 2007 14:28 Salı)ya da "neremize giyeceğimizi çözemedik, başımıza bağladık."
fair (05 Haziran, 2007 15:18 Salı)benetton kokan bir reklam için kötü bir durum fakat reklam kötü değil.. güzel olmuş.. kafana göre sloganı gayet iyi.. ona kesinlikle bir sözüm yok.. ama kokuyor işte hepsi bu

fair (05 Haziran, 2007 15:20 Salı)bu arada böyle bakmak için ve baktırmak için amma uğraşmışlardır haa... bu arada kotları bu şekilde bağlamak da bir beceri işi.. neticede emek var..
sadi (su geçirmez balık) tekin (05 Haziran, 2007 19:12 Salı)şimdiye kadar kimse bahsetmediğine göre bu bilgi de yeni olacak. oliver amca yeniçerilerden ve onların kalpaklarından etkilenerek bu kafaya sarma esprisini bulmuş. dolayısıyla neden kafamız sorusu bende biraz daha yerine oturdu sanki :)
elixmix2019 (05 Haziran, 2007 20:51 Salı)bence toscani kampanyayı mavi jeans'a çakmış.
ATCW böyle bir kampanya'yi sunsaydi hic yapmazlardi cok eminim.
Boyle bir kampanya ile kac yildir uzun iliskide bulundugun en keyifli musterini kaybetmek de adama buyuk koyar.
Kaldi ki mavi'nin isleri cok guzeldi..Kendilerini cok guzel ifade ediyorlardi..gerek var miydi ..sanki toscani'nin gazina kurban gitmisler gibi..
Tipki Galatasaray'in Feldkamp'la tekrar masaya oturmasi gibi..(GS'li dostlarimiza bol sabir)
registereduser (05 Haziran, 2007 21:36 Salı)elixmix ama bir de şöyle bakmak lazım kampanya bazından çıkarırsak işi durum şöyle oluyor. Toscaniyle çalışmak istemesi, dünya çapında bir kampanyayla anılmayı, taşınmayı istemesi mavi jeansin ne kadar geniş bir vizyona sahip olduğunu gösterir.
Genel olarak bakarsak ATCW özellikle türk halkını tanıyıp ona uygun kampanyalar yapmasıyla tanınıyor.(Ali desidero, sucu çocuk vs.)
abdulaziz (creaziz) şahin (05 Haziran, 2007 22:56 Salı)Bana kalırsa bunlar, egzotik sos seven insanlar gibi,bizim pilava, risotto muamelesi hoş olmayabilir, ancak dünya da buna "toscani yapmış mis gibi kokuyor" böyle yaklaşan daha fazla olacaktır. ATCW yaptığı her işe kendi aromasını katıyor, bakınca hemen anlaşılıyor,adam bence tarzını burada da açıkça belli etmiş, mavi'de onun rüzgarına kapılmış. Herşeye rağmen ülkemizde bu tutmaz.
ferhat can (06 Haziran, 2007 01:46 Çarşamba)levis'ın bu "soyun soyunlu" reklamında her kot ve her giysi kıza ve erkeğe çok yakışıyordu.
insan izleyince "bi levis giysek biz de böyleyiz işte" diyordu içinden.
şimdi bu reklama bakıyorum.
fazla soyut buluyorum. eni konu kot satıyorlar. nedir bu düşünsellik !
bir mavi felsefesi var da biz mi bilmiyoruz ? nedir mavinin bu gücü ? mesela bir kitlenin sembolü haline gelirsin marka olarak, o zaman yap bu çalışmayı. tam onikiden vur. alkışlayalım.
ama fabrika satış mağazasında yüzde 50 indirimle kot satan bir firmadan gelince bu reklam, içi boş kalıyor.
*feldkamp galatasarayda ölür bak, söylemişti ferhatt dersiniz.
registereduser (06 Haziran, 2007 01:58 Çarşamba)ama ferhatt bak art ne demiş:
bildiğiniz gibi Amerika'da bir kot mağazasına girdiğinizde (ya da kot reyonuna) Mavi herzaman baş köşede en prestijli yerdedir.. sağına soluna da Levis, Lee filan konur.. gercekten gurur verici bir durum ama demek yabancılar Türk markası olduğunun farkında değiller ki böyle bir kampanyaya ihtiyaç duyulmuş..
mezzoalto (10 Haziran, 2007 03:28 Pazar)demek yeniçerilerden ilham almış.. çok doğru, çünkü ben de ilk baktığımda bir kavuk hissiyatına kapılmıştım, özellikle ipler filan o hissi veriyor ama tabi adamın kızı, yok kafana göre derken o algıyı unuttum gitti.. bi de bu ne oryantalizm yahu, kafasında fes olan deve de koysaymış fona bari.. hey allaaam..
ARTanubis (11 Haziran, 2007 16:05 Pazartesi)güzel yorum ferhatt... oyle bir bakıyorlar ki reklamda "önemli bişiler olacak" "radyoaktif serpinti olacak bu kotlar başımızı koruyacak" "kafasına kot sarmayan banal bir ölümlüdür" havası var...
bişiler oluyor biz anlamıyoruz...
not: yeniçerilerden ilham alınarak kafaya öyle bağlandıysa çok acırım... zira en küçük Osmanlı havası yok bu "çatkılarda" ... temizliğe giderken takmış gibi görünüyor, özellikle ortadaki....
Yalçın (settar) Pembecioğlu (11 Haziran, 2007 16:20 Pazartesi)Bu arada...
HELLOOO! Haber içindeki ismi bile Ottoman Empire olan tasarıma tekrar bakıp bu yeniçeri esinlenmesini bir daha değerlendirebilir misiniz? :)
mezzoalto (11 Haziran, 2007 19:02 Pazartesi)ismi ottoman empire olan tasarımda bir "ottoman empire" havası var ama yeniçeri havası yok bence.. mavininkindeyse sadece soldaki arkadaşta bir yeniçeri andırması söz konusu, ama ben yeniçeridir, vezirdir, detayından ziyade bir osmanlı göndermesini hissediyorum ama sevmedim işte o göndermeyi, fazla oryantalist buldum..
art'ım, diğerlerine değil ama "kafasına kot sarmayan banal bir ölümlüdür" bakışı yorumuna katılıyorum.. lakin bunun hedeflenen şeylerden biri olduğunu düşünmekteyim, cool duran, asabi bakışlı gençler, ve "eğer yeterince cool durup bakabilirsen, kafana kot sarmış halinle bile trendy olursun" mesajı.. zira cumartesi günü bağdat caddesine, kanyon'a veya bebek dolaylarına bir giderseniz, bu bakışlı hanım kızlarımız ve delikanlılarımızdan milyon tane görebilirsiniz..
ARTanubis (12 Haziran, 2007 00:48 Salı)moda desen yarın sarar giderler... öyle kötü yane...
mezzoalto (12 Haziran, 2007 10:50 Salı)teşekkür ederim Art, diyeceğimi demişsin zaten:) "yok olur mu öyle şey" diyenlere, önce 2-3 kişide gördüğüm, 2 hafta içinde bilinen herhangi bir virüsten muhtemelen daha hızlı bir biçimde yayılan "hepimiz boynumuzda adımızın el yazısı biçiminde yazılı olduğu altın kolyelerle dolaşalım" akımını örnek vereceğim.. şükürler olsun ki, 1 yıllık bi zaman zarfında etkisi azalmaya başladı..
sadi (su geçirmez balık) tekin (12 Haziran, 2007 11:07 Salı)canlarım, moda denen şey olmasa biz nasıl kazanıcaz ha? tekstil modasından bahsetmiyorum sadece.. akımlar, trendler, etkilenmeler.. herkesler de özgün olmayıversin..
ARTanubis (12 Haziran, 2007 11:57 Salı)çağımız kadın modasının en önemli style gurularından sarah jessica parker (fashionista kelimesinin bedene gelmiş hali..) tarafından yapılması yeterliydi el yazısı isim kolyesinin... "sex and the city" kızları diye ayrı bir grup yarattılar.. dizinin gucu inanılmazdı... hiçbir dizinin bu kadar trend belirlediğini hatırlamıyorum ben...
yecee (12 Haziran, 2007 11:58 Salı)mavi reklamından, ekmek parasına gelmiş olay

kampanyaya en başından beri ısınamadım, çok fazla kot kumaşı var bence karelerde... bu ters bakışlı arkadaşları görünce aklıma yeniçeriler filan gelmiyor. Daha çok, aileleri tarafından bebekken terkedilmiş ve kotlar tarafından büyütülmüş bir takım insanlar aramıza salınıvermiş , üstümüzdeki kot olmayan şeyleri çalmaya çalışacaklarmış gibi hissediyorum

sadi (su geçirmez balık) tekin (12 Haziran, 2007 12:05 Salı)ahahaha ilahi ece.. ne yani ormanda ayılar tarafından büyütülen bebek kafasında ayıyla mı dolaşıyor.. ahuahuah. çok güldüm ama..
yecee (12 Haziran, 2007 12:13 Salı)ayılar büyütse onların postlarını yüzüp giyeceklerdi, böyle kötü insanlar bunlar
phoenixia (12 Haziran, 2007 13:31 Salı)mevcut sokak şartlarında-??- özgün olunması zor.. kimi kendi üretiyor, kimi hazır olanı kullanıyor ama pişti olunuveriyor... klasik de olsan, alternatif de takılsan durum aynı..
sonuçta kim, hangi şekilde rahatsa o tarafa bulaşıyor..
akış diyagramından anladığım, bir dahaki adım gençlik nereye gidiyor kutucuğuna varıyor..:))
(ben bunları neden yazıyorum..)
fair (12 Haziran, 2007 14:29 Salı)yalnız şimdi dikkat ettim erkeğin boynundaki minicik, ortadaki kızın boynundaki kocaman, diğer kızın boynundaki de orta boy.. ne gibi bir anlam çıkartmak lazım acep

Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.