Anasayfa

3005_6066.jpg Resimleri
 

Gaste - İstanbulun İlk Ücretsiz Gazetesi


Pin It
İstanbulun Günlük Ücretsiz Gazetesi diyerek dün çıkış yapan tabloid formattaki bu gazete tasarımıyla, ücretsiz olmasıyla beni çok sevindirdi. Ücretsiz olması, gazeteye okumak için para vermeyen, haberi sadece spor gazetelerinden takip edenlerin dahi ilk başlarda gözucu ile okumaları mutlu edici. Zamanla daha fazla okunacaktır. Hele hele istanbul trafiğinde hatim edilmesi bile olası. :) Gaste, Feza Gazetecilik Matbaasında basılmış, yani Zaman gazetesi matbaalarında, tasarımı da onun stilinde olsa da daha hoş ve içerik bakımından daha özgür. İçerik olarak nereden, kimden bilgi sağlanıyor, kimler yapıyor Gaste'yi henüz bilgim yok. Şimdilik bu kadarla yetinelim ve bu gibi gazetelerin çoğalmasını temenni ederek ücretsiz gazete kulvarında tek bir ses'in kalmamasını umalım. İnternet siteleri de çok güzel olmuş, Netten pdf formatında indirebiliyoruz ve web üzerinden de bakabiliyoruz.


URL : www.gaste.biz
Kaynak:Ben Kendim :)
Kategoriler: diğer
Etiketler: gazete, istanbul, ilk, gaste, ücretsiz

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


gandy.phoebus (13 Şubat, 2008 09:27 Çarşamba)
eyvah, eyvah. "gaste hakkında" bilgiyi, sadece reklam verenlere yönelik bir sunum dosyasıyla yapıyor olması, yayın etiği açısından yeterince manidar. sonuç olarak kim yapıyor ediyor hala meçhul ama anlaşılan cüneyd zapsu'nun adı geçiyor. yabancı patronunun adını da yanlış yazmışlar, doğrusu Pelle Andersson olacak... ekşisözlük'te, gaste'de sık sık istanbul büyükşehir belediyesi'ne methiyeler düzüldüğüne dair yorumlar yazılmış, zamanlama çok iyi... feza gazetecilik'te basılması, fethullahçı olabileceği anlamına gelse de, şart değil, örneğin BirGün de orada basılıyor bildiğim kadarıyla. bekleyip görelim. sonuçta doğası gereği basın özgürlüğü, ilkeli gazetecilik, temiz yayın vs. olmadığı ve olamayacağı ortada. buna reklam veya propaganda denebilir, ama ga-ze-te denemeyeceği açık, o yüzden ismi de iyi seçmişler bence. bonus: bedava gazetelerin çevreye ne kadar zararlı olduğuna dair bilgi edinmek için bkz. Project Freesheet. kısacası: almayın aldırmayın.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (13 Şubat, 2008 10:51 Çarşamba)
Konuya mesafeli yaklaşmak üzere girdim ki gandy mesafeyi Çin'e taşımış :)

Beleş yayın Gaste'den önce kafe ve lokantalarda dağıtımı yapılmak üzere planlanmış 4 sayfalık bir kafe bülteni şeklinde başlamıştı Beşiktaş civarında bir kaç yıl önce. Forvırd meyl içerikleri, burçlar ve de dandik reklamlardan oluşan bu mecra çok tutmadı. Sanırım biz kafelere tek başımıza gitmediğimiz için. 2 kişi giden bu yayına burun kıvırdı haklı olarak.

Gaste'ye baktığımda da iş modeli olarak "neden olmasın" diyorum. Sadece reklamla ayakta durarak Türkiye'nin en çok satan gazetesinin (Posta) içeriğinde bir şeyler hazırlamak için çok da büyük bir yatırım gerekmiyor gibi görünüyor benim oturduğum yerden. Gaste'nin standını Levent Çarşı girişindeki metro inişinin önünde gördüm. Metro'da bir şeyler okuma alışkanlığı geliştirilmesi açısından ben de olumlu tarafını göz ardı edemiyorum. Bugün beleş gazeteyi okuyan, yarın 30 kuruş verip kendi gazetesini de alır mı diye umutlanıyorum. Futbol ve at yarışı bültenleri dışında 2 satır okumaya alışan insan kendisine sunulan bilgiyle yetinmeyip araştırmanın keyfini de hisseder mi diyorum...

eferdk (13 Şubat, 2008 12:54 Çarşamba)
Matbaası dışında Zaman ile alakası olmadığını düşünüyorum. Dün Ajda Pekkan'ın seksi bir fotoğrafı ile haftada bir kere az miktarda alkol tüketimine sağlık yönünden teşvik ederken bugün bir iç çamaşırı firmasının ilanını yayınlayarak sedece matbaasını kullandığını kanıtladı :D

emorayt (13 Şubat, 2008 13:14 Çarşamba)
İki gündür bir şekilde, otobüste, metroda elime geçti. Sunum açısından bence gayet okunaklı bir gazete, ancak gandy'nin de belirttiği gibi ücretsiz gazetelerin çevreye verdikleri zarar özellikle büyükşehirlerde önemli sorun yaratacaklar gibi görünüyor. Zira iki gündür de gazeteyi yerden alıp okudum. Bir de bazı haberlerin altında İNFO kutucuğu yer alıyor, dilimizde bu kelimenin son derece yakışıklı olan karşılığı bulunmakta.

Alp (pimoka) Esin (13 Şubat, 2008 13:40 Çarşamba)
Zaman ilişkisi sadece matbaa olması meselesi bana enteresan geliyor ( kıllanan adam ). Ayrıca zaman gazeteside bedava dağıtılarak iddia ettiği tirajları yapmıyor mu? yani hergün apartmanın kapısında iki tane buluyorum ben.
Cüneyt Zapsunun adının geçiyor olması yaklaşan yerel seçimlerle bağlantılı bir hareket olduğunuda düşündürüyor.

gandy.phoebus (13 Şubat, 2008 15:27 Çarşamba)
okuma alışkanlığı geliştirmek keşke bu kadar kolay olsaydı, o zaman ilk ben bedava gazete çıkartmaya başlardım... fakat gündelik 'light' haberlerin bu alışkanlığı yaratmayacağı gibi, zaten 'gaste' tipi yayın okuduğu için başka şeylere yönelmemesi de mümkün. bu da hem mevcut 'paralı' gazete pazarını olumsuz etkileyecektir, hem de türkiye'de zaten çok az karşılaştığımız metro, vapur, kafe gibi ortamlarda kitap okuma alışkanlığını. okuma alışkanlığı büyük olasılıkla çocukken/gençken yerleşir, öğrenme/keşfetme zevki ve kültürüyle de devam eder çoğunlukla. bunun zaten dünya çapında oyun ve medya araçlarıyla gerileğini gözlemliyoruz, televizyon varken, psp varken neden kitap okuyalım ki? tabii yine de türkiye'ye oranla fransa'da 'sağda solda' kitap okuyan çok daha geniş bir kitle olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla. kısacası, seni çok iyimser gördüm settar :)

byparlak (13 Şubat, 2008 18:49 Çarşamba)
AM New York ve Metro da 5-6 senedir bedava dagitilan iki gazate New York'da.  Bence 'Gaste' dizaynini, fikrini ve konseptini AM New York ve Metro nun karsimi araklamis gibi geldi bana.

GASTE


METRO




GASTE



AM New York





GASTE


AM New York








Alp (pimoka) Esin (13 Şubat, 2008 19:23 Çarşamba)
beleş sirke baldan tatlı mıdır?
bedava olmakla belirlenmiş bir mecra, reklam verenleri tedirgin etmez mi?
okumadığımız kitaplar bize hediye edilenler midir?
böyle bir mecra, güvenilirliğni başka mecralarda üretmiş markalar olmadan reklam alabilir ve yaşayabilir mi?
metro dışında ölçülebilir bir alıcı profili olabilir mi / yoksa metro yeterli mi? istanbulda? metro kısa yol kısa di mi ?

Ben pek metro kullanmıyorum, ama yolda şurda burda elime geçen ücretsiz matbuat genel olarak bende pek güven hissi uyandırmaz, yani his olarak. en fazla göz gezdirip bi kenara, çöpe filan ulaştırıp kurtulmaya çalışırım. bu yüzden burnuma kadar sokulmuş fılayerleri artık elimn tersiyle geri itiyorum çöp bulmaya uğraş atcak yer zati yok falan filan neyse çok duygusal oldu galba.
özet bedava dağıtılan mecra ve güven hissi işte.

gandy.phoebus (13 Şubat, 2008 19:49 Çarşamba)
byparlak, gaste zaten metro'nun kurucusunun bir girişimi. üzerinde hala hakkı var mı bilmiyorum ama buna araklanma denemez bence. bir de aklıma sokakta bedava dağıtılan harun yahya adnan oktar yaradılışçı propaganda kitapları geldi. aynı yöntemin kullanılması beni şaşırtmıyor, ya sizi?

byparlak (13 Şubat, 2008 19:53 Çarşamba)
Metro mu? Taman simdi arastirdim.  Isvec liymis.

Gaste


AM New York

gandy.phoebus (13 Şubat, 2008 19:59 Çarşamba)
dünya malesef new york'tan ibaret değil... Wikipedia: Metro International ayrıca bkz. isviçre değil isveç olacak bir de... :]

byparlak (13 Şubat, 2008 20:01 Çarşamba)
hehe..ben sadece bildigimi gordugumu soyluyorum..rahat ol :)

ahmetbulent (14 Şubat, 2008 11:13 Perşembe)
bu bina istanbul'un neresi ola?


imot (14 Şubat, 2008 11:47 Perşembe)
Gaste'yi beğenmeyenler, Doğan Grubu da ücretsiz gazete çıkarıyormuş. Çıkş tarihi 18 Şubat olacakmış. Hürriyet yazı işleri müdürü Emre İskeçeli sorumluluğunda hazırlanıyormuş ve özel bir ekip tarafından her gün 300 bin adet dağıtılacakmış. İsmi cismi nedir bilen var mı?

Bu arada, Gaste 1000 ayrı noktada 700 görevli tarafından dağıtılıyormuş.

Birileri çevre kirliliği mi demişti?

phoenixia (14 Şubat, 2008 21:25 Perşembe)
gazete ve dergilerin gider ve gelirlerinin büyük kısmı reklamlardan karşılanır.. satışları kötü olsa da ayakta kalabilmeleri bu sayede.. dolayısıyla bedava gazete çıkartılması belki de gerekli.. kaliteyle eş güdümlü olmalı tabii..
15ykr,25ykr vermeleri mi insanların bir gazeteyi sağa sola atmalarına engel oluyor-olmuyor da, bedava diye mi atıyorlar yani yazılı kağıtları etrafa..
çevre kirliliğinin sebebi insan sonuçta.. kağıt tüketimi denirse piyasada parayla satılan bulvar,şok vb gazetelerin varlığını hatırlatırım.. yanlış yerden yaklaşılmış sanki..

içeriği dolu ve güzel olduğu sürece parayla alınmış bir gazeteye gösterilen tavrı görebilir bence..

ha devamı gelir, etrafta abidik gubidik gereksiz bir dolu yazılı kağıt olur deniyorsa.. doğal seleksiyon içinde kaliteli olanlar ayakta kalır bence diyorum..
zati insanlarda ucuz ve bedava şeylerin kalitesiz olduğu yönünde bir inanç vardır, muhtemeldir ki uzun soluklu olmaz..
keşke bağımsız yayınlar olsa/artsa, herkes düşündüğünü ifade etse.. ve artık düşünceden korkmasak..

gandy.phoebus (14 Şubat, 2008 23:17 Perşembe)
kentlerimizdeki panolara da 'bedavaya' güzel güzel kaliteli resimler asılıyor, hatta kimi zaman hoş kızlar havalı oğlanlar falan... bu, onların reklam olduğu gerçeğini değiştirmiyor değil mi? tüm ekonomik ilişkilerin reklam ve sponsorluk üzerinden işlemesi hoşuna gider miydi, aldığın herhangi bir mal veya hizmetin varlığı sadece bir reklamverenin keyfine kalsaydı? gazeteye biçtiğin rol ve verdiğin önemle ilişkili -olmalı- ödediğin ücret; tuvalet kağıdından hallice bir içeriğe sahipse gaste'n veya bulvar'ın, elbette bedava olmasını beklersin. gelir uğruna bağımsızlığından ödün veren, reklam ekonomisine dayalı boyalı basın da masum değil elbette, ama reklamverene kanıtlaması gereken bir tiraj miktarı olduğunu da unutmamalı. pazar ekonomisinde doğal seçilim kaliteyi hedefliyor olsaydı, zaten bırak bulvar ve şok'u, posta'nın bile dağılmış olması gerekirdi. ancak malesef medya karteli bu şekilde işlemiyor... reklam ve propaganda yerine, bağımsız yayın ve serbest düşünce isteyenleri internete davet edebiliriz; sansürcü yasa ve kurumları saymazsak düşünceden korkulmuyor sayılır burada.

phoenixia (14 Şubat, 2008 23:37 Perşembe)
verdiğin örneklerdeki reklam varlığıyla, gazete ve dergilerdeki reklamın varlığı aynı şey değil gandy.. 
tüm ekonomik ilişkilerin reklam ve sponsorlukla işlemeyeceğini de biliyoruz..
illa bütün gazeteler,dergiler bedava olmasın,olamaz da.. ama bedava diye herhangi bir ürün ya da hizmete kalitesiz damgası vurmak farklı bişi... belki de bu damga bedava olmasından kaynaklanmıyor kimbilir..
ve seçicilik kalitede beliryeci bir faktör.. reklamalan tarafın inisiyatifinde..
gaste'yi görme fırsatın oldu mu..

gandy.phoebus (15 Şubat, 2008 00:01 Cuma)
karşılaştırdığım, aynı kabul ettiğim iki açıkhava reklam çeşidiydi; billboard'lar ve bedava yayınlar (bunlara gaste'yi de, flyer'ları da katabilirsin). az veya çok, para ödemen gereken yayınları aynı şekilde değerlendirmiyorum, dediğim gibi, onların yakalamaları gereken tiraj rakamları var. bahsettiğimiz kalite kriterleri sanırsam aynı değil; 'bedava sirke' baldan tatlı olduğu gibi, -zehirli olmadığı sürece- topluma bir zararı da dokunmayacaktır; fakat burada herhangi bir ürün veya hizmetten söz etmiyoruz, "dördüncü kuvvet" medyadan bahsediyoruz. dolayısıyla hoş resimler, havalı metinler olması, gaste'yi kaliteli kılmaz. son dört gündür incelediğim gaste pdf'leri de, bu iddiamı destekler nitelikte; sözgelimi, siyaset gündemindeki türban hakkında, bir paragraftan uzun dair herhangi bir haber göremedim. söylemeye çalıştığım da zaten bedava olduğu için üstün nitelikli bir içerik beklemenin yanlış olduğuydu; "medium is message." kısacası bu 'gaste' bir reklamdır, propagandadır, ama kesinlikle gazete değildir.

phoenixia (15 Şubat, 2008 23:26 Cuma)
sevgi sunarak başliyim gandy..:)

medyanın kuvvet olması oldum olası beni rahatsız eden birşey.. dolayısıyla medyanın bir öğesi olarak gazetenin de kuvvet olmamasını tercih ederim..

ben gözlem aşamasındayım.. şu ana kadar da rahatsız olmadım gaste'nin varlığından..
sözlerinin kafamda dolaştırdıklarını yazayım yine..:)

gazetedir ya da değildir, neden önemli.. sınıflamak, tanımlamak ve etiketlemek..? gazete sınıfında olan diğer ücretli yayınlar reklamdan, propagandadan-ve provakasyondan- bağımsızlar mı.. dile getirdiğin üzere kuvvetler ve bunlardan bağımsız değiller..
peki onları gazete kılan nedir.. belli bir görüş çerçevesinde, belli bakış açılarıyla yayın yapıyor oluşları ve insanları bunlar doğrultusunda güdülemeleri mi.. medya patronlarının ellerinden çıkmaları mı.. onları ellerinde taşıyan kişilere kişilik katmaları mı.. isim yapmış köşe yazarlarının köşe kapmaca oynamaları mı.. 

dediğimi senin sözlerini içine katarak yineleyeceğim, bedava olmayan diğer gazeteler üstün nitelikli içerik mi sunuyorlar..

ve insanlar gerçekten basit ve günlük haberleri de almak isteyebilir etiketlenmeden.. laylon haberler diyebilirsin, seviyesi bana hitap etmiyor diyebilirsin.. ok..

iyidir, kötüdür demiyorum.. dediğim gibi gözlemdeyim..

alakasız not: kendi isteğimizle log out olabiliyoruz artııık..:))

gandy.phoebus (16 Şubat, 2008 02:19 Cumartesi)
gözlemlerimize biraz baharat katarak devam edeyim ben de; medyanın kuvvet olması, bilgi iletiminde sahip olduğu stratejik konumdan kaynaklanıyor. gün gelir geleneksel medya yayını yokolur, yerini internet gibi, merkezi olmayan iletişim kanallarına bırakır, o zaman da rahatsız edici başka kuvvetler olur gibi geliyor bana. bu biraz da bilginin çoğaltılabilir ve iletilebilir doğasıyla ilişkili muhtemelen. bu şartlar altında medya, gazete kuvvet olmasın da ne olsun? konvansiyonel gazete kavramını ticari çıkarları uğruna çarptırmaları, tıpkı daha önce tartıştığımız meşhur çevreye duyarlı sakız meselesine benziyor; nasıl sakız farklı paketlenince çevreci olmuyorsa, kağıda yazı basıldığında da gazete olmuyor. dikkat edersen ben burada 'ideal' bir gazeteden sözetmiyorum; bağımsızlık ancak çalışanların sahip olduğu bir gazete için mümkün olabilir, holding gazetelerinde değil. gördüğün gibi zaten mevcut şartlar pek de parlak değil, buna rağmen gazete tanımını tuvalet kağıdına kadar genişletmek sence doğru bir yaklaşım mı olur? hem "gazete veya değil, ne farkeder" diyerek, hem de "zaten gazetelerde iş yok" diyerek, yalnızca baskın ideoloji "anything goes" yaklaşımını güçlendirmekle kalmayıp, medyanın varolan iyi yönlerini reddetmiş ve olumlu yönelimlerini de baltalamış oluruz. veya en azından 'kuvvet' yönünü gözardı etmiş... yurtdışında yaşadığım için türkiye gündemini takip etmemin tek yolu haber ve gazete siteleri. ntvmsnbc ve cnntürk'e günde bir kaç kez, gazetelere de (birgün, cumhuriyet, radikal, milliyet, vatan, akşam, zaman) her gün göz gezdiriyorum. kimilerini kaliteli, kimilerini vasat buluyorum, ve bu içeriklerine katılıp katılmamamdan oldukça bağımsız. ...peki sadece gaste okuyor olsaydım ne düşünürdün? eğer bir gaste okuru kendini gazete okumuş sayacak, -okuma/araştırma alışkanlıklarımız pek parlak sayılmadığından- başka kanallara yönelmeyecekse, gündemden bihaber ve gerçeklerden uzak kalmayacak mıdır? tüm bir kentin işe ve okula her gün bu propagandayla gidip gelmesini olumlu bulur musun? sonuçta, gaste'nin kişiyi etiketlemeyeceği doğru değil, etiketlemekten daha beterini yapıyor gördüğün gibi. "basit ve günlük" haberleri, mutluluk hapları, kutsal kitapları ve romantik komedileriyle yaşayan bir toplumun sağlığı ve geleceği için endişelenmeyi oldukça normal buluyorum açıkçası. bunun da "seviyeme hitap etmesinden" daha öte bir kaygı olduğunu düşünüyorum. [ki ayrıca le monde diplomatique abonesiyim, seviyenin dibini bulmuş olmalıyım ahahahahah :D ]

Hoaxit (16 Şubat, 2008 03:04 Cumartesi)
Gazetecilik ölmüstür..

Yasasin internet..

hoppala (20 Şubat, 2008 12:15 Çarşamba)
http://www.mediacatonline.com/tr/news/details.asp?ID=5822

işte bu da "20dk" adlı gazeteye ait haber. Hani Doğan grubunun aynı formatta çıkaracağı

hoppala (20 Şubat, 2008 12:16 Çarşamba)
sloganı da "evinizin gazetesi değil"

buraKargın (22 Şubat, 2008 12:29 Cuma)
''Gazetenin adı, her gün 20 dakika içinde okunabilecek olmasına gönderme yaptığı için “20 dk”. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık AŞ’nin sahibi olduğu gazetenin künyesinde tek isim bulunuyor: Hasan Kılıç. Özellikle 20 dakikada okunup eve gitmeden gazetenin bitmesi üzerine bir kampanya oturtan Doğan grubu, slogan olarak da “Evinizin gazetesi değil”i seçti. ''

Daha fazlası

Alp (pimoka) Esin (22 Şubat, 2008 15:35 Cuma)
Evinizin gazetesi değil anlam kayarak şöyle okunur: gazete değil !

Nedenini niçinini açıklamaya uğraşmayacağım, 20dk adını gaste olarak seçmiş bir "şey"e göre pozisyonunu daha rahat ifade eiyor ve bu rahatlığa ihtiyaçları var. Gaste'nin ismiyle kendini kapattığı aralıktan çıkması için bir zaman sonra gerçekten gazete olma yolunda adımlar atması gerekecek. Gazete ile gaste arasındaki yazım farkıda onları kurtarmayacaktır. Bakınız ismiyle yarattığı beklentiyi karşılayamayan ürün durumu.

Her iki enstrumanında gazete olmadıkları konusunda gandy.phobeus'la aynı fikirdeyim ama bunun algıyı nasıl etkileyeceği ve bir medya olarak ifade edecekleri güç konusunda tereddütlerim var.

Yine de birer propaganda aracı olarak kullanılmaya açık  mecralar olduğu kesin gibi gözüküyor; Doğan grubunun ve C. Zapsunun ifade ettiği toplumsal konumlanış ve politik yatkınlıklar bu ihtimali çok güçlü olarak düşünmek gerek dedirtiyor. yaklaşan yerel seçimler bu işin rengini ortaya çıkartır.

Belkide bütün bu laflara gerek kalmadan birer ticari girişim olduklarını kanıtlarlar :)

eferdk (22 Şubat, 2008 17:20 Cuma)
20dk'nın dün ki ilk sayısında çokça yazım hatalarına rastladıktan sonra, pekte ciddiye almamışlar işlerini herhalde dedirtti. Medyada Doğan'ın olmadığı bir kulvar olamaz denilmişte mi çıkmış acaba? Magazine çok yer verilmiş ayrıca, baştan sona çıtır-çerez haberle dolu. Ortada durmaya çalışmak ve siyasete karışmamak mı amaçları acaba. Gaste İstanbulun çok güzel, güllük-gülistanlık olduğunu bas bas bağırıyor.

ferhat can (22 Şubat, 2008 17:28 Cuma)
ya bu elemanların gasteyi vermeye çalışması umarım geçici bir olaydır. örneğin evimden denizotobüsüne yürürken toplam "10 gaste dağıtıcısına" teşekkür etmem gerekiyor. her ay 200 kez bunları mı reddedeceğim ben ?

Yalçın (settar) Pembecioğlu (04 Mart, 2008 00:06 Salı)
Bugun bir de Istanbul Bulteni diye bir dergimsi duruyordu bol bol metro turnikelerinde. Belediye bu gazete potansiyelini yeni farketti galiba. Uzucu olansa, sanirim bu iki sayfa cevrilip atilan bultenler kuse kagida basilmisti.

tiryaki (04 Mart, 2008 00:21 Salı)
yok, istanbul bülteni uzunca bir dönemdir çıkan bir yayın. baya uzunca bir süredir. en kaliteli kuşe kağıda basılan belediye hizmetlerini(!) halka anlatmaya çalışan böyle muhtarımızı tanıyalım gibi bi köşesi olan bir yayın. metro da filan dağıtılmaya başlandığı zaman genelde bir ay önceki sayı olduğu dikkat çeker. zira içerisinde ihaleler ile ilgili de bir köşesi olduğu vakidir. tayyip in son dönemlerinde ya da müfit zamanında çıkmaya başladı. bir de ekürisi iski bülteni vardır ki... o daha da başka... aslında kurum içi yayın organı gibi duruyor ama üstünde "bu bülten sizindir alabiliriniz" filan yazar. bi dönem otobüslerde bir mini dergi çalışması olmuştu. bir ajans vasıtasıyla o gerçekten daha iyiydi. mini boy ücretsiz istanbul dergisi. 2 sayı ya çıktı ya çıkmadı :)

Yalçın (settar) Pembecioğlu (19 Şubat, 2009 10:24 Perşembe)
,

Yalçın (settar) Pembecioğlu (19 Şubat, 2009 10:28 Perşembe)
, Bugun itibariyle kapanmis bulunuyor Gaste.

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.